Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Mahfi Eğilmez: Faiz, geçici iyileşme sağlar, ‘asıl adıma’ zaman yaratır

Yayınlanma:

|

Türkiye’de ekonomi yönetiminde bir dönem Hazine Müsteşarı olarak görev alan Mahfi Eğilmez, “Gündem Özel” sorularımızı yanıtlarken, “Faiz artışı ekonomi politikası değişikliği gibi algılanıyor. Faiz, geçici bir düzelme, iyileşme sağlayan bir araçtır. Kalıcı çözümler getirmez. Sonsuza kadar faizi artırarak ya da zorunlu karşılıkları düşürerek devam edemeyiz. Bunlar hep asıl adımlar için zaman kazandırıcı hamlelerdir” dedi.

Mahfi Eğilmez’e sorularımız ve yanıtları şöyle:

Tam kapanma iyi olurdu

• Dünya, 2020’nin başlarından buyana COVID-19 salgınından kaynaklanan bir kriz yaşıyor. ABD’den Çin’e, G-20’lerden AB ülkelerine kadar dünyanın ekonomik açıdan önde gelen ülkeleri bu krizi yönetmede nasıl bir sınav veriyor? Dünya bu krizi mevcut halinden daha iyi yönetebilir miydi? Nerelerde hatalar yapıldı?

Dünya aslında 2008 yılından bu yana bir küresel krizin içinde bulunuyor. 2018 yılında bir toparlanma başlamış gibiydi ne var ki bu çok uzun sürmedi ve 2019 yılında -özellikle gelişmiş ülkelerde- yeni bir resesyon havası ortaya çıktı. Çin’de de ivme kaybı görüldü. 2020 yılında başlayan CoOVID-19 salgını küresel krizi başka bir boyuta taşıdı. Esasen bir kriz içinde olan ve henüz o krizi çözememiş olan sistem bu salgınla karşılaşınca ciddi bir bocalama içine girdi ve bu salgını iyi yönetemedi. Zaten sıkıntıda olan ekonomileri daha fazla sıkıntıya sokmamak için önlemler baştan ciddi tutulmadı ve salgın giderek yayıldı. Özetle söylemek gerekirse ekonomilerin daha fazla küçüleceği korkusu, kapanarak salgın etkisini hafifletme çabasına tercih edildi. Öyle olunca da salgın çok daha etkili oldu ve ekonomilerin daha fazla darbe yemesine yol açtı. Başlarda birkaç aylık tam kapanma uygulansaydı muhtemelen bugün insanlık da ekonomiler de bugünkünden daha iyi bir konumda olacaktı diye düşünüyorum.

Krediyi alan dövize koştu

• Yıllarca ekonomi bürokrasisinde görev yaptınız, Hazine Müsteşarlığı gibi kilit görevde bulundunuz. Türkiye COVID-19 krizini nasıl yönetti/yönetiyor? Dünya ile karşılaştırılınca Türkiye’yi bu krizi yönetmede hangi noktada görüyorsunuz?

Konuya iki açıdan bakmak gerekir: Sağlık meselesi ve ekonomi. Sağlık açısından bakarsak; ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere kötü yönetenler, Çin ve Güney Kore gibi iyi yönetenler, bir de bu iki grubun arasında orta derecede yönetenler var. Türkiye COVID-19 salgınını sağlık açısından orta iyilikte yönetti. Buna karşılık aşı meselesini kötü yönettiği için genel sağlık çerçevesini iyi yönetemeyen ülkeler arasına girmeye doğru gidiyor.

Ekonomi açısından Türkiye olayı iyi yönetemedi. Böyle bir krizde bütçe açıklarının büyümesi, enflasyonun yükselmesi, ithalata bağımlı olunduğu için kurun yükselmesi doğaldır. Ama bunların sonucunda mikro düzeyde sorunlar çözülemedi. Destekler yanlış yönlendirildi ve krediyi alan dövize, gayrimenkule, altına yatırım yaptı, şimdi onları satıp TL’ye dönüyorlar. Oysa bu destekler spekülasyona değil geçime harcanacak şekilde verilmeliydi.

Hayal kırıklığı yaşarız

• Bir süre önce Merkez Bankası Başkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı değişti. Bu değişiklik sonrası piyasalarda bir rahatlamayaşandı, o hava hâlâ sürüyor. Sizce bu rahatlama neden kaynaklandı? Ekonomi politikalarında beklentileri karşılayacak adımların işareti olarak mı algılandı? Yaşanan rahatlama Türkiye ekonomisi için yeterli görülebilir mi?

Bence bu rahatlama kişilerden çok açıklamalar ve uygulamalardan kaynaklanıyor. Merkez Bankası faizi yüzde 8.25’ten başlayarak 17’ye kadar çıkardı. Bu ilk adımdır. İkinci olarak birden fazla faiz oranını politika faizine indirgeyerek özellikle yabancı fonların çok alışık olduğu bir çerçeveye soktu. Merkez Bankası Başkanı’nın “Faizi uzun bir süre düşürmeyeceğiz” şeklindeki açıklaması da yabancı fonlar için bir çeşit garanti oldu. Bu durumda kurun düşeceğini ve çok daha fazla para kazanacağını gören yabancı fonlar benzer ülkelere yöneldikleri gibi Türkiye’ye de sıcak para getirmeye başladılar ve bu hamle kurun gerilemesine yol açtı.

Bizdeki algılama ile yabancıların algılaması farklı sanırım. Yabancılar, bu adımları para kazanma vesilesi olarak gördüğü için sıcak parayı buraya yönlendirdi. Bizde ise bu adım ekonomi politikası değişikliği gibi algılandı ve halen de öyle algılanıyor. Faiz, geçici bir düzelme, iyileşme sağlayan bir araçtır. Kalıcı çözümler getiremez. Sonsuza kadar faizi artırarak ya da zorunlu karşılıkları düşürerek devam edemeyiz. Bunlar hep asıl adımlar için zaman kazandırıcı hamlelerdir. Eğer biz bu adımlarla sorunları çözdüğümüzü düşünüyorsak yakında bir büyük hayal kırıklığı daha yaşayacağız demektir.

Kapitalizmin ilk hali daha çok acımasızdı

• Bir süredir “Great Reset” (Büyük Sıfırlama) tartışılıyor. Bu yaklaşımı ortaya atanlar, “Küreselleşme sonrasında kapitalizm artık eski haliyle sürdürülemez noktaya geldi” diyor. Konuyu “Kendime Yazılar”ınızda da ele aldınız. “Büyük Sıfırlama”yı savunanlar başarılı olursa, dünyada ne gibi değişiklikler olur? Bu değişiklikler hangi kesimleri nasıl etkiler? “Büyük Sıfırlama” mümkün müdür?

Büyük sıfırlama tezini ortaya atanlar bu tezin altında ne olduğunu tam olarak ortaya koymuş değiller. Takdim ettikleri haliyle uluslararası işbirliğini artırmak, sağlık konusunda koordinasyonu gerçekleştirmek, Endüstri 4.0’ı buraya monte etmek, uluslararası ilişkileri belirli standartlara oturtmak, çevreyi korumak için birlikte hareket etmek gibi konuları öne çıkarıyorlar. Buna karşılık örneğin ABD’nin Çin’e karşı uyguladığı ticaret engellerini, bir başka ifadeyle ticaret savaşını nasıl önleyeceklerini, sermaye hareketlerinin serbestliğinin yarattığı bulaşıcılığı nasıl giderebileceklerini, emeğin de mal ve hizmetler ve sermaye gibi serbest dolaşıma tabi olup olmayacağını, ülkeler arasındaki gelir dağılımı adaletsizliklerini nasıl düzelteceklerini söylemiyorlar.

Sıfırlama; ilk duruma dönüş demektir. Kapitalizmin ilk durumu bugünkü durumundan çok daha kötü, çok daha eşitsiz ve çok daha acımasızdı. O nedenle bu değindiğim konuları çözüme kavuşturacak yaklaşımlarla sıfırlama yerine mevcudu onarıp iyiye yöneltme yolu tercih edilmelidir.

“İmkansız üçleme” 128 milyar dolar götürdü

• Türkiye, Merkez Bankası net rezervini -41.2 milyar dolara düşürmeden COVID-19 krizi ortamındayol alabilir miydi? Ne tür hatalar Merkez Bankası’nı eksi rezerv noktasına getirdi? Yeri gelmişken “eksi rezerv”i Mahfi Eğilmez üslubuyla anlatır mısınız?

Merkez Bankası’nın altın ve döviz varlıklarından oluşan bir brüt rezervi var. Bunların bir bölümü kendi malı, bir bölümü de bankaların yatırdığı zorunlu karşılıklar.

Bu zorunlu karşılıklar bankalara gerektiğinde iade edileceği için emanet varlık olarak kabul ediliyor ve net rezervler hesaplanırken bunlar düşülüyor. İşte bu net rezervler Merkez Bankası’nın kendi malı olan varlıklar.

Bir de Merkez Bankası’nın swap işlemleriyle elde ettiği döviz ve altınlar var.

Swap işleminde Merkez Bankası TL verip karşılığında döviz ya da altın alıyor.

Taraflar bir sözleşme yapıyor ve belirli süreyle bu değiş tokuşu yapıyor. İki taraf da elindeki varlıktan faiz kazanıyor.

Vade dolunca yine değiş tokuşla herkes kendi varlığını geri alıyor.

Swap işlemiyle elde edilen dövizler ve altınlar da rezervlerin içinde sayılıyor. İşte bunları da net rezervlerden düştüğümüzde karşımıza 2020 yılsonu itibarıyla -41, 2 milyar dolarlık rezerv rakamı çıkıyor.

Bu tutar 2019 yılsonunda + 24,1 milyar dolardı. Demek ki Merkez Bankası bir yılda 65,3 milyar dolarlık rezerv kaybetmiş. Bu noktaya gelmemizdeki tek neden faiz takıntısıdır.

Kuru tutamadığımız gibi rezervleri de eksiye getirdik

Faizi artırmamak için rezervleri satarak kura müdahale etmeye çalıştık.

Sonuçta kuru tutamadığımız gibi rezervleri de eksiye getirdik. Kuru, döviz satarak tutmak ancak sermaye hareketlerinin kısıtlı olduğu bir ortamda mümkün olabilir.

Ekonomi yönetimi bu bir yıllık dönemde 65.3 milyar dolar (kamu bankalarının harcadıkları birlikte 128 milyar dolar) harcayarak imkânsız üçleme denilen ekonomi hipotezinin doğru olup olmadığını test etti ve doğru olduğunu gördü.

► Kalıcı çözüm yapısal reformlarla sağlanır

• Geçen yıl negatif faizle rahatlayan iş dünyası, faizlerin yükselmesiyle birlikte rahatsızlığını dile getirmeye başladı. Faizlerin bu düzeyi ne kadar sürer? Merkez Bankası önümüzdeki dönemde yeni faiz artırımına gitmek zorunda kalır mı? Yoksa bundan sonra yeniden yavaş da olsa faizin yönü aşağı doğru mu olur?

Faizlerin bu düzeyde ne kadar süreceği bizim yapısal reformlara ne kadar süre içinde girişeceğimizle ilgili. Her zaman söylediğimiz gibi faiz geçici rahatlama sağlar, kalıcı çözümler arıyorsak yapısal reformlara girişmemiz gerekli. Ve bu yapısal reformlar da sanıldığı gibi yalnızca ekonomiyle ilgili değil. Hukukun üstünlüğü gibi temel düzenlemeler yapılmadan ekonomide reform yaparak bir sonuca varmamız artık eskisi kadar kolay değil.

► Fiyata müdahale karaborsa doğurur

• Enflasyonla mücadele konusu tartışılınca sıklıkla gıda tarafı gündeme oturuyor. Fiyat kontrolü yönünde hazırlıklar yapılıyor. Tanzim satış, PTT’nin gıda ürünleri pazarlaması gibi çözümlerde çare aranıyor. Fiyatları kontrol altına almak, kamu kararıyla frenlemek, enflasyonu düşürmede başarı getirebilir mi? Daha önce denenen buna benzer yöntemlerin başarı sağladığına hiç rastladınız mı? Enflasyonla mücadelenin en doğru enstrümanları, yolları nelerdir?

Ekonomi yönetimi ekonomik kurallarla yapılır. Polisiye önlemlerle ekonomi yönetilemez. Geçmişte birçok ülkede olduğu gibi bu yöntem bizde de zaman zaman denendi. Bugün hâlâ anlatılan sigara, margarin, tüp gaz kuyrukları bu uygulamalar sonucunda ortaya çıkmıştı. Fiyata müdahale ederseniz karaborsa doğar. Bir başka ifadeyle fiyatına müdahale edilen mallar tezgâh altına iner. Böyle bir ortamda serbest bırakılsaydı oluşacak fiyata göre de daha yüksek fiyatlar istenir. Çünkü yakalanma riski ancak daha yüksek fiyatla giderilebilir. 1970’lerin ikinci yarısında Türkiye’de bir Fiyat Kontrol Komitesi kurulmuştu. Çeşitli bakanlıkların temsilcileri vardı komitede. Bu komite bütün malların fiyatlarını belirliyor, zamlara karar veriyordu. Sonuçta Türkiye’de her alanda karaborsa oluşmuştu. Aynı hatayı bir kez daha tekrarlayarak doğruyu bulamayız, sadece hatada ısrar etmiş oluruz.

► “Temkinli iyimser olmakta yarar var”

• QNB Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras, geçenlerde YouTube’da bir video paylaştı. Krizlerden çıkardığı dersleri, önerilerini ortaya koydu. Aras’ın, “İşler iyi giderken endişeli olabilirsiniz, olmalısınız. Kriz dönemlerinde iyimserlik şarttır” mesajı dikkatimizi çekti. Siz de o videoyu sosyal medyanızda paylaştınız. Sizin yaklaşımınız nedir? Krizlerde iyimser olmak şart mıdır? Şart ise mümkün müdür? Kriz ortamında iyimserlik başarılabilir mi?

Ömer Aras’ın paylaştığı bütün videoları izledim, hepsi birer ders niteliğinde. Bütün girişimciler, işletme dersi alanlar izlemeli. İyimserlik bence de şarttır ama özellikle kriz zamanlarında bunun temkinli bir iyimserlik olmasında yarar var. Hükümetlerin açıkladığı politikalar ve onlara sadık kalıp kalmadıklarına bakarak o çerçevede bir iyimserlik bence de krizi aşabilmek için şarttır. Eğer hükümetler açıkladıklarını yapmıyorsa o zaman iyimserliği abartmamak gerekir.

► “Makul kur temposu” enflasyonla paralel gider

• İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, geçenlerde bir online toplantıda döviz kurlarındaki dalgalanmayı Amerikan barlarının kapısına benzetti, “Girerken de çıkarken de bar kapısı çarpar” dedi. Dolar 8 lira düzeyine çıktığında bundan mutlu olması gerektiği düşünülen ihracatçılar bile, “Türkiye, hemen her sektörde dünyanın en ucuz ülkesi haline geldi” yakınmalarını ortaya koydu. Şimdi dolar 7 liranın da altını görebileceği sinyalleri verince yine iş dünyası yakınmaya başladı. Bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Son derecede doğru bir benzetme bu. Döviz kurlarının yükselişi de düşüşü de ayrı dertler yaratır.

Kurlar yükselirken kazananlar ve kaybedenler olur. Kurlar düşerken bu kez bu gruplar yer değiştirir.

O nedenle ideal durumun kurun makul bir artış temposuyla yükselmesi olduğu söylenir. Bu makul tempo da genellikle enflasyonla paralel bir tempodur. Bir başka deyişle paranın içerideki değer kaybı (enflasyon oranı) ne kadarsa dışarıdaki değer kaybı da o kadar olmalıdır.

Enflasyon düştükçe dış değer kaybı da azalır. Böyle bir durum üretici ve yatırımcı için ideal durumdur. Çünkü kurların tahmin edilebilir olması geleceğe ilişkin kararları da sağlıklı hale getirir.

►Yargı kararları uygulanmazsa reform konuşmak anlamlı olmaz

• Dünya Gazetesi 41 yaşında… Bizlerin de ekonomi gazeteciliği Dünya ile yaşıt. Her hükümet değişikliğinde reform sözleri verilir. Bir türlü hedefe konulan reformlar tamı tamına gerçekleşmez. Genelde eksik taraflar kalır. Bakan değişikliği sonrası hükümet hem ekonomide, hem de hukukta reformu gündemine yeniden aldı. Bu sefer reform yolunda beklenen adımlar atılabilir mi?

Hazine’de göreve başladığımdan beri, demek ki 1983 yılından beri Dünya Gazetesini izlerim. Bugün de bu kaliteyi sürdürdüğünüz için sizlere teşekkür borçluyuz. Yapısal reform denildiğinde ortak bir tanımımız yok. O nedenle neyin kastedildiğini görmemiz gerek. Onu görmeden reformların yapılıp yapılmayacağını veya neler olduğunu ya da yararlı şeyler olup olmayacağını söylemek mümkün değil. Tabii bir de reform yapmaya gerek olmaksızın yargı kararlarının uygulanması gibi yapılması gereken şeyler var. Bu adımları atmadan mesela hukuk reformundan konuşmak pek anlamlı görünmüyor.

► Sosyal ve siyasal reformlarla ekonomidekiler eşanlı olmalı

• Türkiye sizce reform sayılabilecek hangi adımları atmalı? Reformlar gerçekleşirse Türkiye’nin uluslararası kredi notu yeniden yükselişe geçer mi? Risk priminin normale dönmesi söz konusu olur mu?

Bence Türkiye sosyal ve siyasal reformlarla ekonomik reformları eşanlı yapmalı: Daha iyi bir demokrasi (güçler ayrımı ve parlamento ağırlığının sağlanması), siyasi partiler yasasının düzenlenmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, yargı bağımsızlığı, üniversitelerin kendi atamalarını yapmasının sağlanması gibi konularla başlamak gerekir. Onlarla birlikte vergide adaletin sağlanması (kayıt dışılığın önlenmesi dolaysız vergilerin ağırlıklı olması), teşvik sisteminin bölge ve sektör teşvikinden ürün teşvikine döndürülmesi, kısmi ve geçici ithal ikamesine başvurularak rekabet edebilir ürünler için destekler sağlanması ve cari açığın düşürülmesi gibi ekonomik reformlara da girişilmesi gerekir.

Bunların birkaçının yapılıp diğerlerinin bir takvim halinde ne zaman yapılacağının açıklanmasıyla Türkiye’nin risk primi inanamayacağımız kadar aşağıya düşer. Benzer bir durum 2001 krizi sonrasında yaşanmış ve AB ile tam üyelik müzakerelerine başlandığı yılda Türkiye’ye o tarihe kadar gelenden fazla doğrudan yabancı sermaye girişi olmuştu.

► 200 yıldır tekstilde olup marka çıkaramayan tek ülkeyiz

• COVID-19 krizi, dünyaya tedarik konusunda Çin’e aşırı bağlı olmanın yanlışlığını gösterdi. Alternatif tedarik merkezleri konuşulmaya başlandı. Bu aşamada Türkiye’nin tedarik merkezi olmada öne çıkabileceği düşünülüyor. Bu yönde işaretler olduğunu söyleyenler de var. Sizce Türkiye, dünyanın yeni tedarik merkezlerinden biri olabilir mi? Bu konuda avantajlar, dezavantajlar nelerdir?

Bence bu biraz iyimser bir görüş ama iyimserlikte yarar var, ona göre hareket edip organize olmak iyi olabilir. Çin, ücret ve fiyat açısından pek kolay rekabet edilebilecek bir ülke değil. Ve bence Türkiye bir yandan Çin’den ortaya çıkacak boşluğa yönelmekle birlikte asıl olarak teşvik sistemini Kore gibi kullanıp marka yaratmaya yönelmeli. 200 yıldır tekstil sektöründe üretim yapıp da hâlâ dünya çapında marka yaratamamış bizden başka ülke yok.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

BNP Paribas Cardif BES fonları, son 5 yıllık yatırım araçları karşılaştırmasında dikkat çekiyor

BNP Paribas Cardif Emeklilik, yatırım araçlarının ve kurucusu olduğu BES fonlarının 5 yıllık getiri karşılaştırma tablosunu açıkladı. Son 5 yılda %1262 getiriye sahip BPH Hisse Fonu ile altın, döviz ve borsa endekslerini açık ara geride bırakan firma, BZY Teknoloji Fonu, BPE Dengeli Değişken Fonu ve BPU Kamu Fonu ile de en çok kazandıran BES fonları arasında yer aldı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’nin önde gelen bireysel emeklilik kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Emeklilik, yatırım araçlarının 5 yıllık getiri karşılaştırma tablosunu açıkladı. Son 5 yılda %1262 getiriye sahip Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu (BPH) ile altın, döviz, mevduat ve borsa endekslerini açık ara geride bırakan BNP Paribas Cardif Emeklilik, Teknoloji Sektörü Değişken Emeklilik Yatırım Fonu (BZY), Dengeli Değişken Emeklilik Yatırım Fonu (BPE) ve Birinci Kamu Dış Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu (BPU) ile de en çok kazandıranlar arasında yer aldı.

1 Ocak 2019 ile 31 Aralık 2023 tarihleri arasındaki 5 yıllık süreçte, ülkemizdeki resmi enflasyon oranı %372 olarak açıklandı. Aynı dönemde altın yatırımcıları %804 getiri elde ederken, Bist100 %718, Bist30 %601, NASDAQ ($) %143, DolarTL %457, EuroTL %439, Mevduat ise %131 getiri sağladı. BES müşterilerinin birikimlerine kattığı değer ile dikkat çeken BNP Paribas Cardif Emeklilik ise son 5 yılda BPH Hisse Senedi Fonu ile %1262 getiri başarısına imza atarak, tüm bu yatırım araçlarını açık ara solladı. 5 yılda %635 getiriye sahip BPE Dengeli Değişken Fonu ve %587 getiriye sahip BPU Kamu Dış Borçlanma Araçları Fonu ile de yatırımcısının yüzünü güldüren şirket, ilk pay satışı 05.01.2022 tarihinde gerçekleşen BZY Teknoloji Fonu ile de sadece yaklaşık 2 yıllık süreç içerisinde yatırımcısına %163 değer kazandırdı.

2024’te de yatırımcılarının birikimlerine kattığı değeri artırmayı hedefliyor

Devletin yüksek teşviği ve yönetmeliklerde yapılan düzenlemeler ile hızlı gelişimini sürdüren Bireysel Emeklilik Sektörü’nün gelişimine paralel olarak Gönüllü BES’te ve OKS’deki büyümesine devam eden BNP Paribas Cardif Emeklilik, BES fon yönetimini Portföy Yönetimi sektörünün tecrübeli ve yenilikçi şirketi olan TEB Portföy Yönetimi A.Ş. aracılığıyla müşterilerine sunuyor. BNP Paribas Cardif Emeklilik, BES katılımcılarına sunduğu fonların yönetimini yakından takip ederek, katılımcıların fon getirisi ile ilgili düzenli bilgilendirilmesini sağlayor. 2024 yılında da fonları ile Türkiye’deki benzerleri arasında ilk sıralarda yer alma başarısını göstererek, yatırımcılarının birikimlerine kattığı değeri artırmayı hedefliyor.

kazancı geliri elde etme stratejisiyle yönetiliyor. Ülkemizin ağırlıklı olarak halka açık büyük şirketlerini kapsayan BIST-100 endeks getirisine paralel performansı hedefleyen fon, orta ve uzun vadeli dönemde ülkedeki büyüme potansiyeline paralel hisse senedi piyasasındaki reel getirinin fon reel getirisine dönüşmesi amacıyla hareket ediyor.

Orta ve uzun vadede TL bazında yüksek getiri sağlamayı hedefleyen BPE Dengeli Değişken Fonu ise portföyünün tamamını değişen piyasa koşullarına göre Yönetmelik’in 5. maddesinde belirtilen varlık türlerinin tamamına veya bir kısmına yatırarak hem sermaye kazancı hem de temettü ve faiz geliri elde etme stratejisiyle yönetiliyor. Yüksek getiri hedefi doğrultusunda TL ve dövize endeksli sermaye piyasası araçlarına yatırım yapılan fonun portföyü ağırlıklı olarak değişen piyasa koşullarına göre kamu ve özel sektör iç borçlanma araçları, kamu ve özel sektör dış borçlanma araçları (eurobond), yurtiçi ortaklık payları, yabancı borsa yatırım fonları, ters repo ve mevduattan oluşuyor.

Döviz cinsinden getiri elde etmek ve gerçekleştirdiği Eurobond yatırımlarından düzenli ve sürekli gelir akışı yaratmak amacıyla oluşturulan BPU Kamu Dış Borçlanma Araçları Fonu ise ağırlıklı olarak T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uluslararası piyasalarda ihraç edilen ABD Doları cinsi Eurobond’lar başta olmak üzere yabancı para cinsinden kamu ve özel sektör tahvil-bonolarından oluşan bir portföye yatırım yapılarak yatırımcılarına değer kazandırıyor.

Piyasaya sunulduğu yaklaşık 2 yıllık süreçteki başarısıyla rakipleri arasından sıyrılan BZY Teknoloji Fonu* ise teknoloji sektöründe faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketlerin sermaye piyasası araçlarına yatırım yaparak, yatırımcıların bu şirketlerin kazançlarına, büyüme olanaklarına ve değer artışlarına iştirak etmesini sağlama stratejisiyle yönetiliyor. Asgari %80’i teknoloji temalı varlıklarda değerlendirilen BZY Teknoloji Fonu, değişen piyasa koşullarına göre hem sermaye kazancı hem de temettü ve faiz geliri elde etmeyi hedefliyor. BZY Teknoloji Fonu; bir yandan döviz getirisini büyük oranda yansıtırken, diğer yandan da teknoloji sektöründeki şirketlerin büyüme potansiyellerine yatırım yapma fırsatı sunması sebebiyle, Euro, Dolar, Gram Altın gibi yatırımlardan pozitif anlamda ayrışıyor. Bunun yanında fon, ülke ve varlık riskini dağıtarak yatırımları çeşitlendirme imkânı da sunuyor.

Son 5 yılda getiri başarısıyla dikkat çeken BPH Hisse Senedi Fonu, portföyünün en az %80’ini Borsa İstanbul’da kote ortaklık paylarına uzun vadeli yatırmak suretiyle ağırlıklı olarak sermaye

5 YILLIK GETİRİ (%)
DİĞER YATIRIM ARAÇLARI   YÜZDE (%)
Enflasyon       %372
Altın %804
Bist100 %718
Bist30 %601
NASDAQ ($) %143
DolarTL %457
EuroTL %439
Mevduat %131
CARDIF EMEKLILIK FONLARI YÜZDE (%)
Hisse Senedi EYF (BPH)  %1262
Dengeli Değişken EYF (BPE) %635
Kamu Dış Borçlanma EYF (BPU)  %587

*BZY Teknoloji Fonunun ilk pay satışı 05.01.2022 tarihinde gerçekleştiğinden, fonun getirisi 05.01.2022 tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar olan dönemi baz alınabilmektedir. Bu fonun 2 yıllık getirisi %163’tür.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Nvidia ile yatıp kalksak da, enflasyon verileri yeniden sürücü koltuğuna oturdu!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Nvidia, çiplerine yönelik ‘doyumsuz’ taleple bir günde piyasa değerini 277 milyar dolar artırıp ilk kez 2 trilyon dolar piyasa değerine ulaştı. Diğer bir deyişle, şirket değeri yaklaşık sekiz ayda iki katına çıktı! Nvidia, Microsoft, Apple ve Saudi Aramco sonrası dünyanın en değerli dördüncü şirketi olurken, Nvidia’nın çipleri, ChatGPT yapımcısı OpenAI’den Google’a kadar neredeyse tüm üretken yapay zeka oyuncuları tarafından kullanılıyor.

Nvidia CEO’su Jensen Huang, çocukların kodlamayı öğrenmesi gerektiği yönünde söylemi artık bırakmamız gerektiğini savundu. Hafta sonu gördüğüm röportajı, üniversite çağının eşiğinde olan ve seçim yapmak üzere olan kızım açısından da önemli bir tavsiye niteliği taşıdı. Jensen, yapay zekanın yükselişinin, programlama dillerini insan dili komutlarıyla değiştirebileceklerini, böylece herkesin programcı olmasını sağlayabilecekleri anlamına geldiğini savundu!

Geçen hafta tüm dünya Nvidia ile yatıp ve kalkarken, bilanço sezonunun da neredeyse sonuna geldik. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi bu yıl yeni zirvelere tırmanırken, “Magnificent 7” Muhteşem 7li’nin performansını hafta içi çokça konuştuk. Avrupa cephesinde ise Muhteşem 7li’nin muadili olan ve “Granolas” olarak adlandırılan 11 şirketin de yardımı ile Perşembe günü Avrupa’nın Stoxx600 endeksi tüm zamanların zirvesine yükseldi.

Lâkin teknoloji şirketlerinin önderliğinde coşan hisse senetlerinin, bilanço sezonunun geride kalması ile odağını yeniden merkez bankalarına çevireceğini; daha doğrusu para politikasının yeniden ‘sürücü koltuğuna’ oturacağını düşünüyoruz. Bu sabah itibari ile, piyasa vadeli faiz kontratları, 2024 yılında FED’den toplam 85 baz puan faiz indirimi beklediklerini not edelim. Bunun da 25 baz puandan hesaplanırsa 3-4 kez faiz indirimine işaret ettiğine göre, FED ile piyasalar arasında var olan faiz uçurumunun da kapandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Güçlü tarafta sonuçlanan bilançolar, ABD’de 10 yıllık tahvil faizinin geçen hafta neredeyse son 3 ayın en yüksek seviyesini test etmesinin bile göz ardı edilmesine neden olduğuna şahit olduk. Faiz getirisi olmayan altının ons fiyatı, 11 haftadır 2,010 dolar teknik seviyesinin üzerinde haftalık kapanışa imza atarak yeni haftayı da 2,030 dolar seviyelerinden kucakladı. Teknik bir bakış açısı ile bu hafta yukarıda 2,045 dolar seviyesinin üzerinde bir kapanış görürsek, altın için tonumuz pozitife dönecektir. Kripto paralar cenahında ise Ethereum 3,100 dolar ile neredeyse son 2 senenin en yüksek seviyesine gelirken, Bitcoin ise 52bin dolar seviyesinin etrafında enerji biriktirmeye devam ettiğini görüyoruz.

FATF Gri listesinde yol alındı

Dönelim biraz da Türkiye cephesine. Geçen hafta bültemizde FATF (Financial Action Task Force) Genel Kurul toplantısına değinmiştik. FATF, “Finansal Eylem Görev Gücü”nün kısaltmasıdır. FATF, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda uluslararası standartların belirlenmesi ve uygulanması ile ilgilenen bir kuruluştur. Geçen hafta sonuçlanan toplantıda, Türkiye henüz “gri listeden” çıkmasa da, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, gri listeden çıkılması adına tüm maddelerin yerine getirildiğini, FATF ekibinin Türkiye’ye Haziran ayında yapacakları ziyaret ardından hazırlanacak değerlendirme raporu sonrasında Türkiye’ye yönelik gri liste kararının kaldırılmasını beklediğini belirtti. Para politikası ve dış ilişkilerde yakalanan olumu ivmenin FATF kararı ile desteklenmesi, yabancı yatırımcılar açısından da önem arz eden bir gelişme olacağının altını peşinen çizmem gerekiyor.

TCMB’nin geride bıraktığımız hafta sonuçlanan olağan PPK toplantısında şahince bir tavır sergilemesi sonrasında piyasa faizlerinin gerilemesine izin vermeyeceklerini, enflasyonla mücadele kapsamında ise TL’nin reel anlamda değerlenmesine izin verileceğini anlamış ve yorumlamıştık. BIST100 endeksinde rekorlar görülmesine rağmen yükseliş ivmesinin bir tık da olsun azaldığını görürken, USDTRY kuru ise kamu kontrolünde bebek adımları ile 31,10 seviyesine yükseldi. Altının ons fiyatının hafif de olsa yukarı yönlü kıpırdanması ve 2,030 dolar seviyesini test etmesi bir yana, USDTRY kurunun her gün rekorunu bir adım daha yukarı taşıması ile gram altın TL bazında 2,030 seviyesine yükselerek tüm zamanları yeni rekorunu kırdı. Ne ilginçtir ki hem ons altın hem de gram altın aynı değerde (2,030) işlem görüyor.

ABD borsaları, süratli geçen haftanın son işlem gününü yatay bir şekilde tamamladı. Yeni gün ve hafta başlangıcında, gösterge endeks Tokyo borsası geçen hafta 1989’daki tüm zamanların zirvesini kırmasının ardından piyasa duyarlılığının yüksek olmaya devam etmesiyle, ilaç sektöründeki iyimser performansların da desteğiyle yeni bir rekor seviyeye imza atarken, geriye kalan bölgelerde ise karmaşık bir eğilim görüyoruz. ABD, Japonya ve Avrupa’da açıklanacak enflasyon verileri öncesinde yatay hatta bir miktar kâr satışları dikkatlerimizden kaçmadı. Japonya tarafında her ne kadar borsa her gün rekorunu bir adım daha yukarıya taşısa da, para birimi YEN’de huzursuz seyir devam ediyor. Dolar, Japon Yeni karşısında bu sabah 151 seviyesine yaklaşırken, 152 seviyesinin otorite tarafından savunulamaması durumunda, USDJPY paritesinin 34 yıllık yeni derinliklere doğru savrulabileceğini düşünüyoruz. Piyasa aktörlerinin otoriteyi müdahaleye zorlandıklarını düşünmeye devam ediyoruz.

Donald Trump, hafta sonu günü Güney Carolina’daki başkanlık yarışında, rakibi Nikki Haley’i kolayca mağlup ederken, Demokrat Başkan Joe Biden ile rövanş maçına doğru emin adımlarla ilerlediğini görüyoruz. ABD’de Perşembe günü açıklanacak PCE enflasyonunun haftanın en önemli verisi olarak takip edileceğinin altını çizerek bültenimizi de tamamlayalım.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Piyasa modu: Tahterevalli. ABD perakende satışlar verisi faiz indirim umutlarını besledi

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’de açıklanan verilere göre bir gün iyi bir gün satıcılı seyreden piyasalar adeta tahterevalli misali bir aşağı bir yukarı savrulmaya devam ediyor. Takdir edeceğiniz üzere bütün oyun planı FED’den beklenen faiz indirimi üzerine kurulduğundan, açıklanan her veri de fiyatlama davranışı üzerinde belirgin mânâda baskı kuruyor.

Son dönemlerde ABD’de açıklanan güçlü istihdam ve enflasyon verileri ardından agresif faiz indirim beklentileri törpülenirken, satış baskısına maruz kalan piyasalar, akabinde Chicago FED Başkanı’nın açıklamalarında destek bulup hafta ortası kayıplarını telafi etmişti. Dün, bu sefer de beklentiyi karşılayamayan ABD perakende satışlar verisi sonrasında faiz indirin beklentileri yeniden yeşerirken, riskli varlıklara yönelik de risk iştahının canlandığını görüyoruz.

EURUSD paritesi 1,0760 seviyesine toparlanırken, 2023 yılının son iki çeyreğinde ard arda küçüldüğü görülen ve teknik olarak resesyona (durgunluğa) giren İngiltere ekonomisine paralel GBPUSD paritesi 1,2570 seviyelerinde yatay seyretmeye devam etti. Yatırımcılar, bu yıl İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını düşürme ihtimaline yönelik bahisleri de artırdığını görüyoruz. Geçen yılın sonunda beklenmedik bir şekilde Japonya da resesyona girerek dünyanın üçüncü büyük ekonomisi unvanını Almanya’ya kaptırmıştı. İngiltere’de resesyonun kısa ömürlü ve sığ olmasına yüksek ihtimal tanıyoruz. Kısa vadede ise GBPUSD paritesinde daha da aşağı seviyeleri konuşmamak adına 1,2590 seviyesini (haftalık kapanış) önemsiyoruz.

Altının ons fiyatı, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin hafif de olsa gerilemesine paralel bir miktar da olsa toparlanarak psikolojik 2bin dolar seviyesinin hemen üzerine yükseldi. Haftalık kapanışı takip ederek daha elle tutulur bir analiz yapacağız. Lâkin yükseliş isteğini son dönemlerde bir miktar da olsa kaybetse de, var olan jeopolitik riskler ve FED’in yılın ikinci yarısına yönelik faiz görünümüne paralel yukarı yönlü isteğin ağır basacağını düşünüyoruz. Yeter ki 1,973 dolar seviyesini altında haftalık kapanış görmeyelim. Arkasında ETF gücüne olan Bitcoin’in ise 48,500 dolar seviyesinin üzerinde zemin kuvvetlendirme çalışmalarını tamamlayarak bir sonraki teknik seviye olan 57,500 dolara doğru emin adımlarla ilerlediğini görüyoruz.

Küresel hisse senetlerinin ABD enflasyon verisinin gölgesinde yaşadığı türbülanstan kurtularak yeniden alım iştahına sahne olması, Borsa İstanbul’a da destek sağladı. BİST100 endeksi dünkü günü neredeyse %2’ye yakın artışla tamamlayarak yeni bir rekor daha kırdı. Haftalık kapanışı da görerek daha sağlıklı bir yorum yapmaya çalışacağız. USDTRY kuru bebek adımları ile 30,80 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin yabancı indinde risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 295 baz puan seviyesinden işlem gördüğünü not edelim. CDS risk priminin gerilemesi (hatırlayınız Mayıs 2023 ayında neredeyse 900 baz puana yükselmişti) ara ara kesintiye uğrasa da devam eden risk iştahına paralel Türkiye’nin yurt dışı borçlanması olan eurobondların da fiyatını artırıken, getirinin de gerilemeye devam ettiğini görüyoruz. Mehmet Şimşek isminin ilk zikredildiği dönemde aldığımız 2028 vadeli USD cinsi Türkiye eurobondlarının getirisi her geçen gün artmaya devam ediyor!

Her hafta Perşembe günü açıklanan TCMB ve BDDK verilerini büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Bu bağlamda, 9 Şubat ile biten haftada TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri gerileme devam etti. Daha geniş bir açıdan bakmak gerekirse, 2024 yılında, yani son 7 haftada brüt rezervler 10,5 milyar dolar azalarak ~ 135 milyar dolar seviyesine gerilerken, kamu dövizleri ve emanet dövizleri (swap) ayıkladığımızda, net döviz pozisyonu da 2023 sonuna göre 9,4 milyar dolar azaldı (bakınız grafik). Seneye pek de iyi başlayamayan rezerv kompozisyonu, TL’nin getirisinin daha da artması gerektiğini bizlere söylüyor. Zaten Enflasyon Sunumunda da, TCMB yetkilileri, piyasa faizlerinin yükselmesi ve politika faizinin daha etkin olması bağlamında önlem alacaklarını peşinen söylemişlerdi.

BDDK verisine göre ise bir nevi Yabancı Para enstrümanı olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) cephesinde azalma ivme yitirse de devam etti. Yine 9 Şubat ile biten haftada KKM 15 milyar TL daha küçülerek dolar karşılığı olarak  77,5 milyar seviyesine geriledi. Dövizden dönen KKM’lerde ise henüz çözülme olmadığını, dönenin de döviz talebi yarattığını not etmek gerekiyor (bakınız grafik).

ABD borsaları geceyi yükselişe tamamlarken, Muhteşem 7’li olarak isimlendirilen Microsoft, Apple, NVIDIA, Google, Amazon, Meta ve Tesla’nın performansı göz kamaştırmaya devam ediyor. Son 1 yılda Muhteşem 7’li %77 yükselirken, söz konusu 7’liyi dışarıda bırakırsak, en büyük 500 şirketinin işlem gördüğü S&P500 endeksinin ise sadece %5 yükseldiğini görüyoruz. Bir diğer deyişle, teknoloji hisseleri olan Muhteşem 7’li dışında kalan diğer hisseleri aldıysanız, yatırımlarınız neredeyse son 1 yıldır yerinde saydığını görebilirdiniz! Sayıların dili ile konuşursak, Muhteşem 7’linin piyasa değer neredeyse S&P500 endeksinin (endeksin market cap $42T) 1/3 kadar!

Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarının haftayı iyimser bir şekilde tamamladıklarını görüyoruz. Dün Japonya’da açıklanan büyüme verisinin Japonya ekonomisini geçen yılın sonunda resesyona girdiğini göstermesine rağmen, Tokyo borsası, son 34 yılın yeni zirvesine yükselirken, tüm zamanların da zirvesinin artık kıyısında işlem gördüğünü not edelim! Bugün piyasaların veri akışı hem mikro hem de makro cephede yoğun olacak. Günün ilk yarısında Euro Bölgesi enflasyonu ve Türkiye’de TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi takip edilecek. İkinci yarısında ie ABD’de açıklanacak ÜFE enflasyonu, tüketici güven endeksi ve konut istatistikleri piyasa yansıması yaratabilir.

TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri

170806077534324a9c0f06c121c62ed3a145a1c334_1_1200.jpg

TCMB Net Rezervleri

17080607756d262a2e2f5ffef16a255fffbc38f0df_2_1200.jpg

KKM

17080607760c9e11d6f4bb6d7501e1c51e81ffff5e_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.