Connect with us

GÜNCEL

Porf. Dr. BORATAV: Buraya nasıl geldik? Bazı kritik tarihler

Muhalefet Gezi’yi güncel siyasete taşıyamadı. Doğru teşhisi, tam aksine Erdoğan yaptı: Siyasal hedefine karşı en ciddi tehdidin Gezi kalkışmasında içkin olduğunu algıladı.

Yayınlanma:

|

Türkiye’nin geleceği için kritik bir yıl olan 2023’e girerken muhalif çevrelerde “buraya nasıl geldik?” sorusu tartışılıyor.

Üç yıl önce aynı soruyu bu köşede tartışmıştım: “Bazı Kritik Tarihler”, soL Haber,  Aralık 2019”. Güncelliği devam eden bu yazıyı yeniden yayımlamayı uygun buldum.

***

Bu yazıya “2019’da Türkiye…” niyetiyle ve “İslamcı faşist bir rejimin eşiğinde gel-git içindeyiz” tespitiyle başlamaya kalkıştım. Ama “bugüne nasıl geldik?” sorusuna takıldım ve daha ileri gidemedim.

Bu soruyu 2007 sonrasının ana aşamaları içinde tartışıyoruz. Fakat, biraz daha geçmişe uzanmayı ihmal ediyoruz; bugünü de etkileyen kritik yol ayrımlarını gözden kaçırıyoruz. Bu nedenle 2019 Türkiye’sinin biçimlenmesine katkı yapan bazı geçmiş olayları, tarihleri hatırlatmak istedim.

15 Mayıs 1974: MSP solcu hükümlülerin affını önlüyor

12 Mart darbesini izleyen ilk genel seçim 14 Ekim 1973’te yapıldı. Ecevit liderliğindeki “demokratik sol” CHP, yüzde 31,8 oy oranı ile ilk sırayı aldı. İki ay sonraki yerel seçimlerde bu oran yüzde 37,6’ya yükselecekti.

Parlamento aritmetiği, koalisyonları zorunlu kılıyordu. TBMM dışından Başbakanlığı üstlenen Naim Talu, Ocak 1974’te görevi Bülent Ecevit’e devretti; CHP-MSP koalisyon hükümeti güvenoyu aldı.

Parlamenter demokrasi, önemli bir soruyla karşı karşıyaydı: Cumhuriyetçi sol ile siyasî İslam’ın bu ilk ittifakı, 12 Mart faşizminin enkazını temizleyebilecek miydi? Daha temel ve tarihsel bir soru gündemdeydi: Siyasî İslam demokratik olabilir mi?

CHP yönetimi bu soruya olumlu yanıt verdi. Nitekim yeni hükümet, 12 Mart döneminin ve öncesinin siyasî hükümlülerini kapsayan bir af yasasında anlaştı. Düzen-dışı örgütlenme ve propaganda suçları affedilecekti. Komünizme karşı TCK 141-142 ve toplum düzenini dinî esaslara göre değiştirmeye karşı TCK 163 hükümlüleri… CHP-MSP koalisyonu, belki de kapsamlı bir demokratikleşme programının ilk adımını atıyordu.

Ne var ki, siyasî İslam bu demokratik uzlaşmaya ihanet etti: TBMM’nin 15 Mayıs 1974 tarihli oturumunda madde 163’ü kapsayan af önce oylandı; kabul edildi. Sıra 141-142’ye gelince “uygun sayıda” MSP milletvekili oturumu terk etti veya karşı oy kullandı. Af, devrimcileri, sosyalistleri dışlayarak yasalaştı. AYM, iki ay sonra bu yanlışlığı düzeltecek; solcu hükümlülerin de tahliyesini mümkün kılacaktı.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez iktidara ortak olan siyasî İslam, demokratik bir ittifakın öğesi olamayacağını Mart 1974’te açıkça ortaya koydu. Koalisyon son buldu. MSP sonraki Milliyetçi Cephe hükümetlerine katıldı.

15 Mayıs 1979: Büyük burjuvazinin Sol’u tasfiye muhtırası

1970’li yıllar son bulurken Batı Avrupa-türü bir siyasî yelpaze Türkiye’de de yerleşmeye başlamıştı. Belirleyici yenilik emekçi sınıfların, seçmen kimlikleriyle ve halk örgütlenmelerinde Cumhuriyetçi ve devrimci sola kayması idi.

5 Haziran 1977 genel seçimlerini Cumhuriyetçi Sol’u temsil eden CHP yine ilk sırada göğüsledi; oy oranını yüzde 41,4’e yükseltti. Adalet Partisi’nden ayrılan milletvekillerinin katılımıyla oluşan Ecevit hükümeti Ocak 1978’de güven oyu aldı.

Faşist akımlar ve derin devlet, Türkiye toplumunun sola kaymasını önlemeyi üstlenmişti. Büyük burjuvazi bu cepheye açıkça katıldı. Sermaye çevreleri 12 Eylül rejimine yeşil ışık yakan bir “muhtıra” kaleme aldı; 15 Mayıs 1979’da gazetelerde tam sayfa ilan olarak yayımlandı.

Muhtıra, hükümetin iktisat politikasını bir rejim sorunu olarak damgalıyordu. Sözcülüğü üstlenen bir patron, CHP iktidarını, “hür teşebbüsü yok edecek uygulamalara” yönelmekle suçluyordu. Bu çıkış, sermaye ile “derin devlet”in 12 Eylül’e giden ittifakını ilan etti. Yeni rejimin ekonomik programının burjuvazi tarafından belirleneceği peşinen açıklanmış oldu.
Bu ittifak, emekçi sınıfların taleplerini temsil eden sol/sosyalist akımları dışlayan bir rejimi hedefliyordu; sonraki on yılı biçimlendirdi. 1946’da çok partili rejime Türkiye solunu tasfiye ettikten sonra geçilmesi gibi… Türkiye burjuvazisinin Mayıs 1979’daki günahı, yakın geçmişin bu kritik dönemecini belirlediği için vurgulanmalıdır.

2 Temmuz 1993 Madımak Kıyımı: Merkez Sağ İslamcı kalkışmayı gözetiyor

2 Temmuz 1993’teki Madımak kıyımı onulmaz bir yaradır. Ayrıntılarıyla incelendi; olaya dönmeyeceğim.

1993’ün siyasî ortamı önemlidir: 12 Eylül darbesine, uygulamalarına karşı çıkan DYP/SHP koalisyonu iktidardadır. Sekiz yıllık baskıcı bir dönemi sandıkta reddeden halk, Merkez Sağ / Cumhuriyetçi Sol ittifakından demokratikleşme beklentisi içindedir.

Madımak kıyımını gerçekleştiren İslamcı teröre karşı Merkez Sağ siyasetçilerin tepkisi, bu beklentinin geçersiz olduğunu gösterdi. Daha da kötüsü, Türkiye’nin İslamcı güzergâha kaymasına önemli bir katkı yaptı.

Bu siyasetçiler, adeta elbirliğiyle, 33 aydınlık insanı ölüme sürükleyen İslamcı güruhu “halk” olarak nitelendirdi; güvenlik güçlerini, onlara zarar vermediği için alkışladı; 33 kurbanı ya görmezlikten geldi; ya da “tahrikçi” olarak damgaladı. Örnekler gerekiyor.

Linç girişimi başlayınca “halk ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz” talimatını veren Cumhurbaşkanı Demirel’le başlayalım: “Ağır tahrik sonucu halk galeyana gelmiş; güvenlik güçleri ellerinden geleni yapmışlardır. Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır. Olay münferittir.”

Başbakan Tansu Çiller: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.” DYP’li İçişleri Bakanı Gazioğlu: “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir.”

Ana muhalefet (ANAP) lideri Mesut Yılmaz: “Devletin valisi, yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de halkımızın dini değerleriyle alay eden bir konuşmacıya karşı tepkisiz kalmışsa, milletin o valiye güvenmesini bekleyemezsiniz. Fikir özgürlüğünün halkımızın mukaddes değerlerine karşı kullanılmasına kayıtsız kalamayız.” Aziz Nesin’in Sıvas konuşmasına dönük “dinî değerlerle alay” iddiası tamamen yalandır.

Temmuz 1993’te İslamcı teröristleri (“halk” olarak) gözetmeye öncelik veren Merkez Sağ siyaset, 1980 öncesindeki Milliyetçi Cephe sicilini sahiplenmiş oldu. On yıl sonra İslamcı akımın iktidara yerleşmesi ile tarihe karıştı.

23 Ağustos 2002: Baykal, Kemal Derviş’i CHP’ye katıyor

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 23 Ağustos 2002’de Kemal Derviş’e CHP rozeti taktı. İki hafta önce Ecevit hükümetinden istifa eden Derviş’in 2 Kasım seçimlerinde CHP’den milletvekili adayı olacağı ve seçim programının hazırlıklarına katılacağı da duyuruldu.

2002 seçimleri arifesini hatırlatayım: 1998’den beri Türkiye ekonomisini yöneten IMF, hem 2001 krizini tetiklemiş; hem de kriz yönetimini üstlenmiştir. Sert IMF programının uygulanması Dünya Bankası’ndan çağrılan Kemal Derviş’e devredilmiştir. Kriz yönetiminin yarattığı ağır toplumsal bunalım erken seçim tarihinde zirveye ulaşacaktı.

Halk muhalefeti sokaklara taşmış; yaygınlaşmıştı. Bu muhalefeti sahiplenen parti iktidara gelecekti. CHP lideri Baykal, “acı reçetelerin uygulayıcısı” Derviş’i partisine aldı. AKP ise, seçim propagandasını IMF eleştirisi üzerine inşa etti.

Kasım 2002 seçimi, TBMM’deki üç koalisyon partisini (DSP, MHP ve ANAP’ı) topluca parlamentodan tasfiye edecek; neoliberal şöhretli Çiller’in partisi de kervana katılacaktı. CHP ise Kemal Derviş programıyla bütünleşti; partisinin, 1970’li yıllarda benimsediği “Cumhuriyetçi sol” kimliği terk etti. TBMM’ye ana muhalefet partisi olarak girdi ve AKP’ye bugüne kadar sürecek tek parti iktidarını “armağan” etti.

Siyasî İslam’ın anti-demokratik özünün 1974’te tespiti önemliydi; ama sonraki yıllarda büyük burjuvazinin ve Merkez Sağ’ın anti-demokratik özellikleri ağır basacak; Merkez Sol’un Cumhuriyetçi ve sol değerleri sahiplenmedeki ürkekliği dönüşümü hızlandıracaktı.

Sonraki yıllarda İslamcı faşizme geçişin kritik aşamalarını biliyoruz. 2007’den 2017’ye ulaşan seçimler, referandumlar, Gülen hareketinin komploları, darbe girişimi… Her birini tartıştık; sonuçları değerlendirdik. Ama bugünkü karanlığa, önceki tarihlere de uzanan bir dizi basiretsizliğin sonunda ulaştık.

Ocak 2023’te ek gözlemler

2019’daki yazı burada son buluyor.  AKP’nin iktidar yıllarına iki satırla değindiği için eksiktir. O dönemi tartıştığım, değerlendirdiğim yazılar daha sonra ayrıca yayımlandı.1

Bu noktada son yirmi yıla ilişkin kritik bir hatırlatma ile yetineceğim: 2007 Cumhuriyet Mitingleri’nin başlattığı ve Gezi kalkışması ile 2013’te zirveye ulaşan muhalefetin yükselişi önemlidir.

Siyasal İslam’ı durduracak bir geniş cephe, meydanlarda kendiliğinden oluşmuştu. Sosyalistlerden, Cumhuriyetçiliğin sağ ve sol kanatlarından oluşuyordu. Ama bu akımların temsilcileri, liderleri fiili durumun gerektirdiği örgütlenme basiretini gösteremedi. Muhalefet Gezi’yi güncel siyasete taşıyamadı.

Doğru teşhisi, tam aksine Erdoğan yaptı: Siyasal hedefine karşı en ciddi tehdidin Gezi kalkışmasında içkin olduğunu algıladı. Bu yüzden Gezi’yi temsil eden her kişi, eylem, simge kesinlikle bertaraf edilmeliydi. Gezi davasının 25 Nisan 2022’deki sonuçları bu tutumun son aşamasıdır.

Son “kritik tarih” olan 2023’e böylece geldik.

  • 1.Türkiye’nin Faşizmleri ve AKP (Ankara 2021, İmge).

Prof. Dr. Korkut BORATAV– sol.org.tr

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

AKBANK MÜŞTERİLERİNE KMH KOMİSYON SÜRPRİZİ

Yayınlanma:

|

AKBANK müşterileri 31.12.2022 hesap ekstrelerine baktıklarında “Artı Para Fon Payı” adı altında bir kesinti yapıldığını fark etti. Bankayı arayan müşteriler bankada ismi ARTI PARA diye geçen Cari Hesaba tanımlı Kredili Mevduat Hesabı- KMH kullananlardan faize orantılı olarak komisyon kesildiği bilgisini aldıklarında itiraz ettiler. Zira, müşterilerin iddiası kendilerine KMH hesaplardan komisyon alınacağına yönelik bilgi gelmediği yönünde de itirazlar oldu.

%15’lere varan komisyon

KMH kullanan müşteriler komisyon oranını hesaplayınca ikinci bir şok yaşadı. AKBANK’ın aldığı komisyon oranı %15 gibi afaki bir orana denk geliyordu. Bir hesap hareketini gönderen müşteri 90,64 TL KHM faizine karşılık 13,60 TL Artı Para Fon Payı adı altında %15’ine denk gelen komisyon alındığını gördü.

Bankanın Ücret ve Komisyon tablosunda da bu bilgi yok

Bankalar müşterilerden alacağı ücret ve komisyonu internet sitelerinde yayınlamak zorunda. Ayrıca TCMB’ye bu yönde de bilgi veriliyor ve bu bilgiler TCMB’nin sayfasında da banka bazında yayınlanıyor. AKBANK Ücret ve Komisyon tablosunu incelediğimizde Kredili Mevduat Hesabının %1,11/aylık ( yıllık %13,32 yapar )  olarak faiz oranı belirtilmesine rağmen komisyon ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı görüldü.

Alınan komisyonlar iade edilmeli

Alınan afaki komisyonlar hakkında Şikayetlerin BDDK ve TCMB‘ye ulaştığını öğrenilirken; ilgili kurumların haksız yere alınan ve %15’lere varan komisyonların toplu iade edilmesi gerekir. Bu yönde ilgili kurumların bankaya ayrıca bir ceza kesip kesmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşmiş olacak. Bankalar genelde itirazlarda haklı gördüklerini iade ederken bu tür uygunsuz komisyon tespitinde BDDK’nın toplu iade ettirme yaptırımı uygulama yanında tekrarının önlenmesi için ek ceza uygulama yoluna gidebiliyor.

2022’de Net Ücret ve Komisyon geliri %97 artmıştı

Hafta içi 2022 yıl sonu mali verilerini açıklayan AKBANK’ın Net Ücret ve Komisyon Gelirini 2021’e göre %97 artırarak 10,3 milyar TL gelir yarattığı görülmüştü. Banka 2021 yılındaki 12,1 milyar TL’lik Net Karlılığını da %395 artırarak 2022 yılında 60 milyar TL seviyesine yükseltmişti.

Fotoğraf açıklaması yok.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 2022’de 60 milyar TL net kar

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “Bankamız 20 milyar 245 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde etti.” ifadelerini kullandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, bankanın 2022’de 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde ettiğini bildirdi.

Bankadan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Binbaşgil, Akbank’ın 2022 yılı finansal performansına ilişkin, ‘2022 küresel ekonomi için zorlu bir yıl oldu. Bütün dünyayı etkileyen enflasyonist baskıların, jeopolitik risklerle birlikte daha da arttığını gördük. Ancak sermaye ve altyapısı ile güçlü olan Türk bankacılık sektörü, küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu çalkantılı yılı da sağlam ve başarılı geçirdi. Akbank da 2022 yılı boyunca Türk ekonomisini desteklemeye devam etti.’ değerlendirmesinde bulundu.

2022’de ekonomiye sağladıkları kredi desteğini 616 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 757 milyar TL seviyesine çıkardıklarını aktaran Binbaşgil, şunları kaydetti:

‘Toplam mevduatımız 722 milyar TL’ye, aktiflerimiz ise 1 trilyon 147 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 23,2 düzeyinde gerçekleşen güçlü konsolide sermaye yeterlilik oranımızla, reel sektörün büyümesine ve gelişmesine destek olmayı sürdürdük. Bankamız bu yıl 20 milyar 245 milyon TL vergi karşılığı ayırarak 60 milyar 26 milyon TL konsolide net kar elde etti. 2022 yılında çok kuvvetli müşteri ve pazar payı kazanımına imza attık. Bu başarılı yıldaki özverili performansları için Akbanklılara, bizlere duydukları güven için hissedarlarımıza ve diğer tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Dört iflastan biri geç ödemelerden kaynaklanıyor

Küresel ekonomik koşullar zorlaştıkça, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ödemeler dengesi ve nakit akışı önemli konular haline geldi. Veriler, 4 işletmeden birinin geç ödemeler sebebiyle iflas ettiğini gösterdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel ekonomik koşullar, tedarik zinciri kesintileri, tüketici talebindeki düşüş ve yüksek seyreden enflasyon, en çok KOBİ’leri etkiledi. Küresel Küçük İşletme Araştırması’nda, 2 KOBİ’den yaklaşık birinin (%46) “hayatta kalma” modunda olduğunu söylediği görüldü. Şartların sebep olduğu güçlüğü aşmak isteyen küçük ve orta ölçekli işletmeler için ödeme dengesi ve nakit akışı konuları önem kazanırken, nakit akışının sağlanmasının en önemli koşullardan birinin ödeme vadeleri olduğu görüldü. 30 Avrupa ülkesinde 70’i aşkın üyesiyle KOBİ’lerin temsilciliğini üstlenen SMEunited tarafından paylaşılan verilerde, 30 gün içinde yapılan ödemelerin küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit akışlarında %66 iyileşme sağladığı tespit edildi. Öte yandan 60 günlük vadelerle yapılan ödemelerin nakit akışına etkisi %10 olarak ölçüldü.

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan PayBull CEO’su Ömer Sefa Gider, “2022, hızlı ödeme almanın nakit akışlarına doğrudan etki ettiğinin daha iyi anlaşıldığı bir yıl oldu. Bu durum, KOBİ’lerin gerek bireysel, gerek ticari müşterilerinden hızla ödeme almasına olanak tanıyan çözümlere talebi artırıyor” dedi.

4 işletmeden biri, geç ödemeler sebebiyle iflas ediyor

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da her yıl gerçekleştirdiği ve Avrupa Birliği’nin genel görünümünü değerlendirdiği konuşmasında, 4 iflastan birinin geç ödemelerden kaynaklandığını hatırlattı. Finansal teknolojilerin ödeme süreçlerini kısaltmak konusunda önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Ömer Sefa Gider, “Tüketici talebi ve iş ortağı beklentileri, her KOBİ’yi birden fazla ödeme aracı benimsemeye yönlendiriyor. KOBİ’ler, gelişen finansal teknolojiler sayesinde bankalarla tek tek anlaşma yapmak yerine tek çözüm üzerinden uygun komisyonlarla, oldukça hızlı ödeme alabiliyor. PayBull olarak biz de bireysel ve ticari müşterilere, kurumsal şirketlere, KOBİ’lere online ödeme almanın güvenli ve hızlı yolunu sunuyoruz. Sanal POS, mobil POS, linkle ödeme alma, manuel POS ve abonelik yöntemi gibi ödeme çözümlerimizle işletmeleri 24 saat içinde ödeme almaya başlama olanağı sunuyoruz. 7/24 aktif olan bir ödeme altyapısı, KOBİ’lerin nakit akışlarının sürmesine de katkıda bulunuyor” dedi.

2 KOBİ’den biri dijital deneyimlerin yüz yüze deneyimden daha önemli olduğunu düşünüyor

Glovo tarafından yürütülen araştırmada, KOBİ’lerin dijitali benimseme ve iş süreçleri için kritik olduğunu fark etme oranının da arttığı görüldü. 3 bin 200’ü aşkın KOBİ’yle yürütülen araştırma, küçük ve orta ölçekli işletmelerin %48’inin müşterilerine sundukları dijital deneyimlerin, mağazadaki yüz yüze deneyimden daha iyi olduğunu söylediği görüldü. Alışveriş sürecinin en önemli aşamalarından birinin ödeme adımı olduğunu vurgulayan PayBull CEO’su Ömer Sefa Gider, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Tüketiciler yalnızca ürünlerde değil, deneyimin diğer unsurlarında da daha çok seçenek görmek istiyor. Dijital ödemeler, giderek talepkar hale gelen ve daha fazla kişiselleştirmeye ihtiyaç duyan müşterilere en tercih edilebilir deneyimi sunmak için kaçınılmaz bir rol üstleniyor. Ekonomik zorlukların hane halklarını da etkilediğini düşündüğümüzde, taksitli ödeme seçeneği sunabilen satıcılar rekabet avantajı elde edebiliyor. PayBull olarak geliştirdiğimiz Sanal POS çözümü, 12 aya varan taksit olanağıyla KOBİ’lere satış ve kârlarını artırma fırsatı veriyor. Aynı özelliği iOS ve Android cihazları POS makinesine dönüştüren Mobil POS çözümümüzde de sunuyoruz. Öte yandan linkle ödeme alma yöntemi, KOBİ’lerin dünyanın her yerine satış yapabilmesini ve farklı para birimleriyle saniyeler içinde ödeme almasını mümkün kılıyor. Magento, WooCommerce, OpenCart gibi farklı e-ticaret altyapılarına kolayca entegre olabilen PayBull ürünleri, hızlı ödeme alma kabiliyeti kazandırarak KOBİ’lerin dayanıklılığını artırıyor.”

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.