Connect with us

EKONOMİ

‘Enflasyonu’ göz ardı eden TCMB, ‘büyümeyi’ teşvik etmek adına faiz indirdi!

Yayınlanma:

|

  • TCMB’nin dün sonuçlanan olağan Ağustos ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sürpriz nitelikte bir faiz indirimi ile sonuçlandı. Piyasa beklentisi faizlerin sabit tutulacağı yönünde olsa da, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz talebi nedeniyle her toplantı öncesinde acaba bir faiz indirimi olabilir mi sorusu da zihinleri meşgul etmekteydi.
  • TCMB PPK politika faizini 100 baz puan indirerek %13 seviyesine çekti. TCMB’nin kararı, enflasyonun dolu dizgin yukarı gittiği bir ortamda sürpriz olarak nitelendirilebilir. Netice itibariyle, kanunen bağımlı olan TCMB, kendisine verilmiş fiyat istikrarını sağlama görevinde araç bağımsızlığına sahip. Lâkin manşetimizden anlaşılacağı üzere, TCMB’nin önceliği büyüme!
  • Bir bankacı olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, normal şartlarda, faizin inmesi, banka bilançoları için oldukça olumlu bir gelişmedir. Kısa vadeli  mevduatlar yeni ve daha düşük faiz oranı ile yenilenirken, uzun vadeli kredilerin faizlerinin değişmeyecek olması, açılan makastan bankaların kârlılığı artırmaktadır. Bu gözle bakıldığında, PPK kararı öncesi Çarşamba günü bankacılık hisselerinde yaşanan %8 yükselişi bültenimizde ele almış, arkasında ise tetkileyici faktörün ne olduğunu bilmediğimizi paylaşmıştık. Bugün artık nedenini biliyoruz!
  • Lâkin, banka hisselerindeki yaşanan yukarı yönlü harekete çıplak gözle faiz oranları düşüyor ve bankaları kârı artacak şeklinde yanaşmanın da zor bir argüman olacağını düşünüyoruz. Sebebine gelince ise (i) ülkenin risk primini artıyor olması, beraberinde borçlanma maliyetlerini de artıracaktır (ii) PPK metninde son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının parasal aktarımın etkinliğini azalttığı görüşüne yer verilerek “parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da güçlendirmeye karar vermiştir” ibaresini eklenmesi, kredi faizlerinde yükselişin bir tavan faiz ile sınırlandırılma ihtimalini aklımıza getiriyor. Elbette, bunun da dönüp bankacılık hisselerine olumlu yönde yansımasını beklememek pek de gerçekçi durmuyor.
  • Karar metnin genelinde ise, verilerin ve rakamların dilinden ziyade farklı bir ton kullanıldığı dikkatimizden kaçmadı. Dış ticaret açığı rekorlar kırarken, ödemeler dengesi ile ilgili olumlu görüşler ya da büyümede yaşanan kuvvetli tablo ön plana çıkarılmış. Hülâsa, TCMB’nin değerlendirmesi ile bizim değerlendirmemiz tam olarak örtüşmediğinden, ülkenin risk priminin yeniden artış kaydederek umulanın aksine olumsuz bir piyasa yansımasına neden olacağını ihtimaline daha çok imkân tanıyoruz.
  • Elbette rakamların havada uçuştuğu, yazı dilinin bazen elde olmadan zorlaştığı kurumsal bültenimizi bir kenara bırakırsak, Ayşe Teyze’nin anlayabileceği şekilde, TCMB kararının kuru daha da yukarıya iterek ithal mal fiyatları üzerinden enflasyonist baskıların da daha da fazla artmasına neden olabileceğinin altını çizmek gerekiyor. Elimizi her cüzdanımıza götürdüğümüzde, enflasyonun alım gücünü nasıl kemirdiğini daha da tecrübe edeceğiz. Milli paramızın değer kaybı, ithal ürün fiyatlarını daha da yukarı ittikçe, elektrik, benzin gibi temel girdi maliyetlerinin artması, tüm çıktı ürünlerinin fiyatının da artmasına neden olacaktır. Bu bağlamda, USDTRY kuru dün 18,1 seviyesine yükselerek bu yılın zirvesini test ederken, sene başına göre değer kaybı neredeyse %40 seviyesine yaklaştı.
  • TL’nin reel getirisinin derinlemesine negatif olması, içeride artan dolarizasyon eğilimi, dış ticaret cephesinde ithalat rakamlarını işaret ettiği üzere artan açık ve bunun fonlanması için gereken döviz, yabancı yatırımcı eksikliğinde ister istemez döviz rezervleri üzerinde daha da baskı kurarak orta-uzun vadede ciddi kırılganlıklara (ödemeler dengesi krizi gibi) neden olabileceğinden endişe ediyoruz. Aşağıda, kalabalık grafikler arasında, rezervlere ilişkin pek çok sayıda rakam görecek olsanız da, swap hariç net rezervlerin uzun bir süredir eksi 60 milyar dolar civarında olduğunu not etmek gerekiyor.
  • Özetlemek gerekirse, Çin hariç tüm dünyanın el ele vererek enflasyon ile mücadele ettiği bir dönemde, TCMB’nin konjonktürün aksine radikal bir şekilde aksi yönde ilerlemesi, geçen hafta 650 baz puan seviyesine gerileyen 5 yıl vadeli CDS risk priminin dün yeniden 800 baz puan dayanmasına neden oldu. USDTRY kurunda şimdilik yükseliş 18,1 ile sınırlı kalırken, bankacılık hisselerinde bir önceki günün aksine düşüş, ana endekste ise yükseliş yaşandı.
  • Bültenimizin büyük bir kısmını sürpriz nitelikte TCMB kararı kapladı. Küresel piyasalarda ise hava dün sakin ve temkinli tarafta kaldı. Avrupa’da dün açıklanan ve %8,9 seviyesine yükselen enflasyon (20 yılın zirvesi) nedeniyle zayıflık daha da belirgin bir hâl alırken, ECB’den beklenen faiz artırımları, enerji sorunu ile boğuşan Avrupa’da işleri daha da zor bir duruma bir patikaya iteceğinden, EURUSD paritesindeki düşüşün dün ivme kazanarak yeniden psikolojik ‘parite’ seviyesine doğru yaklaştığını gördük. EUR ve Sterlin’de riskleri aşağı yönlü görmeye devam ediyoruz.
  • Küresel hisse senetleri cephesinde ise anlamlı bir hareket göremedik. ABD borsaları geceyi hafif çaplı yükselişler ile tamamlarken, bu sabah Aysa piyasalarıda yatay ve kararsız bir seyir göze çarpıyor. Japonya’nın çekirdek tüketici enflasyonu, yakıt ve hammadde fiyatlarının etkisiyle Temmuz ayında hızlanarak yedi buçuk yılın zirvesine ulaştı. FED cephesinden gelen şahin açıklamalar (San Francisco FED Başkanı Mary Daly, faiz oranlarını Eylül ayında 50 veya 75 baz puan artırmanın masada olduğunu söyledi) risk iştahını biraz da olsun zayıfladı. Vadeli piyasalarda bu sabah 50 baz puan artırıma %60; 75 baz puan artırıma ise %40 ihtimal veriliyor.
  • Çin’in zayıf büyümesine ek olarak (Pazartesi günü gösterge kredi oranlarını kötü durumdaki emlak sektörünü ve genel ekonomiyi canlandırmak için düşürmesi bekleniyor) artan FED riski, küresel risk iştahını baskılıyor. Bu bağlamda talebin de düşeceği beklentisi ile altın ve gümüş adım adım gerilemeye devam ederken, 94 dolar seviyesindeki önemli destekten güç alan Brent petrol haftanın son iş gününde 96 dolar seviyesine toparlandı.  Avrupa’da ise doğalgaz fiyatlarının 225 eur/mwh ile rekor seviyelerde işlem gördüğünü not edelim.
  • Diplomasi cephesinde ise dün Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lviv ziyareti kapsamında Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ve BM Genel Sekreteri Guterres ile görüşmesi ön plana çıktı. 360 derece diplomasi devam ederken (olumlu) iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi ve barış görüşmeleri de masaya yatırıldı.
  • Bugünün veri takimi oldukça zayıf görünüyor. İngiltere’de perakende satışlar takip edilebilir.

>DTH

12 Ağustos ile biten haftada, parite/fiyat etkisinden arındırılmış rakamlara göre gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) önceki haftaya göre 0,3 milyar dolar azalırken, tüzel kişilerin ise anlamlı bir değişim kaydetmedi. Hatırlanacağı üzere, bir önceki hafta, tüzel kişilerde yüklü bir döviz girişi olduğu (mevduat) görülmüşü. Bunun da arkasında Rusya olduğu inancı kuvvet kazanmıştı. Son veriler bu eğilimin yavaşladığını gösteriyor. Parite/fiyat etkisinden arındırılmamış rakamlara göre ise toplam DTH 2,6 milyar dolar azalarak 214,3 milyar dolar seviyesine geriledi.

166088418857ff890848be764d0e5369be2b27bf9b_1_1200.jpg

>TCMB Rezervler

TCMB’nin brüt döviz rezervleri 4,8 milyar dolar artışla 72,6 milyar dolar seviyesine yükselirken, altın rezervlerinde ise fiyat artışı kaynaklı olarak 0,3 milyar dolar artışla 41,2 milyar dolar seviyesinde. Böylelikle, toplam brüt döviz ve altın rezervleri 113,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. Son 6 haftada yaşanan 15,1 milyar dolar büyüklüğünde artışın arkasında, bankacılık sektörüne giren yabancı para mevduatın swap yolu ile TCMB’ye geçip karşılığında TL alınması ile olduğunu not edelim. Elbette, swap kadar zorunlu karşılıklar üzerinden de TCMB’nin döviz rezervleri artış kaydediyor.

16608841889372515c4accfb5a92d9a55e934722db_2_1200.jpg

>Net Uluslararası Rezervler

TCMB’nin net uluslararası rezervleri son 6 haftada 9,6 milyar artış göstererek 15,7 milyar dolar seviyesine yükseldi.

1660884189289c88636dfed4218cdb5d31445be0a9_3_1200.jpg

>Swap Hariç Net Rezervler

TCMB’nin net döviz pozisyonu (swap hariç) son 3 haftada (eksi) 64 milyar dolardan (eksi) 58,5 milyar dolara gelirken (iyileşme 5,6 milyar dolar), TCMB’nin dış varlıklarında artış ise aynı dönemde 12,3 milyar dolar oldu. Kuru belli bir seviyede tutmanın bir bedeli olsa gerek!

16608841899b369aab0130cb522765fa730313c2be_4_1200.jpg

 
>Yurtiçi Bankalar ile yapılan swap işlemleri

TCMB’nin yurtiçi bankalar ile yapmış olduğu swap işlemleri 44,4 milyar dolar ile önemli bir değişim göstermedi.

16608841906f52029f99ae380d3e645b3ca4eb131d_5_1200.jpg

>Yabancı Hisse ve Tahvil aldı

Yurt dışındaki yerleşikler 12 Ağustos ile biten haftada 270 milyon dolar hisse senedi, 2,5 milyon dolar ise tahvil almışlar. Son iki haftada yabancı yatırımcılar satış tarafında değil alım tarafında yer almasını, Borsa İstanbul cephesindeki yükselişten de görebiliyoruz. Yabancının toplam hisse ve tahvil portföyü 18,3 milyar dolar seviyesine toparladı.

1660884190ec1ca6151d27e9cf63059ffc6db3cbee_6_1200.jpg

>KKM

BDDK verisine göre KKM stoku 12 Ağustos itibariyle 1,21 trilyon TL’ye ulaştı. Tüzel kişilerin KKM dönüşlerinde yenileme oranının artmaya başladığını not edelim. Bunun sebebi de, KKM yapan tüzel kişilere göreceli daha düşük faizli kredi kullandırılıyor (avantaj). KKM’nin de dövize endeksli bir enstrüman olduğu düşünülürse, yabancı para mevduatın toplam mevduat içindeki payı %70 seviyesinin üzerinde ve tarihi seviyelerde salınıyor.

1660884190fd3f034bcd9e17c2736521fa865c1f71_7_1200.jpg
İKTİSATBANK

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

EKONOMİ

Konteyner navlun ücretleri salgın öncesine dönüyor

Çin’den ABD’nin batı kıyılarına konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 dolar altına ve Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ana deniz ticaret yollarındaki navlun fiyatları, yüksek enflasyonun tüketici talebini düşürmesinin ve artan stoklarla küresel tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesinin ardından konteyner fazlalığıyla düşmeye devam ediyor. Navlun piyasasındaki taşımacılık ücretlerinin göstergesi olarak bilinen ve küresel ekonominin öncü göstergelerinden olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), yıl başında 2 bin 200 puan seviyelerinde bulunurken, 24 Kasım itibarıyla bin 242 puan seviyesinde seyretti.

Küresel ticaretin 12 önemli deniz yolu şeridindeki konteyner navlun oranlarını ölçen Freightos Baltık Küresel Konteyner Endeksi’nin değeri ise (40 inç HC konteyner maliyeti) bu yılın başında 9 bin 293 dolar seviyesindeyken, 24 Kasım itibarıyla 3 bin doların altına indi.

Yine endekse göre, Çin’den ABD’nin batı kıyıları bölgesine konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 doların altına indi. Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi

halktv.com haberine göre; Denizcilik danışmanlık şirketi Drewry tarafından hazırlanan Dünya Konteyner Endeksi de 39 haftadır art arda düşüşünü sürdürüyor. Endeks bu hafta yüzde 7 düşerken, 24 Kasım’da 40’lık konteynerin spot navlun fiyatlaması 2 bin 404 dolar olarak belirlendi.

Deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük arz fazlası bekleniyor

Küresel olarak tüm malların yüzde 90’ından fazlası gemi ile taşınıyor ve bu nedenle konteyner taşımacılığı dünya ticaretinin can damarı olarak görülüyor.

COVID-19 salgınıyla dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner krizi” başlamıştı. Önce, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissedilmişti.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönememiş ve bu da arz sorununu derinleştirmişti. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için sırada beklemişti.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edememiş, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kalmıştı.

Küresel tüketici talebinde düşüşle konteyner depoları dolarken, deniz taşımacılığı sektöründe navlun alanı arz fazlası artıyor.

Uzmanlar, salgın döneminde yaşanan darboğazlardan sonra, 2023 ve 2024 gibi erken bir tarihte deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük bir arz fazlası bekliyor.

Uzmanlar, her şeyden önce değişen tüketici harcamalarını konteynerlere düşen talebin nedeni olarak görürken, Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği yüksek enflasyonun yol açtığı potansiyel bir küresel resesyon zemininin navlun fiyatlarını aşağı çektiğini belirtti.

Tüketim ürünlerine COVID-19 sonrası talep artışının yavaşlaması, yüksek enerji maliyetleri, perakendeciler ve üreticilerin de mallarını normalden daha erken tedarik etmesinin bu düşüşe katkıda bulunduğunu belirtti.

Deniz taşımacılığında kapasite fazlası artıyor

Avusturya merkezli uluslararası nakliye ve lojistik şirketi Gebrüder Weiss’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Hava ve Deniz Taşımacılığı Genel Müdürü Lothar Thoma, son birkaç ayın darboğazlarından sonra, deniz taşımacılığında artık kapasite fazlasının yeniden arttığını söyledi.

Thoma, navlun oranlarının son haftalarda önemli ölçüde düştüğünü ve şimdiden “korona öncesi seviyeye” geri döndüğünü belirterek, “Bunun nedeni öncelikle Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği küresel ekonominin soğumasıdır. Resesyon, kargo alanı fazlalığı ile karşılanan nakliye talebinin azalmasına yol açar. İyi haber ise tedarik zincirleri yeniden daha öngörülebilir ve güvenilir hale geliyor. Son iki yılda bizim ve müşterilerimizin hayatını zorlaştıran gecikmeler ve öngörülemezlikler çözüldü. Limanlarda boşaltılmayı bekleyen gemi kalmadı. Küresel ekonomi toparlanmadığı sürece, navlun oranlarının bu düşük seviyelerde kalması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladı

İlk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan Yapı Kredi, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine ihracat taahhütlü kredi kullandıracak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) teminatıyla kredi sunmaya başladı.

Yapı Kredi’den yapılan açıklamaya göre, ilk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan banka, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine, İGE teminatıyla ihracat taahhütlü kredi kullandıracak.

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, ihracatı destekleyici çözümleri müşterileri ile buluşturduklarını belirterek, ihracatçı firmalara sundukları çözümleri önemsediklerini ve önceliklendirdiklerini bildirdi.

Ekonomik gelişimin en önemli unsurlarından olan ihracat hedeflerine ulaşmak için ihracatın geniş bir tabana yayılması ve daha fazla firmanın ihracat yapmasının önemine işaret eden Erdoğan, ihracatçıların bu konudaki gelişiminde Yapı Kredi olarak katkılarını en üst düzeyde sağlayabilmek için çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bu kapsamda ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

‘Tüm bunların yanı sıra Yapı Kredi olarak konusunda uzman ve deneyimli kadrolarımızla nakit yönetimi ve dış ticaret alanında müşterilerimize, ürün ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek danışmanlık hizmeti de sağlıyoruz. Ayrıca, dijital kanallarımızdaki zengin dış ticaret menümüzle de ihracatçı müşterilerimizin iş hayatını kolaylaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de başta finansmana erişim ve bankacılık hizmetleri olmak üzere ihracatçı firmaların yanında olmaya ve sınırları kaldırmaya devam edeceğiz.’

– ‘İhracatın desteklenmesi için büyük adım’

İhracatı Geliştirme AŞ Genel Müdürü Kasım Akdeniz de iş birliğinin ihracatın desteklenmesi adına büyük bir adım olduğunu vurgulayarak, ‘Verdiğimiz kefaletlerle ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak, finansman hacmini artırmak ve çeşitlendirmek üzere çıktığımız bu yolda en önemli başarı faktörlerinden birisi bankalarımızın teknik entegrasyonlarını tamamlayıp finansman için kaynak ayırmasıydı. Yapı Kredi, bu süreçte öncü bankalarımızdan oldu ve projeyi başarılı bir şekilde tamamlayarak İGE kefaletiyle ihracat kredisi kullandırma uygulamasını başlattı. Yapı Kredi’yi bu başarılı çalışması için tebrik ediyor, iş birliğimizin ihracatın finansmanına yönelik yeni çalışmalara başlangıç olmasını diliyorum.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.