Connect with us

GÜNCEL

SİSTEM ZENGİNİ DAHA ZENGİN FAKİRİ DAHA FAKİR YAPIYOR

Yayınlanma:

|

İki hafta önce Boğaziçi Üniversitesi’nden Yavuz Selim KaçmazTolga Umut Kuzubaşİslam Tarlacı ve Orhan Torul çarpıcı bir araştırma yayınladılar. Akademisyenler TÜİK verilerinden faydalanarak eşitsizliği bu kez üç kategoride incelemişler. Araştırma 2002-2022 arasında ücret, gelir ve tüketimdeki eşitsizlikleri inceliyor.

2018 sonrasında karşılaşılan üç büyük şokun bu eşitsizlikleri önemli ölçüde etkilediği görülüyor. Bu gelişmelerin ikisi “ev yapımı” biri ise küresel. İlki 2018 yazında yaşanan ve “Rahip Brunson krizi” olarak bilinen kur şoku. İkincisi dünyayı etkileyen Covid salgını. Sonuncusu ise 2021 Eylül ayında başlayıp genel seçimlere kadar sürdürülen sıra (akıl) dışı ekonomi politikaları. Bu üç gelişme 2002-2022 arasındaki serinin son beş yılını çok daha ilginç hale getiriyor.

Araştırmanın üç başlığı var:

1. Ücret Eşitsizliği Düşmeye Devam Ediyor

Araştırmaya göre ücret eşitsizliği uzun süredir azalıyor. İlk okuduğunuzda bu oldukça iyi bir gelişme gibi görünse de detaylara girince son yıllarda sıkça duyduğunuz “Bir gün herkes asgari ücretli olacak” sözünün sağlaması olduğu görülüyor. 20 yıl önce ortanca (medyan) ücret asgari ücretin 1.7 katına yakınken artık 1.1 katına inmiş. Üstelik bu 2022 verisi. 2023 ve 2024’te asgari ücrete yapılan reel artışlarla bu oranın daha aşağı gelmiş olması mümkün. Asgari ücretin %105’inden daha az kazananların oranı 2002’de %25 civarındayken 2022 sonunda %45’e yükselmiş.

Araştırmadaki önemli tespitlerden biri de yükseköğretim mezunlarının ve beyaz yaka çalışanların ücretleri hakkında.

Ülkemizde 25-64 yaş arası nüfusta üniversite mezunlarının oranı 2002 yılında %10 civarındayken bugün %25’e yükselmiş. Açılan üniversitelerle ve yaygınlaşan yükseköğretimle eğitimde nicelik olarak önemli bir iş başarmışız.

Ancak nitelikli istihdama olan talebin muhtemelen üniversite mezun sayısındaki artışın çok altında kalmasıyla ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşmuş. Üzerine kötü ekonomi politikaları ve Covid ile geçen 2018-2022 arasındaki beş yıllık dönem gençlerin istihdamdaki şanslarını iyice azaltmış. Özellikle 2018 ve sonrası mezun olan gençlerin kariyer başlangıçları engelli koşuya dönüşmüş. Torul ve arkadaşlarının araştırmasındaki grafikler gençlerin işlerinin geçmişe göre ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.

Üniversite mezunları ve beyaz yaka çalışanların ücretlerinin asgari ücrete oranındaki ilk önemli düşüş 2015 yılında enflasyonun oldukça üzerinde arttırılan asgari ücret sonrasında gerçekleşmiş. 2018 ve sonrasındaki düşüşlere ise yazının başında belirttiğim üç önemli olay neden olmuş.

Üniversite mezunlarının ortanca (medyan) ücreti bundan 10 yıl öncesine kadar asgari ücretin 3 katından fazla iken 2022 yılında iki katın altına düşmüş. Üniversite mezunlarının istihdamdaki payları ise çarpıcı şekilde artmış. 2002 yılında her sekiz çalışandan biri üniversite mezunu iken bugün yaklaşık her üç çalışandan biri üniversite mezunu haline gelmiş. Üniversite mezunlarının ortanca (medyan) ücretinin asgari ücrete oranı ise 2015 sonrasında %40’tan fazla düşmüş. Daha düşük eğitimli gruplarda ise aynı dönemde göreli ücret düşüşü %10’da kalmış. Nitelikli istihdam artışının üniversite mezun sayısına yetişememesinin yanı sıra muhtemelen bu tür işleri bulamayan üniversite mezunlarının düşük ücretli niteliksiz işlere talip olması bu tabloyu ortaya çıkarmış.

Benzer tablo beyaz yaka çalışanlar için de tekrarlanmış. Beyaz yakalıların istihdamdaki payları artsa da 2015 sonrasında asgari ücret cinsinden ücretleri %50’den fazla düşmüş.

2002 yılında 1.6 milyon olan üniversite öğrenci sayımız bugün 6.5 milyona yükseldi. Bu öğrencilerin önemli kısmı mezun olunca beyaz yaka olarak adlandırılan işlere talip olacaklar. Oysa ülkemizdeki istihdamın büyüklüğü 33 milyon kişi. Beyaz yaka olarak çalışanlar ise 4 milyon civarında. Araştırmacılar asgari ücretteki reel artışlar ve üniversite mezun sayısının artmasıyla “Üniversite priminin” çok azaldığını ortaya koymuşlar.

Araştırmacılar aşağıdaki soruları sormuşlar: “Üniversite okumanın getirdiği ücret avantajı azalmaya devam ederse gençler üniversite eğitimini hala değerli bir yatırım olarak görecek mi?

Bu durum, Türkiye’nin halihazırda karşı karşıya olduğu beyin göçünü ne ölçüde artıracak?”

Bu tablo gençlerin umutlarını köreltip şanslarını yurtdışında aramalarına neden oluyor. Eğitimde ve istihdamda büyük bir verimsizlik ortaya çıkarıyor. YÖK verilerine göre 2023 yılında hukuk fakültelerinde okuyan 75 bin öğrenci var. Halen baroya kayıtlı olan da 185 bin avukat var. İşletme fakültelerinde ise 250 bin öğrenci var. Sizce önümüzdeki yıllarda bu kadar avukata ve işletme mezununa ihtiyacımız olacak mı?
Acaba siyasetten bağımsız çalışabilen bir Devlet Planlama Teşkilatı’mız olsaydı bu kadar üniversitenin açılmasına olur verir miydi? Tabii ki bunun planlama hatası değil siyasi bir tercih olduğunu hepimiz biliyoruz.

2. Gelir Eşitsizliği: Yakın Zamanda Tersine Dönen Karmaşık Bir Tablo

Araştırmacılar ücret eşitsizliği azalırken gelir eşitsizliğinin daha karmaşık bir tablo çizdiğini belirtiyorlar. Ücret hesaplamalarına dahil edilmeyen sermaye geliri ve girişimci geliri gibi emek dışı kalemler nedeniyle son dönemde gelir eşitsizliğinde bozulma tespit ediyorlar. Bu eğilimi etkileyen üç önemli nedeni de aşağıdaki gibi özetliyorlar: Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının varlıklı hanelere yarar sağlaması.
Kira, faiz ve işletme kazançlarının üst gelir gruplarında yoğunlaşması.

Ekonomik dalgalanmada üst gelir gruplarının yatırımlarını ve servetlerini koruyarak gelir pozisyonlarını iyileştirmesi.

Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, bazı varlık sınıflarında enflasyonun oldukça üstünde gerçekleşen artışlar zaten bozuk olan servet ve gelir dağılımımızı daha da bozdu. TCMB ve TÜİK verilerinden faydalanarak oluşturduğum grafikte 2015 sonrasında bazı varlık sınıflarının getirilerindeki büyük farklılaşmayı görebilirsiniz.

2015 yılı başında 100 olan enflasyon endeksi bugün 960’a yükselmiş. Aynı dönemde konut fiyatları endeksi 1.770’e, döviz fiyatları endeksi 1.340’a yükselmiş ve enflasyonun oldukça üstünde getiri sağlamış. O günden bu yana Türk lirası mevduatta kalan yatırımcılar ise reel olarak neredeyse varlıklarının yarısını kaybetmişler. Varlık sınıfları arasındaki ayrışmanın en belirgin kısmı 2021 Eylül sonrasında sıra (akıl) dışı ekonomi politikalarının hayata geçirilmesi sonrasında oluşmuş.

Gençler yanlış eğitim planlaması ve asgari ücret odaklı gelir politikaları nedeniyle istihdamda büyük bir açmazla karşılaştılar. Yanlış ekonomi politikaları nedeniyle de konut ve otomobil gibi varlıklara ulaşma ihtimalleri de iyice azaldı.

3. Tüketim Eşitsizliği: Şaşırtıcı Bir Artış

Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri de “tüketim eşitsizliğinin” gelir eşitsizliğini önemli ölçüde aşması.
Grafikte toplumun en zengin %10’luk kesiminin dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcamalarının 2018 sonrasında oransal olarak artışı görülüyor.

Araştırmacılara göre bu durum, daha varlıklı hanelerin servetlerini yüksek enflasyona karşı fiziksel varlıklara yatırım yaparak korumaya çalışmasının bir sonucu. Enflasyonun yükselmeye başladığı dönemlerde varlıklı kesimler krediye çok daha kolay erişiyorlar. Ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlayan politikalar, halihazırda daha güçlü bir finansal konumda olan gruplara orantısız bir şekilde fayda sağlıyor.

Ekonomiyi ve enflasyonu sadece Merkez Bankası’nın ve para politikasının bir alanı olarak gören yaklaşım eşitsizlikleri arttırıp emeğin değerini düşürüyor. Eğitimin ve istihdam sağlayan tüm sektörlerin siyasetten ve popülizmden bağımsız bir şekilde ülkenin gelecekteki potansiyeline göre planlanması şart.

Siyasetin ve iş dünyasının emeğin değerini ölçmek için baktığı tek gösterge de asgari ücret olmamalı. Nitelikli çalışanların tecrübeleri arttıkça, kariyerleri yükseldikçe asgari ücretten uzaklaşabilmeleri gerekiyor ki umutlarını ve hayallerini koruyabilsinler.

Plansız eğitim ve sadece asgari ücrete odaklı gelir politikaları gençlerin kaderlerini okuyarak değiştirme hayallerini ellerinden alıyor.

Son sözü yine araştırmacılara bırakalım:

“Türkiye ekonomik zorluklarla mücadele etmeye devam ederken, politika yapıcıların eşitsizlikteki bu nüanslı eğilimleri dikkatle değerlendirmesi gerekiyor. Ücret farklılıklarını ele almak önemli, ancak toplumun tüm kesimlerinin ekonomik belirsizlik karşısında yaşam standartlarını koruyabilmesini sağlamak da bir o kadar önemli.”

Araştırmanın bağlantısı: https://web.bogazici.edu.tr/torul/kktt.pdf

Araştırmanın Türkçe özeti: https://web.bogazici.edu.tr/torul/yakin-donemdeki-esitsizlikler/*Plan mı Pilav mı?

Bütçe Kanunu değişiklik görüşmeleri

TBMM, 12 Şubat 1963

Adalet Partisi adına Urfa Milletvekili Kadri Eroğan; “Binaenaleyh aziz arkadaşlarım, büyük hayale kapılmayın. 10 yıl programsız, plânsız diye bir iktidarın başı yendi; bu defa da program, plân diye Halk Partisi kendi başını yiyecektir. (Gülüşmeler) Millet; bıktım artık plân plân, biraz da pilavdan bahset İsmet Paşa, diyor.”

Kerim ROTA- Oksijen

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.