Connect with us

BANKA HABERLERİ

7 bela: Ekonominin 7 temel sorununda 2021’e nasıl girdik?

T24 Yazarlarından Barış SOYDAN 2021 yılında Türkiye’nin çözmesi gereken 7 konuyu ele aldı.

Yayınlanma:

|

Cumhuriyet tarihinin en ağırı olan 2001 Krizi, bankacılıktan kaynaklanmıştı. Reel sektördeki bozulma bankacılığa da sıçrarsa Türkiye kendi imkanlarıyla altından kalkamayacağı, 2001’de olduğu gibi IMF’ye mahkûm olacağı bir krize sürüklenebilir.

1. Enflasyon

2021’e yüzde 14.03’lük enflasyonla girdik. Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Naci Ağbal’a inanacak olursak, enflasyon yüzde 5’e düşecek. “Ben yüzde 5’e inanıyorum. Başka ülkeler enflasyonu yüzde 1-2’de tutuyor da Türkiye Cumhuriyeti neden tutamasın? Bizim ne eksiğimiz var? Yapabiliriz” dedi. Yapabilir mi? Zor. Enflasyon önümüzdeki aylarda düşmeyecek, yükselecek. Baz etkisiyle ilk çeyrekte (Ocak, şubat, mart) daha da artması ve yüzde 15-16’ya (Belki de yüzde 17’ye) çıkması bekleniyor.

Sonra? Bahardan itibaren inişe geçecek. Ama bunun için doların yükselmemesi, şu anki seviyelerinde kalması şart. Çünkü malum, döviz yükseldiğinde enflasyon da yükseliyor… (Doların yükselip yükselmeyeceğine aşağıda döneceğiz.)

2. İşsizlik

Birçok iktisatçıya göre ekonominin en büyük sorunu, enflasyon. Ama siz onu bir de işsiz milyonlara sorun! Ben, yol açtığı bireysel trajediler nedeniyle işsizliğin daha büyük bir sorun olduğu düşüncesindeyim. Ayrıca dünya tarihi, uzun sürmüş çok yüksek işsizliklerden eninde sonunda büyük toplumsal trajediler çıktığını gösteriyor. (Bkz. II. Dünya Savaşı öncesinde Almanya.)

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) inanacak olursak, işsizlik Eylül’de azalarak yüzde 12.7’ye indi. Fakat şu işe bakın ki, işsizlik azalırken çalışan insanların sayısı da azaldı! TÜİK tarafından işsiz sayılmak için son 4 hafta içinde iş aramış olmanız lazım. Bunu yapmadıysanız işsiz olsanız bile sizi işsizden saymıyor.

İşsizlikte gerçek tabloyu, DİSK’in araştırma birimi DİSK-AR’dan öğreniyoruz. Onun verilerine göre gerçek işsizlik (teknik tabiriyle “geniş tanımlı işsizlik”) yüzde 26.4! Tam 9.5 milyon insan işsiz! Üstelik şu anda pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı var. O yasak da kalktığında işsizliğin daha da artması kaçınılmaz.

İşsizliğin azalması için ekonominin yüzde 5’in üzerinde büyümesi lazım. Büyür mü? İktidara göre evet. Önceki Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak‘ın açıkladığı Yeni Ekonomik Program, 2021 için yüzde 5.8 büyüme öngörüyordu. Ama bağımsız ekonomi ve yatırım kuruluşları yüzde 2-3 civarında büyüme tahmininde bulunuyor. Yüzde 2-3’lük büyüme, işsizliği eritmeye yetmez. Prof. Dr. Seyfettin Gürsel’in sözleriyle, “Daha uzun süre Türkiye yüksek işsizliğin ağır bedellerini ödemeye devam edecek.”

3. Dolarizasyon

Türkiye’nin para birimi nedir? Yasalara göre TL. Gerçekte ise bir para birimimiz daha var: Amerikan Doları. Vatandaş, TL’ye güvenmediğinden birikimlerini dolar başta olmak üzere dövizde tutmayı tercih ediyor. Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Naci Ağbal, öncelikli hedeflerinin dolarizasyonla mücadele olduğunu söyledi. TL’nin cazibesini artırmak için Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 10.25’ten 17’ye çıkarıldı. Peki vatandaş dolarlarını, Euro’larını satıp TL’ye geçti mi? Ne gezer… Aksine, Ayşe Teyze ve Ali Rıza Amca, dolardaki düşüşü alım fırsatı olarak değerlendirdi. Bankalardaki döviz hesapları 25 Aralık haftasında 234 milyar 804 milyon dolara çıktı. Bu yeni bir rekor…

Vatandaş mevduat faizlerindeki yükselişe rağmen TL’ye neden geçmiyor? Rivayetler muhtelif. Bazı ekonomistler, gerçek enflasyonun TÜİK’in açıkladığından çok daha yüksek olduğu kuşkusuna işaret ediyor. Eğer enflasyon gerçekte yüzde 14 değil 20 ise vatandaş banka faizi yüzde 22-23’e yükselmeden TL’ye dönmez…

Bir diğer neden, iktidara olan güvensizlik. ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden veya AB ile her an yeni bir ağız dalaşına girme ihtimali mevcutken doların buralarda kalacağının garantisi var mı? Yok.

4. Bütçe açığı

AKP uzun yıllar boyunca bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3’ün altında olmasıyla övündü, durdu. Teknik adıyla “mali çıpa” son yıllarda kayboldu. Türkiye eskiden olduğu gibi yine yüksek bütçe açıkları veren bir ülkeye dönüştü…

Vergi gelirlerinin yaz aylarında biraz kıpırdamasıyla bütçe açığının 2020’i yüzde 4-4.5 bandında tamamladığı tahmin ediliyor. Yüksek bir oran. Bu yıl daha da artacak. Çünkü kamunun sırtındaki faiz yükü katlandı. Yıl sonunda yüzde 5’ik açık şaşırtıcı olmaz.

5. Cari açık

Ekonominin ezel ebed meselelerinden bir başkası, cari açık… (Cari açık: Mal ve hizmet ithalatı için yurtdışına ödenen para ile mal ve hizmet satımından elde edilen para arasındaki fark.) Türkiye 2019’da uzun zaman sonra ilk kez cari fazla vermişti. 2020’de cari açık geri döndü. Yılı 40 milyar dolara yakın açıkla kapattık. Bu, milli gelirin yüzde 5.6’sı eder ki, çok yüksek bir oran. Cari açığın yüzde 5’in üzerine çıkması, kriz habercisi olarak değerlendiriliyor…

Nitekim cari açığın patlaması, yaz aylarında dolardaki yükselişi tetikledi. Cari açık neden patladı? Çünkü kamu bankalarının düşük faizli kredileri ithalatı patlattı. Bu arada altın ithalatında da büyük bir artış oldu. Ve pandemi nedeniyle turizm çakıldı. Bunların etkisiyle cari açık kontrolden çıktı.

Aşılar sayesinde pandemi 2021’de etkisini yitirecek. Ve turizm gelirleri artacak. Bu arada altın ithalatının da azalması bekleniyor. Yani cari açık bu yıl azalacak.

6. Bankaların batık kredileri

Onca soruna rağmen ekonomide çarkların ağır aksak da olsa dönmesinin sebebi, bankacılığın sağlam durması. Ya da sağlam görünmesi. İkircikli konuşuyorum çünkü batık kredilerin açıklanandan çok daha fazla olduğuna dair kuşkular giderek artıyor. Resmi verilere göre bankaların batık oranı yüzde 4.1. Oranın bu kadar düşük olmasının sebebi, kamu bankalarındaki batıkların yüzde 2-3’lerde kalması. Özel bankalarda ise yüzde 5-6’lara çıkıyor.

Eski bankacı Erol Taşdelen şöyle diyor: “Türkiye Bankalar Birliği, 2019 Ekim – 2020 Ekim arasındaki bir yılda 19.8 milyar TL’lık kredinin bankalarca yapılandırıldığını açıkladı. Yapılandırma olmasa takip tutarı 170 milyar TL’yi aşacağının itirafıdır bu.”

Batıkların gerçekte olandan daha az görünmesinin bir başka sebebi, geri ödenmeyen kredilerin batık olarak tanımlandığı sürenin pandemi nedeniyle 90 günden 180 güne çıkarılması.

Cumhuriyet tarihinin en ağırı olan 2001 Krizi, bankacılıktan kaynaklanmıştı. Reel sektördeki bozulma bankacılığa da sıçrarsa Türkiye kendi imkanlarıyla altından kalkamayacağı, 2001’de olduğu gibi IMF’ye mahkûm olacağı bir krize sürüklenebilir. (Ağzımdan yel alsın.)

7. Dış borç

“2001 Krizi bankacılıktan çıkmıştı, bu sefer reel sektörden çıkacak.” Bu cümleyi farklı ekonomistlerden defalarca duymuş olmalısınız. Özel sektör AKP döneminde gırtlağına kadar döviz cinsinden borçlandı. Bu borç, ekonominin üzerinde sallanan Demokles’in kılıcına dönüştü.

İyi haber, özel sektörün iki yıldır dış borçlarını azaltıyor olması. Gedik Yatırım’a göre son iki yılda bankalar yaklaşık 35 milyar dolar, reel sektör şirketleri de 10 milyar dolar dış borç geri ödemesi yaptı.

Özel sektör ve kamunun önümüzdeki 12 ayda ödemesi gereken 181 milyar dolar döviz borcu var. Bunun 54 milyar doları ticari krediler, 48 milyar doları da banka mevduatlarından oluşuyor. Borcun bu kısmında büyük sorun yok. Geriye, çevrilmesi gereken 52 milyar dolarlık dış borç kalıyor ki, altından kalkılmayacak bir meblağ değil. Tabii pandemide beklenmedik gelişmeler yaşanmazsa…

7 bela: Ekonominin 7 temel sorununda 2021’e nasıl girdik? (t24.com.tr)

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.