Connect with us

Erol Taşdelen

İHRACATÇIYI DÖVEREK DÖVİZ REZERV ARTAR MI?

Published

on

Son yıllarda akıl almaz ekonomi politika(sızlık)lar Merkez Bankası rezervlerinin milletin gözleri önünde eridiğine şahit olduk. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu kadar çok eksi rezerv ile 2020’lere başlamış olduk. Demirel’in 1970’lerdeki meşhur “70 cente bile muhtacız” noktasına gelebilmemiz için 50 milyar dolar bulmamız gerekiyor. Zaman zaman ekonomi kurmaylarının ağızlarından kaçırdıkları 50 milyar dolar hikayesi de bu zaten.

Yurt dışı borçlanmalar aksıyor

Son yıllarda yabancı sermayeyi çok dövdük. Buna “ohh” diyenler olduğu gibi alternatif kaynaklar üretemeyenler panik halde farklı arayışlar içine girdi. Swaplarda sınırlamalar, yabancıların TL’ye ulaşmasını engellemeler üzerine “gri listeye” dahil olmamız da eklenince ipin ucu kaçtı. Piyasa yapıcılar ahalinin elinde dövize ve ihracatçı firmaların dövizine yöneldi. Kur Korumalı Hesapları ( KKH ); İhracat bedellerinin önce %25’ini ( daha sonra oranı artırarak %40’ını) Merkez Bankası aracılığı ile TL’ye dönüştürülmesini bu arayış hamleleri olarak okumak gerekir. Bankacılık sektörü Sendikasyon kredilerinde bırakın yenisini almayı eskisini bile 20-25 ülkenin 30-40 bankasından zor tamamlayabiliyor. Sektör bu durumu “yoğun talep” diye sunsa da işin içinde olanlar gerçeği biliyor.

Kur Korumalı Hesaplar ne durumda?

8 Nisan itibarıyla KKH’larda biriken paralar 728,6 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. Dolar bazında 49,6 milyar USD yapar. KKH’ların dolarizasyonun önüne geçmediği başta amaçlanan “dövizini alan bankalara koştu” söyleminin gerçekler ile örtüşmediği rakamlar ile ortaya çıkınca ekonomi kurmaylar söylem değiştirerek “dövize gidecek TL’lerin önünü keserek talepleri engelledik” söylemine döndüklerine şahit olduk. 8 Nisan itibarıyla toplam mevduatın %57,8’lik kısmı döviz hesaplarda duruyor; üzerine KKH’ları da ekleyince toplam mevduatın %70’lik bölümü döviz ya da dövize endeksli KKH’larda bulunmakta (*). Hadi ekonomi kurmayları gibi düşünelim KKH’lardaki paraların dövize gitmediğini var sayalım ama o zaman da bir sorun ortaya çıkıyor KKH’lar çoğu TL’den geldiği için Merkez Bankası rezervlerinin artmasını sağlamadı ki. Amaç kısa vadeli Merkez Bankası döviz rezervleri artırmak ise başta “süper bono” diye bilinen dövize endeksli eurobond çıkarsaydınız o zaman. Ne diye halkın vergi gelirlerinden kaynağı oluşan Hazineye ek faiz yükü verdiniz; Merkez Bankası üzerine ek kur yükü bindirdiniz. Artmayacak döviz rezervleri için toplum üzerine ek yük binmiş durumda. İleriye yönelik ne kadar fatura çıkacağını KKH’ları kurgulayanlar da net bilmiyor şu an. Bu güne kadar ödenen dâhil önümüzde ki bir yıl için, toplam destek ödemesi Hazine ve Maliye Bakanlığı için 18,1 milyar; Merkez Bankası için 4,2 milyar TL hesaplanıyor; tabi kurlar bu seviyede kalır ise. Şirketlere getirilen vergi istisnasının maliyetini ise 2.3 milyar TL.

Bankalar KKH oyununa dahil edildi!

Ahalimiz dövizini bozmayınca bankalara 15 Nisana kadar döviz mevduatlarının %10’luk; 8 Temmuza kadar %20’lik kısmının KKH’lara dönüştürülmesi için müşterilerini ikna etme hedefi verildi. Daha önce yazdığımız gibi bu hedef tutmaması halinde bankaları ciddi cezalar bekliyor. 2019-20’deki AKTİF RASYO yaptırımı “kredi verin” üzerine idi; KKH’lar bakısı da “döviz hesapları TL’ye dönüştürün” üzerine oldu. Hedef tutmaz ise %1,5 komisyon ödeme ve daha yüksek karşılık yatırma seçeneği ceza makbuzu olarak gösterildi. Kim ne kadar ceza ödeyecek umarım KAP’a bildirilir ( tabi bankalara ek süre verilmez ise ).

İhracatçı ve bankalar dayak yemeye başladı!

KKH’lar beknenen ek döviz rezervine katkı yaratmadı, dolarizasyon oranı düşürülemedi. Gözler elinde döviz bulunduran ihracatçıya döndü. MB, ocak ayı başında ihracat döviz gelirinin dolar, avro ve sterlin cinsi olanların ihracat bedelinin yüzde 25’i düzenlendiği tarihteki işlem kuru üzerinden MB’ye satılmasına zorunlu hale getirmişti. Bu oran Nisan ortasında %40’a çıkarıldı, haftaya başlıyor. 2022’ye kadar ihracat bedeli gelen ihracatçı bankasında karşılıklı sat/al kuru bağlayarak ihracat bedelini Döviz Alım Belgesi ( DAB)‘a bağlıyor aynı dövizi ihtiyacı için hesaplarında döviz olarak tutuyor, ithal girdiler için ihtiyatta tutuyor veya bu bedeli TL’ye dönüştürüp ödeme ihtiyaçları ( hammadde alımı, maaş, elektrik, doğalgaz ödemesi… vb ) için kullanıyordu. Bu durumda ihracat bedeli döviz firmanın çalıştığı bankalarda kalıyordu. İşte Ekonomi kurmaylar kendi mantıklarına göre bu paranın peşine düştü. Bu döviz Merkez Bankasında TL’ye dönüşür ise döviz de otomatikman Merkez Bankasında kalır bu sayede Merkez Bankasının rezervleri artar mantığı ile hareket edildi. %25’lik dört aylık uygulamadan sonuç alındı ki oran %40’lara çıkarıldı. Rusya – Ukrayna savaşı çıkınca yurtdışı paraları dondurulan Rusya hatırlayın bu oranı direkt %80 yapmıştı. Bu durumda bankalarda kalacak ihracat döviz bedelleri Merkez Bankasına gidiyor. Firmalar da eski sistemdeki gibi karşılıklı al/sat döviz kuru bağlayamadığı için bankalara dönüp ihtiyacı olan dövizi alıyor. Bu durumda Merkez Bankası ile Bankaların döviz satış kuru arasındaki fark kadar İhracatçı zarara uğruyor. İhracatçıya yükleneceğinize ihracatı olmayan firmaların döviz almasının önünü kesin daha mantıklı bir iş yapmış olursunuz. Sermaye kontrolü sağlayalım derken arada döviz kazandırıcı firmaları dövüyorsunuz haberiniz olsun! Uygulama, sat/al arasındaki geçen zamanda şansa kurlar anlık artmaz ise İhracatçıların maliyetlerini %0,50-1 arasında artırır haberiniz olsun!

İhracatçı da mı kaçsın isteniyor!

İhracatçıya yönelik uygulamalar kısa vadede kazandırıyor gibi gözükse de orta uzun vadede tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Zira bu tür uygulamalar artması halinde Firmalar ihracat gelirlerini yurtdışında tutmak için Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere kaçabilir şirket merkezlerini dışarıya taşıyarak transit ticaret ya da serbest bölgelerde çıkış arayabilirler. Karar alıcılar bu tehlikenin de farkında olmalılar. Kaş yapayım derken gözden olmayalım. Sonuç olarak ihracat düşmesi ve Cari açığın artması ile baş başa kalabiliriz. İşin dozunu ayarlayamazsak ana ihracatçıları da kaçmasını izlemekle yetiniriz. En fazla ihracat yapan 100-250 firmanıza bakın. Kaç tanesi yerli? Başta Otomotiv, Makina ve Beyaz Eşya gibi büyük ihracatçıların yeni durumdan. ve ihracatçılara yönelik yaptırımlardan memnun olduklarını düşünmüyorum. Bir yeri yapalım derken daha büyük hasar almayalım. Uyarmadı demeyin!

Yurtsever sermayeyi dövmeyi bırakalım!

Sermaye ürkektir. Yabancılar ürktü kaçtı da bizimkiler durdu mu? Rus Oligarklar İngiltere’yi Merkez yaptı da bizimkiler yapmadı mı? Zamanında milyarlarca doların İngiltere, Malta yurt dışına kaçırılmasına göz yumulmayacaktı. Yurt dışına kaçanlar ile ilgili tedbir ya da yaptırım duyan oldu mu? Kaçanları görme, kalan yurtsever sermayeyi döv olmaz! Tarih de Halk da affetmez bu hataları. Malta Devleti Türk zenginlerden kimlere vatandaşlık verildiğini her sene açıklıyor. Milyarlarca doları istifleyip vatandaşlıktan bile çıkmayı planlayan zenginlerin niyeti “vize almadan yurt dışında rahat rahat gezme” olamaz. Halkın üç kuruş dövizi; ihracatçının bu zor koşullardaki gayretini törpüleyecek yaptırımları bırakıp asıl bu topraklardan kaçırılan paraların peşine düşelim. Evine taş atılıyorsa “camın önünde durma” diye çocuğunu mu döversin, evine taş atanların peşine mi düşersin?

Döviz kurlarına ek baskı yaratıldı

Firmaların %40 İhracat bedeli Merkez Bankasına satması daha sonra gibi piyasadaki bankalardan alış yapması dövize talebi azaltmıyor tam tersi bankalar üzerinde ek baskı dolayısıyla döviz kurları üzerinde ek baskı yaratıyor. Sonuçta bankalar da gelen talebi elindeki dövizi Merkez Bankasına verdiği için gidip piyasadan alacak, bu da piyasada kurlar üzerinde baskı yaratacak. Kısır döngü yani. Yeni uygulama ile Bankalardaki bozdurulan ihracat bedeli kadar döviz saklama yeri değişiyor sadece. Kağıt üzerinde Merkez Bankası rezervlerini artırıyor gibi olsa da ülkenin döviz rezervlerinde aslında bir değişiklik olmuyor. İhracatçının bıraktığı tortu döviz bankalar yerine Merkez Bankasına kaymış oluyor. İşin ilginç tarafı içinde büyük yerli bir bankanın da bulunduğu bazı bankalar bu senaryoyu (!) önceden öngörmüş gibi son bir yılda işi gücü bırakıp “TL DCL Hazine Kaynaklı Kredi (DCL (Dual Currency Loan)” pazarlıyordu. BDDK bu kredileri bir mercek altına alsa iyi olur. Zira; bu krediler müşteri ile anlaşılan kur üzerine çıkması halinde müşteri döviz olarak ödeme yapıyor. Kağıt üzerinde kredi TL ama ödemede çoğu Döviz ödendi üstelik döviz kredilerinde ihracat yapma zorunluluğu varken bu krediler o yasağı da delmiş oldu, başka bir ifade ile işi kılıfına uydurdular. Bu sayede döviz mevduatı da bu kredide göstermiş midir(!) banka Hazinesi muhasebe olarak, onu da BDDK murakıpları araştırsın. Her şeyi ekonomi yazarlarından beklemeyin!

Bankalara bir de ödül : Mevduata “Devlet Garantisi” kapsamı genişletildi!

Dünyada, 1929 buhranı ile vatandaş bankalara koşmaya başlayınca devletler “paniği yatıştırmak için” bankalardaki mevduatlara güvence ( devlet garantisi ) vermeye başlamıştı. Öyle ya, bir krizde sektörün başına gelebilecek en kötü senaryo budur. 2008 yılında Yunanistan’ı hatırlayın günlük 250 EUR’ya kadar düşürülmüştü bankalardan mevduat çekme tutarı. 2021’de aynı durum Lübnan’da oldu. Lübnanlılar bankalara saldırınca kamu otoritesi mevduatların %75’ini dondurdu. 15 yılda ödeyeceğini açıkladı. İşte bu durumlar yansıyıp vatandaş paniklemesin diye bankalardaki mevduatlara devletler garanti veriyor. Türkiye’de kamu da TMSF aracılığı ile banka mevduatlarına garanti veriyor. 30 Aralık 2021’de bankalardaki garanti verilen mevduat tutarı 150 bin TL’den 200 bin TL’ye çıkarılmıştı. Yapılan yeni düzenleme ile sadece Gerçek Kişi vatandaşın hesaplarına verilen güvence kapsamı genişletilerek Ticari Hesaplara da verildi. KKH’lar da güvence kapsamına alındı. Aynı zamanda TL dışındaki döviz hesapların da güvenceyi kapsadığının altı çizildi. KKH’lar içinde bulunan yabancılara ait mevduat da bu kapsam içine alındı.

Banka karları dikkat çekince, vergi arttı

Finans sektöründe kurumlar vergisini yüzde 20’den yüzde 25’e çıkaran 7394 sayılı torba yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Başka bir ifade ile bankalara ek %5 daha ek vergi yük gelmiş oldu. 2021 yılında toplamda 92 milyar TL karlılık açıklayan Bankacılık sektörü 2022 ilk iki ayında rekor kar ile 39 milyar TL kar açıklamıştı.

*********************

(*) BDDK 8 Nisan verilerine göre; bankalardaki toplam mevduatın USD karşılığı 410,4 milyar USD; bunun 237,4 milyar USD’lik kısmı yabancı dövizde; 49,6 milyar USD karşılığı da KKH’larda bulunmakta.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com

EKONOMİ

KKM’LERİ EKONOMİSTLER NİÇİN KARŞI ÇIKIYOR

Published

on

KUR KORUMALI MEVDUAT ( KKM ) hesaplar için 2022 Temmuz itibarıyla Merkezi Bütçeden 60,6 milyar TL ödendiği ortaya çıktı. Yıl sonuna  kadar USD/TL kurunun durumuna göre maliyetlerin 200-300 milyar TL’ye kadar çıkması hesaplanırken KKM’lere karşı çıkanlar ile destekleyenler arasında tartışma da büyüdü. Ana tartışma konuları neler yakından bakalım.

KKH’ler aceleye getirildi

Ekonomistlerin ana itirazlardan başında bu ürünün çok aceleye geldiği yönünde. Haklılık payı da yok değil. KKM’lerden sonra yirmiden fazla değişiklikler oldu. Onbeşinci değişiklikten sonra ben şahsen takibi bıraktım.  Zira, bir süre sonra “Altın ( XAU ) ve GBP unutmuş bunlar da  dahil” dendi. Belli bir süre sonra en fazla KKM faiz oranı %17 dendi. Bankaların KKM’lere karşılık oranlarının değişmesi; Ticari Hesapların da dahil edilmesi; Vergi avantajları gibi daha sonra yapılan düzenlemeler ürünü biraz da “Kervan yolda düzülür” anlayışı ile çıkarıldığı anlaşılıyor. Zira bu tür ürünlerde başta böyle belirsizlikler olmaması gerekirdi. Değişiklikler o kadar sık olunca ilk hesabı açan bazı müşteriler; örneğin 100 bin USD’lik KKM açtı vade sonunda elin e 92 bin USD verildi ana para eridi. Bu yönde açılmış davalar var ( “yok “demeyin elimde belgeler var ).

KKM Hesaplara TL mevduat niçin dahil edildi? 

KKM’ler 20 Aralık 2021’de başladığında piyasalarda 18’leri geçen USD/TL seviyesini kısa sürede 13’lern altına çekmesi o günlerde ‘doğru ürün’ gibi olduğu düşünülse de kısa sürede USD/TL seviyesinin tekrar yükselerek eski seviyesine yükselmesi çözümün geçici olduğuna yönelik eleştiriler haklı çıkmış oldu. Başta Döviz Mevduatların KKM’lere dahil olduğu bizzat Maliye Bakanı tarafından sık sık dillendirilse de BDDK verilerin açıklanmaya başlaması ile ürünün çıkarılmasından iki hafta sonra asıl kaynağın dövizden değil TL mevduatlardan geldiği ortaya çıktı. Ekonomistler bu duruma karşı çıkarak “Döviz bozulma yerine niçin TL Mevduatın Kur Koruma altına aldığını” anlayamadı ve karşı çıktı. Bu durumda KKM savunucuları “TL Mevduatın Dövize dönüşünü engelledik” bu şekilde söylemi geliştirdi. O günlerde Dolarizasyon %72’lere kadar çıkmıştı. Ağustos başında KKM’lerde 1 trilyon 170 milyar TL birikti. Bunu da USD karşılığı 65 milyar USD KKM’lerde biriktiği anlamına gelir. 20 Aralıkta Döviz Mevduatta  260 milyar USD karşılığı döviz vardı. 5 Ağustos itibarıyla 240 milyar USD karşılığı döviz mevduat var. 7 ayda 20 milyar USD düşüş var. Bu düşüşün tamamı KKM’lerde gittiğini düşünsek bile 65 milyar USD KKM karşılığını 45 milyar USD karşılığı TL Mevduat hesaplardan geldiği anlamına gelir. Ekonomistlerin ana itirazların başında bu geliyor. Temmuz Sonunda Hazinenin ödediği 60,9 milyar TL Kur farkının üçte ikisi TL Mevduat hesaplara ödenmiş oluyor ki bunun ödenmesinin amacına uygun olmadığı TL Mevduatlara Dövize dönme korkusu ile bu bedelin ödendiği Hazine ana kaynağının Halkın Vergileri olduğu için; “Vergiler parası olan zenginlere aktarıldı” itirazları geldi.

Özel banka KKM’lere niçin kaynak aktarıldı?

Kamu yararına özel sektöre kaynak aktarılması genelde “teşvik” olarak bilinir. Örneğin yatırımcı Sanayicilere vergi muafiyeti bu kapsamdadır. Kamu bankaların Yatırım ve İstihdam için düşük faizli kredi verilmesi de bu kapsamdadır. Ama özel yerli ve yabancı bankaların da dahil edildiği KKM’lere Hazinenin kaynak aktarmasına Ekonomistlerden itiraz geldi. İtiraz edenler başta KKM’lerin sadece Kamu Banklarında olması gerektiğini savunuyor. Zira, KKM’ler için ödenen kur farkı mevduat olarak bu bankalara gittiği için dolaylı kaynak aktarımı da yapılmış oldu. Bunun yerine “Kur Korumalı Bono veya Tahvil çıkarması daha mantıklı olacaktı, bu şekilde ana kaynağın kamuda kalacağı savunuluyor. Hazinenin özel yerli ve yabancı sermeyeli bankalara kaynak aktarılması ciddi eleştiri konusu oldu. 2022 yılı ilk yarısında 24 milyar TL Net kar açıklayan bankacılık sektörü 2022 yılın ilk yarısında karlılığını beş kat artırarak 169 milyar TL net karlılık açıklamasında KKM’lerin katkısı büyük oldu. Zira, Vadeli mevduatların üçte biri KKM’lerden oluşuyor.

KKM Hesaplarda en fazla %17 mevduat niçin seçildi?

KKM hesapların niçin en fazla %17’de sabitlenmesi diğer bir itiraz konusu oldu. Zira %17’lerde sabitlenmeden önce özel bankalarda mevduat %20-21’lerdeydi. %17’ye çekilmesi ile bankalara ciddi bir düşük maliyetli kaynak da sağlanmış olduğu gibi Hazineden ve  Merkez Bankasından daha fazla kaynak çıkmış ek maliyet oluşturulmuş oldu. KKM’lerde TL’den dönenlerin kur farkını Hazine; Dövizden dönenlerin kur farkını Merkez Bankası karşılıyor. Hazinenin ödemeleri ek bütçelerden belli olurken Merkez Bankasının KKM’ler için ne kadar ödeme yapıldığı açıklanmadığı için hala belli değil. KKM’lerin yaklaşık üçte biri Dövizden geldiği düşünüldüğünde Merkez Bankasının 20 milyar TL ödediği tahmin edilebilir. KKM hesaplarda faiz %17’lerde sabitlenmese normal mevduatın %27’lere kadar çıktığı bu günlerde aradaki %10 bankalar tarafından karşılanacaktı ki bu aylık 1 trilyon 170 milyar lira KKM’ler için 9,5 milyar TL daha faiz maliyeti olacak anlamına gelir. Dolaylı olarak Hazine ve Merkez Bankasından her ay 9,5 milyar TL faiz için fazladan kaynak aktarıldığı anlamına gelir. Ekonomistlerin ana itirazlardan biri de bu konu. Ekonomistler haklı olarak, “özel yerli ve yabancı bankalara niçin kaynak aktarılıyor, bunların ürünlerine niçin para aktarılıyor bunu yerine KKM sadece Kamu Bankalarında çıkarılsaydı” haklı itirazı yapıyor.

İleriye yönelik maliyet hesaplamak çok zor

KKM’lerin Hazine ve Merkez Banaksına ileriye yönelik ne kadar maliyeti olacağını bugünden söylemek çok zor. Zira, USD/TL değerinin ne olacağı ile ilgili bir konu bu. Bazı ekonomistlerin iddia ettiği gibi USD/TL kuru 25-30 TL’leri görmesi halinde ciddi maliyetler çıkıyor. KKM’lerin Bütçeye ne kadar yük getireceği yanında “KKM’ler ekonomik dengeleri sağladı, onun maliyeti” diye savunulsa da Bütçeye gelecek yük konusunda Maliye Bakanı bile net cevap verememekte. Bu belirsizlik Bütçe Açığını daha da artmasını ve ucunun nerelere gideceğinin bilinememesi ciddi kaydı yaratıyor.

Kısaca, KKM maliyetinin ciddi hesaplanmadığı, ileriye yönelik maliyet hesabının da ne olacağı yönünde itirazların boşa olmadığı ortada. Bütçe harcamaları ve para transferlerinde Kamu Yararı olması esastır. Vergi Hukuk uzmanlarının itirazı da buradan kaynaklı. KKM’lerin Vergi Usul Kanununa aykırı olduğu iddialar arasında. KKM’ler aracılığı ile zengine para aktarılmasının Kamu yararının anlatılması ise KKM hesapları anlatmak kadar zor bir konu.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK DÜZENLEMESİ ‘BAĞIMSIZ DENETİM RAPOR’ ÜCRETLERİNİ UÇURDU

Published

on

BDDK Temmuz başında TL Kredilerine yönelik kısıtlayıcı tedbirlerinden biri de firmalardan “Bağımsız Denetim Raporu” hazırlanması koşulu getirmesi birden binlerce firmanın Bağımsız Denetim Raporu hazırlanması için bu yönde hizmet veren firmalara koşmasına neden oldu.

Bankalar firmalardan taahhütname alıyor

Bankalar TL kredi kullanacak firmalardan Bağımsız Denetim Raporu alınacağı yönünde taahhütname alınması firmaların Bağımsız Denetim firmalarında yığılma yaratmış durumda. Zira, bazı bankalar taahhütname almakla yetinmiyor, firmalardan  Bağımsız Denetim Raporu firmalar ile işlemlerin başlatıldığının kanıtlanması için yapılan sözleşmeyi talep ediyor. Yani, ortada rapor olmasa da şimdilik sözleşme gerekiyor.

Bağımsız Denetim firmaları talebe yetişemiyor

Piyasadan ani ve yoğun gelen talep karşısında Bağımsız Denetim Raporları yetersiz kaldı ve rapor hazırlama ve teslim süresi uzamaya başladı. Bazı firmalarda 2022 yılı tamamen dolu olup yıl sonuna kadar yeni firma almayacağını belirtirken; iş yoğunluğundan rapor kalitesi de düşmüş durumda. Zira, Bağımsız Denetim Raporu hazırlayan firmalarda teknik personel gelen yoğun talebe yetişemez hale gelmiş durumda. Bağımsız Denetim firmalarında iş yükü artarken analist ücretleri de 2-3 katına çıkmış durumda. Firmaların personel alımına yönelik iş ilanları artarken karşılıklı personel transferleri de hızlanmış durumda.

Rapor ücretleri anormal arttı

BDDK’nın TL kredilerine yönelik fren gören düzenlemeleri Bağımsız Denetim Raporu hazırlayan firmaların işlerini yoğunlaştırırken düzenleme öncesi 30-50 bin lira arasında hazırlanan Raporlar için Ağustos ayında 250-300 bin lira istenmeye başlandı. BDDK veya Çalışma Bakanlığı bu yönde tarife ücreti belirlemeyince her firma keyfi olarak Rapor hazırlama ücret tarifesi uygulamaya başladı.

Firmalar mağdur oldu

BDDK’nın ani düzenlemesi firmaları Rapor hazırlamaya zorlarken 250-300 bin lira gibi anormal bir maliyet ile de karşı karşıya kaldılar. Üstelik bu ücreti her sene ödeyecekleri için firma maliyetlerine ek bir külfet gelmiş durumda.

Hangi firmalar zorunlu Bağımsız Denetim Raporu hazırlayacak?

BDDK açıklamasında, “660 sayılı KHK ile ilgili düzenlemeler uyarınca bağımsız denetine tabi bir şirket ( Şirket )” olması halinde düzenlemeye tabi dendi. İyi de bu ne demek; hangi firmalar Bağımsız Denetime tabi. Bunun için 3 şartta en az ikisini, iki yıl arka arkaya sağlamanız gerekiyor. Nedir bu şartlar;

  1. Aktif büyüklüğü 35 milyon TL’den fazla olan firmalar;
  2. Net Satışları ( cirosu ) 70 milyon TL’den fazla olan firmalar;
  3. Çalışan sayısı 175’den fazla olan firmalar;

Bu üç koşuldan en az ikisini 2 yıl arka arkaya sağlıyor ise firmanız, Bağımsız Denetim Raporu hazırlatması gerekiyor.

KOBİ tarzı firmalar “maliyetleri nasıl düşürelim” diye çırpınırken üzerinde 250-300 bin liralık hesapta olmayan bir maliyetin gelmesi piyasalarda tepkilere neden oluyor, biline!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

VATANDAŞ ENFLASYONDA EZİLİRKEN, BANKALAR KARLILIĞI BEŞE KATLADI

Temmuz ayı için TÜİK’nin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık  %79,6; Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %144,6 olarak; ENAG’ın yıllık %176 olarak enflasyonu açıkladığı gün; BDDK’da banka rasyolarını açıkladı. Vatandaş Enflasyon karşısında ezilirken Bankacılık sektörünün karlılıkta Altın yılını yaşadığı ortaya çıktı.

Published

on

Bankacılık tarihinde görülmemiş kar artışı yakalayan Bankacılık sektörü 2021 ilk yarısındaki 33,8 milyar TL’lik Net karlılığını beş kat artırarak 169,1 milyar TL’ye taşıdığı görüldü. Sektörün, Karlılık yüzde artışı ise % 400,3 oldu. 2021 yıllık 92,9 milyar TL olan karlılığını da aşan sektör kar üzerine kar rekoru sağladı. Üstelik bunu kriz ortamında gerçekleştirdi. O zaman soru şu : Bu değirmenin suyu nereden geldi?

BANKALAR NEREDEN KAR YAPTI?

Bankacılık sektörünün Kar / Zarar Tablosuna bakıldığında 2021 ilk yarısındaki 270,4 milyar TL’lik Faiz Geliri % 99,1 artarak 538,4 milyar TL’ye çıktığı görülmekte. Başka bir ifade ile bankaların faiz geliri ikiye katlamış durumda. Buna karşılık Faiz Giderleri 176,7 milyar TL’den % 43,4 artarak 253,5 milyar TL’ye yükseldi. Dolayısı ile Faiz Giderleri gelirlere göre daha az artınca Net Faiz Giderleri de hali ile anormal artış oldu. 2021 ilk yarısında 93,7 milyar TL olan Net Faiz Gelirleri % 204 artarak 284,9 milyar TL seviyesine yükselmiş durumda. Bunda hiç kuşkusuz KKM hesapların en fazla faiz oranı olarak %17 olarak sabitlenmesinin katkısı büyük oldu. Zira faiz giderlerinin ana kalemi olan vadeli Mevduatların üçte birinin KKM olduğu düşünüldüğünde bankalar için ciddi avantaj sağlanmış durumda. Temmuz sonunda KKM’lerin hacmi 1,1 trilyon seviyesine gelmiş durumda. KKM faiz oranları %17’lerde sabitlenmesi bugün mevduat faiz oranları en iyi tahminle %27’lerde hatta daha üstünde olacaktı ki bu da Bankalara bu kısım mevduat için %10 ek faiz yükü getirecek bu da aylık 9 milyar TL faiz gideri anlamına gelmektedir. Başka bir ifade ile bugünkü KKM rakamları ile Bankalara ek 9 milyar TL dolaylı kaynak aktarılmaktadır ki bu para da Hazine ve Merkez Bankasından çıkmaktadır. Ciddi transfer! Zira, Ekonomi kurmaylar KKM – Mevduat faizlerini sabitlerken Kredi faiz oranlarında herhangi bir fren sistemi kurmadı. Ağustos başında örneğin Ticari Krediler Kamu dışı bankalarda %50’lere dayanmış durumda. Bir taraftan mevduat faizlerini bastırırken diğer taraftan kredileri serbest bırakılması ister istemez banka Net Faiz Gelirlerini de üç kat ve %204 artırmış durumda. Ayrıca; Sektörde 2021 ilk yarısında 93,7 milyar TL olan Faiz Dışı Gelir ise %204 artarak 2022 ilk yarısında 294,9 milyar TL seviyesine yükseldi. Bunda geçen yıl aynı dönemde 21 milyar TL olan Kambiyo zararının 53 milyar TL karlılığa dönmesinin etkisi büyük olduğu görülüyor.

BİLANÇO BÜYÜDÜ

Diğer Taraftan bankaların 2021 sonundaki 9,2 trilyon TL olan Toplam Aktifleri yılın ilk yarısında %27 büyüyerek 11,7 trilyon TL’ye çıkmış durumda. 4,9 trilyon TL olan Nakdi Kredileri de % 28 artarak 6,2 trilyon TL seviyesine yükselirken; 160 milyar TL’lik Takipteki krediler 161 milyar TL seviyesine çıktığı görüldü. Söz konusu kredi takip tutarları hukuki sürecin başladığı krediler olup içinde öz izleme, yakın izleme, yapılandırılan ve yüzdürülen krediler dahil değil. Sektörde sorunlu kredi grubuna giren kredilerin oranı TBB’nin yayınladığı raporlardan %15’ler gibi yüksek seviyesinde olduğu biliniyor.

2021 sonunda 5,3 trilyon TL olan Mevduat hacmi ise %28,2 artarak 6,8 trilyon TL seviyesine yükselmiş durumda. Toplam Kredilerin %37’lik kısmını oluşturan 2,5 trilyon TL vadesiz mevduatlarda bulunuyor, ki bu  oran enflasyonist ortamda tasarruf sahiplerinin aleyhine bir durum oluşturuyor. Bazı bankalar otomatik günlük fon alım alt limitlerini yükselterek kendi lehlerine avantaj sağlamış durumda ki bu alana henüz BDDK müdahale etmiş değil. Bankaların insafına kalmış. Bazı bankalar 50 bin USD altına vadeli hesap bile açmıyor.

Sektörün özkaynakları ise 2021 sonunda 714 milyar TL iken %43 artarak 2022 ilk yarısında 1 trilyon lirayı geçmiş durumda.

YERLİ SERMAYELİ BANKALAR NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Yerli Sermayeli Bankalar 2021 sonunda 2,8 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %26,6 büyüterek 3,6 trilyon seviyesine yükseltti. 1,4 trilyon TL olan Nakdi Krediler %28 büyüyerek 1,8 trilyon TL seviyesine yükselirken; 59,3 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 57,4 milyar TL seviyesine geriledi. Bunda bazı bankaların alacak dosyalarının Varlık Şirketlerine satmasının etkisi oldu. 1,6 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %27,2 artarak 2 trilyon TL’yi aşmış durumda. Yerli Bankalarda mevduatın %41,1’i vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da ( %37 ) üzerinde olduğu görüldü. Yerli özel bankaların 261 milyar TL olan özkaynakları ise % 41,4 artarak 369 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 36,7 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan yerli Özel bankalar 2022 ilk yarısında % 179,8’lik bir artış ile 102,7 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 13,7 milyar TL olan Net Karlılık da %  438 artarak 73,7 milyar TL seviyesine, sektör ortalamasının üzerinde net kar yapmış durumda.

YABANCI SERMAYELİ BANKALAR NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Yabancı Sermayeli Bankalar 2021 sonunda 2,3 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %28,2 büyüterek 3 trilyon seviyesine yükseltti. 1,1 trilyon TL olan Nakdi Krediler %30,5 büyüyerek 1,5 trilyon TL seviyesine yükselirken; 52,1 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 52,4 milyar TL seviyesine yükseldi. 1,5 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %28,5 artarak 1,9 trilyon TL’yi aşmış durumda. Yabancı Bankalarda mevduatın %43’ü vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da (%37 )  oldukça üzerinde olduğu görüldü. Yabancı sermayeli bankaların 194 milyar TL olan özkaynakları ise %39,7 artarak 271 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 32,9 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan Yabancı Sermayeli bankalar 2022 ilk yarısında % 136’lık bir artış ile 77,7 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 12,7 milyar TL olan Net Karlılık da %321 artarak 53,5 milyar TL seviyesine net kar artışı sağladı.

KAMU BANKALARI NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Kamu Bankaları 2021 sonunda 4 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %26,8 büyüterek 5 trilyon seviyesine yükseltti. 2,3 trilyon TL olan Nakdi Krediler %27 büyüyerek 2,9 trilyon TL seviyesine yükselirken; 48,7 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 51,1 milyar TL seviyesine yükseldi. 2,2 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %28,6 artarak 2,8 trilyon TL’yi aşmış durumda. Kamu Bankaları mevduatın %30’ü vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da (%37 )  oldukça altında olduğu görüldü. Kamu bankaların 258 milyar TL olan özkaynakları ise %50 artarak 387 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 24 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan Kamu Bankalar 2022 ilk yarısında % 335’lık bir artış ile 104,5 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 7,4 milyar TL olan Net Karlılık da %466 artarak 41,9 milyar TL seviyesine net kar artışı sağladı.

Bu arada bankalar için USD/TL döviz seviyesinin ne olacağı; Enflasyon oranlarının artarak devam etmesi; yaklaşan seçim süreci ve uluslararası arena riskli bölge sayısının artması, devam eden Ukrayna – Rusya savaşı; Kredi Risk Primi – CDS oranının Türkiye aleyhine artış ve bankaların çevirmesi gereken sendikasyon kredilerdeki maliye baskısı; Kamu otoritesinin sektörü direkt etkileyen ani yasal düzenlemeler; COVİD-19 belirsizliği önümüzdeki dönemde bilançoları için ciddi tehditler olarak kendini gösteriyor.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİLER

  • Merkez Bankası (MB) faiz kararı... MB faizi düşürürse, sabit bırakırsa altın, dolar, kur ne olur? 18 Ağustos 2022 18/08/2022
    ABD Merkez Bankası (FED)’in geçtiğimiz ay faiz kararını açıklaması sonrasında gözler TCMB Ağustos ayı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 14’den yüzde 13’e indirdi. Peki, Merkez Bankası (MB) faiz kararı sabit kaldığında altın ve dolar ne olur? MB faiz düşürürse durum ne olur? İşte o detaylar...
  • Canlı altın fiyatları 18 Ağustos 2022... Çeyrek altın fiyatı ne kadar, gram altın kaç TL? 18/08/2022
    Altın fiyatları geçtiğimiz haftadan bu yana yükseliş seyrine geçmişti 1.038 liraya çıkan gram altın düşüşte. Ons altında ve döviz kurlarında yaşanan hareketlilik diğer altın türlerine de yansıyor. Altın fiyatlarının nasıl yön izleyeceği yatırımcıların gündeminde yer alıyor. Peki, bugün çeyrek altın, gram altın ne kadar, kaç TL? İşte 18 Ağustos altın fiyatları…
  • Son dakika... TCMB faiz kararı açıklandı... İşte Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı 18/08/2022
    Merkez Bankası faiz kararı Ağustos 2022 PPK toplantısı ile açıklandı. TCMB faiz kararı açıklaması sonrasında Merkez'in aldığı karar ortaya çıktı. Peki, Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? TCMB Ağustos 2022 faiz kararı açıklandı! 18/08/2022
    Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı açıklamasını Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında yaptı. TCMB PPK takvimi içerisinde toplantının hangi tarihte yapılacağı duyurulmuştu. Peki, piyasaların merakla beklediği Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç oldu? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Euro Bölgesi çekirdek enflasyonu beklentiyi aştı 18/08/2022
    Euro Bölgesi enflasyon oranı Temmuz’da yıllık 8,9 olarak açıklandı. Veri, bir önceki verideki tahminle paralel seyrederken çekirdek enflasyon ise beklentileri aştı.
  • Son dakika! Bakan Kurum: Ofisler konuta dönüştürülecek 18/08/2022
    Son dakika haberi... Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Resmî Gazete’de yayımlanan “Planlı Alanların İmar Yönetmeliği” ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldığını duyurdu. Konut ve kira fiyatlarını düşürmek için her adımı attıklarını vurgulayan Bakan Kurum, “İstanbul’da yaklaşık 1.5 milyon, ülke genelinde 4 milyon metrekare arz fazlası nedeniyle kiralanamayan ya da satılamayan ofis, konuta […]

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.