Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biz, yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu faizler düşecek. Biz, yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz. Bizim tek hedefimiz, insanımızın işine, aşına, geleceğine sahip çıkmaktır.” dedi.

Yayınlanma:

|

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de Menemen Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde Menemenlilere, “Maşallah, nedir bu hal, muhteşemsiniz, muhteşem.” diye seslendi.

“Menemen bana şimdiden 2023’ün müjdesini veriyor.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Durmak yok, yola devam” sözlerini alandakiler de tekrarladı.

Partilileri de selamlayan Erdoğan, “Var olun, inşallah şimdiden gece gündüz demeden 2023’e hazırlanıp 2023’te de ben sandıkları patlatacağınıza inanıyorum.” diye konuştu.

Menemen’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, geçen yıl yaşanan depremin ardından Bayraklı’da yapımı tamamlanan 596 konut ve 145 dükkanı hak sahiplerine teslim ettiklerini bildirdi. Erdoğan, “Bizde biliyorsunuz ‘laf ola beri gele’ yok. Biz sözü verdik mi verdik. ‘Süratle bu deprem konutlarını bitirip sahiplerine teslim edeceğiz’ dedik mi dedik ve zamanında da elhamdülillah teslim ettik.” ifadelerini kullandı.

Bayraklı’daki konut sayısını 1391’e ve dükkan sayısını da 302’ye tamamlayacaklarını belirten Erdoğan, “Ayrıca yine Bayraklı’daki rezerv alanda 3 bin 649 konut ve 511 dükkan inşa ediyoruz. Bunlardan 397’sini de yıl başına kadar tamamlayacağız. Böylece İzmir depreminin ardından toplam 5 bin 74 konut ve 353 dükkan yaparak teslim etme sözümüzü yerine getirmiş oluyoruz.” bilgisini verdi.

“Yalandan başka sermayesi yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam yatırım tutarı 2 milyar 250 milyon lirayı bulan bu konut ve dükkanların İzmir’e hayırlı olmasını diledi.

Alandakilerin, “Vur vur inlesin Bay Kemal dinlesin” sloganları üzerine Erdoğan, “Hanım kardeşlerim Bay Kemal’in vurulacak yeri kalmadı, bitti bitti. Yalandan başka sermayesi yok. Dürüstlük hak getire, yok.” dedi.

Allah’tan Türkiye’yi her türlü afetten ve musibetten muhafaza eylemesini niyaz eden Erdoğan, “Afetlerin önüne geçemeyiz ama devlet olarak vatandaşlarımızın mağduriyetini ortadan kaldırma iradesine ve imkanına hamdolsun sahibiz. Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırarak ülkemizi depremlere karşı hazırlama çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayraklı’daki vatandaşları yeni evlerine kavuşturma sevincinin ardından Alsancak Mustafa Denizli Stadı’na giderek hem resmi açılışı yaptıklarını hem de tesisi yerinde gördüklerini anımsatan Erdoğan, stadı Altay ve Altınordu takımlarının beraber kullanacağını aktardı.

Bugün şehre kazandırılan yatırım bedeli 668 milyon lirayı bulan 100 eser ve hizmetin resmi açılışını gerçekleştirdiklerini dile getiren Erdoğan, eğitimde çeşitli ilçelerde inşası tamamlanan ilkokulların, ortaokulların, liselerin, okul kütüphanelerinin resmi açılışlarını yapacaklarını, Ödemiş, Menderes, Torbalı, Ayrancı gençlik merkezlerini, Tire ve Ege öğrenci yurtlarını hizmete açacaklarını bildirdi.

Çeşitli kurumlara ait hizmet binaları ile çok sayıda restorasyon projesinin resmi açılışlarını da gerçekleştireceklerini belirten Erdoğan, kentsel dönüşüm alanlarındaki altyapı projeleriyle çeşitli mahallelere yapılan yol ve kaldırım çalışmalarının, İzmir Kalkınma Ajansının verdiği destekle hayata geçirilen projelerin de hizmete açılacağını kaydetti.

Eserlerin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, yatırımların şehre kazandırılmasında emeği geçenleri kutladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kardeşlerim, şu anda karşımdaki bu kitle, bu topluluk bir karar veriyor. İzmir’in işgali ve İzmir’in kurtuluşu, milli mücadelemizin başlangıcı ve bitişi olarak tarif edebileceğimiz önemde hadiselerdir. Düşman İzmir’e ayak bastığında milletçe adeta dünyamız kararmıştı, düşmanı İzmir’den denize döktüğümüzde ise milletçe bayram yapmıştık. İzmir vatan topraklarına uzanan elleri kırma ve istiklalimize sahip çıkma mücadelemizin sembolü olmuştur. Milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasının hemen ardından yine bu şehrimizde toplanan İzmir İktisat Kongresiyle de ekonomik istiklalimize sahip çıkma irademizi ortaya koyduk. İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar 1929 küresel buhranına kadar başarıyla uygulandı. Büyük buhranın ardından bozulan dengeler 2. Dünya Savaşıyla iyice sarsıldı. Bu kritik dönemde ülkemizde dirayetli ve vizyoner bir siyasi iradenin olmamasının etkisiyle Türkiye milli mücadelenin ardından yakaladığı büyük fırsatı kaçırdı. Rahmetli Menderes ile birlikte İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar yeniden hayata geçirildi. Ancak 1960’tan itibaren ülkemize musallat olan her darbe, her muhtıra, her vesayet düzeni demokrasimizle birlikte ekonomik bağımsızlığımızı da örseledi. AK Parti’nin tek başına iktidarına kadar Türkiye toplumsal olarak huzursuz, siyasal olarak istikrarsız, ekonomik olarak ithalata dayalı modellere mahkum edildi.”

“Cumhuriyetimizin değerlerini çatıştırmaya çalışanların oyunlarını biz bozduk”

Erdoğan, bugünlerde CHP ekibinin, “ülke yandı bitti” diye ortalığı birbirine kattığını ifade ederek, “Halbuki bu ülke onların yönetimde sorumluluk üstlendikleri dönemlerde, hatırlayın CHP’nin iktidarda olduğu dönemde gecelik yüzde 7 bin 500’leri bulan faizleri gördü mü? Kardeşlerim gecelik yüzde 7 bin 500 faiz. Bunun altından kim kalkar?” ifadelerini kullandı.

“Ülke, onların döneminde işsizliğin can yaktığı, başbakanlığın önüne yazar kasa fırlatıldığı sıkıntılı günleri yaşadı mı?” diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tabi bunları şu anda 18 yaş altı grup bilmez. Ama karşımdaki bu heyet bilir. Bu ülke onların döneminde elinde avucunda ne varsa hepsini de tefecilerin yağmaladığı krizlere maruz kaldı mı? Bu ülke onların döneminde bankaların içlerinin boşaltılarak milletin cebinden 100 milyarlarca doların çalındığı ihanetler gördü. Biz onlardan işte böyle bir Türkiye devraldık. Ülkemizde başlattığımız büyük demokrasi ve kalkınma devrimiyle hem 1920’de Meclis açıldığında hem de 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplandığında ortaya konan ruhla yeniden dirilttik. Milletimizin tüm kesimlerinin hak, özgürlük, gelişme, yatırım taleplerini hayata geçirerek hem sosyal barışı sağladık hem ülkemizi büyüttük, güçlendirdik.”

Geçmişte yıllarca milletin çok ciddi çileler çektiğini ifade eden Erdoğan, “Cumhuriyetimizin değerlerini çatıştırmaya çalışanların oyunlarını biz bozduk. Cumhuru ve cumhuriyeti bir araya getirerek tarihimizin en güçlü sinerjisini oluşturduk.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin her karış toprağını ve her ferdini kucaklayan bu büyük atılımın rahatsız ettiği malum çevrelerin boş durmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Partimizi kapatmaya çalışmaktan sokakları karıştırmaya, darbe girişimlerinden ekonomik sabotajlara kadar ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Biz tüm bu süreçte verdiğimiz mücadelede her şeyi çalıştık, çabaladık ama bir şeyi hiç aklımızdan çıkarmadık. Şayet demokraside, özgürlüklerde, sanayide, ticarette, diplomaside, güvenlikte hayata geçirdiğimiz atılımları ekonomide de gerçekleştirerek milletimizin refahını artıramazsak kazanımlarımızı kalıcı kılamazdık. Bunun için meseleyi temelden ele aldık.”

“IMF’yi bu ülkeden kim çıkardı?”

İktidara gelir gelmez gelişmekte olan ülkelere karşı en önemli vesayet aracı olarak kullanılan IMF reçetelerini bir kenara bıraktıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

“IMF’yi bu ülkeden kim çıkardı? CHP’nin Parti Sözcüsü IMF ile maşallah el ele, kol kola geziyor. Hala geziyor. Çünkü onlar IMF’nin dilinden anlar. Biz ise 23,5 milyar dolar IMF’ye borç vardı, Mayıs 2013’te parasını ödedik ve gönderdik. Biz buyuz. Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi 127 milyar dolar. Nereden nereye? İşte uygulandığı her yerde başarısızlıkla sonuçlanan, milleti açlığa, işsizliğe, fakirliğe mahkum eden IMF reçeteleri yerine, kendi kalkınma ve ekonomi programımızın altyapısını inşaya başladık.”

“Dünya ekonomisi 5’ten büyüktür”

Attıkları her adımın, yaptıkları her yatırımın, ülkeye kazandırdıkları her eser ve hizmetin gerisinde, Türkiye’yi ekonomik olarak kendi imkan ve kabiliyetleriyle yoluna devam edebilecek bir konuma çıkarma gayesi bulunduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatırlarsanız ne zaman biz 23,5 milyar dolar IMF borcunu kapatıp, bir daha bu kuruluşla anlaşma yapmayacağımızı ilan ettik, işte o günden beri başımız beladan kurtulmadı. Niye? Boş durmuyorlar. Küresel güvenlik sistemindeki çarpıklıkları ifade etmek için ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyoruz ya işte ekonomide de aynısını söylüyoruz. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar, bunlar üzerinden küresel ekonomiyi haraca bağlayanlara da ‘dünya ekonomisi 5’ten büyüktür’ diyerek karşı çıkıyoruz. Ülkemizdeki mandacı iktisatçılar ve mandacı siyasetçiler ise Türkiye’nin cumhuriyet tarihindeki bu en büyük ekonomik kurtuluş mücadelesini tam tersi gibi göstermeye çalışıyorlar. Yıllarca ülkemize dayatılan para ve maliye politikalarının insanımızı işsiz, şirketlerimizi karsız, devletimizi gelirsiz bıraktığını gözlerden saklamak isteyen bu mandacılar, var güçleriyle üzerimize geliyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi üretim, istihdam ve cari denge odaklı bu ekonomi programımızdan geri döndüremeyecekler. Yüksek faizi, enflasyonu, kur tuzaklarını ülkemizin kaderi gibi görenlerin teslimiyetçiliği öğretilmiş bir çaresizliktir. Biz savunma sanayinden sağlığa kadar pek çok alanda bu öğrenilmiş çaresizlik sendromunu aşarak nasıl ülkemizi en ileri seviyelere getirdiysek, ekonomi politikalarında da aynısını Allah’ın izniyle başaracağız.”

Erdoğan, yatırım, istihdam, üretim ve bu politikaların altyapısını 19 yıldır inşa ettiklerini belirterek, salgınla birlikte ortaya çıkan küresel ekonomik krizin bu dönüşümü hızlandırma ve neticelendirme fırsatı verdiğini ve yaptıklarının bu fırsatı değerlendirme olduğunu anlattı.


“19 yıldır bu ekonomi politikasının hazırlıklarını yapıyoruz. Artık ülkemiz ekonomisinin kronik hastalıklarını azaltma değil tedavi etme aşamasına geçtik. Hiç endişe etmeyin, şirketlerimiz daha çok kazanacak, çalışanlarımız daha iyi ücret alacak, bireylerin bundan sonraki süreçte eli bolluk içinde olacak. Milletimizin 2023’te tercihini mandacı iktisatçı ve siyasetçilerden yana değil büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasından yana kullanacağına yürekten inanıyorum.” dedi. 

“Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Faizleri yüzde 1’e indiren kanunun teklifinin Meclise getirilmesi halinde destek vereceğim” dediğini anımsatan Erdoğan, “Dün faizleri 7 bin 500’lere çıkaranlar bugün ‘Kanun çıkarın faizleri yüzde 1’e indirin.’ diyor. Kim diyor bunu? Bay Kemal diyor ki ‘Kanun çıkarın faizleri yüzde 1’e indirin’. Bir gün geliyor, bunu söylüyorsun, ardından da diyorsun ki ‘Faizleri yükseltin.’ Yemezler, yemezler. Bu faizler düşecek. Biz yüksek faize halkımızı da çiftçimizi de ezdirmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Milletin geleceğini kurtaracak bir büyük dönüşümün sancılarını yaşarken kendisiyle dalga geçenlerden bunun hesabını elbette soracağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirdikleri yeni ekonomi politikasının gerisinde 19 yıldır yaptıklarının olduğunu söyledi.

Son 19 yılda değişik alanlarda yaptıkları hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Eğitimde, ülkemizin 81 vilayetini üniversitelerle donatarak 76 üniversiteden aldık 207 üniversiteye çıkardık. 28 Şubat’ta kapısına kilit vurulmaya çalışılan mesleki eğitimi yeniden canlandırarak okullarımızın ve öğretmenlerimizin sayısını artırarak tarihimizin en güçlü insan kaynağı altyapısını oluşturduk. ‘Sağlık’ dedik. Şehir hastanelerimizde, devlet hastanelerinde 1 milyon 200 bini bulan sağlık personelimizle vatandaşlarımıza dünyanın en kaliteli, en hızlı, en ucuz sağlık hizmetini veren bir sistemi hayata geçirdik.

‘Adalet’ dedik. Hizmete aldığımız en modern donanımlara sahip adalet saraylarıyla, hakim, savcısından destek personeline kadar artırdığımız insan gücüyle yenilediğimiz, yasalarımızla, içeride ve dışarıda herkese güven veren bir yargı sistemi oluşturduk. ‘Güvenlik’ dedik. Terör örgütlerinin, mafyanın, çetelerin kol gezdiği Türkiye’nin herkesin kendini evinde, iş yerinde, sokakta, her yerde güvende hissettiği eman beldesi haline getirdik. Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler Deresi’nde biz var mıyız? Teröristleri buralara gömdük mü? Ama bunlar öyle durup dururken olmadı. Sizler bize inandınız, biz de size inandık ve bu teröristleri gömdük.”

“Ülkemizi, büyük atılımına uygun ulaşım altyapısıyla donattık”

Ulaşım alanındaki hizmetlere de değinen Erdoğan, “Uzunluğunu 6 bin 800 yüz kilometreden aldığımız ama şimdi 28 bin 200 kilometreye çıkardığımız bölünmüş yollarıyla, otoyollarıyla, tünelleriyle, köprüleriyle, baştan sona yenilediğimiz tren hatlarıyla hızlı tren projeleriyle dünyanın en yaygın ve ekonomik hava yolu ağıyla. Hava yolunu nereden aldık? Bakın çok önemli, bu konuda da Türkiye, şu anda çağ atladı. Limanlarıyla ülkemizi, büyük atılımına uygun ulaşım, altyapısıyla donattık.” diye konuştu.

Enerji alanındaki çalışmaları da anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hidroelektrik santralleriyle, güneş enerjisi tarlalarıyla, rüzgar enerjisi tepeleriyle, doğal gaz borularıyla vatan topraklarının her karışını kalkınma ihtiyacımıza cevap verebilecek elektrik hatlarıyla ördük.” dedi.

Sanayide Türkiye’nin her şehrine yayılan organize sanayi bölgelerinin sayılarını 326’ya çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan şunları kaydetti:

“Dünyanın gıptayla takip ettiği savunma sanayi sektörümüzde girişimcilerin önünü açan teşvik ve destek sistemimizle Çin’le Avrupa arasında en büyük ve modern sanayi altyapısını kurduk. ‘Ticaret’ dedik. Çalışan, üreten, alan, satan herkesin yanında yer alarak ülkemizin ihracatını nereden aldık biliyor musunuz? 36 milyar dolardan aldık, nereye çıkardık? 216 milyar dolara çıkardık. Nereden nereye. Ülkemizi 2008 ve 2019 küresel kriz yılları dışında hep büyüttük. ‘İstihdam’ dedik. Nüfusumuz 2002’ye göre yüzde 31 arttığı halde istihdamı yüzde 36 artırarak insanlarımıza iş ve aş sağladık.

‘Tarım’ dedik. Çiftçimizi, hayvancımızı, ormancımızı destekleyerek ülkemizi tarımsal hasılada dünyada 10. sıraya çıkardık. Yeryüzünün her köşesine yıllık 60 milyar dolarlık tarım ürünü ihracatı yaptık. Şimdi gelirken traktörleri, çiftçilerimizi gördüm. Allah’ıma hamdettim. Elhamdülillah, çiftçilerimiz traktörlerimizle birlikte artık Türkiye, dimdik ayakta ve istikrarla yoluna devam ediyor.”

“Savunma sanayinde yaptığımız iş Amerika’yı yeniden keşfetmek değil”

Çevrede, şehircilikte, sporda, sosyal yardımlarda, kültürde, sanatta ve her alanda ülkeyi Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin kurdukları bu güçlü altyapı üzerinde artık para ve maliye politikalarını, kendi ihtiyaçlarına, kendi hedeflerine, kendi vizyonuna uygun belirleyecek ve uygulayacak düzeye geldiğini kaydetti.

Savunma sanayinde yüzde 20 olan yerlilik seviyesinin şimdi yüzde 80’lere çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayinde yaptığımız iş Amerika’yı yeniden keşfetmek değil; gelişmiş, büyümüş, zenginleşmiş ülkeler ne yapıyorsa onu kendi şartlarımıza, kendi imkanlarımıza uyarlayarak yeni bir yol haritası çizmektir.” dedi.

Mandacı iktisatçı ve siyasetçilerin bu tabloyu yok saydığını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:

“Bunun yerine küresel enerji, gıda, ham madde başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselişin sebep olduğu fiyat artışlarının faturasını bize çıkarmaya çalışıyorlar. Buna inanıyor musunuz? Yetmiyor, iktisadi ve mantıki hiçbir temeli olmayan döviz kuru hareketleri üzerinden karanlık senaryoları üretmek için çırpınıyor. O da yetmiyor. Milletimizi paniğe ve karamsarlığa sürükleyerek ülkenin felaketinden, siyasi çıkar devşirme kurnazlığına yelteniyorlar. Bunlarca yıldır bu mandacıların kendilerine sunulan hazır reçeteler dışında ülkenin ve milletin hayrına bir politika, proje, eser, hizmet üretme kaygıları da gayretleri de olduğu görülmemiştir.

Maalesef bunlar, daha Türkiye’nin nasıl bir güce, imkana ve altyapıya sahip olduğunu dahi bilmeyecek kadar cahiller, daha doğrusu şuursuzlar. Cehalet bilgiyle zaman içinde giderilebilir ama bunların kimi zaman ihanet derecesine varan gafletleri bakidir. Bizim tek hedefimiz insanımızın işine, aşına, geleceğine sahip çıkmaktır. Yüksek faizmiş, düşük kurmuş, IMF reçeteleriymiş, küresel siyaset ve para baronlarının şantajlarıymış; bunların hiçbiri bizim için insanımızın işinden, aşından, geleceğinden daha önemli değildir. İşte bunun için dünyada gelişmekte olan ülkeler üzerinde yıllarca oynanan enflasyonu yükseltip faizleri artırarak ekonomiyi sıcak paraya boğup sonra faizler ve kurlar düşünce yüzde 40, yüzde 50 kârlarla çıkma oyunun önünü kesecek adımları attık.”

“Türkiye’nin önünü kesmek için atılan her adımın bir bedeli var”

Yapısal reformlardan, hukuktan, eğitimden, kaliteden, verimden güvenden bahsedenlerin aslında hepsinin Türkiye’de mevcut olduğunu bildiklerini belirten Erdoğan, bunların kendi mandacı ekonomi politikalarının batışına ağıt yaktıklarını söyledi.

Bu politikayı tersine çevirmek için küresel tetikçilerden medyaya kadar ellerindeki tüm silahları devreye soktuklarının aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama Türkiye artık 1970’lerin, 1990’ların Türkiye’si değil, Türkiye’nin önünü kesmek için atılan her adımın bir bedeli var.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Birileri, bu bedeli bir süre öder ama sonra dönüp kendi işine bakar. Bizim mandacı iktisatçılar ve siyasetçilerde kabak gibi ortada kalır. Biz bunu vesayetle mücadelemizde gördük. Biz bunu, terörle özellikle mücadelemizde gördük. Biz bunu, darbecilerle mücadelemizde gördük. Onların yanlarında kimler vardı kimler. Biz milletimizle birlikte kararlı bir şekilde yolumuza devam edince hepsi de acınası bir halde ortada kaldı. Bugün faiz, kur, enflasyon üzerinden ahkam kesenlerin yarın havaya bakıp ıslık çalarak bambaşka mecralara yelken açacaklarından hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü bunlar dün İstanbul Boğazı’na yapılan her köprüye karşı çıkmış, sonra da onları ilk kullanmış kişilerdir. Biz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık mı? Yaptık. Denizin altından Marmaray’ı yaptık mı? Yine denizin altından Avrasya Tüneli’ni yaptık mı? Osmangazi Köprüsü’nü yaptık mı? Niye yaptık? İstanbul’dan İzmir’e gelinsin diye. Peki, bunların diktikleri bir ağaç var mı? Bunlar Marmara’ya da karşı çıktılar. Sonra ondan en çok istifade etmiş kişiler oldular. Bunlar dün İstanbul Havalimanı, İstanbul-İzmir Otoyolu başta olmak üzere nice büyük projelere karşı çıkmış, sonra da onları en çok kullananlar oldular.”

“En çok onlar istifade ediyor”

Taksim’e yeni Atatürk Kültür Merkezi’ni yaptıklarını bu merkeze de önce karşı çıkıldığını aktaran Erdoğan, “Ama şimdi sağ olsun bize bile bırakmıyorlar. En çok onlar istifade ediyor.” açıklamasında bulundu.

Ziya Paşa’nın “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların akıl, vicdan, ahlak, bilgi, vizyon seviyelerini, dün karşı çıktıkları işlere bakarak rahatça ölçebilirsiniz. Lafı hiç uzatmaya gerek yok. Sadece şu tablo bile mandacı iktisatçı ve siyasetçilerin foyalarını ortaya dökmeye yeterlidir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri, insanları işsiz kalmasın diye enflasyona ve faize bakmadan ne gerekiyorsa yaparken onları alkışlayanlar, Türkiye benzer yöntemleri kullandığında felaket tellallığına soyunuyorlar. Çünkü bunlar, doğru yanlış bakmadan kendilerine verilen vazifenin gerektirdiği her şeyi söyler ama asıl gerçekleri asla dile getirmezler. Mesela bunlar, her türlü para ve maliye politikasını kullanarak demokrasi, hak ve hukuk tanımadan, kendini dünyanın üretim ve finans merkezi haline getirenleri hiç konuşmazlar. Mesela bunlar, para musluklarını 10 yılda 10 kattan fazla açanlara bunun sebebini sormazlar. Mesela bunlar, küresel finans krizinin yaşandığı 2008’den beri, defalarca politika değiştirenlerin niye böyle yaptığını sorgulamazlar. Mesela bunlar, salgın döneminde savrulmalar yaşayan gelişmiş ülkelerin nasıl bu duruma düştüklerini anlamaya çalışmazlar. Mesela bunlar, dünyada yaşanan para bolluğunun ve yüksek enflasyonun analizini yapmazlar. Mesela bunlar, Almanya başta olmak üzere avro bölgesinin istihdamı korumak için hangi politikayı izlediğini takip etmezler. Mesela bunlar, uluslararası fiyatların, ÜFE bazında üçte birden fazla artışının yol açtığı sonuçları dikkate almazlar. Mesela bunlar küresel krizden kendini korumak isteyen herkesin gelişmişlik düzeyine bakmaksızın parasının değerini düşük tutup cari fazlasını artırmayı, böylece istihdamını korumayı sağlamaya çalıştığını görmezler. Buna karşılık aynı kesimler. Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve kararlı ekonomi politikası değişikliğini, kah patates soğan, kah faiz, kur, enflasyon, kah tencere tava hep aynı hava, deyip giderler.”

“1923’te başaramadıkları gibi 2023’te de başaramayacaklar”

Menemen’den tüm vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara verilen görev, emperyalistlerin 1923’te bozulan oyununu, 2023’te tekrar devreye almaktır. Allah’ın izni ve milletimizin dirayeti ile 1923’te başaramadıkları gibi 2023’te de başaramayacaklar. Biz bu ekonomi politikasını öyle akşamdan sabaha düşünüp hayata geçirmedik. Tam 19 yıldır bunun hazırlıkların yapıyoruz. Artık ülkemiz ekonomisinin kronik hastalıklarını, etkilerini azaltma değil, tamamen tedavi etme aşamasına geçtik.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 yılda kurdukları alt yapıyı başlıkları ile hatırlattığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Hiç endişe etmeyin, şirketlerimiz daha çok kazanacak, çalışanlarımız daha iyi ücret alacak, esnafımız daha iyi kazanacak. Bunun yanında ülkemizdeki bireylerin inşallah bundan sonraki süreçte eli bolluk içerisinde olacak. Hiç endişeniz olmasın. Ben halkıma inanıyorum, halkıma güveniyorum. Türkiye büyüyecek, gelişecek, zenginleşecek, işte bunun 2023 çok önemli. Milletimizin 2023’te tercihini mandacı iktisatçı ve siyasetçilerden yana değil büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasından yana kullanacağına yürekten inanıyorum. Bay Kemal mandacı siyasetçi. Bay Kemal kimlerle yürüyor? Terör örgütünün yandaşları ile yürüyor. Benim hanım kardeşlerimiz, benim genç kardeşlerim bu terör örgütlerine prim verir mi? Vermez, çünkü biz milliyiz, biz yerliyiz, çünkü biz Türkiye’yiz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, hep birlikte kardeş olacağız. Türkiye olacağız.”

Notlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplu açılış töreni için geldiği İzmir’in Menemen ilçesinde vatandaşlar tarafından karşılandı. Cumhuriyet Meydanı’na giderken bindiği otobüs sık sık durdurulan Erdoğan, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirirken, çocuklara oyuncak dağıttı. Erdoğan’ın bir bebek ve ailesiyle otobüste hatıra fotoğrafı çektirdi. Vatandaşların evlerinden ve işyerlerinden Erdoğan’a karanfiller attığı görüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindekilerle kurdele keserek yapımı tamamlanan eserlerin toplu açılışını gerçekleştirdi.

Törene, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Grup başkanvekilleri Mahir Ünal ve Cahit Özkan, İzmir milletvekilleri ile AK Parti İl Başkanı Kerem Ali Sürekli de katıldı.

Bu arada, törenin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı’nda asılı “Ekonomik kurtuluş savaşında reisimizin yanındayız”, “Oyunun farkındayız, devletimizin yanındayız” yazılı pankartlar dikkati çekti.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bitcoin ATM Devinin Çöküşü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı

ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.

Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti

Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.

Yeni düzenlemeler kapsamında:

  • İşlem limitleri düşürüldü,
  • Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
  • Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
  • Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
  • Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.

Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.

Gelirler Sert Düştü

Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:

  • Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
  • Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
  • Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.

Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.

Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?

Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:

1. Dolandırıcılık Vakaları

Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.

2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar

ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.

3. Yüksek Operasyon Maliyeti

ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.

4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi

Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.

“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”

Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.

Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.

Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:

  • Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
  • AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
  • “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
  • Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.

Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.

Sonuç

Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.

Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.

Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”

bankavitrini.com

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.

Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.

ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.

Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.

Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.

Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.

Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.

Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.

Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.

Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!

Altın

 17790785860e12cecae11f7771d601d831b09dca3b_1_1200.jpg

Gümüş

 17790785862bec64ce0c1f648c81ab9dd61a6bc750_2_1200.jpg

Son 10 gün, değişim

17790785875efc3bec198bb7d8bd02b7a598dc16b4_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.