Connect with us

GÜNCEL

Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’na en yüksek teklifi veren Vahit Karaarslan kim?

İstanbul’un en büyük marinası olan Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın 40 yıllık işletme hakkı için düzenlenen ihalede 505 milyon dolarla en yüksek teklifi veren Vahit Karaarslan, 1975 doğumlu, Diyarbakırlı bir iş insanı

Yayınlanma:

|

Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük yat limanı olan Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı için 40 yıllığına işletme hakkı verilmesi ihalesi 16 Temmuz’da düzenlendi. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan ihaleye 6 şirket ve ortaklık katıldı ve 300 milyon dolar ile açık artırma başladı. İhalede Koç Holding ortaklığı Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri A.Ş. favori olarak görülüyordu. Çünkü hem yıllardır marinayı işletiyorlardı hem de denizcilik Rahmi Koç’un özel ilgi alanı olduğu için Kalamış Yat Limanı farklı bir yere sahipti. Ancak yapılan ihalede Koç Holding ortaklığı olan şirket 504 milyon dolar ile en yüksek teklifte bulunan ikinci şirket oldu. 505 milyon dolar veren Vahit Karaarslan ise limanı 40 yıllığına işletme hakkı için düzenlenen ihalede en yüksek teklifi verdi.

İhale sonrası dikkatler Vahit Karaaslan ve şirketine çevrildi. Başta sosyal medya olmak üzere hakkında parça parça bilgiler paylaşılmaya başlandı. Hatta kendisi için “Antalya’yı baştan inşa eden kişi” yorumları yapıldı.

Fenerbahçe Kalamış Marina’nın bugünü ve projesi

Karaarslan, 1975 Diyarbakır doğumlu. 27 yıl önce ticarete atıldı. Önce tarım, ardından akaryakıt ve gayrimenkul sektörüne girdi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, ailesinin tarım ve hayvancılıkla uğraştığını söylediği Vahit Karaarslan’ın inşaat sektörüne girdikten sonra büyümeye başladığını anlattı: “2000’li yıllarda TOKİ ihalelerine katıldı ve büyük ölçekli inşaat projeleri yürüttü. 2009’da Diyarbakırspor yönetimine girdi, 2013’te de Ticaret Odası meclis üyeliği görevini üstlendi. Daha sonraki dönemde bölgede büyümek isteyen diğer şirketler gibi başka illerde yatırım yapmaya başladı.”

Antalya’da ihaleler kazandı

Karaarslan önce Antalya’da şirket şubesi açtı ve burada Özelleştirme İdaresi’nin ihalelerine girdi; aldığı arsalara projeler üretti. Örneğin 2016’da Antalya’nın Kepez ilçesinde bulunan ve Sümer Holding’e ait olan 11 bin 641 metrekarelik arsayı ÖİB’nin açtığı ihalede 4 milyon 830 bin dolara aldı. 2021’de de yine Sümer Holding’in Antalya Aksu’da özelleştirilen 23 bin metrekarelik arsasına 176 milyon TL verdi. Şirketin web sitesinde Antalya’da 4 projesi olduğu görülüyor. Bunlar 249 dairelik Rengi Antalya Green Life, 99 dairelik Rengi Antalya Green Park, 436 dairelik Rengi Antalya ve kaç daire yapılacağı açıklanmayan Rengi Antalya Premium. “Antalya’yı baştan inşa etti” yorumlarına sebep olan 3 projedeki toplam daire sayısı 784.

Rekortmenler listesinde yok

Vahit Karaarslan, başka illerde de ÖİB’den ihaleler kazandı. 2018’de Diyarbakır Kayapınar’da yine Sümer Holding’in mülkiyetinde olup özelleştirilen 38 bin metrekarelik taşınmazı 7 milyon 608 bin dolara satın aldı. 2019’da Aydın Didim’de yine Sümer Holding arazisini 1 milyon 29 bin dolara, 2023’te ise İzmir Konak’ta bulunan ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne kayıtlı 8 bin metrekarelik taşınmazı 651.5 milyon TL’ye, bu yılın ocak ayında Ankara Çankaya’da bulunan Hazine’ye ait 18 bin metrekarelik araziyi 461 milyon TL karşılığında aldı. Buraya bir not da düşmek gerek; Vahit Karaarslan ne Antalya’da ne de Diyarbakır’da bu yıl açıklanan 2022 vergi rekortmenleri ilk 100 listesinde yer alıyor. Bunun iki nedeni olabilir; ya ilk 100’e giremedi ya da adının gizli kalmasını istedi.

İstanbul’daki en büyük kapasiteli marinaİhaleye ilişkin hazırlanan kısa tanıtım dokümanında yer alan bilgilere göre, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı 1288’i denizde ve 220’si karada olmak üzere toplamda 1508 yat bağlama kapasitesine sahip. Bu özelliğiyle Türkiye’nin ikinci, İstanbul’un en büyük yat limanı olan Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, İstanbul’da bulunan toplam kapasitenin yüzde 22’sini, Türkiye’nin ise yüzde 6’sını temsil ediyor. 1987’de hizmet vermeye başlayan marina, Aralık 1998’den bu yana Setur adıyla da bilinen Tek-Art Kalamış Fenerbahçe Marmara Turizm A.Ş. tarafından işletiliyor.

“Teknem yok, binmem keyif insanı değiliz!”

İhaleyi kazanan Vahit Karaarslan’ı hikayesini öğrenmek için aradığımızda önce sorularımıza cevap verdi ancak daha sonra zamanının olmadığını söyledi. Aramızdaki kısa görüşme ise şöyle gerçekleşti:

Bildiğimiz kadarıyla Diyarbakır merkezli bir firmasınız. Başlangıç hikayeniz nedir?

Biz 97-98’de tarım firması olarak kurulduk, daha sonra akaryakıt, daha sonra arsa, en son da inşaat.

İnşaatı seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Bazı işlerin büyümesi sınırlıdır ama inşaat ve gayrimenkulde sınır olmadığı için bu sektöre girdik.

Diyarbakır’dan sonra da Antalya’da projeler üretmişsiniz…

Sadece Antalya değil. TOKİ’den, Milli Emlak’tan, Çevre Şehircilik’ten, Özelleştirme’den Türkiye’nin böyle rahat satılabilecek yerlerinden gayrimenkuller aldık. İstanbul’daysa İstanbul’a, Ankara’daysa Ankara’ya, İzmir’deyse İzmir’e, arazilerimizin bulunduğu yere gittik.

Kaç ilde yatırımınız var?

Antalya, Aydın, İstanbul dahil 14 ilde arsalarımız var.

Hep kamu ihalelerine mi katıldınız?

24 yıldır ilgili devlet kurumlarında ihalelere girip en yüksek teklifi vererek alıyor ve üstüne inşaatlar yapıyoruz.

İnşaat sektöründe yatırımlarınız varken yat işletmeciliği gibi farklı bir sektöre yatırım yapma kararı almanızda ne etkili oldu?

İnsanlar bu son dönemde gittikçe zenginleşiyor. Zenginleşen insanlar arttıkça gördük ki yat sahipliği de artıyor. Yat bağlama yerleri Türkiye’de, hele de İstanbul’da çok sınırlı. Biz burada gelecek gördüğümüz için değişik bir alternatif olarak bu sektöre de girelim dedik. Kısmet olur da bunu başarırsak devamı da gelecek.

Denizcilikle bir ilginiz var mı?

Yok.

Örneğin tekneniz var mı?

Benim teknem yok, tekneye de binmem.

Neden tekneye binmiyorsunuz?

Biz keyif insanı değiliz, bizim amacımız ülkemizdeki zengin insanlara hizmet etmek.

505 milyon doların ödemesini nasıl yapacaksınız?

Özelleştirme İdaresi’nin belli kuralları oluyor. O kurallar çerçevesinde ödenecek. Şu an fazla vaktim yok ve yanlış anlaşılmalara da sebep vermemek için sorularınızı yazılı gönderir misiniz, arkadaşlarım size yardım olacak…

‘AVM ve benzeri büyük kütleli yapılar yapılamaz’

İhale sonrası marinaya AVM inşaatı yapılacak, vatandaşın denize erişimi engellenecek yorumları yapıldı. ÖİB’den Oksijen’e gönderilen bilgi notunda bu konuyla ilgili şu bilgiler paylaşıldı: “Bölgenin doğal ve arkeolojik sit alanı özelliği dikkate alınarak, yat imanında yapılacak her türlü inşaat ve fiziki müdahale öncesinde ÇED raporu alınmasına ilişkin tüm mevzuat hükümlerine uyulacak olup, imar planı hükümleri ile halkın mevcut kıyı kullanımına herhangi bir engel getirilmemiş olup yapılaşma azami ölçüde sınırlandırılmıştır. Bu çerçevede, alışveriş merkezi ve benzeri büyük kütleli yapıların yapılması, plan hükümleri ile engellenmiştir.”

Koç Topluluğu en son 504 milyon dolara çıktı

16 Temmuz’da yapılan ihalede, elemesiz turda en yüksek teklif 300 milyon dolar oldu. İhalenin elemeli yazılı ilk turunda en düşük teklifi veren Silahtaroğlu Mühendislik İnşaat Anonim Şirketi/Sinyar Enterprises-Sole Proprietorship L.L.C Ortak Girişim Grubu, ikinci elemeli yazılı turda ise Ceynak Yatırım Holding AŞ elendi. Ardından 410 milyon dolar başlangıç fiyatı ve 1 milyon dolar artırma aralığıyla ‘açık artırmaya’ geçildi. Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği Anonim Şirket, en son 469 milyon dolarlık teklif verdi ve ardından ihaleden çekildi. Geriye Koç Holding’e bağlı Tek-Art Kalamış ve Fenerbahçe Marmara Turizm Tesisleri AŞ ile Vahit Karaarslan kaldı. Koç Holding’e bağlı şirket en son 504 milyon dolara çıktı. Karaarslan 505 milyon dolarla ihalede en yüksek teklifi verdi.

Yeni imar planı ile nasıl bir marina geliyor?

2017’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan yeni imar planı iki önemli genişleme imkanı sundu.

Ana mendireğin 300 metre, tali mendireğin 160 metre uzatılması öngörülerek, Kalamış ve Fenerbahçe isimli iki marina birleştirildi. Kabaca, deniz alanı 80 bin metrekare büyüdü. Tekne kapasitesi yeni iskele planlaması ile yüzde 35-50 civarında artacak ve 1500’den 1800 civarına çıkacak.

İmar planında emsal oran yüzde 13’e çıkarıldı. Böylece kara alanı 14 bin 500 metrekareye ulaştı. Bunun içindeki ticaret ve turizm alanı da kabaca 9 bin metrekare olarak belirlendi.

Yeni plana göre:

Toplam deniz alanı: 314.512 metrekare
Toplam kara alanı: 123.247 metrekare
Yüzen iskele: 11.407 metrekare
Kara alanı (Dalgakıran dahil): 111.840 metrekare
İmar planı emsal oran: % 13
Emsal inşaat alanı: 14.539 metrekare
Maksimum ticari alan: 6.978 metrekare
Maksimum turizm tesis alanı: 2.907 metrekare

GAZETE OKSİJEN

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek

Yayınlanma:

|

Yazan:

İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor

İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.

Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.

2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.

Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.

Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.

Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Verilerin Verdiği Mesaj

İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.

Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;

  • işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
  • nakit dönüş süresinin kısaltılması,
  • borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
  • özkaynak finansmanının artırılması,
  • verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,

her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.