Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Borçlanma yükü bankalara kaldı

Yayınlanma:

|

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası’nın faiz kararını ve ‘kasım’ mesajını değerlendirdi. Ağaoğlu, dolardan daha düşük TL faizi olduğuna işaret ederken, Güldağ bankalar üzerinden gerçekleşen borçlanmaya dikkat çekti.

İkili piyasalardaki fiyatlamaları da ele aldı. Ağaoğlu, borsada yaşanan hareketliliği, ‘enflasyon güncellemesi’ olarak yorumladı. Petrolde 85 doların önemli olduğunu söyleyen Ağaoğlu, AB enerji zirvesinden gelecek mesajlar için takipte olunması gerektiğini belirtti.

Güldağ: Merkez Bankası, faiz indirimlerine bu ay 150 baz puanla devam etti. Kasım için de ‘benzer bir adım’ ile faiz indirim döngüsünü tamamlayacağı sinyali verdi. 150 baz puan daha indirdiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği tek haneli faiz gerçekleşmiş olacak.

Ağaoğlu: 300 baz puan gelmediği için üzgünüm, bir ay daha kaybediyoruz. Tabeladaki faiz indiriliyor ama KKM’ye verilen yüzde 13,5’e karşılık bono faizleri tek hanede. Buna karşılık Hazine Eurobond’ları yüzde 10,5’lerde. Dolardan daha düşük bir TL faizi ile yaşıyor şu anda ülke. İşgören faizi iyimser ihtimalle 25-30 bandında. Bu oran da kredi bulamayanlar için 40-50 bandına kadar çıkabiliyor. Ne kadar devam edecek bilemem. Ki, “Ne kadar sürdürülebilir” sorusu daha da fazla sorulmaya başlandı. Kasım’da yüzde 9’a indirecekler anladığım kadarıyla, ondan sonra bekleyip göreceğiz.

Güldağ: PPK metninde şöyle bir ifade var; “2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, imalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri yakından takip edilmektedir.” Yine büyüme ve faiz düşüşü bağlantısı ifade edilmiş. Biz bu işle uğraşıyoruz ama acaba “bankalar üzerinden kamunun borçlanması son derece düşük bir faizle büyük devasa boyutlarda finanse mi ediliyor” diye ciddi bir durum var. Merkez Bankası her aldığı kararla bankaların parasını sıkıştırıyor. Onları da Hazine kağıtları ya da çıkardığı tahvillere yönlendiriyor. Son derece ucuz bir borçlanma gerçekleştiriyor. Dışarıdan borçlanmadığı ya da tefeci faiziyle borçlanma durumunda kaldığı süreçte. Tefeci faizi 9,75 sukuk için söylüyorum. Belki tahvil bono koysak çok daha üzerinde olacak. Ne dersin; büyüme diyor Merkez ama bankalar üzerinden ciddi bir borçlanma gerçekleşmiyor mu burada? Enflasyonun yüzde 80’lere geldiği bir yerde yüzde 10’lar düzeyinde bir borçlanma olmayacak mı?

Ağaoğlu: Tabela faizini indiriyorsunuz ama verilen krediye ulaşım imkanı son derece sınırlı. Selektif kredilendirme ile KOBİ grubuna kredi verilmeye devam ediliyor. Orta ve büyüklere kesinlikle kredi kullandırılmıyor. Özellikle senenin ilk yarısında bankaların enflasyona endeksli tahviller aracılığıyla elde ettikleri o yüksek nominal karlardan bir miktar pay almak istiyor devlet. “Siz çok para kazandınız şimdi o kazandığınız paraların bir kısmını bana iade edin” demenin bir başka yolu. Hazine buradan ucuza borçlanıyor ama bu ucuza borçlanma sonsuz ve sürdürülebilir değil. Seçime kadar da bunu zorlayacaklar. Kaldı ki Hazine’nin itfaları da mayıs ve sonrasına gelmiş durumda şu anda. O zamana kadar çok da fazla borçlanmayacak.

Güldağ: Sonuç itibariyle hükümet büyüme ve istihdamın devamından yana. Ancak dengelerin altüst olduğu ve dışarıdan borçlanamadığı noktada kamu, borçlanma işini bankaların üzerine yıkmanın bir yolunu buldu gibi geliyor bana. “Jeopolitik risklerin ve büyümeye yönelik belirsizliklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması kritik önem arz etmektedir. Bunun için de ben faizi 150 baz puan düşürdüm” diyor. Fakat herkes biliyor ki kredi piyasası tamamen bir sıkışıklık içerisinde.

Ağaoğlu: Bunu son birkaç sohbetimizde özellikle vurguladık. Finansmana erişim sıkıntılarının yaşandığı bir ortamda, piyasadaki likidite akış hızının önemine dikkat çektik.

Güldağ: Geçen gün bir şirketimizin genel müdürünü ziyarete gittim. 250 milyon üzerinde cirosu olan şirketlere kredi verilmiyor. Tesadüfen orada olan bankacıların kredi önerisi şu: “Sizin bir KOBİ şirketiniz yok mu, ya da bir KOBİ şirketi oluşsa da biz ona kredi versek.” Al sana büyük şirkete kredi vermenin bir yolu. Ne kadar verebilir, bir derde deva olur mu ayrı mesele ama hakikaten bu noktalara doğru geldik. Bugün iç denetim zirvesi vardı, oradaki konuşmalara ve iş insanlarının söylemlerine bakacak olursak; kasım ayı ile birlikte büyük bir sıkışmaya doğru gidiyoruz. “Üretime devam etmek zorundayım, maliyetlerimizin en çok arttığı bir dönemdeyiz, enerji faturamı ödeyemezsem ne yapacağım diyor?” Çok ciddi bir sıkışıklık var ama Merkez Bankamız kendi ya da kamunun borçlanmasını sanki ön planda tutuyor gibi görünüyor.

Borsada 2,20 dolar dikkat edilmesi gereken bir seviye

Güldağ: Merkez Bankası’nın kararıyla döviz cephesinde önemli bir değişiklik yaşanmadı. Öte yandan borsa 4 bin puana doğru yol alıyor. Ekim ayına baktığımızda yüzde 20’nin üzerinde prim söz konusu.

Ağaoğlu: Enfl asyon güncellemesi diyeyim.

Güldağ: Bu kadar masum mudur?

Ağaoğlu: Bu kez bir iki hisse var. Onlar bankalar gibi çok can yakıcı olur mu, olur gibi görünüyor. Bireysel yatırımcıların 3’te biri bu birkaç kağıtla uğraşıyormuş. İnşallah orada fazla can yanmaz diyeyim ama bir önceki mekanik arızadan söz edemeyiz.

Güldağ: Yine bir grubun işin içine girdiği ve şu anda küçük paralarla yabancının olmadığı bir ortamda çok rahatlıkla piyasanın yukarı çekilebildiği söyleniyor bazı kağıtlar üzerinde.

Ağaoğlu: Hiç şüphen olmasın. Çünkü o bahsettiğimiz hisselerde açığa satış yasağı var, hiç anlamlı bir şey değil. Çünkü açığa satış aslına bakarsanız açığa alış kadar mubahtır. Kredili hisse senedi almak hiç problem değil, hiçbir şekilde sorgulanmaz. Açığa satış her seferinde günah keçisidir. Son derece hatalıdır. Bu ve benzeri saçma sapan önlemlerle bu fiyatların yanlış yerde oluşmasına sebep oluyoruz. Ama esas problem aynen dediğin gibi yabancı yok, majör bir satıcı olma ihtimali artık tamamen ortadan kalktığı için içerideki balina tarzı büyük yönlendirebilme kapasitesi olan alım satımcılar bazı kağıtları çok kolaylıkla yönlendirebiliyor. Bunların bir kısmı manipülasyon boyutuna geliyor mu? Gelecek. Siz kendi içine kapalı bir ekonomi yaratmışsanız eğer, o ekonominin içinde birileri bu fırsatı değerlendirecektir. Şu anda yaşananların bir kısmı o. O birkaç kağıtla ilgili söylüyorum. Ama genelde bir yükselişle ilgili daha önceden bu düşüşün de yaşandığı sırada, bir önceki bankalarda özellikle yaşanan o sert problemin olduğu dönemlerde de bunu görmüştük. Ben o zaman da trend yukarı demiştim ama bu trendin yukarı olmasının sebebi tamamen enflasyonla ilgili.

Güldağ: Dolarda bu sakinlik çok hayra alamet gelmiyor bana. Yarın öbür gün de burada bazı hareketler görebiliriz. Borsadaki duruma benzer birtakım gelişmeler yaşanabilir. Sene sonuna geliyoruz, şirketlerin ödemeleri ortaya çıkıyor. Hiçbir şey olmasa da ekonominin kendi dinamiklerinden dolayı. Yabancıların olmaması kurda hiç hareket olmayacağı anlamına da gelmiyor.

Ağaoğlu: Bence kur istikrara kavuşmuş gibi görünüyor. Herkes de bir taraftan ne zaman kırılırız, patlarız, çatlarız diyor ben de yakın zamanda olmayacağını düşünen taraftayım. Ama bu sefer de kur sabitken başka sorunlar yaşayacağız. Bunu da daha önceden konuşmuştuk ama inşallah onları yaşamayız. 2,20 dolar seviyesi borsa için önemli bir eşik ve düzeltme seviyesi. Şu anda yanılmıyorsam 1,90’lı reklamlardayız. Bence yatırımcılar dikkatli izlesinler. Özellikle vadeli işlemler yapanlar burada mutlaka bir kar realizasyonu düşünsünler.

Petrolde 85 doların altı çok kolay değil

Güldağ: Petrolde inişler ve çıkışlar yaşanıyor. Özellikle Biden’ın Amerikan rezervine dair açıklamaları fiyatlamalara yansıdı.

Ağaoğlu: Biden, 15 milyon varillik rezervi serbest bıraktı. Bir de “Serbest bıraktığımız rezervleri 65-72 dolar bandına gelirse kapatacağız, yerine koyacağız” diyorlar. WTI olarak piyasaya bir anlamda taban oluşturacak bir fiyatı belirlemiş durumda. Biden’ın petrol rezervlerini serbest bırakması petrol fiyatlarında bir gevşeme yaşattı. Ama Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulaması, bugün başlayan AB Liderler Zirvesi’nden alınacak kararlar önemli. Avrupa şu anda doğalgaz rezervlerini yüzde 94 seviyesine kadar çıkarmış durumda. Doğalgaz fiyatlarında Avrupa’da son birkaç haftadır sert düşüşler oldu. Onların arkasında da bu stokların ya da depoların doldurulmuş olmasının getirdiği rahatlık var. Ama bu rahatlık sonsuz bir rahatlık değil. Bu depolar sonsuz kaynaklar değiller. İhtimaldir ki ocak sonuna kadar bunları taşıyabilecek durumdalar, kış çok sert geçmez diye dua ediliyor. Yeni bir pürüz çıkmaz diye dua ediliyor ama görünen o ki başta Almanya olmak üzere Avrupa tarafı, sanayideki gaz tüketimini azaltma yönünde girecek.

Güldağ: Peki burada bir fiyat aralığı tahminin projeksiyonun var mı?

Ağaoğlu: Benim tahminim 85 doların altına inemiyoruz çok yakın zamanda. Amerika’nın bahsettiğim WTI’da 65-72 dolar bandı Brent’te teknik olarak 70 -77 dolar bandına getiriyor. 5-6 dolarlık bir fark. 65 dolar WTI, 70 dolar da Brent’in altı yakın zamanda mümkün değil. Bizi ilgilendiren kısmı da 85 dolarların altı kolay kolay görmüyor. Rus petrolü piyasaya gelecek mi? Şu anda gelmesi hayli zor. Şu veya bu şekilde Yuan üzerinden dönecek belki bir Rus petrol kargosu ortada dolaşır. Ama ona da çok ilginç bir yaptırım var. Yaptırım çok ilginç, molekül bazında olacak. Molekül bazında yaptırım ne demek derseniz; bütün petrollerin özellikleri bellidir. İçinde Rus molekülleri olan petrol taşımasına bu yaptırımlar geliyor. Yani molekül bazında yaptırım geliyor diyeyim. Bu gelişmeyi de takip etmek de fayda var.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.

Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.

Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.

Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.

İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.

Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!

Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.

Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.

Altın

1784694647c2108fe2bcdbd9da14e776aaa66b9f37_1_1200.jpg
 
Gümüş

17846946472c73a425143baddd178fd8dbe7c82ca5_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.

Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.

Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde  onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.

Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.

Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.

Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.

Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.

Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.

ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.

Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.

Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.

TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).

Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.

23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi

 1784608675e2304d3d1b8bc1ec89b151b6a29ab196_1_1200.jpg

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE

 1784608675b84fb85136bc6d82eb4b0ac3c71b9e33_2_1200.jpg

Gümüş

 178460867599e52501f96b6cf82afa16d49315452d_3_1200.jpg

Bloomberg Emtia Endeksi

17846086753642178d1df80965fb0d3b729e577203_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Küresel risk iştahı zayıf. Savaşın gölgesinde satış baskısı teknolojiye sıçradı

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden hız kazandı. ABD ordusu, İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askerî kapasitesini zayıflatmayı hedefleyen yeni hava saldırıları düzenlerken; İran da bölgedeki ABD üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde dururken, İran’ın, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Kızıldeniz’deki Bab el-Mendeb Boğazı’nı da baskı unsuru olarak kullanabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları yüksek seyrini koruyor. Brent cinsi ham petrol 85 dolar seviyesinde denge bulsa da, son iki haftada %20’den fazla yükseliş kaydettiğini hatırlatalım. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, önümüzdeki haftalarda gerilimin düşmemesi hâlinde küresel enerji arzı açısından ciddi risklerin oluşabileceği uyarısında bulundu.

İran ve ABD’nin geçen ay sağlanan ateşkes öncesindeki noktaya geri döndüğünü görüyoruz. Önümüzdeki günlerde yeniden müzakere masası etrafında bir araya gelinemezse, çatışmaların daha da tırmanmasından endişe ediyoruz. Hâliyle bu görünüm, küresel piyasalarda risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Bu bağlamda son ayların zayıf halkası konumunda kıymetli metallerde satış baskısının sürdüğünü görüyrouz. Altındaki son zayıflığı yalnızca Fed’in faiz artırımına bağlamanın da zayıf bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Faiz getirisi sunmayan kıymetli metaller faizlerin arttığı dönemlerde genellikle baskı altında kalsalar da, ezber bozarcasına Fed’in faizleri artırdığı dönemlerde de değer kazanabildiklerini daha önce de tecrübe ettik.

Son aylarda yaşadığımız baskının temel nedeni ise Orta Doğu’da savaşın yarattığı likidite sıkışıklığı olarak ön plana çıkıyor. Gemilerin yüzmediği, uçakların rahatça uçamadığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ekosistemde, turizm gelirlerinin bile sarsılması hâliyle bütçe açıklarını artırarak likidite ihtiyacını da ön plana çıkarıyor. Küresel dolar likiditesinin sıkıştığı durumlarda, altın rezervleri dâhil çeşitli varlıklarda otoritelerin satışa yönelmesini normal karşılamak gerekiyor. En basit örneği çok uzaklarda aramamak gerekiyor. Savaşın en yoğun hissedildiği geçen aylarda TCMB’nin yüklü altın satışları ister istemez altın fiyatlarının seyrini olumsuz yönde etkilemişti. Hülâsa, jeopolitik gerilim sürdüğü ve dolar likiditesi üzerindeki baskı devam ettiği müddetçe kıymetli metallerin yönünü yukarıya çevirmekte zorlanacağını düşünüyoruz. Haftalık kapanışın bizlere önemli ipuçları sunacağını da unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda, teknik bir bakış açısıyla bu sabah 55 dolar seviyesinin altını test eden gümüşte asıl hareketin başladığı 54,35 dolar seviyesini büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Dört bin dolar seviyesinin altını test eden altında ise 3,950 dolar seviyesi kritik destek konumunda olduğunu hatırlatalım.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %1,5 geriledi. Micron, Dell, Broadcom gibi ön planda olan teknoloji hisseleri %5’in üzerinde gerilerken, Netflix’in üçüncü çeyrek için açıkladığı finansallar piyasa beklentilerinin altında kaldı: şirket hisseleri geceyi %8’in üzerinde değer kaybıyla tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer cephesinde ekranların koyu kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve teknoloji ağırlıklı Tayvan borsasında düşüş %4,5’i aşarken, son dönemlerin flaş ismi hatta son günlerde tahterevalli tarzı bir görünüm sunan Güney Kore borsası KOSPI her ne kadar bu sabah kapalı konumda olsa da, tepeden düşüşün %30 seviyesine geldiğini not edelim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş isteğinin korunduğunu görüyoruz. Nasdaq vadelisi %1 daha gerilerken, yarı iletken hisselerindeki satış baskısının genele yayıldığını söylememiz gerekiyor.

Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesiyle petrol fiyatları haftalık bazda %11’in üzerinde prim yapmaya hazırlanırken, zayıf ABD enflasyon verilerinin etkisiyle Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca 27 baz puanlık faiz artırımı yapacağını fiyatlamaya devam ediyor. Ani bir faiz artırım ihtimali için takip edilen 29 Temmuz toplantısına yönelik beklenti ise %10 seviyesine kadar geriledi. Daha önce de sıklıkla belirttiğimiz üzere, Fed’in yeni başkanı Warsh’un kurumu yeniden şekillendirmeye hazırlandığını ve enflasyona karşı sıfır tolerans anlayışıyla şahin bir duruş sergilediğini görüyoruz. Buna karşın ay başından bu yana açıklanan ABD istihdamı ile tüketici ve üretici enflasyonu verileri, sanılanın aksine büyük çaplı bir enflasyon sorununa işaret etmiyor. Bu minvalde, yapay zekâ devriminin neler getireceği, Trump’ın dünyayı nereye sürükleyeceğinin bilinmediği bir ekosistemde, Fed Başkanı Warsh da beklenti yönetimini sıkı tutmaya çalışarak şahin tonunu korusa da, faiz artışının kolay bir seçenek olmayacağını düşünüyoruz.

Bu bağlamda, dolarda yaşanan son dönemdeki güçlenmeden elbette çekinsek de, ya da teknik mânâda dolar endeksinin (DXY) 100,50 seviyesinin üzerinde kalması bizler mutlu etmese de, yükseliş isteğinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. ABD insanının servetinde hisse senetlerinin ne kadar büyük bir yer tuttuğunu geçen günlerde paylaşmıştık. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesi hisse senetlerinde yaşanacak büyük çaplı bir düşüş hâliyle seçmen nezdinde ciddi bir varlık kaybı yaratması, Trump’ın hiç de arzulamadığı bir tabloya neden olabilir. Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın aslında kimseye faydası olmadığını çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise bir günlük tatil ardından dün ılımlı bir günün geride kaldığına şahitlik ettik. TCMB’nin rezerv pozisyonu iyileşmeye devam ederken, S-400 mevzusu ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu beklentilerin ışığında BİST100 ana endeksi günü %1,2 artıda tamamladı. Endeks üzerinde ağırlığı bulunan halka açık bir faktoring şirketindeki son üç günlük taban serisi borsadaki yükselişi sınırlandırdı. Enerji fiyatlarının gölgesine rağmen iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa gerileyerek %41,15 seviyesine gevşerken, TCMB’nin önümüzdeki hafta düzenlenecek olağan PPK toplantısında faiz oranlarını sabit bırakacağını düşünüyoruz.

USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama faizinin de etkisiyle 47,15 seviyesine yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6 bin TL seviyesine gerilerken, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan olumsuz etkilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Bugün TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini takip edeceğiz. Makro cephede ise Türkiye’de konut satışları, Euro bölgesi TÜFE, ABD yeni konut inşaatları, sanayi üretimi ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.