Connect with us

BANKA HABERLERİ

Prof. Dr. Boratav : Kur korumalı mevduat, bir seçim programı mı?

Yayınlanma:

|

Eylül-Aralık 2021’in zincirleme faiz indirimleri, beklenen sonucu ağırlaştırarak verdi: Türkiye, son üç yılın en sert döviz krizi ile karşılaştı. Enflasyon da dört nala hızlandı.

KKM ve seçim takvimi

Saray’da birileri algıladı ki faiz takıntısı sürdükçe seçim kazanılamaz… Çözüm, Kur Korumalı Mevduat (KKM)  oldu. Bazı eklentilerle bütünleşen bu düzenleme sadece kısa dönem içintasarlandı. Seçim takvimi ile sınırlıdır; “atı alıp Üsküdar’ı geçinceye” kadar…

KKM, bütünlükten, tutarlılıktan yoksundur.  Tek anlamlı tartışma, “Saray’ın beklentilerini karşılayacak mı?” sorusu ile ilgilidir. Yanıt, KKM düzenlemesinin kısa dönemli ekonomik sonuçlarına ve muhalefete bağlıdır.

Aralık 2021 döviz krizinin, asgari ücret ve memur-emekli aylık artışlarını hızla eriten sert bir enflasyonla bütünleşmesi, “anlık” sonuçlardır. Bunlara bakan muhalif çevreler, iyimser bir rehavete sürüklendi Saray’ın bu ortamda seçim kazanamayacağı düşünüldü.

“Anlık” sonuçları kısa döneme yayarsak, bu iyimserlik aşınabilir.  Bazı yazılarımda bu olasılığı inceledim. KKM ve uzantıları sermaye çevrelerini hoşnut kılacak bir “istikrar” durumuna yol açabilir. Bu olasılık ciddiye alınmalı, koşulları, süresi, yansımaları incelenmelidir.

Bugün bu doğrultuda biri dışardan, biri içerden iki yoruma göz atmak istiyorum. KKM düzenlemesini eleştiren; kısa dönemli bir istikrarı da dikkate alan değerlendirmeler…

Fitch kredi puanını düşürürken…

Fitch Türkiye’nin “belalısı” olan kredi derecelendirme kuruluşlarından biridir. 11 Şubat 2022’de ülkemizin puanını “BB-”den “B+”ya düşürdü.

Ne var ki, bu tatsız kararı açıklayan rapor, Saray’ı hoşnut kılacak tespit ve öngörüler de içeriyor. KKM uygulamasına ilişkin olumlu tespitlerle başlayalım:

“KKM düzenlemesi son haftalarda döviz kuru çalkantılarını hafifletmiş, lira mevduatında kısmî artışlara, dolarlaşmanın biraz gerilemesine yol açmıştır. Döviz kurunda istikrarı destekleyecek, dolayısıyla enflasyonist baskıları hafifletecektir.  Bankalarda kısa vadeli perspektifleri düzeltecek, riskleri yatıştıracak, sermaye oranları üzerindeki baskıyı dindirecektir.”

Fitch’in kısa vadeli öngörülerine de bakalım: 2022’de altın dahil brüt rezervler 118 milyar dolara çıkacak; cari açık GSYH’nin %1,7’sine inecektir. (2021 sonunda toplam rezervler 112 milyar dolar, cari açık oranı %1,9’dur.) Büyüme öngörüleri ise Fitch’e göre 2021’de %11, bu yıl %3,2’dir.

Daha ne olsun? Bu tespit ve öngörüler bu yıl gerçekleşirse sermaye çevreleri rahatlar; Saray da ekonomik bir zafer kampanyası içinde seçime gidebilir.

Fitch Türkiye’nin puanını niçin kırdı? Orta dönemli risklere dikkat çekmek istediği için…Kısa dönemin ötesine dönük tespitlerini, öngörülerini aktaralım:

“Fazlasıyla negatif politika faizleri ve genişletici politika önlemleri enflasyonu yüksek düzeylere yerleştirecek; güven algılamaları bozulacak; uluslararası rezervler üzerindeki baskılar artacaktır.  2023 seçimleri arifesinde para politikasında istikrarı daha da fazla bozucu gevşeme olasılığı yüksektir. Merkez bankasının politika faizini yükseltmesi siyasal nedenlerle sınırlanacaktır.”

Fitch, Saray’ın yeni politika yönelişinin orta dönemde “makro-ekonomik ve finansal istikrar risklerini anlamlı boyutlarda hafifletmeyeceğini” bekliyor. Genişleyici politikalar enflasyonu yüksek düzeylere yerleştirecektir: 2022 sonunda %41, 2023’te %28….

Enflasyonun kalıcı olarak aşağı çekilmesi için (başta politika faizi olmak üzere) talep kısıcı önlemler gerekecektir.  Bu seçenekten kaçma eğilimi, sermaye kontrollerine yol açabilir. Fitch, geçmiş uygulamalardan örnek vererek yatırımcıları uyarıyor. Ama bu risklerin hiçbiri yakın gelecekle ilgili değildir.

Örtülü bir döviz kuru hedeflemesi: Bazı avantajlar

AKP öncesinde TCMB’de de görev yapmış meslektaşımız Fatih Özatay, Dünya gazetesinde KKM düzenlemesini değerlendiren üç önemli yazı yayımladı (10, 15 ve 17 Şubat 2022).

İlk iki yazıda bu yeni modeli, “örtük sabitimsi döviz kuru rejimi”olarak adlandırıyor. Türkiye’de Şubat 2001’e kadar uygulanan IMF programında izlenen döviz kuru hedeflemesi ile benzerlikleri hatırlatıyor; önemli eksikliklerini de vurguluyor. Özatay’a göre parasal ve malî disiplin araçları içermediği, TCMB rezervleri yetersiz olduğu ve Türkiye’nin risk (CDS) primi yüksek olduğu için KKM düzenlemesi orta dönemde sürdürülemez.

Bence KKM düzenlemesini açıkça “döviz kuru hedeflemesi” olarak adlandırmak daha doğrudur. Özatay’ın sözünü ettiği örnek dışında Türkiye’de iki kere daha uygulandı.

Birincisi sermaye hareketlerinin denetlendiği 1980’li yıllarda Turgut Özal tarafından “gerçekçi kur, reel faiz” sloganı ile… TL’nin reel devalüasyonu ve tasarruflara pozitif faiz hedeflenmişti. İkincisi, sermaye hareketlerinin serbestleştiği 1990’lı yıllarda uygulandı. Döviz fiyatları (kabaca) enflasyona endekslenerek sabit reel kur hedeflendi. Faizler ise, esas olarak serbest (bankalara) bırakıldı.

Üçüncü yazısında Özatay, bugünkü “eksik” biçiminde dahi KKM düzenlemesinin “bazı avantajlar” taşıdığınaişaret ediyor: İstikrar kazanan döviz kurunun enflasyonu aşağı çektiği, uluslararası risk priminin de düştüğü “olumlu bir senaryo” mümkündür. Yabancıların TL portföylerinden çıkmış olması, 12 aylık dış borç yükümlülüklerinin “sürdürülebilir” düzeyi ve ihracat artışları şimdilik olumlu işaretlerdir.

Özatay’ın bu tespitleri, Fitch’in kısa dönem öngörüleri ile tutarlıdır. Bu yazının başında vurguladığım “kısa dönemde sermaye çevrelerini hoşnut kılacak bir istikrar algılaması” ile de uyumludur. Kısacası, “Saray’ın seçim takvimi” için uygun ortamı betimlemektedir.

Ne var ki, Özatay’ın betimlediği “olumlu ortam”ın sürdürülmesi, orta döneme taşınması için kredi pompalamasından, TCMB’nin yeni faiz indirimlerinden kaçınılması, bütçe disiplininin korunması, “heterodoks”” sapmalardan uzak durulması gerekiyor.

Bu uyarılar orta dönem ile ilgilidir. Özatay’ın ilk işaretlerini açıkladığı “olumlu senaryo” yıl sonuna kadar sürebilirse, “Saray’ın seçim takvimi” için yeterlidir.

Sınıfsal muhalefet gerekiyor

KKM düzenlemesi ile ilgili önceki tespitlerimi, Fitch’in ve Özatay’ın öngörüleri ile destekledim. Bu program kısa dönemde sermaye çevrelerinde bir istikrar anlayışı yaratabilecektir. Seçim takvimi o zaman işletilecektir. Saray, sermayenin istikrar algılamasını seçmen kitlelerine taşımaya çalışacaktır. Muhalefet önleyemezse “atı alan Üsküdar’ı geçebilir.”

KKM düzenlemesi iktidarı korumak için kullanıldığında nasıl etkisiz kılınabilir? Yaşanan toplumsal bunalımın “mağdurlarına”, yani doğrudan halk sınıflarına dayanılarak; “mağduriyetlerin sınıfsal kaynağı” onlara açıklanarak…

“Mağdurlar” kim? Yanıtı doğrudan doğruya o insanlar vermeye başladı. Fabrikalar, işyerleri işgal edildi; işçiler patron villasına, emekliler, hekimler meclise yürüdü; topluca elektrik faturaları yakıldı; insanlar gözaltına alındı.

Fitch’in 2021 büyüme öngörüsü %11’dir. Türkiye ekonomisi son beş yılda salgına ve döviz krizlerine rağmen   yıllık yüzde 4’lük bir ortalama ile büyümüş olacaktır. Bu tempoda bir büyümeye refakat eden mutlak yoksullaşma, gelirleri aşan enflasyon, işsizlik, istihdamdan kopma, ücret payındaki erime, diplomalı işsizler nasıl açıklanabilir?

Yanıt açıktır: Emekçilerin sömürü oranı benzeri görülmemiş boyutlarda arttığı için… Ek sorular da deşilecektir: Millî gelirdeki birikimli artışlar hangi sınıflara, katmanlara, şirketlere, patronlara gitti? Nasıl? Sorumluları kimdir? Nasıl telafi edilebilir? Nasıl hesap sorulabilir?

Bunları sıradan insanlar kendiliğinden bir araya gelerek sormaya başladı. Bu sorular ve benzerleri, tek tek işyerlerine, evlere, sokaklara, meydanlara, sandıklara taşınırsa Saray’ın “Üsküdar’ı geçme” tasarımı önlenir.

Ama yanıtların ayrıntılarını hesaplamak; çözümleri tartışmak, ortaklaşa bulmak zorundayız. Sol muhalefetin öncülüğü burada da belirleyici olabilir.

Not: Bu yazı Sol Haber’e verilirken Rusya’nın Donbas’taki askerî harekâtı başladı. Türkiye ekonomisi üzerindeki olası sonuçlar yazıda dikkate alınmamıştır.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.