Connect with us

BANKA HABERLERİ

Katılım finans 2025’te yüzde 15’lik pazar payına ulaşabilir

Türkiye Katılım Bankaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İkram Göktaş, “Türkiye, kuşkusuz finans merkezi olacak ve bunun ilk adımı İslami Finans Merkezi olmaktan, bölge coğrafyasına hitap etmekten geçiyor” dedi

Yayınlanma:

|

Katılım finans sektör temsilcileri, konvansiyonel bankaların üzerinde büyüme yakaladıklarını, 2025 yılında yüzde 15’lik pazar payına ulaşmalarının mümkün olduğunu belirterek, İstanbul Finans Merkezi’nin de katılım finansa önemli katkı sunacağını ifade ettiler.

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş, hem birlik hem de üye 6 katılım finans kuruluşu olarak sektörü büyütmeye ve hedefleri gerçekleştirmeye odaklandıklarını söyledi.

Son dönemde açılan kamu katılım bankalarıyla bu hedefi gerçekleştirme yönünde adımların hızlandığını belirten Göktaş, haziran sonu itibarıyla katılım finans kuruluşlarının aktiflerinin 504 milyar liranın üzerinde gerçekleştiğini ifade etti.

Göktaş, kamu katılım bankalarının sektöre girmeden önce katılım finans pazar payının uzun süre yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkamadığını, kamunun sektöre dahil olmasıyla birlikte pazar payının kısa sürede yüzde 7,5’e yükseldiğini aktardı.

Katılım finans kuruluşlarının toplam kullandırdığı fonların 280 milyar lira seviyesinde olduğunu aktaran Göktaş, şöyle devam etti:

‘Bu tutarın büyük kısmını yapımız gereği reel sektöre kullandırıyoruz. Kullandırılan fonların yüzde 13,6’sı bireysel müşterilere, yüzde 55,4’ü ticari müşterilere, yüzde 31’i KOBİ’lere veriliyor. Konvansiyonel bankalarda KOBİ’lere kullandırılan fon oranı yüzde 23,1 düzeyinde. Katılım finans kuruluşlarının topladığı fonlar haziran ayı itibarıyla 373,4 milyar lira düzeyine ulaşmış durumda. Toplanan fonlarının bankacılık sektörü içerisindeki payı yüzde 9,7. Toplam öz kaynaklarımız 32 milyar lira düzeyinde. Bunun daha da artırılması çok önemli. Bu noktada kamunun çok ciddi desteğini görüyoruz. Sektörün toplam 67 milyarlık sukuk ihracıyla toplanan fonları desteklediğini görüyoruz. Sektör şu an 1.296 şubeyle hizmet veriyor ve 17 binin üzerinde kişiye istihdam sağlıyor.’

– Hedef 2025’te yüzde 15 pazar payı

İkram Göktaş, gelecek dönem hedefleri için Türkiye Katılım Bankaları Birliği koordinasyonunda çalışmalar sürdürdüklerini, strateji belgesinin de bitmek üzere olduğunu söyledi.

Katılım bankaları ve sektör paydaşlarıyla sektördeki algıyı iyileştirmek üzere çalıştıklarını anlatan Göktaş, ‘Örnek oluşturacak mevcut ve yeni uygulamaları incelemek, ekonomik, sosyal ve hukuki koşulları da göz önünde bulundurarak, sektörün gelişimi ve büyümesi doğrultusunda atılacak adımların belirlenmesi amacıyla bir çalışma hazırladık.’ ifadelerini kullandı.

Göktaş, gelecek 5 yıllık süreç için odaklanacakları konular hakkında şunlara dikkati çekti:

‘Katılım bankacılığının hedef müşterileriyle olan iletişiminin güçlendirilmesi çok önemli. Müşteri sayımızı mutlaka artırmamız lazım. Müşteri sayımızdaki pazar payımızın aktif büyüklüğümüzdeki pazar payımızdan daha düşük olduğunu görüyoruz. Bu daha az müşteriden daha fazla verim aldığımız anlamına gelse de daha fazla müşteriye ulaşmamız gerçeğini yok etmiyor. Katılım finans sistemi işleyişinin müşterilere etraflıca aktarılması da önemli bir konu.

Çıkaracağımız her ürünü müşterilere ayrıntılı anlatmak ve benimsetmek durumundayız. İnsanların alternatifi olduğunda faizsiz mekanizmalı ürünleri tercih ediyor. Teknolojiyi ve dijital kanalları kullanmak çok önemli. Bankacılık ve finans sektöründe dijitalin daha ön plana çıktığını görüyoruz. Katılım finans kuruluşları olarak dijital alanlara çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Büyümenin dijitalden geleceğini düşünüyoruz. Şubeler önemini yitirmeyecek ama dijital taraf ilave şube ihtiyacını azaltacak gibi duruyor.

Uzaktan müşteri ediniminden sonra katılım bankaları da bu mekanizmayı hayata geçirdi. Burada da konvansiyonel bankaların uzaktan müşteri ediniminde oransal olarak katılım bankaları iki kat daha başarılı. Müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak ürün çeşitliliğinin sağlanması ve sektör çalışanlarının katılım finans okuryazarlığının artırılması çok önemli. Bu kapsamda yüksek lisans ve doktora programları var. Lisans seviyesinde de programların açılması bir ihtiyaçtı. İki özel üniversitede katılım finans bölümleri vardı. Kamuda da Sakarya Üniversitesi lisans seviyesinde bir bölüm açtı. Okuryazarlık anlamında katılım finans çalışanları bize daha hazır gelecek.’

Proje yönetim metodolojilerinin uygulanmasıyla her bir strateji için ‘İletişim’, ‘Ekosistem’, ‘Ürün Çeşitliliği’, ‘Standartlar & Yönetişim’, ‘Dijital’ ve ‘Yetkinlik İnşası’ olmak üzere 6 temel başlık belirlendiklerini söyleyen Göktaş, stratejiler ışığında atacakları adımlarla katılım bankacılığı sektörü pazar payını 2025 yılı itibarıyla yüzde 15’e ulaştırmanın ve dünya standartlarında finansal ürün ve hizmet sunar hale gelmenin çok daha kolay olacağını dile getirdi.

– ‘Katılım finans sistemi krizlere dayanıklıdır’

TKBB Yönetim Kurulu Başkanı Göktaş, İstanbul Finans Merkezi’nin, ülke ekonomisine çok önemli değerler katacağını söyledi.

İstanbul’un coğrafi konumu ve jeopolitik önemi itibarıyla doğal bir finans merkezi olması gerektiğini belirten Göktaş, ‘İstanbul’un çok önemli avantajları var. Uluslararası finans merkezlerine ve müşterilere erişim çok kolay. Nitelikli ve vasıflı iş gücüne sahip bir ülkeyiz. Düzenleyici ortam ve mevzuat altyapısı iyi. İş altyapısı olanakları ön plana çıkmış durumda. Verilere göre eylül sonu itibarıyla ülkemizde 10 binin üzerinde yabancı ortaklı şirket kurulmuş. Bu ülkemize olan güvenin bir göstergesidir.’ ifadelerini kullandı.

Göktaş, Türkiye’nin kuşkusuz finans merkezi olacağını ve bunun ilk adımının İslami Finans Merkezi olmaktan, bölge coğrafyasına hitap etmekten geçtiğini dile getirdi. Yabancı yatırımda en önemli unsurun güven olduğunun altını çizen Göktaş, güven ortamı oluştukça yatırımların hızlıca Türkiye’ye geleceğini söyledi.

Katılım finansın kendi iç mekanizmasıyla büyüdüğünü, yabancı sermayeyle büyümek için sistemin biraz daha büyümesi gerektiğini dile getiren Göktaş, ‘Katılım finans sistemi krizlere dayanıklıdır. 2008 küresel finans krizinde dünyada ciddi sıkıntılar yaşanırken, ülkemizde bu sıkıntı hafif atlatıldı. Katılım bankalarının konvansiyonel bankalara göre daha başarılı olduğu görüldü.’ ifadelerini kullandı.

İslami finansta ciddi pazar payının olduğunu belirten Göktaş, katılım bankacılığının reel sektörü desteklediğini, kayıt dışılığı önlediğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

– ‘Yeni oyuncularla birlikte pay alma mücadelemiz biraz daha hızlanır’

Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir de Türkiye’de katılım bankacılığının 35 yılı aşkın süredir yapıldığını ancak bankacılık sektöründen aldığı pay olarak hak ettiği seviyede olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılım finansın büyümesine ve gelişmesine özel önem atfettiğini belirten Özdemir, kamu katılım kuruluşlarının faaliyete başlamasıyla sektörde yeni bir rekabet ortamının oluştuğunu ve bankacılık sektöründen aldığı payın artırılmasında önemli bir etken olduğunu ifade etti.

Özdemir, katılım finansın sektördeki payını yüzde 5’in üzerine çıkarmasının uzun zaman aldığını, şu anda ise pazar payının yüzde 7,5’in üzerine çıktığını dile getirdi. Son 4-5 yılda katılım finansın, bankacılık sektörünün çok üzerinde büyüme kaydettiğini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

‘Katılım finansın, bankacılık sektörü içindeki payı artmaya devam ediyor. 2025 yılında katılım finansın payının yüzde 15 seviyesine çıkarma hedefimiz var. Bu tempoda devam ettiğimiz müddetçe eminim ki yüzde 15’lik payı yakalayacağız. 6 katılım bankasıyla payımızı artırmaya gayret ediyoruz. Yeni oyuncularla birlikte pay alma mücadelemiz biraz daha hızlanır diye ümit ediyoruz. Katılım bankacılığına ilginin devam edeceğine inanıyorum. Bu yıl personel alımı için ilan açtık. Bizimle aynı dönemde sınav açan konvansiyonel bankaya 5 bin civarında başvuru olurken, bize 8 bin 500 civarı başvuru yapıldı. Gençlerin, yeni mezunların katılım bankacılığına güvenlerini ve bu alanda çalışma arzularını artırmış durumda. Gelecek dönemlerde katılım bankacılığı sektörden önemli pay alacağı gibi bölgesinde de bu etkisini gösterecektir.’

– ‘Türkiye’nin gönül coğrafyasından talep geliyor’

Metin Özdemir, katılım finans için İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) çok önemli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin elektrikli araç teknolojisindeki atılımı gibi İslami finans noktasında da İstanbul Finans Merkezi vizyonunun aynı etkiyi yapacağını söyleyen Özdemir, ‘İstanbul Finans Merkezi, İslami finansın merkezi olmaya layıktır. Bu noktada katılım banklarımızın görevi biraz daha artıyor. Buralarda çalışacak yetişmiş insan kaynağına ciddi ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla katılım bankalarının faaliyetlerini artırarak devam ettirmeleri, kaliteli insan kaynağını yetiştirmeleri ilave bir sorumluluk olarak üzerimizde duruyor. Kamu katılım bankaları olarak buna özel önem atfediyoruz. ‘ şeklinde konuştu.

Türkiye katılım finans sektörüne yabancı yatırımcıların ilgisini değerlendiren Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:

‘Türkiye’nin gönül coğrafyasından talep geliyor. Sudan’da bir şube açtık. Böylelikle Ziraat Katılım olarak Afrika’da şube açan ilk Türk bankası olduk. Bu tür çalışmalara başladıktan sonra çevre ülkelerden, bu tür talepler gelmeye başladı. Somali ile ilgili çalışmamız var. Diğer Afrika ülkeleri de bizimle çalışma arzusunda. Türk cumhuriyetlerinin katılım finansa ilgileri yüksek. Bizim bilgi ve tecrübelerimizden istifade etmek istiyorlar. Bu bölgelerde de şube açmamız için ciddi talepler var.

Elimizden geldiğince destek vermeye gayret sarf ediyoruz. Türkiye’nin katılım bankacılığına ilgisinin artması Türkiye’nin gönül coğrafyasını doğrudan etkiliyor. Türkiye ile birlikte bu alanda faaliyet göstermek isteyen ya da bizimle ortaklık yaparak katılım bankacılığının kendi ülkelerinde gelişmesini arzu eden birçok ülke var. İstanbul Finans Merkezi ile İslami finansın merkezi olmamızla birlikte bunun daha da artacağını düşünüyorum. Balkan ülkelerinden de talep geliyor. Türkiye katılım finansa ciddi katkı sağlayacak.’

– ‘İFM, faizsiz finansın da merkezi olacak’

Emlak Katılım Genel Müdürü Nevzat Bayraktar ise yüzyıllardır dünyanın en önemli ticaret noktası olan İstanbul’un, bugün de yine dünyanın en önemli küresel finans merkezi konumunda olduğunu söyledi.

Son 20 yıldır yapılan düzenleme ve yatırımlar ile stratejik konumunun daha da güçlendiğini belirten Bayraktar, ‘İstanbul Finans Merkezi (İFM), bu yatırımların en büyük örneklerinden birisi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde İslami finans merkezi olma vizyonu İstanbul’un güçlü konumuna yeni bir soluk daha getirecek büyük bir adımdır. Özellikle Körfez ülkelerinin yatırımlarını çekebilecek düzeyde yapılacak düzenlemeler ile stratejik konumu daha da önemli hale gelecektir. İFM konvansiyonel bankacılık faaliyetlerinin yanında katılım finans sektörüne öncülük eden çalışmaların yoğunlaşması ile bölgede önemli bir üs olacaktır.’ diye konuştu.

Yabancı yatırımcıların Türkiye’de katılım finansa ilişkin bakışına da değinen Bayraktar, Türkiye’nin, iş kurma ve iş yapma açısından uluslararası yatırımcılar için oldukça cazip bir mevzuata sahip olduğunu dile getirdi.

Bayraktar, özellikle, KDV istisnası, vergi indirimi, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi gibi stratejik yatırımlar için elverişli imkanlar sunulduğunu aktardı.

Enerjiden ulaştırmaya, savunma sanayisinden teknolojiye, finanstan gıdaya kadar iş birliği yapılabilecek çok sayıda alan bulunduğunu anlatan Bayraktar, ‘250 bin dolar yatırım karşılığı vatandaşlık alınabilme imkanı, yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini daha da arttırdı. Orta Asya ve Körfez’den gelen kişilerin ülkemize yatırım yapmaları beraberinde katılım finansa olan ilginin ve hacminin artmasına vesile olmuştur.’ dedi.

Nevzat Bayraktar, sektörün orta ve uzun vadede geleceğine ilişkin şu görüşlerini paylaştı:

‘Katılım finans sektörü faizsizlik prensibine bağlı, piyasa ihtiyaçlarına çözüm olabilecek yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesiyle büyüme ivmesini hızlandırarak devam ettirecektir. Bu doğrultuda yapımında sona yaklaşılan İstanbul Finans Merkezi’nde atılacak doğru adımlar ve oluşturulacak sağlam kurumsal yapı ile İstanbul sadece bir finans merkezi değil aynı zamanda faizsiz finansın da merkezi olacaktır.’

Murat Birinci – AA

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.