Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın için yeni düzelmeler geldi

Yayınlanma:

|

Altın ithalatına ilişkin mevzuatta son günlerde birbiri ardına gerçekleştirilen değişiklikler dikkat çekti. İthalat şartlarıyla ilgili 3 gün arayla iki önemli mevzuat değişikliği yapıldı.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın kıymetli maden ithalatıyla ilgili maddelerinde 19 Şubat’ta yapılan değişikliğin ardından, bu karara uygulama tebliği de benzer doğrultuda düzenlendi.

Dünya’dan Hüseyin Gökçe’nin haberine göre düzenlemeyle, kamu kurum ve kuruluşları ile TSK Güçlendirme Vakfı şirketlerinin standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithal edebileceğine ilişkin bir hüküm getirildi.

Bedelsiz ithalat DİR kapsamında yapılabileceği gibi, Türkiye’de yerleşik bir tüzel kişinin sermayesine eklenmek üzere, kıymetli madenler aracı kuruluşları aracılığıyla da bedelsiz ithalat yapılabilecek. Ayrıca, standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin bu şekilde ithalinde, Borsa İstanbul A.Ş’ye tesliminin ardından, standart işlenmemiş kıymetli madene dönüştürülmesi zorunluluğu da getirildi.

Listedeki rafineri damgalı ürün zorunluluğu ise kaldırıldı. DİR kapsamında yılda yaklaşık 5 milyar dolarlık standart ve standart dışı altın ithal edip işleyerek ihraç eden sektörde, ithalat şartlarıyla ilgili 3 gün arayla iki önemli mevzuat değişikliği yapıldı. Yaklaşık yüzde 40 ile Türkiye’nin önemli katma değerli ihracat kalemlerinden birisini oluşturan sektöre yönelik mevzuat değişikliğine ilişkin, sektör yetkilileri yorum yapmaktan kaçındılar.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın kıymetli maden ithalatıyla ilgili maddelerinde 19 Şubat’ta yapılan değişikliğin ardından, bu karara ilişkin 200832/34 numaralı uygulama tebliği de de benzer doğrultuda düzenlendi.

Tebliğin ‘Kıymetli maden ve taşlar’ başlıklı 6. maddesinin yolcu beraberinde getirilebilecek altın miktarına ilişkin düzenlemeler içeren 4, 5 ve 6. maddelerinde değişiklikler yapıldı.

Kamu kurumları ve TSK Güçlendirme Vakfı şirketlerine ithalat izni

Başka bir ifade ile bu hükümler tebliğden tamamen çıkarılırken, aynı fıkralarda başka konular düzenlendi. 4. fıkra ile kamu kurum ve kuruluşları ile TSK Güçlendirme Vakfı şirketlerinin standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithal edebileceğine ilişkin bir hüküm getirildi.

5. fıkra, işlenmemiş kıymetli madenlerin sadece peşin, mal mukabili veya bedelsiz ödeme şekilleriyle ithal edilebileceğini hükme bağlarken, 6’ncı fıkra ile bedelsiz ödeme şekliyle yapılan ithalatın nasıl yapılacağına açıklık getirildi.

Buna göre bedelsiz ithalat DİR kapsamında yapılabileceği gibi, Türkiye’de yerleşik bir tüzel kişinin sermayesine eklenmek üzere, kıymetli madenler aracı kuruluşları aracılığıyla da bedelsiz ithalat yapılabilecek.

İthalatta BİST listesinde yer alan rafineri damgalı ürün zorunluluğu kalktı

6. fıkrada yapılan bu düzenlemeyle aynı zamanda 4. fıkra kapsamında yurda getirilecek altının Borsa İstanbul A.Ş. tarafından

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişiklik yapılarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na işlenmemiş kıymetli madenlerin farklı ödeme şekillerine göre ithalatını düzenleme yetkisi verildi. Kararın 7. maddesinde yapılan başka bir değişiklikle, mevcut metne “DİR kapsamında standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithalatı serbesttir” ifadesi eklendi. DİR kapsamında standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithalatına serbestlik getirilmekle birlikte, DİR kapsamında gerçekleştirilenler

yayımlanan Rafineriler Listesinde yer alan rafinerilerce üretilmiş olması ve rafinerinin mührünü veya ismini ya da amblemini taşıması zorunluluğu da kaldırılmış oldu.

MASAK ve Hazine’ye bildirim zorunluluğu içeren fıkralar yürürlükten kalktı

Öte yandan 6’ncı maddenin yolcu beraberinde getirilen standart işlenmemiş altına ilişkin çeşitli bildirim zorunluluklarını içeren 7, 8, 9 ve 10. fıkraları yürürlükten kaldırıldı. Bunlardan 7. fıkra, yolcu beraberi yapılan standart işlenmemiş altın girişlerinde beyanda bulunulmaması veya yanlış beyanda bulunulması halinde, bunların gümrük idaresi tarafından muhafaza dahil olmak üzere, standart işlenmemiş kıymetli maden ithalatı, sadece Merkez Bankası ve Kıymetle Madenler Borsası’na üye olan aracı kuruluşlar tarafından yapılabiliyor.

7. maddenin Ç fıkrasında yer alan, yolcu beraberine en fazla 5 kg’a kadar standart işlenmemiş altının yolcu beraberinde yurda getirilebileceğine ilişkin hüküm değiştirildi. Yeni düzenlemede, 5 kg’lık sınır kaldırıldı. Bunun yerine, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihtiyaç duyulması halinde standart işlenmemiş

altına alınması öngörülüyordu. Ayrıca bu durumun MASAK ve Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulması hükme bağlanıyordu.

8’inci fıkrada, 5 kg’dan fazla standart işlenmemiş altın getirilmesi halinde, aşan kısmın yetkili gümrük idaresince yolcu beraberi eşya ambarına alınması öngörülüyordu.

9. fıkra standart işlenmemiş altında yetkili gümrük idaresinin İstanbul Havalimanı Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğü’nün olduğunu düzenliyordu. 10’uncu fıkra ise yetkili gümrük idaresinin, yolcu beraberinde yurda getirilen standart işlenmemiş altına ilişkin bilgileri aylık dönemler halinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bildirileceğini hükme bağlıyordu. kıymetli madenlerin yolcu beraberinde yurda getirilmesine ilişkin yetkili olduğu ifadesi maddeye eklendi. Sektörün bazı oyuncuları, Türkiye’ye bu denli katma değer yaratan bir sektöre yönelik böylesine önemli düzenlemelerin, hazırlanmadan önce kendilerine danışılmamasından yakındılar. Uluslararası altın ticareti alanındaki uzmanlar ise yapılan düzenlemelerin sektördeki tıkanıklığın aşılmasına yardımcı olacağını, özellikle standart dışı altın getirilmesinde yaşanan sıkıntıların da giderileceği yorumunda bulundular.

Yürürlükten kaldırılan hükümlere yönelik önümüzdeki dönemde yeni bir uygulama tebliğinin çıkarılabileceği kaydediliyor.

Rafinerilerin asgari sermaye şartı 10 milyon liradan 35 milyon liraya yükseltildi Borsada kıymetli madenleri işlem görecek Türkiye’de kurulu bir rafinerinin, asgari sermaye şartı 10 milyon liradan 35 milyon liraya yükseltildi. Ayrıca rafinerilerin etkin bir iç kontrol sistemi oluşturulması ve Tedarik Zinciri Uyum Raporları hazırlaması da hükme bağlandı. Kıymetli Maden Standartları ve Rafinerileri Hakkında Tebliğde yapılan değişiklik Resmi Gazete’de yayınlandı.

Standart dışı altın getirilmesinde yaşanan sıkıntılar aşılacak

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı kararda değişiklik yapılarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na işlenmemiş kıymetli madenlerin farklı ödeme şekillerine göre ithalatını düzenleme yetkisi verildi. Kararın 7’nci maddesinde yapılan başka bir değişiklikle, mevcut metne “DİR kapsamında standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithalatı serbesttir” ifadesi eklendi. DİR kapsamında standart dışı işlenmemiş kıymetli maden ithalatına serbestlik getirilmekle birlikte DİR kapsamında gerçekleştirenler dahil olmak üzere, standart işlenmemiş kıymetli maden ithalatı, sadece Merkez Bankası e Kıymetli Madenler Borsası’na üye olan aracı kuruluşlar tarafından yapılabiliyor.

7. maddenin Ç fıkrasında yer alan yolcu beraberinde en fazla 5 kg’a kadar standart işlenmemiş altının yolcu beraberinde yurda getirilebileceğine ilişkin hüküm değiştirildi. Yeni düzenlemede, 5 kg’lık sınır kaldırıldı. Bunun yerine, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihtiyaç duyulması halinde standart işlenmemiş kıymetli madenlerin yolcu beraberinde yurda getirilmesine ilişkin yetkili olduğu ifadesi maddeye eklendi. Sektörün bazı oyuncuları, Türkiye’ye bu denli katma değer yaratan bir sektöre yönelik böylesine önemli düzenlemelerin, hazırlanmadan önce kendilerine danışılmamasından yakındılar. Uluslararası altın ticareti alanında uzmanlar ise yapılan düzenlemelerin sektördeki tıkanıklığın alılmasına yardımcı olacağını, özellikle standart dışı altın getirilmesinde yaşanan sıkıntıların da giderileceği yorumunda bulundular.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Prof. Dr. BORATAV: Dolar hegemonyasının sonu? Bir bankerin görüşleri

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Başlıkta sözü edilen banker Zoltan Pozsar’dır. İsviçre’nin dev yatırım bankası Credit Suisse’in Kısa Vadeli Yatırım Stratejileri Bölümü’nün yöneticisi olduğunu öğreniyoruz.

Adını duymamıştım. Rusya’nın Ukrayna işgaline karşı Batı ittifakının uyguladığı yaptırımlar sonrasında Credit Suisse raporları olarak (12 Mart, 2 Ağustos, 17 Aralık, 29 Aralık 2022 tarihli) dört makale yayımladı.

En azından bir banker için “aykırı” metinler…  İkisinin başlığı, kapsamları hakkında bir fikir vermekte: “Yeni bir dünya para düzeninin doğuşuna tanık oluyoruz” ve “Savaş ekonomisine hoş geldiniz”.

Dünya sisteminin bugünkü sorunlarına ışık tutan özellikleri var. Aktararak değerlendirmek istedim.

Enflasyon sorunu

Yazar, Credit Suisse’te yöneticidir. En azından “görev duygusu gereği”, enflasyon sorunu üzerinde odaklanıyor.

Sözünü ettiğim yazılar, Ukrayna savaşının başlamasını izliyor. Savaş, yatırım bankası Credit Suisse’in müşterileri açısından ayrıca önem taşıyor. Pozsar onlara hitap ederek şu tespitleri ileri sürüyor. “Savaş, meta (commodity) akımlarını aksatır. Metaları, fabrikaları denetleyenler enflasyonu da yönlendirir. Enflasyonu yönlendirenler faiz oranlarını denetler. Faizler de genel olarak finansal servetin düzeyini belirlemiş olur.

Milyarlarca dolarlık finansal servet sahipleri sıradan rantiyelerden farklıdır. Onlar için finansal varlıklarının düzeyini korumak, artırmak öncelik taşır. Faizlerin yükselmesi, sıradan rantiyeleri sakinleştirir; ama finansal varlıklar (örneğin tahviller) değer yitirir.

Peki savaşın katkısı nedir? Meta üretimi aksar; arzı kısılır; enflasyon tetiklenir. Yazar, savaş öncesindeki düşük enflasyon döneminin nedenlerini ve nimetlerini de hatırlatıyor.

“Düşük enflasyonlu dünya üç sütuna dayanmaktaydı: Ucuz göçmen emeği ABD’de hizmet sektörü ücretlerinin durgun seyretmesini sağlıyordu. Çin’den ithal edilen ucuz tüketim malları düşük ücretlilerin geçim düzeyini destekliyordu. Rusya’nın ucuz doğal gazı da Alman sanayiine ve genel olarak AB’ye güç veriyordu.”

“Bu sayede Amerikalılar dünyanın sunabildiği tüm ucuz nesneleri tüketmekteydi. Finansal varlık zenginleri, parasal genişlemeden yararlanıyor; ucuz Rus enerjisi ile Avrupa’da üretilen nitelikli ürünlere de ulaşabiliyordu. Yoksul aileler de Çin’den gelen ucuz malların hepsini alıyordu. Rusya ve Çin bu makro-ekonomik barışın kefilleri olmaktaydı.” 

Makro-ekonomik barışa ABD son verdi

Pozsar’ın “makro-ekonomik barış” olarak adlandırdığı ortamın belirleyici özelliği fiyat istikrarıdır. Parasal genişleme mal piyasalarına akarak enflasyonu beslemez.  Finansal varlıklara kayar; onları şişirir ve finans kapitali ihya eder.

Yazara göre “düşük enflasyon dünyasının çöküşü, ulusalcı (“nativist”) ve jeopolitik” etkenlere bağlanmalıdır. “Trump’ın göçmen-karşıtı politikaları ABD istihdamında iki milyonluk gerilemeye yol açtı. Çin’e açılan ticaret savaşı korumacı tarifelerle başladı; teknolojik savaşa dönüştü; sonunda ulusal bir politika oldu.”

Uluslararası işgücü ve ticaret akımlarını etkileyen bu şoklara jeopolitik katkı ABD’den geldi: “Putin’in Avrupa’yı ucuz Rus gazına bağımlı kılma çabası, güç dengesini ABD aleyhine değiştirmeyi hedefliyordu. ABD Kuzey Akımı 2’yi baltalayarak engelledi. NATO’nun Avrupa’daki güçler dengesini bozması da Ukrayna’daki sıcak savaşa yol açtı.”

İki taraf da hızla ekonomik anlamda ‘silahlandı’. ABD dolar silahını kullandı; Rusya ise metaları… Savaş ekonomisine hoş geldiniz. Artık devlet başkanları önemlidir; merkez bankalarının başkanları değil. Bugünkü enflasyon arz ve jeopolitik ile ilgilidir; ulusal taleple değil. Anlamak için Friedman’ı değil, Brzezinski’yi okumak gerekiyor.

Dolar hegemonyasını zedeleyen eylemler

Bugünkü biçimi ile 1971’de oluşan dolar hegemonyası, Bretton Woods II olarak da anılır. ABD’nin üretken gücü aşınmış; kronik cari işlem açıkları vermeye başlamıştır. 21’nci yüzyılda Çin “dünya fabrikası” olur. Rusya ve OPEC ülkeleri ise petrol, doğal gaz ve ham madde ihracatçıları olarak öne çıkar. Bu ülkeler, astronomik cari işlem fazlalarını ABD hazine bonolarına ve hisse senetlerine akıtarak dolar hegemonyasına destek de olurlar.

Pozsar’a göre “Batı, Rusya’nın dolar rezervlerine el koyunca Bretton Woods II’nin dayanakları çöktü”. ABD girişimi ile Venezuela ve Afganistan merkez bankalarına karşı uygulanan benzer operasyonlar önemli görülmedi. Rusya’nın 300 milyar dolarlık rezervinin FED ve Batı merkez bankaları tarafından bloke edilmesi ise niteliksel bir fark yarattı.

“Dolar emperyalizmi” üzerindeki katkılarıyla tanınan Michael Hudson bu adımı “dolarlaşmış dünya son buluyor; Amerikan imparatorluğu kendisini yok ediyor” diye değerlendirmişti.

Zoltan Pozsar da ona katılıyor. O nedenle yeni bir para sistemi gündemdedir.

Bretton Woods III’ü kim, nasıl inşa edecek?

ABD’nin belirleyici katkıları nedeniyle Bretton Woods II son bulmaktadır. Yenisi, hangi özelliklerle, kimler tarafından kurulacaktır?

Pozsar, bu sorulara temel bir ikilemden hareket ederek yanıt arıyor: Yeni para sistemi, sermaye hareketleri tarafından mı, meta üretiminin zincirleri içinde mi belirlenecektir? Pozsar’a göre meta üretiminin iki büyük merkezi olan “Çin ve Rusya arasındaki özel ilişki bir finansal gündem de taşıyarak Bretton Woods III’ü de biçimlendirmektedir. Yeni ve çok kutuplu dünyanın inşacıları, yeni üyelerinin katılımıyla BRICS’tir.

Bugün Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS’e yeni katılımlar gündemdedir. İki aday olan İran ve Suudi Arabistan’ın üyeliği halinde, sanayi, tarım, madencilik, petrol, doğal gaz üretimini dünya ticaretine taşıyan dev bir blok oluşacaktır. Pozsar’a göre “metalar bizden, sorunlar sizden kaynaklanıyor” sloganı ile dolar hegemonyasına karşı çıkacak durumdadır.

Zoltan Pozsar, Şi Jinping’in Aralık 2022’de Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyeleri ile yaptığı toplantıya bu çerçeve içinde büyük önem veriyor. İlk adım dış ticaretin ulusal paralarla yürütülmesidir. Suudi petrolünün Çin’in ulusal parası olan yuan karşılığında ihraç edilmesi gibi…

Çin Suudi Arabistan’a karşı dış ticaret açığı verirse ne olacak? Şi Jinping iki çözüm öneriyor. Birincisi Çin’e petrol, doğal gaz ihraç eden GCC ülkeleri ile 3-5 yıllık bir ekonomik işbirliğidir. Yuan fazlalarının kullanılacağı bir yatırım programı söz konusudur. “Temiz enerji altyapısı” ile başlayıp uzay sanayiine ulaşan geri ve ileri bağlantıları kapsayan programın finansmanı yuan fazlaları ile karşılanacaktır.

Şi’nin önerdiği ikinci yöntem halen işlemektedir. Çin Merkez Bankası ile diğer merkez bankaları arasındaki swap sözleşmelerini birleştiren bir “köprü” kurulmuştur. Pozsar bu “köprü”nün işlevini (galiba farazî) bir örnekle açıklıyor. Hindistan Rusya’dan petrol ithalatının bir bölümünü BAE parası olan “dirhem” ile ödeyebilir. BAE Merkez Bankası sözü geçen “köprü anlaşması” üyelerinden biridir. Bu sayede Rusya Hindistan’dan alacağını Çin Merkez Bankası’ndan tahsil edebilir ve Batı bankalarının yaptırımlarına muhatap olmaz.

Şi Jinping’in sözünü ettiği “merkez bankaları köprüsü”, anlaşılan Çin Merkez Bankası’nın oluşturduğu dijital yuan’ı kullanmaktadır. Moskova’daki Avrasya Ekonomik Komisyonu ise doğrudan doğruya bir uluslararası rezerv para tasarımı üzerinde çalışmakta; Çin de bu çalışmaya katılmaktadır. 1944’te inşa edilen Bretton Woods I müzakerelerinde, birikimli dış dengesizliklerin düzenlenmesinde bir uluslar-üstü para birimi (“bancor”) tartışılmış; sonuç ise ABD’nin altın rezervlerine bağlanan dolar olmuştu.

Bugünkü çalışmalar yeni bir para birimi ile sonuçlanırsa katılan ülke paralarının göreli ağırlığı, uluslararası ticaretteki payları ile bağlantılı olmalıdır. Pozsar da makalelerinde bu seçeneğe yatkın görünmektedir.

Dolar hegemonyasına son veren dönüşüm başlamaktadır. İyimser beklentilerle izleyeceğiz.

Prof. Dr. Korkut BORATAV – sol.org.tr

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB ‘katlı’ kur sistemine geçti!

Yayınlanma:

|

Yazan:

TCMB, ticari hayatta da liralaşma stratejisini desteklemek adına, hafta başında işaret ettiğimiz üzere ‘katlı’ kur sistemine geçti.

Yurtdışı kaynaklı dövizlerin (hem ihracat hem de turizm gelirleri) TL’ye dönüşümünü destekleme kararı verildi. Yurtdışı kaynaklı dövizlerin TCMB’ye satışı sırasında, taahhüt karşılığında TL’ye çevrilen tutarın %2’si kadar döviz dönüş desteği verilecek. Öte yandan, firmalar yurda getirdikleri dış kaynaklı dövizlerin en az %40’ni TCMB’ye sattıktan sonra (en az ifadesinden %100’e kadar da satabileceklerini anlıyoruz) dövizin kalan kısmını kur korumalı dönüşüm hesabına değerlendirilebilecek, TL’ye çevrilen tutarın tutarın %2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilecek. %2 döviz dönüşüm desteğini de bir miktar netleştirmek gerekirse, örneğin TCMB’nin o gün için açıkladığı resmî döviz kuru 18,80 ile, bu destek vesilesi ile ihracatçının döviz satış kuru ~19,18 olacak.

Katlı Kur Nedir?

(Multiple exchange rate) Çeşitli mal ile hizmet ithal ve ihracı ya da sermaye hareketlerinde uygulanan döviz kuru­nun, bir dış ticaret politikası aracı ola­rak farklı düzeylerde uygulanmasına “katlı kur sistemi” denir. Kur farklılaş­tırmasını gerçekleştiren piyasa güçleri değil, dış ticaret politikasını yürütme yetkisini elde tutan kamu otoritesidir. Türkiye’de 1950 ile 1981 arasındaki bazı yıllarda katlı kur uygulamasına başvurulmuştur.

Resim

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

KKM’DE 48 MİLYAR LİRALIK ŞOK DÜŞÜŞ

Yayınlanma:

|

BDDK verilerine göre bir yılını tamamlayan KKM hesaplarda yılın son haftasında şok düşüş yaşandı.  23 Aralık’ta Kur Korumalı Mevduat-KKM hesaplarda 1 trilyon 463 milyar TL tutarında mevduat varken 30 Aralık tarihinde 1 trilyon 415 milyar TL olarak açıklandı. Yılın son haftasında KKM hesaplarda bu veriler ile 48 milyar TL ( yabancı para karşılığı 2,8 milyar USD ) düşüş yaşanırken KKM hesaplarda bugüne kadar en yüksek haftalık düşüş de yaşandı.

KKM’den çıkan vatandaş döviz almadı

23 Aralık tarihinde Gerçek Kişilerdeki Yabancı Para Mevduat 136,5 milyar USD 30 Aralık’ta ufak bir gerileme ile 136,2 milyar USD’ye gerilemesine rağmen KKM’den çıkan Vatandaşın Döviz almadığının da göstergesi oldu. KKM hesapların açılabilme süresi 31 Aralık 2023’e kadar uzatılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Nebati Kasım ayındaki bütçe sunumunda KKM hesaplarına Hazineden 91,6 milyar TL destek ödemesi yapıldığını açıklamıştı. TCMB’nin desteği ise henüz net olarak bilinmiyor.

KKM hesaplar millete maliyetine değdi mi?

2022’de YP/TL kurun bastırılmasında ana unsur hiç kuşkusuz  78 milyar USD karşılığına denk gelen 1,4 trilyon TL’nin biriktiği KKM Hesaplar oldu. KKM hesapların bankalara Hazine ve Merkez Bankasından kaynak transferi olduğu düşünüldüğünde bu hesapların sadece Kamu Bankalarında olması gerektiği görüşümü halen koruyorum. Hatta tüm KKM hesaplar Kamu Bankalarına devir edilmeli! Hazine ve Merkez Bankası’ndan milyarlarca lira para transferi yapılan ve bankaların tarihi kar rekorunu yakalamasının en önemli aracı haline gelen KKM’ler bu nedenle baştan beri sadece Kamu Bankalarında olmalıydı. Hazinenin dolayısı ile merkezi bütçe aracılığı ile vergilerimizin milyarlarca lirasını yiyip bitiren KKM’ler aracılığı ile bankalara aktarılmasına değip değmediği konusundaki kuşkularımı ve ürünün yanlış olduğu düşüncemi de halen koruyorum. En azından KKM sadece döviz hesaplarını kapsamalı; TL mevduattan dönüş olmamalıydı. Bu hesapların vergiden muaf olmasındaki istisna kaybını da düşündüğümüzde millete ciddi yük olduğu kesin! KKM hesaplara ekonomistlerin niçin karşı çıktığını daha önce detaylı yazmıştım. Kısaca, bankalara ve parası olana aktardığımız milyarlarca lira; katlandığımız maliyet ile aldığımız sonuç; ödediğimiz fatura ile orantılı mı, tartışılır!

Ticari Mevduat ne durumda

23 Aralık’ta bankalardaki Toplam Mevduat 8 trilyon 787 milyon TL iken, 8 trilyon 865 milyar TL’ye yükseldi. Toplam Mevduatın USD bazlı Yabancı Para Mevduat ise 221,4 milyar USD’den 218,7 milyar USD’ye düşerek 2,7 milyar USD gerilediği görüldü. Yabancı Paradaki asıl düşüşün Ticari hesaplardan kaynaklandığı da ortaya çıktı. Zira, 23 Aralık’ta  79,7 milyar USD olan Ticari Yabancı Para Mevduatın 30 Aralık’ta 2,1 milyar USD düşerek 77,6 milyar USD’ye düştüğü görüldü. Ticari Mevduat düşüşünde bankaların Ticari kredilerde sert fren yapmasının da etkisi olduğu tahmin ediliyor. Ticari Mevduat Yabancı para düşmesi sonucu; Merkez Bankası’nın bankalara “50 bin USD ile 10 milyon TL ve üzeri para çıkışlarında belge isteyin” uyarısının da boşa olmadığı ortaya çıkmış oldu.

Para nereye gider?

Bu durumda geriye KKM’den çıkan paranın nereye gideceği sorgulanırken döviz dışında en büyük alternatifin Gayrimenkul, Altın, Gümüş ve Borsa olması beklentilerini artırdı. Dövizin yukarı yönlü hafif hareketlenmeye başlaması ve olası KKM’den dönen paraların dövize yönelmesi ise ekonomi kurmayların hiç istemediği bir durum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Borsanın cazip hale getirilmesi için Emekli ve Varlık Fonları dahil daha aktif kullanılması beklenmekte. Erken seçin söylentilerinin arttığı haftada KKM çıkışlarının seyri önemli hale gelirken piyasalardaki etkilerini de görmüş olacağız.  Diğer taraftan, 11 Kasım’da bankalardaki Döviz mevduat karşılığı 239 milyar USD idi; 30 Aralıkta 218 milyar USD’ye geriledi. 50 günde 21 milyar USD’lik bir gerileme söz konusu. Bu paranın nereye gittiği ile ilgili ise henüz resmi bir açıklama yok. Büyük sorulardan biri de bu: Bu para nereye gitti?

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.