ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biz, yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu faizler düşecek. Biz, yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz. Bizim tek hedefimiz, insanımızın işine, aşına, geleceğine sahip çıkmaktır.” dedi.
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitriniCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de Menemen Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde Menemenlilere, “Maşallah, nedir bu hal, muhteşemsiniz, muhteşem.” diye seslendi.
“Menemen bana şimdiden 2023’ün müjdesini veriyor.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Durmak yok, yola devam” sözlerini alandakiler de tekrarladı.
Partilileri de selamlayan Erdoğan, “Var olun, inşallah şimdiden gece gündüz demeden 2023’e hazırlanıp 2023’te de ben sandıkları patlatacağınıza inanıyorum.” diye konuştu.
Menemen’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, geçen yıl yaşanan depremin ardından Bayraklı’da yapımı tamamlanan 596 konut ve 145 dükkanı hak sahiplerine teslim ettiklerini bildirdi. Erdoğan, “Bizde biliyorsunuz ‘laf ola beri gele’ yok. Biz sözü verdik mi verdik. ‘Süratle bu deprem konutlarını bitirip sahiplerine teslim edeceğiz’ dedik mi dedik ve zamanında da elhamdülillah teslim ettik.” ifadelerini kullandı.
Bayraklı’daki konut sayısını 1391’e ve dükkan sayısını da 302’ye tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, “Ayrıca yine Bayraklı’daki rezerv alanda 3 bin 649 konut ve 511 dükkan inşa ediyoruz. Bunlardan 397’sini de yıl başına kadar tamamlayacağız. Böylece İzmir depreminin ardından toplam 5 bin 74 konut ve 353 dükkan yaparak teslim etme sözümüzü yerine getirmiş oluyoruz.” bilgisini verdi.
“Yalandan başka sermayesi yok”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam yatırım tutarı 2 milyar 250 milyon lirayı bulan bu konut ve dükkanların İzmir’e hayırlı olmasını diledi.
Alandakilerin, “Vur vur inlesin Bay Kemal dinlesin” sloganları üzerine Erdoğan, “Hanım kardeşlerim Bay Kemal’in vurulacak yeri kalmadı, bitti bitti. Yalandan başka sermayesi yok. Dürüstlük hak getire, yok.” dedi.
Allah’tan Türkiye’yi her türlü afetten ve musibetten muhafaza eylemesini niyaz eden Erdoğan, “Afetlerin önüne geçemeyiz ama devlet olarak vatandaşlarımızın mağduriyetini ortadan kaldırma iradesine ve imkanına hamdolsun sahibiz. Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırarak ülkemizi depremlere karşı hazırlama çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bayraklı’daki vatandaşları yeni evlerine kavuşturma sevincinin ardından Alsancak Mustafa Denizli Stadı’na giderek hem resmi açılışı yaptıklarını hem de tesisi yerinde gördüklerini anımsatan Erdoğan, stadı Altay ve Altınordu takımlarının beraber kullanacağını aktardı.
Bugün şehre kazandırılan yatırım bedeli 668 milyon lirayı bulan 100 eser ve hizmetin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, eğitimde çeşitli ilçelerde inşası tamamlanan ilkokulların, ortaokulların, liselerin, okul kütüphanelerinin resmi açılışlarını yapacaklarını, Ödemiş, Menderes, Torbalı, Ayrancı gençlik merkezlerini, Tire ve Ege öğrenci yurtlarını hizmete açacaklarını bildirdi.
Çeşitli kurumlara ait hizmet binaları ile çok sayıda restorasyon projesinin resmi açılışlarını da gerçekleştireceklerini belirten Erdoğan, kentsel dönüşüm alanlarındaki altyapı projeleriyle çeşitli mahallelere yapılan yol ve kaldırım çalışmalarının, İzmir Kalkınma Ajansının verdiği destekle hayata geçirilen projelerin de hizmete açılacağını kaydetti.
Eserlerin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, yatırımların şehre kazandırılmasında emeği geçenleri kutladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kardeşlerim, şu anda karşımdaki bu kitle, bu topluluk bir karar veriyor. İzmir’in işgali ve İzmir’in kurtuluşu, milli mücadelemizin başlangıcı ve bitişi olarak tarif edebileceğimiz önemde hadiselerdir. Düşman İzmir’e ayak bastığında milletçe adeta dünyamız kararmıştı, düşmanı İzmir’den denize döktüğümüzde ise milletçe bayram yapmıştık. İzmir vatan topraklarına uzanan elleri kırma ve istiklalimize sahip çıkma mücadelemizin sembolü olmuştur. Milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasının hemen ardından yine bu şehrimizde toplanan İzmir İktisat Kongresiyle de ekonomik istiklalimize sahip çıkma irademizi ortaya koyduk. İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar 1929 küresel buhranına kadar başarıyla uygulandı. Büyük buhranın ardından bozulan dengeler 2. Dünya Savaşıyla iyice sarsıldı. Bu kritik dönemde ülkemizde dirayetli ve vizyoner bir siyasi iradenin olmamasının etkisiyle Türkiye milli mücadelenin ardından yakaladığı büyük fırsatı kaçırdı. Rahmetli Menderes ile birlikte İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar yeniden hayata geçirildi. Ancak 1960’tan itibaren ülkemize musallat olan her darbe, her muhtıra, her vesayet düzeni demokrasimizle birlikte ekonomik bağımsızlığımızı da örseledi. AK Parti’nin tek başına iktidarına kadar Türkiye toplumsal olarak huzursuz, siyasal olarak istikrarsız, ekonomik olarak ithalata dayalı modellere mahkum edildi.”
“Cumhuriyetimizin değerlerini çatıştırmaya çalışanların oyunlarını biz bozduk”
Erdoğan, bugünlerde CHP ekibinin, “ülke yandı bitti” diye ortalığı birbirine kattığını ifade ederek, “Halbuki bu ülke onların yönetimde sorumluluk üstlendikleri dönemlerde, hatırlayın CHP’nin iktidarda olduğu dönemde gecelik yüzde 7 bin 500’leri bulan faizleri gördü mü? Kardeşlerim gecelik yüzde 7 bin 500 faiz. Bunun altından kim kalkar?” ifadelerini kullandı.
“Ülke, onların döneminde işsizliğin can yaktığı, başbakanlığın önüne yazar kasa fırlatıldığı sıkıntılı günleri yaşadı mı?” diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tabi bunları şu anda 18 yaş altı grup bilmez. Ama karşımdaki bu heyet bilir. Bu ülke onların döneminde elinde avucunda ne varsa hepsini de tefecilerin yağmaladığı krizlere maruz kaldı mı? Bu ülke onların döneminde bankaların içlerinin boşaltılarak milletin cebinden 100 milyarlarca doların çalındığı ihanetler gördü. Biz onlardan işte böyle bir Türkiye devraldık. Ülkemizde başlattığımız büyük demokrasi ve kalkınma devrimiyle hem 1920’de Meclis açıldığında hem de 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplandığında ortaya konan ruhla yeniden dirilttik. Milletimizin tüm kesimlerinin hak, özgürlük, gelişme, yatırım taleplerini hayata geçirerek hem sosyal barışı sağladık hem ülkemizi büyüttük, güçlendirdik.”
Geçmişte yıllarca milletin çok ciddi çileler çektiğini ifade eden Erdoğan, “Cumhuriyetimizin değerlerini çatıştırmaya çalışanların oyunlarını biz bozduk. Cumhuru ve cumhuriyeti bir araya getirerek tarihimizin en güçlü sinerjisini oluşturduk.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin her karış toprağını ve her ferdini kucaklayan bu büyük atılımın rahatsız ettiği malum çevrelerin boş durmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Partimizi kapatmaya çalışmaktan sokakları karıştırmaya, darbe girişimlerinden ekonomik sabotajlara kadar ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Biz tüm bu süreçte verdiğimiz mücadelede her şeyi çalıştık, çabaladık ama bir şeyi hiç aklımızdan çıkarmadık. Şayet demokraside, özgürlüklerde, sanayide, ticarette, diplomaside, güvenlikte hayata geçirdiğimiz atılımları ekonomide de gerçekleştirerek milletimizin refahını artıramazsak kazanımlarımızı kalıcı kılamazdık. Bunun için meseleyi temelden ele aldık.”
“IMF’yi bu ülkeden kim çıkardı?”
İktidara gelir gelmez gelişmekte olan ülkelere karşı en önemli vesayet aracı olarak kullanılan IMF reçetelerini bir kenara bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
“IMF’yi bu ülkeden kim çıkardı? CHP’nin Parti Sözcüsü IMF ile maşallah el ele, kol kola geziyor. Hala geziyor. Çünkü onlar IMF’nin dilinden anlar. Biz ise 23,5 milyar dolar IMF’ye borç vardı, Mayıs 2013’te parasını ödedik ve gönderdik. Biz buyuz. Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi 127 milyar dolar. Nereden nereye? İşte uygulandığı her yerde başarısızlıkla sonuçlanan, milleti açlığa, işsizliğe, fakirliğe mahkum eden IMF reçeteleri yerine, kendi kalkınma ve ekonomi programımızın altyapısını inşaya başladık.”
“Dünya ekonomisi 5’ten büyüktür”
Attıkları her adımın, yaptıkları her yatırımın, ülkeye kazandırdıkları her eser ve hizmetin gerisinde, Türkiye’yi ekonomik olarak kendi imkan ve kabiliyetleriyle yoluna devam edebilecek bir konuma çıkarma gayesi bulunduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatırlarsanız ne zaman biz 23,5 milyar dolar IMF borcunu kapatıp, bir daha bu kuruluşla anlaşma yapmayacağımızı ilan ettik, işte o günden beri başımız beladan kurtulmadı. Niye? Boş durmuyorlar. Küresel güvenlik sistemindeki çarpıklıkları ifade etmek için ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyoruz ya işte ekonomide de aynısını söylüyoruz. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar, bunlar üzerinden küresel ekonomiyi haraca bağlayanlara da ‘dünya ekonomisi 5’ten büyüktür’ diyerek karşı çıkıyoruz. Ülkemizdeki mandacı iktisatçılar ve mandacı siyasetçiler ise Türkiye’nin cumhuriyet tarihindeki bu en büyük ekonomik kurtuluş mücadelesini tam tersi gibi göstermeye çalışıyorlar. Yıllarca ülkemize dayatılan para ve maliye politikalarının insanımızı işsiz, şirketlerimizi karsız, devletimizi gelirsiz bıraktığını gözlerden saklamak isteyen bu mandacılar, var güçleriyle üzerimize geliyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi üretim, istihdam ve cari denge odaklı bu ekonomi programımızdan geri döndüremeyecekler. Yüksek faizi, enflasyonu, kur tuzaklarını ülkemizin kaderi gibi görenlerin teslimiyetçiliği öğretilmiş bir çaresizliktir. Biz savunma sanayinden sağlığa kadar pek çok alanda bu öğrenilmiş çaresizlik sendromunu aşarak nasıl ülkemizi en ileri seviyelere getirdiysek, ekonomi politikalarında da aynısını Allah’ın izniyle başaracağız.”
Erdoğan, yatırım, istihdam, üretim ve bu politikaların altyapısını 19 yıldır inşa ettiklerini belirterek, salgınla birlikte ortaya çıkan küresel ekonomik krizin bu dönüşümü hızlandırma ve neticelendirme fırsatı verdiğini ve yaptıklarının bu fırsatı değerlendirme olduğunu anlattı.
“19 yıldır bu ekonomi politikasının hazırlıklarını yapıyoruz. Artık ülkemiz ekonomisinin kronik hastalıklarını azaltma değil tedavi etme aşamasına geçtik. Hiç endişe etmeyin, şirketlerimiz daha çok kazanacak, çalışanlarımız daha iyi ücret alacak, bireylerin bundan sonraki süreçte eli bolluk içinde olacak. Milletimizin 2023’te tercihini mandacı iktisatçı ve siyasetçilerden yana değil büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasından yana kullanacağına yürekten inanıyorum.” dedi.
“Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Faizleri yüzde 1’e indiren kanunun teklifinin Meclise getirilmesi halinde destek vereceğim” dediğini anımsatan Erdoğan, “Dün faizleri 7 bin 500’lere çıkaranlar bugün ‘Kanun çıkarın faizleri yüzde 1’e indirin.’ diyor. Kim diyor bunu? Bay Kemal diyor ki ‘Kanun çıkarın faizleri yüzde 1’e indirin’. Bir gün geliyor, bunu söylüyorsun, ardından da diyorsun ki ‘Faizleri yükseltin.’ Yemezler, yemezler. Bu faizler düşecek. Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Milletin geleceğini kurtaracak bir büyük dönüşümün sancılarını yaşarken kendisiyle dalga geçenlerden bunun hesabını elbette soracağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirdikleri yeni ekonomi politikasının gerisinde 19 yıldır yaptıklarının olduğunu söyledi.
Son 19 yılda değişik alanlarda yaptıkları hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:
“Eğitimde, ülkemizin 81 vilayetini üniversitelerle donatarak 76 üniversiteden aldık 207 üniversiteye çıkardık. 28 Şubat’ta kapısına kilit vurulmaya çalışılan mesleki eğitimi yeniden canlandırarak okullarımızın ve öğretmenlerimizin sayısını artırarak tarihimizin en güçlü insan kaynağı altyapısını oluşturduk. ‘Sağlık’ dedik. Şehir hastanelerimizde, devlet hastanelerinde 1 milyon 200 bini bulan sağlık personelimizle vatandaşlarımıza dünyanın en kaliteli, en hızlı, en ucuz sağlık hizmetini veren bir sistemi hayata geçirdik.
‘Adalet’ dedik. Hizmete aldığımız en modern donanımlara sahip adalet saraylarıyla, hakim, savcısından destek personeline kadar artırdığımız insan gücüyle yenilediğimiz, yasalarımızla, içeride ve dışarıda herkese güven veren bir yargı sistemi oluşturduk. ‘Güvenlik’ dedik. Terör örgütlerinin, mafyanın, çetelerin kol gezdiği Türkiye’nin herkesin kendini evinde, iş yerinde, sokakta, her yerde güvende hissettiği eman beldesi haline getirdik. Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde biz var mıyız? Teröristleri buralara gömdük mü? Ama bunlar öyle durup dururken olmadı. Sizler bize inandınız, biz de size inandık ve bu teröristleri gömdük.”
“Ülkemizi, büyük atılımına uygun ulaşım altyapısıyla donattık”
Ulaşım alanındaki hizmetlere de değinen Erdoğan, “Uzunluğunu 6 bin 800 yüz kilometreden aldığımız ama şimdi 28 bin 200 kilometreye çıkardığımız bölünmüş yollarıyla, otoyollarıyla, tünelleriyle, köprüleriyle, baştan sona yenilediğimiz tren hatlarıyla hızlı tren projeleriyle dünyanın en yaygın ve ekonomik hava yolu ağıyla. Hava yolunu nereden aldık? Bakın çok önemli, bu konuda da Türkiye, şu anda çağ atladı. Limanlarıyla ülkemizi, büyük atılımına uygun ulaşım, altyapısıyla donattık.” diye konuştu.
Enerji alanındaki çalışmaları da anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hidroelektrik santralleriyle, güneş enerjisi tarlalarıyla, rüzgar enerjisi tepeleriyle, doğal gaz borularıyla vatan topraklarının her karışını kalkınma ihtiyacımıza cevap verebilecek elektrik hatlarıyla ördük.” dedi.
Sanayide Türkiye’nin her şehrine yayılan organize sanayi bölgelerinin sayılarını 326’ya çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan şunları kaydetti:
“Dünyanın gıptayla takip ettiği savunma sanayi sektörümüzde girişimcilerin önünü açan teşvik ve destek sistemimizle Çin’le Avrupa arasında en büyük ve modern sanayi altyapısını kurduk. ‘Ticaret’ dedik. Çalışan, üreten, alan, satan herkesin yanında yer alarak ülkemizin ihracatını nereden aldık biliyor musunuz? 36 milyar dolardan aldık, nereye çıkardık? 216 milyar dolara çıkardık. Nereden nereye. Ülkemizi 2008 ve 2019 küresel kriz yılları dışında hep büyüttük. ‘İstihdam’ dedik. Nüfusumuz 2002’ye göre yüzde 31 arttığı halde istihdamı yüzde 36 artırarak insanlarımıza iş ve aş sağladık.
‘Tarım’ dedik. Çiftçimizi, hayvancımızı, ormancımızı destekleyerek ülkemizi tarımsal hasılada dünyada 10. sıraya çıkardık. Yeryüzünün her köşesine yıllık 60 milyar dolarlık tarım ürünü ihracatı yaptık. Şimdi gelirken traktörleri, çiftçilerimizi gördüm. Allah’ıma hamdettim. Elhamdülillah, çiftçilerimiz traktörlerimizle birlikte artık Türkiye, dimdik ayakta ve istikrarla yoluna devam ediyor.”
“Savunma sanayinde yaptığımız iş Amerika’yı yeniden keşfetmek değil”
Çevrede, şehircilikte, sporda, sosyal yardımlarda, kültürde, sanatta ve her alanda ülkeyi Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin kurdukları bu güçlü altyapı üzerinde artık para ve maliye politikalarını, kendi ihtiyaçlarına, kendi hedeflerine, kendi vizyonuna uygun belirleyecek ve uygulayacak düzeye geldiğini kaydetti.
Savunma sanayinde yüzde 20 olan yerlilik seviyesinin şimdi yüzde 80’lere çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayinde yaptığımız iş Amerika’yı yeniden keşfetmek değil; gelişmiş, büyümüş, zenginleşmiş ülkeler ne yapıyorsa onu kendi şartlarımıza, kendi imkanlarımıza uyarlayarak yeni bir yol haritası çizmektir.” dedi.
Mandacı iktisatçı ve siyasetçilerin bu tabloyu yok saydığını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:
“Bunun yerine küresel enerji, gıda, ham madde başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselişin sebep olduğu fiyat artışlarının faturasını bize çıkarmaya çalışıyorlar. Buna inanıyor musunuz? Yetmiyor, iktisadi ve mantıki hiçbir temeli olmayan döviz kuru hareketleri üzerinden karanlık senaryoları üretmek için çırpınıyor. O da yetmiyor. Milletimizi paniğe ve karamsarlığa sürükleyerek ülkenin felaketinden, siyasi çıkar devşirme kurnazlığına yelteniyorlar. Bunlarca yıldır bu mandacıların kendilerine sunulan hazır reçeteler dışında ülkenin ve milletin hayrına bir politika, proje, eser, hizmet üretme kaygıları da gayretleri de olduğu görülmemiştir.
Maalesef bunlar, daha Türkiye’nin nasıl bir güce, imkana ve altyapıya sahip olduğunu dahi bilmeyecek kadar cahiller, daha doğrusu şuursuzlar. Cehalet bilgiyle zaman içinde giderilebilir ama bunların kimi zaman ihanet derecesine varan gafletleri bakidir. Bizim tek hedefimiz insanımızın işine, aşına, geleceğine sahip çıkmaktır. Yüksek faizmiş, düşük kurmuş, IMF reçeteleriymiş, küresel siyaset ve para baronlarının şantajlarıymış; bunların hiçbiri bizim için insanımızın işinden, aşından, geleceğinden daha önemli değildir. İşte bunun için dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerinde yıllarca oynanan enflasyonu yükseltip faizleri artırarak ekonomiyi sıcak paraya boğup sonra faizler ve kurlar düşünce yüzde 40, yüzde 50 kârlarla çıkma oyunun önünü kesecek adımları attık.”
“Türkiye’nin önünü kesmek için atılan her adımın bir bedeli var”
Yapısal reformlardan, hukuktan, eğitimden, kaliteden, verimden güvenden bahsedenlerin aslında hepsinin Türkiye’de mevcut olduğunu bildiklerini belirten Erdoğan, bunların kendi mandacı ekonomi politikalarının batışına ağıt yaktıklarını söyledi.
Bu politikayı tersine çevirmek için küresel tetikçilerden medyaya kadar ellerindeki tüm silahları devreye soktuklarının aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama Türkiye artık 1970’lerin, 1990’ların Türkiye’si değil, Türkiye’nin önünü kesmek için atılan her adımın bir bedeli var.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Birileri, bu bedeli bir süre öder ama sonra dönüp kendi işine bakar. Bizim mandacı iktisatçılar ve siyasetçilerde kabak gibi ortada kalır. Biz bunu vesayetle mücadelemizde gördük. Biz bunu, terörle özellikle mücadelemizde gördük. Biz bunu, darbecilerle mücadelemizde gördük. Onların yanlarında kimler vardı kimler. Biz milletimizle birlikte kararlı bir şekilde yolumuza devam edince hepsi de acınası bir halde ortada kaldı. Bugün faiz, kur, enflasyon üzerinden ahkam kesenlerin yarın havaya bakıp ıslık çalarak bambaşka mecralara yelken açacaklarından hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü bunlar dün İstanbul Boğazı’na yapılan her köprüye karşı çıkmış, sonra da onları ilk kullanmış kişilerdir. Biz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık mı? Yaptık. Denizin altından Marmaray’ı yaptık mı? Yine denizin altından Avrasya Tüneli’ni yaptık mı? Osmangazi Köprüsü’nü yaptık mı? Niye yaptık? İstanbul’dan İzmir’e gelinsin diye. Peki, bunların diktikleri bir ağaç var mı? Bunlar Marmara’ya da karşı çıktılar. Sonra ondan en çok istifade etmiş kişiler oldular. Bunlar dün İstanbul Havalimanı, İstanbul-İzmir Otoyolu başta olmak üzere nice büyük projelere karşı çıkmış, sonra da onları en çok kullananlar oldular.”
“En çok onlar istifade ediyor”
Taksim’e yeni Atatürk Kültür Merkezi’ni yaptıklarını bu merkeze de önce karşı çıkıldığını aktaran Erdoğan, “Ama şimdi sağ olsun bize bile bırakmıyorlar. En çok onlar istifade ediyor.” açıklamasında bulundu.
Ziya Paşa’nın “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların akıl, vicdan, ahlak, bilgi, vizyon seviyelerini, dün karşı çıktıkları işlere bakarak rahatça ölçebilirsiniz. Lafı hiç uzatmaya gerek yok. Sadece şu tablo bile mandacı iktisatçı ve siyasetçilerin foyalarını ortaya dökmeye yeterlidir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri, insanları işsiz kalmasın diye enflasyona ve faize bakmadan ne gerekiyorsa yaparken onları alkışlayanlar, Türkiye benzer yöntemleri kullandığında felaket tellallığına soyunuyorlar. Çünkü bunlar, doğru yanlış bakmadan kendilerine verilen vazifenin gerektirdiği her şeyi söyler ama asıl gerçekleri asla dile getirmezler. Mesela bunlar, her türlü para ve maliye politikasını kullanarak demokrasi, hak ve hukuk tanımadan, kendini dünyanın üretim ve finans merkezi haline getirenleri hiç konuşmazlar. Mesela bunlar, para musluklarını 10 yılda 10 kattan fazla açanlara bunun sebebini sormazlar. Mesela bunlar, küresel finans krizinin yaşandığı 2008’den beri, defalarca politika değiştirenlerin niye böyle yaptığını sorgulamazlar. Mesela bunlar, salgın döneminde savrulmalar yaşayan gelişmiş ülkelerin nasıl bu duruma düştüklerini anlamaya çalışmazlar. Mesela bunlar, dünyada yaşanan para bolluğunun ve yüksek enflasyonun analizini yapmazlar. Mesela bunlar, Almanya başta olmak üzere avro bölgesinin istihdamı korumak için hangi politikayı izlediğini takip etmezler. Mesela bunlar, uluslararası fiyatların, ÜFE bazında üçte birden fazla artışının yol açtığı sonuçları dikkate almazlar. Mesela bunlar küresel krizden kendini korumak isteyen herkesin gelişmişlik düzeyine bakmaksızın parasının değerini düşük tutup cari fazlasını artırmayı, böylece istihdamını korumayı sağlamaya çalıştığını görmezler. Buna karşılık aynı kesimler. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve kararlı ekonomi politikası değişikliğini, kah patates soğan, kah faiz, kur, enflasyon, kah tencere tava hep aynı hava, deyip giderler.”
“1923’te başaramadıkları gibi 2023’te de başaramayacaklar”
Menemen’den tüm vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara verilen görev, emperyalistlerin 1923’te bozulan oyununu, 2023’te tekrar devreye almaktır. Allah’ın izni ve milletimizin dirayeti ile 1923’te başaramadıkları gibi 2023’te de başaramayacaklar. Biz bu ekonomi politikasını öyle akşamdan sabaha düşünüp hayata geçirmedik. Tam 19 yıldır bunun hazırlıkların yapıyoruz. Artık ülkemiz ekonomisinin kronik hastalıklarını, etkilerini azaltma değil, tamamen tedavi etme aşamasına geçtik.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 yılda kurdukları alt yapıyı başlıkları ile hatırlattığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Hiç endişe etmeyin, şirketlerimiz daha çok kazanacak, çalışanlarımız daha iyi ücret alacak, esnafımız daha iyi kazanacak. Bunun yanında ülkemizdeki bireylerin inşallah bundan sonraki süreçte eli bolluk içerisinde olacak. Hiç endişeniz olmasın. Ben halkıma inanıyorum, halkıma güveniyorum. Türkiye büyüyecek, gelişecek, zenginleşecek, işte bunun 2023 çok önemli. Milletimizin 2023’te tercihini mandacı iktisatçı ve siyasetçilerden yana değil büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasından yana kullanacağına yürekten inanıyorum. Bay Kemal mandacı siyasetçi. Bay Kemal kimlerle yürüyor? Terör örgütünün yandaşları ile yürüyor. Benim hanım kardeşlerimiz, benim genç kardeşlerim bu terör örgütlerine prim verir mi? Vermez, çünkü biz milliyiz, biz yerliyiz, çünkü biz Türkiye’yiz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, hep birlikte kardeş olacağız. Türkiye olacağız.”
Notlar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplu açılış töreni için geldiği İzmir’in Menemen ilçesinde vatandaşlar tarafından karşılandı. Cumhuriyet Meydanı’na giderken bindiği otobüs sık sık durdurulan Erdoğan, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirirken, çocuklara oyuncak dağıttı. Erdoğan’ın bir bebek ve ailesiyle otobüste hatıra fotoğrafı çektirdi. Vatandaşların evlerinden ve işyerlerinden Erdoğan’a karanfiller attığı görüldü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindekilerle kurdele keserek yapımı tamamlanan eserlerin toplu açılışını gerçekleştirdi.
Törene, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Grup başkanvekilleri Mahir Ünal ve Cahit Özkan, İzmir milletvekilleri ile AK Parti İl Başkanı Kerem Ali Sürekli de katıldı.
Bu arada, törenin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı’nda asılı “Ekonomik kurtuluş savaşında reisimizin yanındayız”, “Oyunun farkındayız, devletimizin yanındayız” yazılı pankartlar dikkati çekti.
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
2 hafta önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
2 hafta önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların gündeminde tahvil piyasalarında devam eden satış baskısı ilk sırada yer alıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,34 seviyesine gelerek yaklaşık 20 yılın zirvesini test ederken, bu sabah hafif de olsa geri çekilerek %5,27 seviyesine gevşedi. Almanya’da 30 yıllık gösterge tahvil faizi 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya’da ise 10 yıllık faiz %3 seviyesine yaklaşarak son 20 senenin zirvesine yükseldi. Dünya genelinde giderek artan kamu borçları yatırımcıları tedirgin ederken, yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor.
Sorunun bir diğer ayağında ise giderek artan borçlanma ihtiyacı var. Bütçe açıkları büyürken ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmış durumda. Üstelik hükûmetler artık kaynak bulmak için yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarlarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de yarışıyor. Hürmüz’de devam eden çözümsüzlük nedeniyle Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması da enflasyon riskini canlı tutunca, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskı daha da artıyor.
Yükselen tahvil faizlerinin etkisi ise tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Devletin borçlanma maliyeti arttıkça şirket ve konut kredileri pahalanıyor, yatırımlar zorlaşıyor ve yüksek faiz hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor. Nitekim tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senetlerinin de tadını kaçırmaya başladı. ABD’de önde gelen endeksler gerilerken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Yeni güne başlarken satış baskısının Pasifik’in diğer yakasına da yansıdığını görüyoruz. Asya’da teknoloji ve yarı iletken hisseleri ABD borsalarına paralel satış baskısına boyun eğdi. Japonya borsası Nikkei bu sabah %2,5 gerilerken, bir süredir sessiz bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %5,5 geriledi. Anthropic’in yıllıklandırılmış gelirinin temmuz sonunda 65 milyar doları aşmasına rağmen beklentilerin gerisinde kalması da yapay zekâ hisselerindeki temkinli havayı artırdı.
ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı renk bu sabah da dikkat çekerken, risk iştahındaki zayıflamaya rağmen doların değer kazanmaması dikkatimizi çekti. DXY hafif de olsa gerilerken, USDJPY paritesi kritik 160 seviyesinin sınırında kalmaya devam etti. EURUSD paritesi 1,1585 ile dünkü seviyelerinden pek de uzaklaşmadı. Tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlar öne çıkarken DXY’nin de değer kazanmamasından hareketle, yatırımcıların nereye sığındığı sorusuna net bir cevap veremiyoruz. Zira kıymetli metallerin de bu sabah pek de iyimser bir seyir izlemediğini not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan lâkin küresel borç sorunlarının arttığı bir ekosistemde talep görmesini beklediğimiz ons altın dün günü %2’ye yakın düşüşle 4,328 dolar seviyesinden tamamlarken, gümüş ise %4’e yakın geri çekilmeyle 63 dolar seviyelerinin diplerini test etti. Altın her ne kadar bu sabah 4,355 dolar seviyesine varan bir toparlanma kaydetse de kıymetli metallerde tatsız havanın korunduğunu söylememiz gerekiyor. Kripto aleminde ise Bitcoin hâlen 64 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini koruyor.
Bugün gözler Fed’in temmuz ayı toplantı tutanaklarına çevrildi. Üyelerin enflasyon ve faizlerin bundan sonraki seyri konusunda ne düşündüğüne dair ipuçları piyasaların radarında olacaktır. Son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun görece ılımlı gelmesi, Fed’den yeni faiz artışı beklentilerini azalttı. Bu sabah vadeli faiz kontratlarında eylül toplantısına yönelik beklentinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğunu görürken, sene sonuna kadar toplam 22 baz puan artırım fiyatlanıyor. Hatırlanacağı üzere geçen haftalarda iki kez 25 baz puan faiz artırımı bekleyen piyasa, bu sabah itibarıyla neredeyse tek bir 25 baz puanlık artırıma geri döndü. Piyasaların yavaş da olsa Fed Başkanı Warsh’un şahin görünümlü bir güvercin olduğunu ve özellikle ABD’de ara seçimlere üç ay kalmışken faiz artırmakta oldukça zorlanacağını kabul etmeye başladığını düşünüyoruz.
ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği ise çıkmaza girerken, ABD Başkanı Trump, İran’la devam eden ya da planlanan herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. İran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını gevşetmesi, dondurulan varlıkları serbest bırakması ve askerî tehditlere son vermesi gerektiğini belirterek geri adım atmaya yanaşmadı. Altı aya yaklaşan savaşta geçici ateşkesin de pazartesi günü sona ermesiyle yakın vadede yeni bir anlaşma ihtimali iyice zayıflamış görünüyor.
Türkiye cephesinde ise dün görece sakin bir seyrin egemen olduğunu gördük. Yurtdışı borsalarda var olan satıcılı havaya rağmen BİST100 ana endeksi yatay seyrederken, yaz etkisi ve düşen hacimlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 47,93 seviyesine gelirken, Hazine borçlanmaları sorunsuz geçti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinde kalırken, CDS risk primi ise 224 baz puana hafif de olsa yükseldi. Ekonomi programında revizyon hazırlığı iddialarına ilişkin dün Hazine cephesinden resmî bir açıklama gelirken, tahminlerimize paralel olarak dedikodu mekanizmasının ömrü pek uzun olmadı.
Son günlerde İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamaları tansiyonu artırdı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib kırsalında, Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmayı önleme mekanizması kurmaya çalıştığını ifade etti.
Uzun vadeli faizlerde sene başına göre değişim
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu








