Connect with us

EKONOMİ

Kavcıoğlu’ndan sanayicileri döviz almak ve stokçulukla suçladı: Hepsinin listesi elimde

Published

on

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, nitelikli finansmana ulaşamamaktan şikayet eden sanayiciyi, kredi çekip döviz almak ve stokçuluk yapmakla suçladı. “Hepsinin listesi elimde” diyen Kavcıoğlu, “Türkiye’de bir döviz hastalığı var. Hala bankalardan ucuz kredi kullanıp döviz almanın önüne geçemedik. Merkez Bankası veya BDDK veya bankalar için ‘Kredi vermiyor’ deniyor. Ya el insaf. Hesabında 100 milyon dolar varken, 50 milyon dolar daha alıp hesabına koyma. Bunu vermeyeceğiz” dedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin temmuz ayı olağan toplantısı, “Reel Kesimi Destekleyen Nitelikli Finansman Politikalarının Üretim ve İhracat Açısından Önemi’’ ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda yapıldı.

Toplantıya katılan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Türkiye ekonomi modeli ile ulaşılan rakamları paylaşmasının ardından sanayicilerin sorularını diledi. Sanayiciler finansal kaynaklara erişimin zorlaştığını ve maliyetlerinin arttığından şikayet etti. Kavcıoğlu ise sanayicileri kredi çekip döviz almak ve stokçuluk yapmakla itham etti.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Kavcıoğlu’na, “Bankaların başı ve başkanı olarak bu süreci istismar eden bankaları ortaya çıkarmak için hakikaten sizi göreve davet ediyorum. Ayrıca kendisini enflasyondan korumak için stok yapmış sanayiciyi bu kapsama sokarsanız bu tehlikeli bir bakış açısına dönüşür” yanıtını verdi.

“DÜNYA FIRTINALİ BİR ZAMANDAN GEÇİYOR, SANAYİCİMİZ, SAĞLADIĞIMIZ FİNANSAL KOŞULLAR SAYESİNDE EN İYİ ŞEKİLDE GEÇİRİYOR”

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu konuşmasına sanayicilerin yanında olduklarını söyleyerek başladı. Kavcıoğlu şunları söyledi:

“Dünya fırtınalı zor bir zamandan geçiyor. Sanayimiz bu fırtınayı hem kendi çabaları hem de Merkez Bankası’nın sağladığı finansal koşullar sayesinde olabilecek en iyi şekilde geçiriyor. Her kriz bu sayede fırsata dönebiliyor. Merkez Bankası reel sektörle iç içedir. Merkez Bankası, makroekonomik koordinasyon ile kredilerin hem uygun maliyetli hem de cari fazla odaklı iktisadi faaliyetle uyumlu dağılımı için hedefli kredi yaklaşımını benimsemiştir. Hem kredi programları hem faiz kararları hem de makro ihtiyati önlemleriyle bu politikasını kararlılıkla uyguluyor.

Yeni ekonomi modelimizde cari fazlaya destek olacak hedefli kredi politikalarımızla ülke ekonomimiz için en verimli sonuçları almaya odaklanmış durumdayız. Tüm düzenleme ve kararlarımızı da bu doğrultuda alıyoruz. Merkez Bankası olarak arz sürekliliği ve cari fazla kapasitemizi destekleyecek finansal koşulları oluşturmayı amaçlayan sanayi dostu hedefli politikalarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

KAVCIOĞLU’DAN, FİNANSMANA ULAŞAMADIKLARINI SÖYLEYEN SANAYİCİYE “EL İNSAF” YANITI

Konuşmaların ardından sanayiciler yüksek faiz yükü altında çok zorlu mücadele verirken, finansmana ulaşamadıklarından şikayet etti. Kavcıoğlu bu şikayetlere “El insaf” diyerek karşılık verdi. Kavcıoğlu, sanayicilere şu yanıtı verdi:

KREDİLERDEN ŞİKAYETLER CİDDİ ŞEKİLDE KONUŞULMALI: Bazı odalarla, iş insanlarıyla, bazı ekonomist arkadaşlarla dönem dönem görüşüyoruz. Sıkıntıları biliyorduk ama İstanbul Sanayi Odası’nda Türkiye’nin ilk 500’ünün ağırlıklı olduğu ve Türkiye’de kredi rekorunun kırıldığı bir dönemde bu kadar kredilerden şikayette bulunulması ciddi şekilde konuşulması gerekiyor.

Türkiye’de bir Merkez Bankası tembelliği var. Bu bütün taraflarda maalesef yaşanıyor. Yani daha çok dışarıdan bulunacak uzun vadeli kredilerle içerideki ihracatın finanse edilmesinin yaygınlaşması gerekiyor. Çok haksızlık yapmamak lazım. Bizim kredilerimiz de pek vadeleri öyle değil ama uzun süredir Eximbank kredileri de sıfır faizli.

AŞAĞI YUKARI HERKES SIFIR FAİZLE KREDİ KULLANDI VE DÖVİZ ALDI. ŞİMDİ BİZ BUNU ÇÖZDÜK, TEPKİ DE BURADAN GELİYOR: Aşağı yukarı herkes sıfır faizle kredi kullandı ve döviz aldılar. Bunları konuşacağız. Yani ihracatı desteklemek için Eximbank’ın Merkez Bankası kaynağıyla verilen kredi düz hesap 106 milyon ama kullanılan çok daha fazla. Bunun iki, üç katı. Sadece son 3-4 yılda 70 milyar dolar döviz alınmış. Yani Eximbank kredileri ihracat ağırlıklı kullanılan krediler. Ancak ithalat ağırlıklı kullanılmış ve tamamen döviz alınmış. Ve maalesef kullanım şekli şöyle; Eximbank bu krediyi döviz bazında TL olarak kullandırıyor. Aldığı gün ithalatçı ya da ihracatçı döviz alıyor. Vadesi geldiğinde de ihracat bedeliyle hiçbir şekilde ilişki kurulmuyor. Tekrar piyasadan döviz alarak Merkez Bankası’na geri ödeniyor. Yani herkes böyle gözünü yumuyor.

Merkez Bankası rezerv yaptığını düşünüyor. Eximbank ihraç edeceği kredi verdiğini düşünüyor. İhracatçı da Eximbank kredisi aldığını düşünüyor. Yararlanan tek ihracatçı. Şimdi bunu çözdük biz. Bunu çözmeye çalışıyoruz tepki de buradan geliyor. Şimdi bu kurulu düzen değişti.

ŞİMDİ HANİ KEDİ-CİĞER MESELESİ. NEREDE BU PARA? KİM ALDI: Şimdi ‘Krediye ulaşılamıyor’ dendi. Nerede? Sayı iki katı artmış. Rakam iki katına artmış. Şimdi hani kedi-ciğer meselesi. Nerede bu para? Kim aldı? O zaman ortaya yatırıp konuşacağız. Dolayısıyla Eximbank tek ulaşılabilir olmasın diye bunu bankalara da açtık. Bütün özel bankalara da limit verdik. Daha önce 2 milyar dolar olan özel ve kamu bankaları limiti 10 milyar dolara çıkarıldı. İhracatçımız Merkez Bankası’nı eleştirmek yerine, bankalara gidecek bu kaynağı alacak. Bu kredileri verirken bankalar da bir komisyon alıyor. Kaynağı Merkez Bankası, para da orada duruyor ve alma hakkı da sizin. Buna kimse itiraz edemez.

KAYNAK VAR, VADE UZATILDI, FAİZ DÜŞÜRÜLDÜ, BU KADAR ŞİKAYETİ ANLAMIYORUM: Çok ucuz faizle ve vadeleri değiştirdik taahhüdü kaldırdık. Bugün 1 yıl vadeli olarak, ihracat kredisi tüm bankalardan ve Eximbank’tan kullanabilir. Kim kullanamıyorsa ben takipçisi olacağım. Bu kadar net söylüyorum. Kaynak var, vade uzatıldı, faiz düşürüldü, bu kadar şikayeti anlamıyorum. Gideceksiniz krediyi kullanacaksınız. Merkez Bankası Başkanı olarak söylüyorum.

HERKES DÖVİZ ALIYOR DÖVİZ HASTALIĞI VAR: Evet, yüzde 30 dövizi ihracatçı da ithalatçı da bozmuyor. Herkes döviz alıyor. Dövizi bozacağız. ‘Ya döviz kuru artıyor’ deniliyor. TL kredi kullandığınız zaman döviz kurunu karşılıyorsunuz. Merkez Bankası kaynaklı 3 ay yüzde 10’la para veriyoruz. Yüzde 10’u sadece kur korumaya yatırsan faiz getirisi var. Döviz hastalığı var. Dediğim gibi herkes döviz alma yolunda.

BİR KİŞİ, BİR FİRMA KREDİ ALAMIYORSA BENİM İŞİM DEĞİL AMA TAKİPÇİSİ OLACAĞIM: Burada sanayi odasında söylüyorum. Merkez Bankası’nın limitleri vardı. Tüm bankalarda, özel bankalarda limitler var. Yarısı boş. Kimse kullanamıyormuş. Eximbank’ta kullanılmıyormuş. Bu şartlarda bir kişi, bir firma kredi alamıyorsa benim işim değil ama takipçisi olacağım. Burada Sayın Başkan’ın yanında söz veriyorum. Böyle bir şey yok. Dolayısıyla Türkiye finansmanda tarihi dönemi yaşıyor. Bakın 40-50, herkesi tenzih ediyorum. Böyle bir faiz oranı yok. Niye yok söyleyeyim. 2022 ilk 6 ayı 2021 yılı boyunca kullanılan kredinin 3 katına yakın. 2021’de faizin düşürülmeye başlanmasından sonra da krediler arttı. Yani 2021’in eylülüne kadar bazı bankaların kredi artış rakamı eksi. Büyük bankalardan bahsediyorum. 2021’in eylül ayından yıl sonuna kadar kredilerde faiz düşüşe geçti. Faiz düşüşlerinin nedeni sanayiciyi finanse etmek.

Yeni ekonomi modelimizin üzerinde durduğu özellikle sanayiciyi, imalatçıyı, ihracatçıyı desteklemektir. Yoksa biz bu bedeli niye ödemeye çalışıyoruz? Bu dayağı niye yiyoruz? Faiz düşürmenin en büyük, en önemli amacı üretimi, yatırımı, istihdamı arttırıp, cari fazla vererek kalıcı fiyat istikrarını sağlamaktır. Kabul edersiniz, etmesiniz. Bizim yeni ekonomi modelinde ısrarla üzerinde durduğumuz politikamız budur. Bunun için de bütün bu anlamda hedefe kilitli, hedefli, kredilerin önünü açtık. Yerine gitti mi gitmedi mi? Rakamları vereyim. Siz takdir edin.

HİÇBİR ÖZEL BANKADAN YÜZDE 20-22’İN ÜZERİNDE KREDİ KULLANMAYIN: Özel bankalarda faizler yüksek mi? Evet onlarla da görüşüyoruz. Onlarla da bu hesabı, bu tartışmayı yapıyoruz. Burada da söylüyorum. Hiçbir özel bankadan yüzde 20-22’in üzerinde kredi kullanmayın. Siz de ısrarcı olacaksınız. Televizyona çıkıp Merkez Bankası’nı eleştirene kadar, Eximbank’ı eleştirene kadar bu paranın peşine düşeceksiniz. Şu an hiçbir banka yüzde 40 faizle para veremez. Biz de takipçisi olacağız. Siz de olun. Biz bir şey yapamıyoruz siz yapacaksınız. Yüzde 17’yle KKM 1 trilyonun üzerine çıktı. Biz bu kur korumalarını riskini, TL tarafında Hazine Maliye Bakanlığımız, döviz tarafında da Merkez Bankası aldı.

Bankalara hiçbir riski yok. Ve yüzde 17 kaynak aktardık. Dahasını söyleyeyim. Sizin normal vadeli mevduat olarak yatırdığınız paraların vadesi 1 ay 35 gün 40 gündür. Bankacılık sektöründe tarihi vaadi bir dönem yüzde 60’tır. 35-40 gündür. Bu kur korumalının vadesi 6 ay, 9 ay, 1 yıldır. Yani bankalara böyle bir fırsat da yarattık. İş dünyası bu kaynağın da peşinde olacak. Şimdi 1 trilyon verilmiş. Bir kaynak var ama herkes şikayet ediyor. O zaman bu kaynak nerede ona bakacağız.

ODA ÜYELERİNDEN KİMLERİN DÖVİZ ALDIĞININ LİSTESİ VAR: Ya ben biliyorum nerede olduğunu bir kısmının. Herkes döviz aldı. Bakın biz bu rakamları takip ediyoruz. ISO’dayım. Sanayi odası üyeleri dahil listesi var bende. Türkiye serbest piyasa ama hem bu kullanılan paralarla döviz alacağız hem de gidip ucuz kredi alacağız. Alamadığımız zaman da şikayet edeceğiz. Bu olmaz. Bu haksızlık. Bunların hepsinin listesi var bende. Birebir de hepinizle paylaşabilirim. Sanayi Odası üyeleri de var. İTO’nun üyeleri de var. ATO’nun üyeleri de var. ASO’nun üyeleri de var.

BANA NE DÜŞERSE YAPMAYA HAZIRIM: BDDK’ın kararından şikayet edildi. Türkiye bir dönemden geçiyor. Bu kadar kaynak israfının önüne geçmemiz lazım. Türkiye’nin bu kaynağı üretim, yatırım, istihdam ve ihracat için harcaması gerekiyor. Ve burası en önemli yeri. Biz buraya karşı yanlış yapamayız. Ama burada yanlış yapanlar varsa kendine çekidüzen verecek. Ben Merkez Bankası Başkanı olarak Türkiye’nin üretim ve yatırım yapacak üretim yapacak, istihdam yaratacak ihracatı arttıracak tüm firmaların bu kaynaklardan yararlanması için bana ne düşerse yapmaya hazırım.

HESABINDA 100 MİLYON DOLAR VARKEN, 50 MİLYON DOLAR DAHA ALIP HESABINA KOYMA: Önce sorunu bir görmemiz lazım. Bakın Eximbank tarafında bu kadar şikayetin nedenini, rakamlar 3 aşağı 5 yukarı söyleyeceğim. 20 milyar dolarlık kredinin 2 milyarını falan özel bankalar kullanıyordu. Eximbank’ta yaklaşık 14-15 milyar dolar risk vardı. Yüzde 80’ini falan 20 firma kullandı. Buna da benim gönlüm razı olmaz. Biz bunu bakanlarla paylaştık ve bunu durdurduk. İhracatçılar alacak. İthalatçılar da alacak. İhracat yapan. Çünkü onlar da ithalatı ihracatın önünü açmak için ihracat yapabilmek için ithal mal alıyor. O iş adamlarımızla görüştüm. ‘Döviz alma’ dedik. Ha ithalat yapacaksın. Dövize ihtiyacın mı var tabii? Ne zaman ödemen var. 1 hafta içerisinde gel bu krediyi al, kullan. Ama hesabında 100 milyon dolar varken, 50 milyon dolar daha alıp hesabına koyma. Bunu vermeyeceğiz. İSO’dan bütün her yere ilan ediyorum.

YA EL İNSAF HESABINI DA 100 MİLYON DOLAR VAR: Biz kimsenin döviz almasına karışmıyoruz. Hesabında riski karşılayacak döviz varken hala bankalardan ucuz kredi kullanıp döviz almasının önüne geçmek istiyoruz. Buna başkanın buradaki odadaki yöneticilere engel olması lazım. Bakın şu an kur korumanın vadeleri geldi. Merkez Bankası’nı, Hazine’yi Türkiye’deki işte döviz herkes fiyatlıyor. Niye? Kur korumalı dönecek, ödeyemeyecekler falan filan diye. Adamın yarını kur koruması dönüyor. Bugün kredi kullandırıyoruz. Bunu durdurduğunuz zaman bakanlık, Merkez Bankası veya BDDK veya bankalar kredi vermiyor diyor. Ya el insaf hesabında 100 milyon dolar var ya. 50 milyon dolar var. 10 milyon dolar var. Kurda devlet bu avantajı sağladı size.

TÜRKİYE DÖVİZ DOLARİZASYONUN BEDELİNİ ÇOK AĞIR ÖDÜYOR: Merkez Bankası olarak kaynaklarımızdan iş adamlarımızın yararlanması için elimizden gelen gayreti sonuna kadar göstereceğiz. Liralaşma stratejimizi uygulayacağız. Türkiye döviz dolarizasyonun bedelini çok ağır ödüyor. Ödedi ve buradan çıkacağız.

KURUMSAL FİRMALAR DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ KULLANIP 55 MİLYAR DOLAR DÖVİZ ALDI, BUNU KULLANDIRTMAYACAĞIZ: Tabii ki ithalatçı döviz alacak. Sadece ithalatçılar değil, kurumsal firmalar da düşük faizli kredi kullanıp 55 milyar dolar döviz aldı. Biz bunu kullandırtmayacağız. Bankalarla da konuşuyoruz. Yatırım yapanın, üretim yapanın finansmana erişimi noktasında hiçbir şikayetinin olmaması lazım. Olanları da ısrarlı bir şekilde konuşup çözeceğiz.”

“BANKALARIN BAŞI VE BAŞKANI OLARAK HAKİKATEN SİZİ GÖREVE DAVET EDİYORUM”

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Kavcıoğlu’nun oda üyelerine yaptığı eleştirilere cevap verdi. Bahçıvan, “Sayın Başkanım burada hakikaten çok önemli bir toplantı yapıyoruz. Belki de tarihi bir toplantı yapıyoruz bugün. Siz nasıl ki vermiş olduğunuz imkanların istismarı noktasında bizi bir sorumluluğa davet ediyorsanız, Sanayi Odası’nın Başkanı  olarak ben de bankaların başı ve başkanı olarak bu süreci istismar eden bankaları ortaya çıkarmak konusunda hakikaten sizi göreve davet ediyorum” dedi.

Bahçıvan’dan sonra Kavcıoğlu yeniden söz alarak şunları söyledi:

“KORKTULAR STOK YAPTILAR: Faizler düşükken iş adamımız bunu farklı kullanıyor. Yani iş adamları alıyor parayı dövize yatırıyor. Bunun yüzlerce elimizde hesaptan örnekleri var yani. Kur korumada falan. Şimdi önce bunu sanayici çözecek. Düşük faizli krediyi alacak yatırım yapacak, ham madde alacak. Korktular stok yaptılar. Döviz aldılar stok yaptılar. Bilançolarına baktığınızda görürsünüz. Yani gayri resmi bir satış olsa da sonuçta bunu alıyor. Bu kadar stok geçen sene yapmamış da bu sene niye yapmış? İşte döviz artacak. Ucuz kredi buluyor. Ucuz krediyi bulup alıp yatırım yapacak ya da daha ucuz maliyetle piyasaya verecekken fiyatlara yansıtmıyor, stok yapıyor. Başka şekilde fiyatları şişirerek kendi kendimize zarar veriyoruz.

SANAYİCİLER DÖVİZLERİNİ BOZACAK: Sanayiciler de yarından itibaren stoklarını azaltacak, dövizlerini bozacak. Riskse hepimiz alacağız. O kadar dövizi tutarsanız, elinize geçen parayla sattığınız tüm tahsilatla döviz almaya devam ederseniz bu olmaz. O zaman biz bize düşeni yapacağız yarından itibaren bunun etkisini göreceğiz.”

SANAYİCİNİN HEPSİNİ İTHAM ALTINA ALIRSAK TÜRK SANAYİSİNE KARŞI BÜYÜK HAKSIZLIK YAPMIŞTIR”

Kavcıoğlu’nun stokçuluk iddiaları üzerine yeniden söz alan Bahçıvan şöyle konuştu.

“Sayın Başkanım döviz tarafında varım ama stok tarafında yokum. Sayın Başkanım o stok acaba sanayicinin envanterinde niçin duruyor? Yani onun bir denemesini iyi analiz etmezseniz orada olayın boyutu çok başka yere gider. Eğer bilançosunda stok taşıyan kendisini enflasyondan korumak için kendisini hic etmek için o stok almış olan sanayiciyi de bu kapsama sokarsak bu çok daha farklı ve tehlikeli bir bakış açısına dönüşür. İzin verirseniz bu tablonun Sanayi Odası Başkanı olarak altını çizmek istiyorum. Bu stoku şirketinde farklı nedenlerde taşıyan sanayicinin hepsini itham altına alırsak Türk sanayisine karşı büyük haksızlık yapılmış oluruz.”

ANKA

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EKONOMİ

EKONOMİK KARARLARIN YARATTIĞI KÖTÜ SONUÇLARLA SEÇİME GİTMEK

Published

on

23 Eylül 2021 tarihinde TCMB  kararı ile politika faizi %19 dan %18’e düşürüldü; 17 Aralık 2021 tarihine kadar da  kademeli olarak %14 düşürüldükten sonra, her nedense NAS olmasına rağmen bu tarihten sonra TCMB faiz indirimlerine devam etmemiştir. Kim bilir belki de %14 faizin bir hikmeti vardır. Bu kararlar ülkemizde ekonomide  yeni bir dönem başlatırken karar alıcılar,  beklemediği sonuçlarla karşılaşılmıştır. Her ne kadar süreç içinde birçok kişi karşılaşılabilecek sonuçları ifade etmiş olsa bile bu uyarılar dikkate alınmamıştır.

23 Eylül 2021’de  8.67 olan USD/TL kuru 17. 96’ya,  Eylül 2021’de %19.58 olan TÜFE %79.60’a , %43.96 olan Y-ÜFE ise %144.61’e yükselmiştir. Söz konusu TÜFE ve Y-ÜFE’nin gerçek enflasyon verilerini yansıtıp yansıtmadığı  konusunda da derin tartışmalar bulunurken USD kurunun da piyasa müdahaleleri olmasa kaça kadar gideceğini öngörmek çok zor.

Öte yandan, yıllık bazda Eylül 2021’de 37.8 milyar USD olan Dış Ticaret Açığı, Temmuz 2022’de  61.9 milyar USD olmuştur.  2021’de 9 aylık açık 37.8 milyar $ iken bu yıl 7 aylık açık 61.9 milyar  USD olmuştur. Bu faiz kararları açıklanmadan önce ihracatın ithalatı karşılama oranı, Eylül 2021 itibari ile %88 iken Temmuz 2022 itibari ile %63.7’ye düşmüştür.

Normal koşullarda bir ülkenin parasının değeri düştüğünde, bu ülkede ihracat rakamları artar, ithalat rakamları düşer, böylece dış ticaret açığı azalarak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükselir, ülkemizde daha önceki TL’nin değeri düştüğünde böyle olurken bu kez beklenenin tam tersi olmuştur.

Elbette bunun çeşitli sebepleri vardır ancak bir makro ekonomik kararda beklenen sonuçlar gerçekleşmeyince bu kararın doğruluğu konusunu iyice irdelemek gerekir, keza bu dönemde faiz düşürülmesindeki beklenti, özellikle iş aleminin düşük faizlerle kredi kullanarak yatırım yapmasıdır. Ancak böyle olmadığı yetkililerce ifade edilmektedir. Son günlerde TCMB başkanı Sayın Kavcıoğlu’nun  da belirttiği üzere kredilerin daha çok döviz alımına gittiği düşünülmektedir.  Ağustos 2022 bankacılık sektörü verilerine baktığımızda son bir yılda toplam mevduat %92.3 artarken toplam krediler %67.1 artmıştır. Y-ÜFE’nin %144.61 olduğu ve mevduatın kredilerden daha çok arttığı bir ortamda kredilerin çok arttığını söylemek çok da inandırıcı değildir.

Öte yandan son 1 yılda  döviz mevduatı 15 milyar USD ( %5.9) düşmüşken ,  bankaların  kullandırdığı  döviz kredilerinde 15 milyar USD  azalmıştır. Görünen o ki; bankalarda azalan 15 milyar USD döviz mevduatı KKM (Kur Korumalı Mevduata giderken), piyasadan alınan dövizlerle de  15 milyar USD döviz kredisi kapatılmıştır. TL krediler  ile de  ilave alınan dövizler varsa,  bunlarda firmaların hammadde ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile artan ithalat talebi ile stoklara gitmiştir. Dünyada  hammadde temininde zorluklar yaşanırken, fiyatları artarken, basiretli işadamının hammadde stoklarını bir miktar arttırması son derece doğal olsa gerek. Ancak ekonomiyi yöneten kamu otoriteleri bu görüşte değiller.

Son bir yılda enflasyon hızla artarken düşük faiz oranlarından kimlerin yararlandığına baktığımızda işletme kredileri %73.3 artarken toplam tüketici kredi artışı %29.9 olmuştur. Ucuz  krediden tüketiciler değil daha çok iş adamları yararlanmıştır. Enflasyonun yüksek olduğu bir dönemde firmalar  artan işletme sermayesi ihtiyacının bir bölümünü  düşük faizli krediler ile  karşılayarak karlılıklarını da artırmıştır. İSO 500 ve İSO ikinci 500 verilerindeki kar  artışlarına  baktığımızda,  sadece 2021 sonu itibari ile bile sırasıyla %139 ve  %87.8 artış görülmektedir.  Bu ucuz kaynak sayesinde 2022’nin ara dönemlerde de gerek bankaların ( TCMB’nin ucuz fonlaması, Enflasyona endeksli kağıtlar ve Kur korumalı mevduat sayesinde)  gerekse büyük ve orta ölçekli firmaların karlarında %300- %400 civarı artışlar görülmektedir.

Hazine bütçe verilerini incelediğimizde, kurumlar vergisi geçen yılın aynı dönemine  göre % 122.5 artarken,  sabit gerilerden alınan gelir vergisi %59.1 artmıştır. Bu durumda sabit gelirliler enflasyon karşısında ezilirken,  orta ve büyük ölçekli firmaların ise  karlarını arttırarak enflasyon karşısında  ezilmedikleri görülmektedir. Böylece her geçen gün kötüleşen gelir dağılımı ilerisi için daha da  büyük sorun olacak gibi görünmektedir.

Son dönemde yetkili  kamu otoriteleri, kredi kullanımlarının azaltılması konusunda bir takım tedbirler almaktadırlar, böylece hem seçime yakın talebi düşürerek enflasyonu bir miktar kontrol altına almayı hem de seçime yakın yeni kredi kullandırımlarımı için kaynak oluşturulması hedeflenmektedir.  Öyle görünüyor ki krediler konusunda kemerler bir miktar sıkılmakta ve seçime yakın kredi  musluklar  açılacaktır.

Ekonomiyi yönetenler faizi düşürüp talebi arttırmak isterken,  Enflasyon kontrolden çıkmış,  enflasyonu düşürmek için de bu kez kredileri baskılamaya başlamıştır.  Kurları serbest bırakıp,  kurlar hızla yükselip enflasyonu artınca,  bu kez kurlar baskı altında tutulmaya başlanmıştır.  Dış Ticaret Açığını azaltmak isterken,  dış ticaret açığı beklenenin çok çok üzerine artmış.  Politika faizini  düşürmek isterken piyasa faizleri Eylül 2021 öncesinin iki katına çıkmıştır.

“Geniş halk kesimlerini enflasyon karşısında ezdirmeyeceğiz” derken onları daha çok geçim sıkıntısına sokmuştur,  vesselam ne söylendiyse maalesef tersi yaşanmaktadır.  Elbette bu duruma bir çok sebepler ileri sürülebilir ancak ‘uygulanan politikaların hiç mi  suçu yok’ diye bir kez de olsa düşünmekte fayda var. Gelinen ekonomik koşulların kötü olduğu konusunda muhalefet ve iktidar herkes hem fikir. Çözüm ya yeni ekonomi politikaları uygulamak veya günü kurtarmaya çalışmak ya da bir an önce seçime gitmektir.  Zaman zaman yeni ekonomik politikaların ne olabileceği sorulmaktadır.  Bana göre hukukun üstünlüğünü esas alarak,  özgür düşünce ve güven ortamı oluşturmak, liyakatı esas almak, özerk kurumları oluşturmak,  sağlıklı veriler yayınlamak ve sosyal ekonomik, hukuki vb  yönleri ile birlikte ele alınmış politikaların olduğu bir ekosistem yaratmaktır.

Murat ŞENOL – Ekonomist

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. Yılmaz : Firmalar geleceklerinden kaygı duyuyorlar

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz: İhracat ve üretimde maliyetler dövize endeksli. Firmalar geleceklerinden kaygı duyuyorlar. Dış ticaret haddi, tarihi düşük düzeylerde. Üretim hamlesinde kamu sektörü etkin rol üstlenmeli.

Published

on

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, Kur Korumalı Mevduatın (KKM) Hazine’ye yükünün ne olacağını ve vergi gelirlerinin ne kadarının ödeme gücü artanlara aktarılacağını bilmediklerini vurgulayarak “Para politikasında fiyat istikrarını sağlamaya yönelik kararlardan uzaklaşılmasının toplumsal maliyetini yaşıyoruz” dedi.

Krediye erişimin artan maliyetinin üretimin de maliyetini yükselttiğini bu nedenle büyümede ivme kaybı yaşanacağını, işsizliğin artacağını anlatan Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz ile ekonomideki son gelişmeleri konuştuk.

TOPLUMSAL MALİYET ARTTI

– KKM nedeniyle Hazine’den şu ana kadar 60 milyar TL’nin üstünde para gitti. Halkın parası, parası olanlara gitti aslında. Nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kur riskine karşı kendisine güvence arayan kesimler için bir alternatif olan KKM, bir süreliğine kurun yükselişini dizginledi, Ağustos’un ikinci haftasında 1.2 trilyon TL’lik hacme ulaştı. Ancak TL mevduatlarından KKM’ye geçenlerin kur farkları Hazine’ye, döviz tevdiat hesaplarından (DTH) geçenlerinki de TCMB’ye yük oldu. KKM için bütçeden ödenen kur farklarının ekonomik-mali transferlerle ulaşılacak amaçlarla bir ilgisi kurulamaz.

KKM nedeniyle vergi gelirleriyle beslenen bütçemizden temmuz ayı itibarıyla 60.6 milyar TL’lik ödeme yapıldı. Bu tutar, toplam ekonomik-mali transferlerin yüzde 73’ü olup, gerçek anlamda ekonomik büyümeyi destekleyecek ve büyüme patikasını çizecek KOBİ’lere, girişimcilere hibe ve destekleri, yatırım teşvikleri gibi transferlerin toplamı ise ekonomik-mali transferlerin payı üzerinde çok büyük baskı yaratıyor. Ek bütçeyle KKM kur farkı için eklenen ödeneğin de 1.5 katının üzerine çıkılmış oldu. Öte yandan KKM için Temmuzda ödenen tutar o aydaki vergi gelirlerinin yüzde 14’üne ulaşmış durumdadır.

KKM kur farkı ve getirisinde stopaj oranı 0’dır. Bu getiriyle ödeme gücü artanlara, TL’ye olan teveccühün artması, kur sıçramalarının oluşmaması için vergi avantajı sunuluyor. Bu durum verginin mali amacını da gelir dağılımında adaleti sağlama amacını da zedeliyor. KKM’nin Hazine’ye yükünün ne olacağını ve vergi gelirlerinin ne kadarının ödeme gücü artanlara aktarılacağını bilmiyoruz. Para politikasında fiyat istikrarını sağlamaya yönelik kararlardan uzaklaşılmasının toplumsal maliyetini yaşıyoruz.

TIRMANIŞA DEVAM

– Yüzde 80’i bulan resmi enflasyon var, kur 18 lirayı aştı, bu alanda neler öngörüyorsunuz, ne tür riskler var?

Gıda fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekici. Gıda TÜFE aylık yüzde 3.15 artışla yıllık yüzde 94.7’ye ulaştı. Üstelik Gıda TÜFE, Gıda Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ile birlikte yükseliyor. Temmuzda enerjide ÜFE yüzde 12.3 artarak yıllık yüzde 350’ye ulaştı. Elektrik, gaz grubunda ÜFE artışı aylık yüzde 19’a çıktı. ÜFE’den TÜFE’ye geçişkenlik sonucunda sonbahar aylarında enflasyondaki tırmanış sürecek.

VERGİ GELİRİNE KUR DOPİNGİ

– Bütçe açığının finanse edilmesi için önümüzdeki dönemde vergi oranlarının artırılması yoluna gidilebilir mi?

2022’nin olumsuz makroekonomik koşullarına ilişkin isabetli tahminlerde bulunmadan 2022 bütçesinin hazırlanmış olması, diğer deyişle “bütçenin doğruluk ilkesi”nden uzaklaşılmasıyla bütçe “kadük” kaldı. Bütçe giderleri için ayrılan ödeneklerin, kur sıçramaları ve enflasyonist süreç nedeniyle yetersiz kalacağı anlaşılınca 7 Temmuz 2022 tarihli Resmi Gazete’de Ek Bütçe Kanunu yayımlanarak yürürlüğe girdi. 1.7 trilyon TL bütçe gideri, ek bütçeyle 2.8 trilyon TL’ye genişledi. Bütçe gelirlerinde yeni hedef de 1.5 trilyon TL’den 2.5 trilyon TL’ye çıktı.

Yılın ilk 6 ayında bütçe giderlerinin yüzde 41.4’ü kullanılırken tahmin edilen bütçe gelirlerinin de yüzde 50’si elde edilmiş bulunuyor. Yüksek enflasyon nedeniyle 2022 yılı vergi gelirleri beklentinin üzerinde artış gösterdi. Bir yandan firmaların enflasyon nedeniyle artan nominal kârları gelir/kurumlar vergisine tabi olurken, diğer yandan kurdaki yükselişle pahalılaşan ithal ürünlerden alınan dış ticaret vergileri, içeride KDV, ÖTV gibi tüketim vergilerinin hasılatı daha da yükseliyor. Temmuz ayında ücretlilere verilen enflasyon farkı (zam diyenler de var) ücretleri nominal olarak artırırken verilen enflasyon farkının önemli bir kısmı gelir vergisine gittiği için de vergi hasılatı artıyor.

Vergi gelirleri yüksek kur ve enflasyon kaynaklı artarken bütçe giderlerinin maliyeti de aynı nedenle artar. Ek olarak bütçenin kalan kısmının seçim atmosferinde kullanımıyla bütçe giderlerindeki hızlı artış kaçınılmaz olur ve mali disiplinden uzaklaşılır.

ENFLASYONLA MÜCADELE YOK

– Şu anda Türkiye ekonomisinin en can yakıcı sorunları neler?

TL’nin değer kaybı sonucu yoksulluk derinleşirken nüfusun dar bir kesimi milli gelirden daha fazla pay alıyor, bu durum gelir dağılımını daha da bozuyor. Ücretli kesim büyümeden refah payını alamıyor. Hem ihracat hem üretimde maliyetler dövize endeksli. Firmalar geleceklerinden kaygı duyuyorlar. Dış ticaret haddi, tarihi düşük düzeylerde. İhracatın ithalata bağımlı yapısını değiştirecek üretim hamlesinde kamu sektörü etkin rol üstlenmeli.

Türkiye’de enflasyonla mücadelede politika tedbirleri alınmıyor. TL’ye değer kazandırıcı para politikası uygulamalarına geçilmeli. Moody’s kredi notumuzu B2’den B3’e düşürdü. Bunun cari açık ve dış kaynak girişi üzerinde negatif etkisi olacak. TCMB rezervleri artırılmalı.

DÜŞÜK FAİZ TL’DEN KAÇIŞI HIZLANDIRIYOR

– Yıl sonu büyüme, işsizlik, faiz ile ilgili öngörüleriniz neler? 

Yüzde 60’ın üzerindeki negatif reel faiz TL’den kaçışı hızlandırıyor. Politika faizi 8 aydır yüzde 14’te sabitlense de hem tüketici kredi (ihtiyaç, konut, taşıt) faizleri hem ticari kredi faizleri hem de Hazine’nin iç borçlanma faizleri politika faizinin iki katından fazla. Krediye erişimin artan maliyeti üretimin de maliyetini yükseltirken büyümede ivme kaybı yaratacak. Son yıllarda küresel büyüme oranının üstünde büyüyen ekonomimiz, 2022’de küresel büyüme oranının altında kalacak. Gelecek aylarda işsizlik oranının düşmesini engelleyecek hatta artışına neden olacak iki etken görünüyor. Temmuzda ücretliye verilen enflasyon farkının işverene artan maliyeti, diğeri de ekonomik aktivite düzeyindeki yavaşlama.

Şehriban KIRAÇ – Halktv.com.tr

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. Esfender KORMAZ : Ekonomi bahara çıkmaz

Yeniçağ yazarlarından Prof. Dr. Esfender KORKMAZ ekonomi ile ilgili beklentilerini ve gerekçelerini anlatan bir yazı kaleme aldı.

Published

on

Nerden bakarsak bakalım, eğer hükümet ekonomik kriz olduğunu reddetmeye devam ederse ve bir istikrar programı yapmaz ise, ekonomiyi seçimlere kadar götüremez.

Hükümet ekonomiyi bir şirket gibi görüyor ve günlük palyatif önlemlerle işi götürmeye çalışıyor. Söz gelimi Akkuyu Nükleer Santrali için Ruslardan gelen dövizle, Suudilerle yapılan swap anlaşmaları ile ve ödemeler bilançosunda nereden geldiği belli olmayan dövizlerle, günü kurtarmaya çalışıyor. Ya da Heterodoks adı altında karmaşık ve çelişkili düzenlemelerle, yasaklarla işi götürmeye çalışıyor..

1.Kredi derecelendirme kurumları, Türkiye’nin iflasın eşiğinde olduğunu ilan ettiler.

Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu B2 den B3’e düşürdü. B3, son derece spekülatif anlamındadır. Finansal istikrarsızlık ve yetersiz rezerv varlığının bir göstergesidir. Bu derecenin bir altı iflasın kaçınılmaz olduğunu gösterir. Yani Türkiye, kritik eşiktedir.

Moody’s, Türkiye’nin notunu düşürürken gerekçe olarak “Giderek artan karmaşık düzenleyici mali ve makro ihtiyati tedbirlerin makro ekonomik istikrarı geri getirmede etkili olması olası görünmüyor” diyor.

Fitch Raiting’in notu B ve Moody’sin notu da B ‘tür. Anlamı ülke ekonomisi son derece spekülatiftir.

2. Hükümetin aldığı kararlarla, bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borçların çevrilmesi ve cari açığın finansmanı olası görünmüyor.

Moody’s cari açığın arttığını ve 2022 GSYH’nın yüzde 6’sına ulaşacağını da açıkladı. Cari açığın en iyi finansman yolu doğrudan yabancı yatırım sermayesidir. Bu sene ilk 6 ayda bu tür sermaye gelmedi ve tersine 0,6 milyar dolar da çıktı.

Cari açığın diğer bir finansman aracı dış borçlardır. Türkiye, dış borçları çevirmek için yüksek faiz ödüyor. Bugün için yüzde 6,5 iflas sigorta risk primi ve yüzde 3 faiz dersek, en az yüzde 9,5 faizle tahvil satıp dış borç bulabiliyor.

Dahası, hükümet ihracatçıya döviz gelirinin yüzde 70’ini bozdurma zorunluluğu getirdi. Kredi alanlara, bu krediler ile döviz alımı yasağı getirdi.

Öte yandan Merkez Bankası rezervleri ekside… Merkez Bankası reel kur endeksine göre kur pahalı. Bir doların 10 lira olması gerekirdi. 18 lira. İthalatçı döviz bulmak zorunda. Yabancılar risk yüksek diye vadeli ithalat işlemi yapmıyor. İthalatçı ya kredi ile veya içerden döviz bulmak zorundadır. Üretimde ara malı ve ham madde ithalat girdi payı yüksek. İthalat aksarsa üretim de aksar.

MB ödemeler bilançosuna göre bu yılın ilk 6 ayında 32,4 milyar dolar cari açığın 17,5 milyar doları nereden geldiği belli olmayan döviz girişi ile karşılanmış. Belirsizlik yüksektir. Yarın daha çok döviz çıkışı olabilir. Yani sürdürülemez.

Bu şartlar altında özel sektör, ithalat yapmak ve dış borçlarını çevirmek için nereden ve nasıl döviz bulacak?

3.Piyasaya müdahale ve yasaklar, tersten kesiyor sosyal maliyetleri ve riskleri daha çok artırıyor.

Faiz politikası ile kolayca çözülebilecek kur artışları için kur korumalı mevduat getirildi. Bütçe açıkları arttı. Vergi verenden parası olana gelir transfer edildi.

Maliyetleri düşürmeden, fiyat indirimi ve yasaklar piyasa düzenini bozdu. Yasaklar devam ederse karaborsa başlayacaktır.

Sonuç: Uluslararası kuruluşlar, kredi derecelendirme kuruluşları, dışarıda ve içeride verileri değerlendiren herkes, Türkiye iflasın eşiğinde diyor ve fakat hükümet kriz yok diyor. Anlaşılır gibi değil.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

  • Merkez Bankası (MB) faiz kararı... MB faizi düşürürse, sabit bırakırsa altın, dolar, kur ne olur? 18 Ağustos 2022 18/08/2022
    ABD Merkez Bankası (FED)’in geçtiğimiz ay faiz kararını açıklaması sonrasında gözler TCMB Ağustos ayı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 14’den yüzde 13’e indirdi. Peki, Merkez Bankası (MB) faiz kararı sabit kaldığında altın ve dolar ne olur? MB faiz düşürürse durum ne olur? İşte o detaylar...
  • Canlı altın fiyatları 18 Ağustos 2022... Çeyrek altın fiyatı ne kadar, gram altın kaç TL? 18/08/2022
    Altın fiyatları geçtiğimiz haftadan bu yana yükseliş seyrine geçmişti 1.038 liraya çıkan gram altın düşüşte. Ons altında ve döviz kurlarında yaşanan hareketlilik diğer altın türlerine de yansıyor. Altın fiyatlarının nasıl yön izleyeceği yatırımcıların gündeminde yer alıyor. Peki, bugün çeyrek altın, gram altın ne kadar, kaç TL? İşte 18 Ağustos altın fiyatları…
  • Son dakika... TCMB faiz kararı açıklandı... İşte Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı 18/08/2022
    Merkez Bankası faiz kararı Ağustos 2022 PPK toplantısı ile açıklandı. TCMB faiz kararı açıklaması sonrasında Merkez'in aldığı karar ortaya çıktı. Peki, Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç? TCMB Ağustos 2022 faiz kararı açıklandı! 18/08/2022
    Merkez Bankası Ağustos 2022 faiz kararı açıklamasını Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında yaptı. TCMB PPK takvimi içerisinde toplantının hangi tarihte yapılacağı duyurulmuştu. Peki, piyasaların merakla beklediği Merkez Bankası faiz kararı ne kadar, yüzde kaç oldu? İşte TCMB Ağustos 2022 faiz kararı...
  • Euro Bölgesi çekirdek enflasyonu beklentiyi aştı 18/08/2022
    Euro Bölgesi enflasyon oranı Temmuz’da yıllık 8,9 olarak açıklandı. Veri, bir önceki verideki tahminle paralel seyrederken çekirdek enflasyon ise beklentileri aştı.
  • Son dakika! Bakan Kurum: Ofisler konuta dönüştürülecek 18/08/2022
    Son dakika haberi... Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Resmî Gazete’de yayımlanan “Planlı Alanların İmar Yönetmeliği” ile ilgili bir takım değişiklikler yapıldığını duyurdu. Konut ve kira fiyatlarını düşürmek için her adımı attıklarını vurgulayan Bakan Kurum, “İstanbul’da yaklaşık 1.5 milyon, ülke genelinde 4 milyon metrekare arz fazlası nedeniyle kiralanamayan ya da satılamayan ofis, konuta […]

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.