Connect with us

EKONOMİ

FED tutanakları: Fren pedalı nerede?

Yayınlanma:

|

  • Dün gece geç saatlerde FED’in bir önceki toplantısına yönelik açıklanan tutanaklar, üyelerin büyük bir çoğunluğunun, faiz artırım hızının yavaşlatılmasına, çok yakın bir zamanda başlanılacağı görüşünde olduklarına işaret etti. Bültenlerimizde son dönemde değindiğimiz üzere, FED söylem itibariyle enflasyon ile savaşında dizginler gevşetmek istemese de, faiz artırımlarında sona doğru emin adımlarla ilerliyoruz.
  • Bu görüşümüzün arkasında pek çok argüman da bulunuyor. Mesela pandemi döneminde etkili olan tedarik zinciri krizinin ve bunun getirdiği enflasyonist baskılar da hafiflemeye başladı. Nereden mi biliyoruz? Meşhur Baltık Kuru Yük endeksi, kuru yük taşıma (navlun) ile ilgili bedelleri göstermekte olan bir endekstir. Endeks son 1 senede tepeden tam tamına %80 gerileyerek pandemi öncesi seviyelere geri döndü.
  • Öte yandan Şangay konteyner endeksinde de benzer gelişmeler görüyoruz. Bu bize ne mi anlatıyor? Tedarik zinciri krizinin yavaş da olsa geride kalmaya başladığını göstererek FED’in de faiz artırım hızını yavaşlatması için önemli bir veri olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, ABD’de dün açıklanan makro ekonomik veriler de güçlü bir tablo sunmadı: Büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi 2 yılı aşkın bir zamanın en düşük seviyesinde sonuçlanırken, işsizlik maaşı başvuruları 3 ayın zirvesine yükseldi.
  • Art arda 4 kez 75 baz puan faiz artırımına giden FED’in Aralık toplantısında artırım hızını yavaşlatarak 50 baz puana çekmesine bu sabah (faiz vadeli işlemlerinde) %66 ihtimal tanınıyor. Piyasalar, FED’in frene basma ihtimalinin artmasını -büyük bir coşku göstermese de- olumlu karşıladı.
  • Euro bölgesi ekonomisinin durumu hakkında gösterge kabul edilen imalat ve hizmet sektörlerini birlikte değerlendiren öncü bileşik satın alma yöneticileri endeksi (PMI) Kasım ayında beklentilerin üzerinde artış kaydederken, gece FED iyimserliği ile bu sabah EURUSD paritesi 1,0450 seviyesine yükselirken, Sterlin 1,21 seviyesini test ederek son 3 ayın zirvesine yükseldi. 2023 yılına yönelik projeksiyonlar EURUSD paritesinde 1,10 ; GBPUSD paritesinde ise 1,25 seviyesine işaret ediyor.
  • Hûlasa, FED iyimserliği ile risk iştahında yaşanan kıpırdanma ile gemiler güvenli limandan çıkmaya başlayınca, ABD Doları küresel bazda değer kaybetti; kıymetli metaller ve hisse senetlerinde ise son günlerin kayıpları bir miktar da olsa telafi edildi. Dün petrol cephesinde yine hareketli bir gün yaşandı. Avrupa Parlamentosu, Rusya’yı “terörizme destek veren devlet” olarak tanımlama kararı alırken, AB’nin bunu destekleyecek yasal bir çerçevesi olmadığı için karar büyük ölçüde sembolik kaldı. AB Rus petrolünde tavan fiyat seviyesinin 65-70 dolar aralığında olmasını değerlendirmesi ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 3 dolar birden düşerek 85 dolar seviyesine geriledi. Brent ile ilgili aşağıda 77 dolar seviyesine dikkat etmek gerekiyor (bakınız grafik).
  • İçeride ise Borsa İstanbul “I believe I can fly” edası ile yükselmeye devam ederken, Bankacılık endeksi dün günü %5’e yakın etkileyici bir yükselişle tamamlarken, son günlerde revaçta olan Sasa ve Hektaş gibi hisselerin dün yön bulmakta zorlanması ile ana endekste yükseliş %1,5 ile sınırlı kaldı. Momentum (ekonomik temeller ile uyumlu olmasa da) hâlen daha yukarıya işaret ediyor. USDTRY kuru ise 18,62 seviyesinin etrafında “çakılı defans” oynamaya devam ederken, TL sepet bazında zayıf seyrini koruyor.
  • Dolar endeksinin (DXY) değer kaybetmesi ile yukarıda da belirttiğim gibi yükselen paritelere paralel EURTRY Kuru 19,40  ;  GBPTRY kuru ise 22,50 seviyesini aştı. Jeopolitik cephede ise Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan “hava harekatını sürdürürken bizim için en uygun olan vakitte karadan da teröristlerin tepesine bineceğiz” dedi.
  • TCMB’nin Kasım ayı olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı bugün yapılıyor. Karar KKTC saati ile 13:00’de açıklanacak. Politika faizinin 150 baz puan indirimle %9 seviyesine getirilmesine tüm piyasa aktörleri kesin gözüyle bakılıyor. Normal şartlarda bugün ‘önemli’ bir gün olması gerekirken, karar ardından piyasa yansımasının neredeyse olmayacağını düşünüyoruz. Keza, piyasa bildiği şeye tepki vermiyor. Enflasyonun KKTC’de %120 olduğu düşünülürse, faizinin %9 mu %10 mu olduğu da pek bir anlam ifade etmiyor! TCMB’nin politika faizini bugün %9 seviyesine çekmesi ardından  gevşeme döngüsünü de sona erdirmesini bekliyoruz.
  • Tutanaklar ardından kıpırdayan iyimserlikle Nasdaq geceyi 1 yükselişle tamamlarken, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında gösterge endeks Tokyo borsası da benzer bir yükseliş kaydediyor. Resmi verilere göre Çin’de, salgının başlamasından bu yana geçen üç yıllık sürenin en yüksek günlük COVID-19 vakasını bildirilirken, Çin, COVID’den hırpalanmış ekonomisini canlandırmak için bankaların zorunlu karşılık oranlarını (RRR) indirim olasılığını değerlendirmesi (teşvik) iyimserliğe destek verdi. Bugün ABD piyasaları Şükran Günü tatili nedeniyle kapalı konumda olacak. Türkiye cephesinde ise kapasite kullanımı, reel sektör güveni, iktisadi yönelim anketi takip edilecek. Her hafta perşembe günü olduğu üzere TCMB ve BDDK’nın haftalık para ve banka bültenlerini irdelenecek.

>Baltık Kuru Yük Endeksi

Tedarik zinciri krizinin patlak vermesi ardından bir sene önce rekor seviyelere yükselen endeks, tepeden %80 gerileyerek yeniden pandemi dönemi öncesi seviyelere ulaştı. Navlun ücretlerinin düşmesi, enflasyon cephesinde baskınını da azaldığı anlamına geliyor. Bu da ister istemez FED’in faiz artırımında frene basma ihtimalini destekliyor.

1669266997e85d418ff5910120c34353ca68d19ffc_1_1200.jpg

>Brent

Brent cinsi ham petrol son günlerde oldukça volatil bir seyir izliyor. Asya’da patlak veren covid vakaları ve artan izolasyonlar, OPEC+’nın üretim atışı haberi sonrasında Suudi Arabistan’ın haberi yalanlaması, akabinde AB’nin Rus petrolüne yönelik tavan fiyat seviyesinin 65-70 dolar aralığında olmasını değerlendirmesi ile dün varil fiyatı 3 dolar düştü. Günün gürültüsünden ayrıldığımızda ve bir adım geriye çekilip baktığımızda farklı bir formasyonun -hata payımız yüksek olabilir- oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu minvalde, aşağıda 77 doları takip edeceğiz. Böyle bir durumda yukarı yönlü istek (formasyon) da iptal olacak. Aksi takdirde, yeniden yükseliş isteğinin başlayabileceğini düşünüyoruz.

16692669971fd371742325eeb6df916f3cd6cee8f3_2_1200.jpg

>DXY

Doların piyasa kuru olan sepet DXY’nin 105 seviyesinden kurtulması durumunda, dolarda ilave bir zayıflık bizi bekliyor olabilir. Böyle bir durumda daha da aşağıda 102 seviyesini konuşacağız. Kanaatimiz, doların zayıflamaya devam edeceği yönünde.

166926699859506268c0916db681b20ae58d8010b1_3_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EKONOMİ

TÜSİAD/Turan: Ticari kredilerde erişim sorunu var, bu koşullarda rekabet edemeyiz

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “Düşük TL ve ucuz iş gücü ile Türkiye’nin rekabet gücünün sürdürülebilir olabileceğini düşünmüyorum.” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bloomberg HT’ye konuk olan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, para ve maliye politikalarının iş dünyasına etkisini ve reel sektörün finansmana erişim sorununu değerlendirdi.

Turan, Türkiye’deki istihdam piyasasına ilişkin yaptığı yorumda, katma değerli üretim yapılabilmesi için ara eleman sorununun çözülmesi ve bu konuda bir ulusal stratejinin oluşturulması gerektiğini önerdi. Nitelikli insan kaynağı olan şirketlerin ileride daha rekabetçi olacağını belirten Turan, “Bugün en önemli şey nitelikli insan kaynağı. Nitelikli insan kaynağını kaybetmeyip, onları Türkiye’ye çekmemiz gerek.” dedi.

Turan 2023 yılı asgari ücret tutarına da değindiği konuşmasında, “Enflasyonun üzerinde, refah payı olan bir asgari ücret artışı olabilir. İşveren çalışanını enflasyona karşı korumak zorunda.” ifadelerini kullandı.

Ucuz iş gücü stratejinin uygulanması hakkında değerlendirmede bulunan Turan, “Düşük TL ve ucuz iş gücü ile Türkiye’nin rekabet gücünün sürdürülebilir olabileceğini düşünmüyorum. Bu, 50 yıl önce Uzak Doğu’nun stratejisiydi. Rekabetçi kur ucuz, iş gücüyle ihracatı büyütmek. Bunları yaptığınızda 5-6 ay nefes alıyorsunuz ama sürdürülebilir hale getiremiyorsunuz.” dedi.

“Eylül’den itibaren ihracattaki yavaşlamayı net şekilde görüyoruz”

Turan, ihracatın Euro/Dolar paritesinden olumsuz etkilendiğini belirttiği konuşmasında, Eylül’den itibaren ihracattaki yavaşlamayı net bir şekilde gördüklerini dile getirdi. Turan, işletme sermayesi ve şirketlerin krediye erişimi hakkında yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“2022’de şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacı arttı. Geçen yıl 100 bin dolar işletme sermayesi olan bir şirketin 200, hatta 400 bin dolara ihtiyacı var. Reel sektörün finansmana erişimi rahat olmalı. Son dönemde finansmana erişim ihracatçı firmalar dışında çok kolay değil. Ticari kredilere erişimin rahat olduğunu keşke söyleyebilseydik. Yatırım kredilerine ulaşmak, uzun vadeli kredi almak kolay değil. Şirketler için kredi limitlerinin artması gerek.”

bloomberght

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

EKONOMİ

Konteyner navlun ücretleri salgın öncesine dönüyor

Çin’den ABD’nin batı kıyılarına konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 dolar altına ve Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Ana deniz ticaret yollarındaki navlun fiyatları, yüksek enflasyonun tüketici talebini düşürmesinin ve artan stoklarla küresel tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesinin ardından konteyner fazlalığıyla düşmeye devam ediyor. Navlun piyasasındaki taşımacılık ücretlerinin göstergesi olarak bilinen ve küresel ekonominin öncü göstergelerinden olan Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), yıl başında 2 bin 200 puan seviyelerinde bulunurken, 24 Kasım itibarıyla bin 242 puan seviyesinde seyretti.

Küresel ticaretin 12 önemli deniz yolu şeridindeki konteyner navlun oranlarını ölçen Freightos Baltık Küresel Konteyner Endeksi’nin değeri ise (40 inç HC konteyner maliyeti) bu yılın başında 9 bin 293 dolar seviyesindeyken, 24 Kasım itibarıyla 3 bin doların altına indi.

Yine endekse göre, Çin’den ABD’nin batı kıyıları bölgesine konteyner maliyeti, Ocak 2022’ye göre yüzde 75’ten fazla düşerek 2 bin 100 doların altına indi. Asya’dan Avrupa’ya gönderilen bir konteynerin maliyeti de yüzde 60’tan fazla gerileyerek 4 bin 300 dolar seviyesine indi

halktv.com haberine göre; Denizcilik danışmanlık şirketi Drewry tarafından hazırlanan Dünya Konteyner Endeksi de 39 haftadır art arda düşüşünü sürdürüyor. Endeks bu hafta yüzde 7 düşerken, 24 Kasım’da 40’lık konteynerin spot navlun fiyatlaması 2 bin 404 dolar olarak belirlendi.

Deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük arz fazlası bekleniyor

Küresel olarak tüm malların yüzde 90’ından fazlası gemi ile taşınıyor ve bu nedenle konteyner taşımacılığı dünya ticaretinin can damarı olarak görülüyor.

COVID-19 salgınıyla dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı deniz yolunda “boş konteyner krizi” başlamıştı. Önce, Uzak Doğu, Amerika ve Avrupa pazarında başlayan navlun fiyatlarındaki (geminin yük taşıma ücreti) artışlar, dünyanın hemen her yerinde hissedilmişti.

Özellikle Çin’den ABD’ye gelen gemiler yükünü boşaltamadığı için kısa sürede dönememiş ve bu da arz sorununu derinleştirmişti. Özellikle ABD ve Çin’de yüzlerce konteyner gemisi limanlara erişmek için sırada beklemişti.

Otomotivden tüketim malzemelerine, tekstilden mobilyaya kadar birçok sanayici, lojistik aksaklıklar nedeniyle siparişlerini zamanında teslim edememiş, ara malların dağıtımı zamanında yapılamadığı için üretimlerini ertelemek veya azaltmak zorunda kalmıştı.

Küresel tüketici talebinde düşüşle konteyner depoları dolarken, deniz taşımacılığı sektöründe navlun alanı arz fazlası artıyor.

Uzmanlar, salgın döneminde yaşanan darboğazlardan sonra, 2023 ve 2024 gibi erken bir tarihte deniz yolu ile taşımacılıkta çok büyük bir arz fazlası bekliyor.

Uzmanlar, her şeyden önce değişen tüketici harcamalarını konteynerlere düşen talebin nedeni olarak görürken, Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği yüksek enflasyonun yol açtığı potansiyel bir küresel resesyon zemininin navlun fiyatlarını aşağı çektiğini belirtti.

Tüketim ürünlerine COVID-19 sonrası talep artışının yavaşlaması, yüksek enerji maliyetleri, perakendeciler ve üreticilerin de mallarını normalden daha erken tedarik etmesinin bu düşüşe katkıda bulunduğunu belirtti.

Deniz taşımacılığında kapasite fazlası artıyor

Avusturya merkezli uluslararası nakliye ve lojistik şirketi Gebrüder Weiss’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Hava ve Deniz Taşımacılığı Genel Müdürü Lothar Thoma, son birkaç ayın darboğazlarından sonra, deniz taşımacılığında artık kapasite fazlasının yeniden arttığını söyledi.

Thoma, navlun oranlarının son haftalarda önemli ölçüde düştüğünü ve şimdiden “korona öncesi seviyeye” geri döndüğünü belirterek, “Bunun nedeni öncelikle Ukrayna savaşı ve enerji krizinin tetiklediği küresel ekonominin soğumasıdır. Resesyon, kargo alanı fazlalığı ile karşılanan nakliye talebinin azalmasına yol açar. İyi haber ise tedarik zincirleri yeniden daha öngörülebilir ve güvenilir hale geliyor. Son iki yılda bizim ve müşterilerimizin hayatını zorlaştıran gecikmeler ve öngörülemezlikler çözüldü. Limanlarda boşaltılmayı bekleyen gemi kalmadı. Küresel ekonomi toparlanmadığı sürece, navlun oranlarının bu düşük seviyelerde kalması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.