Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Uğur Gürses : Eritilen rezervlerle yaratılan kırılganlık

Yayınlanma:

|

Ankara’da 3 ay sonra birdenbire, eritilen döviz rezervleri konusunda bu defa eski Bakan Albayrak’ın çevresi harekete geçti; “Buharlaşan rezerv yok” minvalinde açıklamalar, demagojik savunma yazıları, Tweetler gelmeye başladı. Neden birdenbire? Çünkü muhalefet partileri doğru bir yere parmak basıyorlar.

İşin doğrusu, “görevden affedilen” Bakan Albayrak, görevi başındayken ne kendisi ne de yine görevden uzaklaştırılan eski Merkez Bankası başkanları Murat Çetinkaya’dan başlayarak, Murat Uysal’a kadar yetkililer kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapmamışlar, verileri ise örtüleyip saklamışlardı.

Döviz kayıplarını örtme ve makyajlamada ana enstrüman olan swap işlemleri, öncesinde yayımlanırken, Merkez Bankası’nın rezervlerinin kamu bankalarına arka kapı yöntemleriyle aktarılarak piyasaya satılmaya başlanmasıyla örtülenmeye ve saklanmaya başlanmıştı. Ta ki Başkan Naci Ağbal göreve gelene kadar.

Görevden uzaklaştırılan bakan ve başkan sonrasında ise kamuoyunda “rezervlerin bu denli eritildiğinden Cumhurbaşkanı’nın haberinin olmadığı” biçiminde haberler çıkmış, bu satırların yazarına bilgi veren konuyu bilen kaynaklar da “Cumhurbaşkanı’nın durumun vahametine 6 Kasım haftasında vakıf olduğunu” söylemişlerdi.

Sonrasında tam 3 buçuk aylık bir sessizlik. Kendileri için en küçük rahatsız edici bir habere bile tepki gösteren Ankara’dan yalanlama da gelmedi bu haberlere.

Ara ara Albayrak’a yakın kesimlerden yeni atanan Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ve Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’a dönük ‘dokundurma haberleri’ yayımlandı. Zira Albayrak’ın son bir yılda aldığı tüm yanlış kararları eski haline döndürüp, ekibini de uzaklaştırıyorlardı. Bu adımlarla da rezervlerdeki ve TL’deki kanama durdu, finansal istikrar kaygıları frenlendi. 

Son 1 hafta-10 günde birdenbire, muhalefet partilerinin bu soruyu gündemde tutmaları üzerine, savunma mekanizması bilinmeyen bir nedenle devreye girdi.

En ilginç olanı da Albayrak’ın koltuğuna oturan yeni Bakan Lütfi Elvan’dan geldi. Elvan, pazar akşamı yayımladığı Twitter mesajında şunları diyordu:

Son günlerde döviz rezervleri üzerinden Eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sn. Berat Albayrak aleyhinde CHP tarafından yürütülen haksız ve seviyesiz söylemleri şiddetle kınıyorum.

2020 pandemi koşulları içinde küresel piyasalardaki olağandışı dalgalanmaların zorunlu kıldığı ortamda finansal istikrar hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen döviz rezervi işlemlerini maksadı dışında çarpıtarak seviyesiz bir siyaset malzemesine dönüştürülmesi kabul edilemez.”

Siyasi polemik tarafı bir tarafa, Elvan’ın şu satırları kayda değer: “…pandemi koşulları içinde küresel piyasalardaki olağandışı dalgalanmaların zorunlu kıldığı ortamda finansal istikrar hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen döviz rezervi işlemlerini maksadı dışında çarpıtarak…

Elvan CHP’nin 20 Şubat günü Twitter’da yayımladığı “Para nerede? Kayıp… Peki ‘damat’ nerede? Sen de oyna, firari damadı bul” içerikli sarkastik mesajını kastediyordu.

Zaten bu konuda da Albayrak’ın avukatları dava açacaklarını ilan etmişlerdi. Açıklamanın girişinde de şu 10 gündür basmakalıp halde tekrarlanan sözler var:

“Merkez Bankası rezervlerine yönelik işlemler yürürlükteki mevzuata uygun bir şekilde finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedefleri doğrultusunda ödemeler dengesi ihtiyaçlarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Merkez Bankasının herhangi bir miktarda döviz ya da TL cinsinden kaynağının farklı yere transfer edilme, yok olma, buhar olma ihtimali yoktur. Ayrıca para akışının her bir kuruşunun izi sürülebilir ve takip edilebilirdir.”

Elvan’ın mesajı da siyasi savunma amaçlı yazmıştı. Soru şu: Bunun ekonomik gerçekliği var mı?

En başta uzun zamandır eleştiri getirenlerin sözünü ettiği ‘buharlaşma’, yok olduğu biçimde değil; eritilmesi, el değiştirmesi, kamusal politika yapıcı para politikası kurumunun kontrolü dışına çıkması demek.

Pandemi koşullarında küresel piyasalar dışında bizatihi içeride alınan hatalı kararlar dalgalanma yarattı. Bizatihi Elvan-Ağbal ikilisinin gelir gelmez tek tek tersine, eski haline çevirdikleri kararlar.

Bu hatalı kararlar, hane halkı ve şirketlerde rahatsızlık yarattığı gibi, döviz ve altın alımlarını arttırmış, döviz çıkışlarını hızlandırmıştı.

Bankaları zorla kredi vermeye, kredi portföylerini devasa boyutta büyütmeye zorlayan kararlar, kamu bankalarına ise verilen direktifle piyasanın devasa bir kredi seline boğulması ve negatif reel faiz koşullarının yaratılmasıyla vatandaş ve şirketler döviz ve altına koşmuştı. Bir de kötü yönetim nedeniyle yaratılan güvensizlik bu durumu daha da şiddetlendirdi.

Yabancı yatırımcıları ‘TL’nin değerini aşağı çekerek Türkiye’ye oyun yapan’ oyuncular olarak gören, bu biçimde yasak ve kısıtlama koyan Albayrak ve ekibi, ilaveten sermaye çıkışına yol açtı. Zira hafif çaplı sermaye kontrolleri uygulamaya başlamışlardı. Sadece kısa vadeli portföy hareketleri değil, uzun vadeli doğrudan yatırım net girişleri sıfırlandı.

Diyelim ki yabancı yatırımcılar likidite kaygısı ile dövizlerini alıp çıktılar; yerleşikleri kaygılandıran, döviz almaya iten ortamı kim yarattı? Faizleri negatif seviyeye kim getirdi?

Bir de bu anormal durumu saklamak için “arka kapı” yöntemleri ile ülkenin döviz rezervleri eritilip, ‘kurlar artmıyormuş’ ya da ‘kurların dengede olduğu’ görüntüsü verilmesi, bunların tamamen şeffaflıktan uzak biçimde yapılması üstüne üstlük ekonomik birimlerin dalgalı kur rejiminde olduğu, kurların serbestçe oluştuğu izlenimi verilerek yanıltılması basiretli ve doğru bir ekonomi yönetimi ile bağdaşan işler değildi.

Türkiye’nin hiçbir iç ya da dış kaynaklı kriz döneminde, (şubattan eylüle) 7 ayda olduğu gibi 75 milyar dolarlık rezervi eritilmedi. Şu hesap doğru; 2019 yerel seçimler öncesinde şubat ayından itibaren başlayıp, 2020 eylül ayına kadar olan dönemde Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri (NUR) 102 milyar dolar erimiştir. 16 milyar dolarlık diğer ülke swaplarının da sadece bilanço makyajı olduğu hesaba katılırsa 120 milyar dolara yakın bir döviz eritildiği açıktır.

Bugün (22 Şubat 2021) Türkiye’nin 2001 krizinde sabit kur rejimini terk etmek zorunda kalarak dalgalı kur rejimine geçişinin 20. yıl dönümü. Sabit kur rejimi, hükümet ve merkez bankalarının döviz kurunun seviyesini belirlediği, kuru savundukları bir rejimdir. Bununla daha gevşek para politikasına olanak yaratan ya da başka bir deyişle para politikasının bağımsız olmadığı ‘esnek’ bir rejimdir. sağlayabilir. Bu yüzden rezerv kayıpları yaşanması normaldir. Örneğin Katar ya da Suudi Arabistan Riyali buna örnek, petro-dolarlarla kurunuzu sabit tutabiliyorsunuz.

Ama petrolü, petro-dolarları olmayanın bunu denemesi büyük bir maceraperestlik. İşte Türkiye’de bu yapıldı.

Dalgalı kur rejimi ise kurların piyasada serbestçe oluştuğu açık sermaye hareketlerinin olduğu bir rejimdir. Merkez bankalarının kura müdahaleleri olmaz. Merkez bankaları, kendi ulusal paralarının faizi ve bunun likiditesine dönük kararlarla aşırı dalgalanmalara müdahale ederler. İtibarı yüksek olan merkez bankalarının sözlü olarak müdahale etme yetenekleri yüksektir. Kuru tutma kaygınızı bırakıp ‘kendi paranızın değerini’ tutma kaygısı güdersiniz. Doğrusu da budur. Bu da bağımsız bir para politikasıyla enflasyonu fiyat istikrarı seviyesine getirmektir.

Türkiye’de dalgalı kur rejiminde olağanüstü rezerv kaybını Albayrak döneminin siyasi direktifleri altındaki Merkez Bankası yaşamıştır. Dalgalı kur rejiminde kurun serbestçe oluşmasına karşın para politikası bağımsızdır. Ancak son 2 yılda zaten bağımsız olmayan para politikası da siyasi direktif altında rotasını kaybetmiş, hem kur hem de faize hükmetme çabası siyasi olarak belirlenmiştir. Bu yüzden şiddetli rezerv kaybı yaşanmıştır.

ugurses.net

Pandemi dönemine özgü bir uygulama olmayan “arka kapı” döviz satışlarının, bizatihi hatalı ve yanlış politikalarla tetiklenen kur artışını (finansal istikrarsızlık unsurlarını ortadan kaldırmak için yapıldığını söylemek bir nevi itiraf) tutmak için yapıldığı, bunun da ülkenin rezervlerini eksilterek, yüksek negatif rezerve getirerek, nihai olarak bizatihi ülkenin finansal güvenliği tehlikeye attığı açıktır.

Bakan Albayrak, Instagram uygulaması üzerinden görevden ayrılıp giderken topluma bir açıklama yapma, soruları yanıtlama gereği bile duymazken, bu soruların yanıtını bekleyen kesimlere söylem tarzından hareketle “kişilik haklarının zedelendiği” için dava açacağı bildiriliyor.

İşin doğrusu, görevden uzaklaşması, aldığı kararların terse çevrilmesi ve yardımcılarının görevine son verilmesi daha ‘zedeleyici’ değil mi?

Soru sorulur, yanıt beklenir

Ekonomiye dair, ekonomideki kurumlara dair soruları, özellikle de siyasi kulvarın dışında olması gereken Merkez Bankası’na dair, rezervlerine dair soruları, cebinde ulusal para TL’yi taşıyan her yurttaşın sorma hakkı var.

Merkez Bankası’nın döviz rezervlerine ne oldu? Ne için rezervler eritildi? Rezervler ne pahasına eritildi? Rezervleri eritmeden politikalar yürütülebilir miydi? Hatalar yapılmasa kur ve enflasyon şokları yaşamayabilir, rezerv dahi biriktirebilir miydik?

Lütfi Elvan siyaseten bu sözleri yazmış olabilir; ancak yaklaşık 50 milyar dolar dış ticaret açığı verilen bir dönemde 25 milyar dolarlık altın ithal ederek rezervleri elden çıkarmak pandeminin hangi sonucu ile ilgili? Ya da otomotiv ithalatını körükleyen politikalarla 5 milyar dolar ilave açık yaratmanın nesi pandeminin bir sonucu?

Bir ülkenin yurttaşları, kendi parasından uzaklaşıp başka ülkelerin bastığı paralara ve altına koşuyorsa bir ekonomi bakanı için bu daha yaralayıcı ve zedeleyici değil mi? Ülkenin örselenen parasının itibarını kim savunacak? Hangi tazminat bunu telafi edebilir?

İlk kez Nisan 2019’daki Merkez Bankası toplantısında sormuştum; döviz rezervlerine dair verilerin neden örtüldüğünü. Sonra farklı verilerle ortaya çıktı. Ama saklanmaya devam edildi.

Kritik soru şuydu; Cumhurbaşkanı’nın rezervlerin bu denli eritildiğinden gerçekten de haberi olmayabilir miydi? Hani şu sıralar Ankara’dan pompalanan ‘güvenlikçi’ açısıyla bakıldığında, bu derece bir döviz rezervi açığı ülkenin finansal güvenliğinin tehlikeye atılması nasıl saklandı? Olası bir yaptırım, dış tehdit karşısında ülke 2018’deki Brunson krizindeki durumdan daha kırılgan bir eşikte değil mi şimdi?

Aşağıdaki grafiğe bakalım; 2018 Ağustos ayında ABD ile yaşanan Brunson krizi sırasında yaptırımlar, “ekonominizi mahfederim” tehditlerine karşın rezervler erimemiş, faiz artışı ile tersine Şubat 2019’da rekor net uluslararası rezerv seviyesine çıkılmış. Yukarıda anlatıldığı gibi, pandemide ne değişti? Tabii ki mecaracı bir ekonomi politikası ve onun sonuçlarını görüyoruz. Yanlış yaptığınızda rezervler eriyor.

Uğur Gürses – 22.02.2021

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Ters dolarizasyon eğilimi ivme kazanırken, DTH’larda çözülme devam ediyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Küresel mali piyasalar, FED Başkanı Powell’ın faiz artırımlarında frene basma yönünde vermiş olduğu sinyal ardından dünkü günü de iyimser bir şekilde tamamladı. Öte yandan, ABD’de dün açıklanan ve FED’in favori enflasyon göstergesi olan çekirdek PCE (kişisel tüketim ve harcama) yıllık bazda geçen aya göre gerilerken, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi ISM endeksi de 49 seviyesine gerileyerek (Haziran 2020’de bu yana en düşük)  daralma bölgesinde geçti.
  • Görüleceği üzere, gerek enflasyon gerekse de imalat kanadından ABD ekonomisi ivme yitirmek suretiyle enflasyondan yavaş da olsa uzaklaşıyor. Bu da dün ön plana çıkardığımız faiz artırımlarının ‘gecikmeli’ etkisinini yavaş yavaş vuku bulduğunu göstererek FED’in de yavaşlama ihtimalini güçlendiriyor.
  • Powell’ın açıklamaları ve ABD makro verileri ardından dün küresel mali piyasalar iyimser bir günü daha geride bıraktı. ABD’de 10 yıllık gösterge devlet tahvil getirisinin %3,50 ile son 2 ayın en düşük düzeyine gerilerken, ABD faizleri ile ters korelasyona sahip kıymetli metaller âdeta kanatlandı: Altının ons fiyatı 1,800 dolar seviyesine kadar yükselirken, risk iştahına daha duyarlı olan gümüş 22,60 dolar seviyesini test etti. Gümüşün haftayı 22 dolar seviyesinin üzerinde tamamlamasını önemli bir sinyal olarak göreceğiz.
  • Elbette, iyimserlik para birimlerine de sirayet etti. ABD dolarının piyasa kuru olan DXY 104,7 seviyesine kadar gerileyerek neredeyse son 4 ayın en düşük seviyesini test ederken, EURUSD paritesi 1,0520 seviyesine kadar yükseldi. Teknik bir bakış açısıyla, DXY’de aşağıda 102 ; EURUSD paritesinde ise yukarıda 1,0740 seviyesinin hâlen daha kartlar arasında olduğunu düşünüyoruz.
  • Hisse senetleri cephesinde ise dün bir miktar da olsa ISM verisinin daralma bölgesine geçmesi veya bir önceki gece Powell’ın konuşması ardından yaşanan coşkulu yükselişin kâr realizasyonunu hissettik: S&P500 geceyi yatay tamamlarken, Nasdaq sadece %0,1 yükseliş kaydetti. Dün de grafiksel olarak gösterdiğimiz üzere, S&P500 cephesinde 200 günlük basit ortalamalarının üzerinde kalınmasını önemli bir sinyal olarak okuyoruz.
  • Türkiye cephesinde ise dün açıklanan İTO enflasyonu ve PMI verileri önemli sinyaller sundu. İmalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI) Kasım ayında 45,7 seviyesine gerileyerek sektörün dokuzuncu ayda da üst üstte daralmaya devam ettiğini gösterirken, Kasım ayı gerçekleşmesinin pandemi döneminden de bu yana en düşük seviyeye gerilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Öte yandan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilere göre Kasım ayında perakende fiyatlar %3,1 artış kaydederken, yıllık enflasyon oran ise %105,55 seviyesinde gerçekleşti. Baz etkisinin devreye girmesi ile birlikte yıllık enflasyon ilk kez çok sınırlı da olsa yönünü aşağı çevirdi. Haftaya Pazartesi günü açıklanacak resmi enflasyon verisinin %2,85 artış kaydetmesi ve yıllık enflasyonun da hafifçe %84 seviyesine doğru gerileyeceği tahmin ediliyor.
  • USDTRY kuru 18,63 seviyesinin etrafında dar alanda ‘kontrollü’ bir şekilde salınmaya devam ederken, pariteler cephesinin şaha kalkması ile dün EURTRY kuru 19,60 ; GBPTRY kuru ise psikolojik 23 seviyesine dayandı. Pariteler cephesinde yükseliş isteğinin henüz bitmediği düşünülürse, TL’nin sepet bazında değer kaybetmeye devam etmesi olası duruyor. Altın fiyatlarında yaşanan yükseliş ile gram altın da 1,075 TL seviyesini test ederek rekor tazeledi.
  • Havanın iyimser dönmesi ile dün Hazine Müsteşarlığı 5 yıl vadeli USD cinsi tahvilin yeniden ihracında %9,0 getiri ile 2 milyar dolar borçlandı. Hatırlanacağı üzere 2028 vadeli aynı Eurobond’dan 3 hafta önce 1,5 milyar daha borçlanılmıştı. Böylelikle, 2022 yılı için hedeflenen 11 milyar dolara da ulaşılmış oldu.
  • Her hafta Perşembe günü açıklanan TCMB’nin haftalık bülteni önemli sinyaller verdi. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları (DTH) 25 Kasım haftasında 5,5 milyar dolar daha azaldı. Son 2 haftada yaşanan erime 8 milyar dolar seviyesinde! Bunun da arkasında yatan nedenleri, yükselen TL mevduat faizleri, yatay seyreden USDTRY kuru, hisse senetlerinin rekorlara doymaması ve belki de TL krediye ulaşımda yaşanan sıkınılar nedeniyle TL yaratma gereksinimi olarak sıralanabilir.
  • Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında hava dünün aksine biraz da olsun satıcılı. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,8 aşağıda işlem görürken, Hang Seng %0,7 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa kırmızı renk dikkatimizden kaçmıyor. Bugün piyasaların dikkati, her ayın ilk Cuması olduğu üzere günün ikinci yarısından dünyanın en büyük ekonomisinin sağlığı açısından en önemli bilgiyi sunan ABD istihdam raporunda olacak. Reuters anketine göre, tarım dışı bordrolu çalışanın 200bin artması, işsizlik oranının %3,7’ye gerilemesi, yıllık maaş artış hızının ise %4,6’ya gerilemesi bekleniyor. Manşet veriden ziyade, maaş artışının %4,6 seviyesinin altında kalırsa (enflasyon göstergesi) bunun piyasa yansımasının olumlu olacağını düşünüyoruz. Madalyonun tam tersini de unutmamak gerekiyor.

>DXY

Doların piyasa kuru olan DXY’de aşağıda 102 seviyesi radar menzilinde görünüyor.

1669959591e252374dcf962cc5646efdd7d6986267_1_1200.jpg

>EURUSD

Benzer bir şekilde, EURUSD paritesi için de yukarıda 1,0520 seviyesinin üzerinde haftalık kapanış durumunda 1,0740 seviyesini konuşmaya başlayacağız.

16699595916c6dc02e158c11cb2127bba515cb852d_2_1200.jpg

>PMI

İmalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI) Kasım ayında 45,7 seviyesine gerileyerek sektörün dokuzuncu ayda da üst üstte daralmaya devam ettiğini gösterirken, Kasım ayı gerçekleşmesinin pandemi döneminden de bu yana en düşük seviyeye gerilediğinin de altını çizmek gerekiyor. PMI verisinde 50’nin altında kalan değerler daralma olarak kabul ediliyor.

1669959592ce74f046bde142e926a00112f5acb6a5_3_1200.jpg

>İTO Enflasyon

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilere göre Kasım ayında perakende fiyatlar %3,1 artış kaydederken, yıllık enflasyon oran ise %105,55 seviyesinde gerçekleşti. Baz etkisinin devreye girmesi ile birlikte yıllık enflasyon ilk kez çok sınırlı da olsa yönünü aşağı çevirdi (bakınız turuncu daire).

16699595924eacbcfe0881eb6ac4f2127253e102a6_4_1200.jpg

>Döviz Mevduatlarda (DTH) Çözülme Başladı

Son 2 haftada DTH’larda 8 milyar dolar azalış görüyoruz! Bunun da arkasında yatan nedenleri, yükselen TL mevduat faizleri, yatay seyreden USDTRY kuru, hisse senetlerinin rekorlara doymaması ve belki de TL krediye ulaşımda yaşanan sıkınılar nedeniyle TL yaratma gereksinimi olarak sıralanabilir.

1669959592b0db186c1bdfc70dcf5eb8ae22c43bb1_5_1200.jpg

>TCMB Rezervler

25 Kasım ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 122,6 milyar dolar ile yatay seyretti.

16699595931b902f1631cbd03f291f1739c0111b04_6_1200.jpg

>TCMB Net Rezervleri

Emanet dövizler (swap) düşüldükten sonra, TCMB’nin net rezervleri yaklaşık (eksi) $55,1B seviyesine toparladı. Son haftalarda TCMB pozisyonu yaklaşık 9,4 milyar dolar toparlanma kaydetti. Net Uluslararası Rezervler ise son 5 haftada 8 milyar dolar yükseldi.

16699595934a78771e203864a83c48429bbb694d0f_7_1200.jpg

>Menkul Kıymet İstatistikleri

25 Kasım ile biten haftada, yurtdışı yerleşikler hisse senedi ve tahvil stolarında önemli bir değişim göremedik. Net anlamda $24M değerinde hisse senedi aldıklarını not edelim.

166995959477fea46faf5504a4de90be8c96c0d541_8_1200.jpg

>KKM 

Cazibesini kaybeden KKM, beklentimizin aksine, 25 Kasım haftasında 6,4 milyar TL ile yeniden artış kaydetti. İlginç.

16699595942b34e3bb0699244aaf2931fd59bc1bde_9_1200.jpg

>TCMB Döviz Banknot Stoku

Cari dengenin işaret ettiği net hata ve noksan kalemindeki (kaynağı belirsiz döviz) artışa paralel, TCMB’nin de banknot stoku artmaya devam ediyor.

16699595954830b3722e74938ec5df96c2b572d541_10_1200.jpg

>Fiili Faiz Oranları

1669959595b9003e94d1f7fe8e894c3657f539d285_11_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kripto para milyonerleri bir bir ölüyor

Yeni çağın yükselen trendi olarak görülen kripto para borsasının üzerinde bir lanettir dolaşıyor. Son olarak dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian Kullander’ın hayatını kaybetmesi, kripto para borsasının milyonerlerinin esrarengiz ölümlerini yeniden gündeme getirdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Milyarlarca sterlinlik bir kripto para birimi şirketinin kurucu ortağı olan 30 yaşındaki Tiantian Kullander, uykusunda hayatını kaybetti. Dijital varlık şirketi Amber Group’u kuran Tiantian ‘TT’ Kullander, 23 Kasım’da öldüğünde sadece 30 yaşındaydı. TT olarak da bilinen Kullander’ın ölümünü şirket sözcüsü de 27 Kasım Pazar günü doğruladı. Ancak milyoner ismin ölümünün nedeni hakkında herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.

Kullander’ın ölümü, pek çok kişi için sadece talihsiz ve genç yaşta hazin bir son olarak görülse de kripto para borsasıyla ilgilenenler için pek de öyle değil. Çünkü TT, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Hemen hemen hepsi oldukça gençti, parmaklarının ucunda milyarlar vardı ve ölümleriyle beraber her biri arkasında bir yığın soru işareti bıraktı. Peki dijital dünyada milyarlarla oynayan ve esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeden o isimler kimler? Tüm yaşananlar aslında kripto para borsasının laneti mi yoksa basit bir tesadüf mü?

TIANTIAN KULLANDER

Sözcü’nün haberine göre; 30 yaşındaki Tiantian Kullander, yakın zamanda değeri 3 milyar dolar olan bir kripto para ticaret platformu olan Amber Group’un kurucu ortağıydı. Şirket, cuma günü yaptığı açıklamada, Kullander’in 23 Kasım’da beklenmedik bir şekilde uykusunda öldüğünü duyurdu.

Singapur merkezli şirket, Kullander’in nerede ve neden hayatını kaybettiğini de açıklamadı.

Tiantian Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girmişti.

Derin bilgisi, işbirliği yapma isteği ve başkalarına her zaman yardım etme arzusu sayısız yeni şirkete ve kişiye fayda sağladı. İçgörüleri ve yaratıcılığı birçok projeye, kişiye ve topluluğa ilham verdi.”

Kullander, Amber Group’taki kurucu rolü yanında, ayrıca bir e-spor organizasyonu olan Fnatic’in de yönetim kurulundaydı. Kullander, genç yaşına rağmen 2019’da Forbes’un 30 yaş altı 30 listesine girdi ve Amber Group’un başarısının temel direklerinden biri olarak nitelendi.

TT olarak da bilinen Kullander, son yıllarda bu alanda milyoner olarak öne çıkıp hayatını kaybeden dördüncü isim.

Amber Group’un merkezi Singapur’da ve web sitesinde Atina, Cenevre, Dubai, Hong Kong, İstanbul, Londra, Mexico City, Taipei, Tokyo, Vancouver ve Zürih’te varlık gösterdiği belirtiliyor.

Şirket kısa süre önce 3 milyar dolar (2,4 milyar sterlin) değerindeydi, ancak son aylarda kripto para birimlerinin değerinin düşmesiyle bir darbe almıştı. Amber Group da bu yüzden bu yıl personelinin yüzde 10’unu işten çıkardı.

Kullander’in ölümü, sadece haftalar önce, sektördeki başka bir genç milyonerin Porto Riko’da bir kumsalda boğulmasını hatırlattı.

NIKOLAI MUSHEGIAN

Kullander’ın ölümü akıllara hemen, birkaç hafta önce hayatını kaybeden ve en esrarengiz ölümlerden birine sahip olan Nikolai Mushegian’ı getirdi. 29 yaşındaki Mushegian’ın, ölümünden kısa bir süre önce Twitter’da CIA ve İsrail’in ulusal istihbarat teşkilatı Mossad’ın onu öldüreceğinden endişe duyduğunu belirtmesi de bu ölümü ayrıca esrarengiz hale getirdi.

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu. Bir dönem MAKER platformunda 8 milyar dolarlık birikim yer alıyordu. Ayrıca BitShares ve Balancer projelerinde de yer almıştı.

Mushegian, ölmeden saatler önce şunları yazmıştı: “CIA, Mossad ve bazı seçkinler, Porto Riko ve Karayip adalarında bir tür seks kaçakçılığıyla şantaj çetesi yürütüyor. Casus olan eski kız arkadaşım ile beni suçlayacaklar. Bana ölümüne işkence edecekler.”

Nikolai Mushegian, ismini MAKER birimi ile duyurmuştu.

Mushegian, CIA ve Mossad’ın kendisini öldüreceğinden korktuğunu tweet attıktan saatler sonra 28 Ekim’de öldü. Ancak Mushegian’ın ailesi, genç adamın ölümünün şüpheli olduğuna inanmadı ve onun geçmişte akıl sağlığı sorunları olduğunu söyledi.

Yine de iş arkadaşlarından bazıları, ölümünün şüpheli olduğunu iddia etti. Kripto milyonerinin, 29 Ekim’de Ashford Beach’te suda bir sörfçü tarafından tamamen giyinik ve cüzdanını da taşırken bulunması bu iddiaları kuvvetlendirdi.

Mushegian’ın ölümü gibi kripto dünyasından bir başka ölüm daha dikkat çekmişti. 2018’de yaşanan olay için hala çeşitli komplo teorileri de üretilmeye devam ediyor. Hatta Netflix bile bir belgeselinde bu konuya değinmişti…

GERALD COTTEN

Evet, Gerald Cotten’in 2018’deki ölümü o kadar çok entrika ve tartışmaya yol açtı ki, Netflix belgeseli Trust No One’da da araştırıldı.

İflas etmiş kripto para firması QuadrigaCX’in 30 yaşındaki kurucusu, 9 Aralık 2018’de eşiyle Hindistan’da balayındayken öldü. Ve milyonlarca dolar değerindeki kripto varlıklarına erişebilen tek kişi de kendisiydi. Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Cotten’ın ölümüne pek çok yatırımcı inanmadı ve bunun bir kurmaca olduğunu iddia etti. Ayrıca Cotten’ın ölümünden sadece dokuz gün önce bir vasiyetname imzalaması da ölümüyle ilgili şüpheleri artırdı.

Gerald Cotten’ın hayatını kaybetmesiyle beraber 169 milyon dolar da kayboldu.

Bazı yatırımcılar, gerçekten o olduğunun kanıtlanması için cesedinin mezardan çıkarılmasını bile talep etti. Öldüğü sırada firmasının yaklaşık 115.000 müşterisi vardı.

İnternetteki söylentilerde, Cotten’in aslında hala hayatta olabileceği ve zimmetine geçirdiği paralarla yaşamaya devam ettiği iddia edildi.

Müfettişler, cüzdanların Nisan 2014’ten itibaren yaygın olarak Bitcoin depolamak için kullanıldığını, ancak Nisan 2018’de biri hariç hepsinin aniden boşaldığını ve atıl durumda kaldığını tespit etti. Son cüzdan, Cotten’in ölümünden altı gün öncesine kadar, 3 Aralık’a kadar hala para transfer etmek için kullanılıyordu, ardından da boş bırakıldı.

Vanity Fair’in haberine göre Cotten, 2014 yılında yaptığı bir röportajda şifrelerini bir kağıda yazıp bir bankadaki kasaya kilitlediğini, çünkü bu paraları güvende tutmanın en iyi yolunun bu olduğunu söyledi.

Kanada’dan Globe and Mail’in haberine göre; Cotten ve karısı, balayı için 8 Aralık 2018’de Jaipur’daki otele varıp check-in yaptıktan kısa bir süre sonra Cotten, şiddetli mide ağrısından şikayet etti ve yakındaki bir hastaneye götürüldü ve burada kendisine gezgin ishali teşhisi kondu. 24 saat sonra da öldü. Ölümüyle ilgili şüpheler olmasına rağmen otopsi yapılmadı.

MATTHEW MELLON

Matthew Mellon, Meksika’nın Cancun kentindeki bir uyuşturucu rehabilitasyon kliniğine girmeye hazırlanırken 2018’de kalp krizinden öldü. Değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Mellon, New York City’de Mellon Bank’ın kurucusu Yargıç Thomas Mellon ile Amerikalı bankacı ve Drexel Üniversitesi’nin kurucusu Anthony Joseph Drexel’in soyundan gelen en eski bankacı ailelerden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Matthew Mellon, 2018’de kalp krizinden öldüğünde değeri 200 milyon doları aşan XRP paralarına sahipti ve kripto para birimlerine erişebilen tek kişiydi.

Delray Beach, Florida ve Northeast Harbor, Maine arasında büyüdü ve 21 yaşına geldiğinde 25 milyon dolarlık bir miras aldı. Pennsylvania Üniversitesi’ndeki Wharton Okulu’na girdikten sonra moda, telekomünikasyon ve finans alanlarına ilgi duydu.

Bir dönem New York’ta Cumhuriyetçi Parti’nin finans komitesi başkanlığını da yaptı. Bitcoin alıp satarak kripto para birimi kariyeri ile servetini artırdı. Mayıs 2015’te internet aracılığıyla para göndermek için kullanılan bir iletişim protokolü olan Ripple Labs’ın küresel elçisi oldu ve 1 milyar dolarlık bir servete ulaşan XRP için 2 milyon dolar yatırım yaptı.

İlk karısı Tamara Mellon ile 1998 yılında uyuşturucu bağımlıları için düzenlenen bir rehabilitasyon toplantısında tanıştı ve 2000 yılında aralarında Hugh Grant, Liz Hurley gibi isimlerin de bulunduğu gösterişli bir düğünle evlendi.

Nicole ve Matthew Mellon

2006’da bir düğünde ikinci eşi Nicole ile tanıştı ve iki yıl sonra aile dostu Diane Von Furstenberg’in Bahamalar’daki evinde evlendi. Çift daha sonra 2016 yılında boşandı. Mellon’un biri Tamara’dan ve ikisi Nicole’den olmak üzere üç çocuğu bulunuyor.

Ayrıca ayda 100.000 dolar harcadığı ve günde yaklaşık 80 hap aldığı bir OxyContin bağımlılığıyla mücadele etmişti. 2016’da Mellon, bu bağımlılığından doktorları sorumlu tutmuştu.

Mellon’un ölümüyle beraber kaybolan kripto paralara ulaşmak için ailesi hala uğraş veriyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

En büyük döviz rezervine sahip ülkeleri

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin, şaşırtıcı bir şekilde 3.193 trilyon dolarlık varlığa sahip uluslararası rezervler açısından daimi liderliğini korudu. İkinci sırayı 1.238 trilyon dolarla Japonya alırken, üçüncü sırayı 892 milyar dolar varlıkla İsviçre aldı.

Ukrayna’yla ilgili yaptırımlar nedeniyle Batı tarafından dondurulanlar da dahil olmak üzere Rusya‘nın varlıkları 540 milyar dolara yükseldi. Bu, Rusya’nın geçen yazdan beri dördüncü sırada yer alan Hindistan’ı yerinden etmesine izin verdi. Eylül sonu itibarıyla Hindistan‘ın varlıkları 532 milyar doları buldu. İki ülke 2015’ten beri bu göstergede birbiriyle yarışıyor.

Rapora göre, ilk 10’un alt yarısında, gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş piyasa emsallerini geride bıraktığı ilginç bir eğilim görüldü. Hong Kong altıncı en büyük rezerv sahibi olarak Suudi Arabistan tarafından yerinden edildi, Güney Kore yedi numaraya geriledi. Brezilya dokuzuncu sıraya yükseldi ve Singapur da onuncu sıraya geriledi.

Almanya ve ABD geçen yıl sırasıyla 11. ve 12. sıralarını korurken, Fransa 13. sıraya yükseldi ve onu 14. olarak İtalya izledi. Meksika üç sıra yükselerek 15. sıraya yükseldi. Tayland, İngiltere, İsrail, Polonya ve Çek Cumhuriyeti sırasıyla ilk 20’yi tamamladı.

Çalışma, RIA Novosti tarafından 2021 yılı itibariyle dünyanın en büyük 90 ekonomisinin merkez bankalarından alınan verilere dayanılarak yapıldı. Nihai örneklem, Eylül ayı verilerini Kasım ayı ortasında açıklayan en büyük rezervlere sahip 50 ekonomiyi içeriyordu.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.