Connect with us

EKONOMİ

Prof. Dr. BORATAV : ‘Yaptırımlar Rusya’dan çok Batı’yı etkiledi’

Korkut Boratav, Batılı ülkeler son yılların en yüksek enflasyon oranlarını açıklarken Rusya’nın ‘rublenin değerini, döviz kazançlarını ve dış dengesini koruyabildiğini’ kaydetti.

Published

on

Rusya’nın Ukrayna’nın doğusuna yönelik başlattığı askeri harekat beşinci ayına girmek üzere. Tüm bu süreçte Moskova, başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı ülkelerin geniş kapsamlı yaptırımlarına ve özellikle ihracat ambargolarına maruz kaldı. Her ne kadar enerji ve gıda başlıkları bu çerçevenin dışında tutulmaya çalışılsa da, Rusya’nın Avrupa ülkelerine çeşitli gerekçelerle gazı kesmesi veya akışı azaltması ve Karadeniz üzerinden tahıl koridorunun bir türlü açılamaması gibi nedenlerden kaynaklı tüm dünyada enerji krizi ve gıda güvenliği tartışmaları sürmekte.

Bu süreçte öne çıkan bir diğer gelişmeyse Batılı ülkelerin art arda açıkladığı “rekor” enflasyon verileri oldu. Buna ek olarak çeşitli Avrupa ülkelerinde hayat pahalılığına ve enflasyon oranının altında kalan ücret zamlarına karşı protesto gösterileri ve grevler de dikkat çekiyor.

Dayanışma Meclisi üyesi, Marksist iktisatçı Korkut Boratav’a göre pandeminin ardından gelen ekonomideki ikinci şok dalgası Batı’nın Rusya’ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlardan kaynaklanıyor. soL’un sorularını yanıtlayan Boratav yaşananları “1980 sonrasında yaşanan ortamla benzerlikler var. İşin tuhafı, olumsuz ekonomik etkiler Rusya’dan çok Batı’da gözleniyor” sözleriyle açıkladı.

Baş aktörler: ABD ve İngiltere – 40 yıllık rekor!

İlk “rekor enflasyon” açıklaması Ukrayna’daki savaşın baş kışkırtıcısı durumunda olan ABD ve İngiltere’den geldi.

ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, önce mart ayında yıllık bazda yüzde 8,5 oranında yükselen tüketici fiyat endeksi, mayıs ve haziran aylarında da aynı yükseliş eğilimini sürdürerek önce 8,6’ya ardından 9,1’e yükseldi. Bu, Aralık 1981’den beri ABD’de görülen en yüksek enflasyon oranı. Özellikle akaryakıt fiyatlarının hızla artmasıyla kendisini hissettiren hayat pahalılığı ABD Başkanı Joe Biden’ın ağır bir şekilde eleştirilmesine de sebep oluyor. Yaşananların sorumlusu olarak Rusya’yı gösteren Biden, her ne kadar alternatif enerji kaynakları aramaya devam edeceğini belirtse de bu konuda başarılı olduğu söylenemez. Geçtiğimiz gün, seçim döneminde “parya devleti” ilan ettiği Suudi Arabistan’a gitmek zorunda kalan ancak Riyad’da yaptığı görüşmelerden eli boş dönen Biden’ın, FED’in faiz artırımına gitmesi sonrası oluşan “resesyon” kaygısıyla nasıl başa çıkacağı ise merak konusu.

İngiltere’de de benzer bir tablo söz konusu. Mayıs ayında açıklanan verilerde yıllık enflasyon oranı yüzde 9,1 olarak açıklandı. Bu rakamın da ABD’de olduğu gibi, 1982’den beri görülen en yüksek oran olduğu aktarılıyor. Nitekim Boris Johnson’ın kendi partisi içerisinde dahi güvensizlik ortamını hafifletememesine yol açan ortamın ekonomideki bu sorunlardan kaynaklandığı düşünülüyor.

Yeşiller’in Almanya’sı – 50 yılın en yüksek oranı!

Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomisi Almanya’da da mayıs ayında açıklanan verilere göre yıllık enflasyon yüzde 7,9 oldu.

Enflasyon oranının en son petrol krizinin yaşandığı 1973-1974 kış mevsiminde bu kadar yüksek ölçüldüğü belirtiliyor. Öyle ki, Yeşiller hükümeti ironik bir şekilde Rusya’ya bağımlılığı azaltma iddiasıyla kömür kullanımından, ortak ısınma alanlarından ve “daha kalın” giyinmekten söz ediyor..

Öte yandan Boris Johnson’dan sonra bu enflasyonist ortamın Şansölye Olaf Scholz’u da istifa etmeye zorlayacağı konuşuluyor. Scholz, Almanya’nın yükselen enerji fiyatları ve enflasyon konusunda tarihi bir zorlukla karşı karşıya olduğunu keşfederken, mevcut krizin birkaç ay içinde bitmeyeceğini de sözlerine ekliyor.

‘Latin’ Avrupa – 36 yıl sonra ilk kez…

Fransa, İtalya ve İspanya’da da durum farksız değil. Her üç ülkede de görülen enflasyon oranları, 1986/87’den beri en yüksek seviyeye tekabül ediyor.

Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Çalışmalar Enstitüsü’nün paylaştığı bilgiye göre, mart ayında yıllık bazda yüzde 4,5 olarak gerçekleşen enflasyon, haziran verilerine göre 6,5 seviyesine kadar çıktı.

İtalya’da yüzde 8 olarak açıklanan enflasyon, İspanya’da yüzde 10,2 seviyelerine kadar çıktı.

‘Rusya rublenin değerini korudu’

Bir süre önce Gazprom’un ödemeleri ruble ile kabul edeceğini açıklamasıyla başlayan ve birkaç gün önce de Almanya’ya gaz akışının kesilebileceğini açıklamasıyla devam eden süreçte Rusya’nın enerjiyi bir “caydırıcılık unsuru” olarak kullanmasını ve Ukrayna gündemiyle başlayan gelişmelerin Batı ekonomilerine etkisini Korkut Boratav’la konuştuk.

“Korona salgınının tüm dünya ekonomilerinde yarattığı şokun ikinci bir dalgası bugünlerde yaşanıyor. Bu ikinci şok, ABD öncülüğünde Batı’nın Rusya’ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlardan kaynaklandı. İşin tuhafı, yaptırımların olumsuz ekonomik etkileri Rusya’dan çok Batı’da gözlenmektedir” değerlendirmesi yaparak sözlerine başlayan Boratav, özellikle doğalgaz ve petrol ihracatına karşı uygulanan yaptırımların tüm maliyetleri yukarı çektiğinin altını çizdi.

Boratav, “Ukrayna-Rusya kökenli hububat ve hammadde fiyatlarının da etkisiyle enflasyon hızlanmaktadır. Yaptırımlardan kısa dönemde en ağır etkilenen ülkeler, bu konuda ABD’nin kuyruğuna takılan Batı Avrupa’da yer alıyor” diye konuşarak özellikle Rusya’ya enerji ve gıda bakımından büyük ölçüde bağımlı olan ülkelere dikkat çekti.

‘ABD ekonomisi küçüldü’

“1974 sonrasında OPEC’in ham petrol fiyatlarını sıçrattığı” döneme atıfta bulunarak, “Batı’da 1980 sonrasında yaşanan ortamla benzerlikler var” yorumunu yapan Boratav, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Stagflasyon, yani durgunlaşma ve küçülme ile enflasyonun bileşkesi Batı’da hortluyor mu? Enflasyon temposu yüzde 9’u aşarak son kırk yılın rekorunu kıran ABD ekonomisi 2022’nin ilk üç ayında küçüldü. Birleşik Krallık ve AB’de de öngörüler aynı doğrultudadır. Faiz artışlarında ise FED öncülük yapmakta; dolar, bu nedenle avro ile eşdeğer düzeye çıkmıştır. Öte yandan ABD, Rusya’nın rezervlerine el koyarak doların uzun vadeli itibarını tehlikeye sürüklemiştir. Toplam borçlanma oranları da zirvededir.”

Boratav son olarak “Rusya ise bugüne kadar rublenin değerini, döviz kazançlarını ve dış dengesini koruyabilmiştir” ifadelerini kullandı.

sol.org.tr

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EKONOMİ

Rusya’dan ne alıyoruz? Rusya’ya ne satıyoruz?

Published

on

Ülkemizde ve dünyada ekonomi gündemi inanılmaz bir hızda değişiyor. Geçen hafta Rusya’yla ticaretimiz hakkında bir yazı yazıp önümüzdeki hafta devam edelim demiştim. Aradan 1 hafta geçmesine ragmen Rusya’yla ticaret meselesini 6 ay önce tartışmışız gibi geliyor. Bu arada KKM tartışması, IMF’den borç mu aldık konusu, araçlardaki ÖTV’nin indirilmesi, rezervlerimizin artması, CDS’in düşmesi gibi birçok major konu tartışıldı. Dolayısyla bizim Rusya meselesinin modası da geçti. Bundan sonra bir hafta önceden sonraki hafta şunu yazacağım diye bir taahhütte bulunmayacağım. Ama madem devam edeceğiz dedik, Rusya’yla nelerin ticcaretini yapıyoruz bir bakalım.

Hangi ülkeye hangi malı satıyoruz, hangi malı alıyoruz, detay hacimler ne kadar gibi sorulara ha deyince cevap bulamıyorsunuz. Bunun için TÜİK’in sitesinden belli aşamaları geçerek ülkeye göre arama yapıp belli verileri çekip sonra onları konsolide etmeniz gerekiyor. Benim bu yazıda kullandıklarım https://biruni.tuik.gov.tr/ adresinden aldığım verilerdir. Farklı kaynaklardan alınan verilerde küçük sapmalar olabiliyor. Bunun da belli nedenleri var ama yazımızın konusu bu değil.

Rusya’yla 2021 yılı dış ticaret hacmimiz 32.5 milyar dolar. Bunun 27.5 milyar doları ithalat, 5 milyar doları ihracat. 2022 ilk 6 ayda ise dış ticaret hacmimiz 29.2 milyar dolar, 26.7 milyar doları ithalat, 2.5 milyar dolarıysa ihracat. Gördüğünüz gibi Rusya’ya karşı ciddi bir dış tişcaret açığımız var. Bu açık 2022’de 2021’e göre daha büyük olacak. Bunun da temel nedeni enerji fiyatlarının yüksekliği ve bizim Rusya’dan ithal ettiğimiz ürünlerde enerjinin ilk sırada gelmesi.

2021 ve 2022’nin ilk 6 ayındaki toplam 7.5 milyar dolarlık ihracatımız içinde sebze ve meyvenin ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki tabloda ihrac ettiğimiz ilk 10 ürünü ve 18 aylık ihracat hacimlerini bulabilirsiniz. Aşağıdaki ilk 10 ürün toplam ihracatımızın %42’sini oluşturuyor.

2021 ve 2022 ilk 6 ayındaki toplam 54.2 milyar dolarlık ithalatımızın içinde yukarıda da belirttiğim gibi aslan payı enerjinin. Toplam ithalat içindeki payı %44. Enerji kalemleri detaylı olarak açıklanmıyor. Gizli veri şeklinde sınıflandırılıyor. Aşağıdaki tabloda Rusya’dan ithal ettiğimiz ilk 10 ürünü bulabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi enerji konusunu dışarıda bıraksak bile Rusya’dan sadece ithal ettiğimiz tahıl ve yağların toplam tutarı neredeyse bizim toplam ihracatımız kadar. Arada çok büyük bir dengesizlik mevcut. Bu şartlar altında ticaretin yerel para birimleri cinsinden gerçekleştirilmesi hangi yollarla yapılacak insan gerçekten merak ediyor.

Geçen haftaki yazımda bahsettiğim ve uluslararası medyada yer bulan Avrupa’dan Rusya’ya ihracatın Türkiye üzerinden gerçekleştirildiği ve böylece yaptırımların delindiği iddiasını doğrulayacak bir gelişme en azından resmi verilede şimdilik görünmüyor. Önümüzdeki aylar için veriler açıklandıkça izlemeye devam edeceğiz.

Emrah LAFÇI – Dünya

Okumaya devam et

BORSA

BORSA : Sanayi mi yoksa banka hissesi mi?

Borsa İstanbul yılbaşından bu yana yüzde 55 yükselirken bankacılık endeksi yüzde 60 arttı. Ancak son 3 yıla bakıldığında sanayi hisselerinin performansı açık ara daha iyi. Yüzde 50’ye çıkan özsermaye kârlılığı ve görece ucuz kalmaları banka hisselerine ilgiyi son dönemde artırmış durumda.

Published

on

Başlığa bakıp bu yazıyı okumaya başladıysanız hisse senetleriyle ilgileniyorsunuz demektir. Belki daha önce hiç hisse almadınız, almayı düşünüyorsunuz belki de geçmişte defalarca farklı farklı hisseler aldınız. Türkiye’de özellikle son dönemde atılan adımların ardından gelinen durum, hisse senetlerine olan ilgiyi ‘mecburen’ artırdı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, hisse senedine yatırım yapanlara son 1 yılda 130 bin, son 3 yılda 1.3 milyon kişi eklendi. Bu artışlarda pandemi sürecinde evden çalışmanın artması ve son dönemde hızla yükselen enflasyon karşısında tasarrufları koruma eğiliminin öne çıkması etkili oldu.

İyi şirket kazandırıyor

Türk Lirası’ndan dövize geçişlerin önüne geçebilmek adına atılan ‘Kur Korumalı Mevduat’ adımı döviz yatırımcısı için iyi bir alternatif oldu. Ancak bu ürün tasarruflarını enflasyon oranına karşı korumak isteyenlerin talebine tam olarak cevap vermediği için hisse senedine yerli yatırımcı ilgisi arttı. Borsayla yeni tanışanlar için şunu hatırlatmakta fayda var. Borsada yapacağınız yatırımları uzun vadeli olarak düşünün. Öyleki geçmiş veriler; borsada büyüme hikayesi olan, iyi yönetilen, düzenli temettü ödeyen şirket hisselerinin yatırımcısını üzmediğini ortaya koyuyor.

Banka hisseleri gaza bastı

Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına… Bankacılık hisseleri son haftalardaki yukarı yönlü sert fiyat hareketleriyle dikkat çekti. BİST 100 Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 55’e yakın yükselirken Bankacılık Endeksi yüzde 60 ile endeksin üzerinde getiri sağladı. Sınai Endeksi ise yüzde 40 ile endeksin gerisinde kaldı. Ancak son 3 yıla baktığımızda sınai sektör hisselerinin performans anlamında bankalara büyük fark attıkları görülüyor. Bu süreçte geride kalan bankacılık hisseleri iyi gelen bilançolarının da etkisiyle aradaki farkı bir miktar kapatmaya çalıştı.

Portföy yapmanın önemi

Peki, bundan sonra ne olacak? Borsada para kazanmak istiyorsunuz genel trendlerin hangi sektörleri öne çıkardığını analiz etmek sizi avantajlı duruma getirebilir. Ancak tek başına yeterli değildir. Sadece tek bir sektör hisselerine yatırım yapmaktansa farklı sektörlerde (trendlere de bağlı kalarak) büyümesini sürdüren, kârlılığı artan, gelecek vadeden şirket hisselerinden oluşan bir portföy sizi hedeflerinize taşımakta daha yardımcı olacaktır. Kısa vadede yüksek kâr beklentisine girmeden uzun vade düşünen bir yatırımcının borsada zarar etmesi pek mümkün gözükmüyor. Bunun için de her fiyat hareketlerinde panik yapmayacak çelik gibi bir sinir sistemine hakim olmanız gerekiyor.

Seçim öncesi yabancılar gelebilir

Kısa vadede içeride enflasyon, dışarıda ABD Merkez Bankası’nın (fed) kararları izlenmeye devam ediyor. Ancak 2023 yılında yapılacak seçimler başka bir hikaye yaratabilir. Son yıllarda piyasaları terk eden yabancı yatırımcıların bir kısmı, seçimlerin ardından ekonomi politikalarında bir değişiklik olabileceği beklentisini satın almak isteyebilir. Dolayısıyla geçmiş yıllardaki gibi bir büyüklükte olmasa bile Türkiye’ye gelebilecek yabancı yatırımcı ilk olarak son yıllarda performans anlamında geride kalmış ve işlem yapabileceği derinliğe sahip hisseleri ilk aşamada tercih edecektir. Bu noktada da büyük bankacılık hisseleri öne çıkabilir.

Dövizi olana ilgi sürebilir

Yine enflasyonist ortamın bir süre daha devam edeceğine yönelik genel bir beklenti var. Bu süreçte özellikle gıda perakendeciliği hisselerine ilgi sürebilir. Yine küresel resesyon tartışmalarının olduğu bir ortamda gelirlerinde azalma riski olsa da kurlarda olası yukarı hareketler nedeniyle ihracat yapan ve döviz fazlası olan şirket hisselerinin portföylerde bulundurulması gerektiği öneriliyor.

BİST 100 Endeksi’nde kritik seviyeler nerede?

BİST 100 Endeksi haftalık bazdaki grafikte 18 Temmuz 2022 haftasında başlayan sert yükseliş trendi üzerindeki seyir sürüyor. Bunun yanında geçtiğimiz haftanın en önemli direnç noktası olan 2 bin 797 puan seviyesinin üzerindeki haftalık kapanış oldukça olumlu. Endeks şimdi daha önce direnç olarak çalışan bu trend çizgisini destek seviyesi haline getirmeye çalışacak. Bunda başarılı olabilirse yukarı hareketlerin inişli çıkışlı bir fiyat seyri de olsa devamı beklenebilir. Endeksin üzerinde bulunduğu agresif yükseliş trendinin destek noktası ise bu hafta için 2 bin 784 puan seviyesine denk geliyor. Yani endeks bu hafta bu destek noktasının altına gelmedikçe kısa vadeli ana trendin yukarı olduğu söylenebilir. Olumsuz senaryoda bu destek noktasının altına girilmesi durumunda 2 bin 350-2 bin 400 puan seviyelerine kadar bir geri çekilme riski oluşabilir.

Dolarda düşüş için 17.07’nin altı şart

Haftalık bazdaki grafikte paritenin 17,07 TL’nin üzerinde kalması yükselişi teknik anlamda açıklayan en büyük etken. Bu sebeple paritede olası bir geri dönüş sinyali için öncelikle 17,07 TL’nin altına inilmesi şart. Böyle bir senaryo daha ilk aşamada 16,25 TL seviyesine denk gelen yükseliş trendinin destek noktasına kadar bir geri çekilme hareketi beklenebilir. Bu noktanın da altına gelinmesi paritede 14,47-14,85 TL bandına kadar bir geri çekilmeyi tetikleyecek öneme sahip. Bu sebeple olası aşağı hareketlerde en kritik nokta şu an için 17,07 TL seviyesi. Bu noktanın üzerinde kalınması durumunda yukarı yönlü riskler artacağından ilk aşamada 18,25 TL seviyesinin test edilme riski artacak.

Ufuk KORCAN

Okumaya devam et

EKONOMİ

Borsa şirketleri son 2 yıldır borçla büyüyor

Published

on

Bu denklem sadece faizli bir enstrümanın getirisini etkilemiyor. Örneğin bir hisse senedine de yatırım yapmak isteseniz burada da karşınıza çıkıyor bir şekilde. En azından bilanço kalemlerine yansımasıyla.

Şu ana kadar bilanço ve gelir tablolarını KAP’a gönderen 195 şirketin toplam bilanço ve gelir tablosu verilerini aynı dönemin geçmiş 5 yılıyla dolar bazında kıyasladığımızda bu etkinin ne kadar net olduğunu da fark etmemek mümkün değil. Dolar bazında son 5 yılın en yüksek esas faaliyet kârlılığına ulaşan borsa şirketleri, toplam kârlılıkta da iki yıl öncesinin 4 katına yakın bir karlılık düzeyinde. Esas faaliyet kar marjı yüzde 4.78’lerden yüzde 10’lara, net kar marjı yüzde 6.53’ten yüzde 17.47’lere, özsermaye karlılığı ise yüzde 3.97’lerden yüzde 16.45’lere yükselmiş durumda.

BORÇLULUK ORANI YÜZDE 100

Öte yandan borç/özsermaye oranı (yani özsermaye yerine borçla büyüme oranı da diyebiliriz) yüzde 76.62’lerden yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Bu ne demek oluyor? Yani artık şirketler eskiden her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 77 TL’lik dış kaynakla faaliyetlerini finanse ederken artık her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 100.25 TL dış kaynakla finanse ediyor.

ENFLASYONLA BAĞIN KOPUŞU

Eğer faiz-enflasyon modelinin şirketler tarafında yaptığı etkiyi görmek istiyorsak işte en güzel örnek. Çünkü 2018/06 dönemi Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 17.75’te belirlediği, buna karşılık resmi TÜFE rakamının ise yıllık yüzde 15.39 olarak açıklandığı bir dönemdi. Yıllar içerisinde TÜFE yüzde 12.62’lere düşerken diğer yandan faiz beklentilerin de üzerinde indirimlerle yüzde 8.25’lere çekildi. İşte tam anlamıyla şirketler cephesinde dengelerin değişmeye başladığı dönem de bu dönem oldu. 2020 yılının ikinci yarısı ile 2021 yılının ilk aylarında sert faiz artışlarının gerçekleştiği bir dönem ve yeniden pozitif reel faize geçildiği bir dönem yaşansa da ardından gelen ardı ardında faiz indirimleriyle astronomik şekilde artan enflasyon arasında bağlantı koptu. Bu da şirketler açısından dış kaynak kullanmayı çok daha cazip hale getiren, elindeki malın ise durdukça değerlendiği bir dönem ortaya çıkardı. Bu nedenle şirketlerin giderek büyümelerini çok ucuz maliyetli dış kaynakla yani borçla finanse ettiği bir dönem yarattı.

BORSA NEDEN HALA UCUZ?

Borsa şirketleri açısından karlılığı yüksek, maliyetleri ise düşük dönem halen devam ediyor. Bu nedenle de ilerleyen dönemlerde de çok yüksek karlılıkların devam edeceği beklentisi analistler cephesinde de dile getiriliyor. Bu da Borsa İstanbul’u her yeni bilanço döneminde daha da ucuzlatacak bir sebep. Yani BIST’te sağlam, karlı, ciro ve varlık büyümesini artıran ve spekülatif tahtalarsa sahip olmayan şirketlerde şu sıralar gördüğümüz hiçbir fiyat pahalı olmayabilir.

Barış ERKAYA

Okumaya devam et

KATEGORİLER

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.