Connect with us

EKONOMİ

Gıda milliyetçiliği: Tahıl yeni ‘silah’ mı?

Published

on

  • Dünyanın ‘ekmeği’ âdeta tehlikeye girdi. İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, gıda fiyatları hakkında “kıyamet” uyarısında bulundu ve enflasyonla ilgili herhangi bir şey yapmak için “çaresiz” olduğunu söyledi. Hindistan’ın buğday ihracatını yasaklaması ardından buğday kontratları bu hafta sert bir yükselişle 12,75 dolar/bushel seviyesine geldi. Gıda milliyetçiliği ya da daha geniş bir tanımla “emtia milliyetçiliği” küresel mânâda büyük bir risk arz etmeye başladı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) tüm zamanları zirvesinde yer alan gıda fiyat endeksinin yanı sıra, Bloomberg tarım emtia fiyat endeksi son 6 günde %7 artış kaydetti (yılbaşına göre değişim oranı %29’a ulaştı). Kıtlık ihtimalinin de arttığından endişe ediyoruz! 
  • Geride bıraktığımız hafta kripto varlıklarda yaşanan türbülansın son günlerde durması ile küresel mali piyasaların dün göreceli olarak iyimser bir gün geçirdi. Bitcoin 25bin dolar seviyesine kadar gerilemesi ardından tarihinde ilk kez 7 hafta üst üste düşüş yaşaması sonrası dün yeniden 30bin dolar seviyesinin üzerine kadar toparladı. Terra/Luna’nın neden olduğu paniğin de şimdilik dinmesi ile kripto para cenahında yaşanan sakinleşme, piyasaların geneline olumlu yansıdı. 
  • İçeride ise, USDTRY kuru dün art arda 9 gündür değer kaybederek 15,90 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. Hatırlanacağı üzere, 14,67 seviyesinin aşılması ile başlayan teknik hareket, psikolojik 15 seviyesindeki defans hattının kırılması ile beklentimize paralel ivme kazandı. Hatta, biraz da somut verilerle konuya yaklaşırsak, TCMB’nin konsolide net döviz pozisyonu, Nisan sonunda eksi 58,4 milyar dolardan 13 Mayıs itibariyle eksi 62 milyar dolar seviyesine kadar açılması da, kamunun defans gücünün azaldığı anlamında yorumlandı (Ocak sonundan bu yana en düşük seviye). Merkez Bankası’nın negatif rezervleri ile kurun ne kadar süre daha savunulabileceğini tam olarak kestiremiyoruz.  
  • Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) USDTRY kurunun adil değer olarak 16,50 seviyesinde işlem görmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle, cari işlemler açığını genişleten aşırı kredi büyümesi nedeniyle Lira zayıflığının yurtiçinde büyüdüğünü; 2018 yılında başlayan devalüasyon döngüsünün ise devam ettiğinin altı çizilmiş. 
  • Yabancı indinden Türkiye risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi dün 710 baz puanın üzerine çıkarak, Rusya ve Arjantin’den sonra dünyanın en riskli üçüncü ülkesi konumuna geldi. Diğer bir bakış açısıyla, 715 baz puan seviyesi, 2008 küresel krizi döneminden sonra yaklaşık 14 yılın zirvesi! Teknik bir bakış açısıyla, USDTRY kurunda 16,20 – 16,40 seviyelerine varan bir yükseliş bizleri şaşırtmayacaktır. Riskler yukarı yönlü görmeye devam ediyoruz. 
  • Hazır IFF ve cari açıktan söz etmişken… Bu hafta açıklanan iki önemli veri gözümüzden kaçmadı. Yüksek emtia fiyatları (enerji ve gıda) ve beraberinde kuvvetli seyreden iç talebin de etkisi ile cari işlemler açığı yılın ilk çeyreğinde 18,1 milyar dolar ile rekor açık verdi. Rezervlerin derinlemesine eksi olması nedeniyle cari işlemler dengesinde sürdürülebilirlik kaygılarına dikkat etmek gerekiyor. Öte yandan, yılın ilk dört ayında bütçe dengesi 19,4 milyar TL açık verdi. Bütçe dinamiklerinde belirgin bir bozulma görülürken, Türkiye ekonomisi ‘çifte’ açık sorunu yaşıyor! 
  • TÜİK’in Nisan ayında 133,058 adet konut satıldığını açıkladı. Ramazan ayına rağmen, Nisan ayları özelinde yeni bir rekor kırılmış oldu. Yüksek enflasyonist döneminde Türk insanı parasının alım gücünü kaybetmemek adına araba, arsa, konut gibi taşınmazlara para bağlamaya ve korunma tedbirleri aramaya devam ettiğini görüyoruz. Konut fiyatlarının gerek talep, gerekse de enflasyona karşı korunma arayışı, gerekse de keskin maliyet artışı nedeniyle yükselmeye devam etmesini bekliyoruz.   
  • CDS risk priminin artması, Türkiye’nin özellikle dış borçlanma araçlarının satış baskısı ile karşı karşıya kalmasına neden oluyor. 2 yıl vadeli TL gösterge bileşik faizi %27 seviyesini aşarken, Türkiye’nin dolar cinsi gösterge 2047 vadeli eurobondunun getirisi %9 seviyesini aştı. BİST100 endeksinin ise son 5 haftanın en düşük kapanışını yaptığını not edelim!     
  • Dolar endeksinin (DXY) son 3 gündür gerileyerek 105 seviyesinden 103 seviyesinin diplerine kadar gevşemesinin de yardımı ile, EURUSD paritesi ön plana çıkardığımız 1,0650 ve 1,0350 seviyelerinin test etmesi ardından dün 1,0550 seviyesine varan bir yükseliş kaydedildi. ABD Dolarının küresel bazda değer kaybetmesi ile tetiklenen bu hareket, GBPUSD paritesini de 1,2450 seviyelerine kadar itti. EUR ve Sterlin cephesinde teknik mânâda dibe yakın olduğumuz sinyalini geçe hafta vermemize rağmen, Rusya’nın doğalgaz akışını durdurması durumunda, Avrupa’nın Rusya’ya enerji konusunda göbekten bağlı olması nedeniyle EUR/Doların paritenin altına da gerileme riski taşıdığını göz ardı etmiyoruz. Bu nedenle, EUR ve GBP’de kademeli uzun pozisyon almayı daha mantıklı buluyoruz. 
  • Son 10 aydır, haftalık olarak kabaca 22 dolar seviyesinde bulunan teknik bölgenin üzerinde kapanış yapan gümüş, geride bıraktığımız hafta ilk kez 21 dolar seviyesinden kapanış yaptı. Eğer haftayı 22 dolar üzerine atarak tamamlarsa, gümüş yatırımcısının yüzünü güldürecek. Teknik mânâda haftalık kapanış önem arz ederken, riskler ise aşağı yönlü görünüyor. Altın ise, kararsız seyrini korumaya devam ediyor. Eğer yükselişten söz edebileceksek, ilk önce haftalık olarak 1,815 dolar/ons seviyesinin üzerinde kapanış görmemiz gerekiyor. Altın yeni haftanın ilk iş günü derinleşen satışlarla 1,786 dolar seviyesini görmesi ardından yeniden 1,815 dolar civarında yön arıyor (bakınız grafik.) 
  • Jeopolitik tarafta ise, İsveç ve Finlandiya NATO üyeliği için resmi başvuruda bulundu. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hakkında “Teröristleri teslim etmeyeceklerine dair mesajları var. Bu iki ülkenin NATO’ya girmelerine ‘Evet’ demeyiz” dedi. İsveç’in üyeliği için çekinceleri gidermek adına bu hafta bir heyet Türkiye’yi ziyaret edeceğini görüyoruz. Rusya söz konusu ülkelerin NATO üyeliğine oldukça tepkili yaklaşıyor. İsveç Başbakanı Andersson ülkesinin ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için yarın resmi başvuruda bulunacağını ve örgüt içerisinde Türkiye ile işbirliği kurmayı dört gözle beklediklerini söyledi. 
  • Elon Musk Twitter’ı 44 milyar dolar karşılığında satın almak için verdiği teklifin spam ve sahte hesaplara ilişkin işlemlerin devam etmesi nedeniyle geçici olarak askıda olduğunu söyledi. Twitter bu ayın başında ilk çeyrekte reklam için hedef kitle olan 229 milyon ile rekor seviyeye ulaşan hesap sayısı açıklamış ve günlük aktif kullanıcılarının %5’inden azının sahte ya da spam hesaplar olduğu tahmininde bulunmuştu. Musk, Twitter CEO’sunun gerçek rakamları açıklamasını beklediğini söyleyerek, sahte hesapların %20 civarında olduğunu iddia ederek, teklifini şimdilik durdurduğunu söyledi. Twitter, Elon Musk’ın 29 gün önce yaptığı teklif ardından test ettiği 54,57 dolar zirvesinden sonra dün günü 38 dolar seviyelerinden tamamladı (kabaca %30 geriledi.)   
  • Çinli otoritelerin sert izolasyonların yarattığı ekonomik daralmayı aşmak üzere önlemleri gevşetmeye başlamasıyla dün güne iyimser başlayan Asya piyasaları, Avrupa ve ABD borsalarının da soluklanmasına neden olmuştu. Gün içerisinde ABD’de açıklanan perakende satış ve sanayi üretiminin de kuvvetli sonuçlanması, ekonominin şimdilik resesyon ve stagflasyon riskinden uzak olduğunu göstererek hisse senetlerinin yükselmesine, ABD Dolarının ise yukarıda da belirttiğim üzere değer kaybetmesine neden oldu. 
  • Lâkin, gece geç saatlerde konuşan FED Başkanı Powell’in açıklamaları, bu sabah iyimser havayı yeniden bozmuş. Powell, ekonominin temelini tehdit eden enflasyondaki artışı durdurmak için faiz oranlarını gerektiği kadar yükselteceği sözünü yenilerken, sürecin “acılı” olacağının altını çizdi. Yeni gün başlangıcında, Japonya ekonomisi, COVID-19 kısıtlamalarının hizmet sektörünü etkilemesi ve artan emtia fiyatlarının yeni baskılar oluşturması ve uzun süreli bir gerilemeye ilişkin endişeleri artırmasıyla Ocak-Mart döneminde iki çeyrekte ilk kez küçüldü. Asya piyasalarında bu sabah karmaşık bir seyir izlenirken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde ise dün akşamki yükseliş ardından düşüşler göze çarpıyor. 
  • Mali piyasaları gündeminde bugün EURO Bölgesi ve İngiltere’de TÜFE enflasyonu, ABD yeni konut satışları ve inşaat ruhsatları takip edilebilir. G7 maliye bakanları ve merkez bankası başkanları bir ara geliyor. Mikro cephede ise bilançolar takip edilecek.

>Bitcoin

Bitcoin’de iddialı konuşmak istemesek de, 5A kurallarını da göz ardı etmek istemiyoruz! Acaba aşağı yönlü trendin sonuna mı geldik?

1652847084fe6fd523924ddc925d5cf22b8d2975cd_1_1200.jpg

>Altın

Altın kararsız seyrini korumaya devam ediyor. Eğer yükselişten söz edebileceksek, ilk önce haftalık olarak 1,815 dolar/ons seviyesinin üzerinde kapanış görmemiz gerekiyor.

165284708457db508240a6e550d43c9c8fc1d0d5cd_2_1200.jpg

>Gümüş

Son 10 aydır haftalık olarak kabaca 22 dolar seviyesinde olan teknik bölgenin üzerinde kapanış yapan gümüş, geride bıraktığımız hafta ilk kez 21 dolar seviyesinden kapanış yaptı. Eğer haftayı 22 dolar üzerine atarak tamamlarsa, gümüş yatırımcısının yüzünü güldürecek. Teknik mânâda haftalık kapanış  önem arz ederken, riskler aşağı yönlü görünüyor. 

1652847084c42a1b0a0fa9a9a0730c9e211ef1051f_3_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

EKONOMİ

Rusya’dan ne alıyoruz? Rusya’ya ne satıyoruz?

Published

on

Ülkemizde ve dünyada ekonomi gündemi inanılmaz bir hızda değişiyor. Geçen hafta Rusya’yla ticaretimiz hakkında bir yazı yazıp önümüzdeki hafta devam edelim demiştim. Aradan 1 hafta geçmesine ragmen Rusya’yla ticaret meselesini 6 ay önce tartışmışız gibi geliyor. Bu arada KKM tartışması, IMF’den borç mu aldık konusu, araçlardaki ÖTV’nin indirilmesi, rezervlerimizin artması, CDS’in düşmesi gibi birçok major konu tartışıldı. Dolayısyla bizim Rusya meselesinin modası da geçti. Bundan sonra bir hafta önceden sonraki hafta şunu yazacağım diye bir taahhütte bulunmayacağım. Ama madem devam edeceğiz dedik, Rusya’yla nelerin ticcaretini yapıyoruz bir bakalım.

Hangi ülkeye hangi malı satıyoruz, hangi malı alıyoruz, detay hacimler ne kadar gibi sorulara ha deyince cevap bulamıyorsunuz. Bunun için TÜİK’in sitesinden belli aşamaları geçerek ülkeye göre arama yapıp belli verileri çekip sonra onları konsolide etmeniz gerekiyor. Benim bu yazıda kullandıklarım https://biruni.tuik.gov.tr/ adresinden aldığım verilerdir. Farklı kaynaklardan alınan verilerde küçük sapmalar olabiliyor. Bunun da belli nedenleri var ama yazımızın konusu bu değil.

Rusya’yla 2021 yılı dış ticaret hacmimiz 32.5 milyar dolar. Bunun 27.5 milyar doları ithalat, 5 milyar doları ihracat. 2022 ilk 6 ayda ise dış ticaret hacmimiz 29.2 milyar dolar, 26.7 milyar doları ithalat, 2.5 milyar dolarıysa ihracat. Gördüğünüz gibi Rusya’ya karşı ciddi bir dış tişcaret açığımız var. Bu açık 2022’de 2021’e göre daha büyük olacak. Bunun da temel nedeni enerji fiyatlarının yüksekliği ve bizim Rusya’dan ithal ettiğimiz ürünlerde enerjinin ilk sırada gelmesi.

2021 ve 2022’nin ilk 6 ayındaki toplam 7.5 milyar dolarlık ihracatımız içinde sebze ve meyvenin ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki tabloda ihrac ettiğimiz ilk 10 ürünü ve 18 aylık ihracat hacimlerini bulabilirsiniz. Aşağıdaki ilk 10 ürün toplam ihracatımızın %42’sini oluşturuyor.

2021 ve 2022 ilk 6 ayındaki toplam 54.2 milyar dolarlık ithalatımızın içinde yukarıda da belirttiğim gibi aslan payı enerjinin. Toplam ithalat içindeki payı %44. Enerji kalemleri detaylı olarak açıklanmıyor. Gizli veri şeklinde sınıflandırılıyor. Aşağıdaki tabloda Rusya’dan ithal ettiğimiz ilk 10 ürünü bulabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi enerji konusunu dışarıda bıraksak bile Rusya’dan sadece ithal ettiğimiz tahıl ve yağların toplam tutarı neredeyse bizim toplam ihracatımız kadar. Arada çok büyük bir dengesizlik mevcut. Bu şartlar altında ticaretin yerel para birimleri cinsinden gerçekleştirilmesi hangi yollarla yapılacak insan gerçekten merak ediyor.

Geçen haftaki yazımda bahsettiğim ve uluslararası medyada yer bulan Avrupa’dan Rusya’ya ihracatın Türkiye üzerinden gerçekleştirildiği ve böylece yaptırımların delindiği iddiasını doğrulayacak bir gelişme en azından resmi verilede şimdilik görünmüyor. Önümüzdeki aylar için veriler açıklandıkça izlemeye devam edeceğiz.

Emrah LAFÇI – Dünya

Okumaya devam et

BORSA

BORSA : Sanayi mi yoksa banka hissesi mi?

Borsa İstanbul yılbaşından bu yana yüzde 55 yükselirken bankacılık endeksi yüzde 60 arttı. Ancak son 3 yıla bakıldığında sanayi hisselerinin performansı açık ara daha iyi. Yüzde 50’ye çıkan özsermaye kârlılığı ve görece ucuz kalmaları banka hisselerine ilgiyi son dönemde artırmış durumda.

Published

on

Başlığa bakıp bu yazıyı okumaya başladıysanız hisse senetleriyle ilgileniyorsunuz demektir. Belki daha önce hiç hisse almadınız, almayı düşünüyorsunuz belki de geçmişte defalarca farklı farklı hisseler aldınız. Türkiye’de özellikle son dönemde atılan adımların ardından gelinen durum, hisse senetlerine olan ilgiyi ‘mecburen’ artırdı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, hisse senedine yatırım yapanlara son 1 yılda 130 bin, son 3 yılda 1.3 milyon kişi eklendi. Bu artışlarda pandemi sürecinde evden çalışmanın artması ve son dönemde hızla yükselen enflasyon karşısında tasarrufları koruma eğiliminin öne çıkması etkili oldu.

İyi şirket kazandırıyor

Türk Lirası’ndan dövize geçişlerin önüne geçebilmek adına atılan ‘Kur Korumalı Mevduat’ adımı döviz yatırımcısı için iyi bir alternatif oldu. Ancak bu ürün tasarruflarını enflasyon oranına karşı korumak isteyenlerin talebine tam olarak cevap vermediği için hisse senedine yerli yatırımcı ilgisi arttı. Borsayla yeni tanışanlar için şunu hatırlatmakta fayda var. Borsada yapacağınız yatırımları uzun vadeli olarak düşünün. Öyleki geçmiş veriler; borsada büyüme hikayesi olan, iyi yönetilen, düzenli temettü ödeyen şirket hisselerinin yatırımcısını üzmediğini ortaya koyuyor.

Banka hisseleri gaza bastı

Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına… Bankacılık hisseleri son haftalardaki yukarı yönlü sert fiyat hareketleriyle dikkat çekti. BİST 100 Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 55’e yakın yükselirken Bankacılık Endeksi yüzde 60 ile endeksin üzerinde getiri sağladı. Sınai Endeksi ise yüzde 40 ile endeksin gerisinde kaldı. Ancak son 3 yıla baktığımızda sınai sektör hisselerinin performans anlamında bankalara büyük fark attıkları görülüyor. Bu süreçte geride kalan bankacılık hisseleri iyi gelen bilançolarının da etkisiyle aradaki farkı bir miktar kapatmaya çalıştı.

Portföy yapmanın önemi

Peki, bundan sonra ne olacak? Borsada para kazanmak istiyorsunuz genel trendlerin hangi sektörleri öne çıkardığını analiz etmek sizi avantajlı duruma getirebilir. Ancak tek başına yeterli değildir. Sadece tek bir sektör hisselerine yatırım yapmaktansa farklı sektörlerde (trendlere de bağlı kalarak) büyümesini sürdüren, kârlılığı artan, gelecek vadeden şirket hisselerinden oluşan bir portföy sizi hedeflerinize taşımakta daha yardımcı olacaktır. Kısa vadede yüksek kâr beklentisine girmeden uzun vade düşünen bir yatırımcının borsada zarar etmesi pek mümkün gözükmüyor. Bunun için de her fiyat hareketlerinde panik yapmayacak çelik gibi bir sinir sistemine hakim olmanız gerekiyor.

Seçim öncesi yabancılar gelebilir

Kısa vadede içeride enflasyon, dışarıda ABD Merkez Bankası’nın (fed) kararları izlenmeye devam ediyor. Ancak 2023 yılında yapılacak seçimler başka bir hikaye yaratabilir. Son yıllarda piyasaları terk eden yabancı yatırımcıların bir kısmı, seçimlerin ardından ekonomi politikalarında bir değişiklik olabileceği beklentisini satın almak isteyebilir. Dolayısıyla geçmiş yıllardaki gibi bir büyüklükte olmasa bile Türkiye’ye gelebilecek yabancı yatırımcı ilk olarak son yıllarda performans anlamında geride kalmış ve işlem yapabileceği derinliğe sahip hisseleri ilk aşamada tercih edecektir. Bu noktada da büyük bankacılık hisseleri öne çıkabilir.

Dövizi olana ilgi sürebilir

Yine enflasyonist ortamın bir süre daha devam edeceğine yönelik genel bir beklenti var. Bu süreçte özellikle gıda perakendeciliği hisselerine ilgi sürebilir. Yine küresel resesyon tartışmalarının olduğu bir ortamda gelirlerinde azalma riski olsa da kurlarda olası yukarı hareketler nedeniyle ihracat yapan ve döviz fazlası olan şirket hisselerinin portföylerde bulundurulması gerektiği öneriliyor.

BİST 100 Endeksi’nde kritik seviyeler nerede?

BİST 100 Endeksi haftalık bazdaki grafikte 18 Temmuz 2022 haftasında başlayan sert yükseliş trendi üzerindeki seyir sürüyor. Bunun yanında geçtiğimiz haftanın en önemli direnç noktası olan 2 bin 797 puan seviyesinin üzerindeki haftalık kapanış oldukça olumlu. Endeks şimdi daha önce direnç olarak çalışan bu trend çizgisini destek seviyesi haline getirmeye çalışacak. Bunda başarılı olabilirse yukarı hareketlerin inişli çıkışlı bir fiyat seyri de olsa devamı beklenebilir. Endeksin üzerinde bulunduğu agresif yükseliş trendinin destek noktası ise bu hafta için 2 bin 784 puan seviyesine denk geliyor. Yani endeks bu hafta bu destek noktasının altına gelmedikçe kısa vadeli ana trendin yukarı olduğu söylenebilir. Olumsuz senaryoda bu destek noktasının altına girilmesi durumunda 2 bin 350-2 bin 400 puan seviyelerine kadar bir geri çekilme riski oluşabilir.

Dolarda düşüş için 17.07’nin altı şart

Haftalık bazdaki grafikte paritenin 17,07 TL’nin üzerinde kalması yükselişi teknik anlamda açıklayan en büyük etken. Bu sebeple paritede olası bir geri dönüş sinyali için öncelikle 17,07 TL’nin altına inilmesi şart. Böyle bir senaryo daha ilk aşamada 16,25 TL seviyesine denk gelen yükseliş trendinin destek noktasına kadar bir geri çekilme hareketi beklenebilir. Bu noktanın da altına gelinmesi paritede 14,47-14,85 TL bandına kadar bir geri çekilmeyi tetikleyecek öneme sahip. Bu sebeple olası aşağı hareketlerde en kritik nokta şu an için 17,07 TL seviyesi. Bu noktanın üzerinde kalınması durumunda yukarı yönlü riskler artacağından ilk aşamada 18,25 TL seviyesinin test edilme riski artacak.

Ufuk KORCAN

Okumaya devam et

EKONOMİ

Borsa şirketleri son 2 yıldır borçla büyüyor

Published

on

Bu denklem sadece faizli bir enstrümanın getirisini etkilemiyor. Örneğin bir hisse senedine de yatırım yapmak isteseniz burada da karşınıza çıkıyor bir şekilde. En azından bilanço kalemlerine yansımasıyla.

Şu ana kadar bilanço ve gelir tablolarını KAP’a gönderen 195 şirketin toplam bilanço ve gelir tablosu verilerini aynı dönemin geçmiş 5 yılıyla dolar bazında kıyasladığımızda bu etkinin ne kadar net olduğunu da fark etmemek mümkün değil. Dolar bazında son 5 yılın en yüksek esas faaliyet kârlılığına ulaşan borsa şirketleri, toplam kârlılıkta da iki yıl öncesinin 4 katına yakın bir karlılık düzeyinde. Esas faaliyet kar marjı yüzde 4.78’lerden yüzde 10’lara, net kar marjı yüzde 6.53’ten yüzde 17.47’lere, özsermaye karlılığı ise yüzde 3.97’lerden yüzde 16.45’lere yükselmiş durumda.

BORÇLULUK ORANI YÜZDE 100

Öte yandan borç/özsermaye oranı (yani özsermaye yerine borçla büyüme oranı da diyebiliriz) yüzde 76.62’lerden yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Bu ne demek oluyor? Yani artık şirketler eskiden her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 77 TL’lik dış kaynakla faaliyetlerini finanse ederken artık her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 100.25 TL dış kaynakla finanse ediyor.

ENFLASYONLA BAĞIN KOPUŞU

Eğer faiz-enflasyon modelinin şirketler tarafında yaptığı etkiyi görmek istiyorsak işte en güzel örnek. Çünkü 2018/06 dönemi Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 17.75’te belirlediği, buna karşılık resmi TÜFE rakamının ise yıllık yüzde 15.39 olarak açıklandığı bir dönemdi. Yıllar içerisinde TÜFE yüzde 12.62’lere düşerken diğer yandan faiz beklentilerin de üzerinde indirimlerle yüzde 8.25’lere çekildi. İşte tam anlamıyla şirketler cephesinde dengelerin değişmeye başladığı dönem de bu dönem oldu. 2020 yılının ikinci yarısı ile 2021 yılının ilk aylarında sert faiz artışlarının gerçekleştiği bir dönem ve yeniden pozitif reel faize geçildiği bir dönem yaşansa da ardından gelen ardı ardında faiz indirimleriyle astronomik şekilde artan enflasyon arasında bağlantı koptu. Bu da şirketler açısından dış kaynak kullanmayı çok daha cazip hale getiren, elindeki malın ise durdukça değerlendiği bir dönem ortaya çıkardı. Bu nedenle şirketlerin giderek büyümelerini çok ucuz maliyetli dış kaynakla yani borçla finanse ettiği bir dönem yarattı.

BORSA NEDEN HALA UCUZ?

Borsa şirketleri açısından karlılığı yüksek, maliyetleri ise düşük dönem halen devam ediyor. Bu nedenle de ilerleyen dönemlerde de çok yüksek karlılıkların devam edeceği beklentisi analistler cephesinde de dile getiriliyor. Bu da Borsa İstanbul’u her yeni bilanço döneminde daha da ucuzlatacak bir sebep. Yani BIST’te sağlam, karlı, ciro ve varlık büyümesini artıran ve spekülatif tahtalarsa sahip olmayan şirketlerde şu sıralar gördüğümüz hiçbir fiyat pahalı olmayabilir.

Barış ERKAYA

Okumaya devam et

KATEGORİLER

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.