Connect with us

EKONOMİ

Sıkı Para Politikası mı geliyor?

Published

on

  • Dün her ne kadar gündemin bir numarası olmasa da, ya da daha farklı bir bakış açısıyla sonucu belli olsa da, TCMB’nin olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı göz ucuyla da olsa takip edildi. Piyasalar, realitede, TCMB’den, hızla ortodox para politikasına geri dönerek fiyat istikrarı odağında ‘savaşmasını’ ve kaybettiği repütasyon ve kredibiliteye geri kazanmasının bekledi. Lâkin, mevcut ortamda faiz artırım kararının siyasi açıdan çok da kolay bir karar olmadığının da altını çizmek gerekiyor.  
  • TCMB politika faizini tahmin edildiği üzere %14 seviyesinde sabit tutarken, politika metninin büyük bir kısmı da bilinen, tekrarlanan hatta ezberlenen kelime öbekleri ile doluydu. Lâkin, politika metnini satır aralarında, pek de alışık olmadığımız yeni bir cümle dikkatimizden kaçmadı: “Değerlendirme süreçleri tamamlanan teminat ve likidite politika adımları devreye alınacaktır.”  
  • Bu ibare, nedense, bizlerde, TCMB’nin ‘sıkılaştırma’ adımına geri dönebileceği izlenimini uyandırdı. Elbette sıkılaştırma derken, direkt olarak politika faizinin artırılmasından da söz etmediğimizin altını peşinen çizelim. TCMB, geçmiş senelerde olduğu üzere, faiz koridorunu (üst bandını) etkin bir politika aracı olarak kullanmaya yeniden başlayabilir. Geç likidite penceresi faiz oranının (ceza faizi) şu anda %18,50 olduğunu unutmamak gerekiyor. Enflasyonun %70 seviyesinden olduğu düşünülürse, koridorun üst bandının ne kadar artırılacağı da veya bu yönde izlenecek adımları büyük önem arz edecektir. Hatırı sayılır bir hamle, sıkılaştırma etkisi yaratacağı gibi, TL’ye en azından ‘nefes’ olabileceğini düşünüyoruz. Elbette, yanılma payımızın da yüksek olduğunu peşinen not düşmüş olalım. İzleyip göreceğiz. 
  • USDTRY kurunun uzun bir süredir hedeflediğimiz teknik seviyelere ulaşması ardından, bilanço risklerine karşı almış olduğumuz uzu pozisyonlarımızı realize ettik. USDTRY cephesinde bir müddet TCMB’nin politika metnine eklediği yeni ibarenin ne olduğu izleyerek ya da yeni bir teknik formasyon oluşana kadar kenarda bekleyeceğiz. Borsa cephesinde ise, şirketlerin hisse geri alım planları endeks üzerinde etkili olmaya devam ediyor.  BIST100 endeksi günü %1,4 yükselişle tamamlarken, Türkiye’nin yabancı indinden risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi sınırlı da olsa 735 seviyesinden 725 seviyesine kadar geriledi.  
  • Dün her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık Para ve Banka ve Menkul Kıymet İstatistiklerini takip ettik. 20 Mayıs ile biten haftada, parite ve fiyat etkisinden arındırılmış rakamlara göre, gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 0,15 milyar dolar, tüzel kişilerin ise 0,9 milyar dolar azaldı. Toplam DTH miktarı ise 214,5 milyar dolar düzeyinde.  
  • TCMB’nin brüt döviz rezervleri yaklaşık 1,2 milyar dolar azalışla 60 milyar dolar, altın rezervleri ise fiyat hareketi kaynaklı olarak 0,5 milyar dolar azalışla 40,2 milyar dolar seviyesinde geriledi. Toplam brüt rezervler ise 100,3 milyar dolar ile Temmuz 2021 yılına geri dönmüş oldu. Swap hariç net rezervler eksi 62,8 milyar dolar ile anlamlı bir değişim göstermedi. 
  • BDDK verilerine göre KKM stok miktarı 874,8 milyar TL seviyesine yükseldi. KKM’nin bir YP enstrüman olduğu düşünülürse, YP cinsi mevduatın toplam mevduat içindeki payı %69,65 ile tüm zamanların zirvesinde seyretmeye devam etti. Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi ve tahvil stoku, 20 Mayıs ile biten haftada 0,67 milyar dolar azaldı. Son 5 haftada çıkışı miktarı 2,3 milyar dolar olarak (oldukça yüksek) gerçekleşti! 
  • Yurtdışı cephede ise, küresel piyasaların günü olumlu bir şekilde tamamladıklarını gördük. ABD’de Macy’s Inc, Dollar General Corp ve Dollar Tree gibi perakendeci şirketlerden gelen olumlu yıllık satış beklentileri, söz konusu hisselerde çift haneli yükselişe neden olurken, Nasdaq endeksi dün geceyi %3’e yakın bir yükselişle tamamladı. Öte yandan, Rusya Devlet Başkanı Putin, İtalya Başbakanı Draghi ile yaptığı görüşmede, yaptırımların kaldırılması halinde gıda krizinin çözümüne katkı sağlayabileceklerini söylemesi de piyasaların moralini destekledi.  
  • Asya hisseleri, bölgesel teknoloji firmaları ve ABD’li perakendecilerden gelen güçlü sonuçlar sayesinde bu sabah yeşillere büründü. FED’in Çarşamba günü yayınlanan Mayıs ayı (bir önceki toplantısının) tutanakları, Haziran ve Temmuz aylarında her biri 50 baz puanlık iki artış beklentisini teyit etti, politika yapıcıların yılın ilerleyen aylarında bir duraklama potansiyeli önermeleri, piyasalar cephesinde dün yaşanan iyimser havanın da aslında bir göstergesiydi. ABD’de açıklanan konut satışları veya büyümenin öncü göstergesi olan PMI rakamlarının beklentiyi karşılayamaması da (resesyon endişesi), faiz artırım hızının sanıldığı kadar hızlı gitmeyeceğini delili olarak ön plana çıkmıştı. 
  • Havanın dün akşam iyimsere dönmesi sonrasında, güvenli liman doların da hız kestiği, doların piyasa kuru olan DXY’nin 101,4 seviyesine kadar gerileyerek son 1 ayın en zayıf seviyesine gerilediğini görüyoruz. Benzer bir şekilde, doların piyasa faizi olan 10 yıllıklar da %2,70 seviyesinin diplerine kadar gevşeyerek son 5 haftanın en düşük seviyesini test etti. Doların geri adım atması ile GBPUSD paritesi 1,2830 hedefi ile yeninde yönünü yukarıya çevirirken, benzer bir şekilde EURUSD paritesinde de yeniden sert bir düşüşün kapısını aralayan 1,0830 seviyesine doğru yavaş yavaş ilerlediğini görüyoruz. 
  • Dolar getiri ile ters korelasyona sahip altın ve gümüşün ise bugün grafiklere yazılacak kapanış değeri (haftalık kapanış) büyük önem arz edeceğinin altını çizelim. Gümüş 21,85 – 22,00 dolar seviyelerinde olan yatay destek seviyesinin bu sabah itibariyle üzerinde kapanış yapmak istediğini gösterir bir şekilde 22,10 dolar seviyesine yükselirken, altın ise nokta anlamında 1,855 dolar seviyesindeki teknik seviyede işlem görüyor. Haftalık kapanışının sırası ile 1,855 ve 22 dolar seviyelerinin üzerinde olması, alım için kenarda bekleyen yatırımcıların yeni haftaya daha moralli başlamasına neden olacaktır! 
  • Dolar değer kaybederken, yukarıdaki paragrafları adeta nakış işler gibi dizmeme rağmen, Bitcoin’in halen daha 29bin dolar seviyelerinden kurtulamamış olması da hoşumuza gitmedi. Teknik mânâda sevmediğimi ve aşağı yönlü bir formasyonun oluşmaması için, haftanın 31bin doların üzerinde kapanması gerekiyor. 
  • Mali piyasaların gündemide bugün, FED’in favori endeksi olan çekirdek PCE (beklenti yıllık bazda %4,9 artması) önemle takip edilecektir. İçeride ise Moody’s kararı gelebilir. Son dakika haberi ile haftayı kapatalım: Türkiye güne akaryakıt zammı ile sigara ve alkollü içeceklerde vergi artışı kaynaklı zamlarla başlıyor. Bu tablo enflasyonun fitilini daha da ateşleyecektir.

>TCMB Faiz Oranları

TCMB, geçmiş senelerde olduğu üzere, faiz koridorunu (üst bandını) etkin bir politika aracı olarak kullanmaya yeniden başlayabilir. Geç likidite penceresi faiz oranının (ceza faizi) şu anda %18,50 olduğunu unutmamak gerekiyor.

1653624971c7d949df946782bb9630650ecf7695de_1_1200.jpg

>TCMB Rezervler

TCMB’nin brüt döviz rezervleri yaklaşık 1,2 milyar dolar azalışla 60 milyar dolar, altın rezervleri ise fiyat hareketi kaynaklı olarak 0,5 milyar dolar azalışla 40,2 milyar dolar seviyesinde geriledi. Toplam brüt rezervler ise 100,3 milyar dolar ile Temmuz 2021 yılına geri dönmüş oldu.

16536249717444c0d5071600f274470de23fabe329_2_1200.jpg
165362497129c9a7b490bbceff0fc6b1282cc5e039_3_1200.jpg

>Swap Hariç Net Rezervler

25 Mayıs verilerine göre, swap hariç net rezervler eksi 62,8 milyar dolar ile anlamlı bir değişim göstermedi.

16536249721de1f90f08ebd2fa6301d7247b375d32_4_1200.jpg

>Menkul Kıymet İstatistikleri

Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi ve tahvil stoku, 20 Mayıs ile biten haftada 0,67 milyar dolar azaldı. Son 5 haftada çıkışı miktarı 2,3 milyar dolar olarak (oldukça yüksek) gerçekleşti!

165362497206598f5a965fbbe48ebe6083b67c2257_5_1200.jpg

2013’de 152 milyar dolar olan yabancının hisse ve tahvil portföyü son verilerle 18 milyar dolar seviyesine geriledi.

16536249728739152d399b980e81504b1827243f24_6_1200.jpg

>Fiili Faiz Oranları

TCMB ve BDDK kredi genişlemesini yavaşlatmak adına attığı adımlara rağmen, enflasyonun %70 olduğu bir ortamda %20 – %25 seviyelerindeki faiz oranları herhangi bir anlam ifade etmeyeye devam ediyor. TL krediler haftalık bazda %1,4 artış kaydederken, sene başına göre değişim oranı %23 oldu.

165362497210ab9ffba65e509de323ea1f8e9f1b5d_7_1200.jpg

>Dolarizasyon

BDDK verilerine göre KKM stok miktarı 874,8 milyar TL seviyesine yükseldi. KKM’nin bir YP enstrüman olduğu düşünülürse, YP cinsi mevduatın toplam mevduat içindeki payı %69,65 ile tüm zamanların zirvesinde seyretmeye devam etti. 

16536249734ba0776fad7885ec8414338e4596b1f6_8_1200.jpg
1653624973235c86fcfb4fa7ce9797fa64ed9f15c6_9_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

EKONOMİ

Rusya’dan ne alıyoruz? Rusya’ya ne satıyoruz?

Published

on

Ülkemizde ve dünyada ekonomi gündemi inanılmaz bir hızda değişiyor. Geçen hafta Rusya’yla ticaretimiz hakkında bir yazı yazıp önümüzdeki hafta devam edelim demiştim. Aradan 1 hafta geçmesine ragmen Rusya’yla ticaret meselesini 6 ay önce tartışmışız gibi geliyor. Bu arada KKM tartışması, IMF’den borç mu aldık konusu, araçlardaki ÖTV’nin indirilmesi, rezervlerimizin artması, CDS’in düşmesi gibi birçok major konu tartışıldı. Dolayısyla bizim Rusya meselesinin modası da geçti. Bundan sonra bir hafta önceden sonraki hafta şunu yazacağım diye bir taahhütte bulunmayacağım. Ama madem devam edeceğiz dedik, Rusya’yla nelerin ticcaretini yapıyoruz bir bakalım.

Hangi ülkeye hangi malı satıyoruz, hangi malı alıyoruz, detay hacimler ne kadar gibi sorulara ha deyince cevap bulamıyorsunuz. Bunun için TÜİK’in sitesinden belli aşamaları geçerek ülkeye göre arama yapıp belli verileri çekip sonra onları konsolide etmeniz gerekiyor. Benim bu yazıda kullandıklarım https://biruni.tuik.gov.tr/ adresinden aldığım verilerdir. Farklı kaynaklardan alınan verilerde küçük sapmalar olabiliyor. Bunun da belli nedenleri var ama yazımızın konusu bu değil.

Rusya’yla 2021 yılı dış ticaret hacmimiz 32.5 milyar dolar. Bunun 27.5 milyar doları ithalat, 5 milyar doları ihracat. 2022 ilk 6 ayda ise dış ticaret hacmimiz 29.2 milyar dolar, 26.7 milyar doları ithalat, 2.5 milyar dolarıysa ihracat. Gördüğünüz gibi Rusya’ya karşı ciddi bir dış tişcaret açığımız var. Bu açık 2022’de 2021’e göre daha büyük olacak. Bunun da temel nedeni enerji fiyatlarının yüksekliği ve bizim Rusya’dan ithal ettiğimiz ürünlerde enerjinin ilk sırada gelmesi.

2021 ve 2022’nin ilk 6 ayındaki toplam 7.5 milyar dolarlık ihracatımız içinde sebze ve meyvenin ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki tabloda ihrac ettiğimiz ilk 10 ürünü ve 18 aylık ihracat hacimlerini bulabilirsiniz. Aşağıdaki ilk 10 ürün toplam ihracatımızın %42’sini oluşturuyor.

2021 ve 2022 ilk 6 ayındaki toplam 54.2 milyar dolarlık ithalatımızın içinde yukarıda da belirttiğim gibi aslan payı enerjinin. Toplam ithalat içindeki payı %44. Enerji kalemleri detaylı olarak açıklanmıyor. Gizli veri şeklinde sınıflandırılıyor. Aşağıdaki tabloda Rusya’dan ithal ettiğimiz ilk 10 ürünü bulabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi enerji konusunu dışarıda bıraksak bile Rusya’dan sadece ithal ettiğimiz tahıl ve yağların toplam tutarı neredeyse bizim toplam ihracatımız kadar. Arada çok büyük bir dengesizlik mevcut. Bu şartlar altında ticaretin yerel para birimleri cinsinden gerçekleştirilmesi hangi yollarla yapılacak insan gerçekten merak ediyor.

Geçen haftaki yazımda bahsettiğim ve uluslararası medyada yer bulan Avrupa’dan Rusya’ya ihracatın Türkiye üzerinden gerçekleştirildiği ve böylece yaptırımların delindiği iddiasını doğrulayacak bir gelişme en azından resmi verilede şimdilik görünmüyor. Önümüzdeki aylar için veriler açıklandıkça izlemeye devam edeceğiz.

Emrah LAFÇI – Dünya

Okumaya devam et

BORSA

BORSA : Sanayi mi yoksa banka hissesi mi?

Borsa İstanbul yılbaşından bu yana yüzde 55 yükselirken bankacılık endeksi yüzde 60 arttı. Ancak son 3 yıla bakıldığında sanayi hisselerinin performansı açık ara daha iyi. Yüzde 50’ye çıkan özsermaye kârlılığı ve görece ucuz kalmaları banka hisselerine ilgiyi son dönemde artırmış durumda.

Published

on

Başlığa bakıp bu yazıyı okumaya başladıysanız hisse senetleriyle ilgileniyorsunuz demektir. Belki daha önce hiç hisse almadınız, almayı düşünüyorsunuz belki de geçmişte defalarca farklı farklı hisseler aldınız. Türkiye’de özellikle son dönemde atılan adımların ardından gelinen durum, hisse senetlerine olan ilgiyi ‘mecburen’ artırdı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, hisse senedine yatırım yapanlara son 1 yılda 130 bin, son 3 yılda 1.3 milyon kişi eklendi. Bu artışlarda pandemi sürecinde evden çalışmanın artması ve son dönemde hızla yükselen enflasyon karşısında tasarrufları koruma eğiliminin öne çıkması etkili oldu.

İyi şirket kazandırıyor

Türk Lirası’ndan dövize geçişlerin önüne geçebilmek adına atılan ‘Kur Korumalı Mevduat’ adımı döviz yatırımcısı için iyi bir alternatif oldu. Ancak bu ürün tasarruflarını enflasyon oranına karşı korumak isteyenlerin talebine tam olarak cevap vermediği için hisse senedine yerli yatırımcı ilgisi arttı. Borsayla yeni tanışanlar için şunu hatırlatmakta fayda var. Borsada yapacağınız yatırımları uzun vadeli olarak düşünün. Öyleki geçmiş veriler; borsada büyüme hikayesi olan, iyi yönetilen, düzenli temettü ödeyen şirket hisselerinin yatırımcısını üzmediğini ortaya koyuyor.

Banka hisseleri gaza bastı

Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına… Bankacılık hisseleri son haftalardaki yukarı yönlü sert fiyat hareketleriyle dikkat çekti. BİST 100 Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 55’e yakın yükselirken Bankacılık Endeksi yüzde 60 ile endeksin üzerinde getiri sağladı. Sınai Endeksi ise yüzde 40 ile endeksin gerisinde kaldı. Ancak son 3 yıla baktığımızda sınai sektör hisselerinin performans anlamında bankalara büyük fark attıkları görülüyor. Bu süreçte geride kalan bankacılık hisseleri iyi gelen bilançolarının da etkisiyle aradaki farkı bir miktar kapatmaya çalıştı.

Portföy yapmanın önemi

Peki, bundan sonra ne olacak? Borsada para kazanmak istiyorsunuz genel trendlerin hangi sektörleri öne çıkardığını analiz etmek sizi avantajlı duruma getirebilir. Ancak tek başına yeterli değildir. Sadece tek bir sektör hisselerine yatırım yapmaktansa farklı sektörlerde (trendlere de bağlı kalarak) büyümesini sürdüren, kârlılığı artan, gelecek vadeden şirket hisselerinden oluşan bir portföy sizi hedeflerinize taşımakta daha yardımcı olacaktır. Kısa vadede yüksek kâr beklentisine girmeden uzun vade düşünen bir yatırımcının borsada zarar etmesi pek mümkün gözükmüyor. Bunun için de her fiyat hareketlerinde panik yapmayacak çelik gibi bir sinir sistemine hakim olmanız gerekiyor.

Seçim öncesi yabancılar gelebilir

Kısa vadede içeride enflasyon, dışarıda ABD Merkez Bankası’nın (fed) kararları izlenmeye devam ediyor. Ancak 2023 yılında yapılacak seçimler başka bir hikaye yaratabilir. Son yıllarda piyasaları terk eden yabancı yatırımcıların bir kısmı, seçimlerin ardından ekonomi politikalarında bir değişiklik olabileceği beklentisini satın almak isteyebilir. Dolayısıyla geçmiş yıllardaki gibi bir büyüklükte olmasa bile Türkiye’ye gelebilecek yabancı yatırımcı ilk olarak son yıllarda performans anlamında geride kalmış ve işlem yapabileceği derinliğe sahip hisseleri ilk aşamada tercih edecektir. Bu noktada da büyük bankacılık hisseleri öne çıkabilir.

Dövizi olana ilgi sürebilir

Yine enflasyonist ortamın bir süre daha devam edeceğine yönelik genel bir beklenti var. Bu süreçte özellikle gıda perakendeciliği hisselerine ilgi sürebilir. Yine küresel resesyon tartışmalarının olduğu bir ortamda gelirlerinde azalma riski olsa da kurlarda olası yukarı hareketler nedeniyle ihracat yapan ve döviz fazlası olan şirket hisselerinin portföylerde bulundurulması gerektiği öneriliyor.

BİST 100 Endeksi’nde kritik seviyeler nerede?

BİST 100 Endeksi haftalık bazdaki grafikte 18 Temmuz 2022 haftasında başlayan sert yükseliş trendi üzerindeki seyir sürüyor. Bunun yanında geçtiğimiz haftanın en önemli direnç noktası olan 2 bin 797 puan seviyesinin üzerindeki haftalık kapanış oldukça olumlu. Endeks şimdi daha önce direnç olarak çalışan bu trend çizgisini destek seviyesi haline getirmeye çalışacak. Bunda başarılı olabilirse yukarı hareketlerin inişli çıkışlı bir fiyat seyri de olsa devamı beklenebilir. Endeksin üzerinde bulunduğu agresif yükseliş trendinin destek noktası ise bu hafta için 2 bin 784 puan seviyesine denk geliyor. Yani endeks bu hafta bu destek noktasının altına gelmedikçe kısa vadeli ana trendin yukarı olduğu söylenebilir. Olumsuz senaryoda bu destek noktasının altına girilmesi durumunda 2 bin 350-2 bin 400 puan seviyelerine kadar bir geri çekilme riski oluşabilir.

Dolarda düşüş için 17.07’nin altı şart

Haftalık bazdaki grafikte paritenin 17,07 TL’nin üzerinde kalması yükselişi teknik anlamda açıklayan en büyük etken. Bu sebeple paritede olası bir geri dönüş sinyali için öncelikle 17,07 TL’nin altına inilmesi şart. Böyle bir senaryo daha ilk aşamada 16,25 TL seviyesine denk gelen yükseliş trendinin destek noktasına kadar bir geri çekilme hareketi beklenebilir. Bu noktanın da altına gelinmesi paritede 14,47-14,85 TL bandına kadar bir geri çekilmeyi tetikleyecek öneme sahip. Bu sebeple olası aşağı hareketlerde en kritik nokta şu an için 17,07 TL seviyesi. Bu noktanın üzerinde kalınması durumunda yukarı yönlü riskler artacağından ilk aşamada 18,25 TL seviyesinin test edilme riski artacak.

Ufuk KORCAN

Okumaya devam et

EKONOMİ

Borsa şirketleri son 2 yıldır borçla büyüyor

Published

on

Bu denklem sadece faizli bir enstrümanın getirisini etkilemiyor. Örneğin bir hisse senedine de yatırım yapmak isteseniz burada da karşınıza çıkıyor bir şekilde. En azından bilanço kalemlerine yansımasıyla.

Şu ana kadar bilanço ve gelir tablolarını KAP’a gönderen 195 şirketin toplam bilanço ve gelir tablosu verilerini aynı dönemin geçmiş 5 yılıyla dolar bazında kıyasladığımızda bu etkinin ne kadar net olduğunu da fark etmemek mümkün değil. Dolar bazında son 5 yılın en yüksek esas faaliyet kârlılığına ulaşan borsa şirketleri, toplam kârlılıkta da iki yıl öncesinin 4 katına yakın bir karlılık düzeyinde. Esas faaliyet kar marjı yüzde 4.78’lerden yüzde 10’lara, net kar marjı yüzde 6.53’ten yüzde 17.47’lere, özsermaye karlılığı ise yüzde 3.97’lerden yüzde 16.45’lere yükselmiş durumda.

BORÇLULUK ORANI YÜZDE 100

Öte yandan borç/özsermaye oranı (yani özsermaye yerine borçla büyüme oranı da diyebiliriz) yüzde 76.62’lerden yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Bu ne demek oluyor? Yani artık şirketler eskiden her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 77 TL’lik dış kaynakla faaliyetlerini finanse ederken artık her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 100.25 TL dış kaynakla finanse ediyor.

ENFLASYONLA BAĞIN KOPUŞU

Eğer faiz-enflasyon modelinin şirketler tarafında yaptığı etkiyi görmek istiyorsak işte en güzel örnek. Çünkü 2018/06 dönemi Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 17.75’te belirlediği, buna karşılık resmi TÜFE rakamının ise yıllık yüzde 15.39 olarak açıklandığı bir dönemdi. Yıllar içerisinde TÜFE yüzde 12.62’lere düşerken diğer yandan faiz beklentilerin de üzerinde indirimlerle yüzde 8.25’lere çekildi. İşte tam anlamıyla şirketler cephesinde dengelerin değişmeye başladığı dönem de bu dönem oldu. 2020 yılının ikinci yarısı ile 2021 yılının ilk aylarında sert faiz artışlarının gerçekleştiği bir dönem ve yeniden pozitif reel faize geçildiği bir dönem yaşansa da ardından gelen ardı ardında faiz indirimleriyle astronomik şekilde artan enflasyon arasında bağlantı koptu. Bu da şirketler açısından dış kaynak kullanmayı çok daha cazip hale getiren, elindeki malın ise durdukça değerlendiği bir dönem ortaya çıkardı. Bu nedenle şirketlerin giderek büyümelerini çok ucuz maliyetli dış kaynakla yani borçla finanse ettiği bir dönem yarattı.

BORSA NEDEN HALA UCUZ?

Borsa şirketleri açısından karlılığı yüksek, maliyetleri ise düşük dönem halen devam ediyor. Bu nedenle de ilerleyen dönemlerde de çok yüksek karlılıkların devam edeceği beklentisi analistler cephesinde de dile getiriliyor. Bu da Borsa İstanbul’u her yeni bilanço döneminde daha da ucuzlatacak bir sebep. Yani BIST’te sağlam, karlı, ciro ve varlık büyümesini artıran ve spekülatif tahtalarsa sahip olmayan şirketlerde şu sıralar gördüğümüz hiçbir fiyat pahalı olmayabilir.

Barış ERKAYA

Okumaya devam et

KATEGORİLER

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.