Connect with us

EKONOMİ

Çip krizi nedir? Nasıl başladı, ne anlama geliyor?

ABD Başkanı Joe Biden çip arzında yaşanan sıkıntıyı görüşmek üzere dün yarı iletken, otomobil ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren 19 şirketin üst yöneticileriyle bir araya geldi. Geçen yıl dünya çapında satış gelirlerinde ilk 10’da yer alan çip üreticilerinin 6’sı ABD merkezli. Beyaz Saray ise çip krizini ‘ulusal güvenlik sorunu’ olarak gördüğünü duyurdu. Son olarak Mitsubishi’nin motor ve fren sistemlerinde kullanılan çip tedariki problemi sebebiyle Japonya’da iki, Tayland’da bir fabrikasında seri üretimi düşüreceği haberleri basına yansıdı. 60 yıl önce icat edilen çip teknolojinin gelişmesiyle birlikte geniş bir kullanım alanına sahip, gün geçtikçe küresel rekabet için önemli bir aktör haline geliyor. Peki, otomotiv sektöründe başlayarak diğer sektörlere de yansıyan küresel çip krizi nedir? Çip krizi nasıl başladı, ne anlama geliyor? Çip ne işe yarıyor, nerelerde kullanılıyor? Yakından bakalım…

Yayınlanma:

|

ÇİP KRİZİ NEDİR?

Öncelikle küresel çip krizi nedir? Çip krizi, çip üreticilerinin, salgın sürecinde talebin arttığı akıllı telefon ve elektronik ürünlere öncelik vermesiyle otomotivde başlayan çip tedarikine ilişkin bir sorun ve giderek büyüyor.

AA’nın 31 Mart’ta yayınladığı analize göre üretimde aksamalara neden olarak milyarlarca dolarlık zarara yol açması bekleniyor. İşte AA’daki çip krizi analizi:

ÇİP KRİZİ NASIL BAŞLADI?

Sağlık için giyilebilir elektronikten araç içi elektronik sistemlere kadar teknolojinin her alanında büyük öneme sahip olan çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri haline dönüşürken, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisiyle otomotiv sektöründen başlayarak küresel bir “dar boğazın” başrolünü aldı. Tedarik zincirinde aksamalara neden olan ve ekonomik tahminleri boşa çıkaran Kovid-19 salgını, akıllı telefonlardan bilgisayarlara, askeri ekipmanlardan otomobillere kadar birçok teknolojik ürünün üretiminde kullanılan çiplerin arzında da küresel bir “kıtlığı” beraberinde getirdi.

ÇİP NERELERDE KULLANILIYOR?

60 yıl önce icat edilen çip, bilgisayarlardan otomobile günümüz modern cihazlarının en önemli ve en pahalı bileşenine dönüşürken, salgın sırasında akıllı telefonlar ve elektronik ürünlere yönelik talebin beklenmedik şekilde artmasıyla benzeri görülmemiş bir küresel kıtlığı tetikleyen kısa vadeli bir arz şokuna neden oldu.

ÜRETİM ZORLAŞTI ARZ SIKINTISI BAŞLADI

“Yarı iletkenler” olarak da bilinen çiplerin yıllar geçtikçe daha karmaşık hale gelen tasarımları, üretimini zorlaştırdı ve yaşanan küresel arz sıkıntısının temelini oluşturdu.Yeni fabrikaların kurulmasının uzun zaman aldığı ve milyarlarca dolara mal olduğu çip sektöründe, Kovid-19 salgının etkisiyle aniden artan talep çip tedarikinde sıkıntılara neden oldu.

BEKLENMEDİK TALEBİ KARŞILAMAKTA ZORLUK VAR

Salgın döneminde alınan karantina önlemleri insanları evlere kapatırken, iş, eğitim ve eğlence gibi faaliyetlerin evden yapılmaya başlanmasının da önünü açtı. Bu durum pek çok insanı bilgisayarları, akıllı cihazları, tabletleri, hatta oyun konsollarını daha çok kullanmaya itti. Ayrıca pek çok şirketi, uzaktan çalışma sistemleri geliştirmeye ve bulut altyapısı kurmaya ya da mevcut altyapıları iyileştirmeye zorladı.

TEKNOLOJİK ÜRÜNLERE ARTAN İLGİ

Teknolojik ürünlerin artan kullanımıyla çiplere olan talep artış gösterirken, bu ürünlerin arzı beklenmedik talebi karşılamakta yetersiz kaldı.

Yarı İletken Endüstrisi Birliği (SIA) verilerine göre, küresel yarı iletken satışları 2020’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 6,5 artarak 439 milyar dolara ulaştı. Bölgesel bazda geçen yıl ABD pazarına yapılan yarı iletken satışları yüzde 19,8 artarken, yarı iletkenler için en büyük pazar olan Çin’e satışlar yüzde 5 yükseldi.

KRİZ ÖNCE OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE HİSSEDİLDİ

Çip sektöründe küresel çapta yaşanan arz sıkıntısı, ilk olarak otomotiv sektöründe hissedildi. Deloitte raporuna göre, LCD ekranlardan araç içi sistemlere kadar her şeyi içeren otomotiv elektroniğinin, 2030’e kadar bir otomobilin üretim maliyetinin yüzde 45’ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Bu elektroniklerde kullanılan yarı iletken tabanlı bileşenlerin maliyetinin 2020’de 475 dolara, 2030’da 600 dolara kadar çıkacağı öngörülüyor.

ARAÇ BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ GELİŞTİKÇE İHTİYAÇ ARTIYOR

Araç içi bilgisayar sistemlerinin gelişmesiyle çiplere daha çok ihtiyaç duyulan otomotiv endüstrisinde, salgının satışları olumsuz etkileyeceği endişesiyle çip siparişleri iptal edilmişti. Ancak elektronik firmalarının artan talebi otomotiv firmalarının piyasada çip bulamamasına neden oldu.

Otomobillerde kullanılan çiplerin tedarik zinciri, Kovid-19 salgınında tüketicinin elektronik ürünlere olan talebindeki artıştan olumsuz etkilenirken, otomobil üreticilerini Apple gibi elektronik devleriyle sınırlı çip tedariki için rekabete zorladı. Küresel çip sıkıntısı; Ford, General Motors, Toyota, Volkswagen, Honda, Stellantis ve elektrikli araba üreticisi Nio gibi otomobil üreticilerinin çipler ile mikroçiplerin kullanıldığı bazı parçaları satın almak için mücadele etmelerine, üretimi azaltmalarına veya tesislerini kapatmak zorunda kalmalarına neden oldu.

Dünyanın önde gelen otomobil firmalarının yaşadığı üretim aksaması milyarlarca dolarlık zararın da önünü açtı. Danışmanlık firması AlixPartners, çip arzında yaşanan sıkıntının küresel otomotiv endüstrisinin gelirini 60,6 milyar dolar azaltabileceği tahmininde bulundu.

Türkiye’deki otomotiv üreticileri de olumsuz etkilendi

Otomotiv şirketleri başta olmak üzere dünyada çeşitli şirketlerin üretimini olumsuz etkileyen çip krizi, Türkiye’de üretim yapan otomotiv şirketlerinin üretiminin de aksamasına neden oldu.

Oyak Renault, çip sorunu nedeniyle 15-22 Mart’ta üretimine ara verirken, Tofaş, 18 Mart’ta Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, çiple ilgili yaşanan tedarik sorunu nedeniyle 19 Mart-5 Nisan’da üretimin duracağını duyurdu. Tofaş, söz konusu kararın etkilerinin asgari seviyede tutulması amacıyla üretime ara verilen süre içerisinde üretim tesislerinin bazı periyodik bakım çalışmalarının gerçekleştirileceğini aktararak, üretim dışında kalan operasyonların faaliyetlerine devam edeceğini belirtti.

Oyak Renault ve Tofaş’ın ardından Ford Otomotiv de Kocaeli yerleşkesinde yer alan Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında mikroçip kullanımının yoğun olduğu bazı parçaların yurt dışından tedarikinde yaşanan kısıtlar nedeniyle üretime 3-9 Nisan’da ara verileceğini duyurdu. Ford Otomotiv açıklamasında, “Kamuya açıklanan 2021 yılı üretim ve satış adet tahminlerimizi etkilemesi beklenmeyen söz konusu üretim duruşu süresince bakım ve üretim hatlarının yeni yatırımlara hazırlık amacıyla yeniden düzenlenmesi çalışmaları devam edecektir.” denildi.

ÇİP ENDÜSTRİSİNDE MİLYARLIK YATIRIM

Uzmanlar, otomotiv sektörünü olumsuz etkileyen çip krizinin, şu anki şartların olumlu yönde değişmemesi durumunda akıllı telefon üretimi de dahil olmak üzere çeşitli alanlardaki üretimlerde de aksamalara neden olabileceğini belirtiyor.

Kovid-19 salgınının dünya üzerindeki etkisi devam ederken, çip endüstrisi, krize meydan okuyarak milyarlarca dolarlık yatırımlarla salgın sonrası döneme hazırlanıyor.

ÜLKELER ARASINDA REKABET ALANI

Çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri olarak görülüyor. Pazarda hakimiyet oluşturmak isteyen şirketler ve ülkeler, devasa yatırımlarla çip endüstrisini şekillendirmeye çalışırken, son olarak, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi firmalarından Intel’in 20 milyar dolarlık yatırımla ABD’nin Arizona eyaletinde iki yeni çip fabrikası inşa etmeyi planladığı açıklandı.

ASYA ÜLKELERİNİN ÇİP YATIRIMI

Güney Kore’nin dünyaca ünlü elektronik şirketi Samsung’un, 2030 yılında en büyük çip üreticisi olma hedefiyle 116 milyar dolar bütçe ayırması dikkati çekiyor. Söz konusu hedef kapsamında, Samsung’un Güney Kore’nin kuzeybatı bölgesinde yapımı devam eden dev fabrikasının bu yıl üretime başlaması öngörülüyor. Fabrikada, yeni cep telefonlarının standartlarına uygun çip üretimi yapılması da planlanıyor.

Dünyanın en büyük fason üreticisi Taiwan Semiconductor Manufacturing de (TSMC) Intel gibi Arizona’da 12 milyar dolar değerinde bir fabrika kuruyor. Fabrikanın 2024’te üretime başlaması hedefleniyor.

Çip teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Çin’de ise iki ulusal varlık fonu, ülkenin lider çip üreticisi SMIC’a, Şanghay’daki fabrikasında üretimi artırmak amacıyla toplam 2,25 milyar dolar finansman sağladı. Fabrikanın, gelecekte üretimini 3’e katlaması bekleniyor.

ABD’li politikacılar, dünya çapında çip üreticilerinin Çinli teknoloji devi Huawei ve bağlı ortaklıklarına çip tedarik etmesini zorlaştırırken, Çin de yabancı ülkelere, özellikle ABD’ye bağımlı kalmamak için kendi çip endüstrisini güçlendiriyor.

ÇİN-AMERİKA REKABETİ

Şirketlerin yatırımlarının arkasında ekonomik ve politik hesaplamaların da olması dikkati çekiyor.

Bu doğrultuda, Çin’in küresel tedarik zincirindeki önemini azaltmak isteyen eski ABD Başkanı Donald Trump, yarı iletken ürünlerin üretimini yıllardır Amerika’ya geri getirmeye çalışırken, TSMC’nın Arizona’da kuracağı 12 milyar dolar değerindeki fabrika, bu çalışmanın bir meyvesi olarak görülüyor.

Yarı iletken sektöründeki şirketlerin milyarlarca dolarlık fabrika yatırımlarının arkasındaki bir başka nedenin de otomotiv endüstrisinin ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Çip üreticileri, gelecek birkaç yıl içinde otomotiv sektöründe araç içi elektronik sistemlerle işlerinin büyümesini bekliyor.

Analistler, çip endüstrisinin küresel ekonominin yeniden açılmasıyla yeni siparişlere kendini hazırladığını ve Kovid-19 sonrası yeni dünya düzenini sağlamada yarı iletken çip tasarımcılarına büyük iş düştüğünü ifade ediyor.

PASTADAKİ BÜYÜK PAY ABD’Lİ ŞİRKETLERİN

  • Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Gartner’ın verilerine göre, geçen yıl dünya çapında satış gelirlerinde ilk 10’da yer alan çip üreticilerinin 6’sının ABD merkezli olması dikkati çekiyor.
  • Intel’in 2020’de 70,2 milyar dolarlık satış gelirleriyle ilk sırada yer aldığı kaydediliyor. Intel’i, 56,2 milyar dolar ile Samsung Electronics ve 25,3 milyar dolar ile yine Güney Kore merkezli SK Hynix takip ediyor.
  • Intel’in satışları geçen yıl 2019’a göre yüzde 3,7, Samsung Electronics’in yüzde 7,7 ve SK Hynix’in yüzde 13,3 arttı.
  • Geçen yıl ABD merkezli Micron Technology, Qualcomm ve Broadcom ise sırasıyla 22,09 milyar dolar, 17,9 milyar dolar ve 15,7 milyar dolar gelir sağladı.
  • ABD’li Texas Instruments’ın satış geliri 13,07 milyar dolar ve Tayvan merkezli MediaTek’in geliri 11 milyar dolar olurken, Japonya merkezli KIOXIA 10,2 milyar dolar ve Nvidia 10,09 milyar dolar gelir elde etti.

TÜRKİYE’DE YERLİ ÇİP ÜRETİM ÇALIŞMALARI

Türkiye’de de yerli çip üretimine yönelik çalışmalar bulunuyor. TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nde (BİLGEM) yürütülen “Çakıl Milli İşlemci Projesi” ile silah sistemlerinde kullanılan yabancı menşeli mikro işlemcilerin yerini alabilecek milli bir işlemci geliştiriliyor.

Hızlı, düşük güç tüketen, lisans ve satış hakları Türkiye’ye ait olacak olan Çakıl’ın prototip üretimi tamamlanırken, Çakıl’ın ilk olarak ASELSAN’ın ürünlerinde kullanılmaya başlanması hedefleniyor.

Ayrıca, çip üretimi konusunda Türkiye ve Malezya arasında geçen yıllarda iş birliği anlaşması imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında, Türkiye’deki bazı şirketler, Malezya’daki şirketlerle iş birliği yaparak yerli çip üretimi konusunda çalışmalarını sürdürüyor.

ekonomist

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Artı beş yüz milyon dolar :)

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Bugün bültenimize sevindirici bir haber ile başlayalım. Her ne kadar bültenimizi takip eden kıymetli okurlarımız bu gelişmeleri her gün düzenli bir şekilde takip etse de, TCMB’nin 7 Haziran ile biten haftaya ait açıkladığı verilerine göre brüt döviz ve altın rezervleri 146,2 milyar dolar seviyesine ulaşarak rekor kırdı. Yaklaşık 4,5 yıl aradan sonra, TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervleri ise 0,5 milyar dolar ile artıya geçerek eksi rezerv konusunu da rafa kaldırdı. Eğer vücudun altını kas ise, merkez bankasının da en önemli kasının altın ve dolar rezervleri olduğu ve bunun da yabancı yatırımcı için ne kadar önemli bir parametre olduğunu unutmamak gerekiyor.
  • TCMB’nin swap hâriç net döviz pozisyonu, yerel seçimler dönemini baz alırsak, ya da son 48 iş gününde 74,5 milyar dolar artış gösterdi. TCMB rekor süratte rezerv biriktirmeye devam ederken, yurtiçi yerleşiklerin parite ve kur etkisinden arındırılmamış seriye göre DTH’ları (döviz mevduatları) 1,8 milyar dolar daha gerileyerek 165,5 milyar dolar seviyesine indi. Böylelikle Mart sonu baz alınırsa, 11 haftada DTH cephesinde çözülme 20 milyar doları aştı. BDDK verisine göre, yine 7 Haziran ile biten haftada bir nevi yabancı para enstrümanı olan KKM 26,5 milyar TL daha azalırken, stok rakamın dolar karşılığı 65,2 milyar seviyesine geriledi. Mart sonuna göre KKM cephesinde de azalma 5,4 milyar oldu. Böylelikle YP mevduatın toplam mevduata oranı (KKM dâhil) %51 seviyesine gerileyerek son dört yılın dibine indi!

Resim

  • Yabancı yatırımcının ise hisse senedi portföyü 542 milyar dolar daha azaldı. Son dört haftada yabancı yatırımcının hisse senetlerinden çıkışı 1,3 milyar dolar olurken, borsanın da limoni havasını özetledi. Öte yandan yine 7 Haziran ile biten haftada, yabancının benzer miktarda DİBS de aldığını görüyoruz. Mart sonuna göre bakılırsa yabancının DİBS portföyü 8,1 milyar dolar artış kaydetti!
  • TL ve TL cinsi yatırım araçlarına ilgi artarken, dolarizasyon eğilimi azalırken, TCMB rezerv biriktirmeye devam ederken, USDTRY kuru ise 32,30 seviyesinin hemen altında dün de sakin bir eğilim kaydetti. TL referans faiz dünü %49,40 seviyesinde tamamlayarak son üç haftanın dibine geriledi. TL’nin piyasada yeniden bollaştığını not edelim. Türkiye’nin yabancı indinde risklerini yansıtan 5 yıl vadeli CDS risk primi 260 baz puan etrafında dar ve sakin bir seyir izlemeye devam ederken, “borsada karar günü” başlıklı hafta içi yazımızda da belirttiğimiz üzere, 10bin endeks seviyesinden zıplayan BIST100 endeksi dünkü günü %2,2 yükselişle 10,391 puan seviyesinden tamamladı. 10bin endeks seviyesinin altında olası bir kapanış durumunda zarar kes uygulayarak hisse senetlerinde özellikle de endeksi sürükleyen bankacılık hisselerinde pozisyon artırılabileceğini düşünüyoruz. Dünkü yükelişte ayrıca uzun bayram tatilinin getirdiği takas avantajı ve dün akşam saatlerinde Sn. Bakan Şimşek’in hisse senetlerine yönelik işlem vergisi konusunun ertelendiği yönünde açıklamasının da yer tuttuğunu düşünüyoruz.
  • MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin son günlerde sosyal medya paylaşımları ve açıklamalarıyla ülke siyasetine hareketlilik getirdiğini not etmemiz gerekiyor.
  • Bahçeli, 31 Mart seçimlerinden sonra gündeme gelen normalleşme tartışmalarına değinerek Sinan Ateş davasından bahsetti ve bu davanın Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik bir itibar suikastına dönüştüğünü belirtti. Davanın 1 Temmuz 2024’teki duruşmasında MHP’nin hazır bulunacağını ve Türk yargısı önünde hesaplaşacaklarını söyledi.
  • Bahçeli, açıklamalarının devamında “Cumhur İttifakı dağılıyor mu” sorularını gündeme getirdi. MHP’nin, ülkenin ve milletin çıkarları için her türlü fedakarlığı göze alacağını belirterek, Ak Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın oluşmasının MHP’nin dileği olduğunu ifade etti. Cumhur İttifakı’ndaki sorumluluklarını yerine getireceklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek vereceklerini de ekledi. Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Bahçeli’nin açıklamalarına cevap vererek “Cumhur İttifakı kararlılıkla yoluna devam etmektedir” dedi.
  • Yurtdışı piyasalarda ise Çarşamba günü ABD’de açıklanan ve olumlu anlamda sürpriz yapan TÜFE enflasyonu ardından dün de ÜFE enflasyonunu sürpriz yaptı. Yıllık bazda çekirdek ÜFE artışı %2,3 artış kaydederken (beklenti %2,5) manşet ÜFE artışı da %2,5 beklentinin gerisinde kalarak %2,2 oldu. FED ne kadar laf kalabalığı yapsa da, piyasaların FED’den bu yıl 2 adet faiz indirimi talep etmelerini artık normal karşılıyoruz! ABD’de enflasyon verilerinin piyasaların arzuladığı şekilde açıklanması ve 10 yıllık gösterge ABD tahvil getirisinin %4,25 ile 2,5 ayın en düşük seviyesine gerilemesine rağmen, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler arzuladığımız performansı bir türlü kaydedemedi. Gümüşün ons fiyatı 29 dolar seviyesine kadar gerileyerek bizleri büyük ölçüde şaşırttı. Uzun bir süredir uzun pozisyon taşıdığımız gümüşte haftalık kapanışın peş peşe ikinci haftada da 30 doların altında olmasını zayıflık göstergesi olarak kabul ederek dün pozisyonlarımızdan kârla çıkma kararı aldık. Altın ise hâlen daha 2,300 dolar seviyesindeki desteğinde tutunmaya devam ettiğini not edelim.
  • ABD borsaları geceyi önemli sayılacak bir değişim kaydetmeden tamamlaması ardından bu sabah pasifiği diğer ucunda kararsız bir seyir görüyoruz. Japonya Merkez Bankası’nın bu sabah sonuçlanan olağan faiz toplantısında ultra düşük faiz oranlarını sabit tutmaya devam ettiğini lâkin devasa parasal teşvikten yavaş ama istikrarlı bir şekilde geri çekilerek büyük tahvil alımlarını azaltmaya başlamaya karar verdiğini görüyoruz. Yaralı aslan JPY, dolar başına 158 seviyesine yükselerek son altı haftanın en değersiz seviyesini test etti. Değersiz YEN’den destek alan gösterge endeks Tokyo borsası %0,7 yükselirken, diğer bölge borsalarında hafif de olsa kırmızılar gözümüze çarpıyor.
  • Piyasaların gündemi bugün çok da karışık görünmüyor. Küresel bazda çok sayıda merkez bankacının konuşması takip edilecek. Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi ön plana çıkıyor. Gözler ısınan siyasete çevrilirken, genel hatları ile piyasaların olumlu seyrini korumasını bekliyoruz. Herkese iyi bayramları dilerim.

*Menkul Kıymet İstatistikleri

Yabancının devlet tahvili âşkı devam ederken, hisse senetlerine yönelik küskünlüğü de son dört haftadır devam ediyor.

1718341011fab020b702c75482a08c6a305997ca1a_1_1200.jpg

*KKM

Dolarizasyonun önemli bir göstergesi olan KKM ve DTH’ın toplam mevduata oranı %51’e gerileyerek 4 yılın en düşük seviyesini gördü.

171834101249c6aac93ea30e733ebb9e4cbf31f876_2_1200.jpg

*DTH

TL’ye yönelik iştah devam ederken, DTH cephesinde çözülme devam ediyor: son 11 haftada 20 milyar doları aştı.

171834101244b5131c2b16fa7bdb1cde40ba6c0117_3_1200.jpg

*TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

Tüm zamanların zirvesinde!

17183410131d76620998558e599c67018bd0ce2d6b_4_1200.jpg

*TCMB Net Döviz Rezervleri

Swap ve kamu dövizleri hâriç, TCMB’nin net rezervleri 4,5 yıl aradan sonra 0,5 milyar dolar seviyesine yükselerek artıya geçti.

1718341014f47259b54cbd6cf3c622dee13e507d8f_5_1200.jpg

*Yurtiçi bankalar ile yapılan swap işlemleri

TCMB rezerv biriktirdikçe, yurtiçi bankalar ile yapmış olduğu swap işlemlerini de azaltmaya devam ediyor.

1718341014e8c4e80624961dfd911f65ccdcee210d_6_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

EKONOMİ

Dr. Mahfi Eğilmez; “3 türlü ülke var; ‘Gelişmiş, gelişmekte olan, Arjantin ve Türkiye’”

– “Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bilimden kopmadan kendi şartlarımıza uygun bir maliye politikası belirlemek mümkün.”
– “Türkiye’nin birçok sorunu var. En kolay çözülebilecek olanı ekonomidir. Türkiye girdiği hiçbir krizden 1 seneden fazla kalmadan çıkıyor. Ama asıl sorun ekonomi değil.”
– “Siyasetin karışmadığı bütün teknik konularda başarı var. Batılıların keşfettiği en ciddi olay bu. Siyaset ile ekonomi ayrılmalı.”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ziya Müezzinoğlu anısına düzenlenen “Cumhuriyetin Maliye ve İktisat Politikaları” panelinde 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin ekonomi politikalarını tek tek ele aldı. Panelin konuşmacılarından Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez son yıllarda yaşanılan ekonomik krizin çözümü ile ilgili verdiği cevapta “Yapısal reform deyip duruyoruz, en büyük yapısal reform zaten Atatürk zamanındaydı. Ama biz bunları bozduk. Tekrar başa dönüp onları yapmak zorundayız” dedi.

Altınbaş Üniversitesi ve Türkiye Ekonomik ve Mali Araştırmalar Vakfı (TEMAR) tarafından Eski Maliye Bakanı Ziya Müezzinoğlu anısına “Cumhuriyetin Maliye ve İktisat Politikaları” paneli düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde uygulanan maliye ve iktisat politikaları, konuşmacı olarak katılım sağlayan Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez ve Emekli Büyükelçi Uluç Özülker tarafından ele alındı. Moderatörlüğünü Vakıf Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hasan Eken’in yaptığı etkinliğe ayrıca Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, TEMAR Vakfı Onursal Başkanı ve Hazine E. Müsteşarı Tevfik Altınok, yönetim kurulu üyeleri ve akademisyenler katılım sağladı.

Osmanlı Devletinden bu zamana kadar olan süreçte ekonomik anlamda Türkiye’nin nasıl ve hangi politikaları izlediğine dair ünlü ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez panelde önemli detaylar paylaştı. 100 yıllık bir tarihte ekonomik düzeyde başarılara imza atılsa da bu başarıların maalesef sürdürülemediğini söyleyen Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eğilmez Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk’ün önemli başarılara imza attığını hatırlattı. Eğilmez sözlerine şöyle devam etti:

“Sanayisi olmayan, tarımda ilkel bir ülke devraldık. Kısacık zamanda 46 büyük yatırımla fabrikalar yapıldı”

“Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğunda Osmanlı’dan nasıl aldığımıza bakmamız lazım. 1923 yılında Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılatı 577 milyon dolar. Kişi başı gelir ise 45 dolar. Bugün geldiğimiz yerde 1,1 trilyon dolardayız, kişi başı gelir de 13 bin dolar. Dış ticaretimiz, ihracatımız 51 milyon dolardı, bugün 250- 300 milyar dolar, ithalat 87 milyon dolardı, bugün yine 300 milyar dolar. Dış ticaret açığımız 37 milyon dolar. Kapitülasyonlar kaldırılmıştı ama Lozan anlaşmasına göre Osmanlı’dan gelen ithalat rejimini 5 yıl süre ile devam ettirmek zorunda idik. Bunların kalkması 1929’u buldu. O yüzden Türkiye dış ticaret açığı verdi. Sonra 1929’da Türkiye kendine uygun politikalar izlemeye başladı ve dış ticaret açığı da ortadan kalktı. Osmanlı’dan gelen nüfusun sadece yüzde 5’i okuma yazma biliyordu. Sanayi hiç yok, sanayi devrimini yakalayamamışız. Tarımda son derece ilkel yöntemlerimiz var. Biz böyle bir ülke devraldık. Atatürk döneminde yapılan fabrikalara bakıldığında 46 tane büyük yatırım var. Bu kısacık zamanda inanılmaz bir atılım.”

“2005 senesinde zenginleştik ve Hollanda sendromuna girdik”

2005 yılının Türkiye’nin ekonomik anlamda bir dönüm noktası olduğunu, AB tam üyelik görüşmelerinden sonra yabancı sermayelerin geldiğini ve ülkenin “Hollanda Sendromu” yaşadığını hatırlatan Eğilmez, “Ben Cumhuriyet Dönemini ikiye ayırıyorum, başarılı bir dönemimiz var, Atatürk dönemi. Sonraki dönemlerde ara ara başarılar var ama sürdürülememiş. 2005 yılı ise Türkiye için dönüm noktasıdır; AB tam üyelik müzakerelerine karşılıklı olarak girmişti. 2006 yılında Türkiye’ye sadece 1 yılda 22 milyar dolar yabancı sermaye aldı. 1925 ile 2005 yılları arasında Türkiye’ye gelen toplam yabancı sermaye 15 milyar dolardır. 2005 ile 2010 arasında toplamda da 72 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye gelmişti ve Türkiye Hollanda sendromu yaşadı. Bol döviz girdisi oldu. Kendimizi zengin hissettik bol paralar harcadık. Ama bu zenginliğimizi iyi değerlendiremedik. Yüksek teknolojili sanayiye yatırım yapmadık. Bu arada Türkiye sıkı para politikası izledi, enflasyonu kontrol altına aldı, kur sabitlendi ve biz o sırada cari açık verdik. Bu da geleceğe dair inanılmaz sorunlara yol açtı. Bu dönemin kur politikası dalgalı kur politikası idi, kur serbestti ve çok az müdahale ediliyordu kura, 2013 sonrasında işler değişti. Piyasa ekonomisinden adım adım uzaklaşma başladı. Türkiye, AB ile sıkı ilişkini kaybetti, politika belirsizlikleri ortaya çıkmaya başladı. Dalgalı kurda devalüasyon yaptık mesela. Serbest piyasada faiz belirledik. Özellikle 2018’den sonra başkanlık sisteminden sonra ekonomi politikasını kaybettik” dedi.

“3 türlü ülke var, gelişmiş, gelişmekte olan ve ‘Arjantin ve Türkiye’”

Ekonomik krizden çıkmak için her ülkenin kendi özelinde değerlendirme yapmasını, başka ülkelerin uyguladığı politikaların bir diğer ülkede aynı sonucu vermeyeceğini ama hangi politika izlenirse izlensin bilimden kopulmaması gerektiğinin önemle altını çizen Eğilmez ayrıca Türkiye-Kore kıyaslamasını da katılımcılarla paylaştı. 1980’li yıllarda Türkiye’nin Kore’den daha iyi şartlara sahip olmasına rağmen son yıllarda özellikle doğru teşvik yönteminin ve eğitimin Kore’yi kalkındırdığını söyleyen Eğilmez, “1980’lerde Türkiye ve Kore kıyaslaması çok konuşulur. 1980’lerde Kore’nin kişi başı geliri 1950 dolar, Türkiye 2050 dolar idi. Bugün Kore 37 bin dolar, Türkiye ise 13 bin dolarda. Kore ile kıyasladığımızda çok ciddi bir başarısızlık var. Kore teşvik sistemini olağanüstü doğru kullanmış durumda. Mesela marka seçmiş ve bu markaları dünya markası haline getirmiş. Biz de önümüze gelene, büyümesine bakmadan herkese tanıdık diye teşvik vermişiz. 250 yıldır tekstil sektöründe olup da marka yaratamamış tek ülke Türkiye’dir. Biz niye Kore kadar başarılı olamadık sorusunun bir diğer yanıtı da eğitim sistemidir. Ülkemizde hiçbir zaman doğru değildi ama gittikçe daha da kötü olmaya başladı. Kore’de çocuklar 12 saat okulda. Bu 12 saat sadece ders yok tabi çocuklar orada hobi, yetenek ediniyorlar. Okullarda hademe yok, temizliklerini de kendileri yapıyorlar ve sorumluluk bilinci artıyor. Diğer bir can sıkıcı konu ise Balkanlar… Düne kadar komünizm altında olan ve ilerleyemediğini düşündüğümüz Balkanlar inanılmaz bir gelişim sağlıyor. Bugün Romanya ve Bulgaristan’da kişi başı gelir 17 milyon dolar. Bizde 13 milyon dolar. En kötüsünü de en sona sakladık; bana hep sorarlar ‘Arjantin gibi olur muyuz’ diye ama maalesef Arjantin bizden iyi. Bir ekonomist ‘3 tür ülke vardır’ diyor; “gelişmiş, gelişmekte olan ve Arjantin.” Ben oraya Türkiye’yi de ekledim. Yani gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve ‘Arjantin ve Türkiye’. Bu iki ülkenin inanılmaz bir potansiyeli olmasına rağmen siyaset işin içine girince maalesef bu duruma gelindi. Biz de doğru adımlar atamadığımız için bir türlü ilerleyemiyoruz” şeklinde konuştu.

“Siyaset ve ekonomi ayrılmalı”

Türkiye’nin her krizden 1 yıl içinde çıktığını asıl sorunun ekonomik sorun olmadığının altını çizen Eğilmez güven kaybının daha büyük sorun olduğuna değindi. Ekonominin artık siyasetten uzaklaşması gerektiğini de hatırlatan Eğilmez sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bizim Türkiye olarak çok sorunumuz var. Ama en kolay çözülebilecek olanı ekonomik sorundur. 50 -60 milyar dolarla büyük oranda çözersiniz. Türkiye girdiği hiçbir krizden 1 seneden fazla kalmıyor, çıkıyor. Ama artık eskiden yaşadığımız ekonomik kriz ile bugün yaşadığımız ekonomik sorun arasındaki en büyük sorun güven kaybı. Birbirimize olan güveni kaybettik, demokrasimizi kaybettik… Yapısal reform deyip duruyoruz, en büyük yapısal reform zaten Atatürk zamanındaydı. Ama biz bunları bozduk. Bunları boza boza bugüne geldik, tekrar onları yapmak zorundayız. Basa döneceğiz, hukuku tekrar restore edeceğiz. Bugünlere gelirken bizler de seyrettik, mesela; Cumhuriyet burjuvazi üzerine düşeni yapmamıştır. Tarikatlar Türkiye’de yurtlar kurdu, bütün çocukları ele geçirdi. Cumhuriyet burjuvazi yurtlar açamadı. Her şehirde 10 tane yurt yapamaz mıydı? O çocukları bedava okutamaz mıydı? Tarikatlar yaptı işte. Hep beraber seyrettik. Çocuklara bu dünya yalan dediğinizde çocukların dünya ile bağını koparıyorsunuz. Nüfusun yüzde 50’sini böyle kaybettik.”

“Siyasetin karışmadığı konularda başarılı, karıştığı konularda başarısız oluyoruz”

“Siyasetin karışmadığı bütün teknik konularda başarı var. Karıştığı bütün teknik konuları da mahvetmiştir. Batılıların keşfettiği en ciddi olay bu. Mesela; enflasyonla mücadele. Bu talimatı merkez bankası veriyor çekiliyor, nasıl mücadele edileceğini teknisyenler karar veriyor. Bizde öyle değil. Böyle olunca da olay yanlış ilerliyor. Mesela futbolla voleybola bakın, futbolda siyaset olduğu için ne durumdayız voleybolda siyaset olmadığı için ne kadar başarılıyız. Bizim en ciddi sorunlarımızdan biri; siyaset her işin içinde. Ayrıca çok fazla konunun içinde nerede olduğumuz da belli değil.”

Okumaya devam et

EKONOMİ

Geniş tanımlı işsizlikte tarihi zirve: 10 milyon 712 bin!

DİSK-AR İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu (Haziran 2024) yayımlandı!
1- Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 27,2!
2- Geniş tanımlı işsiz sayısı pandemi döneminin üzerinde!
3- Zamana bağlı eksik istihdam bir yılda 1,6, bir ayda 1,3 milyon kişi arttı!
4- 40 saatin altında çalışanların yüzde 50’si daha fazla çalışmak istediğini ifade ediyor!
5- Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 33,7!

Yayınlanma:

|

TÜİK’in Nisan 2024 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçları 10 Haziran 2024’te yayımlandı. Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,5 mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı (âtıl işgücü) ise yüzde 27,2 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’e göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde dar tanımlı işsiz sayısı (mevsim etkisinden arındırılmış) 2024 Nisan ayında 3 milyon 42 bin oldu.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Nisan 2024’te 10 milyon 712 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre pandemi öncesinde, 2019 Nisan’da yüzde 13,8 olan dar tanımlı işsizlik Nisan 2024’te yüzde 8,5 olarak gerçekleşti. Ancak aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 19’dan yüzde 27,2’ye yükseldi. Son 1 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 204 bin artarak 9,1 milyondan 10,7 milyona yükseldi. Covid-19 salgını sonrası geniş tanımlı işsizlik oranı 8,2 puan, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 4 milyon 218 bin kişi arttı.

TÜİK tarafından yayımlanan HİA verilerine göre Nisan 2024’te geniş tanımlı işsizlikte (âtıl işgücü) artış devam etti. Geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 1 milyon 631 bin, son 10 yılda (2014-2024 arası) ise 5 milyon 385 bin kişi arttı.Böylece son 10 yılda geniş tanımlı işsiz sayısı 3,3 katına çıktı.

Potansiyel işgücü sayısı son bir yılda 548 bin kişi artarak 3,1 milyondan 3,7 milyona yükseldi. Potansiyel işgücündeki artış on yıllık dönemde 1 milyon 637 bin kişi oldu. Zamana bağlı eksik istihdam kapsamındaki artış ise çok daha çarpıcı oldu. Haftalık 40 saatten daha az çalışan ve imkanı olması durumunda daha çok çalışmayı isteyenleri kapsayan zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son bir yılda 2,4 milyondan 4 milyona yükselerek 1 milyon 567 bin kişi arttı. Zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısı son on yılda ise 3 milyon 286 bin kişi arttı.

Resim

2024 Nisan’da zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısının 3 milyon 983 bin olduğu düşünüldüğünde 40 saatten daha az çalışanların yüzde 49,5’i daha fazla çalışmak istediğini beyan etmiştir. 40 saatten daha az çalışanların yarısının daha fazla çalışmak istediğini beyan etmesinin ve zamana bağlı eksik istihdamdaki bu artışın sebebi yüksek enflasyon ile geçim zorluğu yaşayanların çalışma süresini artırarak daha fazla ücret elde etmek istemeleri olabilir.

Rapordan diğer bulgular şöyle:

  • Nisan 2024’te mevsim etkisinden arındırılmış HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 33,7 ile geniş tanımlı kadın işsizliği olmaya devam ediyor.
  • Resmi işsizlerin yaklaşık yüzde 90’ı işsizlik ödeneği alamıyor!
  • Geniş ve dar tanımlı işsizlik farkı en yüksek düzeyinde: 18,7 puan!

Rapora erişmek için tıklayınız.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.