Connect with us

GÜNDEM

Dolandırıldık Ey Halkım! Jet Fadıl’dan Çiftlik Bank’a ve Thodex’e yurdumun Meşhur Dolandırıcıları

Yayınlanma:

|

Herkesi kendimiz gibi sanmamızdan mı saf ve hemen inanan yapımız yüzünden midir bilinmez ama dolandırılmaya son derece müsait bir toplumuz. Biri geldi, “sana Galata Köprüsü’nü satayım” dedi, inandık. Biri geldi, “ben Azrail’im, eğer tüm paranı bana verirsen seni öldürmem” dedi, yine inandık. Birçok insanın para kaybettiğini duysak da bir ihtimal diyerek kripto paraya binlerce lira yatırdık… Hep inandık, hep de kandırıldık. Bakıp da gülmeyin; okuyup da kınamayın. Burası Türkiye, her an siz de dolandırılabilirsiniz!

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.
Boğaz Köprüsü’nü satın alan Kemal Sunal, Almanya’ya geldiğini sanarken aslında İstanbul’un göbeğine getirildiğini anlayan İlyas Salman… Türk sinemasına sıklıkla konu olan bu dolandırıcılık hikayelerinin, birgün gerçek olacağına kimse inanmamıştır herhalde ama oldu.

1. Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam

Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam
Şüphesiz ki, bu dolandırıcılık işleri inanılmaz bir zeka ve pratiklik gerektiriyor. Yoksa aklı başında insanlara, yarım saat içinde Beyazıt Kulesi’ni satmak, devletin tramvayını kiralamak, olacak iş değil. Sülün Osman, her ne kadar dolandırıcı da olsa zekasının ve çakallığının hakkını vermek lazım.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.
Taksim Meydanı’nı sattı, tramvay kiraladı, Beyazıt Kulesi’ni sattı, yetmedi Galata Köprüsü’nü satmaya çalıştı ama satamadan yakalandı ve hapse atıldı. Bitti mi sandınız? Bitmedi. Hapishanedeyken “alın teri ile yaşamak” konulu bir konuşma bile yaptı. Dolandırıcının bile alın teri ile yaşama dersi verdiği bir ülkede, cennetten arsa satan insanlara şaşırmamak lazım herhalde.

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler
Bu yıllarda, bankaların vadeli hesaplara verdiği düşük faizleri, memurların maaşlarının bir kısmını bono olarak almasını fırsat bilip, kendilerine banker ismini veren dolandırıcılarımız ortaya çıktı. Bankaların üç katı daha fazla faiz vereceklerini iddia ettiler, insanları da buna inandırdılar.Her dolandırıcılık sisteminde olduğu gibi, bunda da bir süre insanlar para kazandı ya da kazandığını zannetti. Borcu borçla kapatma mantığından yola çıkarak dönen banker çarkında, katılan her yeni üyenin, ortaya koyduğu parayla, diğer üyelerin parası ödeniyordu. Bu şekilde sistem bir şekilde hatasız işledi. Ancak her güzel dolandırıcılığın acı bir sonu vardı. 1982 yılında yaşanan krizle, tüm bankerler iflas etti.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Bir ürünün ya da şirketin tanıtımını yapan tüm firmalara bakın, hepsi reklamlarında bir ünlüyü kullanır. Yıllardır izlediğimiz oyuncu, çıkar “bu deterjan en iyisi, mis gibi kokuyor” der, en sevdiğimiz sanatçı çıkar “salça denilince aklıma hemen onun adı gelir: onedio salçaları!” der. Biz de yıllardır ekranlarda gördüğümüz bu insanlara kanıp, hemen bu ürünü almalıyım diye düşünürüz.Banker Kastelli de böyle düşünmüş olacak ki, reklamlarında Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Selma Güneri, Eşref Kolçak gibi ünlü isimleri oynatarak, halkın güvenini iyice kazanmış.

ol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden’in intiharı ile son buldu.

Bol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden'in intiharı ile son buldu.

2. Papatyalı Banker: Banker Bako

Papatyalı Banker: Banker Bako
Lakabını duyunca, gözünüzde, romantik ve duygusal bir adam izlenimi uyandırabilir aman dikkat! Banker Bako da bankerlerin zirvede olduğu dönemleri fırsat bilip köşeyi dönenlerden.Papatya ne alaka diye soracak olursanız, bu lakabı, bankalardan kredi çekerken papatya şeklinde imza atmasıyla almış.

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!
Banker Bako, kredi faresi olarak da tanınıyordu. Farklı banka şubelerinden yüksek miktarlarda kredi çekip, asla geri ödemedi. Peki parayı ne yaptı dersiniz? Pavyonlarda, eğlence hayatında harcadığı söyleniyor. Biz yine de günahını almayalım tabii.

3. Ava gidenleri avlayan Raki!

Ava gidenleri avlayan Raki!
Raki lakaplı, Ahmet Güney Zobu da dolandırıcılığın ekmeğini yiyenlerden. Onun sistemi de şöyle işliyor: Diyelim elinizde 100 dolar döviziniz var ve bunu bozdurmak istiyorsunuz ama döviz büroları doları çok düşük fiyattan bozduruyor. Raki tam burada devreye giriyor. Dövizinizi, bürolardan daha yüksek bir fiyata bozabileceğini söyleyerek sizin aklınızı çeliyor. Sonra, onun ofisine gittiğinizi sanarak bilinmeze doğru yürüyorsunuz. Raki, sizden dövizinizi alıp, paranızı getireceğini söyleyerek yanınızdan uzaklaşıyor. Gidiş o gidiş…Bu işlem biraz illegal olduğu için kimseye şikayet de edemiyorsunuz haliyle. İşte Raki’nin uzun süre eline para geçmesini sağlayan ava gideni avlama taktiği böyle.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu’nun da babası aynı zamanda.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu'nun da babası aynı zamanda.
Ahmet Güney Zobu, en son 2017 yılında, bir kediye silahıyla ateş açtığı sebebiyle şikayet edilmiş Sonuç nedir, şimdi ne yapar bilinmez ama kendisine bu listede yer edinmeyi başardı.

4. Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.

Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.
Yok artık demeyin, bu da oldu. Bir çete, cennetten arsa sattıklarını iddia ederek, ülkenin dört bir yanındaki insanları dolandırdı ve neredeyse 5 milyon liralık kazanç elde etti. Üstelik çete lideri, önceki hayatında Veysel Karani olduğunu, bu bedende yeniden canlandığını da iddia etti.Kimisi cennetten arsa satar, kimisi cehennemin sıcağına dayanıklı kefen satar. Her devirde, dini kullanıp kendine kazanç sağlayan birileri hep var!

5. Mussolini’yi bile dolandıran Türk!

Mussolini'yi bile dolandıran Türk!
Evet yanlış okumadınız. İtalya Başbakanı Mussolini’yi bile dolandıran bir dolandırıcımız var. Eyüplü Halit!Eyüplü Halit bu işe önce ufak projelerle başlamış. Tarz ve karizmatik görüntüsü sayesinde, tanışıp kendine aşık ettiği kadınları dolandırarak işinde uzmanlaşmış. Sayı da az değil bu arada. Tam 68 kadını bu şekilde dolandırmış!İşleri ilerletmesi ise, İstanbul’un işgal altında olduğu son dönemlerde gerçekleşmiş. Kendine sahte bir karakol kurup, Rum askerleri tutuklamış, daha sonra da onları bir miktar para karşılığında serbest bırakmış.

Peki Mussolini’yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.

Peki Mussolini'yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.
Hapiste olduğu dönemlerden birinde, bir İtalyan’la tanışmış ve ondan Mussolini’ye bir mektup yazmasını istemiş. “Sayın Mussolini sizi çok seviyor ve destekliyorum. Sizi desteklediğim için hapisteyim. İmza: Eyüplü Halit”Mussolini buna inanır mı hadi oradan! Evet inanmış ve İstanbul’a gelerek Eyüplü Halit’e yüklü miktarda bir para vererek hapisten çıkmasını sağlamış.Gönül isterdi ki, dünyada ismimiz daha güzel olaylarla, başarılarla duyulsun ama maalesef olmuyor…

6. Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl

Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl
Bu ismi bilmeyen yoktur herhalde artık. Büyük reklamlarla başlayan ve sonu hep hüsranla biten birkaç projesinden bahsedelim. Yerli araba üreteceğini iddia ederek, herkesi heyecanlandırdı. Bir sürü insandan o dönemin kıymetli parası mark üzerinden büyük miktarda yatırım aldı. Araba fabrikası asla kurulmadı, insanların parası asla geri ödenmedi…

Müslümanlar’a özel ada!

Müslümanlar'a özel ada!
Bu projesine de inanan pek çok insan oldu. Bu proje de asla bitirilmedi. Bu projede de paralar asla geri ödenmedi…

stanbul’un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.

İstanbul'un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.
Caprice Gold projesi büyük ses getirmişti. Ülkenin dört bir yanında bu projenin reklamı dönüyor, Jet Fadıl adeta şovunu yapıyordu yine. İnsanımız yine ona inandı. Yine bu projeye büyük paralar yatırıldı. Ve sonuç yine aynı: bitirilemeyen bir proje daha.

Zorda kaldıkça Allah’a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.

Zorda kaldıkça Allah'a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.
Jet Fadıl, halkımızın manevi hislerini sömüren ilk insan değil, son da olmayacak elbette. Ne zaman hakkında dolandırıcı olduğuna dair iddialar atılsa, hemen dini bir açıklama yaptı, kendini kurtardı.

7. Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam

Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam
Yok artık buna da inanan yoktur herhalde diye düşünüyorsunuz muhtemelen ama buna da inanan olmuş. Ankara’da yaşayan Bülent Ö. isimli adam, kendisini esnafa Hz.İsa olarak tanıtmış. Onlar hakkında öğrendiği bilgileri, insanlara söyleyerek güvenlerini kazanmış. Bakmış bu hikayeye inanan çok, işin içine arkadaşlarını ve akrabalarını da katmış. Bir arkadaşını Hz. Muhammed olarak, bir arkadaşını Hz.İbrahim olarak, bir arkadaşını da Allah olarak tanıtmış. İnanılacak gibi değil ama bu yöntemle dönemin parasıyla tam 2.5 trilyon para toplamış. Ne denir ki!

8. Bedava çıktı koş koş koş!

Bedava çıktı koş koş koş!
Hepimizin yaz mevsiminde bayılarak yediği o dondurmalar var ya? Hani çubukta bedava yazısı çıkınca çok sevindiğimiz? Heh işte onun bile çetesi var.Bir dondurma markası, ürettiklerinden çok daha fazla bedava dondurma çubuğu gelince, durumdan şüphelenmiş ve şikayette bulunmuş. Soruşturma başlayınca, şüphelilerin bu işi üç yıldır yaptığı ortaya çıkmış. Şeytanın aklına gelmez ya!

9. Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan

Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan
Babası, dönemin başbakanı Adnan Menderes’in yakın korumalığını üstlendiği için, siyasi çevreye oldukça yakındı. İlk olarak “orduya yardım etmiş asker aileleri” isminde bir dernek kurdu. Bu dernek adına, kendisini korgeneral olarak tanıtıp, pek çok insandan para yardımı topladı.

Tansu Çiller’i bile dolandırdı.

Tansu Çiller'i bile dolandırdı.
Tansu Çiller’i arayıp kendisini orgeneral olarak tanıttı ve eğer para yardımı yaparsa, emekli subayların Çiller’in partisi için gönüllü olarak oy toplayacağını söyledi. Buna inanan Çiller, Parsadan’ın hesabına hemen 5.5 milyar lira yatırdı.Her dolandırıcı gibi o da birgün yakalandı tabii. Ancak hapisten çıktıktan sonra omurilik kanseri sebebiyle hayatını kaybetti.

10. Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri

Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri
Titan saadet zinciri de, “ponzi” dediğimiz sisteme dahil bir dolandırıcılık. Kenan Şeranoğlu isminde bir adam, birgün çıkıp böyle bir grup kuruyor ve üye olmak isteyen herkesten üyelik ücreti alıyor. Siz de daha sonra getirdiğiniz her yeni üye üzerinden ve başta yatırdığınız para üzerinden para kazanıyorsunuz. Ancak ortaya konulan bir iş, bir üretim olmadığı için, Çiftlik Bank olayındaki gibi, bu da bir süre sonra işlevsiz hale geliyor ve işte o zaman dolandırıldığınızı anlıyorsunuz.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.
Gece hayatına olan ilgisi, verdiği ihtişamlı partiler ve sahip olduğu onlarca lüks spor otomobil, yavaş yavaş insanları şüphelendirmeye başladı ve hakkında üst üste davalar açıldı ve tutuklandı.

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!
Bir gazeteyle yaptığı röportajda, maddi durumunun çok kötü olduğunu, akbil kullanarak otobüse bindiğini söylemesine rağmen, en son Phuket Adası’nda, yeni imajıyla görülmüş. Aman dikkat edelim her an yeni bir zincir kurabilir!

11. İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.

İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.
Çiftlik Bank ilk çıktığında, pek çoğumuz onun telefonumuzdaki diğer çiftlik oyunlarından biri olduğunu düşündük. Öyle de sayılırdı. Oyunda tavuk, inek, arı gibi hayvanlar besliyordunuz. Diğer oyunlardan farkı ise, bu hayvancılık işleri karşılığında size gerçek para kazandırıyor olmasıydı.Bankerlerin sistemi gibi, bu da başlarda sağlıklı bir şekilde yürüdü. Sisteme katılan her üye, kendinden önceki üyenin parasını karşılıyordu. Bir nevi saadet zinciri yani.

Çiftlik Bank’ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.

Çiftlik Bank'ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.
Herkesin güvenip, projesine para yatırdığı bu toparlak yüzlü dolandırıcı, hala kayıplarda. İnsanların parasını alıp ortadan kayboldu, her dolandırıcının yaptığı gibi. Ara sıra dünyanın farklı yerlerinden görüntüleri ortaya çıkıyor ama bir sonuç alınabilmiş değildi…

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.
Demiştik ya, projenin reklamını ünlü bir insan yaparsa, o iş tutar halkımız inanır diye. Çiftlik Bank’ta da böyle oldu. Diriliş Ertuğrul dizisi oyuncusu Mehmet Çevik, bu projenin medya yüzü oldu ve projeyi eleştirenlere “bu milli bir projedir, 500 bin insan bu projeye inanıyor” diye cevap vermişti.

12. Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!

Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!
Ardından dün gelen haberle Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.Aydın’ın avukatı Şehmus Uluç, Sözcü’ye yaptığı açıklamada, konsolosluk ile bağlantı kurduklarını ve Mehmet Aydın’ın Türkiye’ye iadesi için resmi işlemlere başlandığını söyledi. Gelişmeleri göreceğiz. Sizce bu kadar kaçtıktan sonra neden teslim olmuş olabilir?

13. Detayları henüz bilmiyorsanız sizi böyle alalım;

Çiftlik Bank Kurucusu Mehmet Aydın Brezilya’da Teslim Oldu

Kurucusu olduğu Çiftlik Bank üzerinden binlerce kişiyi dolandırdıktan sonra yurt dışına kaçan ve kırmızı bültenle aranan ‘Tosuncuk’ lakaplı Mehmet Aydın’ın, Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.

14. Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex’in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş…

Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex'in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş...

2 Milyar Dolarla Tayland’a Kaçtığı İddia Edilen Thodex’in Kurucusu Özer’in Zamanında Reklamını Yapan Ünlüler

Bu kadar ünlünün reklam yaptığını görünce gerçekten şok oldum!

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex’in kurucusu: Faruk Fatih Özer

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex'in kurucusu: Faruk Fatih Özer
Etrafınızda son birkaç ayda kripto para alıp satan birçok insan görmüşsünüzdür. Saatler içinde parasını onlara katlayan insanlar da var, eksiye düşüp büyük paralar kaybedenler de… Tüm dünyada en çok kripto para alıp satan ülkede yaşıyoruz, o yüzden böyle bir olaya pek de şaşırmamak lazım. Birkaç gündür bakımda olduğu duyurulan borsada işlem yapılamıyordu.

O esnada Thodex’in kurucusu ve CEO’su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.

O esnada Thodex'in kurucusu ve CEO'su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Kendisinin 2 milyar dolarla Arnavutluk’a kaçtığı söyleniyor…

onedio

Okumaya devam et

GÜNCEL

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?

Haber Analiz | Bankavitrini.com

Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.

Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.

Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir

Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.

Bir banka sermayesini artırabilir.

Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.

Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.

Çünkü bağış;

  • zorunlu değildir,
  • tamamen gönüllülük esasına dayanır,
  • güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.

Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri

Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:

Mali istismar

  • bağışların amacı dışında kullanılması
  • kayıt dışı harcamalar
  • şeffaf olmayan muhasebe
  • belge eksiklikleri

Yetki istismarı

  • kararların tek kişi tarafından alınması
  • yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
  • aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması

Çıkar çatışması

  • yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
  • yakın akrabalara iş verilmesi
  • ihalesiz alımlar

İtibar istismarı

  • kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
  • siyasi veya ticari çıkar sağlanması
  • bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması

Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür

Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.

Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”

Bu sorunun cevabı net değilse;

  • düzenli bağışlar durur,
  • yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
  • kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
  • uluslararası fonlar risk görmeye başlar.

Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.

En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur

Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.

Örneğin;

Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.

Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.

Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.

Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır

Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.

Güven kaybı yaşayan kurumlarda;

  • uzmanlar görev almak istemez,
  • genç gönüllüler ayrılır,
  • yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.

Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.

Kurumsal sponsorlar neden çekilir?

Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:

  • bağımsız denetim
  • mali raporlar
  • yönetişim yapısı
  • itibar riski
  • şeffaflık

Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.

Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.

Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;

  • yönetim yapısına,
  • iç kontrol sistemine,
  • etik kurallara,
  • çıkar çatışması politikalarına,
  • bağımsız denetime

büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.

Dünyadan dikkat çeken örnekler

Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)

Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.

Wounded Warrior Project (ABD)

Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.

Oxfam

Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;

  • bağışlarda azalma,
  • üst yönetim değişikliği,
  • kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.

Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.

İyi yönetişim nasıl sağlanır?

Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:

  • bağımsız denetim
  • düzenli faaliyet raporları
  • kamuya açık mali tablolar
  • yönetim kurulu etkinliği
  • etik komitesi
  • çıkar çatışması politikası
  • ihbar mekanizması
  • görev sürelerinin sınırlandırılması
  • profesyonel iç kontrol sistemi
  • dijital bağış izleme altyapısı

OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.

Türkiye açısından çıkarılacak dersler

Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.

Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.

Bu nedenle;

  • şeffaflık
  • hesap verebilirlik
  • bağımsız denetim
  • profesyonel yöneticilik
  • güçlü iç kontrol

artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.

Sonuç

Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.

Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.

Bu güvenin kaybedilmesi;

  • bağışların azalmasına,
  • gönüllülerin uzaklaşmasına,
  • kurumsal sponsorların çekilmesine,
  • uluslararası fonların kesilmesine,
  • sosyal projelerin durmasına,
  • en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.

Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.