Connect with us

BANKA HABERLERİ

Finansal yeniden yapılandırmaya niçin yeterli talep yok

Published

on

Tüm dünya da ekonomik bir darboğaz yaşanılmaktadır. Ülkemiz de ise, dünya genelinden ve ülkemiz özelinden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar yoğun bir şekilde gündemimizi işgal etmektedir.

Mevcut ekonomik sıkıntıların etkilerini azaltıp, işletmelerin faaliyetlerine devam etmelerini, bu arada bir yandan mevcut borçlarını ödeyebilmelerini, bir yandan da yatırım, üretim ve istihdam faaliyetlerini gerçekleştirebilmelerini sağlayabilmek için yasal müesseselere ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi takdirde zincirleme şirket iflasları kaçınılmaz hale gelecektir.

Bu durumun önüne geçmek ve işletmelerin sığınabilecekleri liman oluşturabilmek adına ülkemizde de sırası ile; iflas erteleme, konkordato ve son olarak da finansal yeniden yapılandırma (FYY) müessesleri oluşturulmuştur.

İflas erteleme çok fazla dejenere olması nedeniyle uygulamadan kaldırılmış, konkordato müessesesi güncellenerek uygulanmaya devam edilmekte ve geçici bir süre için getirilen FYY müessesi de süresi uzatılarak devam etmektedir.

FYY, Bankalar Birliği’nin 14.10.2019 (25 milyon TL ve üstünde borçlar için) ve 08.11.2019 (25 milyon TL altındaki borçlar için) tarihlerinde yayınlanan sirküler ile uygulamaya başlanılmıştır.

FYY; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi hükmü gereğince yapılan düzenleme ile; bankalara, finansal kiralama şirketlerine, faktöring şirketlerine, finansal şirketlere kredi ilişkisindeki borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarını, çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında düşük faiz ve uygun vade ile yeniden yapılandırılmasıdır. FYY çerçeve sözleşme kapsamında, temerrüt faizlerinde iyileştirme yapılabilmekte iken, ihtiyacı olan borçlulara yeni kredi tahsis edilebilmektedir. FFY de esas amaç; borçluların geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmesinin sağlanması ve istihdama katkılarının devamlığıdır.

FYY sürecinden faydalanabilmenin tek şartı borçlunun (şahıs ve şirket) iflas etmemiş olmasıdır.

Bu müessese de süreç; işletmenin en yüksek borcu olan alacaklı kuruluşlardan (en çok alacaklı olan ilk 3 kuruluştan) birisine yapılacak müracaat ile başlayacak olup FYY sözleşmesinin imzalanması ile son bulmaktadır. Sürecin başlaması için borçlunun Çerçeve Anlaşması’nı imzalamış en yüksek 3 alacaklı kuruluştan birine müracaat etmesi gerekmektedir. Alacaklı kuruluşlara müracaat borçluluk oranı dikkate alınarak yapılmalıdır.

İlk başvuru yapılan alacaklı kuruluş teklifi kabul etmezse, 2. ve 3. sıradaki alacaklı kuruluşa, müracaat yapılır. Üçüncü alacaklı kuruluşun da başvuruyu kabul etmemesi halinde yeniden yapılandırma süreci başlamaz ve yeniden yapılandırma yapılamaz.

Başvurusu kabul edilen borçlular için durumun korunması süreci başlar.

Durumun korunması sürecinde alacaklı kuruluşlar; borçlu hakkında yeniden yapılandırılan alacaklara ilişkin olarak;

– İcra takibi yapamaz (zamanaşımı ve hak düşürücü süreler nedeniyle hak kaybına yol açacak durumlar hariç olmak üzere),

– Mevcut takiplere devam edemez,

– Yeni takipler açamaz,

– Diğer yasal yollara başvuramaz.

Borçlunun başvuru tarihinden önce herhangi bir alacaklı kuruluş tarafından başlatılmış yasal takipler sonucu;

– Satış günü belirlenmiş olması,

– İhalenin feshi davasının devam etmesi,

– Borcun icra taahhüdüne bağlanmış olması,

– Tasarrufun iptali davasının devam etmesi finansal yeniden yapılandırmayı etkilemez.

Yapılandırma öncesinde alınan teminatların, yapılandırma sonrasında nakde dönüşmesi durumunda, tahsil edilen tutar, anlaşmaya varılmış taksitlerden eşit miktarda düşülerek ödeme planı revize edilir.

Burada yeniden yapılandırılan borçlunun mevcut teminatlarının korunması esastır.

FYY sürecinde alacaklı kuruluşların, alacaktan vazgeçme, iştirak edilme ve ek kredi kullandırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu konular her örnek olayda ayrı ayrı değerlendirilip karara bağlanılmaktadır.

Temmuz 2021 dönemi itibarıyla sona erecek olan bu uygulama, Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2 yıl daha uzatılmış bulunmaktadır. Uygulamaya ilişkin küçük değişiklikler yapılsa da, müessesenin esas yapısında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Nihayetinde pandemi süreci nedeniyle belirli sürelerin uzatılması ilkesi benimsenmiş olup, en büyük değişiklik 2019 yılında büyük ve küçük ölçek ayrımı için getirilmiş olan 25.000 TL’lik sınır, 100 milyon TL’ye çıkarılmıştır.

100 milyon TL altındaki borçlar küçük ölçekli olarak kabul edilirken, 100 milyon TL üzerindeki borçlar büyük ölçekli olarak kabul edilmiştir.

FYY sürecine ilişkin uygulamanın yeni olması nedeniyle, uygulamaya ilişkin yargı kararları da yeni yeni oluşmaya başlamış bulunmaktadır. Bize göre bugüne kadar verilen yargı kararları içindeki emsal teşkil edecek en önemlisi, İstanbul İcra Dairesi tarafından 28.04.2022 tarihinde, 2022/2423 Esas numaralı karar tensip tutanağıdır.

Söz konusu kararda “FYY sözleşmelerinde belirlenen esaslar uyarınca;

– 492 sayılı harçlar kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kağıtlar (çerçeve anlaşmaları ve sözleşmeler dahil ) Damga Vergisi Kanununa göre alınan Damga Vergisinden,

– Alacaklı Finans Kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek Gider Vergileri Kanunu gereğince ödenecek Banka ve Sigorta Muameleleri (BSMV) vergisinden,

– Kullandırılan ve kullandırılacak krediler Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan (KKDF),

muaf tutulmuşlardır.”

Yani yukarıdaki yargı kararında da anlaşıldığı; üzere FYY sürecinde vergisel anlamda da muafiyetler sağlanarak işlerliği artırılmaya çalışılmıştır.

Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere FYY ekonomik dar boğazı aşmak konusunda işletmelere rahat bir nefes aldırmak amacıyla getirilmiş bir müessese olup, süresi Temmuz 2023 tarihi itibarıyla sona ermektedir.

Bu müessese ile işletmeler iflas etmemiş olmak şartı ile finansal kurumlara olan temerrüde düşmüş borçlarını uygun vade ve faiz oranı ile yeniden yapılandırabilmekte, bankaları ikna edebildikleri oranda yeni kredi kullanabilmekte ve/ veya borçlarını sildirebilmekte, tüm bunları yaparken de bir koruma kalkanı altında yapabilmekte ve vergisel muafiyetlerden faydalanabilmektedir. Bize göre zorda olan işletmeler tarafından değerlendirilmesi gereken güzel bir imkân olarak dikkate alınması gerekir. İşletmeler açısından ciddi imkânlar ve fırsatlar yaratan bu müessesinin daha aktif olarak kullanılması; işletmelerin ödeme kabiliyetini arttırdığı için ekonomik hayat için ciddi bir katkı sağlamış olacaktır.

Ancak işletmelerin yasal hak olarak kendilerine sunulan bu müesseseyi tam bilmedikleri için kullanmak içinde yeterli bir talep göstermediklerini düşünmekteyiz. Bu nedenle bize göre ekonomik darboğazdan çıkmak için yerinde bir uygulama olan FYY sürecinin; başta Finansal ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) olmak üzere, finansal kuruluşlar tarafından ihtiyaç sahiplerine anlatılması ve önerilmesi gerekmektedir. Bu şekilde ödeme gücüne tekrar kavuşan işletmelerin, genel ekonomik dengenin bir an evvel yeniden sağlanmasına büyük katkı sağlayacağı unutulmamalıdır.

Yılmaz SEZER

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yılın ilk yarısında Türkiye Finans’tan ekonomiye 93,4 milyar liralık katkı

Published

on

 Türkiye Finans Katılım Bankası 2022’nin ilk yarı yıl konsolide finansal sonuçlarını açıkladı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Finans Katılım Bankası’nın toplam aktifleri geçen yıl sonuna kıyasla yüzde 23’lük artışla 141,8 milyar lira seviyesine ulaşırken ekonomiye nakdi ve gayri nakdi fonlar aracılığıyla sağladığı destek 93,4 milyar lira oldu.

Toplumun farklı kesimlerini kucaklayan fon toplama ve finansman stratejisinin olumlu sonuçlarını bu yarıyılda da alan banka, fonlama kaynakları arasında katılma hesaplarını yüzde 45’lik güçlü bir büyüme ile 65 milyar lira seviyesine çıkardı.

TL cinsinden topladığı fonları yıl başından bu yana yüzde 72 arttıran Türkiye Finans, büyük küçük demeden birikim yapmayı öne çıkaran fon toplama stratejisi sayesinde Türk lirası tasarrufların artmasına da büyük katkı sağladı.

– Türkiye Finans ‘Üretime Dönüş’ stratejisinde istikrarını sürdürüyor

Banka, piyasalara verdiği güvenin bir sonucu olarak topladığı fon miktarını geçen yıl sonuna kıyasla yüzde 27 artırarak 107,6 milyar liraya ulaştırdı. 2022’nin ilk yarısında güçlü sermaye yapısını koruma hedefine ulaşan Türkiye Finans, yasal öz kaynaklarını 13,7 milyar lira seviyesine çıkardı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Finans Genel Müdürü Murat Akşam, Türkiye Finans’ın toplumun farklı kesimlerine fayda sağlayan fon toplama ve finansman stratejimizin sonucunda fonlama araçlarında katılma hesaplarının ağırlığını güçlü bir şekilde artırmayı başardığını bildirdi.

‘Yenilikçilik gücümüzdür’ anlayışıyla ortaya koydukları ürün ve hizmetlerin başarılarında payı büyük olduğunu aktaran Akşam, ‘Çok kısa sürede devreye aldığımız Kur Korumalı TL Katılım Hesabı ve Yuvam Hesap gibi ürünler toplam fon toplama hacmimiz içerisinde Türk lirasının gücünü artırırken uzaktan müşteri edinimi gibi sektörümüzde çığır açan gelişmeler, dijital bankacılık portföyümüzde müşteri ihtiyaçlarını yer ve zamandan bağımsız karşılamayı hedefleyen servis modeli bankacılığının görünür olmasını sağladı.

Bu durum eXtra Limit, Hızlı Finansman gibi sektörümüze ve ülke ekonomisine finansman geliri yaratacak, Türkiye’de ilk ve tek olma özelliğine sahip dijital altyapısı kuvvetli ürünler geliştirmemizin önünü açtı.’ ifadelerini kullandı.

Akşam, insan odaklı bankacılık anlayışından ayrılmadan dijital bankacılık alanında yaptıkları yatırımlar sayesinde sektörde kuralları değiştiren tüm gelişmelere ilk uyum sağlayan banka olma iddiasını sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:

‘Ülkemizin dört bir yanındaki herkesin finansal hizmetlere eşit bir şekilde erişmesine önemli ölçüde katkı sağlayan düzenlemeler sayesinde dijital bankacılığın tüm sınırlarını kullanıyoruz. eXtra Limit gibi sektöre öncülük eden yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirerek müşterilerimize görünmez bankacılık kavramının konuşulmaya başlandığı yeni dünyada günlük hayatları içerisinde ek bir süreç veya zorluk yaratmadan hizmet vermeyi başarıyoruz.

Müşteri deneyiminin kusursuz olması gereken sektörümüzde ürün çeşitliliği ve teknolojik kolaylık sunarken, müşterilerimizin gün içerisinde sıklıkla gerçekleştirdiği bireysel bankacılık işlemlerini masrafsız olarak yapabilmelerini sağlıyoruz. Çünkü biz toplumun tabanına yayılan büyüme stratejimizle; büyük küçük demeden birikim yapmak isteyenlerin, üretenlerin, emek ve özveriye inananların yanında olmayı yani insan odaklı bankacılık anlayışımızı her adımımızda güçlendirmeyi önceliğimize alıyoruz.”

Türkiye’nin en büyük 12. bankası olarak ilk 10’a girme hedefini koruduklarını kaydeden Akşam, ‘Yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirmeye devam ederek sektörde üstlendiğimiz oyun kurucu rolümüzü pekiştireceğiz. Bu duruşumuzdan aldığımız güçle, üretime ve ticarete destek odağımızdan ve insan odaklı bankacılık anlayışından ödün vermeden mevcut ekosistemimizi büyütmeyi sürdüreceğiz.’ açıklamasında bulundu.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Firma 6 ayda KKM’den %32 gelir elde etti

Published

on

KKM’lerin firmalar tarafından da yapılmasına başlanması sonucu vergi avantajı da olunca birikmiş mevduatını KKM’ye çeviren firmaların kur kazancı ile birlikte %32’lerden fazla gelir kazandığını açıklamaya başladı. Firmaların vergi avantajı da sağlandığı için reel geliri bunu da üzerinde yer aldı.

Firmanın 226 milyon lirası altı ayda 299 milyon lira oldu

KKM hesap açan firmalar KAP’a bildirim yapmaya başlarken ne kadar kazanç elde ettikleri de ortaya çıkmaya başladı. KAP’a bildirim yapan firmalardan bir altı ay önce 11.02.2022 tarihinde 16.675.000 USD mevduatını KKM’ye çevirdiğini hesap açılışında karşılığı olan 226.088.095 TL‘nin vade sonunda 11.08.2022 tarihinde 73.519.150 TL faiz ve kur karı yaptığını ana par aile birlikte parasının 299.604.715 TL olduğunu açıkladı. Firma bu durumda altı ayda %32,52 gelir elde etmiş oldu. Firma dönüşü 3 ay vadeli olarak tekrar KKM olarak devam ettiğini açıkladı.

Firmadan KAP’a yapılan açıklama şu şekilde oldu:

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kur Korumalı Mevduat nasıl ve ne zaman bitecek?

KKM çok büyük olasılıkla 2023’te sona erecek. Büyük bir kur çalkantısını engellediği ölçüde oy kayıplarını da azaltacak. Erdoğan yönetimi olası 2023 seçimlerine kadar uzatmalarla bu yöntemi devam ettirse dahi, bütçeye getirdiği yük nedeniyle KKM’nin yıllar sürmesi mümkün değil. KKM sona erdiğinde bir kur krizi ya da ekonomik daralma bizleri bekliyor.

Published

on

Geçtiğimiz günlerde bir bankada bulunduğum kısa süre zarfında kur korumalı mevduat (KKM) dışında pek bir şey konuşulduğunu işitmedim. Aynı cümleleri bininci kez kuran müşteri temsilcisi ile onu kaygılı bakışlarla dinleyen mevduat sahibinin en son neye karar kıldıklarını bilmiyorum, ancak seçenekler arasında KKM’nin ön plana çıktığını fark etmek kolaydı.

KKM, Türkiye’nin gündeminden düşmüyor. Edirne’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri sonrasında KKM’nin getirdiği yük ve sistemin nasıl sonlanacağı tekrar tartışılmaya başlandı. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Kur Korumalı Mevduat sahiplerine, yani bir avuç kişiye sesleniyorum: Bizim iktidarımızda sadece ve sadece faizi alacaklar. Öyle döviz garantisi falan yok. Türkiye sömürge bir ülke değil, birilerinin sömürge alanı da değil”. Takiben Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, muhalefeti spekülatif açıklama yapmakla eleştirdi.

Birkaç soruya yanıt vererek KKM ne zaman ve nasıl sonlanacak bakalım.

KKM DOLARİZASYONU DURDURDU MU?  

Türkiye’de haneler 2018 sonrasında, Merkez Bankası’nın 2010’lu yıllarda resmetmeyi sevdiği biçimde davranmayarak Türk Lirası (TL) değer kaybederken yabancı paralara (özellikle ABD dolarına) koştular. 2018 Ağustos’undan 2021 Mart’ına kadar geçen yaklaşık iki buçuk yıllık bir süre zarfında gerçek kişilerin yabancı para mevduatları 86 milyar ABD doları seviyesinden 150 milyar ABD doları düzeyine yükseldi. Bu artış sonraki aylarda durdu. 2022’de ilk yedi ayda (KKM sonrasında) gerçek kişilerin yabancı para mevduatları 130 milyar dolar seviyesine geriledi.

Merkez Bankası verilerine göre 2022 yılında toplamda yabancı para mevduatları seviyesinde (gerçek ve tüzel kişiler) 30 milyar dolara yaklaşan bir çözülme görüyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı da Kılıçdaroğlu’na cevap yetiştirmeye çalışırken KKM kapsamındaki mevduat büyüklüğünün toplam vadeli mevduat hesaplarının yarısına yaklaştığını açıkladı. Bu verilere dayanarak varlık dolarizasyonunun durduğunu belirtmek mümkün görünüyor.

Söz konusu tespite yapılan itiraz, KKM’nin dövize endekslenmiş bir mevduat olduğu, bu nedenle dolarlaşmanın durduğunu (bir süreliğine askıya alındığını) söylemenin uygun olmadığıdır. Bu noktada kur korumasına karşın TL varlık tutmanın performatif bir yanı olduğunu hatırlatmak gerekli. Elbette, KKM sona erdiğinde dövize olan talepte hızlı bir artış gerçekleşebilir. Ancak geçen zaman zarfında mevduat yapısındaki TL ağırlığı paranın değer kaybını yavaşlatıcı bir rol oynamaya devam edebilir. ABD doları TL karşısında 2021 Aralık ayındaki rekoru geçtiğimiz ay tazeleyince ve yükselmeye devam ederken “biz bu haltı niye yiyoruz?” yorumları gelmeye devam ediyor. Ancak arada geçen ayların ekonomi yönetimi ve bazı şirketler açısından altın değerinde olduğu atlanıyor. Kısaca ekonomi yönetimi TL değer kaybını zamana yayıyor, esas amaç onlar nezdinde hasıl oluyor.

Şunu söylemeye çalışıyorum: 1990’larda sabit kur rejimlerindeki krizler büyük finansal çöküşlere uzanıyor, ani değer kayıpları sonrasında uzun süren resesyonlar gözlemleniyordu. Değer kaybını zamana yaymak, sonu çalkantıyla bitecek olsa dahi bir anlam taşıyor. Kazanılan zaman ekonomi yönetimi daha ferah bir politika alanına kavuşana kadar destek rolü oynayabilir.

KKM KUR RİSKİNİ NASIL TOPLUMSALLAŞTIRDI?  

Ekonomi yönetiminin kazandığı zaman ve alanın bir bedeli yok mu? Var. Oldukça ağır bir bedeli mevcut.

KKM uygulaması için servet transferi eleştirilerinde bulunulmasının arkasında Türkiye’deki mevduat yapısı ve şirketlere koruma sağlanması yatıyor. Esasen döviz birikimi olan ve Türkiye standartlarında yüksek birikime sahip olan gerçek kişi sayısı nüfusa oranla çok az ve korunanlar bu kesimler. Ancak bir o kadar önemli olan nokta kur korumalı mevduata geçen şirketlere tanınan vergi muafiyeti ve finansal risk karşısındaki koruma.

Ek bütçeye getirilen kalemi ve vergi muafiyetlerini de düşünürsek bir yıl içinde 100 milyar TL’ye yaklaşacak bir yükten bahsediyoruz (resmi rakamlar ve ek bütçede öngörülenler üzerinden). Bu yük artabilir. Çünkü varlıklı kesimlerin riskinin ve şirketlerin muhtemel kayıplarının toplumsallaştırılması olarak tarif edilmesi gereken bu süreç, riski devletin üstlenmesi ile gerçekleşiyor. Bilindiği üzere faiz getirisi TL’nin değer kaybından daha az ise aradaki farkı Hazine ve Merkez Bankası karşılıyor.

Dikkat edilmesi gerekirse şirketlerin borçlarının kamunun üzerine aktarılmasından değil, döviz pozisyonundan vazgeçtikleri için oluşacak kayıpların devlet bütçesinden karşılanmasından söz ediyorum. Aslında, gelecekte oluşacak fark üzerinden hesaplanan ve döviz varlığına sahip olan (ya da döviz alması engellenmek istenen) gerçek ve tüzel kişilere herkesin cebinden yapılan ve bugünden bilinemeyen, miktarı belirsiz bir aktarımdan söz ediyoruz. Kimsenin toplamı bilemeyeceği ve bilançoda ancak iş işten geçtikten sonra maliyeti açığa çıkan bir aktarım bu. Bu nedenle de bilanço dışı politika yapımının başka bir güzide örneği olarak tarih sayfalarına not düşülmüş oluyor.

KKM, NASIL VE NE ZAMAN BİTECEK? 

Şimdi en önemli noktaya gelebiliriz. Muhalefet liderinin bir atom bombası olarak da tarif ettiği KKM çok büyük olasılıkla 2023’te sona erecek. Büyük bir kur çalkantısını engellediği ölçüde oy kayıplarını da azaltacak. Erdoğan yönetimi olası 2023 seçimlerine kadar uzatmalarla bu yöntemi devam ettirse dahi, bütçeye getirdiği yük nedeniyle KKM’nin yıllar sürmesi mümkün değil.

Altılı masa olarak da anılan restorasyon blokunun ekonomi kurmayları da faiz artışına gidileceğini ve ekonomik istikrar sağlanacağını ima ederken, KKM’ye gerek kalmayacak bir ortamın tesis edileceğini söylemiş oluyorlar. Ya da Kılıçdaroğlu örneğinde görüldüğü gibi KKM’ye derhal son verileceğini ifade edenlere de rastlamak mümkün.

Lakin (uzatmalarla ve başka büyük bir alt üst oluş yaşanmazsa) 2023’te seçimlerden hemen sonra ya da kısa bir süre sonra sonlandırılacak bu sistemde korumadan mahrum bırakılan para nereye akacak? Toplam vadeli mevduatların (2023 için konuşacak olursak) yarıdan fazlası kur riskine karşı korunmadığında yeni bir dövize hücum yaşanmayacak mı?

Bunu engellemenin yolu çok sert bir faiz artışı ile para (ve elbette para-sermaye) sahiplerine yüksek getiri sunulmasından, Türk Lirası cinsi finansal varlık tutmayı tercih edilebilir hale getirmekten geçiyor. Bahsettiğim tarzda bir faiz artışı ile Türkiye ekonomisinin resesyona gireceği de kesinlik arz ediyor.

Sıkıştırıldığımız köşeden kurtuluşun kolay olmayacağı açık. Fakat sopalı bir seçim sürecine girerken, verdiği oyu koruması da istenen, kendisini tehlikeye atıp komşusunu da ikna etmesi arzulananlara ekonomik daralma (acı reçete, muhtemel iş kaybı ve hayat standartlarında birkaç yıllığına düşüş) pazarlamak iyi bir yöntem olmasa gerek. Muhalefet partileri KKM’nin arazlarını anlatmaya devam edebilir, ancak para politikasına sıkıştırılmış teknik ana akım ekonomi muhalefeti de, “öyle garanti falan yok” çıkışları da bankada KKM’nin faydalarını anlatmakla görevli bireysel müşteri temsilcisinin cümleleri karşısında etkili olma şansına henüz sahip değiller. KKM’nin bir yılı dolduğunda durum değişecek mi, göreceğiz.

Kısacası, KKM sona erdiğinde bir kur krizi ya da ekonomik daralma bizleri bekliyor. Boyutlarını küresel koşullar ve Türkiye sermayesine ve devletine dışarıdan verilecek (ya da verilmeyecek) destek; o dönemki maliyeti kimin karşılayacağını ise toplumsal mücadele belirleyecek.

Ali Rıza GÜNGEN – Duvar

Okumaya devam et

KATEGORİLER

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.