Connect with us

BANKA HABERLERİ

BANKALARDA BOĞUCU KİLİTLENME

Bankalar, kar marjlarını neden artırdılar? Bankalar, TCMB tarafından indirilen faiz nedeniyle değersizleşen Türk Lirası’nın enflasyonda yarattığı sert yükseliş karşısında kendilerini korumak istediler. Enflasyonu düşürmek iddiasıyla indirilen faiz enflasyonu patlattı.

Yayınlanma:

|

2023 ile beraber Türkiye, ekonomide yeni uygulamalar ile karşı karşıya kaldı. Bankalar, 10 milyon TL ve 50.000 Amerikan Doları veya muadili yabancı para tutarı üzerindeki “yurt dışı yerleşiklere” yönelik banka transferlerinde “sertleşen kısıtlamalara” ve artık cezaya tabi. “Yurt dışı yerleşik” ifadesi mutlaka “yurt dışına transfer” anlamına gelmiyor. Yurt dışında yerleşik olan bir bireyin ya da firmanın Türkiye’de de banka hesabı olabilir.

Türk Lirası transferlerde 14, yabancı para transferlerde ise 21 kategoride paranın neden transfer edildiğine dair belge isteniyor. Bu belgelerin bazılarının bankalara ibraz edilmesi mümkün görünmüyor. Bu nedenle, düzenlemenin amacının Türkiye’de yerleşik olmayanlara para çıkışını engellemek olduğu anlaşılıyor. Uygulama, bir nevi “sermaye kontrolü”. Gerekli belgeleri temin etmeden transferi gerçekleştiren bankaya transfer tutarı üzerinden %5 ceza var. Finansman açığı ve yetersiz döviz rezervinin sonuçları!

Dünyanın her yerinde para transferleri kurallara tabidir ve olmalıdır. Yukarıdaki yorumlardan, kuralsızlığın savunulduğu anlaşılmasın. Finansman ihtiyacı artan Türkiye’de bu kurallar belli ölçülerde geçtiğimiz yıllarda, özellikle 2018’in kur krizi sonrasında da getirildi. Ancak, ceza yoktu.

Bankalar, gerçek ve tüzel kişilere ait toplam mevduatın asgari %60’ını Türk Lirası cinsinden oluşturmak zorunda. Aksi takdirde, %8 ceza var. Bankalar, bu yüzdeyi tutturabilmek için mevduat müşterilerine “swaplı mevduat” adında bir ürün sunmaktaydı. Bu sayede, Türkiye’deki finansal sistemin tasarruf sahibini enflasyondan korunmayı engelleyen yapısı hiç değilse “bir miktar telafi” ediliyordu. Bu uygulama yasaklandı. Çaresizlikle oluşturulan bir tasarruf ürünü yasaklanınca, daha büyük bir çaresizlik yaratıldı.

Haziran 2022’de, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca (TCMB) bankaların bazı müşteri gruplarına kullandırdıkları krediler karşılığında menkul kıymet, yani hazine bonosu ve/veya devlet tahvili alma zorunluluğu getirilmişti. 31 Aralık 2022 günü, zorunluluk faktöring sektörüne de getirildi. Neden? Anlamak için, bankacılık sektörünün son 1 yıl 4 ayının gelişmelerini hatırlamak gerekiyor.

2022’nin özellikle ilk altı ayında bankalar çok yüksek karlılık artışları gördü. Hükümet eliyle bankacılık sistemine karlılıkta tarihi günler yaşatıldı. Nedeni, Eylül 2021’den itibaren düşürülen politika faizi idi. Bankaların TCMB’den sağladıkları kaynağın maliyeti düştü. Aynı anda, bankaların en önemli fonlama kaynağı olan mevduatın faizi de düştü. Önemli olan, mevduatın faizinin düşmesiydi. Zira, bankaların fonlanmalarında mevduatın payı TCMB’nin payına göre çok büyük. Bankaların mevduat haricindeki fonlama kaynaklarının içinde TCMB kaynağının payı kabaca %5 civarında seyrediyor.

Bankalar kredi faizlerini politika faizindeki ve mevduat faizindeki kadar indirmediler. Böylece, kâr marjları yükseldi. Ancak, faizler düştüğü için tarihi boyutta bir kredi genişlemesi yaşandı. Yüksek enflasyon koşullarında düşen faizler karşısında hem hane halkı hem de firmalar için kredi kullanmak cazipti. Kredi genişlemesi artan bir mal ve hizmet talebi yarattı. Kredi genişlemesinin enflasyonun sert yükselişinde rolü büyük oldu. Böylece Türkiye, küresel enflasyon ortamının çok üzerindeki boyutta bir enflasyon sorununu kendi elleriyle yaratmış oldu.

Bankalar, kar marjlarını neden artırdılar? Bankalar, TCMB tarafından indirilen faiz nedeniyle değersizleşen Türk Lirası’nın enflasyonda yarattığı sert yükseliş karşısında kendilerini korumak istediler. Enflasyonu düşürmek iddiasıyla indirilen faiz enflasyonu patlattı. Dış ticaret açığı ve cari açık da patladı. Türkiye’nin finansman ihtiyacı artarken TCMB’nin net döviz rezervleri negatif düzeyde seyretti. Bu nedenle Türkiye, dost ülkelerden para istiyor ve dış politikada tutarsızlık içinde. Bu manzara, Türkiye ekonomisinde bugün artan riskleri anlatıyor.

Bankaların maliyetleri düşerken kredi faizlerini benzer oranda düşürmemelerini sadece ortaya çıkan bir kâr fırsatını değerlendirmek olarak görmek mümkün olamaz. Eylül 2021’den bu yana piyasa riskleri sürekli artıyor. Bankalar da artan riskleri fiyatlamak zorundalar. Finansın en temel kurallarından biri çalışıyor: yükselen risk, yükselen getiriyle alınır.

Hükümet, İslami gerekçelerle para politikasının bir parçası olarak faiz politikasını kullanmayınca, para arzını kontrol etmek için Haziran 2022’den itibaren “piyasa ekonomisinin dışına çıkan” uygulamalara hız verdi. Uygulamaların her birinden sonra, düşünülmeyen gelişmeler ortaya çıktıkça “piyasa ekonomisinin daha da dışına çıkılan” yeni uygulamalar devreye alındı. Faiz düştükçe enflasyon yükselince, enflasyonu düşürmenin yolu olarak “bankalara kredi verdirmemek yönünde kurallar” ilan edildi. Böylece, piyasa işleyişi hasar aldı.

TÜİK’in Aralık 2022 enflasyon verisine göre, yıllık enflasyon Kasım 2022’ye göre 20.12 puan düştü. Bu, “faiz düşünce enflasyon düşer” tezinin ispatı olarak seçim meydanlarında kullanılacaktır. Enflasyon gerçekten 20.12 puan gibi bir “çakılma” ortaya koydu mu? Gerçekten ne kadar düştüyse, sebebi düşen faiz değil, “bitirilen piyasa işleyişi”.

Bankalar, kredi vermek istedikleri ama bankacılık sistemi üzerinden veremedikleri kredileri kısmen nasıl verebildiler? Faktöring sektörünü devreye soktular. Yani, XYZ Bankası, iştiraki olan XYZ Faktöring firması üzerinden likidite sağladı.

Tüm düzenlemeler bankaların pratikte ağırlıklı olarak ticari kredi verebildikleri iki kesim bıraktı: Net ihracatçılar ve mali kurumlar. Bu kesimlere yönelik olmayan kredilere istinaden bankalar Ağustos 2022’de getirilen bir kural gereği menkul kıymet almak zorundalar. Karşılığında menkul kıymet almanın zorunlu tutulduğu kredi müşterilerine kaynak aktarmanın finansal bir mantığı bulunmuyor. Bu nedenle, bu kesimlere bankacılık sisteminden yeni kaynak arzı durdu. Bu kesimler içinde ithalatçılar var ve Türkiye’nin ithalata bağımlı bir üretim yapısı var.

Bankalar, kredi vermek istedikleri ama bankacılık sistemi üzerinden veremedikleri kredileri kısmen nasıl verebildiler? Faktöring sektörünü devreye soktular. Yani, XYZ Bankası, iştiraki olan XYZ Faktöring firması üzerinden likidite sağladı.

Bankaların, yukarıda özetlenen düzenlemelerle kredi veremedikleri kesimler faktöring sektörü üzerinden fonlanınca, 2022’de faktöring sektöründe önemli bir kredi genişlemesi ortaya çıktı. Finans sektörünün kredi mekanizmaları içinde yer alan profesyonelleri tarafından öngörülmesi kolay olan bu gelişmeyi hükümet göremediği için, faktöring sektöründe yeni kurallara yöneldi.

Bankalar gibi, faktöring firmaları da verdikleri krediler için artık menkul kıymet almak zorundalar. Mümkün mü?

Bankacılık sektörü ile faktöring sektörü arasında çok önemli bir fark var. Bankalar “mevduat toplama yetkisine” sahipler. Yani, toplumun yarattığı tasarrufları kaynak olarak kullanma imkânına sahipler. Faktöring sektörü ise, “borçlanarak” kaynak yaratıyor.

Faktöring sektörüne ait son açıklanan konsolide edilmiş veriler Ekim 2022’ye ait. Aynı döneme ait karşılaştırma yapmak amacıyla bankacılık sektörünün de Ekim 2022’ye ait verilerini kullanalım.

Ekim 2022’de bankacılık sektörünün 7 trilyon TL’lik kredi büyüklüğü varken, kaynak olarak kullandığı mevduat 8.3 trilyon TL idi. Yani, toplumun bankacılık sisteminde tuttuğu tasarruflardan daha düşük bir miktarı kredi olarak kullandırılıyor. Ayrıca, bu mevduatın 2.9 trilyonluk TL’lik, yani %35’lik kısmı neredeyse maliyetsiz sayılabilecek bir kaynak: vadesiz mevduat.

Ekim 2022’de, faktöring sektörünün kredi büyüklüğü 90.7 milyar TL idi. Yani, bankacılık sektörünün kredi büyüklüğünün 93’te biri. Bankalar, kredilerini mevduat kaynağı ile fonlarken, faktöring sektörü banka kredileri ve bono ihraçları ile fonluyor. 90.7 milyar TL’nin 71.4 milyar TL’lik kısmı banka kredisi ile, 7.3 milyar TL’lik kısmı ise bono ihraçlarıyla fonlanıyor. Bu fonlamanın toplamı 78.7 milyar TL. 90.7 milyar TL’ye ulaşmak için kalan 12 milyar TL ise özkaynakla, yani faktöring firmalarının hissedarlarınca fonlanıyor.

Her ne kadar menkul kıymet almanın bankalar için finansal bir mantığı yoksa da yasal uygulamaların getirdiği zorunlulukları karşılayacak kaynakları var. Faktöring sektöründe böyle bir kaynak yok. Faktöring sektörüne getirilen menkul kıymet alma zorunluluğunun kaynağı borçlanmadır.

Faktöring sektörü, uzun vadeli kredi kullandırmayı gerektiren işlemlere aracılık etmiyor. Ana faaliyet konusu, kısa vadeli işletme sermayesi finansmanı sağlamak. Ağırlıklı olarak bankacılık sisteminde çok riskli görülen ve nakit akış sorunları yaşayan risk profilleri üzerinde ihtisaslaşmış bir sektör. Çok riskli olduğu düşünülen üretici firmalara likidite sağlıyor.

Azami olarak 180 güne kadar kredi olanağı sunan bir sektörün 2, 3, 5, 10 yıl vadeli kamu kâğıtlarını alması nasıl beklenebilir? Bankacılık sisteminden fonlamayı bugünlerde %18-25 aralığında, bono piyasasından da %31 civarında sağlayan bir sektörün %7-8 getirisi olan kamu kağıtlarına yatırım yapması nasıl mümkün olabilir? Ekonomik mantığı var mı? Sektöre, bir de kredi fiyatlaması ile ilgili sınırlama getirilirse – ki getirileceği anlaşılıyor – bu sektörün yaşaması nasıl mümkün olabilir?

Bankacılık sektörünün faiz dışında çok sayıda gelir kalemi varken, faktöring sektörünün gelir kaynağı çeşitliliği son derece zayıf. Bankalar, kendilerine getirilen kısıtlamalar karşısında karlılık performansı kaybına uğrasalar da alternatif gelir kalemleriyle karlılık sağlayabilirler. Ancak, faktöring sektörü bu olanağa sahip değil.

Arda TUNCA

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.