Connect with us

BANKA HABERLERİ

Erol Taşdelen yazdı: GES’de sıfır KDV şart, Teşvikler devam etmeli

Yayınlanma:

|

TÜRKİYE’DE GÜNEŞ ENERJİ SANTRALLERİ

Türkiye’de 2000’lerde GES’ler dillendirilmeye başlasa da fiiliyatta 2020’den sonra büyük GES projeleri; Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları-YEKA ihaleleri, Çatı GES projeleri ile hayatımıza hızlı bir giriş yaptı.

Elektrik üretiminde Güneş Enerjisinin payı %10’ları 2024’de yeni geçti. Kısaca, bu alanda yolun daha başındayız.

Türkiye’de alternatif Elektrik üretimine bakıldığında Yeşil Enerjinin toplam içinde payının artmasına rağmen yetersiz olduğu, Doğalgaz gibi kontrolümüz dışında, dışa bağımlı üretimin bile Güner Enerjisi üretimin 2 katından fazla olduğu dolayısı ile bu alanda dışa bağımlılığı azaltmak için hızlı yol almamız gerektiğini gösteriyor. GES yatırımının kendi maliyetini karşılama süresi 2-3 yıla indiği düşünüldüğünde sanayici için maliyetleri düşürmeye yönelik öncelikli yatırımlar sıralamasında yerini almış durumda.

Türkiye’de kaç panel imalatı ne durumda?

Güneş Enerjisi Santralleri (GES) yatırımları son 2 yılda hızla artmaya başladı. GES’lerde önemli ana unsur da Güneş Panelleri. Türkiye’de 89 panel imalatçı firma mevcut. Şu an en az 80’ni aktif imalat yapar durumda. Bir panel imalatçı fabrikada en az 150 kişi çalışıyor. Sektör imalatta en az 15.000 kişi istihdam sağlıyor. Düzenlemeden sonra çoğu üretici üretim kapasitesini düşürmüş durumda. Sektör, GES panel üretimi için gerekli olan hammadde, özellikle fotovoltaik hücreler ve silikon gibi malzemelerin ithalata bağımlı.

Çatı GES fabrika ihtiyaçları için yeterli mi?

Fabrika Çatılarının GES ile kaplanması maalesef fabrika elektrik ihtiyacını karşılar kapasitede olmuyor. Bir fabrika çatı GES’de 5 dönümlük çatı alanda 1 MWp elektrik üretimi yapılabiliyor ki, gece de imalat yapan bir sanayi fabrika ise bu elektrik üretimi yetersiz kalıyor.

Arazi GES geçiş çok gecikti, daha yolun başındayız?

Arazi GES için izinlerde Türkiye olarak çok geciktik. 2023 yılında buna izinler çıktı. Fakat arazinin tespit edilmesi gerilim hatlara ve trafoların yeterli olmasına göre belirlendiği için her istediğiniz yeri buna uygun hale getiremiyorsunuz. Bir de burayı uygun hale getirip lisansları almanız da ciddi maliyet, çünkü onaylandığı halde burası sanayi imalat yeri ticarethane statüsünü alıyor. Arazide ise sehpalar şeklinde 25 derece acı ile yapılmakta dolayısı ile sevdaların birbirini gölge etmeyecek şekilde konumlanmış olması bakım işletme yolları imar mevzuatı çerçevesinde yoldan 5 m2 çekme mesafesi gibi unsurlardan sebep 11-12.000 m2 alan gerekiyor. Buralar ticarethane olduğu için zarar görmemesi için en az 1 bekçi de istihdam ediliyor. Bekçiye aynı zamanda ufak teknik müdahaleleri de yapacak eğitim veriliyor. Arazide mevcut tarla vasıflı arazi imar planına sokuluyor, ruhsatlandırılıyor, iskan alınıyor, arazinin statüsü arsa vasfına dönüyor. “Yenilenebilir Enerji Tesisi” yazacak bu yerlerin tapusunda. Tabi tüm işlemler için ciddi maliyet.

Türkiye’nin yıllık GES talebi ne kadar?

Türkiye şu an 3 GWh (3000 MW ) GES talebi mevcut. Henüz GES yatırımları çok yetersiz. Örneğin, Almanya 1 yıllık Enerjisini depolar hale gelmişken Türkiye henüz depolama aşamasına geçemedi bile. Daha yolun çok başındayız.

Türkiye’de piyasada en büyükler kim?

Türkiye’de Güneş Enerjisi Santralleri (GES) sektöründe faaliyet gösteren önemli firmalar arasında Kalyon PV, Zorlu Enerji, Talesun Solar, GENSED (Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği) Üyesi Firmalar, Smart Energy, CW Enerji, Akfen Yenilenebilir Enerji, Borusan EnBW Enerji, GES Anonim Şirketi ilk akla gelenler.

Yerli Panel üretimi ne kadar?

Yerli panel üretimi 39 GWh talebin oldukça üzerinde dolayısı ile çoğu firma ihracat yapabilmek için arayış içine girdi. Sektörde talep fazlasından doğal bir eleme olması kaçınılmaz aslında. Eprom Enerji, Göktekin Enerji, Esenboğa Enerji, Konkordato başvurusunda bulundu. Çok dillendirilmiyor ama kamuoyunca yakından bilinen bazı firmalarında finans sıkıntısı yaşadığını sektör içindekiler biliyor.

Yalnızca Yerli Hücre üretimi ile üretilen panellere teşvik gelmesi sektörü nasıl etkiledi?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 24.08.2024 tarihinde yayınladıkları Yatırımlarda Devlet Yardımlarının Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile Türkiye’de üretilmeyen panellerde yerli hücre kullanılma koşulu getirdi. Peki yerli hücre ile panel üreten var. Var! Tek firma: KALYON PV! Kalyon PV, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerinde kazanan firmalardan biridir.  Devlet eli ile yapılan yeni düzenlemede panel imalatında TEKEL yaratıldı iyi mi! Türkiye’de Panel üretim lisansı olan 89 firma arasında sadece KALYON PV hücre üretimi yapıyor. İthalatı önleyelim derken GES’de TEKEL yaratmış olduk. GES yatırımları bıçak gibi kesilir hale geldi. Teşvik hazırlığı yapan firmaların evraklar ellerinde kaldı.

KALYON PV’nin hücre imalatı yeterli mi?

Yerli Panel üretiminde tekel konumuna getirilen KALYON PV’nin hücre üretimi yeterli değil. Zira, 3 GWh talebe karşılık KALYON PV’nin panel üretimi yaklaşık 1 GWh dolayında, bunun ne kadarının yerli üretim hücreler ile yapıldığı ise henüz netleşmiş değil. Ama tüm ülke ihtiyacını karşılamadığı biliniyor. İmalat talebi karşılamadığı için yerli hücreyi KALYON PV ürünleri piyasada  watt başına0,28-0,30 cent’ten fiyatlanır hale geldi. Oysa, diğer paneller watt başına  0,17-0,18 cent dolayında. Al size enflasyonu besleyen bir enden daha. Avrupa ülkelerinde bu maliyet 10 cent’e kadar düştü. %20 vergiyi ekleyince üstelik teşvikten de çıkarılınca GES yatırımcı sanayicinin maliyetleri nerede ise 2 katına çıktı.  KALYON PV ürünlerine yönelik diğer önemli bir eleştiri de piyasadaki en iyi ve verimli hücre olmadığı yönünde. Zira, test sonuçlarını karşılaştırıyorum KALYON PV ürünlerinden daha verimli global ölçekteki panel üreticileri mevcut. Hal böyle iken devlet eli ile tekel yaratılarak bir taraftan GES yatırımı yapan sanayicinin yatırım maliyeti artırılırken, diğer taraftan da daha verimsiz panellere mahkum hale getiriliyor. KALYON PV gibi büyük projeler, devlet tarafından sağlanan finansal teşviklerden yararlanılmıştır. Bu teşvikler arasında düşük faizli krediler, vergi indirimleri ve hibe programları yer alır. Bu kapsamda, KALYON PV’nin performansı hızlı bir şekilde kalıcı ve tekel sürdürülebilirliğini sağladı.

Tekelleşme Anayasaya aykırı

Devlet eli ile Güneş Enerjisi Santralleri (GES) Panel imalatında TEKEL yaratılması açıkça Anayasamızın 167. Maddesine de aykırı. Anayasamızın Madde 167 – “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler” ifadeleri ile piyasa güvence altına alınmışken; GES panel imalatında devlet eli ile TEKEL yaratılmış durumda. Rekabet Kurumu’nun ana görevlerinden biri de piyasada TEKEL oluşmasının önüne geçmesi şeklidedir. Dolayısı ile GES’de yapılan yerli hücre koşulu haksız yere rekabeti bozan bir ortam oluşturdu. GES imalat temsilcileri, “teşvik düzenlemesinin 1 Ocak 2025’e ertelenmesi gerektiğini, aksi takdirde, sektörde konkordato ilanlarının yaygınlaşacağını” belirtiyor.

Sanayici yatırım maliyetleri artmış durumda, düzenlemeden zararlı çıktı

Yerli hücre dışındaki panellerin teşvik kapsamından çıkarılması sanayici de ciddi zarar eder hale geldi. Bir defa watt başına 0,17-18 cent’e aldığı panelleri Kanyon’dan alması halinde maliyet 0,28-30 cent’e yükseldi. Diğer bir kaybı da yerli hücreli ürünlerin yetersizliği piyasada mal sıkıntısı da yaratacağı için montaj süreci uzayacak ve  Enerji kayıplarına neden olacak. 2024 kışında yatırımını bitirmeyi planlayan fabrikalar 2024 yaz güneşini de kaçıracağı için nerede ise 1 yıllık bir GES Enerji kaybı ile karşı karşıya kaldı. Zira, yazın günlerin uzaması ve güneş etkisi ile GES verimi kıyaslanmayacak kadar kıymetli.

GES yatırımlarının yavaşlamasında TEİAŞ rolü

TEİAŞ’ın mevcut kapasiteyi artırmaması, altyapı yatırımlarını yavaşlatması Sanayicilerin GES yatırımlarını da yavaşlatmakta. Dağıtım ağındaki yetersizlikler GES önünde ciddi engel olmuş durumda.

Yerli hücre üretiminin yatırım maliyeti ne kadar?

Yerli panel hücre yatırımının maliyeti yaklaşık 150-300 milyon USD. Bu kadar büyük yatırımını şu an panel üreten firmaların tek başına yapması çok zor. Fakat zaman verilir se 3-4 firma bir araya gelip ortak yatırım yapması mümkün. Yeni düzenlemelere hazırlıksız yakalanan panel üreticilerin bir araya gelip yerli hücre imalat yapma koşullarını da zor duruma sokmuş durumda.

Panel imalatçılarını iflaslar yaşanacak

Mevcut durum 89 panel imalat lisansı alan firmayı sıkıntılı hale getirmiş durumda. Zaten talebin kat ve kat üzerinde panel imalatı, kar marjlarının düşmesi söz konusu iken diğer taraftan da panellerin teşvik dışında bırakılması sektörde ciddi rahatsızlık yarattı. Yatırımlarını dahi finans edememiş konumundaki çoğu firma bu ani değişikliğe hazırlıksız yakalandı. En az 15.000 istihdam sağlayan sektörden sadece kendi çalışanları değil, montaj hattında çalışanlarla birlikte 250 binden fazla çalışanı da olumsuz etkileyecek.

Panel İmalatçıları Yatırım Teşvik Belgeli-YTB ile İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2) kapsamında haklar kullanıyor; D3 Belgesi özel bir imtiyaz belgesiyle gümrük, gözetim ve hatta KDV gibi vergilerinden özel muafiyet sağlanarak hammadde ithal ederek müşteriye uygun maliyetlerle Panel satılabiliyordu. Yeni düzenleme ile bu belgeler ile avantaj da ortadan kalkmış oldu.

Emekleme aşamasındaki GES yatırımları devam etmeli

Enerji maliyetlerini aşağıya çekmek için GES yatırımı devam etmeli. Son yıllarda tekstil başta olmak üzere Mısır gibi ülkelere yatırımlarını kaydırmada Türkiye’de Enerji maliyetlerinin yüksekliği direkt etkili oldu. Mısır’da Sanayi Elektrik maliyeti %56, Doğalgaz maliyeti %29 daha ucuz. Sadece Mısır’a sanayi yatırımı 2,5 milyar USD’yi geçti ve bu ülkede 90 bin istihdam sağladı. Yazık!

Genel Maliyet içinde Panel Maliyeti ne kadar?

GES yatırımında Panellerin maliyeti genel maliyetin %45-50’sini oluşturuyor. Dolayısı ile yatırımın yarısını oluşturan panel maliyetindeki düzenleme direkt yatırımcının maliyetini de etkiliyor.

Güneş enerjisi projeleri nasıl finanse ediliyor?

GES yatırımların çoğu Özkaynaklar yafa Banka-Leasing gibi finansal kuruluşlar tarafından Proje bazlı finans sağlanıyor. EXİMBANK ve Kamu bankaları bu tür projelere 1-2 yıl ödemesiz 10 yıla kadar kredi vadesi sağlayan finans seçenekleri sunuyor. Bankaları yurt dışından kullandıkları krediler genelde Yeşil Finansman, Hibrit Fİnansman koşulu ile olduğu için bankaların çoğu bu alandaki finansmana sıcak bakıyor. Faiz oranlarının artması ise yatırımcılar için ciddi maliyet oluştursa da özellikle ihracatçı firmaların 2024’de değişken faizli döviz kredi tercih etmeleri zamanın ruhuna da uygun. Bazı GES imalatcı ve yapımcı firmalar müşterilerine finans kaynakları yönünden danışmanlık hizmeti de vermeye başlaması bu alanda müşterileirn işini de kolaylaştırıyor.

Sürdürülebilir yatırımlarda vergi niçin var?

Dünyanın birçok ülkesinde GES yatırımlarına ciddi sürdürülebilir destek ve vergi avantajı sağlanıyor. Türkiye’deki bankalar yurt dışından buldukları sendikasyon kredilerin son yıllarda nerede ise tamamı sürdürülebilir alanlarda kullanılma üzere verilir hale geldi. EXİMBANK dahil bankalar GES yatırım kredi vermek için istekli.  GES yatırımda %20 KDV mevcut. Kurumlar vergisinden de istisna değil, olmalı mı kesinlikle. Özellikle Avrupa’ya ihracat yapan firmaların Sürdürülebilir Enerji kullanmaları ciddi avantaj sağlayacak.

GES iletim ve dağıtım maliyetleri artırıldı

Maç oynanırken kurallar değişti, “lisansız üretimlerde” başlangıçta iletim ve dağıtım bedeli 5 bin -10 bin TL iken 150-300 bin TL’ye artırıldı. Ortalama 1  MWp üretimde 5- 10 bin $ iletim bedeline artırıldı bu da 20 -30 kat artışa karşılık geliyor bu beklenmedik artış yatırımcıyı caydırıcı etki yapmaya başladı. Bu konuda açılmış davalar var. Yerliler kaybetti, yabancılar tahkime gitti.

GES yatırımda Sanayici “KDV kalkmalı” diyor

Sanayici öztüketim için yapılan GES yatırımlarda teşviklerin devam etmesi, yerli hücre şartının gevşetilmesini; yatırımdaki %20 KDV’nin kaldırılmasını talep ederken bu yatırımların vergi istisna kapsamında olmasını da talep ediyor.

Panel imalatçıları KDV’de TEKEL’de kalkmalı

Panel imalatçıları da başta anayasaya ve Serbest Piyasa ekonomisi düzenlemelerine aykırı olan devlet eli ile yaratılan KALYON PV’ye sağlanan TEKEL avantajının iptal edilerek eşit rekabet koşullarının yaratılmasını talep ediyor. Sektörün henüz yatırım aşamasında olduğu için bu tür yasal düzenlemenin erken ve rekabeti bozduğunu öne sürüyorlar ki çok haklılar. Sektör temsilcileri Panelde KDV’nin kalkması sektörü rahatlatacağı konusunda da sanayiciler ile aynı çizgide buluşmuş durumda. Hücre bazlı teşvik daraltılmasında da ciddi zararlarının olduğunu en azından eldeki stokların bitirilmesi, evrakları hazırlanan teşvik başvurularının tamamlanması için öncelikli olarak teşviklerde ek süre verilmesi gerektiği üzerinde sanayicilerle birlikte hemfikirler.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist      www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.