Connect with us

GÜNCEL

Yabancı ülkelerden gelen aramalarda dolandırıcılık arttı

Türkiye’de yaygınlaşan ve birçok kişinin telefonuna gelen bu aramalara cevap verildiği takdirde neler olacağını anlatan Bilişim Uzmanı Alev Akkoyunlu, “İletişim devam ettiğinde, karşıdaki kişinin iş olanakları gibi cazip fikir ve tekliflerle geldiğini görüyoruz. Bu kapsamda yaptığınız bir iş karşılığında kazanç sağlayacağınız vaadi ile kredi kartı bilgileriniz isteniyor. Kartınızın aktif olup olmadığını kontrol etmek amacıyla işlem yaptığınız durumlar için üç beş dolar para kartınıza gönderiliyor. Ardından, kartınızla yüklü miktarda alışveriş yapıp sizi dolandırabiliyorlar” dedi.

Yayınlanma:

|

Son birkaç haftadır çoğunlukla Senegal, Nijerya, Filipinler gibi ülkelerden olmak üzere Türkiye’deki birçok kişiye WhatsApp üzerinden arama ve mesaj gelmeye başladı. Bilişim uzmanı Alev Akkoyunlu, aramaların sebepleri, son zamanlarda sıklaşma nedenleri, ne amaca hizmet ettiği gibi merak edilen konularla ilgili DHA’ya konuştu.

“YABANCILARDAN GELEN BU ARAMALAR GENELLİKLE DOLANDIRMA AMAÇLI OLUYOR”  

Aramalardan kendisinin de muzdarip olduğunu belirten Akkoyunlu, “Son birkaç haftadan beri birçok insana bu arama ve mesajlar geliyor. Muhtemelen bir veri sızıntısı söz konusu oldu. Cep telefon numaralarımız başkaları tarafından ele geçirilmiş olduğu için üst üste bu şekilde arama ya da mesaj alıyor olabiliriz. Sadece Türkiye’de bu durumun olduğunu düşünmüyorum; dünya genelinde birçok kişi bu tarz arama ve mesajlar alıyor. Yabancılardan gelen bu aramalar genellikle dolandırma amaçlı oluyor. Beni arayan numaralara baktığımda aramaların Senegal, Nijerya, Filipinler gibi benimle alakası olmayan yerlerden geldiğini görüyorum. Aramaların yapıldığı numaralarda, genellikle albenili ve ilgi çekici birinin profil fotoğrafı kullanılıyor.  Sizi arayan ya da mesaj atan bir erkek olsa bile bu kişi, aramaya ve mesaja geri dönmenizi sağlamak için güzel bir kadının resmini kullanabiliyor. Diyalog devam ettirildiğinde ise karşıdaki kişinin iş olanakları, cazip fikir ve tekliflerle geldiğini görüyoruz. Bugün sadece İngilizce değil bazı çeviri uygulamaları kullanarak Türkçe mesajlar da atıldığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

“İŞLEM YAPTIĞINIZ DURUMLAR İÇİN ÜÇ BEŞ DOLAR PARA GÖNDERİLİYOR”

Akkoyunlu, Aramaları açan ya da mesajlara cevap veren kişilerin sonrasında nelerle karşılaşacağını da şöyle özetledi:

“Diyaloğun devamında size bir ödeme yapılacak vaadi ile kredi kartı bilgileriniz isteniyor. Bugün, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada ekonomik bir kriz var; birçok kişi kolay yoldan ve hızlı şekilde para kazanmak istiyor. Belirli bir iş ve uğraş karşılığında kazanç sağlayacağınız vaadi verildiğinde ise bu fikir bazı kişilere cazip gelebiliyor. Kredi kartı bilgileriniz verildikten sonra kartınızın aktif olup olmadığını kontrol etmek amacıyla işlem yaptığınız durumlar için üç beş dolar para gönderiliyor. Kontrol yapıldıktan sonra kartınızla, 3D ile alışveriş yapılamayan bir yerden yüklü miktarda alışveriş yapıp sizi dolandırabiliyorlar.”

“VERİLERİN FARKLI YOL VE YÖNTEMLERLE BAŞKA KİŞİLERİN ELİNE GEÇME OLASILIĞI ÇOK YÜKSEK”  

Son zamanlarda aramaların bu denli artması, kişisel verilerin korunup, korunmadığına dair soru işaretlerini de ortaya çıkardı. Verilerin birçok şekilde sızabileceğini söyleyen Akkoyunlu ise “Kişisel Verilerin Korunma Kanunu’na göre birçok kurumun verilerini koruması ve verinin içerden dışarıya sızıntısını engellemesi gerekiyor. Fakat bunu yapamayan kurumlar mevcut. Verileriniz, bir form ve dosyanın ele geçirilmesi ile çalınmış olabilir. Siz çok iyi önlemler almış olsanız dahi çalıştığınız kurum o önlemleri almamış bu yüzden herhangi bir sunucu üzerinde veri tabanında sızıntı yaşanmış olabilir, ya da bile isteye verileriniz alıp kasti bir şekilde kullanılması için üçüncü gruplara satan kişiler olabilir. Zamanında; bir market çalışanının, market için doldurulan form bilgilerini alıp bir sigorta şirketine satma teşebbüsü ile karşılaşmıştık. Bu tarz durumlarda spesifik olarak ‘şuradan gerçekleşen bir sızıntı’ diyerek aramaların sebeplerini bir duruma bağlamak olmaz. Verilerin çok farklı yol ve yöntemlerle başka kişilerin eline geçmiş olma olasılığı çok yüksek” ifadelerini kullandı.

“BİREYSEL ÖNLEM ALMAK VE BİREYSEL BİLİNÇ OLUŞTURMAK GEREKİYOR”  

Akkoyunlu, “Açık konuşmak gerekirse yabancı ülkelerden gelen bu aramalar, kısmi olarak oltalama diyebileceğimiz bir dolandırıcılık yöntemidir. Bugün, dış aramaların hepsi kapatılabilir ama yurt dışında arama yapması gereken ve iletişimlerini bu şekilde sağlayan birçok kişi de var. Örneğin ben, İngiltere’de yaşayan kız kardeşimle görüşmelerimizi WhatsApp üzerinden yapıyorum. Bu yüzden regülasyon yapılıp bir kanun ile hattın veya dışarıdan gelen aramaları tamamen kapatılması sağlıklı bir yöntem olmamakla olası bir durum da değil. Bu durumda, bireysel önlem almak ve bireysel bilinç oluşturmak gerekiyor. Her ne kadar ‘sadece bu yeterli değil’ desek bile bunu yapmaya mecburuz çünkü bugün dış aramaların tamamen kapatılması çok mümkün değil” dedi.

“AMAÇ, BİZİ CAZİP BİR İŞ, PARA KAZANMA TEKLİFİ İLE ELE GEÇİRMEKTİR”  

Aramalara karşı bireysel önlem alınmasının çok önemli olduğunu söyleyen Akkoyunlu, konuyla ilgili şu önerilerde bulundu:

“Öncelikle tanımadığımız, bilmediğimiz kişilerden gelen aramaları kabul etmeyip, mesajlara cevap vermeyelim. Rehberimizde olmayan hatta tanıdığımız kişilerden dahi gelen mesajlara dikkat edelim. Günümüzde, sosyal mecralarımız çalınabiliyor bu yüzden rehberimizde olan kişilerin dahi bu amaçla mesaj atma durumları olabilir. Bankalardan gelen link, işlem bilgileri, şifrelerinizi güncelleyin gibi mesajlar aldığınızda mutlaka 2 kere düşünüp öyle hareket etmeniz gerekiyor. Özellikle WhatsApp üzerinden gelen arama, çağrı ve mesajlardaki asıl amaç, bizi inanamayacağımız derecede cazip bir iş, para kazanma teklifi ile ele geçirmektir. Birisi ile bu tarz bir diyaloğun içine girdiğinizde mutlaka 2 kere düşünmeli ve kredi kartı, banka, kişisel verilerinizi paylaşmamamız gerekiyor. Sizi bu şekilde arayan, üst üste rahatsız eden kişileri uygulama üzerinden engelleyebilirsiniz. Ayrıca haber mecraları çok önemli bir rol oynuyor; bu tarz dolandırılma yöntemleri olduğu ne kadar çok ifşa edilir ve bilinçlendirilirse o kadar önüne geçinilebilir olur.”

“SADECE BİR KERE DEĞİL ÜST ÜSTE İKİ KERE ARADILAR”  

Kendisinin de uygulama üzerinden arandığını söyleyen Elif Ertaş, “İki kere yaşadım, ikisini de engelledim. Ayrıca, sadece bir kere değil üst üste iki kere aradılar. Bir bakıyorum Afrika ülkesi, bir bakıyorum bambaşka yerden arama geliyor ‘ne alaka’ dedim, oldukça garip geldi. Benim bilgilerimin Afrika’da ya da başka bir ülkede ne işi var? Aramalara hiç cevap vermeden numaraları engelledim, herkese de bunu öneririm. Aramalara cevap veren kişiler gördüm, karşı taraf Türkçe cevap veriyor. Buna herkesin dikkat etmesi gerekiyor” diye konuştu.

“GENELDE PARA KOPARMAYA ÇALIŞIYORLAR”  

Kerem Demir ise “Geçen sene benim başıma da böyle bir olay gelmişti. Yabancı bir numara satış ya da başka bir amaçla sizi arıyor. Ben internete ilan verdikten sonra aranmıştım. Genelde para koparmaya çalışıyorlar, kanmamak lazım ve hep tedbirli olmak lazım. Ben direkt engelledim” dedi.

“ARAMALARIN AÇILMAMASI GEREKTİĞİNİ BİLİYORUM”  

Başına böyle bir olay gelmediğini belirten Ramazan Okur da “Her gelen mesaja cevap vermemek lazım, verildiği zaman sonuçlarına katlanılıyor. Bunun çok tehlikeli olduğunu ve aramaların açılmaması gerektiğini biliyorum” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.