Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’na en yüksek teklifi veren Vahit Karaarslan kim?
İstanbul’un en büyük marinası olan Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın 40 yıllık işletme hakkı için düzenlenen ihalede 505 milyon dolarla en yüksek teklifi veren Vahit Karaarslan, 1975 doğumlu, Diyarbakırlı bir iş insanı
Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük yat limanı olan Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı için 40 yıllığına işletme hakkı verilmesi ihalesi 16 Temmuz’da düzenlendi. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan ihaleye 6 şirket ve ortaklık katıldı ve 300 milyon dolar ile açık artırma başladı. İhalede Koç Holding ortaklığı Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri A.Ş. favori olarak görülüyordu. Çünkü hem yıllardır marinayı işletiyorlardı hem de denizcilik Rahmi Koç’un özel ilgi alanı olduğu için Kalamış Yat Limanı farklı bir yere sahipti. Ancak yapılan ihalede Koç Holding ortaklığı olan şirket 504 milyon dolar ile en yüksek teklifte bulunan ikinci şirket oldu. 505 milyon dolar veren Vahit Karaarslan ise limanı 40 yıllığına işletme hakkı için düzenlenen ihalede en yüksek teklifi verdi.
İhale sonrası dikkatler Vahit Karaaslan ve şirketine çevrildi. Başta sosyal medya olmak üzere hakkında parça parça bilgiler paylaşılmaya başlandı. Hatta kendisi için “Antalya’yı baştan inşa eden kişi” yorumları yapıldı.
Fenerbahçe Kalamış Marina’nın bugünü ve projesi
Karaarslan, 1975 Diyarbakır doğumlu. 27 yıl önce ticarete atıldı. Önce tarım, ardından akaryakıt ve gayrimenkul sektörüne girdi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, ailesinin tarım ve hayvancılıkla uğraştığını söylediği Vahit Karaarslan’ın inşaat sektörüne girdikten sonra büyümeye başladığını anlattı: “2000’li yıllarda TOKİ ihalelerine katıldı ve büyük ölçekli inşaat projeleri yürüttü. 2009’da Diyarbakırspor yönetimine girdi, 2013’te de Ticaret Odası meclis üyeliği görevini üstlendi. Daha sonraki dönemde bölgede büyümek isteyen diğer şirketler gibi başka illerde yatırım yapmaya başladı.”
Antalya’da ihaleler kazandı
Karaarslan önce Antalya’da şirket şubesi açtı ve burada Özelleştirme İdaresi’nin ihalelerine girdi; aldığı arsalara projeler üretti. Örneğin 2016’da Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan ve Sümer Holding’e ait olan 11 bin 641 metrekarelik arsayı ÖİB’nin açtığı ihalede 4 milyon 830 bin dolara aldı. 2021’de de yine Sümer Holding’in Antalya Aksu’da özelleştirilen 23 bin metrekarelik arsasına 176 milyon TL verdi. Şirketin web sitesinde Antalya’da 4 projesi olduğu görülüyor. Bunlar 249 dairelik Rengi Antalya Green Life, 99 dairelik Rengi Antalya Green Park, 436 dairelik Rengi Antalya ve kaç daire yapılacağı açıklanmayan Rengi Antalya Premium. “Antalya’yı baştan inşa etti” yorumlarına sebep olan 3 projedeki toplam daire sayısı 784.
Rekortmenler listesinde yok
Vahit Karaarslan, başka illerde de ÖİB’den ihaleler kazandı. 2018’de Diyarbakır Kayapınar’da yine Sümer Holding’in mülkiyetinde olup özelleştirilen 38 bin metrekarelik taşınmazı 7 milyon 608 bin dolara satın aldı. 2019’da Aydın Didim’de yine Sümer Holding arazisini 1 milyon 29 bin dolara, 2023’te ise İzmir Konak’ta bulunan ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne kayıtlı 8 bin metrekarelik taşınmazı 651.5 milyon TL’ye, bu yılın ocak ayında Ankara Çankaya’da bulunan Hazine’ye ait 18 bin metrekarelik araziyi 461 milyon TL karşılığında aldı. Buraya bir not da düşmek gerek; Vahit Karaarslan ne Antalya’da ne de Diyarbakır’da bu yıl açıklanan 2022 vergi rekortmenleri ilk 100 listesinde yer alıyor. Bunun iki nedeni olabilir; ya ilk 100’e giremedi ya da adının gizli kalmasını istedi.
İstanbul’daki en büyük kapasiteli marinaİhaleye ilişkin hazırlanan kısa tanıtım dokümanında yer alan bilgilere göre, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı 1288’i denizde ve 220’si karada olmak üzere toplamda 1508 yat bağlama kapasitesine sahip. Bu özelliğiyle Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük yat limanı olan Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, İstanbul’da bulunan toplam kapasitenin yüzde 22’sini, Türkiye’nin ise yüzde 6’sını temsil ediyor. 1987’de hizmet vermeye başlayan marina, Aralık 1998’den bu yana Setur adıyla da bilinen Tek-Art Kalamış Fenerbahçe Marmara Turizm A.Ş. tarafından işletiliyor.
“Teknem yok, binmem keyif insanı değiliz!”
İhaleyi kazanan Vahit Karaarslan’ı hikayesini öğrenmek için aradığımızda önce sorularımıza cevap verdi ancak daha sonra zamanının olmadığını söyledi. Aramızdaki kısa görüşme ise şöyle gerçekleşti:
Bildiğimiz kadarıyla Diyarbakır merkezli bir firmasınız. Başlangıç hikayeniz nedir?
Biz 97-98’de tarım firması olarak kurulduk, daha sonra akaryakıt, daha sonra arsa, en son da inşaat.
İnşaatı seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Bazı işlerin büyümesi sınırlıdır ama inşaat ve gayrimenkulde sınır olmadığı için bu sektöre girdik.
Diyarbakır’dan sonra da Antalya’da projeler üretmişsiniz…
Sadece Antalya değil. TOKİ’den, Milli Emlak’tan, Çevre Şehircilik’ten, Özelleştirme’den Türkiye’nin böyle rahat satılabilecek yerlerinden gayrimenkuller aldık. İstanbul’daysa İstanbul’a, Ankara’daysa Ankara’ya, İzmir’deyse İzmir’e, arazilerimizin bulunduğu yere gittik.
Kaç ilde yatırımınız var?
Antalya, Aydın, İstanbul dahil 14 ilde arsalarımız var.
Hep kamu ihalelerine mi katıldınız?
24 yıldır ilgili devlet kurumlarında ihalelere girip en yüksek teklifi vererek alıyor ve üstüne inşaatlar yapıyoruz.
İnşaat sektöründe yatırımlarınız varken yat işletmeciliği gibi farklı bir sektöre yatırım yapma kararı almanızda ne etkili oldu?
İnsanlar bu son dönemde gittikçe zenginleşiyor. Zenginleşen insanlar arttıkça gördük ki yat sahipliği de artıyor. Yat bağlama yerleri Türkiye’de, hele de İstanbul’da çok sınırlı. Biz burada gelecek gördüğümüz için değişik bir alternatif olarak bu sektöre de girelim dedik. Kısmet olur da bunu başarırsak devamı da gelecek.
Denizcilikle bir ilginiz var mı?
Yok.
Örneğin tekneniz var mı?
Benim teknem yok, tekneye de binmem.
Neden tekneye binmiyorsunuz?
Biz keyif insanı değiliz, bizim amacımız ülkemizdeki zengin insanlara hizmet etmek.
505 milyon doların ödemesini nasıl yapacaksınız?
Özelleştirme İdaresi’nin belli kuralları oluyor. O kurallar çerçevesinde ödenecek. Şu an fazla vaktim yok ve yanlış anlaşılmalara da sebep vermemek için sorularınızı yazılı gönderir misiniz, arkadaşlarım size yardım olacak…
‘AVM ve benzeri büyük kütleli yapılar yapılamaz’
İhale sonrası marinaya AVM inşaatı yapılacak, vatandaşın denize erişimi engellenecek yorumları yapıldı. ÖİB’den Oksijen’e gönderilen bilgi notunda bu konuyla ilgili şu bilgiler paylaşıldı: “Bölgenin doğal ve arkeolojik sit alanı özelliği dikkate alınarak, yat imanında yapılacak her türlü inşaat ve fiziki müdahale öncesinde ÇED raporu alınmasına ilişkin tüm mevzuat hükümlerine uyulacak olup, imar planı hükümleri ile halkın mevcut kıyı kullanımına herhangi bir engel getirilmemiş olup yapılaşma azami ölçüde sınırlandırılmıştır. Bu çerçevede, alışveriş merkezi ve benzeri büyük kütleli yapıların yapılması, plan hükümleri ile engellenmiştir.”
Koç Topluluğu en son 504 milyon dolara çıktı
16 Temmuz’da yapılan ihalede, elemesiz turda en yüksek teklif 300 milyon dolar oldu. İhalenin elemeli yazılı ilk turunda en düşük teklifi veren Silahtaroğlu Mühendislik İnşaat Anonim Şirketi/Sinyar Enterprises-Sole Proprietorship L.L.C Ortak Girişim Grubu, ikinci elemeli yazılı turda ise Ceynak Yatırım Holding AŞ elendi. Ardından 410 milyon dolar başlangıç fiyatı ve 1 milyon dolar artırma aralığıyla ‘açık artırmaya’ geçildi. Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği Anonim Şirket, en son 469 milyon dolarlık teklif verdi ve ardından ihaleden çekildi. Geriye Koç Holding’e bağlı Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri AŞ ile Vahit Karaarslan kaldı. Koç Holding’e bağlı şirket en son 504 milyon dolara çıktı. Karaarslan 505 milyon dolarla ihalede en yüksek teklifi verdi.
Yeni imar planı ile nasıl bir marina geliyor?
2017’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan yeni imar planı iki önemli genişleme imkanı sundu.
Ana mendireğin 300 metre, tali mendireğin 160 metre uzatılması öngörülerek, Kalamış ve Fenerbahçe isimli iki marina birleştirildi. Kabaca, deniz alanı 80 bin metrekare büyüdü. Tekne kapasitesi yeni iskele planlaması ile yüzde 35-50 civarında artacak ve 1500’den 1800 civarına çıkacak.
İmar planında emsal oran yüzde 13’e çıkarıldı. Böylece kara alanı 14 bin 500 metrekareye ulaştı. Bunun içindeki ticaret ve turizm alanı da kabaca 9 bin metrekare olarak belirlendi.
Yeni plana göre:
Toplam deniz alanı: 314.512 metrekare Toplam kara alanı: 123.247 metrekare Yüzen iskele: 11.407 metrekare Kara alanı (Dalgakıran dahil): 111.840 metrekare İmar planı emsal oran: % 13 Emsal inşaat alanı: 14.539 metrekare Maksimum ticari alan: 6.978 metrekare Maksimum turizm tesis alanı: 2.907 metrekare
4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?
Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.
1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı
6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.
Vatandaş ve firmaya etkisi
Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.
2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı
Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.
Kimleri ilgilendiriyor?
Yurt dışında çalışan profesyoneller
Yazılımcılar
Fon yöneticileri
Girişimciler
Uluslararası danışmanlar
Etkisi
Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.
3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor
Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.
Şirketlere sağlanan avantajlar
Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
Kurumlar vergisinde büyük indirimler
İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler
Beklenen sonuç
Türkiye’nin;
bölgesel finans merkezi,
bölgesel muhasebe merkezi,
teknoloji ve veri merkezi
olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.
4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi
Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.
Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.
Kim kazanıyor?
İmalat sanayi
Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
Tarımsal üretim şirketleri
Etkisi
Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.
Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:
üretim yatırımlarını artırabilir,
kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.
Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.
5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı
Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.
Sonuç
Türkiye’nin:
ticaret merkezi,
tedarik zinciri merkezi,
bölgesel lojistik üs
olma hedefi destekleniyor.
6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor
31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.
Dikkat çeken nokta
Normal vergi oranı %5.
Ancak;
5 yıl tutulursa %0
4 yıl tutulursa %1
3 yıl tutulursa %2
2 yıl tutulursa %3
1 yıl tutulursa %4
olarak uygulanabilecek.
Ekonomiye etkisi
Hazine’nin amacı:
Döviz girişini artırmak,
Finansal sisteme kaynak çekmek,
Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.
Bankavitrini yorumu
Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:
1. Üretimi teşvik etmek
%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.
2. Yabancı sermayeyi çekmek
Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.
3. Döviz girişini artırmak
Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.
Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;
hukuk güvenliğine,
finansmana erişime,
kur istikrarına,
yatırım ortamına
bağlı olacak.
Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.
Önerilen başlıklar:
Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı
Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.
“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir
TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.
Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.
Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.
Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.
İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.
Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.
Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.
Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;
Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.
Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.
Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.
İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.
Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.
Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.
Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.
Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.
Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.
Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.
Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.
Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.
Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim