Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Sterlin Çöktü: Böyle aşk olur mu hiç? Kalbin yok mu senin? #Dolar

Yayınlanma:

|

  • Âdeta olağanüstü günlerden geçiyoruz. Neredeyse bu sene 90 merkez bankası politika faizini yükseltti. Aralarında enflasyon yerine büyüme tercihi nedeniyle tam aksi yönde politika izleyen Türkiye, Çin ve Japonya’nın yerel para birimleri de hâliyle haftayı hırpalanarak tamamladı. Japonya 1998’den sonra FX piyasasına müdahale ederek YEN’in değer kaybını durdurmaya çalışırken, iktisadi faaliyette ivme kaybı gören TCMB, politika faizini peş peşe ikinci ayda da indirerek Doların Türk Lirası karşısında Cuma günü yeni zirveyi (18,4280) test etmesine neden oldu.  Hatırlanacağı üzere, 20 Aralık 2021’de, KKM ürünü devreye konulmadan önce 18,42 tüm zamanların zirvesi olarak grafiklere işaretlenmişti.
  • Amiral gemin FED’in enflasyonla kararlı mücadelesi ve bu yolda büyüme ve istihdamın acı çekeceğini söylemesi ardından en büyük 500 hissenin işlem gördüğü S&P500 endeksi hafta genelini yaklaşık %5 düşüşle tamamlarken, doların (DXY) piyasa kuru olan DXY, yirmi yılın en yüksek seviyesine tırmandı. Öte yanda, FED’in para politikası duruşuna en hassas 2 yıllık tahvil ile 10 yıllık faiz makası arasında getiri farkı son 22 yılın en negatif düzeyine açılırken (-50 baz puan), 15 yıl aradan sonra 2 yıllık tahvil haftayı %4,24 seviyesinde ve 15 yılın yeni en yüksek seviyesinde tamamladı.
  • Gerek artan jeopolitik riskler (Ukrayna’da ayrılıkçı bölgelerin referandumu), Moskova’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanması halinde “felaket sonuçları” konusunda ABD’nin uyarısı, gerekse Avrupa ile Rusya arasında devam eden ekonomik savaşın kıta Avrupası üzerinde yarattığı baskının gölgesinde EUR’da kan kaybının devam etmesini bekliyoruz. EUR dolar karşısında 0,96’lı seviyelere kadar gerileyerek son 20 yılın dibini test ederken, riskin hâlen daha aşağı yönlü olduğunu düşünüyoruz. Bu risklere ilaveten, İtalya’da 2. Dünya Savaşı sonrası en sağcı hükümetin iş başına gelmesiyle sonuçlanabilecek genel seçimler dün yapıldı. Seçimler anketlerle uyumlu sonuçlanırsa ülkenin en büyük partisi olması beklenen İtalya’nın Kardeşleri lideri Giorgia Meloni (faşist diktatör Mussolini sonrası aşırı sağcı ilk başbakan olma yolunda görünüyo) ülkenin ilk kadın başbakanı olabilir. İtalya’nın siyasi sorunlarının da Kıta Avrupasını olumsuz etkilemesini bekliyoruz. Teknik bir bakış açısıyla, EUR’da daha da aşağıda 0,87 seviyesinin radar menzilinde olabileceğini ön görüyoruz.
  • Haftaya belki de damgasını vuran en büyük gelişmelerde biri, İngiltere’de Cuma günü açıklanan vergi indirim paketi oldu. Açıklanan paketin 1972 yılından bu yana en büyük vergi indirimleri içermesi, tahvil piyasasında âdeta çöküşü tetiklerken (5 yıl vadeli GITL (İngiltere devlet tahvili)) 50 baz puandan daha fazla sıçrayarak tek günlük yükseliş rekoru kırdı. İngiltere Merkez Bankası’ndan Kasım ayı olağan PPK toplantısında yönelik 100 baz puan faiz artırım beklentisi de %50’nin üzerine çıktı.
  • Kraliyet aslanı Sterlin ise Dolar karşısında süratle haftayı 1,08’li seviyelere kadar gerileyerek 1985 yılından bu yana (yani son 37 yılın) en düşük seviyesinde tamamlaması ardından, bu sabah Asya işlemlerinde, Sterlin’in Mart 1985’te test edilen ve grafiklerde görebildiğimiz en düşük seviye olan 1,0520 seviyesini de aşağı yönlü geçerek 1,0382 seviyesi ile tüm zamanları en düşük seviyesine geldiğini görüyoruz. Daha basit bir yaklaşımla, açıklanan devasa vergi paketi sonrası Sterlin son 24 saate neredeyse %7’den fazla değer kaybetti. Sterlinin de tıpkı EUR gibi dolar karşısında aynı kaderi paylaşma ihtimali (uzun süredir beklentimiz bu yönde) azımsanmamalıdır.
  • Gelin şimdi bu vergi indirimlerinin sterlin açısından ne demek olduğunu anlamaya çalışalım. Bir tarafta devam eden enerji krizi, yaklaşan soğuk ve pahalı kış, diğer tarafta ise büyüme problemlerini dengelemek adına İngiltere’nin atmış olduğu son 40 yılın en büyük vergi indirim adımının bütçe dengesini daha da fazla bozacağına inanıyoruz. Devletin vergi gelirlerinin düşecek olması daha fazla borçlanma gereksinimi getirirken, diğer taraftan hane halkının harcanabilir gelir düzeyinin artacak olması da enflasyon için sevimsiz bir haber. Nihayetinde, artan enflasyona karşı daha fazla faiz artırım ihtiyacı da daha pahalı borçlanma anlamına geldiğinden, sterlin ciddi mânâda baskı altında görünüyor.
  • DXY sepetinde yer alan 6 para birimi içinde aslan payı yaklaşık olarak %58 ile EUR’da bulunurken, YEN %14, Sterlin ise %12 paya sahip. Söz konusu 3 para birimin başına neler geldiğini anlatmaya çalıştık. Bu bakış açısıyla, DXY’nin de son 20 yılın zirvesine ulaşmasına şaşmamak gerekiyor. Teknik mânâda yukarıda 109,2 seviyesinin üzerinde aylık bir kapanış ile (teyit) 121 seviyesine doğru bir yolculuk bizleri şaşırtmayacaktır. Hazır yeri gelmişken, 1973 doğumlu olan DXY grafiğini incelerken, Twitter’da kıymetli hocam @e507’nin de hafta sonu Plaza Anlaşmasını gündeme getirdiğini okudum. Finansal okuryazarlık adına yeri gelmişken kısaca ben de konuya değinmek isterim.
  • Japonya’nın geride bıraktığımız hafta başarısız olma ihtimali çok yüksek olan doğrudan piyasa müdahalesini birkaç gün nedenleri ile birlikte bültenimizde ele aldık. Temelinde, ABD ile Japonya arasında açılan getiri farkı YEN’in değer kaybı ile sonuçlanmaktadır ve sadece Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) müdahalesi YEN’in değer kaybını (yavaşlatsa da) durdurmaya yetmeyecektir.  YEN’in değer kaybının arkasında yatan asıl sorun Japonya’nın faiz artır(a)mıyor olmasıdır. Lâkin, sorunun çözümü tek başına BoJ ile değil, çok katılımlı (küresel merkez bankalarının tamamının katılımıyla) başarıya ulaşabilir. Tarihte de bunun en çok bilinen örneği 1985 yılında New York’ta bulunan Plaza Otel’de, Fransa, Batı Almanya, Japonya, ABD ve İngiltere’nin para piyasalarına koordineli müdahale ederek Japon Yeni ve Alman Markı karşısında ABD Dolarının değer kaybettirilmesi için yaptıkları antlaşmadır (Plaza Anlaşması). Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, ABD Doları, 1985-1987 yılları arasında keskin değer kaybederken, piyasaya tekrar müdahale edileceği 1987 yılı Louvre Anlaşması’na kadar (bu sefer de doların devam eden düşüşünü durdurmayı amaçlayan, 22 Şubat 1987’de Paris’te imzalanan anlaşma) devam etmiştir. Plaza Anlaşmasının ana amacı, döviz kurlarını etkileyerek Amerikan ve Avrupa mallarının ihracatta Japon malları karşısında rekabet gücünü sağlamaktı. Asıl sorulması gereken soru ise bugünün dünyasında böyle bir anlaşma tekrar imzalanır mı? FED’in (ABD’nin) enflasyonla mücadele ettiği bir ortamda güçlü Dolar politikası izlemesi nedeniyle neredeyse imkânsızdır.
  • Küresel mali piyasalarda FED sonrası olumsuzluk, Avrupa’da egemen olan enerji krizi, Rusya özelinde artan jeopolitik endişeler ve küresel enflasyon sorunu finansal piyasalarda büyük bir panik havasına neden oluyor. Bu da hâliyle ne var ne yok sat doları al isteğini kamçılıyor. Bunu kaliteye kaçış (flight to quality) olarak ele alıyoruz. Euro ve YEN’den sonra çöküşe Sterlin’in de katılması sonrası hisse senetlerinde yaşanan sert satışlara kıymetli madenler de katıldı. Gümüşte Cuma günü yaşanan %4’ü aşkın değer kaybı bu sabah da korunuyor. Altının ons fiyatı haftayı kritik destek seviyesi olan 1,685 doların altında yine tamamladı. Daha da aşağıda 1,600 dolar seviyesini hedefliyoruz. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı uzun bir süredir dile getirdiğimiz kritik destek 92 doların altında ve haftayı %6’nın ötesinde kayıpla kapatarak bu sabah 85 dolara kadar geriledi. Daha da aşağıda 78 dolar seviyesine yönelik hedefimizi koruyoruz. Bu arada, Alman kamu kuruluşu RWE, Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) ile Avrupa’nın en büyük ekonomisine Aralık ayı sonuna kadar sıvılaştırılmış doğal gaz sağlamak için bir anlaşma imzaladığını duyurdu.
  • Türkiye cephesinde hisse senetlerindeki sorunlar gündemin ilk sırasında yer alırken, Hazine Bakanı Nebati aracı kurum genel müdürleri ile bir araya gelirken, VİOP’ta vade sonu yaklaşırken konuşulan sorunlu rakam tutarı kafaları karıştırıyor! USDTRY kuru yeni haftanın ilk işlemlerinde 18,44 seviyesine yükselerek tüm zamanların zirvesini bir adım daha yukarıya taşırken, Sterlin ve Euro’da yaşanan çöküş ile EUR/TRY kuru son 2 ayın, GBP/TRY kuru ise psikolojik 20 seviyesinin de altına gerileyerek 19,30 ile son 4 ayın dibini test etti.
  • Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında hava olabildiğince olumsuz. Japonya’da açıklanan ve 20 ayın en düşük seviyesine ulaşan PMI verisi ardından gösterge endeks Tokyo borsası %2 aşağıda işlem görürken, ABD borsalarının vadeli işlemleri de haftaya satıcılı başladı. Piyasaların panik havası ile koruma enstrümanlarına yönelik talebini arttırdığını olurken, piyasaların tansiyonunu gösteren volatilite endeksi VIX ise henüz 30 seviyesini aşmadığını not etmiş olalım.
  • Japon YEN’i yanı sıra, küresel risk iştahının bir başka göstergesi olan ve faiz artırma kervanına katılmayan bir diğer para birimi olan Çin Yuanın bu sabah 7,2 seviyesine dayanarak son 2,5 yılın en zayıf seviyesini test etti. Yuanın değer kaybının yavaşlatmak adında, Çin merkez bankası (PBoC), spekülatif işlemlere karşı 28 Eylül’den itibaren vadeli döviz alımlarında finansal kurumlar için döviz riski rezervlerini mevcut sıfırdan %20’ye çıkaracağını söyledi. Böylelikle Yuanı açığa satmayı zorlaştırmak isteyen PBoC, FX piyasasına da dolaylı olarak müdahale etmiş oldu. Lâkin, spot piyasada işlem gören Yuanın habere neredeyse tepki vermediğini de not edelim!
  •  Veri takviminde bugün içeride kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi takip edilebilir. Dışarıda ise Almanya’da açıklanacak IFO endeksi önemli.

>İngiltere Tahvilleri roketledi

İngiltere’de 1972’den bu yana açıklanan en büyük vergi indirim paketi, kamu maliyesinin borçlanma gereksinimi artıracağından, tahvil piyasasında sert bir tepki ile karşılandı. 5 yıl vadeli İngiltere tahvili bir günde 50bp fazla sıçrayarak rekor kırdı. Risk yukarı yönlü.

16641655967b9d22ff7a5f9a43abd7407bafc63049_1_1200.jpg

>GBPUSD çöktü

Sterlin’in 1985 yılında test edilen 1,0520 seviyesinin çekim gücüne daha fazla dayanamayarak bu sabah Asya piyasalarında 1,0382 seviyesini test ederek tüm zamanların en düşüğüne gerilediğini görüyoruz. 24 saatte %7 değer kaybeden Sterlin için bilinmeyen sulardayız. Risk hâlen daha aşağı yönlü olduğunu düşünüyoruz.

166416559681a7b6911a7f583ec9c0003b4d2557ce_2_1200.jpg

>EURUSD adım adım güneye

EUR cephesinde, Avrupa’nın zor kışı ve artan resesyon kaygılarına paralel adım adım 0,87 seviyesine doğru yürüdüğünü düşünüyoruz. Risk aşağı yönlü görünüyor.

1664165597ff2af2617fd90f1e87b9a18e82dccfb0_3_1200.jpg

>Kaliteye Kaçış

1973 doğumlu DXY endeksi, 6 farklı para birimine göre doların gücünü (değerini) gösteriyor. DXY içerisinde aslan payı ~ %58 ile EUR’da bulunurken, YEN %14 , GBP %12 paya sahip. Söz konusu 3 para birimin başına son günlerde neler geldiğini düşünürsek, teknik mânâda 109,2 üzerinde 121 seviyesini hedeflemeye devam ediyoruz.

16641655977af299a0b15531a222c42991ad877495_4_1200.jpg

>Brent

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının teknik mânâda 92,1 dolar seviyesinde olan desteğinin bir kez daha altına haftayı tamamladığını görüyoruz. Genel kanının aksine, petrolde riski aşağı yönlü görüyor ve 78 doların radar menzilinde olduğunu düşünüyoruz.

1664165597e494aee8252300b26d72bb826bc6a25e_5_1200.jpg

>Ons Altın

1,685 dolar seviyesinde bulunan önemli teknik desteğin altında kaldığı sürece, 1,600 seviyesinin çekim gücü ağır basacaktır.

1664165597a3246f1239e7172b92808b7eeb964b85_6_1200.jpg

>ABD 2Y/10Y

FED’in para politikası beklentilerindeki değişimlere karşı oldukça hassas olan ABD’nin 2 yıl vadeli devlet tahvili getirisi %4,2 seviyesine ulaşarak son 15 yılın zirvesinde yer alırken, 2 ve 10 yıl vadeli gösterge tahviller arasında makas (eski) 52 baz puana açılarak son 22 yılın en negatif seviyesine geldi.

16641655981e9a7867b9e53718ae92c0930c9c985f_7_1200.jpg

>Borsaları Ayı Piyasasında

Sene başına göre bakılırsa, Avrupa’nın gösterge endeksi Stoxx600 da (S&P500 ve Nasdaq) ile birlikte ayı piyasası (%20’den büyük) bölgesine girdi!

1664165598219ced678edff9f0c8c3d933db8edb59_8_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.

ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.

Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.

Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.

ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.

Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.

Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.

Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).

Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.

EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.

Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.

Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.

ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.

Altın

1787288269f0590409bf35e4d996dc8afb4498cf8a_1_1200.jpg

Gümüş

1787288269e7a58e24cb2d9d2ab1f2003d77224d2f_2_1200.jpg

Bitcoin

17872882696548ab924574cb0cae49bed8357784c9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.

Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.

Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!

ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.

Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz.  Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.

ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!

ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.

ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).

Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.

Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda  yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.

BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.

ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş

17872010196944ce299d374ce895ae66b0b5a17452_1_1200.jpg
 
Gümüş

17872010202d8c57428b01a9b1286de3da7465edfe_2_1200.jpg
 
Altın

 1787201020b5f9bc56b89ae600ff8f2c667ce49592_3_1200.jpg

Bitcoin

17872010206ca374837a7d19fa0a961b8c28bd571b_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların gündeminde tahvil piyasalarında devam eden satış baskısı ilk sırada yer alıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,34 seviyesine gelerek yaklaşık 20 yılın zirvesini test ederken, bu sabah hafif de olsa geri çekilerek %5,27 seviyesine gevşedi. Almanya’da 30 yıllık gösterge tahvil faizi 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya’da ise 10 yıllık faiz %3 seviyesine yaklaşarak son 20 senenin zirvesine yükseldi. Dünya genelinde giderek artan kamu borçları yatırımcıları tedirgin ederken, yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor.

Sorunun bir diğer ayağında ise giderek artan borçlanma ihtiyacı var. Bütçe açıkları büyürken ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmış durumda. Üstelik hükûmetler artık kaynak bulmak için yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarlarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de yarışıyor. Hürmüz’de devam eden çözümsüzlük nedeniyle Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması da enflasyon riskini canlı tutunca, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskı daha da artıyor.

Yükselen tahvil faizlerinin etkisi ise tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Devletin borçlanma maliyeti arttıkça şirket ve konut kredileri pahalanıyor, yatırımlar zorlaşıyor ve yüksek faiz hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor. Nitekim tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senetlerinin de tadını kaçırmaya başladı. ABD’de önde gelen endeksler gerilerken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Yeni güne başlarken satış baskısının Pasifik’in diğer yakasına da yansıdığını görüyoruz. Asya’da teknoloji ve yarı iletken hisseleri ABD borsalarına paralel satış baskısına boyun eğdi. Japonya borsası Nikkei bu sabah %2,5 gerilerken, bir süredir sessiz bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %5,5 geriledi. Anthropic’in yıllıklandırılmış gelirinin temmuz sonunda 65 milyar doları aşmasına rağmen beklentilerin gerisinde kalması da yapay zekâ hisselerindeki temkinli havayı artırdı.

ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı renk bu sabah da dikkat çekerken, risk iştahındaki zayıflamaya rağmen doların değer kazanmaması dikkatimizi çekti. DXY hafif de olsa gerilerken, USDJPY paritesi kritik 160 seviyesinin sınırında kalmaya devam etti. EURUSD paritesi 1,1585 ile dünkü seviyelerinden pek de uzaklaşmadı. Tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlar öne çıkarken DXY’nin de değer kazanmamasından hareketle, yatırımcıların nereye sığındığı sorusuna net bir cevap veremiyoruz. Zira kıymetli metallerin de bu sabah pek de iyimser bir seyir izlemediğini not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan lâkin küresel borç sorunlarının arttığı bir ekosistemde talep görmesini beklediğimiz ons altın dün günü %2’ye yakın düşüşle 4,328 dolar seviyesinden tamamlarken, gümüş ise %4’e yakın geri çekilmeyle 63 dolar seviyelerinin diplerini test etti. Altın her ne kadar bu sabah 4,355 dolar seviyesine varan bir toparlanma kaydetse de kıymetli metallerde tatsız havanın korunduğunu söylememiz gerekiyor. Kripto aleminde ise Bitcoin hâlen 64 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini koruyor.

Bugün gözler Fed’in temmuz ayı toplantı tutanaklarına çevrildi. Üyelerin enflasyon ve faizlerin bundan sonraki seyri konusunda ne düşündüğüne dair ipuçları piyasaların radarında olacaktır. Son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun görece ılımlı gelmesi, Fed’den yeni faiz artışı beklentilerini azalttı. Bu sabah vadeli faiz kontratlarında eylül toplantısına yönelik beklentinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğunu görürken, sene sonuna kadar toplam 22 baz puan artırım fiyatlanıyor. Hatırlanacağı üzere geçen haftalarda iki kez 25 baz puan faiz artırımı bekleyen piyasa, bu sabah itibarıyla neredeyse tek bir 25 baz puanlık artırıma geri döndü. Piyasaların yavaş da olsa Fed Başkanı Warsh’un şahin görünümlü bir güvercin olduğunu ve özellikle ABD’de ara seçimlere üç ay kalmışken faiz artırmakta oldukça zorlanacağını kabul etmeye başladığını düşünüyoruz.

ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği ise çıkmaza girerken, ABD Başkanı Trump, İran’la devam eden ya da planlanan herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. İran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını gevşetmesi, dondurulan varlıkları serbest bırakması ve askerî tehditlere son vermesi gerektiğini belirterek geri adım atmaya yanaşmadı. Altı aya yaklaşan savaşta geçici ateşkesin de pazartesi günü sona ermesiyle yakın vadede yeni bir anlaşma ihtimali iyice zayıflamış görünüyor.

Türkiye cephesinde ise dün görece sakin bir seyrin egemen olduğunu gördük. Yurtdışı borsalarda var olan satıcılı havaya rağmen BİST100 ana endeksi yatay seyrederken, yaz etkisi ve düşen hacimlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 47,93 seviyesine gelirken, Hazine borçlanmaları sorunsuz geçti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinde kalırken, CDS risk primi ise 224 baz puana hafif de olsa yükseldi. Ekonomi programında revizyon hazırlığı iddialarına ilişkin dün Hazine cephesinden resmî bir açıklama gelirken, tahminlerimize paralel olarak dedikodu mekanizmasının ömrü pek uzun olmadı.

Son günlerde İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamaları tansiyonu artırdı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib kırsalında, Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmayı önleme mekanizması kurmaya çalıştığını ifade etti.

Uzun vadeli faizlerde sene başına göre değişim

1787114171345043f2b280bd520c57b927166dca7d_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.