Connect with us

GÜNDEM

Dolandırıldık Ey Halkım! Jet Fadıl’dan Çiftlik Bank’a ve Thodex’e yurdumun Meşhur Dolandırıcıları

Yayınlanma:

|

Herkesi kendimiz gibi sanmamızdan mı saf ve hemen inanan yapımız yüzünden midir bilinmez ama dolandırılmaya son derece müsait bir toplumuz. Biri geldi, “sana Galata Köprüsü’nü satayım” dedi, inandık. Biri geldi, “ben Azrail’im, eğer tüm paranı bana verirsen seni öldürmem” dedi, yine inandık. Birçok insanın para kaybettiğini duysak da bir ihtimal diyerek kripto paraya binlerce lira yatırdık… Hep inandık, hep de kandırıldık. Bakıp da gülmeyin; okuyup da kınamayın. Burası Türkiye, her an siz de dolandırılabilirsiniz!

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.

Türk sinemasının en gözde konularından biri: Dolandırıcılık.
Boğaz Köprüsü’nü satın alan Kemal Sunal, Almanya’ya geldiğini sanarken aslında İstanbul’un göbeğine getirildiğini anlayan İlyas Salman… Türk sinemasına sıklıkla konu olan bu dolandırıcılık hikayelerinin, birgün gerçek olacağına kimse inanmamıştır herhalde ama oldu.

1. Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam

Devletin köprüsünü, tramvayını satan adam
Şüphesiz ki, bu dolandırıcılık işleri inanılmaz bir zeka ve pratiklik gerektiriyor. Yoksa aklı başında insanlara, yarım saat içinde Beyazıt Kulesi’ni satmak, devletin tramvayını kiralamak, olacak iş değil. Sülün Osman, her ne kadar dolandırıcı da olsa zekasının ve çakallığının hakkını vermek lazım.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.

Dolandırıcının kral olması bizim ülkede meşhurdur zaten.
Taksim Meydanı’nı sattı, tramvay kiraladı, Beyazıt Kulesi’ni sattı, yetmedi Galata Köprüsü’nü satmaya çalıştı ama satamadan yakalandı ve hapse atıldı. Bitti mi sandınız? Bitmedi. Hapishanedeyken “alın teri ile yaşamak” konulu bir konuşma bile yaptı. Dolandırıcının bile alın teri ile yaşama dersi verdiği bir ülkede, cennetten arsa satan insanlara şaşırmamak lazım herhalde.

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler

1960-1982 yılları arasındaki modern tefeciler: bankerler
Bu yıllarda, bankaların vadeli hesaplara verdiği düşük faizleri, memurların maaşlarının bir kısmını bono olarak almasını fırsat bilip, kendilerine banker ismini veren dolandırıcılarımız ortaya çıktı. Bankaların üç katı daha fazla faiz vereceklerini iddia ettiler, insanları da buna inandırdılar.Her dolandırıcılık sisteminde olduğu gibi, bunda da bir süre insanlar para kazandı ya da kazandığını zannetti. Borcu borçla kapatma mantığından yola çıkarak dönen banker çarkında, katılan her yeni üyenin, ortaya koyduğu parayla, diğer üyelerin parası ödeniyordu. Bu şekilde sistem bir şekilde hatasız işledi. Ancak her güzel dolandırıcılığın acı bir sonu vardı. 1982 yılında yaşanan krizle, tüm bankerler iflas etti.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Ünlüler işin içine girince, güvenirlik de artıyor.

Bir ürünün ya da şirketin tanıtımını yapan tüm firmalara bakın, hepsi reklamlarında bir ünlüyü kullanır. Yıllardır izlediğimiz oyuncu, çıkar “bu deterjan en iyisi, mis gibi kokuyor” der, en sevdiğimiz sanatçı çıkar “salça denilince aklıma hemen onun adı gelir: onedio salçaları!” der. Biz de yıllardır ekranlarda gördüğümüz bu insanlara kanıp, hemen bu ürünü almalıyım diye düşünürüz.Banker Kastelli de böyle düşünmüş olacak ki, reklamlarında Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Ekrem Bora, İzzet Günay, Selma Güneri, Eşref Kolçak gibi ünlü isimleri oynatarak, halkın güvenini iyice kazanmış.

ol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden’in intiharı ile son buldu.

Bol kazançla başlayan bu hikaye, ne yazık ki 2008 yılında Banker Kastelli ismiyle bilinen, Abidin Cevher Özden'in intiharı ile son buldu.

2. Papatyalı Banker: Banker Bako

Papatyalı Banker: Banker Bako
Lakabını duyunca, gözünüzde, romantik ve duygusal bir adam izlenimi uyandırabilir aman dikkat! Banker Bako da bankerlerin zirvede olduğu dönemleri fırsat bilip köşeyi dönenlerden.Papatya ne alaka diye soracak olursanız, bu lakabı, bankalardan kredi çekerken papatya şeklinde imza atmasıyla almış.

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!

Ne kadar da güven veren bir reklam. Paranızı bize verin ve arkanıza yaslanın!
Banker Bako, kredi faresi olarak da tanınıyordu. Farklı banka şubelerinden yüksek miktarlarda kredi çekip, asla geri ödemedi. Peki parayı ne yaptı dersiniz? Pavyonlarda, eğlence hayatında harcadığı söyleniyor. Biz yine de günahını almayalım tabii.

3. Ava gidenleri avlayan Raki!

Ava gidenleri avlayan Raki!
Raki lakaplı, Ahmet Güney Zobu da dolandırıcılığın ekmeğini yiyenlerden. Onun sistemi de şöyle işliyor: Diyelim elinizde 100 dolar döviziniz var ve bunu bozdurmak istiyorsunuz ama döviz büroları doları çok düşük fiyattan bozduruyor. Raki tam burada devreye giriyor. Dövizinizi, bürolardan daha yüksek bir fiyata bozabileceğini söyleyerek sizin aklınızı çeliyor. Sonra, onun ofisine gittiğinizi sanarak bilinmeze doğru yürüyorsunuz. Raki, sizden dövizinizi alıp, paranızı getireceğini söyleyerek yanınızdan uzaklaşıyor. Gidiş o gidiş…Bu işlem biraz illegal olduğu için kimseye şikayet de edemiyorsunuz haliyle. İşte Raki’nin uzun süre eline para geçmesini sağlayan ava gideni avlama taktiği böyle.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu’nun da babası aynı zamanda.

Raki, eski filmlerden hatırlayacağınız ünlü oyuncu Melike Zobu'nun da babası aynı zamanda.
Ahmet Güney Zobu, en son 2017 yılında, bir kediye silahıyla ateş açtığı sebebiyle şikayet edilmiş Sonuç nedir, şimdi ne yapar bilinmez ama kendisine bu listede yer edinmeyi başardı.

4. Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.

Gel vatandaş! Cennetten yerini ayır, oraya gittiğinde rahat et.
Yok artık demeyin, bu da oldu. Bir çete, cennetten arsa sattıklarını iddia ederek, ülkenin dört bir yanındaki insanları dolandırdı ve neredeyse 5 milyon liralık kazanç elde etti. Üstelik çete lideri, önceki hayatında Veysel Karani olduğunu, bu bedende yeniden canlandığını da iddia etti.Kimisi cennetten arsa satar, kimisi cehennemin sıcağına dayanıklı kefen satar. Her devirde, dini kullanıp kendine kazanç sağlayan birileri hep var!

5. Mussolini’yi bile dolandıran Türk!

Mussolini'yi bile dolandıran Türk!
Evet yanlış okumadınız. İtalya Başbakanı Mussolini’yi bile dolandıran bir dolandırıcımız var. Eyüplü Halit!Eyüplü Halit bu işe önce ufak projelerle başlamış. Tarz ve karizmatik görüntüsü sayesinde, tanışıp kendine aşık ettiği kadınları dolandırarak işinde uzmanlaşmış. Sayı da az değil bu arada. Tam 68 kadını bu şekilde dolandırmış!İşleri ilerletmesi ise, İstanbul’un işgal altında olduğu son dönemlerde gerçekleşmiş. Kendine sahte bir karakol kurup, Rum askerleri tutuklamış, daha sonra da onları bir miktar para karşılığında serbest bırakmış.

Peki Mussolini’yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.

Peki Mussolini'yi nasıl dolandırdı? Kolay iş değil, adam ülke sınırları dışına çıkmış sonuçta.
Hapiste olduğu dönemlerden birinde, bir İtalyan’la tanışmış ve ondan Mussolini’ye bir mektup yazmasını istemiş. “Sayın Mussolini sizi çok seviyor ve destekliyorum. Sizi desteklediğim için hapisteyim. İmza: Eyüplü Halit”Mussolini buna inanır mı hadi oradan! Evet inanmış ve İstanbul’a gelerek Eyüplü Halit’e yüklü miktarda bir para vererek hapisten çıkmasını sağlamış.Gönül isterdi ki, dünyada ismimiz daha güzel olaylarla, başarılarla duyulsun ama maalesef olmuyor…

6. Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl

Halkımızın dolandırılmaya doyamadığı ünlü isim: Jet Fadıl
Bu ismi bilmeyen yoktur herhalde artık. Büyük reklamlarla başlayan ve sonu hep hüsranla biten birkaç projesinden bahsedelim. Yerli araba üreteceğini iddia ederek, herkesi heyecanlandırdı. Bir sürü insandan o dönemin kıymetli parası mark üzerinden büyük miktarda yatırım aldı. Araba fabrikası asla kurulmadı, insanların parası asla geri ödenmedi…

Müslümanlar’a özel ada!

Müslümanlar'a özel ada!
Bu projesine de inanan pek çok insan oldu. Bu proje de asla bitirilmedi. Bu projede de paralar asla geri ödenmedi…

stanbul’un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.

İstanbul'un göbeğinde yıllardır duran anlamsız binalar.
Caprice Gold projesi büyük ses getirmişti. Ülkenin dört bir yanında bu projenin reklamı dönüyor, Jet Fadıl adeta şovunu yapıyordu yine. İnsanımız yine ona inandı. Yine bu projeye büyük paralar yatırıldı. Ve sonuç yine aynı: bitirilemeyen bir proje daha.

Zorda kaldıkça Allah’a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.

Zorda kaldıkça Allah'a sığındı. Gerçek anlamda değil tabii.
Jet Fadıl, halkımızın manevi hislerini sömüren ilk insan değil, son da olmayacak elbette. Ne zaman hakkında dolandırıcı olduğuna dair iddialar atılsa, hemen dini bir açıklama yaptı, kendini kurtardı.

7. Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam

Yine olmaz denilenin gerçek olduğu bir dolandırıcılık hikayesi: Allah olduğunu iddia eden adam
Yok artık buna da inanan yoktur herhalde diye düşünüyorsunuz muhtemelen ama buna da inanan olmuş. Ankara’da yaşayan Bülent Ö. isimli adam, kendisini esnafa Hz.İsa olarak tanıtmış. Onlar hakkında öğrendiği bilgileri, insanlara söyleyerek güvenlerini kazanmış. Bakmış bu hikayeye inanan çok, işin içine arkadaşlarını ve akrabalarını da katmış. Bir arkadaşını Hz. Muhammed olarak, bir arkadaşını Hz.İbrahim olarak, bir arkadaşını da Allah olarak tanıtmış. İnanılacak gibi değil ama bu yöntemle dönemin parasıyla tam 2.5 trilyon para toplamış. Ne denir ki!

8. Bedava çıktı koş koş koş!

Bedava çıktı koş koş koş!
Hepimizin yaz mevsiminde bayılarak yediği o dondurmalar var ya? Hani çubukta bedava yazısı çıkınca çok sevindiğimiz? Heh işte onun bile çetesi var.Bir dondurma markası, ürettiklerinden çok daha fazla bedava dondurma çubuğu gelince, durumdan şüphelenmiş ve şikayette bulunmuş. Soruşturma başlayınca, şüphelilerin bu işi üç yıldır yaptığı ortaya çıkmış. Şeytanın aklına gelmez ya!

9. Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan

Dedesi polis, babası polis, kendisi de basketbolcuyken dolandırıcılığa soyunan Selçuk Parsadan
Babası, dönemin başbakanı Adnan Menderes’in yakın korumalığını üstlendiği için, siyasi çevreye oldukça yakındı. İlk olarak “orduya yardım etmiş asker aileleri” isminde bir dernek kurdu. Bu dernek adına, kendisini korgeneral olarak tanıtıp, pek çok insandan para yardımı topladı.

Tansu Çiller’i bile dolandırdı.

Tansu Çiller'i bile dolandırdı.
Tansu Çiller’i arayıp kendisini orgeneral olarak tanıttı ve eğer para yardımı yaparsa, emekli subayların Çiller’in partisi için gönüllü olarak oy toplayacağını söyledi. Buna inanan Çiller, Parsadan’ın hesabına hemen 5.5 milyar lira yatırdı.Her dolandırıcı gibi o da birgün yakalandı tabii. Ancak hapisten çıktıktan sonra omurilik kanseri sebebiyle hayatını kaybetti.

10. Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri

Çiftlik Bank yokken o vardı: Titan Saadet Zinciri
Titan saadet zinciri de, “ponzi” dediğimiz sisteme dahil bir dolandırıcılık. Kenan Şeranoğlu isminde bir adam, birgün çıkıp böyle bir grup kuruyor ve üye olmak isteyen herkesten üyelik ücreti alıyor. Siz de daha sonra getirdiğiniz her yeni üye üzerinden ve başta yatırdığınız para üzerinden para kazanıyorsunuz. Ancak ortaya konulan bir iş, bir üretim olmadığı için, Çiftlik Bank olayındaki gibi, bu da bir süre sonra işlevsiz hale geliyor ve işte o zaman dolandırıldığınızı anlıyorsunuz.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.

Gece hayatına olan düşkünlüğü onu ele verdi.
Gece hayatına olan ilgisi, verdiği ihtişamlı partiler ve sahip olduğu onlarca lüks spor otomobil, yavaş yavaş insanları şüphelendirmeye başladı ve hakkında üst üste davalar açıldı ve tutuklandı.

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!

Her an sizi dolandırabilir, aman dikkat!
Bir gazeteyle yaptığı röportajda, maddi durumunun çok kötü olduğunu, akbil kullanarak otobüse bindiğini söylemesine rağmen, en son Phuket Adası’nda, yeni imajıyla görülmüş. Aman dikkat edelim her an yeni bir zincir kurabilir!

11. İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.

İnsanların hafızasından yıllarca silinmeyecek bir olay: Çiftlik Bank.
Çiftlik Bank ilk çıktığında, pek çoğumuz onun telefonumuzdaki diğer çiftlik oyunlarından biri olduğunu düşündük. Öyle de sayılırdı. Oyunda tavuk, inek, arı gibi hayvanlar besliyordunuz. Diğer oyunlardan farkı ise, bu hayvancılık işleri karşılığında size gerçek para kazandırıyor olmasıydı.Bankerlerin sistemi gibi, bu da başlarda sağlıklı bir şekilde yürüdü. Sisteme katılan her üye, kendinden önceki üyenin parasını karşılıyordu. Bir nevi saadet zinciri yani.

Çiftlik Bank’ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.

Çiftlik Bank'ın kurucusu herkesin bildiği gibi bu genç adam: Mehmet Aydın.
Herkesin güvenip, projesine para yatırdığı bu toparlak yüzlü dolandırıcı, hala kayıplarda. İnsanların parasını alıp ortadan kayboldu, her dolandırıcının yaptığı gibi. Ara sıra dünyanın farklı yerlerinden görüntüleri ortaya çıkıyor ama bir sonuç alınabilmiş değildi…

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.

Her dolandırıcılıkta olduğu gibi, bunda da ünlü bir insan yer aldı tabii.
Demiştik ya, projenin reklamını ünlü bir insan yaparsa, o iş tutar halkımız inanır diye. Çiftlik Bank’ta da böyle oldu. Diriliş Ertuğrul dizisi oyuncusu Mehmet Çevik, bu projenin medya yüzü oldu ve projeyi eleştirenlere “bu milli bir projedir, 500 bin insan bu projeye inanıyor” diye cevap vermişti.

12. Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!

Ancak sebebini anlamadığımız bir gelişmeyle Mehmet Aydın dün avukatları aracılığıyla Sözcü Gazetesine bir video gönderdi. Kısa sürede bulunduğu ülkedeki Türk elçiliğine teslim olacağını söyledi, şaşırdık!
Ardından dün gelen haberle Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.Aydın’ın avukatı Şehmus Uluç, Sözcü’ye yaptığı açıklamada, konsolosluk ile bağlantı kurduklarını ve Mehmet Aydın’ın Türkiye’ye iadesi için resmi işlemlere başlandığını söyledi. Gelişmeleri göreceğiz. Sizce bu kadar kaçtıktan sonra neden teslim olmuş olabilir?

13. Detayları henüz bilmiyorsanız sizi böyle alalım;

Çiftlik Bank Kurucusu Mehmet Aydın Brezilya’da Teslim Oldu

Kurucusu olduğu Çiftlik Bank üzerinden binlerce kişiyi dolandırdıktan sonra yurt dışına kaçan ve kırmızı bültenle aranan ‘Tosuncuk’ lakaplı Mehmet Aydın’ın, Brezilya Sao Paulo’da teslim olduğu bildirildi.

14. Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex’in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş…

Son günlerin gündeme bomba gibi düşen dolandırıcılık olayı Thodex'in tanıtımı için de birçok ünlü isim aynı şekilde poz vermiş...

2 Milyar Dolarla Tayland’a Kaçtığı İddia Edilen Thodex’in Kurucusu Özer’in Zamanında Reklamını Yapan Ünlüler

Bu kadar ünlünün reklam yaptığını görünce gerçekten şok oldum!

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex’in kurucusu: Faruk Fatih Özer

Son 24 saattir internet sistemlerini kapatan kripto para borsası Thodex'in kurucusu: Faruk Fatih Özer
Etrafınızda son birkaç ayda kripto para alıp satan birçok insan görmüşsünüzdür. Saatler içinde parasını onlara katlayan insanlar da var, eksiye düşüp büyük paralar kaybedenler de… Tüm dünyada en çok kripto para alıp satan ülkede yaşıyoruz, o yüzden böyle bir olaya pek de şaşırmamak lazım. Birkaç gündür bakımda olduğu duyurulan borsada işlem yapılamıyordu.

O esnada Thodex’in kurucusu ve CEO’su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.

O esnada Thodex'in kurucusu ve CEO'su Fatih Özer ise Twitter hesabını kilitledi, Instagram gönderilerini sildi ve yurt dışına kaçtığını gösteren bu fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Kendisinin 2 milyar dolarla Arnavutluk’a kaçtığı söyleniyor…

onedio

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?

CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.

“Mutlak Butlan” Ne Demek?

“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.

Normalde bu kavram daha çok:

  • evlilik işlemleri,
  • şirket genel kurulları,
  • dernek-vakıf kararları,
  • ticari işlemler

için kullanılırdı.

CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.

Süreç Nasıl Başladı? Kronolojik Özet

1. 4-5 Kasım 2023 Kurultayı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yapıldı.

Kurultayda:

  • Özgür Özel genel başkan seçildi.
  • Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti.

Ancak kurultayın hemen ardından:

  • bazı delegelerin yönlendirildiği,
  • oy karşılığı menfaat sağlandığı,
  • para dağıtıldığı,
  • siyasi vaatlerde bulunulduğu

iddiaları ortaya atıldı.

2. İl Kongreleri de Tartışmaya Açıldı

Dava sadece genel kurultayla sınırlı kalmadı.

Özellikle:

  • İstanbul İl Kongresi,
  • bazı delegasyon seçimleri,
  • liste süreçleri

mahkemeye taşındı.

Davacılar şunu savundu: “Delege iradesi sakatlanmıştır.”

Yani delegelerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı iddia edildi.

3. Asliye Hukuk Süreci

İlk derece mahkemesinde dava görüldü.

İlk aşamada:

  • bazı talepler reddedildi,
  • bazıları usul yönünden değerlendirildi.

Ancak dosya daha sonra istinafa taşındı.

4. 2025-2026 Döneminde “Mutlak Butlan” Tartışması Büyüdü

2025 boyunca:

  • hukukçular,
  • siyasetçiler,
  • eski yargı mensupları

şu soruyu tartıştı: “Bir siyasi partinin kurultayı mutlak butlanla iptal edilebilir mi?”

Bir görüş: “Siyasi Partiler Kanunu buna izin vermez” dedi.

Diğer görüş: “Siyasi partiler de hukuk tüzel kişisidir; ağır usulsüzlük varsa butlan uygulanabilir” görüşünü savundu.

Mahkeme Neye Karar Verdi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2026 Mayıs ayında kritik karar verdi.

Kararda:

  • 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu,
  • yani baştan itibaren geçersiz sayıldığı,
  • sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptal edildiği belirtildi.

Mahkeme ayrıca:

  • mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına,
  • kurultay öncesi yönetimin göreve dönmesine hükmetti.

Peki “3 Yıl Sonra Nasıl Görevden Alındılar?”

Asıl kritik nokta bu.

Çünkü mahkeme: “Kurultay en başından itibaren yok hükmündedir” yorumu yaptı.

Bu nedenle hukuk tekniğinde şöyle bir sonuç doğdu:

Eğer işlem “mutlak butlan” ise:

  • süre işlemez,
  • işlem sonradan meşrulaşmaz,
  • aradan zaman geçmesi geçersizliği ortadan kaldırmaz.

Yani mahkeme: “Bu yönetim aslında hukuken hiç doğmamıştı” mantığıyla hareket etti.

İtirazlar Neden Yapılıyor?

Karara yönelik çok ciddi hukuki itirazlar var.

1. “Siyasi Partiler Kanunu’nda Butlan Yok” İtirazı

Muhalif hukukçular diyor ki:

  • Siyasi partiler özel statülüdür.
  • Parti kurultayları Medeni Kanun’daki şirket genel kurulu gibi değerlendirilemez.
  • Siyasi Partiler Kanunu’nda “mutlak butlan” açıkça düzenlenmemiştir.

Bu yüzden kararın “kanuni dayanağının zayıf olduğu” savunuluyor.

2. “İstinaf Mahkemesi Bu Kararı Veremezdi” İtirazı

En büyük tartışmalardan biri de bu.

Eleştirilere göre:

  • istinaf mahkemesi,
  • ilk derece mahkemesi gibi davranarak,
  • yönetim değişikliği doğuran tedbir kararı verdi.

Bazı hukukçular bunun:

  • usule aykırı,
  • yetki aşımı,
  • içtihat çelişkisi olduğunu söylüyor.

3. “Demokrasiye Yargı Müdahalesi” Eleştirisi

Karşı çıkanlar ayrıca:

  • milyonlarca seçmenin iradesinin,
  • mahkeme yoluyla şekillendirildiğini,
  • bunun siyasal alanı daralttığını savunuyor.

Kararı Savunanlar Ne Diyor?

Kararı savunan hukuk çevreleri ise:

  • delegelerin iradesinin fesada uğratıldığını,
  • seçim sürecinin demokratik olmadığını,
  • kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia ediyor.

Onlara göre: “Demokrasi sadece sandık değildir; temiz seçim süreci gerekir.”

Mahkeme de kararında:

  • emredici hukuk kurallarına aykırılık,
  • delege iradesinin sakatlanması,
  • usulsüzlük iddiaları üzerinde durdu.

Son Kararı Kim Verecek?

Şu an hukuki süreç tam anlamıyla bitmiş değil.

Muhtemel aşamalar:

  1. Bölge Adliye Mahkemesi süreci
  2. Yargıtay incelemesi
  3. Gerekirse Anayasa Mahkemesi başvurusu
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci

özellikle:

  • siyasi örgütlenme hakkı,
  • seçme-seçilme hakkı,
  • parti içi demokrasi başlıklarında yeni tartışmalar doğurabilir.

Nihai anlamda iç hukukta son sözü büyük ölçüde Yargıtay söyleyecek gibi görünüyor.

Ancak konu anayasal hak boyutuna taşınırsa: Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürece dahil olabilir.

Bu Karar Neden Tarihi?

Çünkü Türkiye’de ilk kez:

  • bir ana muhalefet partisinin kurultayı,
  • “mutlak butlan” kavramıyla,
  • geriye etkili biçimde yok sayıldı.

Bu nedenle karar:

  • sadece CHP meselesi değil,
  • Türkiye’de siyasi partilerin hukuk statüsü,
  • yargının siyasal alana müdahalesi,
  • parti içi demokrasi,
  • seçim meşruiyeti açısından da emsal niteliği taşıyan tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.