Connect with us

GÜNCEL

Enerji mi, jeopolitik kuşatma mı?: ABD, İsrail, Yunanistan ve GKRY aynı masada

Yayınlanma:

|

Doğu Akdeniz’de enerji denklemi yeniden kuruluyor: ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’tan kritik hamle

Haber-analiz | bankavitrini.com

ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de enerji iş birliğini kurumsal zemine taşıyan yeni bir adım attı. Dört ülke, Houston’da Eastern Mediterranean Energy Centre adlı yeni enerji merkezini başlattı ve enerji güvenliği, doğal gaz, altyapı, inovasyon, araştırma, kritik tesislerin korunması ve siber güvenlik başlıklarında ortak yol haritası hazırlanması konusunda anlaştı. Yol haritasının yıl sonuna kadar onaylanması bekleniyor.

Bu adım, yalnızca teknik bir enerji iş birliği değil; Doğu Akdeniz’de enerji, güvenlik, ticaret koridorları ve jeopolitik nüfuz mücadelesinin yeni aşaması olarak görülüyor. Merkezin Rice University Baker Institute bünyesinde kurulması, ABD’nin bölgedeki enerji diplomasisini daha kalıcı bir mekanizmaya dönüştürme niyetini gösteriyor.

Anlaşmanın arka planında “3+1” formatı bulunuyor: Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail üçlüsüne ABD’nin destek verdiği bu yapı, 2019’daki EastMed Act ile kurumsallaşmıştı. Yeni merkez; üniversiteler, araştırma kurumları, özel sektör ve hükümetler arasında enerji güvenliği, yatırım ve altyapı odaklı koordinasyon platformu olarak çalışacak.

Amaç ne?

Görünürde amaç; Avrupa’nın enerji arz güvenliğini artırmak, Doğu Akdeniz gazını ve elektrik bağlantı projelerini daha koordineli hale getirmek. Ancak asıl hedef daha geniş: Rusya’ya bağımlılığı azaltmak, ABD LNG’sinin Güneydoğu Avrupa’ya girişini kolaylaştırmak, İsrail–Güney Kıbrıs–Yunanistan hattını enerji koridoruna dönüştürmek ve Türkiye’nin dışlandığı alternatif bir jeopolitik enerji mimarisi kurmak.

Nitekim ABD’li Venture Global ile Yunan Atlantic-SEE LNG Trade arasında yapılan son anlaşmayla, 2030’dan itibaren 20 yıl süreyle Yunanistan’a yıllık en az 1 milyon ton LNG tedariki planlanıyor. Bu gazın Yunanistan üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya taşınması hedefleniyor.

Türkiye ve KKTC açısından anlamı

Bu gelişme Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir hamle. Çünkü Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz yetki alanları, Kıbrıs meselesi ve Avrupa enerji güvenliği aynı denklemde birleşiyor.

Özellikle Great Sea Interconnector gibi Yunanistan–Güney Kıbrıs–İsrail elektrik bağlantı projeleri, Türkiye’nin deniz yetki alanı tezleriyle doğrudan kesişiyor. AP’ye göre Türkiye, bu kablo hattının kendi yetki alanlarını ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok saydığı görüşünde. AB ise projeye ciddi finansman desteği veriyor.

Bu nedenle Houston’daki anlaşma, sadece enerji merkezi kurulması değil; Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir enerji-güvenlik hattının tahkim edilmesi anlamına geliyor.

Ekonomik sonuçlar

Bölgedeki enerji projeleri hız kazanırsa Yunanistan, LNG ve elektrik iletiminde bölgesel merkez olma iddiasını güçlendirebilir. Güney Kıbrıs, enerji diplomasisi üzerinden stratejik ağırlığını artırabilir. İsrail, gaz ve elektrik ihracatı için Avrupa kapısını açık tutar. ABD ise hem LNG ihracatını hem de bölgesel siyasi nüfuzunu artırır.

Türkiye açısından ise risk, enerji denkleminde dışarıda bırakılmak; fırsat ise coğrafi avantajını kullanarak daha ekonomik ve gerçekçi enerji geçiş güzergâhı olduğunu yeniden masaya koymaktır.

Kısa yorum

Doğu Akdeniz’de enerji artık sadece enerji değildir. Boru hattı, LNG terminali, denizaltı kablosu, siber güvenlik ve askeri iş birliği aynı paketin parçaları haline gelmiştir. ABD, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın attığı son adım da bu yeni dönemin işaretidir: Bölgede enerji üzerinden yeni bir jeopolitik hat kuruluyor. Türkiye bu masanın dışında bırakılmak isteniyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firmalar için daha sıkı denetim, daha fazla sorumluluk ve yeni yaptırımlar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”de önemli değişikliklere gitti. Düzenleme ilk bakışta yalnızca teknik bir revizyon gibi görünse de, aslında firmaların döviz yönetimi, bankaların sorumlulukları ve kamu desteklerinin kullanımına ilişkin oldukça kapsamlı yeni kurallar getiriyor.

Yeni tebliğ, sadece destek oranını veya uygulama süresini düzenlemekle kalmıyor; destekten yararlanma şartlarını yeniden tanımlıyor, usulsüz kullanımlara ağır yaptırımlar getiriyor, TCMB’nin denetim yetkisini genişletiyor ve bankaların yükümlülüklerini artırıyor. Ayrıca uygulamanın süresi 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılıyor.

Düzenlemenin arka planı

Son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarının temel hedeflerinden biri finansal sistemde Türk lirasının payını artırmak oldu.

Bu kapsamda;

  • Kur Korumalı Mevduat,
  • İhracat gelirlerinin belirli oranının Merkez Bankası’na satılması,
  • Döviz dönüşüm destekleri,
  • TL mevduatı teşvik eden makroihtiyati düzenlemeler,

aynı stratejinin parçaları olarak uygulandı.

Bu yeni tebliğ ise artık sistemin yalnızca teşvik değil, denetim ve yaptırım boyutunu güçlendiren ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyor.

En önemli değişiklik: Destek sistemi yeniden yazıldı

Yeni düzenlemeye göre firmalar, yurt dışından elde ettikleri dövizleri bankalar aracılığıyla TCMB’ye sattıklarında, belirlenen şartları sağlamaları halinde çevrilen tutarın %2’si oranında döviz dönüşüm desteği almaya devam edecek. Destek ödemesi TCMB tarafından aracı bankaya aktarılacak ve banka tarafından firmaya ödenecek. Fiili durumdaki %3 destek geçici madde ile artırıldığı için bu süre de 31.01.2027’ye kadar uzatıldı. Bu da fiili %3 desteğin aynen devam edeceği anlamına geliyor.

Ancak bu destek artık otomatik bir hak olmaktan çıkıyor.

Firmanın;

  • TCMB’nin belirlediği döviz pozisyonu sınırlarını aşmaması,
  • Gerekli bilgi ve belgeleri sunması,
  • Destek şartlarını eksiksiz yerine getirmesi,
  • Usulsüzlük yapmaması,

zorunlu hale geliyor.

İlk kez döviz pozisyonu şartı getirildi

Tebliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri “döviz pozisyon oranı” kriteri oldu.

Artık firma destekten yararlanabilmek için belirlenen sınırları aşmadığını bankaya belgelemek zorunda olacak.

Bu uygulamanın amacı;

  • desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi firmalara yönelmesi,
  • döviz biriktirme amacıyla sistemin kullanılmasının önlenmesi,
  • spekülatif işlemlerin azaltılması olarak değerlendiriliyor.

TCMB artık üst limit belirleyebilecek

Önceki sistemde destek daha standart şekilde uygulanıyordu.

Yeni düzenlemeyle birlikte TCMB;

  • firma bazında,
  • sektör bazında,
  • faaliyet hacmine göre,

destek kapsamındaki döviz satışına üst limit koyabilecek.

Bu limit belirlenirken;

  • firma kârlılığı,
  • işgücü maliyeti,
  • yaratılan katma değer

gibi kriterler dikkate alınacak.

Bu düzenleme, yüksek hacimli ancak düşük katma değerli işlemlerle destekten aşırı yararlanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor.

En ağır yaptırım usulsüz kullanıma geliyor

Yeni Tebliğin en sert hükümleri 4/A maddesinde yer alıyor. Buna göre;

Eğer firma;

  • gerçeğe aykırı beyanda bulunursa,
  • sahte belge kullanırsa,
  • destekten usulsüz yararlanırsa,
  • amacı dışında işlem yaparsa,

çok ciddi yaptırımlarla karşılaşacak.

Bunlar arasında;

1. Destek tamamen geri alınacak.

2. Kur farkı da tahsil edilecek.

3. TCMB’nin en yüksek gecelik borç verme faizi üzerinden faiz uygulanacak.

4. Merkez Bankası kredilerine erişim engellenecek.

5. Döviz dönüşüm desteğinden belirli süre yararlanamayacak.

6. Gerekirse suç duyurusunda bulunulacak.

Bu yönüyle düzenleme yalnızca mali değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğuruyor.

Grup şirketlerine de yaptırım geliyor

Düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yaptırımların yalnızca ilgili firmayla sınırlı kalmaması.

Yeni kurala göre;

  • bağlı ortaklıklar,
  • ana şirket,
  • aynı kontrol altındaki şirketler,

de belirli süre destek ve TCMB kaynaklı kredilerden yararlanamayabilecek.

Bu hüküm, grup şirketleri üzerinden dolanma girişimlerinin önüne geçmeyi amaçlıyor.

Bankaların sorumluluğu ciddi biçimde artıyor

Yeni düzenleme yalnızca firmaları değil bankaları da yakından ilgilendiriyor.

Aracı bankalar;

  • işlemleri incelemek,
  • belgeleri kontrol etmek,
  • şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek,
  • gerektiğinde tahsilat yapmak,

zorunda olacak.

Üstelik banka gerekli tahsilatı gerçekleştiremezse TCMB ilgili tutarı doğrudan bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından tahsil edebilecek.

Bu nedenle bankalar artık yalnızca aracılık yapan kurum değil, aynı zamanda ilk denetim hattı konumuna geliyor.

İnceleme sürecinde destek ödenmeyecek

TCMB artık gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilecek.

İnceleme süresince;

  • destek ödemesi yapılmayacak,
  • işlem askıda kalacak.

İnceleme sonunda usulsüzlük bulunursa destek reddedilecek; bulunmazsa ödeme gerçekleştirilecek.

Bu düzenleme özellikle yüksek hacimli ihracat yapan firmalar açısından belge yönetiminin önemini artırıyor.

Destek süresi uzatıldı

Tebliğin geçici maddesiyle birlikte mevcut uygulamanın süresi 31 Temmuz 2026’dan 31 Ocak 2027’ye uzatıldı. Böylece ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar için destek mekanizmasının devam edeceği netleşmiş oldu.

Hangi firmalar daha fazla etkilenecek?

Düzenlemeden özellikle şu sektörlerin etkilenmesi bekleniyor:

  • ihracatçı sanayi şirketleri,
  • otomotiv,
  • tekstil,
  • beyaz eşya,
  • makine,
  • savunma sanayi,
  • yazılım ve bilişim ihracatçıları,
  • turizm gelirleri yüksek işletmeler,
  • serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar.

Bu şirketlerin finans ve muhasebe süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi gerekecek.

Firmalar için yeni riskler

Yeni sistem firmalara önemli avantajlar sunarken bazı riskleri de beraberinde getiriyor.

Örneğin;

  • eksik belge sunulması,
  • yanlış beyan,
  • döviz pozisyonunun doğru hesaplanmaması,
  • grup şirketleri arasındaki işlemlerin hatalı raporlanması,

destek kaybına yol açabilecek.

Dolayısıyla finans, muhasebe ve dış ticaret ekiplerinin koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Ekonomi yönetimi neyi hedefliyor?

Bu düzenleme yalnızca destek sistemini değiştirmiyor.

Asıl hedef;

  • dövizin bankacılık sistemi içinde kalmasını sağlamak,
  • rezervleri güçlendirmek,
  • kayıt dışı işlemleri azaltmak,
  • kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak,
  • ihracat gelirlerinin takibini artırmak,
  • desteklerin gerçek üreticiye gitmesini sağlamak.

Dolayısıyla yeni Tebliğ, para politikası ile denetim mekanizmasının birlikte çalıştığı yeni bir çerçeve oluşturuyor.

Bankavitrini.com değerlendirmesi

2026/11 sayılı Tebliğ, ilk bakışta döviz dönüşüm desteğine ilişkin teknik bir değişiklik gibi görünse de, içerdiği hükümler itibarıyla destek mekanizmasını “teşvik odaklı” bir modelden “teşvik + sıkı denetim + güçlü yaptırım” modeline dönüştürüyor.

Özellikle gerçeğe aykırı beyan halinde yalnızca desteklerin geri alınmasıyla yetinilmeyip, kur farkı ve faiz uygulanması, Merkez Bankası kaynaklı kredilere erişimin engellenmesi ve gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması; kamu kaynaklarının amacına uygun kullanımını sağlama iradesinin güçlendiğini gösteriyor.

Bunun yanında, grup şirketlerini de kapsayan yaptırım mekanizması ve aracı bankalara yüklenen yeni sorumluluklar, finansal sistemde uyum kültürünün önemini artıracak. Büyük ihracatçılar kadar KOBİ ölçeğindeki ihracatçı firmaların da iç kontrol süreçlerini, belge yönetimini ve döviz pozisyonu takibini yeniden yapılandırmaları gerekecek.

Sonuç olarak, bu Tebliğ sadece bir destek düzenlemesi değil; Türkiye’nin TL’leşme stratejisinin yeni aşamasını temsil eden, uyum ve denetim odaklı bir finansal yönetişim düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Firmaların bundan sonraki süreçte yalnızca destekten yararlanmayı değil, bu desteklerin tüm koşullarını eksiksiz yerine getirmeyi de stratejik bir öncelik haline getirmeleri gerekecektir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı

Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, “Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde etti.

2012’den bu yana masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısına ilişkin solo finansal sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, yılın ilk 6 ayında Bankanın toplam aktif büyüklüğü 2025 yılı sonuna göre yüzde 21 artarak 301,8 milyar liraya ulaştı.

Faaliyet brüt karı 16,2 milyar liraya, vergi öncesi karı ise 5,4 milyar liraya yükselen Banka, 10,8 milyar lira net faiz geliri elde etti.

Yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde eden Bankanın öz sermaye karlılık oranı ise yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.

Bankanın toplam müşteri sayısı artmaya devam etti. 2025 sonunda 8,6 milyon olan müşteri sayısı, 2026’nın ilk yarısında yüzde 6 artışla 9,2 milyona yükseldi.

Aynı dönemde müşteri mevduatları yüzde 13 artışla 231,9 milyar liraya, öz kaynaklar ise yüzde 20 artışla 22,6 milyar liraya çıktı.

Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, 2026’nın ilk yarısında güçlü bilanço yapılarını korurken aktif büyüklüklerini 300 milyar liranın üzerine taşıdıklarını belirtti.

Kredi hacmi, müşteri mevduatları ve öz kaynaklarda kaydettikleri büyümenin, müşteri güveninin yansıması olduğuna işaret eden Türkmen, ‘Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı.’ ifadesini kullandı.

Türkmen, söz konusu dönemde ürün ve hizmet yelpazelerini de genişlettiklerini belirterek şunları kaydetti:

‘Bireysel müşterilerimize yeni yatırım ve sigorta ürünlerimizi, KOBİ müşterilerimize ise taksitli ticari kredi ürünümüzü sunmaya başladık. Önümüzdeki dönemde de müşteri odağımızdan taviz vermeden, müşterilerimize gerçek fayda sağlayacak olan yeni ürün ve hizmetlerimizle sürdürülebilir ve sağlıklı büyümemizi devam ettireceğiz. Enpara Bank’a güvenen tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz.’

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalarda Fed toplantısı ardından önemli gelişmeler yaşanıyor. Fed’in faiz artırımına gidememesi, dahası Başkan Warsh’un söylemlerinin şahin görünmesine rağmen faiz artırma konusunda çok da istekli görünmemesi, dolar üzerinde baskı kurdu. Toplantı ardından düzenlenen basın toplantısında, Başkan Warsh’un politika faizinde artışa gitmeye ihtiyaç kalmadığını, keza piyasa faizlerinin yukarıya gittiğini de söylemesi piyasaları biraz da olsa şaşırttı. Merkez bankaları kısa vadeli faiz oranlarını artırarak piyasalara yön vermek suretiyle uzun vadeli faizleri etkilemektedir. Fed’in beklentileri doğru şekilde çıpalayamayan ve uzun vadeli faizleri aşağı çekmekten uzak kalan dünkü duruşu piyasalarda hayal kırıklığı yarattı.

Dahası, ABD’de dün açıklanan ve Fed’in favori enflasyon göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları verisi (PCE) %3,5 olan beklentinin altında kalarak (%3,4) aslında korkulduğu kadar önemli bir enflasyon endişesi olmadığını da gösterdi. Fed faiz artıramayınca, piyasa kendi fiyatlamasını kendisi yapmayı tercih etti: 30 yıl vadeli tahvilin faizi %5,2 seviyesine yükselerek 2007 yılından bu yana ya da son 19 yılın zirvesine gelirken, doların piyasa kuru olan DXY sert bir şekilde değer kaybetti. Fotoğrafın oldukça tanıdık geldiğini düşünüyorum. Piyasa yön teşkil etmesi gereken politika faizi artırılamayınca, para birimi de değer kaybetti!

Farkındaysanız çok uzun bir süredir doların geldiği yeri sorguluyoruz. ABD’nin yüksek kamu borcu, devam eden savaşlar ve bunların maliyetini düşündüğümüzde, tüm bunların cereyan ettiği bir ekosistemde faiz artırmak çok da kolay bir seçenek değil. Dahası, IFF (Uluslararası Finans Enstitüsü) verilerine göre dünyada her birim gelire karşı üç birim borcun da olması, faiz hadlerinin artması noktasında tüm ülkeleri zorluyor. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde, borç servis maliyetinin artması (kamu ve özel sektör) ise herkesi zorluyor. Savaşın her geçen gün nitelik ve nicelik olarak farklı bir noktaya evrilmesi, tedarik zinciri sorunları ve enflasyon riski gibi meselelerin çözümünü de zorlaştırıyor.

Fed Başkanı Warsh’un 50 aydır enflasyon hedefin üzerinde seyrediyor diyerek biraz sabır talep etse de, piyasaların pek de toleranslı davranmadığını görüyoruz. DXY dün günü sert bir değer kaybıyla tamamladı. Hatta, bir süredir teknik bir bakış açısıyla önemli gördüğümüz ve bizi huzursuz eden 100,50 seviyesinin de altına sarktı. Bu bağlamda, DXY sepetini içerisinde yer alan ağır siklet EURUSD paritesi 1,1535 seviyesini test ederek son altı haftanın zirvesine yükseldi. Bu gelişmeler bizi çok da şaşırtmadı keza dolar cephesinde büyük resimde devam etmesini beklediğimiz değer kaybı, savaşın uzaması ve dolar likiditesinin azalması nedeniyle sekteye uğramıştı. Biz hâlen daha doların değer kaybetmeye devam edeceğini, bunun da bir gereklilikten ziyade zorunluluk olduğunu düşünüyoruz.

Fiat para sistemine (kâğıt ve mürekkep) başkaldırının da bir noktada tekrar başlayacağını, Orta Doğu’da hâlen devam eden savaşın bir noktada bitmesi durumunda, dolara karşı kıymetli metallerin, fiziksel değeri olan gayrimenkulden tutun, yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketen kripto paralardan arkasında değer yaratan hisse senetlerine kadar talebin yeniden başlayacağını düşünüyoruz.

ABD borsaları dün geceyi sert alımlarla tamamladı. Risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %2,8 artış kaydederken, haftanın son işlem gününe Asya piyasalarının da âdeta kükreyerek cevap verdiklerini görüyoruz. Microsoft ve Amazon’un beklentileri aşan bilançoları ile yapay zekâ yatırımlarının karşılığını vermeye devam ettiğine yönelik mesajlar, hafta başında teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışların abartılmış olabileceği düşüncesini güçlendirirken, bu sabah son dönemlerde roller coaster tarzında bir görünüm sergileyen Güney Kore borsası KOSPI’nin %15 prim yapmasına zemin hazırladı. Bugün güçlü yükselmesine rağmen, KOSPI’nin ayı yaklaşık %25 düşüşle tamamladığını da not edelim. Gösterge endeks Tokyo borsası %4, Tayvan borsası ise %7 yükselişle teknoloji hisselerinde toparlanmaya eşlik etti. Yapay zekâ coşkusu ara ara sorgulansa da ve sert satışlar yaşansa da, havanın iyimsere döndüğü ilk anda piyasaların yine teknoloji cephesine akın ettiğini görüyoruz.

Hazır Asya’dan söz etmişken, Japonya ve Güney Kore’nin döviz piyasasına müdahale ettiği yönündeki beklentiler sonrası yen, son 40 yılın en zayıf seviyelerinden toparlanırken, az önce sonuçlanan Japonya Merkez Bankası (BOJ) olağan faiz toplantısında beklendiği üzere politika faizi %1 seviyesinde sabit tutuldu. Artan enflasyon risklerine karşı gerektiğinde faiz artırımlarına devam edeceği mesajını yinelenirken, 9 üyeden sadece bir kişi faizin %1,25 seviyesine yükseltilmesini talep etti.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, doların değer kaybetmesinin de yardımıyla ya da Ortadoğu’daki düşük dozda devam eden jeopolitik risklere paralel son iki gündür gerileyerek 88 dolar seviyesinin altını test etti. Risk iştahının bir miktar da olsun toparlanmasının da yardımıyla, altının ons fiyatı dün bir kez daha 4,120 dolar seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı 59,30 dolar seviyelerini test etse de, hafta sonu riski almak istenmemesi nedeniyle bu sabah bir miktar da olsun kâr satışları yaşanıyor. Hafta sonu kapanışını da görerek hafta başı daha sağlıklı yorum yapmaya çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 64 – 65 bin dolar civarında bir sonraki hamlesi için güç biriktirdiğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise son günlerde özellikle de hisse senetleri cephesinde hâkim olan limoni hava dün de korundu. BIST100 ana endeksi %1,6 oranında gerileyerek düşüş serisini altıncı güne taşırken (son dokuz haftanın en düşüğü), teknik mânâda haftayı da önemle takip ettiğimiz 13,900 endeks seviyesinin altında tamamlamaya aday görünüyor. Bankacılık hisselerinde ise kan kaybı daha da şiddetli bir hâl aldı: XBANK endeksi dün günü %2,4 oranında düşüşle tamamladı. NATO Zirvesi öncesi yeşeren ümitlerin henüz karşılık bulmaması ve endekste kredibilite kaygıları hisse senetleri üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi 240 baz puanın hemen üzerinde yatay seyrini korurken, USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisiyle pazartesi valörlü işlemlerde 47,50 seviyelerine gelirken, değer kazanan EURUSD paritesinin de yardımıyla EURTRY kuru ise salı günü valörlü işlemlerde 54,70 seviyesine yükseldi.

Her Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini enine boyuna irdeledik. En güncel veriye göre, TCMB’nin net YP pozisyonu 29 Temmuz valörlü işlemlerde 40 milyar dolar seviyesine yükselerek savaş sonrası dönemin en yüksek seviyesine geldi. Altın fiyatlarındaki zayıf seyir, altın rezervlerinin dolar bazındaki değerini aşağı çekerek rezervler üzerinde negatif değerleme etkisi yaratmaya devam etti. Son haftalarda özellikle de tüzel kişilerin döviz mevduatlarında yükseliş isteği dikkatimizi çekiyor! Bu bağlamda, 24 Temmuz ile sona eren haftada, parite etkisinden arındırılmış seriye göre tüzel kişilerin DTH bakiyesi 2,4 milyar dolar daha artış gösterdi. Son üç haftanın toplamı 8,3 milyar dolar artışa işaret ediyor. Bu eğilimin devam edip etmeyeceğini yakından takip edeceğiz. Yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet pozisyonu ise net anlamda 1,2 milyar dolar daha artış kaydetmiş. Son haftalarda yabancının TL cinsi yatırım araçlarında ilgisinin artmaya devam ettiğini görüyoruz.

Türk-İş’in hazırladığı Temmuz ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı raporuna göre, mutfak enflasyonu Ankara’da bir önceki aya göre %3,3 oranında ciddi bir artış göstermiş. Temmuz ayında gıda fiyatlarının bu kadar yüksek artması bizi bir miktar da olsun bizi endişelendirdi. Dört kişilik bir aile için açlık sınırı 36,940 TL olurken, asgari ücretin 28,075.50 TL olduğunu not edelim. Türk-İş verileri satın alma gücü erimesinin sürdüğünü gösteriyor. İstanbul için enflasyon rakamları İTO tarafından hafta sonu, resmî rakamları ise TÜİK tarafından pazartesi günü açıklanacak. Enflasyonun bir miktar yukarı yönlü sürpriz yapacağını düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.