Enflasyon düzeltmesi ile birlikte yıllardır kâr ettiğini zanneden şirketlerin reel durumları ortaya çıkmaya başladı. Öz sermaye maliyetini dikkate almadan ticaret yapan şirketler yıllardır kâr ettiklerini düşünürken, bir anda bilançolarının zarar dönmesinin şaşkınlığını yaşıyorlar.
Nakit paraya ulaşmanın çok zor ve maliyetli olduğu böyle bir zamanda, bankaların şirket rasyolarını ve mali tabloları yetersiz göreceği ve kredi için teminatları daha da arttırmak isteyeceği aşikâr görünüyor.
Üstelik “bir hesap dönemi içindeki geçici vergi dönemlerinin herhangi birinde düzeltme yapılması halinde takip eden geçici vergi dönemlerinde ve içinde bulunulan hesap dönemi sonunda da düzeltme yapılacağı” (560 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği) göz önüne alınırsa finansal ve operasyonel tedbirlerini almadan sermaye artışını tavsiye eden ve bunu vergi planlaması olarak sunanlar da aynı şaşkınlıkla yüzleşeceklerdir.
Görüldüğü veya görüleceği üzere enflasyon düzeltmesinin ortaya çıkardığı en önemli sonuç; öz sermaye erimesi olmaktadır. Buna rağmen vergisel sonuç çıkmamasının garip bir sevinç yaratması da ülkenin finansal okuryazarlığının durumu hakkında ipuçları vermektedir.
Yine, kâr dağıtımlarına ciddi etkisi olabilecek görünen enflasyon düzeltmesinin, şirket genel kurullarında, kâr dağıtım maddesinin görülmesi esnasında ciddi sorunlar yaşatabilmesi olası gözükmektedir.
Geçici vergi beyanının vergi idaresine verilmeye başlanması ve tahakkukun gerçekleşmesi ile birlikte işletmeler, esas faaliyetinden kârlı olduğu halde, enflasyon düzeltmesi sonucu gelir tablosunun zarar dönmesiyle (vergi matrahı oluşmaması sonucu) vergi ödemez iken, özkaynak yapısı zayıf, varlıklarını yabancı kaynak ve ortaklardan finanse eden şirketler hatta hiçbir ticari faaliyeti olmayan şirketler (fiktif) vergi yüküyle karşı karşıya kalmaya başladılar.
Bilindiği gibi ülkemizde sermaye piyasalarının yeterince gelişmemesi sebebiyle maliye idaresi genel olarak, vergi odaklı bir muhasebe politikası (sistemi) kurup geliştirmiştir. Bu sebeple de enflasyon düzeltmesi (muhasebesi) uygulamasının bütçeye nasıl bir olumlu ve olumsuz etkisi olacağını bekleyip göreceğiz.
İş dünyasının mali tabloların daha gerçekçi bir durumu yansıtması amacıyla enflasyon düzeltmesini desteklemiş olması, devletin de buradan gelir beklenti içine girmesi doğal bir şey iken, sonuçların ortaya çıkmaya başlamasıyla nasıl bir yol izleneceği de ayrıca bir merak konusu olmaktadır.
Keza enflasyon düzeltmesinin,
· Yapılmakta olan yatırımlara vergi yükü getirmesi hasebiyle yatırımları azaltıcı etki meydana getirebileceği,
· İmal veya inşa edilmesi uzun zaman alan (gemi, bina, tersane gibi) işlerde vergisel yükün olması sebebiyle işletmeleri finansal yönden zora sokabileceği,
· Yine, finansal yönü zayıf olan şirketleri, varlıklarını sürdürmek konusunda zora sokabileceği, bunun da işgücü ve istihdamda azalışa yol açabileceği,
· Satışı gerçeklememiş maldan, üretime geçmemiş yatırımlardan (fabrika vb) vergi almanın vergi mevzuatındaki “herkesin ödeme gücüne vergilendirilmesi” temel ilkesine ters düşmesi,
· Aktifleri borçlanmayla finanse edilen ve geçmiş yıl zararları fazla olan firmalarda enflasyon düzeltmesinin trajikomik vergisel sonuçlar çıkarması,
· Borca batık firmaların birçoğunun enflasyon düzeltmesi sonucunda çok yüksek dramatik vergiler ödemek durumunda kalabilmesi,
Gibi, daha sayılabilecek birçok zorlukları ve tereddütlü hususları ortaya çıkarmaktadır.
Muhasebe Tekniği açısından konuya baktığımız da ise:
1- Muhasebe Sistemi Uyg.Gn.Tebliği Sıra No 1 e göre mali tabloların bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli, açık ve anlaşılır olması tam açıklama kavramı olarak ifade edilir. Hatta mali tablolarda finansal bilgilerin tam olarak açıklanması yanında, işletmenin mevcut durumu ile ilgili gerçekleşmesi olasılık dâhilinde olan olaylarla ilgili bu bilgilerin gruplandırılması yapılabilir.
Bu sebepledir ki, gelir tablosunda kur farkı gelir ve gideri, faiz gelir ve gideri ayrı ayrı gösterilir.
Ancak 30.06.2024 tarihinde enflasyon muhasebesi kayıtlarında 648 Enflasyon düzeltmesi karları ile 658 Enflasyon düzeltmesi zararları hesabının ayrı ayrı detaylı olarak görülmemesi, diğer bir ifade ile gelir tablosunda yalnızca bir tanesinin görünmesi muhasebe sisteminin tam açıklama kavramıyla örtüşmemektedir.
Özellikle mali müşavir ve yeminli mali müşavirin “muhasebe kayıtlarının sağlıklı yapılabilmesi için hiç değilse enflasyon düzeltmesi uygulamasının yıllık yapılsın” şeklindeki haklı taleplerini desteklediğimizi, bundan sonraki süreçte bakanlığın meslek camiasının talebi karşısında nasıl bir yol izleyeceğini bekleyip göreceğiz.
Enflasyon düzeltmesi konusunda her ne kadar hepimiz sınıfta kalmasak da ikmale kaldığımız kesin. İş insanları, enflasyon düzeltmesini geç de olsa idrak etiklerinden, bundan sonraki süreçte muhasebe meslek örgütünün de arkasında daha fazla dururlar diye ümit ediyorum.
Kaldı ki, ticari kar’ın önceki dönem ve yeni dönem öz sermayeleri arasındaki fark olduğunu düşündüğümüzde,
· Enflasyon düzeltmesi mantık olarak her ne kadar ters gibi görünse de sonraki dönemlerde de yapılmaya devam etmesi durumunda kâr – zarar üretmeye zarar ise kâr üretmeye başlayacaktır.
· Gayri faal olan yani hiçbir ticari faaliyeti olmayan şirketlerde faal olunmayan dönemde doğmuş olan dönem kârı veya geçmiş yıl kârları, sonraki enflasyon dönemlerinde eriyecek, bu da özkaynaklarda azalma meydana getireceğinden zarar üretecektir.
· Tam tersi durumda ise dönem zararı veya geçmiş yıl zararı olan şirketlerde ise doğan zararların parasal etkisi sonraki enflasyon dönemlerinde azalacağından kâr ortaya çıkaracaktır.
Özetle; “ikinin karesi eksi iki de olsa artı dörttür. Artı iki de olsa artı dörttür.”
Sevgiyle kalın….
Özkan ÇINAR
Not: “Bu makalelerde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi veya kişisel tavsiye niteliğinde değildir ve yatırım faaliyetinde bulunmaya davet veya teşvik değildir. Herhangi bir yatırım kararının uygunluğu konusunda bağımsız mali ve uygunsa hukuki tavsiye almalısınız.”
İşletme kayıtlarında Enflasyon Düzeltmesi (ED) uygulamasının bütçeye olumlu ya da olumsuz mutlaka bir etkisi olacaktır. Enflasyon muhasebesine geçilirken mali tabloların daha gerçekçi bir durumu yansıtması amaçlanmış olsa da, Devletin buradan bir gelir beklemesi, başka bir ifadeyle vergi gelirlerinde artış beklemesi kadar doğal bir şey olamaz.
✅ Açık kaynaklar üzerinden yaptığımız araştırmada, hedef olarak ortaya konmuş herhangi bir gelir rakamanına ulaşamadık.
✅ Ancak 100 milyar TL gibi bir gelir beklentisininin olduğu söylenmektedir.
✅ Bildiğiniz üzere halka açık şirketlerin bazıları 213 sayılı VUK’a göre hazırlanmış gelir tablolarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) (www.kap.org.tr) üzerinden paylaşmaktadır.
✅ Şuana kadar 25 şirket (GYO’lar hariç) gelir tablolarını KAP üzerinden paylaşmışlardır. İncelediğimiz gelir tablolarına göre bu 25 şirket toplamda net 2.183.456.303,82 TL enflasyon düzeltmesi zararı bildirirken; yine toplamda net 1.905.982.227,38 TL dönem karı bildirmişlerdir.
✅ Başka bir ifadeyle dönem karlarından daha fazla ED zararı söz konusudur. ED zararları şirketlerin dönem karını yaklaşık net %53 civarından azaltmıştır. Haliyle bugünkü duruma göre enflasyon düzeltmesi vergi gelirlerinde olumsuz bir sonuç doğurmuş görünmektedir. Ancak bu şirket sayının Türkiye genelini yansıtmayacağı malumdur. Yine de bize şimdilik bir fikir vermektedir.
✅ Diğer taraftan bu 25 şirketten, sadece 5 şirket toplam 46.845.322,24 TL ED karı bildirirken; diğer 20 şirket 2.230.301.626,06 TL tutarında ED zararı bildirmişlerdir.
✅ Gelir İdaresi Başkanlığı 2024/2. Dönem geçici vergi beyannamesi verme süresinin tamamlanması ile bu husustaki bütün veriler ellerinde olacağından mutlaka bu duruma bakacaklardır. Sanki bir sürprizle karşılaşacaklar gibi. Kendilerinin ED’nin gelir tablosuna/matraha/vergi gelirlerine etkisini kamuoyuyla paylaşacaklarına inanıyoruz.
✅ Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ED’nin bütçe gelirleri üzerinde olumsuz etkisi olması halinde nasıl bir yol izleyeceğini bizler de merak etmekteyiz.