Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

BÜLTEN: USDTRY: Bu âşk fazla sana #14MayısSeçimleri

Yayınlanma:

|

  • 14 Mayıs 2023 tarihinde Türkiye seçimlere gidiyor. Seçim sonucunda bağımsız olarak, uygulanan politikalar neticesinde ‘değerli’ olan Türk Lirasında hatırı sayılır bir değer kaybı yaşanma ihtimalinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu görüşümüzü spekülatif bir yaklaşımdan ziyade bir gereklilik olarak görüyoruz. Nedenlerini ise dilimizin döndüğünce aşağıda sıralayacağız.
  • Türkiye Ekonomi Modeli (TEM) adı altında devreye alınan yeni politikalar, Türkiye ekonomisinde ciddi anlamda ‘türbülans’ yarattı. İhracat, ihracat, ihracat sloganı ile çıkılan yolda, Cumhuriyet tarihinin en büyük dış ticaret açığının verildiğini görüyoruz. Bu hafta açıklanan verilere göre, dış ticaret açığı yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 35 milyar dolar ile rekor kırdı. Bu denli büyük bir dış ticaret açığı, uygulanan politikaların hatalı kurgulandığını gösterirken, döviz talebini de artırıyor!
  • Öte yandan, TÜİK’in açıkladığı makro ekonomik veriler ile sokağın ruh hâli arasında da ciddi bir fark oluşmaya başladığını ve bunun da beraberinde güven kaybı yarattığını söylemek gerekiyor. Yine bu hafta açıklanan enflasyon verilerine göre, Türkiye ile KKTC arasında giyim ve ayakkabı enflasyonu grubundaki uçurum daha da açıldı. Yıllık olarak Türkiye’de söz konusu grupta enflasyon %17,3 artarken, KKTC’de ise %99,3 artış kaydetti.
  • TCMB’nin reel efektif kur hesaplamasında baz aldığı resmî TÜFE enflasyon verisinin gerçek hayattaki enflasyonun çok gerisinde kaldığını ve TL’deki reel değerlenmenin açıklanan rakamların çok ötesinde olduğunu düşünüyoruz. Son açıklanan verilere göre, TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru 2021 Eylül ayından bu yana en değerli seviyeye ulaştı.
  • Otoritenin döviz kurunu belli bir bant içerisinde sabit tutma isteğinin arkasında yatan dinamiği de anlayabiliyoruz. Bir tarafta, Türk insanı, ekonominin gidişatını tıpkı çocuğun ateşini ölçer gibi döviz kuru üzerinden barometre misali ölçerken, kurun göreceli olarak sakin kalması tüketici güveninin de artmasına neden oluyor. Demek ki, Türkiye’de döviz kurunu ‘basit’ bir kurdan ziyade, iktidardaki mevcut yönetimin başarısı ile kuvvetli bir ilişki arz ediyor.  Lâkin, kurun yükselişinin yavaşlatılmasının şifa etkisi kadar yan etkisinin de olduğu unutulmamalıdır: TL’nin bu sefer de değerli kalması, son dönemlerde gerek ihracatçı gerekse de turizmcinin rekabet avantajlarını kaybetmelerine neden olduğunu sektören gelen serzenişler ile gözlemliyoruz. Bir dip not düşmek gerekirse, AKP’nin son 20 yılda kazandığı seçimlerin hepsinde tüketici güveni (endeks değeri) 90 ve üzerindeydi. TÜİK’in açıkladığı son veriye göre tüketici güven endeksi 80,1 seviyesinde.
  • Döviz kurunun bilinçli bir şekilde baskı altında tutulması, TCMB’nin rezervlerinin de baskı altında kalmasına neden oluyor. TCMB’nin net döviz pozisyonu en iyi zamanında (artı) 57 milyar dolar olduğu düşünülürse, son güncel rakamlara göre yaklaşık (eksi) 60 milyar dolar seviyesine geriledi. Daha basit bir anlatımla, TCMB’nin döviz cinsinden borçları, varlıklarından yaklaşık 60 milyar dolar daha fazla olması, kısa vadede idare edilebilir bir durum olmakla birlikte uzun vadede sürdürülebilir olmadığını düşünüyoruz.
  • Öte yandan, enflasyonun baz etkisi ile gerilediği bir ortamda bile %50’nin üzerinde olmasına rağmen, Türkiye bir süredir ortodoks olmayan ekonomi politikaları uygulayarak tüm dünya mersine giderken tersine giderek faizleri indirmek suretiyle ekonomiyi desteklemeye çalışıyor. Her ne kadar kredi büyümesi tüketici güvenini canlandırsa da, arka planda reel faizin derinlemesine eksi olması, borçlanıp tüketmeyi de teşvik ediyor. Tüketimin de canlı olması dönüp dolaşıp hem cari açığı hem de enflasyonu körüklüyor. TCMB verilerine göre 2022 yılında cari işlemler açığı 48 milyar dolar oldu. Bu rakam, 2013 yılından bu yana en yüksek açık anlamına gelirken, uygulanan hatalı politikalar nedeniyle her ay daha da büyüyor!
  • 2021 Aralık ayında kurun ateşini almak için devreye alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabının güncel stok bakiyesinin yaklaşık 1,7 trilyon TL (89 milyar dolar) ile tüm zamanların zirvesine yükseldi. KKM’nin son 13 haftada yaklaşık 16 milyar dolar artış kaydettiğini de not edelim. Kurun yükseliş kaydetme potansiyeli, kamu maliyesi üzerinde de finansal bir risk olarak tüm çıpkalığı ile dukuruyor. Yabancının uzun bir süredir ‘büyük göç’ ile TL varlıklardan koşar adım uzaklaştığını da not etmek gerekiyor. Son 15 aylık zaman diliminde, Borsa İstanbul’da mütemadiyen pozisyon azaltan yabancı yatırımcı, hisse senetlerinden 5 milyar dolar çıkardı. Portföy yatırımları tersine dönmüş durumda! Son yıllarda, yabancı yatırımcının gayrimenkul alımı dışında doğrudan yatırım eksikliği çok açık bir şekilde kendisini gösteriyor. Döviz ihtiyacının hızla arttığı bir dönemde yabancının Türk Lirası varlıklara yönelik küskünlüğü, ‘hatalı’ politikaları sürdürmede ısrarcı olunması durumunda beraberinde ödemeler dengesi cephesinde de sorunlara neden olabilme potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.
  • Yukarıda değindiğimiz noktaların ötesinde, düşük faiz ısrarı ve aynı zamanda döviz kurunu da ‘tutabilme’ arzusu piyasa dostu olmayan bazı yöntemlerin de artmasına neden oldu: Son dönemlerde ikili faiz ve ikili kur mekanizmalarının oluşmaya başladığını görüyoruz. TCMB’nin %8,5 olan politika faizinin aksine KKM’de tavan faizin kalkması ile mevduat faizleri %30’lu seviyelere yükselirken, bankacılık sektörü faiz makasının da iyice terse döndüğünü görüyoruz. Örneğin, ticari kredi faizleri ile 3 aya varan TL mevduat faizleri arasındaki makas neredeyse %15 kadar mevduat lehine açıldı. Bankalar arası piyasa ile ‘Çarşı’ arasındaki döviz kuru makasının da her geçen gün daha da arttığını gözlemliyoruz. Rasyonel olan bir ekonomide böyle ‘ikili’ bir tablonun bir daha görülmesinin zor olduğunun altını kalın kalın çizmek isteriz.
  • Öte yandan, hem kurumsal müşterilerin hem de bireylerlerin dövize ulaşımı her geçen gün zorlaşırken (ertelenmiş büyüyen bir bir talep), otorite bankalardan döviz satarken ciddi oranda makas açmalarını da talep ediyor. Yurtdışına transferlerde ve krediye erişimde de ciddi zorluklar yaşanıyor. Bankalara tek haneye inmiş faiz oranları ile uzun vadeli devlet tahvil almak zorunda bırakılırken, sistemin zorlanmaya başladığını çok açık bir şekilde görebiliyoruz.
  • Yukarıda sıraladığım konuların ortak paydasının pek de sevimli bir tabloya işaret etmediği aşikâr. Türkiye’nin döviz ihtiyacının son derece arttığı bir dönemde özellikle döviz kurunu ‘tutma’ çabasının hem zorlaştığı hem de her geçen gün daha da maliyetli bir hâl aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenle, seçimlerden sonra, seçimi kimin kazandığından bağımsız bir şekilde döviz kurunda radikal nitelikte yukarı yönlü bir hareket yaşanacağı düşünüyoruz. Kamunun çakılı defans oynamaktan vaz geçmesi ve kurun serbest bırakıldığı bir ortamda, arz ve talebin tam olarak nerede kesişeceğini tam olarak bilemiyoruz.
  • Mehmet Şimşek önderliğinde yeni bir ekonomi takımından son günlerde söz edilse de, Erdoğan’ın yeniden seçilmesi hâlinde, yukarıda ortodoks nitelikte olmayan politikaların devam edeceğini düşünüyoruz. Lâkin, kur ile tüketici güveni arasında var olan ilişkinin seçime kadar amacına ulaşması ve Türk Lirası’nın değerli olmasının getirdiği sorunlar nedeniyle kamunun defans oynamaktan en azından bir süreliğine vazgeçmesi gerekliliğine kesin gözüyle bakıyoruz. Daha basit bir yaklaşımla, döviz kurunun serbest bırakılmasının artık şart olduğunu düşünüyoruz. Geçmiş tecrübenin ışığıda, Türkiye’de kur krizlerinde kurun ‘patlayarak’ yükseldiğini de çok iyi biliyoruz. TCMB’nin döviz rezervlerinin ne kadar kırılgan olduğu da göz önüne alınırsa, ekonominin daha kapalı bir noktaya gitmeyeceği varsayımıyla, iktidarın ortodox olmaya politikalarda ısrarından geri adım atıp normalleşmeye yönelmek zorunda kalacağını öngörüyoruz. Diğer seçeneği ise şimdilik düşünmek bile istemiyoruz.
  • Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması durumunda ise, para politikasının yeniden ortodox bir zeminde hızla ilerleyeceğine kesin gözüyle bakıyoruz. TCMB’nin ‘gerekeni’ yapacağından hareketle politika faizinin ilk etapta antibiyotik tedavisi ile hızla %30-35 bandında çıkarılacağını düşünüyoruz. Geçmiş dönemde yukarıda daha sayamadığımız ve hastaya verilen pek çok ilacın bir anda kesilmesinin de mümkün olmayacağını not etmek gerekiyor. Belki pek çok kez tekrar etmiş olabiliriz ama TL’nin değerli olması nedeniyle döviz kurunun ilk etapta yukarı yönlü sert bir şekilde hareket etmesinin de kaçınılmaz olduğunun yeniden altını çizmek istiyoruz. Bu noktada şunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Seçimin Kılıçdaroğlu’nun kazanması veya 28 Mayıs tarihinde ikinci tura kalması veya devir teslim için gereken süre zarfında kamunun kuru savunmayı bırakması durumunda ise USDTRY kurun sert bir şekilde yükseleceği ve ertelenen döviz alım isteğinin realize olacağı düşünyoruz. Böyle bir durumu, endişe edildiğinin aksine olumlu olarak yorumluyoruz. Türk Lirası’nın rekabetçi bir seviyeye getirilmeden atılacak her türlü adım dış ticaret dengesinde var olan bozukluğu gideremeyeceği gibi yabancı yatırımcının TL varlıklarla olan küskünlüğü de iyileştirmeyecektir. Yabancı yatırımcıların yeniden tahvil piyasasına ilgi gösterebilmesi için (döviz satıp TL alması) mevcut kur ve faiz hadlerinin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Enflasyonun doğru ölçülemediği görüşünden hareketle, kurun tam olarak denge noktasına nerede ulaşacağını bilemediğimiz gibi, mevcut seviyelerin %25 üzeri yani 24-25 aralığının USDTRY kuru için makul bir seviye olacağını öngörüyoruz.
  • Normalleşmiş bir para politikası, hak, hukuk gibi temel kavramların yerli yerine gelmesi, dahası Türkiye ekonomisi için şu an en önemli sorun olan güven,  kredibilite ve öngörülebilirlik eksikliğinin giderilmesi durumunda, yabancı kaynaklı girişlerin ivme kazanarak döviz kurunu aşağıya doğru baskılayabileceği düşünüyoruz. Böyle bir durumda, TCMB’nin ana sorunun bu sefer de hızla gerilemeye yüz tutan döviz kuru olacağını; böyle bir durumda, döviz alımına giderek erimiş olan döviz rezervlerini yeniden tesis edeceğine kesin gözüyle bakıyoruz.
  • Kısa vadede belki pembe bir tablo çizmiş olsak da, enflasyonun mevcut şartlarda hemen gerilemeyeceği, Kılıçdaroğlu hükümetinin çok başlı bir yapıdan oluşması nedeniyle süreç ilerlese de aksamaların yaşanacağı, dahası zaman ilerledikçe ortodoks olmayan politikaların neden olduğu tahribatın giderilmesi bağlamında bir faturanın ortaya çıkacağı ve bunun da kısa vadede yakalanacak ılık bahar rüzgârlarını tersine çevirme ihtimali taşıdığının altını çizmemiz gerekiyor.
  • Yukarıdaki senaryolara ilaveten, İstanbul Belediye seçimlerinde yaşananların da tekrar etme ihtimali yatırımcılar arasında konuşuluyor. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonuçlarına itiraz edeceği bir durumun ‘kaotik’ sonuçlar doğurabileceğini göz ardı etmezken, Kılıçdaroğlu’nun kazandığı veya ikinci turda kazandığı veya koltuğa oturana kadar geçecek ‘sürenin’ bir miktar beraberinde ‘sıkıntılı’ olabileceğini de göz ardı etmiyoruz. Sonuç itibariyle, oyun değiştirici bir seçim sürecine artık gün sayarken, her senaryoda döviz kurunda ve faiz hadlerinde hatırı sayılır oranda bir yükseliş olacağını öngörüyoruz.

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bitcoin ATM Devinin Çöküşü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı

ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.

Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti

Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.

Yeni düzenlemeler kapsamında:

  • İşlem limitleri düşürüldü,
  • Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
  • Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
  • Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
  • Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.

Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.

Gelirler Sert Düştü

Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:

  • Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
  • Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
  • Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.

Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.

Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?

Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:

1. Dolandırıcılık Vakaları

Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.

2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar

ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.

3. Yüksek Operasyon Maliyeti

ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.

4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi

Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.

“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”

Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.

Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.

Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:

  • Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
  • AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
  • “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
  • Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.

Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.

Sonuç

Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.

Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.

Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”

bankavitrini.com

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.

Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.

ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.

Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.

Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.

Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.

Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.

Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.

Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.

Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!

Altın

 17790785860e12cecae11f7771d601d831b09dca3b_1_1200.jpg

Gümüş

 17790785862bec64ce0c1f648c81ab9dd61a6bc750_2_1200.jpg

Son 10 gün, değişim

17790785875efc3bec198bb7d8bd02b7a598dc16b4_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.