Connect with us

EKONOMİ

Çip krizi nedir? Nasıl başladı, ne anlama geliyor?

ABD Başkanı Joe Biden çip arzında yaşanan sıkıntıyı görüşmek üzere dün yarı iletken, otomobil ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren 19 şirketin üst yöneticileriyle bir araya geldi. Geçen yıl dünya çapında satış gelirlerinde ilk 10’da yer alan çip üreticilerinin 6’sı ABD merkezli. Beyaz Saray ise çip krizini ‘ulusal güvenlik sorunu’ olarak gördüğünü duyurdu. Son olarak Mitsubishi’nin motor ve fren sistemlerinde kullanılan çip tedariki problemi sebebiyle Japonya’da iki, Tayland’da bir fabrikasında seri üretimi düşüreceği haberleri basına yansıdı. 60 yıl önce icat edilen çip teknolojinin gelişmesiyle birlikte geniş bir kullanım alanına sahip, gün geçtikçe küresel rekabet için önemli bir aktör haline geliyor. Peki, otomotiv sektöründe başlayarak diğer sektörlere de yansıyan küresel çip krizi nedir? Çip krizi nasıl başladı, ne anlama geliyor? Çip ne işe yarıyor, nerelerde kullanılıyor? Yakından bakalım…

Yayınlanma:

|

ÇİP KRİZİ NEDİR?

Öncelikle küresel çip krizi nedir? Çip krizi, çip üreticilerinin, salgın sürecinde talebin arttığı akıllı telefon ve elektronik ürünlere öncelik vermesiyle otomotivde başlayan çip tedarikine ilişkin bir sorun ve giderek büyüyor.

AA’nın 31 Mart’ta yayınladığı analize göre üretimde aksamalara neden olarak milyarlarca dolarlık zarara yol açması bekleniyor. İşte AA’daki çip krizi analizi:

ÇİP KRİZİ NASIL BAŞLADI?

Sağlık için giyilebilir elektronikten araç içi elektronik sistemlere kadar teknolojinin her alanında büyük öneme sahip olan çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri haline dönüşürken, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisiyle otomotiv sektöründen başlayarak küresel bir “dar boğazın” başrolünü aldı. Tedarik zincirinde aksamalara neden olan ve ekonomik tahminleri boşa çıkaran Kovid-19 salgını, akıllı telefonlardan bilgisayarlara, askeri ekipmanlardan otomobillere kadar birçok teknolojik ürünün üretiminde kullanılan çiplerin arzında da küresel bir “kıtlığı” beraberinde getirdi.

ÇİP NERELERDE KULLANILIYOR?

60 yıl önce icat edilen çip, bilgisayarlardan otomobile günümüz modern cihazlarının en önemli ve en pahalı bileşenine dönüşürken, salgın sırasında akıllı telefonlar ve elektronik ürünlere yönelik talebin beklenmedik şekilde artmasıyla benzeri görülmemiş bir küresel kıtlığı tetikleyen kısa vadeli bir arz şokuna neden oldu.

ÜRETİM ZORLAŞTI ARZ SIKINTISI BAŞLADI

“Yarı iletkenler” olarak da bilinen çiplerin yıllar geçtikçe daha karmaşık hale gelen tasarımları, üretimini zorlaştırdı ve yaşanan küresel arz sıkıntısının temelini oluşturdu.Yeni fabrikaların kurulmasının uzun zaman aldığı ve milyarlarca dolara mal olduğu çip sektöründe, Kovid-19 salgının etkisiyle aniden artan talep çip tedarikinde sıkıntılara neden oldu.

BEKLENMEDİK TALEBİ KARŞILAMAKTA ZORLUK VAR

Salgın döneminde alınan karantina önlemleri insanları evlere kapatırken, iş, eğitim ve eğlence gibi faaliyetlerin evden yapılmaya başlanmasının da önünü açtı. Bu durum pek çok insanı bilgisayarları, akıllı cihazları, tabletleri, hatta oyun konsollarını daha çok kullanmaya itti. Ayrıca pek çok şirketi, uzaktan çalışma sistemleri geliştirmeye ve bulut altyapısı kurmaya ya da mevcut altyapıları iyileştirmeye zorladı.

TEKNOLOJİK ÜRÜNLERE ARTAN İLGİ

Teknolojik ürünlerin artan kullanımıyla çiplere olan talep artış gösterirken, bu ürünlerin arzı beklenmedik talebi karşılamakta yetersiz kaldı.

Yarı İletken Endüstrisi Birliği (SIA) verilerine göre, küresel yarı iletken satışları 2020’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 6,5 artarak 439 milyar dolara ulaştı. Bölgesel bazda geçen yıl ABD pazarına yapılan yarı iletken satışları yüzde 19,8 artarken, yarı iletkenler için en büyük pazar olan Çin’e satışlar yüzde 5 yükseldi.

KRİZ ÖNCE OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE HİSSEDİLDİ

Çip sektöründe küresel çapta yaşanan arz sıkıntısı, ilk olarak otomotiv sektöründe hissedildi. Deloitte raporuna göre, LCD ekranlardan araç içi sistemlere kadar her şeyi içeren otomotiv elektroniğinin, 2030’e kadar bir otomobilin üretim maliyetinin yüzde 45’ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Bu elektroniklerde kullanılan yarı iletken tabanlı bileşenlerin maliyetinin 2020’de 475 dolara, 2030’da 600 dolara kadar çıkacağı öngörülüyor.

ARAÇ BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ GELİŞTİKÇE İHTİYAÇ ARTIYOR

Araç içi bilgisayar sistemlerinin gelişmesiyle çiplere daha çok ihtiyaç duyulan otomotiv endüstrisinde, salgının satışları olumsuz etkileyeceği endişesiyle çip siparişleri iptal edilmişti. Ancak elektronik firmalarının artan talebi otomotiv firmalarının piyasada çip bulamamasına neden oldu.

Otomobillerde kullanılan çiplerin tedarik zinciri, Kovid-19 salgınında tüketicinin elektronik ürünlere olan talebindeki artıştan olumsuz etkilenirken, otomobil üreticilerini Apple gibi elektronik devleriyle sınırlı çip tedariki için rekabete zorladı. Küresel çip sıkıntısı; Ford, General Motors, Toyota, Volkswagen, Honda, Stellantis ve elektrikli araba üreticisi Nio gibi otomobil üreticilerinin çipler ile mikroçiplerin kullanıldığı bazı parçaları satın almak için mücadele etmelerine, üretimi azaltmalarına veya tesislerini kapatmak zorunda kalmalarına neden oldu.

Dünyanın önde gelen otomobil firmalarının yaşadığı üretim aksaması milyarlarca dolarlık zararın da önünü açtı. Danışmanlık firması AlixPartners, çip arzında yaşanan sıkıntının küresel otomotiv endüstrisinin gelirini 60,6 milyar dolar azaltabileceği tahmininde bulundu.

Türkiye’deki otomotiv üreticileri de olumsuz etkilendi

Otomotiv şirketleri başta olmak üzere dünyada çeşitli şirketlerin üretimini olumsuz etkileyen çip krizi, Türkiye’de üretim yapan otomotiv şirketlerinin üretiminin de aksamasına neden oldu.

Oyak Renault, çip sorunu nedeniyle 15-22 Mart’ta üretimine ara verirken, Tofaş, 18 Mart’ta Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, çiple ilgili yaşanan tedarik sorunu nedeniyle 19 Mart-5 Nisan’da üretimin duracağını duyurdu. Tofaş, söz konusu kararın etkilerinin asgari seviyede tutulması amacıyla üretime ara verilen süre içerisinde üretim tesislerinin bazı periyodik bakım çalışmalarının gerçekleştirileceğini aktararak, üretim dışında kalan operasyonların faaliyetlerine devam edeceğini belirtti.

Oyak Renault ve Tofaş’ın ardından Ford Otomotiv de Kocaeli yerleşkesinde yer alan Gölcük ve Yeniköy fabrikalarında mikroçip kullanımının yoğun olduğu bazı parçaların yurt dışından tedarikinde yaşanan kısıtlar nedeniyle üretime 3-9 Nisan’da ara verileceğini duyurdu. Ford Otomotiv açıklamasında, “Kamuya açıklanan 2021 yılı üretim ve satış adet tahminlerimizi etkilemesi beklenmeyen söz konusu üretim duruşu süresince bakım ve üretim hatlarının yeni yatırımlara hazırlık amacıyla yeniden düzenlenmesi çalışmaları devam edecektir.” denildi.

ÇİP ENDÜSTRİSİNDE MİLYARLIK YATIRIM

Uzmanlar, otomotiv sektörünü olumsuz etkileyen çip krizinin, şu anki şartların olumlu yönde değişmemesi durumunda akıllı telefon üretimi de dahil olmak üzere çeşitli alanlardaki üretimlerde de aksamalara neden olabileceğini belirtiyor.

Kovid-19 salgınının dünya üzerindeki etkisi devam ederken, çip endüstrisi, krize meydan okuyarak milyarlarca dolarlık yatırımlarla salgın sonrası döneme hazırlanıyor.

ÜLKELER ARASINDA REKABET ALANI

Çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri olarak görülüyor. Pazarda hakimiyet oluşturmak isteyen şirketler ve ülkeler, devasa yatırımlarla çip endüstrisini şekillendirmeye çalışırken, son olarak, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi firmalarından Intel’in 20 milyar dolarlık yatırımla ABD’nin Arizona eyaletinde iki yeni çip fabrikası inşa etmeyi planladığı açıklandı.

ASYA ÜLKELERİNİN ÇİP YATIRIMI

Güney Kore’nin dünyaca ünlü elektronik şirketi Samsung’un, 2030 yılında en büyük çip üreticisi olma hedefiyle 116 milyar dolar bütçe ayırması dikkati çekiyor. Söz konusu hedef kapsamında, Samsung’un Güney Kore’nin kuzeybatı bölgesinde yapımı devam eden dev fabrikasının bu yıl üretime başlaması öngörülüyor. Fabrikada, yeni cep telefonlarının standartlarına uygun çip üretimi yapılması da planlanıyor.

Dünyanın en büyük fason üreticisi Taiwan Semiconductor Manufacturing de (TSMC) Intel gibi Arizona’da 12 milyar dolar değerinde bir fabrika kuruyor. Fabrikanın 2024’te üretime başlaması hedefleniyor.

Çip teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Çin’de ise iki ulusal varlık fonu, ülkenin lider çip üreticisi SMIC’a, Şanghay’daki fabrikasında üretimi artırmak amacıyla toplam 2,25 milyar dolar finansman sağladı. Fabrikanın, gelecekte üretimini 3’e katlaması bekleniyor.

ABD’li politikacılar, dünya çapında çip üreticilerinin Çinli teknoloji devi Huawei ve bağlı ortaklıklarına çip tedarik etmesini zorlaştırırken, Çin de yabancı ülkelere, özellikle ABD’ye bağımlı kalmamak için kendi çip endüstrisini güçlendiriyor.

ÇİN-AMERİKA REKABETİ

Şirketlerin yatırımlarının arkasında ekonomik ve politik hesaplamaların da olması dikkati çekiyor.

Bu doğrultuda, Çin’in küresel tedarik zincirindeki önemini azaltmak isteyen eski ABD Başkanı Donald Trump, yarı iletken ürünlerin üretimini yıllardır Amerika’ya geri getirmeye çalışırken, TSMC’nın Arizona’da kuracağı 12 milyar dolar değerindeki fabrika, bu çalışmanın bir meyvesi olarak görülüyor.

Yarı iletken sektöründeki şirketlerin milyarlarca dolarlık fabrika yatırımlarının arkasındaki bir başka nedenin de otomotiv endüstrisinin ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Çip üreticileri, gelecek birkaç yıl içinde otomotiv sektöründe araç içi elektronik sistemlerle işlerinin büyümesini bekliyor.

Analistler, çip endüstrisinin küresel ekonominin yeniden açılmasıyla yeni siparişlere kendini hazırladığını ve Kovid-19 sonrası yeni dünya düzenini sağlamada yarı iletken çip tasarımcılarına büyük iş düştüğünü ifade ediyor.

PASTADAKİ BÜYÜK PAY ABD’Lİ ŞİRKETLERİN

  • Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Gartner’ın verilerine göre, geçen yıl dünya çapında satış gelirlerinde ilk 10’da yer alan çip üreticilerinin 6’sının ABD merkezli olması dikkati çekiyor.
  • Intel’in 2020’de 70,2 milyar dolarlık satış gelirleriyle ilk sırada yer aldığı kaydediliyor. Intel’i, 56,2 milyar dolar ile Samsung Electronics ve 25,3 milyar dolar ile yine Güney Kore merkezli SK Hynix takip ediyor.
  • Intel’in satışları geçen yıl 2019’a göre yüzde 3,7, Samsung Electronics’in yüzde 7,7 ve SK Hynix’in yüzde 13,3 arttı.
  • Geçen yıl ABD merkezli Micron Technology, Qualcomm ve Broadcom ise sırasıyla 22,09 milyar dolar, 17,9 milyar dolar ve 15,7 milyar dolar gelir sağladı.
  • ABD’li Texas Instruments’ın satış geliri 13,07 milyar dolar ve Tayvan merkezli MediaTek’in geliri 11 milyar dolar olurken, Japonya merkezli KIOXIA 10,2 milyar dolar ve Nvidia 10,09 milyar dolar gelir elde etti.

TÜRKİYE’DE YERLİ ÇİP ÜRETİM ÇALIŞMALARI

Türkiye’de de yerli çip üretimine yönelik çalışmalar bulunuyor. TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nde (BİLGEM) yürütülen “Çakıl Milli İşlemci Projesi” ile silah sistemlerinde kullanılan yabancı menşeli mikro işlemcilerin yerini alabilecek milli bir işlemci geliştiriliyor.

Hızlı, düşük güç tüketen, lisans ve satış hakları Türkiye’ye ait olacak olan Çakıl’ın prototip üretimi tamamlanırken, Çakıl’ın ilk olarak ASELSAN’ın ürünlerinde kullanılmaya başlanması hedefleniyor.

Ayrıca, çip üretimi konusunda Türkiye ve Malezya arasında geçen yıllarda iş birliği anlaşması imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında, Türkiye’deki bazı şirketler, Malezya’daki şirketlerle iş birliği yaparak yerli çip üretimi konusunda çalışmalarını sürdürüyor.

ekonomist

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TL 2 ayda reel olarak değerlendi. TCMB rezervlerinde erime ise dikkat çekiyor!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Şubat ayını da bitirdik. Zaman su gibi akıp geçiyor. Dün küresel mali piyasalar ABD’de açıklanan FED’in favori enflasyon göstergesi PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları) verisini takip etti. PCE, beklentilere paralel yıllık bazda %2,8 artış kaydederek Nisan 2021’den bu yana (neredeyse son 3 yılın) en düşük düzeyinde geldi.

Her ne kadar ABD’de enflasyon soğumaya devam etse de, FED politika yapıcılarının, enflasyonu %2 olan hedefe doğru kalıcı bir şekilde geleceğine yönelik endişe taşımaya devam etmeleri ile piyasalarda var olan faiz indirim beklentilerini de kırıldı. Hatırlanacağı üzere, yılbaşında, piyasalar, FED’in faiz indirimlerine Mart ayında başlamasını beklerken, son dönemde gelen güçlü verilerin ABD ekonomisinin güçlü olduğunu işaret etmesi sonrasında faiz indirim beklentisi de yaz aylarına ertelenirken, yılbaşında toplam 150 baz puan seviyesine yükselen 2024 yılına yönelik faiz indirim fiyatlaması da yerini bu sabah itibariyle 82 baz puan seviyesine terk etti.

ABD borsaları, FED’in bundan sonra faiz görünümüne ya da yol haritasına ışık tutacak önemde PCE verisi sonrasında dün akşam yükselişle tamamlarken, düşüşte de olduğu gibi yükselişte de teknoloji hisselerinin lokomotif görevi üstlendi. Bu bağlamda, AI rallisinin küçümsenmemesi gerektiğini, şayet Nvidia’nın yazmaya başladığı ‘değişimin’ fabrika ve üretim bandında da monte edilebilmesi durumunda verimliliğin de artırabileceğini düşünüyoruz.

Piyasalara yön teşkil eden ABD’nin 10 yıllık tahvil faiz getirisinin son dönemlerde sıkıştığı %4,25 – 4,30 bandının altında PCE verisi sonrası hafif de olsa sarkması ardından faiz getirisi olmaya altının ons fiyatı bu sabah 2,050 dolar seviyesine yaklaştı. Altın her ne kadar arzuladığımız performansı henüz sergileyemiyor olsa da, düşmemek için de elinden gelenin fazlasını yaptığını not edelim. Teknik bir bakış açısıyla, son 3 ayı (haftalık kapanış) altın 2,011 dolar seviyesinin üzerinde tutunarak tamamladı. Yukarıda üç kez test edilen 2,070 dolar seviyesinin üzerinde haftalık bir kapanış görmeden henüz iddiali bir görüş belirtme arzusunda değiliz. Direnişin parası bitcoin ise 3 yılı aşkın bir sürenin en büyük aylık kazancına imza atması ardından 62bin dolar seviyelerinde yatay bir seyir izlerken, gözünü tüm zamanların zirvesine ($69bin) diktiğini düşünmeye devam ediyoruz.

Türkiye cephesinde ise, son günlerde hâkim olan ‘limoni’ hava dün yerini toparlanmaya terk etti. Elbette, piyasa dediğimizde sadece hisse senetlerini konuşuyoruz. BİST100 endeksi günü %1,5 yükselişle tamamlarken, bu sabah USDTRY kuru, Pazartesi valörlü işlemlerde, fonlama farkını da düşünürsek 31,30 seviyesine yükseldi. Yılın ilk 2 ayını tamamlamamız nedeniyle küçük bir analiz de yapalım: USDTRY kurunda artışını yaklaşık %6 olduğunu, açıklanacak Şubat ayı enflasyonu ile birlikte 2 ayda yaklaşık fiyatların genel düzeyinde %10 artış göreceğimizi düşünüyoruz. Bu ne demek? TL’de reel anlamda değerlenme oldu! Tekrar etmek gerekirse, kurun her gün bebek adımları ile yükselmeye devam edeceğini, otoritenin enflasyonla mücadele kapsamında TL’nin reel olarak değerlenmesine izin vereceğini, bunu yapacak gücü de olduğunu, sene sonu kur beklentimizin ise hâlen daha 40 seviyesinde olduğunu bir kez daha not etmek isteriz. Seçim sonrası kurda sert bir yükseliş olmayacağını bir kez daha belirtelim!

Dün açıklanan TÜİK verisine göre, Türkiye ekonomisi 2023 yılında %4,5 oranında büyüdü. Dolar bazında GSYH büyüklüğü 1,12 trilyon dolar olurken kişi başı milli gelir ise 13,110 dolar oldu. Veri bayat bir veri, nihayetinde 2023 yılının son çeyreğini anlatıyor. İçinde bulunduğumuz çeyreğe yönelik açıklanacak veride ekonomide büyümenin ivme kaybettiğini -programın işaret ettiği üzere- göreceğiz. Gelir dağılımındaki kesin bozulmayı da göz ardı etmemek gerekiyor.

Her hafta Perşembe günü TCMB ve BDDK’nın açıkladığı haftalık raporları önemle takip ediyoruz. Ne demiştik, ölçemezsen bilemezsin, bilmezsen de yönetemezsin! Bu bağlamda, 23 Şubat ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 2,5 milyar dolar daha gerileyerek 131,7 milyar dolar seviyesine geldi. Toplam rezervler, Aralık 2023 ayının 3. haftasında 145,5 milyar dolar seviyesine iyileşmişti. Öte yandan, emanet dövizler (swap) ve kamu mevduatını da dışarı bırakırsak, TCMB’nin net döviz pozisyonundaki erime 2024 yılında 13,1 milyar dolar oldu. Bu rakamın da neredeyse yarısının son 7 günde olması dikkat çekici!

Dün bültenimizde belirttiğimiz üzere, seçim ekonomisinin başlaması ve buna bağlı olarak sermaye girişinin zayıflaması ve döviz talebinin de artmasının yanı sıra dış açığın da yüksek olduğu mevsime girilmesinin rezervler üzerinde baskı kurduğunu söylemiştik. Öte yandan, KKM’den çıkan paranın dövize yönelmemesi için de mevduat faizlerinin daha da artmasının gerektiğini de düşünüyoruz. Önümüzdeki aylarda %50+ seviyesinde olan mevduat faizlerinin %60 seviyelerine yükseldiğini de göreceğiz. TCMB faiz artırmasa da, piyasa faizlerinin yükselmesi için başta fazla likiditeyi almak üzere makro ihtiyati tedbirleri kullanmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Bugün yeni ayın ilk günü. Jülyen takvimine göre de yılın ilk ayı. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında dengeli bir seyir görüyoruz. ABD dışında, Japonya, Avrupa ve Çin ekonomisi sorunlar ve resesyon tehdidi ile boğuşurken, gösterge endeks Tokyo borsası bu sabah keşfedilmemiş sularda yeni yükseklere yelken açtı. Özellikle, ABD’de PCE verisinin beklentilerle uyumlu olması nedeniyle Wall Street’teki toparlanmanın etkisi hissedilirken, diğer Asya borsalarında Çin’in hâlâ belirsiz olan ekonomik görünümü nedeniyle limoni bir hava hâkim.

Gazze ve Ukrayna’da devam eden savaşlar, Kızıldeniz’de huzursuzluğa rağmen, dünyanın dört bir yanında hisse senetleri rekorlar kırmaya devam ediyor. ABD’de en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500, Avrupa’da en büyük 600 şirketin işlem gördüğü Stoxx600 ve Japonya’nın Nikkei endeksi tüm zamanların zirvesine yükseldi. FED’in faiz indirimlerini daha da ötelemesi, piyasaların bir noktada canını sıkabileceğinin tamamen göz ardı etmiyoruz.

Demokratların çoğunlukta olduğu ABD Senatosu Perşembe günü, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nin finansmanın tükenmeye başlamasına 36 saatten az bir süre kala hükümetin kısmi kapanmasını önlemek için kısa vadeli bir geçici harcama tasarısını onayladı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hâkim rengin yeşil olduğunu not edelim

Veri akışının ise bugün yoğun olduğunu not edelim. Küresel bazda imalat sanayi PMI rakamları ön plana çıkarken, Türkiye cephesinde ise İTO enflasyonu ve BloombergHT tüketici güveni takip edilecek.

TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

23 Şubat ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 2,5 milyar dolar daha gerileyerek 131,7 milyar dolar seviyesine geldi. Toplam rezervler, Aralık 2023 ayının 3. haftasında 145,5 milyar dolar seviyesine iyileşmişti.

17092712698de6bba3c5275621e676552bbb4abb66_1_1200.jpg

TCMB Net Döviz Rezervleri

Emanet dövizler (swap) ve kamu mevduatını da dışarı bırakırsak, TCMB’nin net döviz pozisyonundaki erime 2024 yılında 13,1 milyar dolar oldu. Bu rakamın da neredeyse yarısının son 7 günde olması dikkat çekici!

1709271270b3f12ecb890da882cb2a17003b41fc32_2_1200.jpg

KKM

23 Şubat ile biten haftada, BDDK verilerine göre KKM hacminde haftalık bazda 19,3 milyar TL düşüş yaşandı. Toplam stok miktarı 75,2 milyar dolar.

1709271270bb12b2acad86d5f30c7d9b9cd71b10a9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

EKONOMİ

DİSKAR: Hissedilen (algılanan) enflasyon açıklanan (resmi) enflasyonun iki katı!

2023’te Açıklanan (Resmi) Tüketici Enflasyonu Ortalama Yüzde 53,4 iken Hissedilen (Algılanan) Enflasyon Yüzde 106,9 Oldu!
Hissedilen (algılanan) enflasyon ile açıklanan (resmi) enflasyon arasında uçurum var!
2023 yılında açıklanan (resmi) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon farkı ortalama 53 puan!
Halkın hissettiği (algıladığı) enflasyon resmi enflasyonun 2 katı!
TÜİK, hissedilen (algılanan) tüketici enflasyon verilerini düzenli olarak açıklamalıdır.

Yayınlanma:

|

Yazan:

DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), bu haber bülteniyle son zamanlarda kamuoyunda tartışılan hissedilen (algılanan) enflasyona ilişkin detaylı verileri kamuoyu ile paylaşıyor. Ocak 2024 ayı sonunda kamuoyuna yansıyan tartışmaların ardından yaptığımız başvurular ve çalışmalar sonucunda hissedilen (algılanan) enflasyona ilişkin TÜİK ham verilerine ulaştık. TÜİK verileri üzerinde yaptığımız çalışmanın sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyoruz. Araştırmamız kapsamında 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin aylık hissedilen enflasyon verileri yer almaktadır.

2023 yılında hissedilen enflasyon, açıklanan (resmi) enflasyonun yaklaşık iki katı oldu. Ortalama hissedilen (algılanan) enflasyon 2023’teki ortalama açıklanan (resmi) enflasyonun 53 puan üzerinde hesaplandı. 2022 yılında hissedilen (algılanan) enflasyon ortalama 98,44 iken ortalama açıklanan (resmi) enflasyon yıllık ortalama yüzde 71,98 olarak gerçekleşti. Böylece resmi (açıklanan) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon arasındaki fark 36,8 puan oldu. 2021 yılında ise ortalama hissedilen (algılanan) enflasyon yüzde 56,39, ortalama açıklanan (resmi) enflasyon yüzde 19,42 ve aradaki fark 34,91 puan oldu.

2021, 2022 ve 2023 yılları kapsamında hissedilen (algılanan) enflasyon ile açıklanan (resmi) enflasyon arasındaki puan farkının en yüksek olduğu yıl 2023 oldu.

Hissedilen (algılanan) enflasyon ile resmi (açıklanan) enflasyon arasındaki farkın çeşitli sebepleri var. Öznel bir veri olmasına rağmen hissedilen (algılanan) enflasyon verisi enflasyonun düzeyi ve etkisi konusunda önemli bir gösterge ve ipucu niteliğindedir. Açıklanan (resmi) enflasyon ile hissedilen (algılanan) enflasyon arasında büyük farklar olması enflasyon ölçümünde ciddi sorunlar olduğunun göstergesidir.

Enflasyonun çok daha düşük olduğu ülkelerin istatistik kurumları hissedilen (algılanan) ve beklenen enflasyona ilişkin verileri kamuoyu ile paylaşırken enflasyonun en yüksek seyrettiği ülkelerden biri olan Türkiye’de TÜİK bu verilere sahip olduğu halde kamuoyuna açıklamıyor. 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde algılanan enflasyon yüzde 9,5, açıklanan enflasyon yüzde 2,4’tür. Aradaki fark 7,1 puandır. TÜİK’e göre ise Türkiye’de 2023 Aralık’ta hissedilen enflasyon yüzde 100,5 iken açıklanan enflasyon yüzde 64,8’dir.

Hissedilen (algılanan) enflasyon ile resmi (açıklanan) enflasyon farkı TÜİK’in TÜFE verileri ile ilgili güvenilirlik tartışmalarını daha da artıracaktır. TÜİK enflasyon ölçümü konusundaki verileri şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Araştırma bültenine erişmek için tıklayınız.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Adeyemo: Türkiye bankalarına yaptırım uyarımız işe yaradı

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo, ABD’nin özellikle Türkiye bankalarına yönelik yaptırım uyarılarının ardından Rusya’ya finansal akışın yavaşladığını açıkladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo, ABD’nin yabancı finans kuruluşlarına yaptırım uygulama tehdidinin Rusya ile Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kazakistan gibi ülkeler arasındaki finansal akışı önemli ölçüde değiştirdiğini belirtti.

Fon hareketleri azaldı

Reuters’e konuşan Adeyemo, finansal kuruluşların raporları da dahil olmak üzere ABD Hazine Bakanlığı’nın erişimi olan verilere göre, ABD’nin aralıkta yayımladığı başkanlık kararnamesinin ardından Rusya’ya yönelik uluslararası fon hareketlerinin azaldığına dikkat çekti.

Yaptırım tehdidinde bulunulmuştu

ABD, aralık ayında yayımladığı başkanlık kararnamesi ile Rusya’nın, Ukrayna’yı işgali nedeniyle Batılı devletler tarafından uygulanan yaptırımları delmesine yardımcı olan üçüncü ülkelerdeki finans kuruluşlarına yaptırım uygulama tehdidinde bulunmuştu.

Adeyemo, “Benim görebildiğim verilerde, finansal akışta belirgin bir fark tespit ettim… Bunlar muhtemelen kurumlar tarafından engelleniyor” dedi.

Bu bizim tam da istediğimiz şey

Adeyemo, “Kurumlarda bulunan ve (işlemleri) takip eden bazı kişilerden de Rusya ile yapılan tüm işlemlerde daha temkinli bir tutum sergilediklerini duydum. Bu da bizim tam istediğimiz şey” dedi.

Reuters’da geçen hafta yer alan ve konu ile ilgili bilgi sahibi olan yedi kaynağa dayandırılan bir haberde, ABD’nin Rusya ile çalışan finansal kuruluşlara yaptırım uygulama tehdidiyle Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin finansmanının aksadığı, hem Rusya’dan alınan petrol ödemelerinin hem de Rusya’ya giden pek çok ürünün ödemelerinin tahsilatında zorluklar yaşandığı ifade edilmişti.

Ekonomim

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.