Connect with us

Erol Taşdelen

YEŞİL NÜKLEER VE BANKALARIN SÜRDÜRÜLEBİLİR İKİYÜZLÜ HALİ

Published

on

1971 – Ramsar – Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme; 1972 – Paris – Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi; 1972 – Stockholm – BM İnsan ve Çevre Konferansı Bildirgesi; 1973 – Washington – Nesli Tehlikede Olan Yabani Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme; 1976 – Barselona – Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi; 1979 – Bern – Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi; 1985 – Granada – Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi; 1989 – Basel – Tehlikeli Atıkların Sınırlar Ötesi Taşınımının Ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Sözleşme; 1992 – Valetta – Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunması Sözleşmesi; 1992 – Rio – Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi;  1992- Rio – Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi; 1992- Rio – BM Ormancılık Prensipleri; 1994 – Paris – Özellikle Afrika’da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeyle Mücadele için Birleşmiş Milletler Sözleşmesi; 1997- Kyoto – Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne Yönelik – Kyoto Protokolü; 1998- Aarhus – Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi; 2000 – Floransa – Avrupa Peyzaj Sözleşmesi; 2009 – Cartagena – Biyogüvenlik Protokolü; 2012 – Rio– Rio+20 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı … ne kadar şatafatlı başlıklar değil mi?

Milletler topluluğu 17 alanda SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK hedeflemişti

2016’da SÜRDÜRÜLEBİLİR Kalkınma Amaçları yürürlüğe girdi ve 17 alanda Sürdürülebilirlik amaçlandı : Yoksulluğa Son, Açlığa Son, Sağlıklı Bireyler, Nitelikli Eğitim, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği,  Temiz Su ve Sıhhı koşullar, Erişilebilir ve  Temiz Enerji, İnsana yakışır iş ve Ekonomik Büyüme, Sanayi yenilikçilik ve alt yapı, Eşitliksizlerin azaltılması, Sürdürülebilir Şehir ve Yaşam alanları, Sorumlu Tüketim ve Üretim, İklim Eylemi, Sudaki Yaşam, Karasal Yaşam, Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar, Hedefler için ortaklıklar. Günümüzde 17 alandaki sürdürülebilir amaçların çok daha uzağındayız.

Dünya ülkelerinin çevreci, yeşil söylemi ile milletlararası genel kabul görmüş sözleşmelerin bazılarını yukarıda okudunuz. 2022 itibarıyla hepsi çöp belgesi konumundadır. Nedeni mi? Avrupa  Nükleer Enerjiyi “YEŞİL ENERJİ” kapsamına almak için harekete geçti de ondan. Avrupa Parlementosu Avrupa Komisyonu’nun önerisini 328 onay, 278 ret ve 33 çekimser oy ile onayladı iyi mi! Böylece, nükleer enerji projeleri sürdürülebilir yatırım listesinde yer alacak. Üstelik uygulama 2023’de yürürlüğe girecek. Avrupa Parlamentosu’nun Ekonomi ve Mali İşler (ECON) ile Çevre (ENVI) komitelerindeki milletvekilleri daha önce nükleer enerjinin yatırım programı içinde yer almasını veto etmişti. Son yapılan oylama ile milletvekilleri, doğal gaz ve nükleerin “yeşil yatırım” olarak etiketlenmesine izin vererek, bu alana milyarlarca euroluk yatırım yapmanın önündeki engeller de kalkmış oldu. Üstelik Almanya dışında Avusturya, Belçika, Finlandiya, İrlanda, Lüksemburg ve Bulgaristan’ta yeşil partiler iktidarda koalisyon ortağı olduğu Avrupa’da yeşil siyasetin bu kadar güçlü ve görünür olduğu bir dönemde böyle bir mevzuat değişikliği tam anlamı ile yeşil söylemlerin ikiyüzlülüğüdür. Anlaşılan Avrupa Rus Gazından kaçarken Nükleer tuzağına düştüler. Greenpeace’in hukuka başvuracağını ilan etmesi şimdilik bir teselli olmakla birlikte somut sonuç alınması ise çok zor görülüyor! Avrupa ilk etapta 300 milyar euro yatırım planı öngörmektedir.  Heder 2030’a kadar Rus Gazından tamamen bağımsız hale gelebilmek. İş nerelere gitti gördünüz mü? Bunlar tesadüf olamaz!

Çevreci bildiğimiz Sivil Toplum Kuruluşları sessiz kalması ise İnsanlık adına yüz karasıdır! Tarih bu tepkisizliğiniz ile sizi vicdanlarda yargılayacaktır biliniz! İnandırıcılığınız kalmamıştır!

Enerji sıkıntısını yaratanlar ile dillendirenler aynı kesim! 

2022’de Enerji alanında kartların tekrar dağıtıldığı yıl oluyor. ABD Başkanlık Seçimlerinin ana konusu daha “Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilir bir dünya” idi. Başkan seçilen Joe Biden Yeşil Dünya yaratmak için trilyonlarca dolarlık kaynak ayrılacağını ısrarla söylemlerinde kullandı. Seçimi kazanmasında bu söylemin büyük etkisi oldu. 

2022 Pandemi sonrası Enerji Krizi kendini gösterdi. Bunda, fiili bir üretimin olmadığı fakat milletin elindeki paraların belli merkezlerde toplanması için uydurulan Kripto Madenciliğinin enerji tüketimi; Pandemi sürecinde ekonominin yavaşlamasında Sanayide Enerji kullanım düşmesine rağmen Elektrik üretim merkezlerinin verimli çalışamaması; insanların eve kapanması ile birlikte konutlarda enerji tüketimi artması etkili oldu. Rusya’nın “NATO sınırlarıma dayandı bu kırmızı çizgimiz” söylemi hafife alınınca Rusya – Ukrayna Savaşı sınırlı kalması beklenirken büyüyerek sürüyor. Bu savaşta, “dünya tekrar çift kutuplu hale mi dönüyor” siyasi tartışmalar içinde; ABD ve Avrupa’nın Rusya’ya tepkisinin fazlalığı bu süreci destekler nitelikte gözüküyor. Zira, Dünya Finans Sistemi’nden Rusya’nın dışlanma süreci swift sisteminden dışlanması; Rus Oligarkların (zenginlerin) mal varlıklarına el konması; Yabancı firmaların Rusya’dan hızla çıkması; Rusya’nın yurt dışında bulunan milyarlarca döviz varlığının dondurulması peş peşe gelince; Rus borsası çöktü ve işlemlere uzun süre kapatıldı. Rusya ister istemez “Doğal Gaz” silahını çekti. Yurt dışındaki döviz varlıklarına el konulmasını “Modern Korsanlık” olarak değerlendirdi ve karşılığında Rusya Avrupa ülkelerine gazı Ruble ile satacağını duyurdu. Rusya, 1918’den sonra ilk defa borçlarını ödeyemeyip Temerrüde düştü. 2022 Temmuz başında Rusya ve İran ticarette USD yerine kendi para birimleri ile ticareti teşvik edeceğini duyurması gözleri Çin ve Hindistan’ın ne tavır alacağına çevirdi, önümüzdeki süreçte hep birlikte olacakları göreceğiz. Yaşanan süreçte iş Enerji Krizine kadar sürüklendi iyi mi? ABD, Rusya üzerinden Avrupa’yı ve Rusya’yı fena sıkıştırdı. ABD’nin Dünya Ticaret Savaşları Çin ile sınırlı kalmayacağı belli oldu. Yaşananların arkasında ABD olduğuna yönelik ciddi analizler yapıldı. Türkiye ise şimdilik, “ne yardan ne serden vazgeçerim” tavırları ile tarafsız davranmaya çalışıyor.   

Sıkışan Avrupa çaresizce Nükleer Enerjiyi “Yeşil Enerji” ilan etti

Enerji Tüketiminin artmasında ihtiyaç yerine; “moda” gibi kavramlar ile tüketimin pompalanmasında ciddi katkı var. Yıllardır Tüketimin merkezi ABD ve Avrupa’da örneğin; kişi başı Tekstil tüketimi 3,5 kg olan dünya ortalamasının on katı 35 kg tekstil tüketimini dizginleme yerine “Yeşil” söylem ile “Geri Dönüşüm” söylemini de ortaya atması inandırıcı olmuyor, çok sırıtıyor. Türkiye’nin Tekstil Geri Dönüşüm Merkezi olan UŞAK geleceğin parlayan yıldız illerinden biri olmaya şimdiden aday ve ismini önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağız. Bazı Tekstil devi firmalar, çevreci söylemleri geliştirirken daha çok kazanacakları ve kar marjlarının daha büyük olduğu; Geri Dönüşüm içermeyen ürün almama ve satmama kararı alıyor. Önümüzdeki yıllarda Geri Dönüşüm sertifikaları çok kıymetli olacak, geri dönüşüm içermeyen ürünler satılamayacak.

Bu kargaşa içinde Enerjide sıkışan Avrupa “Yeşil Enerji stratejisinde” değişikliğe giderek Nükleer Enerjiyi “Yeşil Enerji” içine sokmak için harekete geçti. Onlarca yıldır kullanılan söylemler çöpe atıldı; Nükleer Enerji karşıtı kurumlar bir bir “Nükleer Enerjinin çevreye zarar vermediği, çevre dostu olduğu” yönünde açıklamalar yapmaya başladı. Başta tereddüt yaşayan Sivil Toplum Kuruluşları da fonlandıkları kurumların söylemlerine uyarak söylem değiştirdi. Windscale (İngiltere), Three Mile Adası (ABD- Pensilvanya), Çernobil (Ukrayna- Eski Sovyetler Birliği), Mihama Nükleer Santrali (Japonya), Fukuşima Nükleer Faciası (Japonya) … vb Nükleer kazaları görmezlikten gelip; “yeni teknoloji nükleer santraller daha güvenli” söylemini geliştirdiler. Bu tavır tam anlamı ile “sahibinin sesi” söylemi şeklinde gelişti. “Kim seni fonluyorsa onun sesi olma” durumu söz konusu. Bu tam da bu konuda Avrupa ve ABD’nin iki yüzlülüğü. Zira ortada tutarsız, ikiyüzlü bir tavır söz konusu. Nükleer santralin Doğa ve İnsan dostu olduğunu; bilgisi, aklı, vicdanı olan hiç kimse savunamaz. Savunuyor ise söyleyene değil, söyletene bakmalı. Teknoloji ne kadar gelişir ise gelişsin bu santrallerin sıfır kaza riski taşıdığı, insanlığa zarar vermeyeceğini kimse öngöremez. O zaman basit bir soru : Bu santraller çok güvenli ve sıfır kaza riski var ise niçin milyarlarca dolar karşılığı sigorta yapılıyor?

Bankaların SÜRDÜRÜLEBİLİR ikiyüzlülüğü

Sadece bizde değil dünyada da başta bankacılık sektörü olmak üzere SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK üzerine söylemler geliştirdi. Ana kredi stratejilerini SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK üzerine kurgulandı. Konuya duyarlı olanlar ve bankacılık sektörünün içinde bulunanlar fark etmiştir, son yıllarda bankaların yenilenen yurt dışı kaynaklı Sendikasyon kredilerine bakın; hemen hemen hepsinin “kredilerin SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK üzerine olduğu” görülür. Kısaca, dünyanın içine edenler ile “dünyayı bu durumdan kurtaracağız” diyenler aynı kesim farkında mısınız? O zaman sormalı “o kadar yeşil düşkünüydünüz de; dağları köstebek gibi talan eden maden ocaklarına kim kaynak sağladı; Karadeniz yaylalarına kadar illa da asfalt yol götüreceğim diye plan yapanları kim finans sağladı; Trakya’yı, Bursa Ovasını, Sakarya ovalarını kimin paraları ile sanayi kentine çevrildi; Adana’da pamuk tarlalarını; Antalya’da Portakal bahçelerine sanayi tesislerine kaynağı kim sağladı; ülkenin her yerinde biten termik santrallerine kim kaynak sağladı; siyanür ile dünyanın her yerinde Altın arayan Kanadalı, Alman firmalarına kimler izin verdi, kimler kaynak sağladı; halkın kullanma hakkını elinden alan Ege – Akdeniz’in güzelim koyların beton yığınına dönüşmesinde hangi kaynaklar kullanıldı?” listeyi uzatmak mümkün. Tümünün altında Dünya Finans Sistemi kaynaklarının Türkiye uzantılar yok mu sanıyorsunuz! Şimdi kalkmış Nükleer santrallerin nasıl çevre dostu olduğunu halka ikna etmeye çalışıyorlar. Nükleer Santrallerin üzerine çiçek böcek resmi yapmak ile olmuyor maalesef.

Sürdürülebilir söylemlerini dillerinden düşürmeyen başta bankacı sözcülerine, “Hadi canım sen de” demek geliyor insanın içinden! “Doğa ve İnsan” odaklı Sürdürülebilir gelecek için çalıştıklarını söyleyecek belki de en son kesim Bankacılık Sektörüdür!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Birsay KURUÇ : Enflasyon neymiş Almanya’ya soracaksın! – BankaVitrini

Okumaya devam et

EKONOMİ

KKM’LERİ EKONOMİSTLER NİÇİN KARŞI ÇIKIYOR

Published

on

KUR KORUMALI MEVDUAT ( KKM ) hesaplar için 2022 Temmuz itibarıyla Merkezi Bütçeden 60,6 milyar TL ödendiği ortaya çıktı. Yıl sonuna  kadar USD/TL kurunun durumuna göre maliyetlerin 200-300 milyar TL’ye kadar çıkması hesaplanırken KKM’lere karşı çıkanlar ile destekleyenler arasında tartışma da büyüdü. Ana tartışma konuları neler yakından bakalım.

KKH’ler aceleye getirildi

Ekonomistlerin ana itirazlardan başında bu ürünün çok aceleye geldiği yönünde. Haklılık payı da yok değil. KKM’lerden sonra yirmiden fazla değişiklikler oldu. Onbeşinci değişiklikten sonra ben şahsen takibi bıraktım.  Zira, bir süre sonra “Altın ( XAU ) ve GBP unutmuş bunlar da  dahil” dendi. Belli bir süre sonra en fazla KKM faiz oranı %17 dendi. Bankaların KKM’lere karşılık oranlarının değişmesi; Ticari Hesapların da dahil edilmesi; Vergi avantajları gibi daha sonra yapılan düzenlemeler ürünü biraz da “Kervan yolda düzülür” anlayışı ile çıkarıldığı anlaşılıyor. Zira bu tür ürünlerde başta böyle belirsizlikler olmaması gerekirdi. Değişiklikler o kadar sık olunca ilk hesabı açan bazı müşteriler; örneğin 100 bin USD’lik KKM açtı vade sonunda elin e 92 bin USD verildi ana para eridi. Bu yönde açılmış davalar var ( “yok “demeyin elimde belgeler var ).

KKM Hesaplara TL mevduat niçin dahil edildi? 

KKM’ler 20 Aralık 2021’de başladığında piyasalarda 18’leri geçen USD/TL seviyesini kısa sürede 13’lern altına çekmesi o günlerde ‘doğru ürün’ gibi olduğu düşünülse de kısa sürede USD/TL seviyesinin tekrar yükselerek eski seviyesine yükselmesi çözümün geçici olduğuna yönelik eleştiriler haklı çıkmış oldu. Başta Döviz Mevduatların KKM’lere dahil olduğu bizzat Maliye Bakanı tarafından sık sık dillendirilse de BDDK verilerin açıklanmaya başlaması ile ürünün çıkarılmasından iki hafta sonra asıl kaynağın dövizden değil TL mevduatlardan geldiği ortaya çıktı. Ekonomistler bu duruma karşı çıkarak “Döviz bozulma yerine niçin TL Mevduatın Kur Koruma altına aldığını” anlayamadı ve karşı çıktı. Bu durumda KKM savunucuları “TL Mevduatın Dövize dönüşünü engelledik” bu şekilde söylemi geliştirdi. O günlerde Dolarizasyon %72’lere kadar çıkmıştı. Ağustos başında KKM’lerde 1 trilyon 170 milyar TL birikti. Bunu da USD karşılığı 65 milyar USD KKM’lerde biriktiği anlamına gelir. 20 Aralıkta Döviz Mevduatta  260 milyar USD karşılığı döviz vardı. 5 Ağustos itibarıyla 240 milyar USD karşılığı döviz mevduat var. 7 ayda 20 milyar USD düşüş var. Bu düşüşün tamamı KKM’lerde gittiğini düşünsek bile 65 milyar USD KKM karşılığını 45 milyar USD karşılığı TL Mevduat hesaplardan geldiği anlamına gelir. Ekonomistlerin ana itirazların başında bu geliyor. Temmuz Sonunda Hazinenin ödediği 60,9 milyar TL Kur farkının üçte ikisi TL Mevduat hesaplara ödenmiş oluyor ki bunun ödenmesinin amacına uygun olmadığı TL Mevduatlara Dövize dönme korkusu ile bu bedelin ödendiği Hazine ana kaynağının Halkın Vergileri olduğu için; “Vergiler parası olan zenginlere aktarıldı” itirazları geldi.

Özel banka KKM’lere niçin kaynak aktarıldı?

Kamu yararına özel sektöre kaynak aktarılması genelde “teşvik” olarak bilinir. Örneğin yatırımcı Sanayicilere vergi muafiyeti bu kapsamdadır. Kamu bankaların Yatırım ve İstihdam için düşük faizli kredi verilmesi de bu kapsamdadır. Ama özel yerli ve yabancı bankaların da dahil edildiği KKM’lere Hazinenin kaynak aktarmasına Ekonomistlerden itiraz geldi. İtiraz edenler başta KKM’lerin sadece Kamu Banklarında olması gerektiğini savunuyor. Zira, KKM’ler için ödenen kur farkı mevduat olarak bu bankalara gittiği için dolaylı kaynak aktarımı da yapılmış oldu. Bunun yerine “Kur Korumalı Bono veya Tahvil çıkarması daha mantıklı olacaktı, bu şekilde ana kaynağın kamuda kalacağı savunuluyor. Hazinenin özel yerli ve yabancı sermeyeli bankalara kaynak aktarılması ciddi eleştiri konusu oldu. 2022 yılı ilk yarısında 24 milyar TL Net kar açıklayan bankacılık sektörü 2022 yılın ilk yarısında karlılığını beş kat artırarak 169 milyar TL net karlılık açıklamasında KKM’lerin katkısı büyük oldu. Zira, Vadeli mevduatların üçte biri KKM’lerden oluşuyor.

KKM Hesaplarda en fazla %17 mevduat niçin seçildi?

KKM hesapların niçin en fazla %17’de sabitlenmesi diğer bir itiraz konusu oldu. Zira %17’lerde sabitlenmeden önce özel bankalarda mevduat %20-21’lerdeydi. %17’ye çekilmesi ile bankalara ciddi bir düşük maliyetli kaynak da sağlanmış olduğu gibi Hazineden ve  Merkez Bankasından daha fazla kaynak çıkmış ek maliyet oluşturulmuş oldu. KKM’lerde TL’den dönenlerin kur farkını Hazine; Dövizden dönenlerin kur farkını Merkez Bankası karşılıyor. Hazinenin ödemeleri ek bütçelerden belli olurken Merkez Bankasının KKM’ler için ne kadar ödeme yapıldığı açıklanmadığı için hala belli değil. KKM’lerin yaklaşık üçte biri Dövizden geldiği düşünüldüğünde Merkez Bankasının 20 milyar TL ödediği tahmin edilebilir. KKM hesaplarda faiz %17’lerde sabitlenmese normal mevduatın %27’lere kadar çıktığı bu günlerde aradaki %10 bankalar tarafından karşılanacaktı ki bu aylık 1 trilyon 170 milyar lira KKM’ler için 9,5 milyar TL daha faiz maliyeti olacak anlamına gelir. Dolaylı olarak Hazine ve Merkez Bankasından her ay 9,5 milyar TL faiz için fazladan kaynak aktarıldığı anlamına gelir. Ekonomistlerin ana itirazlardan biri de bu konu. Ekonomistler haklı olarak, “özel yerli ve yabancı bankalara niçin kaynak aktarılıyor, bunların ürünlerine niçin para aktarılıyor bunu yerine KKM sadece Kamu Bankalarında çıkarılsaydı” haklı itirazı yapıyor.

İleriye yönelik maliyet hesaplamak çok zor

KKM’lerin Hazine ve Merkez Banaksına ileriye yönelik ne kadar maliyeti olacağını bugünden söylemek çok zor. Zira, USD/TL değerinin ne olacağı ile ilgili bir konu bu. Bazı ekonomistlerin iddia ettiği gibi USD/TL kuru 25-30 TL’leri görmesi halinde ciddi maliyetler çıkıyor. KKM’lerin Bütçeye ne kadar yük getireceği yanında “KKM’ler ekonomik dengeleri sağladı, onun maliyeti” diye savunulsa da Bütçeye gelecek yük konusunda Maliye Bakanı bile net cevap verememekte. Bu belirsizlik Bütçe Açığını daha da artmasını ve ucunun nerelere gideceğinin bilinememesi ciddi kaydı yaratıyor.

Kısaca, KKM maliyetinin ciddi hesaplanmadığı, ileriye yönelik maliyet hesabının da ne olacağı yönünde itirazların boşa olmadığı ortada. Bütçe harcamaları ve para transferlerinde Kamu Yararı olması esastır. Vergi Hukuk uzmanlarının itirazı da buradan kaynaklı. KKM’lerin Vergi Usul Kanununa aykırı olduğu iddialar arasında. KKM’ler aracılığı ile zengine para aktarılmasının Kamu yararının anlatılması ise KKM hesapları anlatmak kadar zor bir konu.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK DÜZENLEMESİ ‘BAĞIMSIZ DENETİM RAPOR’ ÜCRETLERİNİ UÇURDU

Published

on

BDDK Temmuz başında TL Kredilerine yönelik kısıtlayıcı tedbirlerinden biri de firmalardan “Bağımsız Denetim Raporu” hazırlanması koşulu getirmesi birden binlerce firmanın Bağımsız Denetim Raporu hazırlanması için bu yönde hizmet veren firmalara koşmasına neden oldu.

Bankalar firmalardan taahhütname alıyor

Bankalar TL kredi kullanacak firmalardan Bağımsız Denetim Raporu alınacağı yönünde taahhütname alınması firmaların Bağımsız Denetim firmalarında yığılma yaratmış durumda. Zira, bazı bankalar taahhütname almakla yetinmiyor, firmalardan  Bağımsız Denetim Raporu firmalar ile işlemlerin başlatıldığının kanıtlanması için yapılan sözleşmeyi talep ediyor. Yani, ortada rapor olmasa da şimdilik sözleşme gerekiyor.

Bağımsız Denetim firmaları talebe yetişemiyor

Piyasadan ani ve yoğun gelen talep karşısında Bağımsız Denetim Raporları yetersiz kaldı ve rapor hazırlama ve teslim süresi uzamaya başladı. Bazı firmalarda 2022 yılı tamamen dolu olup yıl sonuna kadar yeni firma almayacağını belirtirken; iş yoğunluğundan rapor kalitesi de düşmüş durumda. Zira, Bağımsız Denetim Raporu hazırlayan firmalarda teknik personel gelen yoğun talebe yetişemez hale gelmiş durumda. Bağımsız Denetim firmalarında iş yükü artarken analist ücretleri de 2-3 katına çıkmış durumda. Firmaların personel alımına yönelik iş ilanları artarken karşılıklı personel transferleri de hızlanmış durumda.

Rapor ücretleri anormal arttı

BDDK’nın TL kredilerine yönelik fren gören düzenlemeleri Bağımsız Denetim Raporu hazırlayan firmaların işlerini yoğunlaştırırken düzenleme öncesi 30-50 bin lira arasında hazırlanan Raporlar için Ağustos ayında 250-300 bin lira istenmeye başlandı. BDDK veya Çalışma Bakanlığı bu yönde tarife ücreti belirlemeyince her firma keyfi olarak Rapor hazırlama ücret tarifesi uygulamaya başladı.

Firmalar mağdur oldu

BDDK’nın ani düzenlemesi firmaları Rapor hazırlamaya zorlarken 250-300 bin lira gibi anormal bir maliyet ile de karşı karşıya kaldılar. Üstelik bu ücreti her sene ödeyecekleri için firma maliyetlerine ek bir külfet gelmiş durumda.

Hangi firmalar zorunlu Bağımsız Denetim Raporu hazırlayacak?

BDDK açıklamasında, “660 sayılı KHK ile ilgili düzenlemeler uyarınca bağımsız denetine tabi bir şirket ( Şirket )” olması halinde düzenlemeye tabi dendi. İyi de bu ne demek; hangi firmalar Bağımsız Denetime tabi. Bunun için 3 şartta en az ikisini, iki yıl arka arkaya sağlamanız gerekiyor. Nedir bu şartlar;

  1. Aktif büyüklüğü 35 milyon TL’den fazla olan firmalar;
  2. Net Satışları ( cirosu ) 70 milyon TL’den fazla olan firmalar;
  3. Çalışan sayısı 175’den fazla olan firmalar;

Bu üç koşuldan en az ikisini 2 yıl arka arkaya sağlıyor ise firmanız, Bağımsız Denetim Raporu hazırlatması gerekiyor.

KOBİ tarzı firmalar “maliyetleri nasıl düşürelim” diye çırpınırken üzerinde 250-300 bin liralık hesapta olmayan bir maliyetin gelmesi piyasalarda tepkilere neden oluyor, biline!

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA ANALİZLERİ

VATANDAŞ ENFLASYONDA EZİLİRKEN, BANKALAR KARLILIĞI BEŞE KATLADI

Temmuz ayı için TÜİK’nin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık  %79,6; Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %144,6 olarak; ENAG’ın yıllık %176 olarak enflasyonu açıkladığı gün; BDDK’da banka rasyolarını açıkladı. Vatandaş Enflasyon karşısında ezilirken Bankacılık sektörünün karlılıkta Altın yılını yaşadığı ortaya çıktı.

Published

on

Bankacılık tarihinde görülmemiş kar artışı yakalayan Bankacılık sektörü 2021 ilk yarısındaki 33,8 milyar TL’lik Net karlılığını beş kat artırarak 169,1 milyar TL’ye taşıdığı görüldü. Sektörün, Karlılık yüzde artışı ise % 400,3 oldu. 2021 yıllık 92,9 milyar TL olan karlılığını da aşan sektör kar üzerine kar rekoru sağladı. Üstelik bunu kriz ortamında gerçekleştirdi. O zaman soru şu : Bu değirmenin suyu nereden geldi?

BANKALAR NEREDEN KAR YAPTI?

Bankacılık sektörünün Kar / Zarar Tablosuna bakıldığında 2021 ilk yarısındaki 270,4 milyar TL’lik Faiz Geliri % 99,1 artarak 538,4 milyar TL’ye çıktığı görülmekte. Başka bir ifade ile bankaların faiz geliri ikiye katlamış durumda. Buna karşılık Faiz Giderleri 176,7 milyar TL’den % 43,4 artarak 253,5 milyar TL’ye yükseldi. Dolayısı ile Faiz Giderleri gelirlere göre daha az artınca Net Faiz Giderleri de hali ile anormal artış oldu. 2021 ilk yarısında 93,7 milyar TL olan Net Faiz Gelirleri % 204 artarak 284,9 milyar TL seviyesine yükselmiş durumda. Bunda hiç kuşkusuz KKM hesapların en fazla faiz oranı olarak %17 olarak sabitlenmesinin katkısı büyük oldu. Zira faiz giderlerinin ana kalemi olan vadeli Mevduatların üçte birinin KKM olduğu düşünüldüğünde bankalar için ciddi avantaj sağlanmış durumda. Temmuz sonunda KKM’lerin hacmi 1,1 trilyon seviyesine gelmiş durumda. KKM faiz oranları %17’lerde sabitlenmesi bugün mevduat faiz oranları en iyi tahminle %27’lerde hatta daha üstünde olacaktı ki bu da Bankalara bu kısım mevduat için %10 ek faiz yükü getirecek bu da aylık 9 milyar TL faiz gideri anlamına gelmektedir. Başka bir ifade ile bugünkü KKM rakamları ile Bankalara ek 9 milyar TL dolaylı kaynak aktarılmaktadır ki bu para da Hazine ve Merkez Bankasından çıkmaktadır. Ciddi transfer! Zira, Ekonomi kurmaylar KKM – Mevduat faizlerini sabitlerken Kredi faiz oranlarında herhangi bir fren sistemi kurmadı. Ağustos başında örneğin Ticari Krediler Kamu dışı bankalarda %50’lere dayanmış durumda. Bir taraftan mevduat faizlerini bastırırken diğer taraftan kredileri serbest bırakılması ister istemez banka Net Faiz Gelirlerini de üç kat ve %204 artırmış durumda. Ayrıca; Sektörde 2021 ilk yarısında 93,7 milyar TL olan Faiz Dışı Gelir ise %204 artarak 2022 ilk yarısında 294,9 milyar TL seviyesine yükseldi. Bunda geçen yıl aynı dönemde 21 milyar TL olan Kambiyo zararının 53 milyar TL karlılığa dönmesinin etkisi büyük olduğu görülüyor.

BİLANÇO BÜYÜDÜ

Diğer Taraftan bankaların 2021 sonundaki 9,2 trilyon TL olan Toplam Aktifleri yılın ilk yarısında %27 büyüyerek 11,7 trilyon TL’ye çıkmış durumda. 4,9 trilyon TL olan Nakdi Kredileri de % 28 artarak 6,2 trilyon TL seviyesine yükselirken; 160 milyar TL’lik Takipteki krediler 161 milyar TL seviyesine çıktığı görüldü. Söz konusu kredi takip tutarları hukuki sürecin başladığı krediler olup içinde öz izleme, yakın izleme, yapılandırılan ve yüzdürülen krediler dahil değil. Sektörde sorunlu kredi grubuna giren kredilerin oranı TBB’nin yayınladığı raporlardan %15’ler gibi yüksek seviyesinde olduğu biliniyor.

2021 sonunda 5,3 trilyon TL olan Mevduat hacmi ise %28,2 artarak 6,8 trilyon TL seviyesine yükselmiş durumda. Toplam Kredilerin %37’lik kısmını oluşturan 2,5 trilyon TL vadesiz mevduatlarda bulunuyor, ki bu  oran enflasyonist ortamda tasarruf sahiplerinin aleyhine bir durum oluşturuyor. Bazı bankalar otomatik günlük fon alım alt limitlerini yükselterek kendi lehlerine avantaj sağlamış durumda ki bu alana henüz BDDK müdahale etmiş değil. Bankaların insafına kalmış. Bazı bankalar 50 bin USD altına vadeli hesap bile açmıyor.

Sektörün özkaynakları ise 2021 sonunda 714 milyar TL iken %43 artarak 2022 ilk yarısında 1 trilyon lirayı geçmiş durumda.

YERLİ SERMAYELİ BANKALAR NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Yerli Sermayeli Bankalar 2021 sonunda 2,8 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %26,6 büyüterek 3,6 trilyon seviyesine yükseltti. 1,4 trilyon TL olan Nakdi Krediler %28 büyüyerek 1,8 trilyon TL seviyesine yükselirken; 59,3 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 57,4 milyar TL seviyesine geriledi. Bunda bazı bankaların alacak dosyalarının Varlık Şirketlerine satmasının etkisi oldu. 1,6 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %27,2 artarak 2 trilyon TL’yi aşmış durumda. Yerli Bankalarda mevduatın %41,1’i vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da ( %37 ) üzerinde olduğu görüldü. Yerli özel bankaların 261 milyar TL olan özkaynakları ise % 41,4 artarak 369 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 36,7 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan yerli Özel bankalar 2022 ilk yarısında % 179,8’lik bir artış ile 102,7 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 13,7 milyar TL olan Net Karlılık da %  438 artarak 73,7 milyar TL seviyesine, sektör ortalamasının üzerinde net kar yapmış durumda.

YABANCI SERMAYELİ BANKALAR NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Yabancı Sermayeli Bankalar 2021 sonunda 2,3 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %28,2 büyüterek 3 trilyon seviyesine yükseltti. 1,1 trilyon TL olan Nakdi Krediler %30,5 büyüyerek 1,5 trilyon TL seviyesine yükselirken; 52,1 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 52,4 milyar TL seviyesine yükseldi. 1,5 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %28,5 artarak 1,9 trilyon TL’yi aşmış durumda. Yabancı Bankalarda mevduatın %43’ü vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da (%37 )  oldukça üzerinde olduğu görüldü. Yabancı sermayeli bankaların 194 milyar TL olan özkaynakları ise %39,7 artarak 271 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 32,9 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan Yabancı Sermayeli bankalar 2022 ilk yarısında % 136’lık bir artış ile 77,7 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 12,7 milyar TL olan Net Karlılık da %321 artarak 53,5 milyar TL seviyesine net kar artışı sağladı.

KAMU BANKALARI NE YAPTI?

Yılın ilk yarısında Kamu Bankaları 2021 sonunda 4 trilyon TL olan Aktif Büyüklüğünü %26,8 büyüterek 5 trilyon seviyesine yükseltti. 2,3 trilyon TL olan Nakdi Krediler %27 büyüyerek 2,9 trilyon TL seviyesine yükselirken; 48,7 milyar TL’lik Kredi Takip Alacaklar 51,1 milyar TL seviyesine yükseldi. 2,2 trilyon TL’lik Mevduat hacmi de %28,6 artarak 2,8 trilyon TL’yi aşmış durumda. Kamu Bankaları mevduatın %30’ü vadesiz mevduatta yer alırken bu oran sektör ortalamasının da (%37 )  oldukça altında olduğu görüldü. Kamu bankaların 258 milyar TL olan özkaynakları ise %50 artarak 387 milyar TL seviyesine ulaştı.

2021 ilk yarısında 24 milyar TL Net Faiz Geliri yaratan Kamu Bankalar 2022 ilk yarısında % 335’lık bir artış ile 104,5 milyar TL Net Faiz geliri sağladı. 2021 ilk yarısında 7,4 milyar TL olan Net Karlılık da %466 artarak 41,9 milyar TL seviyesine net kar artışı sağladı.

Bu arada bankalar için USD/TL döviz seviyesinin ne olacağı; Enflasyon oranlarının artarak devam etmesi; yaklaşan seçim süreci ve uluslararası arena riskli bölge sayısının artması, devam eden Ukrayna – Rusya savaşı; Kredi Risk Primi – CDS oranının Türkiye aleyhine artış ve bankaların çevirmesi gereken sendikasyon kredilerdeki maliye baskısı; Kamu otoritesinin sektörü direkt etkileyen ani yasal düzenlemeler; COVİD-19 belirsizliği önümüzdeki dönemde bilançoları için ciddi tehditler olarak kendini gösteriyor.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİLER

  • Merkez Bankası (MB) faiz kararı... MB faizi düşürürse, sabit bırakırsa altın, dolar, kur ne olur? 18 Ağustos 2022 18/08/2022
    ABD Merkez Bankası (FED)’in geçtiğimiz ay faiz kararını açıklaması sonrasında gözler TCMB Ağustos ayı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 14’den yüzde 13’e indirdi. Peki, Merkez Bankası (MB) faiz kararı sabit kaldığında altın ve dolar ne olur? MB faiz düşürürse durum ne olur? İşte o detaylar...
  • Canlı altın fiyatları 18 Ağustos 2022... Çeyrek altın fiyatı ne kadar, gram altın kaç TL? 18/08/2022
    Altın fiyatları geçtiğimiz haftadan bu yana yükseliş seyrine geçmişti 1.038 liraya çıkan gram altın düşüşte. Ons altında ve döviz kurlarında yaşanan hareketlilik diğer altın türlerine de yansıyor. Altın fiyatlarının nasıl yön izleyeceği yatırımcıların gündeminde yer alıyor. Peki, bugün çeyrek altın, gram altın ne kadar, kaç TL? İşte 18 Ağustos altın fiyatları…
  • Son dakika... TCMB faiz kararı açıklandı... İşte Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı 18/08/2022
    Merkez Bankası faiz kararı Ağustos 2022 PPK toplantısı ile açıklandı. TCMB faiz kararı açıklaması sonrasında Merkez'in aldığı karar ortaya çıktı. Peki, Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? TCMB Ağustos 2022 faiz kararı açıklandı! 18/08/2022
    Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı açıklamasını Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında yaptı. TCMB PPK takvimi içerisinde toplantının hangi tarihte yapılacağı duyurulmuştu. Peki, piyasaların merakla beklediği Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç oldu? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Euro Bölgesi çekirdek enflasyonu beklentiyi aştı 18/08/2022
    Euro Bölgesi enflasyon oranı Temmuz’da yıllık 8,9 olarak açıklandı. Veri, bir önceki verideki tahminle paralel seyrederken çekirdek enflasyon ise beklentileri aştı.
  • Son dakika! Bakan Kurum: Ofisler konuta dönüştürülecek 18/08/2022
    Son dakika haberi... Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Resmî Gazete’de yayımlanan “Planlı Alanların İmar Yönetmeliği” ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldığını duyurdu. Konut ve kira fiyatlarını düşürmek için her adımı attıklarını vurgulayan Bakan Kurum, “İstanbul’da yaklaşık 1.5 milyon, ülke genelinde 4 milyon metrekare arz fazlası nedeniyle kiralanamayan ya da satılamayan ofis, konuta […]

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.