Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Mahfi Eğilmez: Türkiye uzun süre bu politikaya katlanamaz

Yayınlanma:

|

Son günlerin öne çıkan tartışması; “faiz indirilmeli mi yoksa olduğu yerde bırakılmalı mı” sorusuna yanıt arayan tartışma. Bu tartışma ilk ağızda insanların iki gruba ayrılmasına yol açıyor: (1) Az sayıda iktisatçı ve çok sayıda sanayici, tüccar, esnaf faizlerin düşürülmesini savunuyor. (2) Çok sayıda iktisatçı ve az sayıda sanayici ve tüccar da faizin olduğu yerde kalmasını savunuyor. Gruplar ilk bakışta böyle gibi görünse de kendi içlerinde de ayrılıyorlar. Mesela ilk gruptakiler arasında Merkez Bankası’nın faizi hemen indirmesini savunanlar var. Bunlar daha çok sanayici, tüccar, esnaf gibi piyasada iş yapanlar. Yaklaşık üç yıldır ucuz maliyetle kredi kullanmaya ve yenilemeye alışık olduklarından yeniden böyle bir ortama dönülmesini talep ediyorlar. Bir başka grup enflasyonda baz etkisiyle oluşacak indirimin ortaya çıkmasını ve birkaç ay devam ettiğinin görülmesini ve sonrasında Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesini öneriyor. Tabii her iki grupta da indirim için farklı oranlar telaffuz edildiğine değinmeye gerek bile yok. İkinci gruptakiler arasında pek fazla bölünme bulunmuyor. Genel olarak bu yıl boyunca faizin olduğu yerde kalmasını savunuyorlar.

Bendeniz, okuyanlar ve izleyenler bilir, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine başladığı 2021 yılı Eylül ayından tekrar faiz artırımlarına başladığı 2023 Haziran ayına kadar uzun süre enflasyonun yükseliş eğiliminde olduğu bir ortamda faiz indiriminin yanlış olduğunu ve faizin yükseltilmesi gerektiğini savundum. Faiz artırılmasının gerekli hatta şart olduğunu savunurken, ekonomide çöküşe, batışlara yol açabilecek, ani ve hızlı artırımlar yerine yavaş yavaş ama kararlı biçimde artırım yapılmasını önerdim. Faiz artırımı önerisini yaparken “bugün içine düştüğümüz ekonomik sıkıntıları aşmak için tek başına faiz artırmak yetmez, yanında mutlaka hukukun üstünlüğü, demokrasi, bilime dayalı eğitim başta olmak üzere yapısal reformları da başlatmamız gerekir” görüşünü öne sürdüm. Merkez Bankası, gerçekten Haziran 2023’den başlayarak yavaş yavaş ve kararlı biçimde faizi yüzde 8,5’den yüzde 50’ye kadar getirdi ve orada durdu. Buna karşılık yapısal reformlara başlanmadığı gibi hiçbir hazırlık da yapılmadı. Dolayısıyla faizin artırılması, tek başına ekonomideki olumsuz beklentileri gidermeye yetmedi.

Son zamanlarda Merkez Bankası’nın Eylül ayında, Ağustos ayındaki 12 aylık birikimli enflasyon oranını gördükten ve enflasyonun baz etkisiyle de olsa düştüğüne ikna olduktan sonra faizi yavaş yavaş indirmeye başlaması gerektiğini söylüyorum. Bir başka deyişle birinci grupta yer alanlardan faizin hemen indirilmesini değil de Eylül’de durum görüldükten sonra indirilmesi gerektiğini söyleyenlere katılıyorum. Mevcut politika faizinin gerçek enflasyona göre oldukça düşük olduğu, enflasyonda gerçek bir düşüşün henüz görülmediği ve muhtemelen Eylül’de de görülmeyeceği, esasen düşüşün baz etkisiyle olması beklendiği halde niçin Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapması gerektiğini öne sürdüğümü açıklamaya çalışayım: Bugün bankalar, Merkez Bankası’nın politika faizine uygun olarak mevduata yıllık yüzde 40 – 50 arasında faiz veriyorlar. Bu faiz, yabancı fonların yurt dışından (mesela Japonya’dan) çok düşük faizle borç alıp Türkiye’ye getirmesini oldukça çekici kılıyor. Aynı durum yurt içinde dövizi olup da bunu bankada mevduat olarak tutanlar, evlerindeki kasalarda veya banka kasalarında saklayanlar (kayıt dışı varlıklar) için de çekici bir ortam sağlıyor. Bu fonlar ve kişiler dövizlerini bozdurup Türk Lirasına dönüyor ve yüzde 45 faizle bankaya yatırıyor. Ülkeye dışarıdan döviz girişi ve yastık altından döviz gelişi olunca kur sabitleşme eğilimine giriyor. Böylece parayı yatırdıkları tarihteki kur vade sonunda aynı düzeylerde kalmışsa, ellerine geçen parayı tekrar dövize döndüklerinde söz konusu yüzde 45 faiz birden döviz faizine dönüşmüş oluyor. Bu durumda Türkiye, dövize yüzde 45 faiz ödeyerek inanılmaz bir maliyete katlanmak durumunda kalıyor. O nedenle bendeniz bu duruma yol açan politika faizinin yavaş yavaş (birer ikişer puan) indirilmesini ve bu maliyetin düşürülmesini savunuyorum. Çünkü bu maliyet, Türkiye’nin uzun süre katlanabileceği bir maliyet değil. Bu indirimin yavaş yavaş yapılması, ülkeye gelen yabancı fonların, döviz tevdiat hesabı sahiplerinin korkutulmaması için gereklidir. Aksi takdirde ani çıkışlar gerçekleşirse iyi kötü oluşmaya başlayan denge yeniden bozulur.

Kur meselesine de değinelim. Öteden beri görüşüm Merkez Bankası’nın kurla hiç uğraşmamasıdır. Merkez Bankası faizi doğru belirlerse kur sorununu piyasa kendiliğinden çözer. Esasen üçlü açmaz denilen yaklaşım da bunu gerektirir. Buna karşılık Merkez Bankası faizi yanlış belirlerse kur sürekli sorun olur ve müdahale edilme zorunluluğu doğar. Müdahalelerin de hem piyasayı bozmak hem de rezerv kaybetmek gibi maliyetleri vardır. Bunun tipik örneğini 2021 Eylül ile 2023 Haziran ayları arasında yaşadık. Merkez Bankası, enflasyonun yükselme eğiliminde olmasına aldırmadan faizi düşürdü, kur hızla yükselmeye başladı. Bu kez korkuya kapılıp kura satış yoluyla ve kur korumalı mevduat hesabı (KKM) aracılığıyla müdahale etti. Bu üç yıllık dönemde Merkez Bankası hem faizi hem kuru düzenlemeye çalışarak piyasayı tamamen kenara koydu. Sonrasında bu yanlışlardan dönülmeye çalışılsa da bu, öyle kolay bir iş değil. Bugün karşımızda o üç yılın yanlışlar birikiminin yarattığı bir çelişkiler yumağı var: (1) Merkez Bankası faizi düşürse, döviz çıkışı olacak, bunun sonucu olarak Merkez Bankası’nın rezervleri düşüşe geçecek. Ayrıca kur yükseleceği için enflasyonu da yükseliş yönünde etkileyecek. (2) Merkez Bankası faizi yerinde bıraksa ülke olarak döviz mevduatına yüzde 45 faiz ödemek gibi anormal bir maliyete katlanılmaya devam edilecek. (3) Faizi aynı bırakıp döviz alarak kuru yükseltmeye çalışsa, bu işin sonu yok. Çünkü dövizi biz basmıyoruz.

Bu olumsuzluklara karşın faizi yavaş yavaş indirerek ortaya çıkan bu carry trade faciasından yeni bir facia yaratmadan çıkmak gerekiyor.

Bazıları, “geçmişte faiz artırılmalı diyordun şimdi indirilsin diyorsun” ya da “eskiden kur yükselişi durdurulmalı diyordun şimdi ihracatçı düşük kurdan şikâyetçi diyorsun” şeklinde yorumlar yaparak benim yazdıklarım ya da söylediklerimde çelişkiler olduğunu öne sürüyor. Maalesef toplumda bir kesim insan okuduğunu anlayamıyor. Bu insanların okuryazar olması hatta yükseköğrenimli olması hatta ve hatta unvan sahibi olması ne yazık ki bu gerçeği değiştirmiyor. Bu arkadaşlar, “koşullar değişse bile görüşler değişmemeli” fikrindeler sanırım. Oysa sosyal bilimlerin en temel kuralıdır: “Sosyal bilimler insan odaklıdır. Zaman değişir, koşullar değişir, insanlar değişir. O zaman eski görüşlerin de yenilenmesi gerekir.” Dün enflasyon yükseliyordu faizin artırılması gerekiyordu. Bugün enflasyon (baz etkisiyle de olsa) düşüyor. Bu durumda faizin de yavaş yavaş düşürülmesi gerekiyor. Kur meselesi ise daha ilginç. O, büyük ölçüde faize bağımlı. Faizi doğru belirlerseniz kur da gerçeği yansıtır. Yani ayrıca kura müdahale edilmesine gerek yoktur.  Bir toplantıda Keynes’e sormuşlar “Üstat, koşullar değişirse ne yaparsınız?” Keynes yanıtlamış: “Koşullar değişirse ben de düşüncemi değiştiririm, siz ne yapardınız?”

Son olarak şunu vurgulayayım: Ekonomi politikası, özellikle de para politikası esnek olmalıdır. Tıpkı dalgalı (esnek) kur politikası gibi. Enflasyon yükseliyorsa faiz yükseltilmeli, düşüyorsa düşürülmelidir. Faizle ilgili kararın etkisinin aylar sonra piyasaya yansıyacak olması önemli değildir. Çünkü piyasa böyle bir kararı hemen bir yön belirleyici olarak alır ve uygulamaya geçer.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

SON BAHAR GELİYOR YAPISAL REFORM SÜRECİNE GİRİLİRSE 2025 YILI İYİ GEÇEBİLİR..

Yayınlanma:

|

Yazan:

Eylül ayında ECB (Avrupa Merkez Bankası) ve FED (Amerika Merkez Bankası) faiz indirecek.

Yani yılın son çeyreğinden itibaren küresel piyasalarda risk algısı azalmaya başlacak. muhtemelen 2025 ilk çeyrekte küresel faiz oranları %’ lere kadar inecek, Türkiye’nin CDS’ i 300 baz puan olsa reel sektör ve hazine döviz bazında % 5-5,5’lar ile borçlanabilecek ve yüksek TL faizi karşısında nefes almaya başlayacak.

TL faizi Kasım- Aralık’ tan sonra kademeli düşse bile yabancı yatırımcı için hala cezbedici olacak, hele bir de yapısal reformlar yapılır, sıkı maliye politikası uygulanırsa sıcak paranın yanı sıra doğrudan yabancı yatırım da gelebilir, özetle şartlar stabilize olabilir.

Küresel ekonomik ve finansal konjonktürü iyi okumalı, bu son fırsatı kaçırmamalıyız.

Unutmayalım ki, fırsatları hazırlıklı olanlar yakalarlar..

Onur ÇELİK-CFO/SMM

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Gözler, FED’in faiz indirimine yön tayin edecek kritik istihdam raporunda

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kritik gün geldi ve çattı. ABD’de son iki günde açıklanan istihdama yönelik veriler ardından piyasalar bugün KKTC saati ile 15:30’da açıklanacak ve ekonominin gidişatı hakkında en sağlıklı bilgiyi verdiğine inanılan tarım dışı istihdam verisine kilitlenmiş durumda. Hafta içi açıklanan iş fırsatları (JOLTS) verisinin Temmuz ayında son 3,5 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ardından dün açıklanan ADP özel sektör istihdamının da beklentinin oldukça altında kalması, işgücü piyasasının ivme kaybettiği yönünde işaretleri arttırırken, bugün açıklanacak verinin de önemini daha da artırdı.

FED Başkanı Powell’ın iş gücünde daha fazla zayıflamayı istemedikleri yönünde Jackson Hole toplantısında yaptığı kritik konuşma sonrası piyasalar 18 Eylül olağan FOMC toplantısına yönelik faiz indirimi beklentisine girereken, bu sabah itibariyle piyasalar -son dönemde zayıf gelen iş ilanları ve özel sektördeki düşük iş artışları sonrası- FED’in faiz oranında 50 baz puan indirme olasılığını %43’ye çıkardı.

Reuters anketine göre, bugün açıklanacak tarım dışı istihdam raporunda 165 bin yeni iş artışı ve işsizlik oranının %4,2’ye gerilemesi bekleniyor. Piyasa beklentisinin altında kalacak bir gerçekleşme, faiz indirim beklentilerinin montanını artırmak suretiyle dolar zayıflığını artırabileceğini düşünüyoruz. 50 baz puanlık bir indirimden ziyade, FED’in düzenli (25 baz puan) bir faiz indirim patikasına soyunma ihtimaline bizlerin daha çok şans tanıdığını hazır yeri gelmişken söylemiş olalım.

Kritik istihdam kararı öncesi piyasalar son günlerde olduğu üzere yön bulmakta dün de zorlandı. Altının ons fiyatı 2,470 – 2,530 dolar aralığında salınmaya devam ettiği haftanın son işlem gününe 2,520 dolar seviyesinin kıyısından başlarken, küçük kardeş gümüş ise henüz arzu ettiğimiz performansın uzağında 29 dolar seviyesine yakın işlem görmeye devam ediyor. Direnişin parası bitcoin aradığı itici kuvveti hâlen daha bulamazken, Brent cinsi ham petrol haftanın kaybedeni olarak (%11 düşüş) ön plana çıkıyor. Petrol fiyatlarındaki sert düşüş karşısında OPEC, üretim artışı kararını iptal etse de, petrolün ‘kafasını’ yukarı kaldıramadığını not edelim. FED’in faiz indirim sürecine soyunmasına geri sayım devam ederken, altının içinde bulunduğumuz dönemin ruhuna uygun olarak ışıldamaya devam edeceğini; daha da büyük resimde, zayıf dolar temasının korunacağını düşünmeye devam ediyoruz.

ABD ekonomisindeki faiz indirimlerinin boyutunu ve hızını belirleyecek kritik veri öncesinde ABD borsaları geceyi yine ufak ‘sıyrıklarla’ atlatırken, dolar, ABD istihdam verilerinin açıklanmasını bekleyen yatırımcılar nedeniyle zayıf seyrini korumaya devam ediyor. Geçen hafta uzun bir düşüş sürecinden sonra kâr alma ya da soluk alma ihtiyacı ile düşüş serüvenine ara veren doların piyasa kuru olan DXY, bu hafta yeniden değer kaybederek 101 seviyesine kadar geriledi. DXY’nin zemin kaybetmesi ile EURUSD paritesi yeniden 1,1120 seviyesine toparlanırken, kraliyet aslanı 1,32 seviyesine  dayandı. Japon Yeni, Kara Pazartesi dolar karşısında kaydettiği sert kazanımları bu hafta yeniden hatırlarken, büyük resimde 2024 yılın en değerli seviyesine geldiğini de not edelim. Yen’in değer kazanmasına paralel bu sabah Asya borsalarının da dar bir bantta hareket ettiğini görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei225 haftayı %5,5 düşüşle tamamlamaya aday görünüyor. Güçlü Yen, carry trade olarak adlandırılan ucuz parayı borçlan yüksek getirili paralara yatırım yapma stratejisini baltalayarak risk iştahını da azaltıyor. Yen güçlendikçe, carry trade işlemlerinin kapanması piyasaların moralini bozuyor.

Türkiye cephesinde ise dün her Perşembe olduğu üzere TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini yakından takip ettik. Yurtiçi yerleşiklerin DTH artışı 30 Ağustos ile biten haftada parite etkisinden arındırılmamış seriye göre 1,3 milyar dolar azalmış. Böylelikle, yurtiçi yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin DTH’ları 6 hafta sonra azalış kaydetti. Öte yandan, BDDK verisine göre, KKM cephesinde 1,6 milyar TL daha azalış yaşanırken, dolar cinsi anapara 47 milyar doların altına geriledi. KKM’den çıkış tam bir senedir kesintisiz bir şekilde devam ediyor. KKM’nin toplam mevduat havuzu içerisindeki payı %9’a yaklaşırken, TL mevduatın payı ise %52-%53 bandında salınmaya devam ediyor. TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri 1 milyar dolar azalarak 149,4 milyar dolar düzeyine gerilerken, swap va kamu dövizleri hâriç net rezervler ise +8 milyar dolar seviyesine geriledi. Dün de belirttiğimiz üzere, zirve seviye 2 Ağustos tarihinde +21 milyar dolar seviyesi ile görülmüştü. Sn. Bakan Şimşek’in istifa dedikoduları, artan altın talebi ve beraberinde son 1 aydır oldukça volatil bir seyir izleyen küresel piyasalar TCMB’ye rezerv kaybettirdi.

Dün gözler uzun bir süredir takip edilen Orta Vadeli Program (OVP) çevrildi. Mevcut politikaların kararlılıkla sürdürüleceği yönünde mesaj ile enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasına ilave mali disiplin ve yapısal reformların devrede olacağının altını çizdi. OVP’ye göre 2024 yıl sonu TÜFE enflasyon beklentisi %41,5 seviyesine, 2025 sonu ise %17,5 seviyesine revize edildi. 2026 yılı için tek haneli enflasyon hedefinin korunduğunu gördük. OVP hesaplamasında kullanılan ortalama USDTRY tahminleri 2024 yılı için 33,20, 2025 için 42,00, 2026 için 44,40, 2027 için 46,90 oldu. Baz alınan döviz kurları, ekonomi yönetiminin TL’deki değerlenmeden pek de rahatsız olmadığını gösterdi.

Saat 15:30’da açıklanacak ABD istihdam raporu önem arz etse de, bizim için gece geç saatlerde açıklanacak kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye ile ilgili kararı öncesinde haftanın bitmeyeceğini peşinen not edelim. Kurumun not güncelleyebileceğini düşünüyoruz. Hatırlatma yapmak gerekirse, Kurum Türkiye’yi B+ ile notlarken görünüm ise pozitifte duruyor. Pozitif görünüm, genellikle bir sonraki adımın da not artırımı olarak düşünülmesi için önemli bir işaret olarak kabul ediliyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Teknolojide balon, Yen’de değerlenme moral bozdu. TCMB rezervleri sert düştü!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar, FED’in neredeyse iki yılı aşkın bir zaman dilimi ardından ilk kez faiz indirimi için toplanacağı kritik 18 Eylül toplantısına geri sayarken, volatilitenin de dönem dönem yükseldiğine tanıklık ediyoruz. Ayın ikinci gününü bu minvalde sert satışların gölgesinde tamamlayan küresel mali piyasalar, dünkü günü ise adeta yara sarma ile geçirdi. Elle tutulur somut bir neden ya da gelişmenin olmadığı Salı gecesi yaşanan sert satışlarda, hisse senetleri, kıymetli madenler, kripto paralar derken likidasyon eğilimin (ne var ne yok sat) egemen olduğunu ve güvenli liman ihtiyacının ise arttığını görmüştük.

Mesela yapay zekânın ağır siklet şirketi Nvidia, geniş çaplı bir piyasa satışından nasibini alarak %10 düştüğü ve piyasa değerinde şimdiye kadarki en derin tek günlük düşüşü kaydettiği günün ertesi gününe yine pek de iyimser bir başlangıç yapamayarak %1,7 daha geriledi. Altın bir önceki hafta 2,530 dolar seviyesini test ederek tüm zamanların zirve seviyesin yoklaması ardından dün sabah saatlerinde piyasa stresine paralel 2,470 dolar seviyesine kadar gerilemesi ardından günü 2,500 dolar seviyesine toplamayı başardı. Daha geniş çaplı bir satış dalgası, Brent cinsi ham petrolün vadeli kontratlarının fiyatlarının bir haftadan biraz fazla bir süre içinde %10’dan daha fazla düşerek sene başından bu yana en düşük seviyeyi test etmesine neden oldu. Örnekler çoğaltılabilecek olsa da volatilitenin neden yaşandığına yönelik net bir cevabımız olmasa da, hisse senetlerinde lokomotif görevi üstlenen teknoloji şirket fiyatlarında balon oluştuğu endişesi ve Japon Yeninde devam eden değerlenmenin yatırımcıların morali bozduğunu düşünüyoruz.

Türk mali piyasaları da dün yurt dışı piyasalara paralel bir seyir izledi. Bir önceki gün açıklanan ve moralleri bozan enflasyon verisi ardından TCMB’nin net yabancı para pozisyonunun da 4,8 milyar dolar azaldığını gösteren analitik bilanço verileri (son dönemde en büyük günlük bozulma) moral bozukluğunu biraz daha tırmandırdı. Büyük resmi hatırlamak gerekirse: yerel seçimler sonrası, 1 Nisan tarihinde, -74,6 milyar dolar seviyesine kötüleşen TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervleri, 2 Ağustos tarihinde, TL’ye yönelik ilginin artması ile +20,8 milyar dolar seviyesine yükselmesi ardından son haftalarda TL ve TL cinsi varlıklara olan ilgi eksikliği ya da TL’deki reel değerlenme senaryosunun azalması ile döviz cephesinde artan talebin de yardımı ile +7,8 milyar dolar seviyesine kadar kötüleşti. Söz konusu dönemde, Sn. Bakan Şimşek istifa dedikodularının TCMB’ye rezerv kaybettirdiğini görürken, son dönemlerde artan yurt dışı kaynaklı adını tam olarak koyamadığımız likidasyon veya piyasa volatilitesinin de TL’yi olumsuz yönde etkilediğini görüyoruz. Yabancı yatırımcılar, artan piyasa stresi ve likidasyon eğilimi ile ne var ne yok ‘sat tuşuna’ basarken, TL lehine açtıkları pozisyonları da pekâlâ azaltabiliyorlar. TCMB’nin rezerv kaybının hızlanması ile, sene başı, sene sonu bilanço çalışma kuru olarak belirlediğimiz psikolojik USDTRY 40 seviyesinin her ne kadar çok uzağında olsak da, 37-38 seviyelerinin makul olduğunu düşünmeye devam ediyoruz!

Yeni ayın ilk iş gününe enflasyonun düşeceği ve TCMB’nin faiz indirimlerini geciktirmeyeceği beklentisi ile oldukça iyimser bir başlangıç yapan Türk mali piyasaları, gerek TCMB’nin rezerv pozisyonundaki bozulma, gerekse de enflasyon eğiliminin hâlen daha güçlü seyretmesinin yanı sıra küresel arenada bir önceki gün yaşanan oldukça sert satışların da gölgesinde dün gün boyu gerginlik bir ruh hâli ile işlem gördü. Hisse senetleri kapanışa doğru kayıplarının bir kısmını telafi ederken, ana endekste düşüş %0,4 ile sınırlı kaldı. Hatta bankacılık endeksinin günü %0,5 oranında yükselişle tamamladığını da not edelim. USDTRY kuru sabah saatlerinde, gergin havanın da yardımı ile, 34,10 seviyesinin kapısını bir kez daha çalsa da, kamu otoritesinin de desteği ile günü 34,00 seviyesinin diplerinde tamamladı.

Belki de olumsuz havanın yumuşamasına ABD’de dün açıklanan iş fırsatları (JOLTS) verisinin Temmuz ayında son 3,5 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve işgücü piyasasının ivme kaybettiğine işaret etmesini de payının olduğunu iddia edebiliriz. JOLTS verisinin yanı sıra, bugün açıklanacak haftalık işsizlik maaşı başvuruları, yarın ise ekonominin gidişatı hakkında en sağlıklı bilgiyi verdiğine inanılan tarım dışı istihdam verisi, FED’in işgücü piyasasına odaklanması göz önüne alındığında, iki hafta sonra beklenen faiz indiriminin düzenli mi (25 baz puan) yoksa daha büyük mü olacağına karar verebileceğini düşünüyoruz. Bu sabah itibariyle 18 Eylül FED toplantısına yönelik 25 baz puan indirime %55, 50 baz puan indirime ise %45 ihtimal tanınıyor.

Haber akışında Rusya’nın ev sahipliğinde 22-24 Ekim tarihlerinde Kazan’da düzenlenecek 16. BRICS Zirvesi’ne Türkiye’nin katılımı gündemde. Rus yetkili Uşakov’un açıklamasına göre, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirveye katılma davetini kabul ettiği belirtiliyor. Eğer Türkiye BRICS’e katılırsa, örgütteki ilk NATO ülkesi olacak. 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kurulan ve 2010’da Güney Afrika’nın katılımıyla genişleyen BRICS, üye ülkeler arasında ekonomik ve kültürel işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. 2023’te yapılan zirvede Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de katılmasıyla genişleyen BRICS, dünya nüfusunun yaklaşık %45’ini temsil eden önemli bir ekonomik güç olarak dikkat çekiyor. Dün Mısır lideri Sisi’nin Türkiye ziyaretinin de ön plana çıktığını not edelim.

ABD borsaları, bir önceki gün kaydettiği sert satışlar ardından dün geceyi küçük ‘sıyrıklarla’ atlattı. Yeni gün başlangıcında, pasifiğin diğer ucunda, Asya borsalarının, sert satışların ardından yine kırmızı rengin hâkim olduğu bir günü tamamlamaya çalıştığını görüyoruz. ABD ekonomisine dair endişeler doları zayıflatıp Japon Yenini yükseltmesi de kazanımları sınırladı. Japonya’nın göster endeksi Nikkei225, ihracat odakli ekonomisi nedeniyle, Yenin değerlenmesine paralel %0,4 düşerek son üç haftanın en düşük seviyesine gerilerken, teknoloji ağırlıklı Tayvan borsası %1,5 artışla ön plana çıktı. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde bu sabah yine küçük de olsa eksilerin göze çarptığını not edelim.

Piyasaların gündeminde her hafta Perşembe günü olduğu üzere BDDK ve TCMB’nin haftalık bültenleri bulunuyor. ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvurularının yanı sıra, ADP özel sektör istihdamı, hizmetler PMI ve ISM verileri, Almanya’da ise sanayi siparişleri ve Euro bölgesi perakende satışlar takip edilebilir.

KKTC Enflasyon

KKTC İstatistik Kurumu tarafından açıklanan enflasyon verisine göre, Ağustos ayında TÜFE %3,28 artış kaydederken, yıllık enflasyon baz etkisinin de yardımı ile %64,75 seviyesine kadar gerileyerek son 15 ayın en düşük seviyesine geldi. Yılın ilk sekiz ayında birikimli enflasyon %42,17 oldu. Enflasyonun eğiliminin hâlen daha yüksek olduğunu görüyoruz. Son bir yıllık zaman diliminde ortalama enflasyon %84’e yakın olarak gerçekleşti. Vatandaşın hissettiği ya da sokağın enflasyonunun çok daha yüksek olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Ayrıca, geçen senenin Temmuz ve Ağustos aylarında kaydedilen %9’u üzerinde aylık gerçekleşmelerin de geride kalması ardından, baz etkisinin yardımının yılın geriye kalan kısmında daha da azalacağını not edelim.

1725509339a6539c88616e4ab60dc2be67601a3948_1_1200.jpg

TCMB net döviz pozisyonunda yaşanan günlük değişim

172550934011d8a8a6a0481a9b2398cfb07d1187bd_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

BORSA

KRIPTO PARA PİYASASI

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.