Connect with us

EKONOMİ

Doğalgazda ‘kışa hazırız’ ezberi anlatılırken, uzmanlar uyarıyor: Asıl risk finansal

Published

on

Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye, fiyat artışları nedeniyle ‘kara’ bir kışa doğru giderken iktidardansa ‘hazırız’ mesajları geliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Tuz Gölü’ndeki deponun tamamını doldurduk. Silivri deposunun da yüzde 82’sini doldurduk. Kışa tam dolu bir şekilde girmiş olacağız” dedi. Ama uzmanlar, yeraltı depolarının sadece kısa vadeli kesintiler için işe yaracağı görüşünde.

Eski Botaş yöneticisi Ali Arif Aktürk, yüksek maliyetli bu depolardaki gazın yeniden üretim miktarının, İstanbul’a bile yetmeyeceği hesabını paylaştı. Aktürk, Türkiye’nin risk primi nedeniyle doğalgaz alım maliyetinin arttığını belirterek ‘Hepimizi zor bir kış bekliyor’ dedi.

Doğalgazda yüzde 99,1, petrol ve ürünlerinde yüzde 92,4’le Türkiye, dışa bağımlı bir ülke. Bu durum ekonomik riskleri artırıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 21 Ağustos 2020’de Türkiye tarihinin en büyük doğalgaz rezervinin keşfinin yapıldığını açıklasa da bu ‘müjde’nin daha çok seçmen kitlesine yönelik olduğu ortaya çıktı.

İstikrarlı bir enerji politikasının olmadığı ve ‘müjde’lerle yürütülmeye çalışılan bir süreçte Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşından en çok etkilenen ülkelerden birisi oldu. Rusya, yüzde 33 oranla Türkiye’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi.

Bu durum doğalgaz fiyatlarındaki artışı hızlandırdı. Son bir yılda santrallerdeki doğalgaz tarifelerine yüzde 630, sanayiye yüzde 601, konuttaysa yüzde 146 zam geldi.

İkinci büyük tedarikçiyse İran. Ocakta İran’ın teknik arıza gerekçesiyle gaz akışını durdurması sonrası Türkiye’deki sanayi bölgelerinde kesintiler yaşandı. Elektrik kesintisinin de eşlik ettiği bu durum bazı bölgeleri bir haftayı aşkın enerjisiz bıraktı.

Bu kesintiler Türkiye’nin yaz aylarında gaz fiyatları yükselince depolardaki gazı bitirdiği yönündeki iddiaların ortaya çıkmasına neden olmuştu. Uzmanlar İran’dan gelen doğalgazda hemen hemen her kış sorun çıkmasına rağmen bu çapta bir kesintinin ilk kez yaşandığını belirtiyor.

Oysa Ekim 2021’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, “Yer altı doğal gaz depolarımızın dörtte üçünü doldurduk. İnşallah önümüzdeki haftalarda da tamamını doldurmuş olacağız” demişti.

Dönmez’den bu sene de ‘hazırlıklıyız’ mesajı

Bakan Dönmez’den bu kış için de benzer bir açıklama geldi: “Kapasite artırma çalışmaları devam ediyor. Bir yandan da depolara gaz basmaya devam ediyoruz. Tuz Gölü’ndeki deponun tamamını doldurduk. Silivri deposunun da yüzde 82’sini doldurduk. Kışa tam dolu bir şekilde girmiş olacağız.”

Tesislerin doğalgaz depolama kapasitesine ilişkin bilgi veren Dönmez, şunları söyledi: “Halihazırda Silivri Yer Altı Doğalgaz Depolama Tesisi 3,2 milyar metreküplük depolama hacmine sahip. Yapacağımız çalışmalarla buradaki kapasiteyi 4,6 milyar metreküpe çıkartacağız. Geri üretim kapasitesini de günlük 28 milyon metreküpten 75 milyon metreküpe ulaştırmış olacağız.”

Ama iktidarın arz güvenliğini sağlayamadığı bir ortamda fiyatlardaki yükselişe bağlı olarak BOTAŞ’ın öngörülenden fazla döviz ihtiyacı, rezervleri tükenmiş olan Merkez Bankası’nı daha da zora sokabilir. Üstelik Türkiye’nin dış borç ödemeleri eylülle birlikte yükselecek.

Bu ortamda Bakan Dönmez’in “Hazırız” açıklamasıyla birlikte kışın yaşanabilecek gelişmeleri eski BOTAŞ doğalgaz alım dairesi başkanı Ali Arif Aktürk’e sorduk.

Aktürk: Yeraltı depoları kesinti dönemleri için

Türkiye’nin doğalgaz profiline bağlı olarak konutlardan dolayı kış döneminde tüketimin çok ciddi arttığını söyleyen Aktürk, bunun hiçbir yeraltı deposuyla sağlanma imkanının olmadığını söyledi: “Ancak Türkiye’de sekiz-10 tane depo olacak. Bunların da yeniden üretim kapasitesi toplamı 320 milyar metreküp olacak ki ilaç olsun. Bu da ancak belli bir süre için. Yeraltı deposu sadece arzla talebin kesişmediği noktalarda, kesinti dönemlerinde ya da çok soğuklardan talebin artması durumunda dengeyi sağlamak için kullanılan bir enstrümandır. Tüm dünyada da böyle. Bakan Dönmez ‘Kışa hazırız’ demiş. Ancak şu anda kuzey Marmara’daki Silivri’deki depolama kapasitesiyle birlikte Tuz Gölü’ndeki kapasiteyle yapılabilen yeniden üretim, kışın sadece İstanbul’un bile tüketimine yetmiyor. Bu depolar sistemin güvenli çalışması için kısa dönemli arz talep dengesini savuşturmak için kullanılan enstrümanlardırDünyanın her yerinde bu böyle. Sistem hidroliği açısından da durum böyle. Aslında önemli olan yeniden üretim miktarı.”

‘Risk primi nedeniyle faiz maliyeti çok yüksek’

Aktürk, şu anda depo edilen gazın fiyatının yüksekliğine dikkat çekerek, Türkiye’nin kredi risk priminin rekorlar kırmasının bu noktada maliyetleri artırdığını söyledi: “Gaz fiyatları çok yüksek. Şu anda atılan gazın stok maliyeti de yüksek. Gazın Avrupa’daki değeri 1700 dolar. Biz şimdilik depoya boru gazından atıyoruz. Bunun fiyatı 1000 dolar seviyesinde (Rus gazı). Buraya 3 milyar metreküp gaz atıldığını düşünelim. Türkiye’nin CDS’si yani kredi risk primi şu an 800 puanı aşmış durumda. Böylesine bir durumda BOTAŞ’ın borçlanması dolar bazında en az yüzde 11’dir. Yani yaklaşık 330 milyon dolarlık bir faiz maliyeti de var.”

‘Depolar ek maliyet getirecek’

Yeraltı depolarının işletme maliyetinin de olduğunu ve bunun için de enerji gerektiğini belirten Aktürk, üretimin de ek maliyet getirdiğini söyledi: “Gaz depolamak pahalı bir enstrümandır. Ancak sistem dengesi için bunun mutlaka olması gerekiyor. Bu durum sadece kısa dönemli arızalar için geçerli. İran kesintisi çok uzun sürmüştü. İran’ın giriş noktasından dolayı onu telafi etmek imkansızdı. Oradan gelen gazın Kayseri’deki tüketim noktalarına kadar doğru dürüst bir tüketimi yok. Gaz oralardan Adana-Mersin’e kadar iniyor. Bu saydığımız alanlar sadece İran gazıyla besleniyor. Oraya İran gazı gelmediği anda Rus gazını oraya indiremezsiniz. Yani Türkiye’nin güneydoğusu çöküyor. Yeraltı deponuzda gazınız da olsa o gazı doğuya taşıyamıyorsunuz.”

‘Zor bir kış bekliyor’

Eski BOTAŞ yöneticisi, gaz fiyatlarının sürdürülemez bir noktaya geldiğini belirtip finansal risklere değindi: “Benim endişem kış için fiziki kesintiden ziyade finansal. Şu an gaz fiyatları seviyesi sürdürülemez bir boyutta. Özellikle kış döneminde almak zorundayız. Diğer yandan Fransa’nın AB’nin yaptığı gibi de tasarruf önlemleri uygulamıyoruz. Sübvansiyon da herkese yapılıyor. Bununla restoranlarda açık havaları ısıtıyoruz. Bu kadar pahalı bir gazı alıp da aradaki farkı sübvanse etmek zor. Türkiye tarihinde ilk kez ek bütçe kanunuyla BOTAŞ’ın ödemeleri nedeniyle 1,3 trilyon TL ek vergi geliri bekleniyor. Bu durum ödemelerin sürdürülebilmesi için böyle. Bu miktarlar da hepimizin cebinden çıkacak. Hepimizi zor bir kış bekliyor. Türkiye’nin cari dengesinde bir sıkıntı olursa enerjiden başlayarak makro-ekonomik göstergelerini tümüyle alt üst edebilir.”

DİKEN

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EKONOMİ

Rusya’dan ne alıyoruz? Rusya’ya ne satıyoruz?

Published

on

Ülkemizde ve dünyada ekonomi gündemi inanılmaz bir hızda değişiyor. Geçen hafta Rusya’yla ticaretimiz hakkında bir yazı yazıp önümüzdeki hafta devam edelim demiştim. Aradan 1 hafta geçmesine ragmen Rusya’yla ticaret meselesini 6 ay önce tartışmışız gibi geliyor. Bu arada KKM tartışması, IMF’den borç mu aldık konusu, araçlardaki ÖTV’nin indirilmesi, rezervlerimizin artması, CDS’in düşmesi gibi birçok major konu tartışıldı. Dolayısyla bizim Rusya meselesinin modası da geçti. Bundan sonra bir hafta önceden sonraki hafta şunu yazacağım diye bir taahhütte bulunmayacağım. Ama madem devam edeceğiz dedik, Rusya’yla nelerin ticcaretini yapıyoruz bir bakalım.

Hangi ülkeye hangi malı satıyoruz, hangi malı alıyoruz, detay hacimler ne kadar gibi sorulara ha deyince cevap bulamıyorsunuz. Bunun için TÜİK’in sitesinden belli aşamaları geçerek ülkeye göre arama yapıp belli verileri çekip sonra onları konsolide etmeniz gerekiyor. Benim bu yazıda kullandıklarım https://biruni.tuik.gov.tr/ adresinden aldığım verilerdir. Farklı kaynaklardan alınan verilerde küçük sapmalar olabiliyor. Bunun da belli nedenleri var ama yazımızın konusu bu değil.

Rusya’yla 2021 yılı dış ticaret hacmimiz 32.5 milyar dolar. Bunun 27.5 milyar doları ithalat, 5 milyar doları ihracat. 2022 ilk 6 ayda ise dış ticaret hacmimiz 29.2 milyar dolar, 26.7 milyar doları ithalat, 2.5 milyar dolarıysa ihracat. Gördüğünüz gibi Rusya’ya karşı ciddi bir dış tişcaret açığımız var. Bu açık 2022’de 2021’e göre daha büyük olacak. Bunun da temel nedeni enerji fiyatlarının yüksekliği ve bizim Rusya’dan ithal ettiğimiz ürünlerde enerjinin ilk sırada gelmesi.

2021 ve 2022’nin ilk 6 ayındaki toplam 7.5 milyar dolarlık ihracatımız içinde sebze ve meyvenin ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki tabloda ihrac ettiğimiz ilk 10 ürünü ve 18 aylık ihracat hacimlerini bulabilirsiniz. Aşağıdaki ilk 10 ürün toplam ihracatımızın %42’sini oluşturuyor.

2021 ve 2022 ilk 6 ayındaki toplam 54.2 milyar dolarlık ithalatımızın içinde yukarıda da belirttiğim gibi aslan payı enerjinin. Toplam ithalat içindeki payı %44. Enerji kalemleri detaylı olarak açıklanmıyor. Gizli veri şeklinde sınıflandırılıyor. Aşağıdaki tabloda Rusya’dan ithal ettiğimiz ilk 10 ürünü bulabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi enerji konusunu dışarıda bıraksak bile Rusya’dan sadece ithal ettiğimiz tahıl ve yağların toplam tutarı neredeyse bizim toplam ihracatımız kadar. Arada çok büyük bir dengesizlik mevcut. Bu şartlar altında ticaretin yerel para birimleri cinsinden gerçekleştirilmesi hangi yollarla yapılacak insan gerçekten merak ediyor.

Geçen haftaki yazımda bahsettiğim ve uluslararası medyada yer bulan Avrupa’dan Rusya’ya ihracatın Türkiye üzerinden gerçekleştirildiği ve böylece yaptırımların delindiği iddiasını doğrulayacak bir gelişme en azından resmi verilede şimdilik görünmüyor. Önümüzdeki aylar için veriler açıklandıkça izlemeye devam edeceğiz.

Emrah LAFÇI – Dünya

Okumaya devam et

BORSA

BORSA : Sanayi mi yoksa banka hissesi mi?

Borsa İstanbul yılbaşından bu yana yüzde 55 yükselirken bankacılık endeksi yüzde 60 arttı. Ancak son 3 yıla bakıldığında sanayi hisselerinin performansı açık ara daha iyi. Yüzde 50’ye çıkan özsermaye kârlılığı ve görece ucuz kalmaları banka hisselerine ilgiyi son dönemde artırmış durumda.

Published

on

Başlığa bakıp bu yazıyı okumaya başladıysanız hisse senetleriyle ilgileniyorsunuz demektir. Belki daha önce hiç hisse almadınız, almayı düşünüyorsunuz belki de geçmişte defalarca farklı farklı hisseler aldınız. Türkiye’de özellikle son dönemde atılan adımların ardından gelinen durum, hisse senetlerine olan ilgiyi ‘mecburen’ artırdı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, hisse senedine yatırım yapanlara son 1 yılda 130 bin, son 3 yılda 1.3 milyon kişi eklendi. Bu artışlarda pandemi sürecinde evden çalışmanın artması ve son dönemde hızla yükselen enflasyon karşısında tasarrufları koruma eğiliminin öne çıkması etkili oldu.

İyi şirket kazandırıyor

Türk Lirası’ndan dövize geçişlerin önüne geçebilmek adına atılan ‘Kur Korumalı Mevduat’ adımı döviz yatırımcısı için iyi bir alternatif oldu. Ancak bu ürün tasarruflarını enflasyon oranına karşı korumak isteyenlerin talebine tam olarak cevap vermediği için hisse senedine yerli yatırımcı ilgisi arttı. Borsayla yeni tanışanlar için şunu hatırlatmakta fayda var. Borsada yapacağınız yatırımları uzun vadeli olarak düşünün. Öyleki geçmiş veriler; borsada büyüme hikayesi olan, iyi yönetilen, düzenli temettü ödeyen şirket hisselerinin yatırımcısını üzmediğini ortaya koyuyor.

Banka hisseleri gaza bastı

Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına… Bankacılık hisseleri son haftalardaki yukarı yönlü sert fiyat hareketleriyle dikkat çekti. BİST 100 Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 55’e yakın yükselirken Bankacılık Endeksi yüzde 60 ile endeksin üzerinde getiri sağladı. Sınai Endeksi ise yüzde 40 ile endeksin gerisinde kaldı. Ancak son 3 yıla baktığımızda sınai sektör hisselerinin performans anlamında bankalara büyük fark attıkları görülüyor. Bu süreçte geride kalan bankacılık hisseleri iyi gelen bilançolarının da etkisiyle aradaki farkı bir miktar kapatmaya çalıştı.

Portföy yapmanın önemi

Peki, bundan sonra ne olacak? Borsada para kazanmak istiyorsunuz genel trendlerin hangi sektörleri öne çıkardığını analiz etmek sizi avantajlı duruma getirebilir. Ancak tek başına yeterli değildir. Sadece tek bir sektör hisselerine yatırım yapmaktansa farklı sektörlerde (trendlere de bağlı kalarak) büyümesini sürdüren, kârlılığı artan, gelecek vadeden şirket hisselerinden oluşan bir portföy sizi hedeflerinize taşımakta daha yardımcı olacaktır. Kısa vadede yüksek kâr beklentisine girmeden uzun vade düşünen bir yatırımcının borsada zarar etmesi pek mümkün gözükmüyor. Bunun için de her fiyat hareketlerinde panik yapmayacak çelik gibi bir sinir sistemine hakim olmanız gerekiyor.

Seçim öncesi yabancılar gelebilir

Kısa vadede içeride enflasyon, dışarıda ABD Merkez Bankası’nın (fed) kararları izlenmeye devam ediyor. Ancak 2023 yılında yapılacak seçimler başka bir hikaye yaratabilir. Son yıllarda piyasaları terk eden yabancı yatırımcıların bir kısmı, seçimlerin ardından ekonomi politikalarında bir değişiklik olabileceği beklentisini satın almak isteyebilir. Dolayısıyla geçmiş yıllardaki gibi bir büyüklükte olmasa bile Türkiye’ye gelebilecek yabancı yatırımcı ilk olarak son yıllarda performans anlamında geride kalmış ve işlem yapabileceği derinliğe sahip hisseleri ilk aşamada tercih edecektir. Bu noktada da büyük bankacılık hisseleri öne çıkabilir.

Dövizi olana ilgi sürebilir

Yine enflasyonist ortamın bir süre daha devam edeceğine yönelik genel bir beklenti var. Bu süreçte özellikle gıda perakendeciliği hisselerine ilgi sürebilir. Yine küresel resesyon tartışmalarının olduğu bir ortamda gelirlerinde azalma riski olsa da kurlarda olası yukarı hareketler nedeniyle ihracat yapan ve döviz fazlası olan şirket hisselerinin portföylerde bulundurulması gerektiği öneriliyor.

BİST 100 Endeksi’nde kritik seviyeler nerede?

BİST 100 Endeksi haftalık bazdaki grafikte 18 Temmuz 2022 haftasında başlayan sert yükseliş trendi üzerindeki seyir sürüyor. Bunun yanında geçtiğimiz haftanın en önemli direnç noktası olan 2 bin 797 puan seviyesinin üzerindeki haftalık kapanış oldukça olumlu. Endeks şimdi daha önce direnç olarak çalışan bu trend çizgisini destek seviyesi haline getirmeye çalışacak. Bunda başarılı olabilirse yukarı hareketlerin inişli çıkışlı bir fiyat seyri de olsa devamı beklenebilir. Endeksin üzerinde bulunduğu agresif yükseliş trendinin destek noktası ise bu hafta için 2 bin 784 puan seviyesine denk geliyor. Yani endeks bu hafta bu destek noktasının altına gelmedikçe kısa vadeli ana trendin yukarı olduğu söylenebilir. Olumsuz senaryoda bu destek noktasının altına girilmesi durumunda 2 bin 350-2 bin 400 puan seviyelerine kadar bir geri çekilme riski oluşabilir.

Dolarda düşüş için 17.07’nin altı şart

Haftalık bazdaki grafikte paritenin 17,07 TL’nin üzerinde kalması yükselişi teknik anlamda açıklayan en büyük etken. Bu sebeple paritede olası bir geri dönüş sinyali için öncelikle 17,07 TL’nin altına inilmesi şart. Böyle bir senaryo daha ilk aşamada 16,25 TL seviyesine denk gelen yükseliş trendinin destek noktasına kadar bir geri çekilme hareketi beklenebilir. Bu noktanın da altına gelinmesi paritede 14,47-14,85 TL bandına kadar bir geri çekilmeyi tetikleyecek öneme sahip. Bu sebeple olası aşağı hareketlerde en kritik nokta şu an için 17,07 TL seviyesi. Bu noktanın üzerinde kalınması durumunda yukarı yönlü riskler artacağından ilk aşamada 18,25 TL seviyesinin test edilme riski artacak.

Ufuk KORCAN

Okumaya devam et

EKONOMİ

Borsa şirketleri son 2 yıldır borçla büyüyor

Published

on

Bu denklem sadece faizli bir enstrümanın getirisini etkilemiyor. Örneğin bir hisse senedine de yatırım yapmak isteseniz burada da karşınıza çıkıyor bir şekilde. En azından bilanço kalemlerine yansımasıyla.

Şu ana kadar bilanço ve gelir tablolarını KAP’a gönderen 195 şirketin toplam bilanço ve gelir tablosu verilerini aynı dönemin geçmiş 5 yılıyla dolar bazında kıyasladığımızda bu etkinin ne kadar net olduğunu da fark etmemek mümkün değil. Dolar bazında son 5 yılın en yüksek esas faaliyet kârlılığına ulaşan borsa şirketleri, toplam kârlılıkta da iki yıl öncesinin 4 katına yakın bir karlılık düzeyinde. Esas faaliyet kar marjı yüzde 4.78’lerden yüzde 10’lara, net kar marjı yüzde 6.53’ten yüzde 17.47’lere, özsermaye karlılığı ise yüzde 3.97’lerden yüzde 16.45’lere yükselmiş durumda.

BORÇLULUK ORANI YÜZDE 100

Öte yandan borç/özsermaye oranı (yani özsermaye yerine borçla büyüme oranı da diyebiliriz) yüzde 76.62’lerden yüzde 100’lere ulaşmış durumda. Bu ne demek oluyor? Yani artık şirketler eskiden her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 77 TL’lik dış kaynakla faaliyetlerini finanse ederken artık her 100 TL’lik özsermayesine karşılık 100.25 TL dış kaynakla finanse ediyor.

ENFLASYONLA BAĞIN KOPUŞU

Eğer faiz-enflasyon modelinin şirketler tarafında yaptığı etkiyi görmek istiyorsak işte en güzel örnek. Çünkü 2018/06 dönemi Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 17.75’te belirlediği, buna karşılık resmi TÜFE rakamının ise yıllık yüzde 15.39 olarak açıklandığı bir dönemdi. Yıllar içerisinde TÜFE yüzde 12.62’lere düşerken diğer yandan faiz beklentilerin de üzerinde indirimlerle yüzde 8.25’lere çekildi. İşte tam anlamıyla şirketler cephesinde dengelerin değişmeye başladığı dönem de bu dönem oldu. 2020 yılının ikinci yarısı ile 2021 yılının ilk aylarında sert faiz artışlarının gerçekleştiği bir dönem ve yeniden pozitif reel faize geçildiği bir dönem yaşansa da ardından gelen ardı ardında faiz indirimleriyle astronomik şekilde artan enflasyon arasında bağlantı koptu. Bu da şirketler açısından dış kaynak kullanmayı çok daha cazip hale getiren, elindeki malın ise durdukça değerlendiği bir dönem ortaya çıkardı. Bu nedenle şirketlerin giderek büyümelerini çok ucuz maliyetli dış kaynakla yani borçla finanse ettiği bir dönem yarattı.

BORSA NEDEN HALA UCUZ?

Borsa şirketleri açısından karlılığı yüksek, maliyetleri ise düşük dönem halen devam ediyor. Bu nedenle de ilerleyen dönemlerde de çok yüksek karlılıkların devam edeceği beklentisi analistler cephesinde de dile getiriliyor. Bu da Borsa İstanbul’u her yeni bilanço döneminde daha da ucuzlatacak bir sebep. Yani BIST’te sağlam, karlı, ciro ve varlık büyümesini artıran ve spekülatif tahtalarsa sahip olmayan şirketlerde şu sıralar gördüğümüz hiçbir fiyat pahalı olmayabilir.

Barış ERKAYA

Okumaya devam et

KATEGORİLER

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.