Connect with us

GÜNCEL

Enerji mi, jeopolitik kuşatma mı?: ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY aynı masada

Yayınlanma:

|

Doğu Akdeniz’de enerji denklemi yeniden kuruluyor: ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’tan kritik hamle

Haber-analiz | bankavitrini.com

ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini kurumsal zemine taşıyan yeni bir adım attı. Dört ülke, Houston’da Eastern Mediterranean Energy Centre adlı yeni enerji merkezini başlattı ve enerji güvenliği, doğal gaz, altyapı, inovasyon, araştırma, kritik tesislerin korunması ve siber güvenlik başlıklarında ortak yol haritası hazırlanması konusunda anlaştı. Yol haritasının yıl sonuna kadar onaylanması bekleniyor.

Bu adım, yalnızca teknik bir enerji iş birliği değil; Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik, ticaret koridorları ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin yeni aşaması olarak görülüyor. Merkezin Rice University Baker Institute bünyesinde kurulması, ABD’nin bölgedeki enerji diplomasisini daha kalıcı bir mekanizmaya dönüştürme niyetini gösteriyor.

Anlaşmanın arka planında “3+1” formatı bulunuyor: Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail üçlüsüne ABD’nin destek verdiği bu yapı, 2019’daki EastMed Act ile kurumsallaşmıştı. Yeni merkez; üniversiteler, araştırma kurumları, özel sektör ve hükümetler arasında enerji güvenliği, yatırım ve altyapı odaklı koordinasyon platformu olarak çalışacak.

Amaç ne?

Görünürde amaç; Avrupa’nın enerji arz güvenliğini artırmak, Doğu Akdeniz gazını ve elektrik bağlantı projelerini daha koordineli hale getirmek. Ancak asıl hedef daha geniş: Rusya’ya bağımlılığı azaltmak, ABD LNG’sinin Güneydoğu Avrupa’ya girişini kolaylaştırmak, İsrail–Güney Kıbrıs–Yunanistan hattını enerji koridoruna dönüştürmek ve Türkiye’nin dışlandığı alternatif bir jeopolitik enerji mimarisi kurmak.

Nitekim ABD’li Venture Global ile Yunan Atlantic-SEE LNG Trade arasında yapılan son anlaşmayla, 2030’dan itibaren 20 yıl süreyle Yunanistan’a yıllık en az 1 milyon ton LNG tedariki planlanıyor. Bu gazın Yunanistan üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya taşınması hedefleniyor.

Türkiye ve KKTC açısından anlamı

Bu gelişme Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hamle. Çünkü Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi ve Avrupa enerji güvenliği aynı denklemde birleşiyor.

Özellikle Great Sea Interconnector gibi Yunanistan–Güney Kıbrıs–İsrail elektrik bağlantı projeleri, Türkiye’nin deniz yetki alanı tezleriyle doğrudan kesişiyor. AP’ye göre Türkiye, bu kablo hattının kendi yetki alanlarını ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok saydığı görüşünde. AB ise projeye ciddi finansman desteği veriyor.

Bu nedenle Houston’daki anlaşma, sadece enerji merkezi kurulması değil; Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir enerji-güvenlik hattının tahkim edilmesi anlamına geliyor.

Ekonomik sonuçlar

Bölgedeki enerji projeleri hız kazanırsa Yunanistan, LNG ve elektrik iletiminde bölgesel merkez olma iddiasını güçlendirebilir. Güney Kıbrıs, enerji diplomasisi üzerinden stratejik ağırlığını artırabilir. İsrail, gaz ve elektrik ihracatı için Avrupa kapısını açık tutar. ABD ise hem LNG ihracatını hem de bölgesel siyasi nüfuzunu artırır.

Türkiye açısından ise risk, enerji denkleminde dışarıda bırakılmak; fırsat ise coğrafi avantajını kullanarak daha ekonomik ve gerçekçi enerji geçiş güzergâhı olduğunu yeniden masaya koymaktır.

Kısa yorum

Doğu Akdeniz’de enerji artık sadece enerji değildir. Boru hattı, LNG terminali, denizaltı kablosu, siber güvenlik ve askeri iş birliği aynı paketin parçaları haline gelmiştir. ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın attığı son adım da bu yeni dönemin işaretidir: Bölgede enerji üzerinden yeni bir jeopolitik hat kuruluyor. Türkiye bu masanın dışında bırakılmak isteniyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı

Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, “2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk” ifadesini kullandı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, yılın ilk yarısında 31 milyar lira net grup karı elde etti.

Bankadan yapılan açıklamaya göre Yapı Kredi, 2026’nın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını paylaştı.

Yapı Kredi’nin konsolide finansal tablolarına göre, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 14 artışla 2,1 trilyon liraya yükselirken, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon liraya ulaştı.

Aynı dönemde bankanın toplam müşteri mevduatı 2,1 trilyon lira seviyesine çıkarken, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 23,4, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Bankanın yılın ilk yarısındaki net grup karı da 31 milyar lira oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, bankanın yılın ilk yarısında güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirtti.

Erün, ‘2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Geniş müşteri tabanımız, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında yer almaya, ekonomimizin üretim, ticaret ve yatırım kapasitesini desteklemeye bu yıl da devam ettik.’ ifadelerini kullandı.

Yılın ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdikleri başarılı işlemlerle bankanın güçlü sermaye yapısını daha da pekiştirdiklerini ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürdüklerini vurgulayan Erün, yılın ikinci çeyreğinde uluslararası piyasalarda başarıyla tamamladıkları 500 milyon dolarlık ilave ana sermaye tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güveni ortaya koyduğunu aktardı.

Erün, yaklaşık 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşmasına imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

‘Sendikasyonumuzun iki ve üç yıllık dilimlerini Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında yapılandırdık. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama stratejimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz 700 milyon dolarlık DPR işlemiyle de kaynak yapımızı daha da güçlendirdik. Böylelikle son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağlamış olduğumuz kaynak 5,8 milyar dolara yükseldi. Bugün Yapı Kredi, bankacılıktan yatırım hizmetlerine, varlık yönetiminden leasing ve faktoringe, ödeme sistemlerinden yurt dışındaki yapılanmalarına kadar uzanan güçlü iştirak yapısıyla müşterilerine uçtan uca finansal çözümler sunuyor.

Her biri kendi alanında değer üreten iştiraklerimizin yarattığı sinerji sayesinde müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bütüncül çözümler geliştirirken, ülkemiz ekonomisine sağladığımız katkıyı da büyütmeye devam ediyoruz. Güçlü grup yapımız, ortak vizyonumuz ve iştiraklerimizin birbirini tamamlayan yapısı sürdürülebilir büyümemizin en önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürüyor.’

‘Firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ediyoruz’

Yapı Kredi CEO’su Erün, Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenen firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ettiklerine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Ülkemizin üretim kapasitesini daha verimli ve rekabetçi hale getirmenin yolunun dijital dönüşümden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla MEXT işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Üretimde Dijital Dönüşüm Programı kapsamında üretim yazılımlarından elektronik cihaz yatırımlarına, üretim makinelerinden otomasyon çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yatırımları finanse ediyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kaynağı, KGF teminat desteği ve uygun vadeli çözümlerimizle firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olması, ülkemizin üretim dönüşümünde üstlendiğimiz sorumluluğun da önemli bir göstergesi.’

Yapı Kredi’nin girişimcilik ve inovasyon platformu FRWRD çatısı altındaki çalışmalarına da işaret eden Erün, söz konusu çalışmalarla girişimcilerin yatırım kaynaklarına, stratejik iş ortaklarına ve uluslararası pazarlara erişimini desteklediklerini, kurdukları işbirlikleriyle girişim ve inovasyon ekosisteminin yenilikçi çözümlerini müşteri ihtiyaçlarıyla doğru zamanda ve doğru şekilde buluşturduklarını, sektörde inovasyona öncülük ettiklerini belirtti.

Erün, bu yıl FRWRD Global kapsamında yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk girişimlerinin Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesine açılmalarına katkı sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

‘Bunun yanında CIFAL Istanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yapı Kredi FRWRD AI Akademisi ile ülkemizin yarınlarına da yatırım yaparak gençlerimizi yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarında geleceğe hazırlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin teknoloji üreten, rekabet gücü yüksek girişimlerinin küresel başarı hikayeleri yazmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.’

‘Bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürüyoruz’

Gökhan Erün, bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürdüklerini belirterek, dijital bankacılıktaki güçlü deneyimlerini kripto varlık alanına taşıyarak güvenli, şeffaf ve regülasyonlarla tam uyumlu bir dijital varlık ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kripto varlık platformu kuruluş izinlerinin onaylanmasının bu vizyon doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret eden Erün, faaliyete geçmek için hazırlıkları da aynı kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.

Yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin yaklaşımlarını da paylaşan Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Yapay zekanın geleceği dönüştüren en önemli teknolojilerden biri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için etik ilkeler ve güçlü yönetişim anlayışının vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla hazırladığımız Sorumlu Yapay Zeka İlkelerimizde insan haklarına saygıyı, şeffaflığı, hesap verebilirliği, veri güvenliğini ve gizliliğini merkeze alıyoruz. Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir yetkinlik olarak değil, güven, sorumluluk ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firmalar için daha sıkı denetim, daha fazla sorumluluk ve yeni yaptırımlar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”de önemli değişikliklere gitti. Düzenleme ilk bakışta yalnızca teknik bir revizyon gibi görünse de, aslında firmaların döviz yönetimi, bankaların sorumlulukları ve kamu desteklerinin kullanımına ilişkin oldukça kapsamlı yeni kurallar getiriyor.

Yeni tebliğ, sadece destek oranını veya uygulama süresini düzenlemekle kalmıyor; destekten yararlanma şartlarını yeniden tanımlıyor, usulsüz kullanımlara ağır yaptırımlar getiriyor, TCMB’nin denetim yetkisini genişletiyor ve bankaların yükümlülüklerini artırıyor. Ayrıca uygulamanın süresi 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılıyor.

Düzenlemenin arka planı

Son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarının temel hedeflerinden biri finansal sistemde Türk lirasının payını artırmak oldu.

Bu kapsamda;

  • Kur Korumalı Mevduat,
  • İhracat gelirlerinin belirli oranının Merkez Bankası’na satılması,
  • Döviz dönüşüm destekleri,
  • TL mevduatı teşvik eden makroihtiyati düzenlemeler,

aynı stratejinin parçaları olarak uygulandı.

Bu yeni tebliğ ise artık sistemin yalnızca teşvik değil, denetim ve yaptırım boyutunu güçlendiren ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyor.

En önemli değişiklik: Destek sistemi yeniden yazıldı

Yeni düzenlemeye göre firmalar, yurt dışından elde ettikleri dövizleri bankalar aracılığıyla TCMB’ye sattıklarında, belirlenen şartları sağlamaları halinde çevrilen tutarın %2’si oranında döviz dönüşüm desteği almaya devam edecek. Destek ödemesi TCMB tarafından aracı bankaya aktarılacak ve banka tarafından firmaya ödenecek. Fiili durumdaki %3 destek geçici madde ile artırıldığı için bu süre de 31.01.2027’ye kadar uzatıldı. Bu da fiili %3 desteğin aynen devam edeceği anlamına geliyor.

Ancak bu destek artık otomatik bir hak olmaktan çıkıyor.

Firmanın;

  • TCMB’nin belirlediği döviz pozisyonu sınırlarını aşmaması,
  • Gerekli bilgi ve belgeleri sunması,
  • Destek şartlarını eksiksiz yerine getirmesi,
  • Usulsüzlük yapmaması,

zorunlu hale geliyor.

İlk kez döviz pozisyonu şartı getirildi

Tebliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri “döviz pozisyon oranı” kriteri oldu.

Artık firma destekten yararlanabilmek için belirlenen sınırları aşmadığını bankaya belgelemek zorunda olacak.

Bu uygulamanın amacı;

  • desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi firmalara yönelmesi,
  • döviz biriktirme amacıyla sistemin kullanılmasının önlenmesi,
  • spekülatif işlemlerin azaltılması olarak değerlendiriliyor.

TCMB artık üst limit belirleyebilecek

Önceki sistemde destek daha standart şekilde uygulanıyordu.

Yeni düzenlemeyle birlikte TCMB;

  • firma bazında,
  • sektör bazında,
  • faaliyet hacmine göre,

destek kapsamındaki döviz satışına üst limit koyabilecek.

Bu limit belirlenirken;

  • firma kârlılığı,
  • işgücü maliyeti,
  • yaratılan katma değer

gibi kriterler dikkate alınacak.

Bu düzenleme, yüksek hacimli ancak düşük katma değerli işlemlerle destekten aşırı yararlanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor.

En ağır yaptırım usulsüz kullanıma geliyor

Yeni Tebliğin en sert hükümleri 4/A maddesinde yer alıyor. Buna göre;

Eğer firma;

  • gerçeğe aykırı beyanda bulunursa,
  • sahte belge kullanırsa,
  • destekten usulsüz yararlanırsa,
  • amacı dışında işlem yaparsa,

çok ciddi yaptırımlarla karşılaşacak.

Bunlar arasında;

1. Destek tamamen geri alınacak.

2. Kur farkı da tahsil edilecek.

3. TCMB’nin en yüksek gecelik borç verme faizi üzerinden faiz uygulanacak.

4. Merkez Bankası kredilerine erişim engellenecek.

5. Döviz dönüşüm desteğinden belirli süre yararlanamayacak.

6. Gerekirse suç duyurusunda bulunulacak.

Bu yönüyle düzenleme yalnızca mali değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğuruyor.

Grup şirketlerine de yaptırım geliyor

Düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yaptırımların yalnızca ilgili firmayla sınırlı kalmaması.

Yeni kurala göre;

  • bağlı ortaklıklar,
  • ana şirket,
  • aynı kontrol altındaki şirketler,

de belirli süre destek ve TCMB kaynaklı kredilerden yararlanamayabilecek.

Bu hüküm, grup şirketleri üzerinden dolanma girişimlerinin önüne geçmeyi amaçlıyor.

Bankaların sorumluluğu ciddi biçimde artıyor

Yeni düzenleme yalnızca firmaları değil bankaları da yakından ilgilendiriyor.

Aracı bankalar;

  • işlemleri incelemek,
  • belgeleri kontrol etmek,
  • şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek,
  • gerektiğinde tahsilat yapmak,

zorunda olacak.

Üstelik banka gerekli tahsilatı gerçekleştiremezse TCMB ilgili tutarı doğrudan bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından tahsil edebilecek.

Bu nedenle bankalar artık yalnızca aracılık yapan kurum değil, aynı zamanda ilk denetim hattı konumuna geliyor.

İnceleme sürecinde destek ödenmeyecek

TCMB artık gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilecek.

İnceleme süresince;

  • destek ödemesi yapılmayacak,
  • işlem askıda kalacak.

İnceleme sonunda usulsüzlük bulunursa destek reddedilecek; bulunmazsa ödeme gerçekleştirilecek.

Bu düzenleme özellikle yüksek hacimli ihracat yapan firmalar açısından belge yönetiminin önemini artırıyor.

Destek süresi uzatıldı

Tebliğin geçici maddesiyle birlikte mevcut uygulamanın süresi 31 Temmuz 2026’dan 31 Ocak 2027’ye uzatıldı. Böylece ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar için destek mekanizmasının devam edeceği netleşmiş oldu.

Hangi firmalar daha fazla etkilenecek?

Düzenlemeden özellikle şu sektörlerin etkilenmesi bekleniyor:

  • ihracatçı sanayi şirketleri,
  • otomotiv,
  • tekstil,
  • beyaz eşya,
  • makine,
  • savunma sanayi,
  • yazılım ve bilişim ihracatçıları,
  • turizm gelirleri yüksek işletmeler,
  • serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar.

Bu şirketlerin finans ve muhasebe süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi gerekecek.

Firmalar için yeni riskler

Yeni sistem firmalara önemli avantajlar sunarken bazı riskleri de beraberinde getiriyor.

Örneğin;

  • eksik belge sunulması,
  • yanlış beyan,
  • döviz pozisyonunun doğru hesaplanmaması,
  • grup şirketleri arasındaki işlemlerin hatalı raporlanması,

destek kaybına yol açabilecek.

Dolayısıyla finans, muhasebe ve dış ticaret ekiplerinin koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Ekonomi yönetimi neyi hedefliyor?

Bu düzenleme yalnızca destek sistemini değiştirmiyor.

Asıl hedef;

  • dövizin bankacılık sistemi içinde kalmasını sağlamak,
  • rezervleri güçlendirmek,
  • kayıt dışı işlemleri azaltmak,
  • kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak,
  • ihracat gelirlerinin takibini artırmak,
  • desteklerin gerçek üreticiye gitmesini sağlamak.

Dolayısıyla yeni Tebliğ, para politikası ile denetim mekanizmasının birlikte çalıştığı yeni bir çerçeve oluşturuyor.

Bankavitrini.com değerlendirmesi

2026/11 sayılı Tebliğ, ilk bakışta döviz dönüşüm desteğine ilişkin teknik bir değişiklik gibi görünse de, içerdiği hükümler itibarıyla destek mekanizmasını “teşvik odaklı” bir modelden “teşvik + sıkı denetim + güçlü yaptırım” modeline dönüştürüyor.

Özellikle gerçeğe aykırı beyan halinde yalnızca desteklerin geri alınmasıyla yetinilmeyip, kur farkı ve faiz uygulanması, Merkez Bankası kaynaklı kredilere erişimin engellenmesi ve gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması; kamu kaynaklarının amacına uygun kullanımını sağlama iradesinin güçlendiğini gösteriyor.

Bunun yanında, grup şirketlerini de kapsayan yaptırım mekanizması ve aracı bankalara yüklenen yeni sorumluluklar, finansal sistemde uyum kültürünün önemini artıracak. Büyük ihracatçılar kadar KOBİ ölçeğindeki ihracatçı firmaların da iç kontrol süreçlerini, belge yönetimini ve döviz pozisyonu takibini yeniden yapılandırmaları gerekecek.

Sonuç olarak, bu Tebliğ sadece bir destek düzenlemesi değil; Türkiye’nin TL’leşme stratejisinin yeni aşamasını temsil eden, uyum ve denetim odaklı bir finansal yönetişim düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Firmaların bundan sonraki süreçte yalnızca destekten yararlanmayı değil, bu desteklerin tüm koşullarını eksiksiz yerine getirmeyi de stratejik bir öncelik haline getirmeleri gerekecektir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı

Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, “Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde etti.

2012’den bu yana masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısına ilişkin solo finansal sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, yılın ilk 6 ayında Bankanın toplam aktif büyüklüğü 2025 yılı sonuna göre yüzde 21 artarak 301,8 milyar liraya ulaştı.

Faaliyet brüt karı 16,2 milyar liraya, vergi öncesi karı ise 5,4 milyar liraya yükselen Banka, 10,8 milyar lira net faiz geliri elde etti.

Yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde eden Bankanın öz sermaye karlılık oranı ise yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.

Bankanın toplam müşteri sayısı artmaya devam etti. 2025 sonunda 8,6 milyon olan müşteri sayısı, 2026’nın ilk yarısında yüzde 6 artışla 9,2 milyona yükseldi.

Aynı dönemde müşteri mevduatları yüzde 13 artışla 231,9 milyar liraya, öz kaynaklar ise yüzde 20 artışla 22,6 milyar liraya çıktı.

Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, 2026’nın ilk yarısında güçlü bilanço yapılarını korurken aktif büyüklüklerini 300 milyar liranın üzerine taşıdıklarını belirtti.

Kredi hacmi, müşteri mevduatları ve öz kaynaklarda kaydettikleri büyümenin, müşteri güveninin yansıması olduğuna işaret eden Türkmen, ‘Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı.’ ifadesini kullandı.

Türkmen, söz konusu dönemde ürün ve hizmet yelpazelerini de genişlettiklerini belirterek şunları kaydetti:

‘Bireysel müşterilerimize yeni yatırım ve sigorta ürünlerimizi, KOBİ müşterilerimize ise taksitli ticari kredi ürünümüzü sunmaya başladık. Önümüzdeki dönemde de müşteri odağımızdan taviz vermeden, müşterilerimize gerçek fayda sağlayacak olan yeni ürün ve hizmetlerimizle sürdürülebilir ve sağlıklı büyümemizi devam ettireceğiz. Enpara Bank’a güvenen tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.