Connect with us

Ali Coşkun

Uzun ömürlü şirketlerin sırrı

Yayınlanma:

|

Yıllardır sahada olan, binlerce firmayı yerinde ziyaret etmiş biri olarak ve son 4,5 yıllık özel sektör tecrübemin süzgecinden geçirdiğim gözlemlerimle net olarak ifade edebilirim ki:
Türkiye’de şirketlerin ticari ömürleri genellikle 15 ila 25 yıl arasında kalıyor. Bu süreden sonra ya büyüyemiyor, ya küçülüyor, ya da tamamen yok oluyorlar.

Artık bir firmanın ekonomik sıkıntıya girmesi, konkordato ilan etmesi veya iflas etmesi beni hiç şaşırtmıyor. Çünkü bu gidişatın arkasında çok yaygın ama aynı zamanda göz ardı edilen yapısal eksiklikler var.

Konu oldukça kapsamlı. Daha önce bu alanlarda pek çok yazı kaleme aldım, örnekler sundum, analizler yaptım. Ancak bu yazıda meselenin özünü özetle ortaya koymak istiyorum:

Krize Giden Yolun İşaretleri

Bir şirket eğer;

  • Kurumsallaşmaya

  • Liyakata

  • Bilgiye ve tecrübeye

  • Şirket içi eğitime

  • Sağlıklı iç ve dış iletişime

  • Değişime ayak uydurmaya

  • Gerçek profesyonelliğe

  • Ticari ahlâka

  • Ekip ruhuna

  • Ve en önemlisi, personeline gereken önemi vermezse…

Bu şirketin krize girmesi, konkordato ilan etmesi hatta iflasa sürüklenmesi kaçınılmazdır.

Uzun Ömürlü Şirketlerin Ortak Sırrı

Başarılı ve uzun ömürlü firmaları incelediğinizde görürsünüz ki bu şirketlerin ayakta kalma gücü sadece maddi sermayelerinde değil;

  • Kurumsal kültürlerinde,

  • Sağlam kadrolarında,

  • Ve en önemlisi doğru zihniyetlerinde saklıdır.

Sermaye, bir şirketi doğurabilir.
Ama onu yaşatacak olan şey; zihniyet, kadro ve kültür birlikteliğidir.

Türkiye’de özel sektörün gelişimi için artık klasik “aile şirketi” yapısından çıkıp sürdürülebilir, kurumsal, liyakat esaslı ve insan odaklı bir anlayışa geçilmesi gerekiyor.

Yoksa şirketlerin 15-20 yılda tükenip gitmesi “tesadüf” değil, bir sistem sorunudur.

“Zihniyeti değişmeyen şirketin geleceği olamaz.”

Ali ÇOŞKUN-Finans Danışmanı
0 530 787 84 39
[email protected]

Okumaya devam et

Ali Coşkun

TÜRKİYE’NİN SANAYİ GÜCÜ ANALİZİ

Yayınlanma:

|

Yazan:

İstanbul’u bir dairenin merkezi alıp, yaklaşık 2000 km yarı çapında bir daire çizsek daire içine giren ülkeler içerisinde Almanya hariç sanayisi en dinamik ve esnek ülke Türkiye’ dir.

Gelin bir SWOT ANALİZİ YAPALIM

Türkiye’nin NET üstün olduğu alanlar:

1️⃣ Coğrafi ve lojistik üstünlük (game changer)

* Avrupa + Orta Doğu + Kuzey Afrika’ya aynı anda erişim

* “nearshoring” trendinde kritik konum

* Liman + kara + hava entegrasyonu

Bu açı Polonya/Çekya’da yok, Rusya’da ise yaptırımlar nedeniyle efektif değil.

2️⃣ Üretim esnekliği ve hız

* Küçük-orta ölçekli üretici ağı çok güçlü

* Siparişten teslimata hızlı dönüş

* Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, beyaz eşyada ciddi avantaj

3️⃣ Sektörel çeşitlilik Türkiye:

* Otomotiv

* Beyaz eşya

* Tekstil

* Savunma

* Gıda

* Kimya

Rusya: Aşırı enerji ve ham madde bağımlı

Polonya / Çekya: AB’ye entegre ama daha dar üretim segmentleri

4️⃣ İç pazar gücü (underrated avantaj)

* 85 milyonluk dinamik tüketim

* Sanayiyi besleyen güçlü iç talep

* Kriz dönemlerinde tampon görevi

5️⃣ Gelişen savunma sanayi

* Yüksek katma değerli üretime geçiş sinyali

* İhracat potansiyeli artıyor

* Teknoloji tabanı genişliyor

Zayıf Noktalar

* Teknoloji yoğun üretimde Cek Cumhuriyeti ve Polanya bazı alanlarda önde

* Rusya ağır sanayi ve enerji ekipmanında hâlâ güçlü

* Türkiye’de:

* Finansman maliyeti yüksek

* Kur oynaklığı

* Verimlilik Almanya seviyesinde değil

Özetle Almanya hariç bölgede :

* En dengeli ve çok yönlü sanayi ülkesi → 🇹🇷 Türkiye

* En büyük hacimli ama tek boyutlu → 🇷🇺 Rusya

* En verimli ama ölçek sınırlı → 🇵🇱 Polonya & 🇨🇿 Çekya

* Italya → Teknoloji + katma değer + ihracat kalitesi ile önde.

En stratejik ve esnek konumlanmış sanayi ekonomisi Türkiye.

Avrupa’nın geleceği için de Türkiye önemli bir partner.

Tabi ki yapılması gereken çok ev ödevimiz olduğu da aşikar…

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

Ali Coşkun

TİCARİ ALACAK SİGORTASI

Yayınlanma:

|

Yazan:

Finansal yapı analiz edilirken en kritik kalemlerden biri ticari alacaklardır. Çünkü bilanço incelendiğinde ilk sorulan sorulardan biri, firmanın kısa vadeli borçlarını ödeme gücüdür. Bu gücün en önemli belirleyicilerinden biri ticari alacakların tahsil edilebilirliğidir.

Hazır değerlerden sonra en likit varlık kalemi olan ticari alacaklar, birçok sektörde toplam varlıkların %40’ını oluşturmaktadır.

Bu nedenle alacakların tahsilinde yaşanacak bir aksama, nakit akışını bozmakta, finansal dengeyi ciddi şekilde sarsmaktadır. Tahsil edilemeyen alacak, kâğıt üzerinde varlık gibi görünse de gerçekte bir risktir. Gerek yurt içi ekonomik koşullar gerekse küresel gelişmeler, firmaların ticari alacak kalitesinde bozulmalara neden olmuştur.

Vadeler uzamış, gecikmiş alacaklar artmış ve konkordato süreçleri birçok firmayı zincirleme şekilde etkilemiştir. Bir firmanın tahsil edemediği alacak, başka bir firmanın ödeyemediği borç anlamına gelmekte ve bu durum sistematik bir risk oluşturmaktadır.

Bu noktada firmaların alabileceği en önemli önlemlerden biri alacak sigortasıdır.

Alacak sigortası, vadeli satışlarından doğan tahsilat risklerini belirli şartlar dahilinde güvence altına alır.

Sigorta şirketleri; borçlu firmanın mali yapısını, sektördeki konumunu, geçmiş ödeme alışkanlıklarını ve genel risk profilini analiz ederek her bir alıcı için belirli bir kredi limiti tahsis eder.

Sigorta yaptıran firma, bu teminat karşılığında belirli bir prim ve tahsis ücreti öder. Risk seviyesi yüksek olan alıcılar için prim oranları yüksek olurken, finansal yapısı güçlü firmalarda bu oranlar daha düşük seviyelerdediir. Böylece firma, riskini ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirir. Yurt dışı satışlarda alacak sigortası çok daha kritik bir hale gelmektedir.

Çünkü burada sadece alıcı firmanın riski değil aynı zamanda ülke riski de devreye girer.

Politik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve döviz kuru hareketleri tahsilat sürecini doğrudan etkileyebilir.Bu nedenle ihracat yapan firmalar için alacak sigortası önemli bir güvence mekanizmasıdır.

Ancak alacak sigortasının etkin olabilmesi için poliçe şartlarına eksiksiz uyulması gerekmektedir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri, gerekli belgelerin tam ve doğru şekilde düzenlenmemesidir.

Örneğin faturalarda vade tarihinin belirtilmemesi, mal veya hizmet teslimine ilişkin belgelerin eksik olması ya da gecikmiş alacakların zamanında sigorta şirketine bildirilmemesi durumunda hasar ödemesi alınamayabilir.

Sigorta kapsamında olmayan satışların da dikkatle takip edilmesi gerekir. Her alıcı için mutlaka sigorta limitinin tanımlanmış olması ve limit aşımı yapılmaması önemlidir. Aksi durumda firma, teminatsız risk almış olur.

Satış yapmak kadar, yapılan satışın tahsil edilmesi de kritik önemdedir. Alacak sigortası, firmalara sadece bir güvence sağlamakla kalmaz, aynı zamanda daha kontrollü büyüme imkânı sağlar.

Kârlı satış bilançoyu büyütür ancak tahsil edilen satış firmayı ayakta tutar.


✍️ Ali Çoşkun
🌐 bankavitrini.com

Okumaya devam et

Ali Coşkun

KOBİ’LERDE FİNANSAL SAĞLIK ALARMI

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kâr Var Ama Nakit Yok: Krizler Sessiz Başlıyor!

Erken Uyarı Sistemleri ile Riskleri Kriz Olmadan Yakalamak (1. Bölüm)

KOBİ’ler Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Ancak aynı zamanda en kırılgan yapı da yine bu işletmelerden oluşuyor. Sınırlı sermaye, yüksek finansman maliyetleri, tahsilat problemleri ve dalgalı piyasa koşulları… Tüm bu faktörler KOBİ’leri sürekli bir risk altında tutuyor.

Ve en kritik gerçek şu: KOBİ’ler çoğu zaman kriz yaşadıkları için değil, krizi zamanında fark edemedikleri için batıyor.

KÂRLILIK YETMEZ: NAKİT AKIŞI HER ŞEYDİR

Birçok işletme için başarı = ciro artışı + kârlılık.

Ama gerçek dünyada denklemin sonucu çok farklıdır: İşletmeyi ayakta tutan kâr değil, nakittir. Kârlı görünen ama nakit yönetimini doğru yapamayan bir firma, çok kısa sürede ödeme kriziyle karşı karşıya kalabilir.

Somut Örnek:

  • Aylık satış: 1.000.000 TL
  • Kâr marjı: %20
  • Kâğıt üzerindeki kâr: 200.000 TL

Ancak;

  • Müşteri vadesi: 90 gün
  • Tedarikçi ödemesi: 30 gün

Sonuç: Para kasaya girmeden kasadan çıkıyor!

Buna bir de yüksek stok süresi eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor.

Kârlı firma = Likidite krizi yaşayan firma

GİZLİ TEHLİKE: FİNANSMAN GİDERLERİ KÂRI YUTUYOR

Son iki yılda reel sektörde kritik bir kırılma yaşandı:

Birçok işletmede: Finansman giderleri > Faaliyet kârı

Bu ne demek?

  • İşletmeler üretim yapıyor ama kazandıklarını bankalara faiz olarak ödüyor.
  • Yani aslında şirket çalışıyor, kazanan banka oluyor.

KOBİ’LERDE EN BÜYÜK EKSİK: ERKEN UYARI MEKANİZMASI YOK

Bugün birçok KOBİ’de:

  • Risk yönetimi yok
  • Kriz yönetimi yok
  • Nakit akış takibi yok
  • Vade analizi yok

Yani işletmeler adeta “kör uçuş” yapıyor.

Oysa basit bir erken uyarı sistemi ile:

✔ Tahsilat gecikmeleri ilk ayda fark edilir
✔ Vade uyumsuzluğu hemen tespit edilir
✔ Stok yükü kontrol altına alınır
✔ Nakit açığı büyümeden önlenir

FİNANSAL SAĞLIK NEDİR? (GERÇEK TANIM)

Bir işletmenin finansal olarak sağlıklı olması demek:

  • Nakit akışını dengeli yönetebilmesi
  • Borçlarını çevirebilmesi
  • Sürdürülebilir kârlılık yaratması
  • Ekonomik şoklara dayanıklı olması

Ancak bu sadece bilanço ile ölçülemez.

Gerçek analiz şunları içerir:

  • Günlük nakit akışı
  • Tahsilat performansı
  • Ödeme alışkanlıkları
  • Operasyonel süreçler

KRİZLER NASIL BAŞLAR? (ADIM ADIM ÇÖKÜŞ)

  1. Vade uyumsuzluğu oluşur
  2. Nakit açığı başlar
  3. Kredi kullanımı artar
  4. Finansman maliyeti yükselir
  5. Kârlılık erir
  6. Ödeme dengesi bozulur
  7. Kriz kaçınılmaz hale gelir

Ve çoğu zaman bu süreç 3–6 ay içinde gerçekleşir.

ERKEN UYARI SİSTEMİ: KOBİ’LER İÇİN HAYATİ KALKAN

Erken uyarı sistemi kurabilen işletmeler:

✔ Krizi beklemez
✔ Krizi önceden görür
✔ Pozisyon alır
✔ Nakit dengesini korur

Bu sistemler sayesinde:

  • Tahsilat hızlandırılır
  • Ödeme planları revize edilir
  • Stok optimizasyonu sağlanır
  • Finansman ihtiyacı minimize edilir

KRİZLER ANİ DEĞİL, GÖRÜNMEYEN SÜREÇLERİN SONUCUDUR

KOBİ’lerde kriz bir anda ortaya çıkmaz.

Sessiz başlar…
Görmezden gelinir…
Ve bir gün patlar.

İşte bu yüzden:

  • Finansal sağlık analizi = erken teşhis sistemi
  • Erken uyarı = krizi önleme gücü

✍️ Ali Çoşkun
🌐 bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.