Connect with us

BANKA HABERLERİ

MÜŞTERİLERİ SUÇLAYAN BANKALARDA GÜVENLİK AÇIĞI BÜYÜK

Yayınlanma:

|

Son yıllarda Dijital Bankacılık yeni dolandırıcılık yöntemleri de hayatımızın merkezine yerleştirmiş durumda. Bankalar ve Telefon Operatörleri baş aktör oyuncu olmalarına rağmen hiç bir sorumlulıuğu kabul etmeyip; “sorumluluğun müşterilerde oluğunu kendileri açısında bir sorumluluk ve güvenlik açığı olmadığını” vurguluyorlar. Mahkemelere gönderdikleri yazılar da bu yönde konusunda uzman olmayan mahkeme heyetleri de mağlesef Bankaları Resmi kurum olarak gördükleri için yazılan cevaplara itibar edip müşterilere yeni mağduriyetler yaratıyor. Zira, Müşteri, Banka, Telefon Operatörleri üçgeninda güvenlik protokollerinin müşteri tarafından kırıldığı suçlaması da ne mantıki ne de hayatın olağan akışına uygun değil.

Mahkemeler dolandırıcılıkta Bankalardan 2 net cevap almalı:

1- Müşterinin bağlandığı Mobil veya HI-FI bağlantısı ve müşterinin IP numarası mı?

2- “Gönderdim” dediği SMS müşterinin kullandığı telefonun IMEI’e gittiğini kanıtla! Bunları kanıtlayamayan banka sorumlu tutmalı!

BDDK Bankalara Mobil uygulamalarındaki Güvenliğin sağlanamsı yönünde tebliğ ve yönetmelikler yayınlamasına rağmen bunun tam olarak sağlayıp sağlanamadığı yönünde kontrol ve denetim ile bu sonuçların kamuoyu ile paylaşımı yapılmamaktadır.

Bankaların Ön Kredi, Hazır Kredi gibi isimlendirdikleri kullanıma hazır kredi limitleri hemen iptal edilmelidir. Müşterinin onayı olmadan hazır limiti sistemde tutup dolandırıcıların kullanma sunmanın sorumsuzluğu olmamalı.

Daha önce sube müdürlüğü yaptığım ve 8 yıldır çalışmadığım hasebmın dahi olmadığı müşteri numarama tanımlı 60.000 TL limiti iptal ettirmek için 2 aydır uğraşıyorum; iptali bir kenara bıraktım gelri beyanı 0(sıfır) olmasına rağmen limit 250.000 TL olarak güncellendi. Şı an birisi hesaplarıma girse bu parayı alıp gidecek. Çıldırmamak elde değil. BDDK bazı bankaların Dijital Bankacılık izinlerini acil gözden geçirip kuralları sertleştirmeli.

Asıl Dijital Güvenlik açığı BEYAN ile hesap açılan Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri firmalarında. Mahkemeler hesap sahibini sorunca kimlik gibi belge yok BASİT USULDE DOĞRULAMA diye hesap sahibi İSİM, TCKN bildiriyorlar. Belki adınıza dolandırıcılar hesap açtı haberiniz yok! Bu ayrı rezillik…

Bankalar açıkça dolandırıcılık olayını çarpıtıyor. Kendi sistem güvenliğini sağlayamayıp, müşterileri suçluyorlar. Önce senin mobil uygulamanın öyle bir yapısı olacak ki dışardan 3. kişiler müdahale edemeyecek! Sen önce bunu sağla, sonra müşteriyi suçla!

Banka şube anahtarları çalınsa, şube alarmını da etkisiz hale getirip gecenin bir vakti bankayı soysa; banka, “anahtar çalınmış, sorumluluğumuz yok” mu diyecek! Bankalar kabul etmiyor ama Sanal ortamda da olan bu! Sistemine girenin gerçek müşteri olmadığını SEN tespit edeceksin!

Dolandırıcı şubeye girse hesap sahibinin çalıntı kimliğini uzatım hesaptaki paraları alsa, üzerinde kredi çekse banka zararı karşılar mı? Kesinlikle karşılar! Gerçek müşterin olup olmadığını anlamamışsın, aynı işlem sanal ortamda olunca niçin karşılanmıyor?

Soyguncu müşterinin kafasına silah dayayıp banka şubesine girse ve gişe ödemeyi yapıp tüm hesabını boşaltsa banka zararı karşılar mı? Karşılar! Müşteriye sen çektin diyemez! Bu iş sanal ortamda olunca; üstüne bankanın oluşturduğu hazır krediyi çekip alınca niçin ödenmiyor?

MİLLİ GÜVENLİK SORUNU BU!

İnsanların tüm kimlik ve iletişim bilgileri çalınmışken, Herkesin sesi Yapay Zeka ile bire bir benzetilirken, Bankalar ve operatörler, “müşteri verilerini koruyamamış dolandırılmış” diyemez. Hizmet sunan DİJİTAL GÜVENLİĞİ de kaynağında, Bankada sağlamalı!

Bankalar, bilgi sistemlerini siber saldırılardan korumalı, güvenlik duvarları ve izleme sistemleri kullanması, şüpheli ağ bağlantılarını tespiti dahil yasal zorunluluktur:

Tebliğ ver denetim ve sorumluluk yükleme yok

BDDK‘nın 15.03.2020 tarihinde 31069 RG’de BANKALARIN BİLGİ SİSTEMLERİ VE ELEKTRONİK BANKACILIK HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK Dijitalde Bankacılıkta GÜVENLİ Hizmet vermeyi emrederken, bankaların dolandırıcılık işlemlerinde müşteriyi suçlayıcı savunmasının yasal dayanağı yok!

Resim

Bankalar ve Operatörler, konuyu çarpıtıyor: Bankacılıkta, Dijital Güvenliği hizmet alan değil, hizmet veren sağlamalı. Müşterinin kullanmadığı krediler müşterinin değil, bankaların parası olarak kabul edilmeli! Yok öyle, “evim soyuluyor ama karışmam” diyerek kenara çekilmek!

Bankalardaki DİJİTAL BANKACILIK altyapısını kurup gerekli güvenlik önlemlerini alamayan bankaların CEO ve Yönetim Kurulları, IT ekibi yargılanmadan, bankalara tüm mağduriyetler faizi ile ödettirilmeden, telefon Operatörlerindeki açık nedeni ile aynı yaptırımlar bunlara da uygulamadan bu soygun bitmez!

Saldırı Tespit ve Önleme Sistemleri (IDS/IPS);  DDoS Koruma Oluşacak zararları Bankalar karşılamalı!

Bankalar-Telefon Operatörleri-Müşteri Bu üçgende herkes olay mahalinde ama herkes “bu dolandırıcılıkta benim rolüm yok” diye birbirini suçluyor! “Siz dolandırdınız” demiyoruz zaten, “bu üçgende dolandırıcıların içeri sızmasını sağlayan deliği kim açıyor?” diye soruyoruz!

e-devletten hesabınız olan bankaları görebiliyorsunuz. Tavsiyem aktif çalışmadığınız bankalardaki hesapları kapatıp; hazır kredi limitlerinin iptal edilmesi ve çağrı merkezine yeni hesap ve yeni hazır kredi limit istediğinizi özellikler belirtilmesi.

MÜŞTERİ DAVRANIŞI” diye bir şey var. MÜŞTERİNİ TANI kavramı bankaları da bağlıyor. Kaç müşteri gecenin 3-4’ünde kredi kullanır. Bankalar mesai sonrası dijital da olsa kredi kullandırımını durdurmalılar. Gündüz olsa telefonu blokeli olan müşteri fark eder gece 3-4’de banka CEO’su dolandırılsa ruhu duymaz. Tekrarlıyorum, Bankalar müşteri onayı olmadan, Hazır Limit ve limit artışı rezilliğine son vermeli!

Türkiye’de mobilde “ikiz kart” terimi, genellikle bir SIM kartın klonlanmış bir kopyasını ifade eder. İkiz kart, aynı telefon numarasını ve aynı ağ bilgilerini paylaşan iki ayrı SIM kart anlamına gelir. Bu tür kartlar, kullanıcıların iki farklı cihazda aynı telefon numarasını kullanmasına olanak tanır. Örneğin, bir kişi hem bir cep telefonunda hem de bir tablet veya başka bir mobil cihazda aynı numarayla arama yapabilir ve alabilir. İkiz kartlar, özellikle iş dünyasında, birden fazla cihazla aynı numarayı kullanmak isteyenler için popüler olabilir. Ancak, güvenlik açısından dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır çünkü yetkisiz klonlama durumlarında bu tür kartlar dolandırıcılık faaliyetlerine de yol açabilir. Bununla birlikte, Türkiye’deki operatörler bu hizmeti genellikle “ikiz kart” adıyla değil, “Çift SIM” veya “Multi SIM” gibi isimlerle sunabilir.

Banka dolandırıcılık olaylarında banka “biz bilgilendirici mesaj ve şifre” gönderdik diye mahkemelere yazı yazıp aradan sıyrılıyor ya o zaman müşterisinin kullandığı o hattın takılı olduğu Telefonun Kimlik Numarası olan-IMEI telefona gönderdiğini kanıtlasın kanıtlayabiliyorsa! Kanıtlayamaz, sorun da bu zaten bunu kanıtlayamayan tüm zararları banka karşılamalı.

Bankalar kayıtlı numaraya mesaj gönderiyorlar; operatörler de o mesajları teyit ediyor ama gönderdikleri numara size ait olmasına ikiz kart numarasına gidiyor; operatörlerde de ciddi güvenlik açığı var. Şu ana kadar operatörler hiç ceza almadı almalı mı kesinlikle. Numara güvenliğinden onlar da sorumlu. O nedenle, bankalar+operatörler+bddk+adalet bakanlığı+emniyet siber suçlar bir araya gelip çözüm üretmeliler… Tek çözüm de IMEI+kart eşitlenmesi.

Para akatarılan kişiler de mağdur olabilir

Dolandırıcılıkta bir sıkıntı da Havale/EFT yapılan hesaplar. Genelde “hesabımı kiraya verdim” diyenler. Hesap hareketlerinden kime gittiği belli. Müşteri bankaya bunu bildirdiğinde “git mahkeme kararı getir” dememeli. POS’larda olduğu gibi “şüpheli işlem “diye ön bloke konmalı. BDDK’nın bu yönde bir düzenleme yapması şart!

Yine başa dönüyorum. Bankalar Mobil uygulamalarındaki güvenliği tam sağlamalı. Mobile giren müşterinin gerçek müşteri olmadığını banka yakalamalı. Bunu yapamayıp müşteriyi suçlamak tam vicdansızlık, akıl tutulması.

BDDK ve Yargı Bankalaırn en azından aşağıdaki güvenlik tedbirlerinin alınamsını zorunlu hale getimeli, bunu sağlayamayan bankaların Dijital Banka izinleri askıya alınmalı, yok öyle “sorumluluğum yok, müşteri güvenliği sağlayamamış” diyerek kenara çekilmek:

  1. Anti-Keylogging: Keylogging, kötü amaçlı yazılımların klavye girdilerini kaydetmesi ve bu yolla hassas bilgilere erişmesi anlamına gelir. Anti-keylogging özellikleri, bu tür saldırılara karşı koruma sağlayarak yazılımın kullanıcı bilgilerini gizli tutmasına yardımcı olur.
  2. Anti-Injection: Kod enjeksiyonu saldırılarına karşı koruma sağlar. Bu tür saldırılarda, sisteme kötü amaçlı kodlar yerleştirilerek veri çalınması veya kontrolün ele geçirilmesi amaçlanır. Anti-injection önlemleri, yalnızca güvenli ve doğrulanmış kodların çalıştırılmasını sağlar.
  3. Anti-Debugging ve Anti-Emulation: Anti-debugging, yazılımın kodlarının analiz edilmesini ve incelenmesini zorlaştıran bir güvenlik önlemidir. Anti-emulation ise yazılımın bir simülatör veya sanal ortamda çalıştırılmasını önlemeye çalışır, çünkü sanal ortamlarda saldırganlar yazılımın davranışlarını gözlemleyebilir.
  4. Device-Binding: Bu özellik, uygulamanın yalnızca belirli bir cihazda çalışmasını sağlar. Uygulama, cihazın benzersiz kimlik bilgilerini doğrulayıp, yetkisiz erişimi önleyerek güvenlik sağlar.
  5. Anti-Malware: Zararlı yazılımlara karşı koruma sağlar. Anti-malware önlemleri, sisteme giren kötü amaçlı yazılımların algılanmasını ve engellenmesini sağlar.
  6. Jailbreaking Kontrolleri: Jailbreaking, özellikle iOS cihazlarda sistem kısıtlamalarının kaldırılması işlemidir. Jailbroken cihazlar güvenlik risklerini artırdığı için, bu kontroller uygulamanın güvenliği sağlamak amacıyla yalnızca güvenli ortamlarda çalışmasına izin verir.

Kurumsal kimliğe bürünmüş bankalar ve Telefon Operatörleri; mahkemeler dahil yanlış ve yanlı bilgiler ile mağduriyetler yaratmayı ısrarla sürdürsün; biz de ısrarla uzmanı olduğumzu Bankacılık konusunda hiç bir mağdur kalmayana kadar yazmaya devam edeceğiz.

Erol TAŞDELEN -Ekonomist, Adalet Bakanlığı-İzmir Bölge Bankacı Bilirkişisi

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan Bank Mellat için faaliyet izni kaldırıldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

İran merkezli Bank Mellat’ın İstanbul Türkiye Merkez Şubesi’nin faaliyet izni, BDDK kararıyla kaldırıldı. Karar, 19 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İran merkezli Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi hakkında önemli bir karar aldı. BDDK’nın 18 Eylül 2026 tarihli ve 11572 sayılı Kurul Kararı ile bankanın Türkiye’deki faaliyet izni kaldırıldı.

Karar, 19 Eylül 2026 tarihli ve 33375 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyuruldu.

Dayanak: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71/b maddesi

Resmî Gazete’deki kararda, faaliyet izninin kaldırılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.

Söz konusu hüküm, bir bankanın faaliyetine devam etmesinin mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ile mali sistemin güven ve istikrarı açısından tehlike oluşturduğunun ortaya çıkması halinde BDDK’ya faaliyet iznini kaldırma yetkisi veriyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

BDDK’nın yayımladığı Bank Mellat kararında, faaliyet izninin kaldırılmasına yol açan somut tespitler ayrıca açıklanmadı. Kararda yalnızca 18 Eylül tarihli yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiği belirtiliyor.

Bank Mellat Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteriyordu

Bank Mellat’ın Türkiye yapılanması, BDDK’nın banka kuruluşları listesinde “Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi” olarak yer alıyordu. Bankanın İstanbul merkezinin yanı sıra Ankara ve İzmir şubeleri de bulunuyordu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD’nin yaptırım uyguladığı banka TMSF’ye geçti

Golden Global Yatırım Bankası’nda TMSF dönemi: Yüzde 99,98’lik ortaklık hakkı Fon’a geçti

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’nin yaptırım kararının ardından BDDK’dan kritik adım… Golden Global Yatırım Bankası’nın yüzde 99,98’lik payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık hakları TMSF tarafından kullanılacak. TMSF, bankanın yönetim kuruluna da atama yaptı.

Türkiye bankacılık sektöründe dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Golden Global Yatırım Bankası A.Ş.’nin yüzde 99,98 oranındaki payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verildi.

Karar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 16 Eylül 2026 tarihli ve 11569 sayılı kararıyla alındı. BDDK, işlemin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı.

Üç ortağın yüzde 99,98’lik payı TMSF kontrolünde

BDDK kararında TMSF tarafından kullanılacak ortaklık hakları üç ana hissedarı kapsıyor.

Ortak Pay
Emir Kaya %53,98
Salih Berberoğlu %32,00
Recep Kaba %14,00
Toplam %99,98

Dolayısıyla karar, bankanın neredeyse tamamını temsil eden ortaklık paylarının temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasını öngörüyor.

Burada hukuki açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kamuoyunda “TMSF bankaya el koydu” şeklinde ifade edilse de BDDK’nın resmi kararındaki teknik ifade, hisselerin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verilmesi şeklinde.

TMSF yönetim kuruluna da atama yaptı

BDDK kararının ardından süreç bir adım daha ilerledi. TMSF, 17 Eylül 2026 tarihli Fon Kurulu kararıyla Golden Global Yatırım Bankası’nın yönetim kuruluna atamalar gerçekleştirdi. Böylece TMSF’nin sadece ortaklık haklarını kullanması değil, bu hakların kullanılması doğrultusunda bankanın yönetim yapısında da fiili bir değişiklik yapılmış oldu.

Bu gelişme, Golden Global açısından yönetim ve ortaklık yapısında önemli bir dönüm noktası niteliğinde.

Sürecin arkasında ABD yaptırımı var

Golden Global’deki gelişmenin hemen öncesinde ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC, 4 Eylül 2026 tarihinde Golden Global Yatırım Bankası ile iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine almıştı.

Yaptırım kapsamına;

  • Golden Global Yatırım Bankası,
  • Golden Global Portföy Yönetimi,
  • Golden Global Varlık Kiralama alındı.

ABD makamları, kuruluşların İran bağlantılı finansal işlemleri kolaylaştırdığını ve Çin-İran arasındaki bazı finansal akışlarda rol oynadığını ileri sürdü.

Reuters’ın aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile bağlantılı finansal işlemlerin kolaylaştırılmasında rol oynadığını iddia etti. Golden Global ise suçlamaları reddederek yaptırım kararına konu edilen kişi ve kuruluşların müşterileri olmadığını ve söz konusu taraflarla doğrudan veya dolaylı işlem ilişkisi bulunmadığını açıkladı.

Golden Global ne demişti?

Banka, 4 Eylül’deki gelişmenin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada OFAC’ın iddialarını kabul etmediğini belirtti. Banka ayrıca yaptırım kararında adı geçen kişi ve kuruluşlarla müşteri ilişkisi bulunmadığını ve bu taraflarla herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini açıkladı.

Dolayısıyla ABD’nin iddiaları ile bankanın savunması birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken hususlar olarak ortaya çıkıyor.

Neden önemli?

Golden Global dosyasını önemli hale getiren temel unsur, ABD’nin finansal yaptırımı ile Türkiye’deki bankacılık otoritesinin aldığı kararın kısa bir zaman aralığında gerçekleşmesi.

Ortaya çıkan kronoloji şöyle:

4 Eylül 2026
ABD Hazine Bakanlığı/OFAC, Golden Global ve iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine aldı.

16 Eylül 2026
BDDK, bankanın üç büyük ortağına ait toplam %99,98 oranındaki paylara ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verdi.

17 Eylül 2026
TMSF, bankanın yönetim kuruluna atamalar yaptı.

Bu nedenle Golden Global dosyası yalnızca bir banka ortaklık değişikliği olarak değil, uluslararası yaptırım riski ile ulusal bankacılık denetiminin kesiştiği bir vaka olarak da dikkat çekiyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, takipteki krediler portföyünde yer alan 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki alacağını, 627 milyon 850 bin TL bedelle 8 varlık yönetim şirketine devretti. Satışta bankanın tahsilat beklentisi ile alacağın nominal değeri arasındaki fark dikkat çekti.

Türkiye İş Bankası, tahsili gecikmiş alacak portföyündeki bir başka büyük satışı daha gerçekleştirdi. Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, yapılan ihaleler sonucunda 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki takipteki alacak portföyü, 627 milyon 850 bin TL satış bedeli karşılığında varlık yönetim şirketlerine devredildi. Satış bedelinin nakden tahsil edildiği bildirildi.

8 varlık yönetim şirketi aldı

Satış kapsamında söz konusu alacaklar;

  • Dünya Varlık Yönetim A.Ş.
  • Novatra Varlık Yönetim A.Ş.
  • Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.
  • Emir Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birikim Varlık Yönetim A.Ş.
  • Ortak Varlık Yönetim A.Ş.
  • Sümer Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.

olmak üzere toplam 8 varlık yönetim şirketine devredildi.

3,8 milyar TL’lik alacak 627,8 milyon TL’ye satıldı

Satışın en dikkat çekici tarafı, alacağın nominal tutarı ile satış bedeli arasındaki yüksek fark oldu.

3,801 milyar TL nominal alacak → 627,85 milyon TL satış bedeli

Buna göre varlık yönetim şirketlerinin ödediği bedel, nominal alacağın yaklaşık %16,5’i seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle portföy, nominal değer üzerinden yaklaşık %83,5 iskonto ile devredilmiş oldu.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu oran, bankanın alacağı için daha önce bilançoda ayırdığı karşılıklar ve söz konusu portföyün gerçek tahsilat potansiyeli dikkate alınmadan doğrudan “bankanın zararı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü takipteki alacak satışlarında nominal alacak tutarı ile bankanın bilançosundaki net taşıma değeri aynı şey değildir.

İş Bankası 2026’da takipteki alacak satışlarını artırıyor

Bu satış, İş Bankası’nın 2026 yılı içerisindeki tahsili gecikmiş alacak satışları açısından da dikkat çekici.

Banka mart ayında 3 milyar 776,2 milyon TL tutarındaki takipteki alacağını 671 milyon TL bedelle beş varlık yönetim şirketine devretmişti.

Haziran ayında ise 3 milyar 936 milyon TL tutarındaki başka bir portföy 727,1 milyon TL bedelle dokuz varlık yönetim şirketine satılmıştı.

Eylül ayındaki son satış da eklendiğinde, yalnızca bu üç işlemde İş Bankası’nın satışa konu ettiği takipteki alacakların nominal büyüklüğü yaklaşık 11,51 milyar TL, toplam satış bedeli ise yaklaşık 2,03 milyar TL seviyesine ulaşıyor.

Bu üç işlemin ortalama satış oranı yaklaşık %17,6 seviyesinde bulunuyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.