Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bali: Türkiye’ye avantaj sağlayan 4 çıpadaki tahribatı tamir etmeliyiz

Yayınlanma:

|

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Bloomberg HT yayınında bankacılık ve ekonomi gündeminde öne çıkan konuları değerlendirdi. Bali, geçmişte Türkiye’ye önemli avantaj sağlayan 4 çıpadaki tahribatın tamir edilmesi gerektiğini belirtti. Bali, “Geçmişte bizi koruyan birçok özelliğimiz vardı. Reytingimizin gerektirdiği risk primlerinden daha düşük risk primimiz vardı. Global krizlerden iskontolu etkileniyorduk. Bütün bunları sağlayan dört şey vardı: Mali disiplin, AB tanımlı borç stokunun GSYH’ye oranının yönetilebilir olması, tek haneli enflasyon ve sağlam bankacılık sistemi. Bu dört unsurda oluşan bazı tahribatları tamir etmeliyiz. Çare budur” diye konuştu.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye’nin geçmişte koruma sağlayan dört önemli unsuru olduğunu, bu dönemde de bu unsurlarda yaşanan tahribatın tamir edilmesi gerektiğini belirtti.

Bloomberg HT yayınına katılan Bali, “Geçmişte bizi koruyan dört özelliğimiz vardı: Mali disiplin, AB tanımlı borç stokunun GSYH’ye oranının yönetilebilir olması, tek haneli enflasyon ve sağlam bankacılık sistemi. Bu dört unsurda oluşan bazı tahribatları tamir etmeliyiz. Çare budur.” diye konuştu.

Bali’nin açıklamalarında öne çıkan ifadeler şunlar oldu:

Kasım’daki sıkıntılı günlerden sonra yeni dönemde parasal politikalarda normalleşme ve sadeleşme gördük. Para politikasında atılan adımlarla söylem uyumlu. Piyasalarda bunun olumlu tepkisini de gördük. Dün atılan zorunlu karşılık adımları da bu politikaların devamlılığı açısından önemliydi. Ama bence piyasalar bunu daha olumlu fiyatlamalıydı.

Zorunlu karşılık adımını parasal sıkılaşmaya paralel ama plase edilen kaynağı azalttığınız için kredi tarafına da müdahale eden bir hamle olaral yorumladım. Parasal politika setinin içinde değerlendiriyorum. Bence bu tutarlı bir adımdı.

Kasım sonrası gerçek kişiler Döviz satmaya başladı

Politika setinin doğal sorumlu bir parçası olarak hareket etmeliyiz. Bu koordinasyonunun TCMB Başkanı ve Bakan Elvan ile olduğunu düşünüyoruz. Ciddi sorunlarımız var. Buna karşı hızlı çözümlere ihtiyacımız var. Yılın ikinci yarısındaki performansı önemli buluyorum.

Bizim banka döviz mevduatları açısından iyi bir örneklemdir. Daha önce de söyledim. 7,05-6,75 arasında döviz alımlarının yüzde 50’si yapıldı. Kasım sonrasında gerçek kişiler döviz satmaya başladı. Tüzel kişilerin döviz alımlarında da yataylaşma görülüyor.

Ödemeler dengesi verilerine baktığınızda net hata noksanda 5 milyar dolarlık giriş var, bunun normalleşmeyle ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Faizin çok sayıda yan etkisi var

Parasal sıkılaştırma üzerine kurduğumuz bu yapıda faizin tek başına bütün sorunları çözecek sihirli bir enstrüman olduğunu düşünmüyorum. Aslında epey bir yan etkisi var. Bizim faizi istediğimiz gibi bir algı vardır ama hiç de öyle değil. Mevduatlar bizim kaynaklarımızın yüzde 64’ünü oluşturuyor. Kredilere bu maliyetleri yansıtmamız zaman alıyor. Bankacılarla sanayiciler arasında bu konuda bir çıkar çatışması yoktur. Faizi kemoterapiye benzetmiştim. Keşke bunu alma gereği doğmasa da finansal istikrar içinde işleri yapabilsek.

Faizde baz senaryomuz şu. Bu yılın biraz katılaşan bir enflasyon trendi var. 2. çeyrekte 100-150 baz puan gittikten sonra parasal sıkılaşmanın ve düşük kurun etkileriyle yılın ikinci yarısında geriye dönmesi gerektiğini bunun da faiz indirimlerine zemin sağlayacağını düşünüyorum.

Bu biraz zaman alacak. Tahammüllü olmalıyız bu konularda. Enflasyondaki dönüşle birlikte beklentilerin değişmesi, ters dolarizasyon, rezerv birikim süreci ve pandemide kontrollü toparlanma görürsek bu bizim baz senaryomuz olur. Finansal istikrarın sağlanması herkese elzemdir. İşin siyasi kısmı var elbette. Ama işin siyasi kısmı bizi zerre kadar ilgilendirmez.

Kredi-mevduat fiyatlamalarını bilanço gerekleriyle çatışsa dahil parasal sıkılaştırmaya uygun yapmalıyız. Bunu TCMB Başkanı Naci Ağbal ile yaptığımız istişarelerde de dile getirdik. Enflasyonu azdıracak kredi türlerinde kontrollü bir gidişe ihtiyaç var. Kredilerde bir yataylaşma söz konusu. Bu da amaca hizmet ediyor.

Yabancı para mevduatta 30 milyar dolar genişleme olmuştu geçen sene. Ama tam ters dolarizasyondan bahsetmesek de sınırlı bir geri çekilme var. Yılın ilk 10 ayında geçen sene hisse ve DİBS’te 13,4 milyar dolar çıkış olmuştu. Yabancıların DİBS’teki payı Eylül 2020’de yüzde 3’e kadar gerilemişti. Burada iyileşme izliyoruz. 12 Şubat haftası itibariyle kurdan arındırılmış bakıldığında 4,8 milyar dolarlık giriş söz konusu.

Risk primlerinde de 280-290 baz puan seviyesine gerilediğini görüyoruz. Yani bu politikalar sonucunu veriyor. Bunların hemen olmasını beklememeliyiz.

Rezervlere bakıldığında geçen yılın Mart ayından bu yana brüt rezervler en yüksek seviyede. Ama net rezervlerin de burada desteklenmesi lazım. Türkiye’nin 190 milyar dolara yakın 12 ay içinde ödenmesi gereken döviz borcu var. Bunun 75 milyar doları bankacılığa ait.

Reel kesimin net açık pozisyonu 158 milyar dolar civarında. Reel kesim de döviz borcunu azalttı.

2021 için %3,5 büyüme öngörüyoruz

PMI 50 eşik seviyesinin üzerinde seyrediyor. 2020 büyümesini yüzde 2 civarında öngörüyoruz. Bu yıla da hızla girdik ama bunun ikinci çeyrekte biraz durulmasını beklemeliyiz. Bu da sağlıklı bir şey. Yılının tamamı için yüzde 3,5 büyüme öngörüyoruz.

2020’de Türkiye salgın yılında büyümeyi sağlamış nadir ülkelerden biri olacak.

Eğer bahsettiğim baz senaryoyu uygularsak reel sektörü sorunlu görmüyorum. Ben çok kriz gördüm, biz bunları yönetebiliriz. Ama önemli olan operasyonel ortamı sağlıklı tutmak ve serbest piyasa ilkelerinden sapmamaktır.

Türkiye kendisini tamir edebilen bir ekonomi

Yabancılarla olan temaslarımızda özgüvenli bir tablo sunamıyorduk, gerçekçi olalım. Türkiye olarak uluslararası bazı mutabakatsızlıklarımız var, bunlar da sorun değil. Türkiye’nin tercihi ve bunların bedeli olmak zorunda. Ama bizim yaptığımız da yanlışlar var. Tüm bu resim birleşince sıkıntılı bir tablo çıktı. Türkiye ekonomisi kendini tamir edecek bir dinamizme sahip. Pandemi bu süreçleri tamir etme imkanını aldı. Dolayısıyla aşılama süreci ve pandemiden çıkış bu açıdan çok önemli olacak.

Geçmişte bizi koruyan birçok özelliğimiz vardı. Reytingimizin gerektirdiği risk primlerinden daha düşük risk primimiz vardı. Global krizlerden iskontolu etkileniyorduk. Bütün bunları sağlayan dört şey vardı: Mali disiplin, AB tanımlı borç stokunun GSYH’ye oranının yönetilebilir olması, tek haneli enflasyon ve sağlam bankacılık sistemi. Bu dört unsurda oluşan bazı tahribatları tamir etmeliyiz. Çare budur.

Kriz yönetiminde tecrübemiz var

Bankacılıkta aktif kalitesi işinizi iyi yapmanın kalitesi. Ama ekonomik iklim bozuluyorsa işinizi iyi yapmanız yetmez. Bütün sistem birbirine bağlı. Bizim gibi büyük kuruluşlar sistemik etkiye daha da bağlı.

IFRS 9’a geçiş sürecini banka aktif kalitesi açısından önemli görüyorum. Tedbirlerin önceden alındığı ve karşılıkların önden alındığı bir yaklaşım bu.

Donuk alacaklar 152 milyar TL yakın izlemedeki krediler 382 milyar olmak üzere toplamda 534 milyar dolarlık bir büyüklükten söz ediyoruz. Bunların tamamının zarar niteliğinde olduğunu söylemek bu işten anlamamak demektir. Şu anda bunların yakın izlemeye alınan kredilerin yarısı yeniden yapılandırılmış.

Türkiye’de donuk alacaklar için karşılık seviyesi yüzde 75. Avrupa’da bu oran yüzde 45. Yakın izlemede karşılık oranımız yüzde 15. Avrupa’da ise yüzde 6 civarında.

Yakın izlemedeki kredilerin kabaca yüzde 20’si sorunluya intikal ediyor. Biz ne yapacağımızı bilmez durumda değiliz, yapacağımızı yapmış durumdayız. Biz bunu yönetiriz, yeter ki ekonomik iklim bozulmasın.

Bizim bir de serbest karşılıklarımız var. Aktif büyüklüğü bakımından sektörün yüzde 70’ini oluşturan bankaların serbest karşılık toplamı 2020’de iki katına çıktı. Bizim bankanın da serbest karşılıkları 1,1 milyardan 2,9 milyar TL’ye çıktı.

“Uygun görülürse yönetim kurulunda görev yapmaya devam edeceğim”

İş Bankası, Cumhuriyetten sadece bir yıl sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1924’te belli bir misyonla kurulmuş bir kurum. Ben İşbankası’nın 16. genel müdürüyüm. Birinci Genel Müdürümüz merhum Celal Bayar. Bu ülkede yöneticilik yapmak için nasip olabilecek en değerli pozisyonlardan bir tanesi. Kurallarla yönetilen bir yer burası. Biz de prensip olarak icrai görevlerde 35 yıl çalışma kuralı vardır. Bu 35 yılı tamamladıktan sonra icrai göreve devam edemezsiniz. Varsa tecrübeniz farklı şekillerde onu kuruma sunmaya devam edersiniz. Bu çerçevede, ben de bu bankaya 1986 Aralık ayında girmiştim. 34 yılımı tamamladım. Yine kurumdan tarih itibariyle ayrılmanın çok şık olacağını düşündüğümden, böyle bir tablonun felsefesine de inandığımdan ayrılma kararı aldım.

Genel Kurul’da da daha önce ifade ettiğim gibi uygun görülürse, yönetim kurulunda görev yapmaya devam edeceğim. Kanaatimce günlük hayatın yoğun temposunun dışından ve daha üstten bir çalışma biçiminin imkânlarına eriştiğimde de umut ediyorum ki kurumum için daha yaratıcı çalışmalar yapabilirim.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Almanya’nın en büyük finansal skandalı olan Wirecard davası başladı

Almanya tarihinin en büyük finansal skandalı olarak bilinen Wirecard şirketinin iflasına ilişkin, eski yöneticilerinin yargılanması Münih Eyalet Mahkemesi’nde başladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Stadelheim Cezaevi’nin yakınında bulunan salonda yüksek güvenlik önlemleri altında başlayan duruşmada, Wirecard AG‘nin eski üst yöneticisi (CEO) Markus Braun ile şirketin eski iki yöneticisi yargılanıyor.

Savcılık, davanın ilk duruşmasında okunan iddianamede sanıkları, bir suç çetesi kurmak, şirket bilançosunda sahtekarlık yapmak ve şirkete kredi verenleri 3 milyar eurodan fazla dolandırmakla suçladı.

Tutuklu yargılanan Braun, hakkındaki iddiaları reddetti. Yine tutuklu sanıklardan Wirecard’ın Dubai’de kurduğu şirketin eski yöneticisi Oliver Bellenhaus‘un ise suçlamalarla ilgili savcılıkla işbirliği yapacağı belirtildi.

Davada 100 duruşmanın planlandığı aktarılırken, kararın 2024’ten önce verilmesi beklenmiyor.

ALMANYA’DA 1945’TEN BU YANA EN BÜYÜK FİNANSAL SKANDAL

Alman savcılar, ülkenin siyasi ve finansal kurumlarında şok dalgaları oluşturan Wirecard şirketinin iflasının ardından özel bir polis ekibi ile 450’den fazla kişiyi sorguladı, 40’tan fazla mülkte arama yaptı ve 42 terabayt veriyi taradı.

2020’de, birkaç yıl öncesine kadar “Alman finansal teknolojisinin geleceği” olarak addedilen Wirecard, şirketin bilançosunda 1,9 milyar eurodan fazla paranın kaybolduğunun ortaya çıkmasının ardından ülkenin 1945’ten bu yana en büyük finansal skandalının adresi olmuştu.

Şirket, 3,2 milyar euro borcunun ortaya çıkmasından sonra iflas başvurusunda bulunmuştu.

Skandal sonrasında Alman Federal Bankacılık Düzenleme Kurumu (BaFin), finansal teknoloji şirketini denetleme konusunda başarısız olduğu iddialarıyla karşı karşıya kalmış, kurum başkanı istifa etmişti.

2020’de dönemin başbakanı Angela Merkel ve o zamanki Maliye Bakanı, şimdiki Başbakan Olaf Scholz, şirketin gözetiminde yetersiz kalındığı için eleştirilmişti.

1999’da kurulan Wirecard’in hissedarları arasında The Goldman Sachs Group, Morgan Stanley, Societe Generale S.A, Bank of America Corporation ve Citigroup da bulunuyordu.

Skandal, Wirecard’in denetimini yapan EY’nin, şirketin 2019 hesaplarında 1,9 milyar eurodan fazla paranın kayıp olduğu gerekçesiyle bir önceki yılın finansal sonuçlarını onaylamamasından sonra ortaya çıkmıştı.

Wirecard AG’nin hisseleri, iflastan önce Almanya’nın en büyük şirketlerinin bulunduğu Dax 30 Endeksi’nde işlem görüyordu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Banka yöneticilerini işten çıkarılma korkusu sardı

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’de dün açıklamalarda bulunan finans devlerinin üst yöneticileri maaş kesintileri ve işten çıkarmalara gideceklerini belirterek 2023 yılında resesyon beklediklerini dile getirdi.

Yöneticilerin açıklamalarıyla piyasalarda risk algısı yükseldi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkı politikalara devam edeceği endişeleriyle ABD hisse senedi piyasaları değer kaybetti.

WALL STREET DEVLERİ KARAMSAR

Goldman Sachs CEO’su David Solomon, maaş kesintileri ve işten çıkarılmalar beklediğini belirtirken  zor zamanların ileride olduğu açıklamasını yaptı.

Bank of America CEO’su Brian Moynihan ise ekonomik sıkılaşma karşısında istihdamı azaltacaklarını duyurdu.

JP Morgan CEO’su Jamie Dimon da 2023 yılında orta-sert bir resesyon beklenebileceğini söyledi.

3 Wall Street devinin CEO’sunun istihdam ve durgunluğa dair uyarılarda bulunması piyasalardaki tansiyonu artırdı. CEO’ların değerlendirmeleri ise özetle şöyle oldu:

GOLDMAN SACHS

Goldman Sachs CEO’su Solomon, ekonomik görünüm hakkında karamsar konuştu. Solomon, maaş kesintilerinin ve potansiyel işten çıkarmaların sürpriz olmayacağını belirtti.

Dün Bloomberg televizyonuna konuşan Solomon, “Önümüzde inişli çıkışlı zamanlar olduğunu varsaymalısınız. Finansal kaynaklarınız konusunda biraz daha dikkatli olmalısınız” dedi.

JP MORGAN

JP Morgan CEO’su Dimon ise “Enflasyon her şeyi aşındırıyor ve teşviklerle elde edilen tasarruflar gelecek yılın ortalarında tükenecek” dedi.

Dimon, “Geleceğe baktığınızda, bu tür şeyler ekonomiyi pekala raydan çıkarabilir ve insanların endişe duyduğu hafif veya sert bir durgunluğa neden olabilir” diye konuştu.

BANK OF AMERICA

Bank of America CEO’su Moynihan ise harcamaların yavaşlamaya başlamasıyla birlikte tüketim tarafında cansızlık belirtilerini gördüğünü söyledi. ABD’deki durgunluk ve enflasyon hakkında konuşan Moynihan, işten çıkarmaların olası olduğunu belirtti.

Açıklamalar sonrası S&P500 endeksi yüzde 1,44 değer kaybıyla 3 bin 941 dolardan günü tamamladı. Dow Jones endeksi yüzde 1,03 değer kaybıyla günü 33 bin 596 puandan tamamlarken Nasdaq endeksi de yüzde 2 değer kaybıyla günü 11 bin 14 puandan bitirdi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacı akrabalarıyla birlikte 300 milyon TL vurgun yaptılar

Yayınlanma:

|

Yazan:

Samsun ve Konya’da faaliyet gösteren 2 erkek kardeş, birçok kişiyi yurt dışında borsada yazılım yaptıkları ve kar payı verdikleri vaadiyle ağlarına düşürdü. Samsun Barosu’na kayıtlı Avukat Berivan Yaralı, ilk etapta 25 mağdurun şikayet dilekçelerini Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletti. Konu hakkında savcı tarafından 2022/41594 nolu birleştirilmiş soruşturma başlatıldı.

300 MİLYONLUK VURGUN YAPILDIĞI İDDİA EDİLDİ

Mağdurların çoğunun kamu görevlisi olduğu ve saadet zinciri sisteminin içerisinde zanlılar E.P. ve E.P. kardeşlerin kamu bankasında çalışan anne ve eşinin de yer aldığı iddia edilen saadet zincirinde 300 milyonluk vurgun yapıldığı ileri sürüldü. Avukat Berivan Yaralı, söz konusu şüphelilerin yakalanması ve cezalandırılması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

“BANA ULAŞAN 25 KİŞİYLE BİRLİKTE ŞİKAYET BAŞVURUSUNDA BULUNDUK”

Zanlıların sistem içine aldıkları mağdurlara daha fazla kişiye ulaşmak için ilk aylarda düzenli ödeme yaptığını ifade eden Av. Berivan Yaralı, “Olay 1,5 sene önce Konya kaynaklı 2 kardeşin başlatmış olduğu bir proje. Konya ve Samsun’da birçok mağdur söz konusu. Samsun’da yaşayan kardeşle burada güven ilişkisine dayalı etrafındaki birçok kişiyi sisteme dahil ediyor. Yurt dışı kaynaklı borsa oynadıklarını, kardeşinin Konya’da yazılımcı olduğunu, Amerika’da bir borsa şirketine yazılım tasarlayıp, kiraya verdiklerini, bu sebeple çok para kazandıklarını ifade ediyorlar. Ortalama aylık yüzde 8-10 civarında yatırdıkları para kadar vatandaşlara ödeme yapacaklarını vadederek, 1,5 sene sistemi yürütüyorlar. İlk etapta sisteme dahil ettikleri vatandaşlara bu paraları ödüyorlar. Daha sonrasında, ‘tekrar para yatırın, daha çok kazanın’ vaadiyle çok fazla kişiyi mağdur ediyorlar. Bize şu anda 25 kişi yazılı başvuru yaptı. Sayının çok daha fazla olduğu ifade ediliyor. Mağdur vatandaşlar en son ekim ayı içerisinde son büyük vurgunu yaparak Samsun’dan uzaklaşıyorlar. Kişilerin, birileri tarafından saklandığı söyleniyor. Bana ulaşan 25 kişi ile birlikte Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet başvurusunda bulunduk. Konu hakkında soruşturma başlatıldı. En kısa zamanda faillerin bulunmasını umuyoruz” dedi.

Bunlar da Tosuncuk kardeşler! Kurdukları saadet zinciriyle 300 milyon TL'lik vurgun yaptılar

“ZANLILARIN İSTANBUL’DA OLDUKLARINI DUYUYORUZ”

300 milyon TL’lik bir vurgundan söz edildiğinin altını çizen Berivan Yaralı, “Vurgunun büyüklüğü bize söylenen 300 milyon TL civarında. Sistem, daha önce de gündeme gelen saadet zincirlerine benziyor. Zanlılar, yurt dışındaki şirketlere dolar yatıracakları, daha sonra bu parayı TL’ye çevirip vatandaşlara ödeme yapacakları vaadiyle nitelikli dolandırıcılığa başvuruyorlar. İlk etapta 25 kişilik bir suç duyurusunda bulunduk. Yeni başvurular da gelmeye başlıyor. Kaçan zanlılara ulaşamadıkça, suç duyurusunda bulunan insanlar artıyor. Zanlıların İstanbul’da olduklarını duyuyoruz” diye konuştu.

“OLAYIN BAŞROLÜNDE 2 ERKEK KARDEŞ BULUNUYOR”

Mağdurlardan birçoğunun sisteme zanlıların eşi ve annesi tarafından kamu bankasından aldıkları kredi ile girdiğini de belirten Yaralı, şunları söyledi; “Faillerden E.P.’nin eşi A.P., bir devlet bankasında çalışıyor. Bu olayı banka personelleri dahil, bankanın büyük yatırımcı olan müşterilerine, ‘Sizlere yüksek kredi çıkartabilirim, garantili bir iş, risk yok’ diye birçok insana kredi vererek saadet zincirine girmelerine neden oluyorlar. Söz konusu zanlı 2 kardeşe yardım ve yataklık yapan herkesten şikayetçi olundu. Olayın başrolünde 2 erkek kardeş, anne babaları ve eşleri ile bir de eski iş arkadaşları bulunuyor. 2 erkek kardeşin annesinin de Konya’da bir devlet bankasında yetkili bir memur olduğunu ve sisteme birçok kişiyi dahil ettiğini biliyoruz. Şahısların babasının bu paralardan elde ettiği gelirle aldığı lüks arabalarla sosyal medyada fotoğraflar bizlere ulaştı. Akrabalar ve birkaç galerici de söz konusu çete dahilinde. Tüm bu söz konusu kişileri şikayet dilekçemizde belirttik.”

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.