Connect with us

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Çevre politikalarının Avrupa’daki enerji krizine etkisi

B’nin 2050 yılında net karbon sıfır bir bölge olmayı kabul etmesinin enerji sistemleri açısından ciddi bir yük yaratması söz konusu.

Published

on

Sanayileşme, 18’inci yüzyılın sonlarından itibaren İngiltere’den başlayarak dalgalar halinde yavaş yavaş önce Batı Avrupa’ya, sonrasında da Avrupa’nın geri kalanı ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya ve Avustralya’ya yayıldı. Sanayileşmede öncü olan devletler aynı zamanda da maddi olanaklarını hızla artırarak günümüzün zengin ülkeleri oldular. Öte yandan, sanayileşmenin ilk dönemlerindeki çevresel sorunları da en yoğun biçimde yaşadılar. Dolayısıyla bugün bu ülkelerin önemli bir kısmı, kendilerini sanayileşmenin çevresel sorunlarından korumak üzere bir bilince sahipler ve bu yönde çaba sarf ediyorlar.

Zenginleşmiş ülkeler arasında bu bağlamdaki öncülüğü de Avrupa Birliği (AB) üstleniyor. Nitekim, belirli bir ekonomik seviyeye ulaştıktan sonra daha kirli olduğunu düşündüğü teknolojileri diğer ülkelere taşıyan AB, bu ülkelerden ise sadece son ürünleri satın alarak “temiz” kalabilme üzerine bir politika yürütme çabasındaydı.

Ancak iklim değişikliği ile birlikte bu plan biraz sekteye uğradı çünkü iklim krizi yerel bir sorun değil. Siz çimento üretimini fazla karbondioksit salınımına neden olduğu için diğer ülkelere kaydırabilirsiniz ama onların salacağı karbondioksit aynı atmosfere eklenip sizi de benzer şekilde etkilemeye devam edecek. Bu nedenle 1990’ların sonuna doğru, özellikle Avrupalı bilim insanları ve çevre aktivistleri arasında sadece Avrupa’yı değil tüm yeryüzünü korumaya yönelik bir bakış açısı gelişmeye başladı. Bunun en önemli örneği olarak Stockholm Resilience Center öncülüğünde yapılan Gezegenin Sınırları (2009) çalışmasını verebiliriz. Bu çalışma insanlığın şu andaki yaşam tarzı ile doğaya ne derece zarar verdiğini ve hangi noktalarda bu zararın doğanın kendisini tamir etme yetisini aştığını gösterdi. Daha sonra hazırlanan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, Paris Anlaşması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı bu düşünceyi merkezine oturttu. Bu bağlamda en önemli konu iklim değişikliği olsa da diğer tüm çevre problemleri de değerlendirmeye alınmış oldu.

Yeryüzünün insanlığı kaldırma kapasitesini aşıyoruz

AB’de çevre politikaları her ne kadar bu eksende gelişse de iki önemli sorun daha ortaya çıktı. Bunlardan ilki nüfus artışı. İnsan nüfusunun bu sene içinde 8 milyarı aşması bekleniyor. İkinci sorun ise artan nüfusun gelişmişlik seviyesinin ve dolayısıyla da ihtiyaçlarının artmasıdır. Bu iki faktörü çarptığımızda ise yeryüzünün insanlığı kaldırma kapasitesini yavaş yavaş aşmaya başladığımızı görmek mümkün.

Bugün içinse karşımızda birkaç önemli sorun duruyor. Bunların ilki enerji fiyatlarındaki artış, diğeri gıda fiyatlarındaki yükselme, üçüncüsü ise neredeyse tüm ülkelerde görülen yüksek enflasyon ve son olarak da ciddi bir hammadde tedarik sorunudur. Bu problemlerin tümünü Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna krizi bağlamında açıklamaya çabalasak da eldeki veriler bu sorunların tamamının salgın baş göstermeden önce kendisini belli ettiğini gösteriyor. Bu sorunların ardında yatan ana sebep de bizim hem çevresel kirlilik hem de kaynak kullanımı açısından gezegenin sınırlarını aşmakta ve belki de bazı alanlarda aşmış olmamızdır.

Basit bir örnekle açıklarsak, geçmişte ülkemizdeki elektrik enerjisi kullanımı kış aylarında yoğunlaşıp yaz aylarında azalırdı. Ancak son senelerde elektrik enerjisi kullanımının en yoğun olduğu dönem yaz aylarının sıcak günlerine denk geliyor. Bunun ardındaki temel sebep, artan nüfusla birlikte insanların serinlemek için daha fazla klima kullanabilecek refah seviyesine ulaşabilmeleri. Dolayısıyla dünya genelinde artan refah seviyesiyle birlikte enerji tüketiminin de arttığı söylenebilir. Buna karşın enerji kaynakları artan talebi kolayca karşılayabilecek hızda artmıyor.

Avrupa Birliği’nde çevreci hareket yükseliyor

AB’ye döndüğümüz zaman son senelerde politikaları yönlendirmekte söz sahibi olmaya başlayan yeşil/çevreci hareketleri görüyoruz. Bu grubu kabaca ikiye ayırmakta fayda olabilir. İlk kesimde olgun ve Soğuk Savaş döneminde nükleer silahların gölgesinde yetişmiş bireyler bulunuyor. Bu grup için tüm çevre problemleri önemli, ama nükleer enerji ile ilgili problemler daha önemli. İkinci kesimi ise popüler tabirle Y ve Z kuşağı diyeceğimiz, 1980 sonrası doğumlular oluşturuyor. Bu grup için nükleer tehdit, büyüklerinden öğrendikleri, ama iklim krizi de dahil olmak üzere diğer çevre sorunları ise günlük yaşam içerisinde karşılaştıkları problemlerdir. Bu iki grup birlikte hem nükleer enerjiye hem de iklim krizine karşı savaşıyor.

Avrupa Yeşil Mutabakatı bu resmin hakim olduğu bir düşünce ile ortaya çıktı. Öncelikle iklim ve çevre problemlerinin çözüme kavuşturulması çok önemlidir. Ancak bunun sadece Avrupa içinde gerçekleştirilmesi yeterli olmayacaktır, çünkü bir yandan iklim krizi sadece Avrupa ile çözülecek bir problem değildir, diğer yandan ise eğer bu konularda sadece AB elini taşın altına koyacak olsa ekonomik gelişme bağlamında diğer ülkelerin ve özellikle Çin’in gerisinde kalacaktır.

AB’nin Yeşil Mutabakat ile yapmaya çalıştığı kendi üreticisine çevre ve iklimi koruma bağlamında kurallar koymanın ötesinde bu kurallara tabi olmak istemeyen üreticilerin ekonomisi gelişen ülkelere kaçarak üretim yapmalarını ve ürünleri AB’ye ihraç etmelerini engelliyor. Uzun vadedeki hedef Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı aslında bir Dünya Yeşil Mutabakatı haline getirecek sistemi kurabilmek. Bu düşünceye ABD ve Çin de katılıyor ancak AB içindeki muhalifler de dahil çoğu grup Birliğin bu bağlamda “çok hızlı gittiğini” düşünüyor.

Enerji alternatiflerinin Avrupa’ya getirdiği yük

“Çok hızlı gitmek” ile kastedilen enerji ve üretim sistemlerinde gerekli geçişlerin yapılmadan harekete geçilmesidir. Yani AB, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını hala kömür, doğal gaz ve nükleer enerjiden karşılarken böyle bir adım atmanın erken olduğu düşünülüyor. Ayrıca, özellikle Almanya’da (ve Japonya’da) Fukuşima kazası sonrasında nükleer santraller hızla kapatılıyor. Kapatılan bu nükleer santrallerden sağlanan enerjinin yeri ise yenilenebilir kaynaklarla değil de kömür ile sağlanmaya çalışılıyor. Bu da çevreci gruplar arasında yüzeyde fazla konuşulmasa da “Nükleer mi? İklim mi?” şeklinde bir kafa karışıklığına yol açıyor.

Son olarak, AB’nin 2050 yılında net karbon sıfır bir bölge olmayı kabul etmesinin enerji sistemleri açısından ciddi bir yük yaratması söz konusu. Dolayısıyla, bir yanda kaynak kısıtlılığı, diğer yanda da iklim krizi Birliğin verdiği sözleri tutmasını oldukça zorlaştırdı. Avrupa’daki üreticilerin ve Avrupa dışındaki zengin ülkelerin AB’nin Yeşil Mutabakat konusunda vitesi küçültmesi gerektiğini söyledikleri bir ortamda salgın ve Rusya-Ukrayna krizi patlak verdi.

Avrupa Parlamentosu, Yeşil Mutabakat’ın temelinde yer alan konulardan biri olan enerji taksonomisinde nükleer enerji ve doğal gazı çevreci enerji türleri olarak kabul ederek bu konuda Avrupa’da yaşanan önemli davranış değişikliğini ortaya koydu. AB içerisindeki teknokratlar ve politikacılar arasında bu bağlamda yaşanan tartışmada Rusya-Ukrayna krizi bir araç olarak kullanılıyor. AB, Rusya’dan alacağı doğal gaz tehlikeye girmiş olmasına rağmen taksonomide doğal gazı yeşil kabul ederek bir noktada 2050 net sıfır karbon hedefine ulaşılmasının zorluğunu şimdiden kabul etmiş durumda. Rusya’dan gelen doğal gazın kesilmesini yenilenebilir enerjideki artışla değil ABD’den satın alacakları kaya gazı ile telafi etmeyi planladıklarından hem salgın hem de savaş krizleri iç politikada atılacak adımlar açısından güzel bir bahane oluşturuyor. Ne yazık ki gerek Avrupa’da gerekse de diğer ülkelerde görülen enerji krizinin ana nedeni salgın ya da Rusya-Ukrayna çatışması değil yeryüzünün yavaş yavaş girmekte olduğu kaynak krizi ve yaşadığı çevresel sorunlardır.

Prof. Dr. Levent Kurnaz – Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Politikaları Merkezi müdürü ve iklim bilimcidir ( AA )

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Alman Enerji Devi RWE, Rus Gaz Arzı Azaldıkça Fazladan Kömür Yakacak

Published

on

Alman enerji firması RWE’nin baş finans yetkilisi kısa vadede daha fazla kömür yakacağını söyledi – ancak gelecekte karbon nötr olma planlarının yürürlükte kaldığında ısrar ediyor. Michael Muller, Avrupa ülkeleri Ukrayna’daki savaş devam ederken ve enerji kaynaklarını desteklemek için mücadele ederken yorum yaptı.

Eurostat’a göre, Rusya geçen yıl AB’nin hem petrol yağları hem de doğal gazın en büyük tedarikçisiydi. Batılı ülkelerin sebepsiz yere Ukrayna’yı işgal etmesinin bir sonucu olarak Kremlin’e yaptırımlar uyguladıktan sonra Avrupa’ya doğal gaz akışını önemli ölçüde azalttı.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya, Rusya kaynaklı doğalgaz eksikliğini telafi etmek için kömürle çalışan elektrik santrallerinden bazılarını yeniden işletmeye almaya karar verdi. Muller, “RWE, enerji krizini yönetmede Alman hükümetini veya Avrupa hükümetlerini aktif olarak destekliyor. Yani, bu durumu yönetmek için ek kömür kapasitesini de geri getiriyoruz.” dedi.

Bu plan, RWE’nin linyitle çalışan üç elektrik santralinin Ekim ayının başından itibaren şebekeye geri getirilmesini içerecek. RWE, aynı zamanda kahverengi kömür olarak da bilinen ve özellikle çevre için zararlı olduğu düşünülen linyitin “bugün için güvenilir bir ortak olmaya devam ettiğini” söylüyor. Linyit ve nükleer enerji üretimine odaklanan RWE Power’ın her yıl milyonlarca metrik ton kömür çıkardığını da ekliyor.

Yukarıdakilerin tümü, 2040 yılına kadar karbon nötr olmak istediğini söyleyen Essen merkezli işletme için bir engel teşkil ediyor.

Çevreye etki

Bir fosil yakıt olan kömürün çevre üzerinde önemli bir etkisi var ve Greenpeace bunu “enerji üretmenin en kirli, en kirletici yolu” olarak tanımlamıştı. Kömürün yanması, karbondioksit, kükürt dioksit, partiküller ve nitrojen oksitler de dahil olmak üzere bir dizi potansiyel olarak tehlikeli emisyon üretiyor.

RWE’den Muller, “Şu anda olan şey… umarım arz güvenliğini bulmamız gereken kısa vadeli bir sorundur.” dedi.

“İşte bu yüzden, sadece kurumsal bir vatandaşın bakış açısından, Alman hükümetini kısa vadede kapasiteyi geri getirme konusunda desteklemenin görevimiz olduğunu düşünüyoruz – ancak çok açık olmak gerekirse, stratejimizi değiştirmiyor. Bu nedenle, kısa vadede ek kömür yakmamız gerekse de, orta ve uzun vadede hedeflere ulaşmamız için yenilenebilir enerji üretiminin hızlandırılması gerektiği açık olmalı.” diye ekledi.

Perşembe günü, RWE, 2021’in ilk yarısındaki 870 milyon euroya kıyasla, düzeltilmiş net gelirin 1,6 milyar euro olduğu 2022’nin ilk yarısı için kazanç bildirdi. Şirket, 2022’nin ilk yarısında, yükselen değerini daha da büyütmek için yaklaşık 2 milyar euro yatırım yaptığını söyledi. “Toplam yatırımlar 2022’nin sonunda 5 milyar euroyu aşacak” dedi.

“Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi, bu dönemde 2021’in ilk yarısına göre yaklaşık %20 daha yüksek” diyerek gelişmiş rüzgar koşullarına ve artan kapasiteye atıfta bulundu.

Okumaya devam et

ŞİRKETLER

Sanayici lisanssız GES üretim tesisi kurabilecek

Sanayi kuruluşlarının kendi tüketimlerinin gerektirdiği kurulu güçten daha fazla kurulu güce sahip olduğu için lisanssız olarak güneş enerjisi santrali (GES) kurma ve fazla elektriği sisteme satmaya imkan tanıyan düzenleme değişiyor. EPDK, bir miktar fazla elektriğin satılması ve onu aşan kısmın da bedelsiz olarak sisteme verilmesini düzenleyen bir taslağı kamuoyuna açıkladı.

Published

on

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yapılaşmanın yoğun olduğu yerlerde, organize sanayi bölgelerinde lisanssız üretim tesisi için yer bulamayan tüketicilerin başka dağıtım bölgelerinde, sanayi bölgeleri dışında tesis kurabilmeleri için aynı dağıtım bölgesi olması şartının kaldırıldığını açıkladı.

Yılmaz, sanayicilerin artık ister OSB içinde ister dışında olsun başka bir dağıtım bölgesinde lisanssız üretim tesisi kurabileceğini ve Lisanslı veya lisanssız kojenerasyon tesisleri bulunan tüketicilerin de belirli şartlar altında kojen santrali ile karşılayamadığı tüketimleri için lisanssız üretim tesisi kurabileceğini ifade etti.

8 bin MW kurulu güçte lisanssız güneş enerjisi santrali (GES) bulunduğunu hatırlatan, “Sadece belediyeler ve sanayi bölgeleri değil, tarımsal üreticiler ve turizm işletmecileri dahil her abone grubundan vatandaşlarımız tükettiği enerjinin üreticisi konumuna geldi” dedi.

Sanayici taslağın gözden geçirilmesini istemişti

Bloomberght haberine göre; Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından tartışmaya açılan “Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı”ndaki bazı düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesini talep etmişti.

2019 yılından beri yürürlükte olan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği ile tüketim abonelerine “sözleşme gücü”nün iki katı kadar lisanssız güneş enerjisi santrali (GES) yapma imkanı sağlandığını anımsatan Özdebir, yeni düzenlemeyle tüketim fazlası enerjinin bedelsiz sisteme verilmesinin öngörüldüğünü, bunun da haksızlığa yol açacağını savunmuştu.

EPDK Başkanı Yılmaz sosyal medyaya da yansıyan söz konusu eleştirilere ilişkin şunları belirtti:

Bu eleştirilerin iki sebebi olabilir ya bilgi eksikliği ya da kötü niyet. Bu düzenleme birilerini rahatsız edebilir elbette. Ama kim bu birileri? Sektöre zarar veren, tarım üreticilerimizi, sanayicilerimizi, hayvancılıkla uğraşan tüketicilerimizi kullanarak, gerçekle bağı olmayan tüketim tesisi gücü oluşturarak hat ve trafo kaybına neden olanlar, tüketim yapmadan üretim yaparak tarım, hayvancılık ve sanayi üretimlerini akamete uğratanlar… Evet bunlara dur diyoruz. Düzenlememizin amacı belli: Kendi tüketimi için üretim yapanların desteklenmesi. Gerçek tüketimi olan ve kapasite kısıtı nedeni ile üretim tesisi kuramayan tüketicilerin önünün açılması.”

Okumaya devam et

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Rahat ulaşımın yeni trendi; Elektrikli bisiklet!

Published

on

İster engebeli arazilerden geçin, ister şehrin caddelerinde dolaşın elektrikli bisikletlerle son derece konforlu ve performansı yüksek bir sürüş deneyimi yaşayabilirsiniz. Şehir trafiğinden kaçanların gözdesi haline gelen e-bike’lar, uzun mesafeleri fazla enerji sarfetmeden katetmek adına son dönemlerin en çok tercih edilen ulaşım araçlarından biri haline geldi.

Bisiklet kullanmak son yılların yükselen trendi. Elektrikli bisikletler ise en çok tercih edilen modellerden biri. Çünkü hem suya ve darbelere dayanıklı hem de enerjinizi fazla harcamadan yolları kolayca aşmanızı sağlıyor. Üstelik sadece şehir şartlarına değil şehirler arası yollarda kullanıma uygun olarak tasarlandığından uzun süreli sürüş imkanı da sunuyor.

Neden e-bike?

Adından da anlaşıldığı üzere elektrikli bisiklet, manuel bisikletin elektrik ile şarj olarak çalışan versiyonuna deniliyor. Tekerleklere güç sağlayan mini bir motor ve bu motora güç veren batarya düzeneği, elektrikli bisikleti normal bisikletlerden ayıran en önemli fark. Elektrikli bisikletlerin en güzel yanı şarj olmadan da, pedal çevirerek normal bisiklet düzeneğinde kullanılabiliyor olması. Ayrıca klasik bisikletlere nazaran en büyük avantajı; profesyonel ya da yarışçı olmayan, normal bir bisiklet sürücüsünün kolaylıkla çıkamayacağı menzile ulaşarak yüksek sürüş mesafesini konforla sunuyor olması. Bunun yanı sıra bir sürüş ehliyeti gerektirmeyen türdeki elektrikli bisikletlerin hızı 24-25 km/saat olmasıyla da beğeni topluyor. Tüm bu özellikler bilhassa ayaklarında problem olan, bisiket kullanmayı seven ancak uzun sürüşlerden olumsuz etkilenen kişiler için oldukça uygun.

Bisan, e-bike modelleri güvenli ve sessiz sürüş imkanı sunuyor

Pandeminin de etkisiyle spor yapma alışkanlığının artması, çevresel olumsuzluklar ve yoğunluk sebebiyle toplu taşıma araçlarından uzaklaşılması, zamanın çok daha değerli gelmesi gibi nedenler son dönemde e-bike modellere olan ilgiyi daha da artırdı. Türkiye’nin en büyük yerli bisiklet markası Bisan’ın üst düzey tasarıma sahip Zeus, Phyton, Envious, E-City, E-Folding ve E-Porter modelleri e-bike kategorisinde yer alan onlarca modelden birkaçı. Sessizliği ve gücüyle dikkat çeken bu modeller, her yaştan kullanıcıya uygun, yorulmadan daha hızlı ve daha uzağa gitme imkanı sağlıyor. Karbon salınımın önüne geçilmesine katkıda bulunan bu modeller, ulaşımını spor yaparak sağlamak isteyen ve sosyal mesafeyi koruma garantisi sunan en ekonomik çözüm olarak görülüyor. Bakım gerektirmeyen ve oldukça düşük şarj maliyetine sahip olan Bisan markalı elektrikli bisikletler, güvenlik açısından da tam donanımlı olarak yüksek teknolojiyle tasarlanmış.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

  • Merkez Bankası (MB) faiz kararı... MB faizi düşürürse, sabit bırakırsa altın, dolar, kur ne olur? 18 Ağustos 2022 18/08/2022
    ABD Merkez Bankası (FED)’in geçtiğimiz ay faiz kararını açıklaması sonrasında gözler TCMB Ağustos ayı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 14’den yüzde 13’e indirdi. Peki, Merkez Bankası (MB) faiz kararı sabit kaldığında altın ve dolar ne olur? MB faiz düşürürse durum ne olur? İşte o detaylar...
  • Canlı altın fiyatları 18 Ağustos 2022... Çeyrek altın fiyatı ne kadar, gram altın kaç TL? 18/08/2022
    Altın fiyatları geçtiğimiz haftadan bu yana yükseliş seyrine geçmişti 1.038 liraya çıkan gram altın düşüşte. Ons altında ve döviz kurlarında yaşanan hareketlilik diğer altın türlerine de yansıyor. Altın fiyatlarının nasıl yön izleyeceği yatırımcıların gündeminde yer alıyor. Peki, bugün çeyrek altın, gram altın ne kadar, kaç TL? İşte 18 Ağustos altın fiyatları…
  • Son dakika... TCMB faiz kararı açıklandı... İşte Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı 18/08/2022
    Merkez Bankası faiz kararı Ağustos 2022 PPK toplantısı ile açıklandı. TCMB faiz kararı açıklaması sonrasında Merkez'in aldığı karar ortaya çıktı. Peki, Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? TCMB Ağustos 2022 faiz kararı açıklandı! 18/08/2022
    Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı açıklamasını Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında yaptı. TCMB PPK takvimi içerisinde toplantının hangi tarihte yapılacağı duyurulmuştu. Peki, piyasaların merakla beklediği Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç oldu? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Euro Bölgesi çekirdek enflasyonu beklentiyi aştı 18/08/2022
    Euro Bölgesi enflasyon oranı Temmuz’da yıllık 8,9 olarak açıklandı. Veri, bir önceki verideki tahminle paralel seyrederken çekirdek enflasyon ise beklentileri aştı.
  • Son dakika! Bakan Kurum: Ofisler konuta dönüştürülecek 18/08/2022
    Son dakika haberi... Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Resmî Gazete’de yayımlanan “Planlı Alanların İmar Yönetmeliği” ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldığını duyurdu. Konut ve kira fiyatlarını düşürmek için her adımı attıklarını vurgulayan Bakan Kurum, “İstanbul’da yaklaşık 1.5 milyon, ülke genelinde 4 milyon metrekare arz fazlası nedeniyle kiralanamayan ya da satılamayan ofis, konuta […]

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.