Connect with us

GÜNDEM

Ormanla yok edilirken, kitabına uyduruldu!

Yayınlanma:

|

Ülkemizde egemen sınıflar ile popülist siyasal iktidarların hukuksal olarak “devlet ormanı” sayılan alanlarda sergiledikleri her türlü yıkıcı oyun yeni boyutlar kazanarak günümüzde de sürüyor. 1956 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu’nda yapılan değişikliklerle eklemeler, yanı sıra, bu değişikliklerin açtığı yolda yürünmesi için 2012 yılında çıkarılan 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırlan Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun bu yönelimleri açıklıkla ortaya koyuyor: Aşağıdaki iki çizelgede yasada Ocak 2022’ye değin yapılan değişiklik ve eklemelerin sayısı ile içeriği sergilenmiştir:

AKP öncesi dönemde uygulanan ekonomi politikalarının “devlet ormanı” sayılan arazilere yönelimi ağırlıkla popülist yaklaşımların ürünü olmuştur. Bu kapsamda özellikle “orman köylüsü” sayılanların köylü nüfus içindeki sayısal ağırlıkları ile büyük yoksullukları siyasal iktidarları “devlet ormanı” sayılan araziler ile devlet ormancılığı düzenini “arka bahçe” olarak kullanmalarına yol açmıştır. AKP dönemindeyse “devlet ormanı” sayılan arazilerin başta madencilik, turizm, inşaat, enerji vb olmak üzere çeşitli ormancılık dışı amaçlarla kullanılmasına öncelik ve ağırlık verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nda 2003-2021 döneminde yapılan ve çoğu Anayasanın 169 ile 170. Maddelerine aykırı olan toplam 29 değişikliğin hemen hemen tümü bu doğrultuda olmuştur:

Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken bir gerçeklik 6831 sayılı yasanın 2021 yılı sonu itibariyle bulunan toplam 17 “Ek Maddenin” 11’inin, toplam 12 “Geçici Maddenin” ise 5’inin AKP döneminde getirildiğidir.

AKP öncesi ve döneminde yapılan yasa değişikliklerinin karşılaştırılması aşağıdaki çizelgede sergilenmiştir: 

6831 sayılı Orman Kanunu’nda AKP Öncesi ve Döneminde Yapılan Değişiklikler

Öte yandan, AKP 2012 yılında çıkardığı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırlan Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’la tüm bu olumsuzlukların üzerine, deyim yerindeyse “tüy dikmiştir.  Anayasanın 170. Maddesine tümüyle aykırılı olan 6292 sayılı yasayla AKP;

  • Bir yandan 6831 sayılı yasanın 2. Maddesinin “B” bendi uyarınca “orman niteliğini yitirmiştir” gerekçesiyle artık hukuksal olarak “orman” sayılmayan arazilerin (2B arazilerinin),
  • Bir yandan aynı yasanın aynı maddesinin “A” bendi uyarınca “orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen” arazilerin,
  • Bir yandan da Hazine’nin mülkiyetindeki tarım arazilerin herkese satılmasını olanaklı kılmıştır.

Öyle ki, AKP 2003 yılında bu amaçla Anayasayı değiştirmeye bile kalkışmıştı. Ancak, kamuoyunun yoğun tepkisi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de anayasa değişikliğine onay vermemesi üzerine AKP’nin satarak 25 milyar dolarlık gelir sağlama düşü, deyim yerindeyse kursağında kalmıştır. Bu nedenle yasayı altı yıl içinde tam on kez değiştirmiştir. Yasanın anayasaya aykırılığını pekiştiren bu değişikliklerle toplam yaklaşık 6-7 milyon dönüm kamu arazisinin rastgele satılmasına çalışılmaktadır.

AKP’nin şimdi doksana yakın milletvekilinin imzasıyla 25 Mart 2022 günü TBMM’ye gönderilen “Hazineye Ait Taşınmaz Mallarının Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanım ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”yle yapmaya çabaladığı düzenlemelerin bu bütünsellik içinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Başınıza ormanlar kadar taş düşsün!

6831 sayılı yasaya 2018 yılında getirilen Ek Madde 16, AKP’nin “Söz konusu olan ‘devlet ormanı’ sayılan araziler ise gerisi teferruattır” yaklaşımında ne denli gözü kara davranabileceğini ortaya koymuştur. Anayasaya aykırılığın “daniskası” olan Ek Madde 16’ya göre;

“Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlardan, sınırları Cumhurbaşkanınca belirlenen alanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslara göre Orman Genel Müdürlüğünce orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilir. Orman sınırları dışına çıkartılan alanın iki katından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis edilir.”

Bu “2B” uygulamasından çok daha vahim bir düzenlemedir: Düzenleme;

  • Anayasanın özellikle 44 ile 169. Maddesine tümüyle aykırıdır: Bilindiği gibi, Anayasanın 169. Maddesinde; “…31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” kuralına yer verilmiştir. Ek Madde 16’daysa hem bir tarihsel sınır yoktur, dolayısıyla ucu açıktır hem de “şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler” koşuluna yer verilmemiştir.
  • Orman ekosistemlerindeki en az ağaçlar kadar önemli bir öğesi olan “taşlık, kayalık, verimsiz” ve çok daha önemlisi “verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan” sayılan yerleri yapılaşmaya açmaktadır,
  • Orman ekosistemlerinin bütünlüğü, yabanıl yaşam dengesini bozmakta, dolayısıyla kendisini yeniden üretebilme olanaklarını kısıtlamaktadır!

Söz konusu yasa teklifiyle 6292 sayı yasaya; “EK MADDE 1- (1) 6831 sayılı Kanunun Ek 16 ncı maddesi hükümlerine göre üzerinde yerleşim yeri bulunduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazların 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılır. Kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılarak hak sahipliği belirlenir. Bu taşınmazlar, bu Kanunun 2/B alanlarında kalan taşınmazların satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle hak sahiplerine doğrudan ….” satılmasını olanaklı kılan Ek Madde 1 getirilmek istenmektedir. Bu düzenlemenin “2B alanlarında kalan taşınmazlar” gibi –“kıyasen”- satılması Anayasa aykırıdır. Anayasanın 169. Maddesi ile 6831 sayılı yasanın 2. Maddesinin “B” bendi uyarınca yapılan “2B” uygulamasının 6831 sayılı yasanın Ek Madde 16’sıyla yapılan düzenlemenin amaçları ile “kıyasen” de olsa herhangi bir ilişkisi kurulamaz. 

Öte yandan, 6831’deki Ek Madde 16’ya göre “devlet ormanı” sayılan bir arazi üzerinde “…bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri” varsa bu bir suçtur. Bu yerleşim yerini sahiplenen kişi ya da kuruluş ise suçludur; 6831 sayılı yasaya göre “işgal” suçundan cezalandırılması gerekir. Suç işlenerek edinilmiş bir kazanımda “hak sahipliği” olmaz ! 6831 sayılı yasanın Ek Madde 16’sı ile 6292 sayılı yasaya getirilmek isten Ek Madde 1, Anayasanın 169. Maddesindeki “…orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz” kuralına da açıkça aykırıdır.

‘Parası olanların düdüğü daha kolay çalabilmesi’ hedefleniyor

6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırlan Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun, başlığı yanıltıcıdır; “orman köylerinin kalkınmalarının desteklenmesi” ile uzak yakın hiçbir ilişkisi yoktur. “2B arazilerinin”, yanı sıra, Hazine’nin mülkiyetindeki arazilerin parası olan herkese satılmasını hedeflemektedir. Ne var ki, siyasal iktidar altı yılda on kez değiştirmesine karşın bu hedefine ulaşamamıştır. Bu nedenle yasada sıkça değişiklik yaparak ya tarihsel sınırı uzatmaya ya da satış koşullarını olası alıcılar için daha da kolaylaştırmaya çabalamaktadır. Yasa teklifiyle 6292 sayılı yasaya getirilmek istenen Geçici Madde 1’le yapılacak satışlarda:

  • Bir yandan başvuru bir yandan da ödeme sürelerinin uzatılması,
  • Ödeme bedellerinin geciktirenlerin yapacakları ödemelerin TÜFE artışları oranında artırılması istenmektedir. 

***

Kısacası, söz konusu 25 Mart 2022 günü TBMM’ye gönderilen “Hazineye Ait Taşınmaz Mallarının Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanım ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi:

Siyasal iktidarın ekonomik yönden de, deyimin tam anlamıyla “denize düşmüş ve yılana sarılma”, 

Bu durumdan kurtulmak için her türlü kamusal varlığı sınırsızca gözden çıkarma,

Anayasanın en kamusalcı kurallarını bile tümüyle rafa kaldırma durumunda olduğunun bir başka somut göstergesidir.

Yüzel Çağlar – sol.org.tr

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?

Yayınlanma:

|

Filenin Sultanları’nın İtalya karşısındaki finalini çocuklarınıza mutlaka izletin. Şirket çalışanlarınıza da izletin. Çünkü bu maçta onlarca iş kitabının anlatmaya çalıştığı liderlik, kriz yönetimi, takım ruhu, motivasyon, dayanıklılık ve vazgeçmeme kültürünü 122 dakikada canlı olarak gördük.

Ben olsam bu maçı bir kurumsal eğitim materyali olarak kullanırım.

Hatta yöneticilere tek bir soru sorarım: “Sizin şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?”

Çünkü şirketler iyi günlerde değil, 25-16 ve 25-12 geriye düştüklerinde gerçek karakterlerini gösterir.

Filenin Sultanları’nın Avrupa finalinde yaşadığı tam olarak buydu.

İlk set: 25-16 İtalya.

İkinci set: 22-25 Türkiye.

Üçüncü set: 25-12 İtalya.

Final oynuyorsunuz.

Rakibiniz dünyanın en güçlü takımlarından biri. İtalya sıralamada dünya birincisi.

Üçüncü sette 13 sayı fark yemişsiniz. Ve bir sonraki seti kaybederseniz Avrupa şampiyonluğu gidiyor. İşte tam burada normalde birçok takımın psikolojisi çöker.

Ama asıl hikâye burada başlıyor.

Vargas ağlıyor…

Belki de maçın en önemli görüntüsü buydu.

Melissa Vargas gibi dünyanın en önemli oyuncularından biri, üçüncü setin ardından yaşadığı hayal kırıklığıyla gözyaşlarına boğuluyor.

Düşünün:

Finaldesiniz.

Milyonlarca insan sizi izliyor.

En önemli oyuncunuz ağlıyor.

Takımın morali yerde.

Rakip özgüvenli.

Skor kötü.

İşte şirketlerde de kriz tam olarak böyle gelir.

Bir anda satışlar düşer.

Nakit akışı bozulur.

Banka limitleri daralır.

Maliyetler yükselir.

En iyi çalışanınız istifa eder.

Rakip agresifleşir.

Yönetim baskı altına girer.

Ve birileri çıkar: “Bu şirket artık toparlanamaz” der.

Peki Filenin Sultanları ne yaptı?

Vargas’ı suçlamadı.

Takım arkadaşını yalnız bırakmadı.

Krizi büyütmedi.

Birbirlerine sahip çıktılar.

Ve yeniden sahaya çıktılar.

Bence bu maçın iş dünyasına verdiği en büyük derslerden biri budur.

İyi takım, kötü günde belli olur

İyi günde herkes takım olabilir.

Satışlar yükselirken herkes mutludur.

Kâr açıklanırken herkes yöneticidir.

Primler dağıtılırken herkes şirketini sever.

Asıl mesele şudur: İşler kötü gittiğinde ne yapıyorsunuz?

Bir çalışan hata yaptığında onu herkesin önünde küçük düşürüyor musunuz?

Yoksa hatasını düzeltmesi için yanında mı duruyorsunuz?

Bir departman hedefini tutturamadığında suçlu mu arıyorsunuz?

Yoksa çözüm mü arıyorsunuz?

Bir yönetici psikolojik olarak çöktüğünde onu yalnız mı bırakıyorsunuz?

Yoksa: “Buradayız, beraber toparlayacağız” mı diyorsunuz?

Filenin Sultanları’nın üçüncü setten sonraki görüntüsü, bunun cevabını veriyor.

25-12’den sonra ne yaptılar?

Dördüncü set başlıyor. Türkiye o çöküşten öyle bir çıkıyor ki seyirci inançlı ve rakip şaşkın. Uzatma setine hızlı ek enerji ile başlandı.

Türkiye: 1-5 önde.

Sonra: 3-10 önde.

Takımın psikolojisinde şu düşünce oluştu: “Bugün olacak.”

Türkiye’nin düşüncesi dönüştü: “Daha maç bitmedi.”

Ve oyun değişiyor.

İtalya’nın rahatlığı bozuluyor.

Türkiye’nin özgüveni yükseliyor.

Seyircinin enerjisi sahaya yansıyor.

Türkiye dördüncü seti: 21-25 kazanıyor.

Bir anda maç yeniden başlıyor.

İşte şirket yönetiminde buna kriz dönüşü denir.

Geçmişteki skoru değiştiremezsiniz.

25-12 artık 25-12’dir.

Ama: Bir sonraki sayıyı kazanabilirsiniz.

Şirketlerde de aynı.

Geçmişte yaptığınız hatayı silemezsiniz.

Ama bir sonraki kararı doğru verebilirsiniz.

Beşinci set: İşte karakter burada ortaya çıkıyor

Final seti başlıyor.

Skor: 4-4.

Artık hata yapmanın maliyeti çok yüksek.

Türkiye disiplinini kaybetmiyor. 5-9 öne geçiyor.

Sonra: 7-12.

İtalya’nın direnci kırılmaya başlıyor.

Ve son: 10-15.

Maç bitiyor.

Türkiye Avrupa Şampiyonu!

İşte burada çok önemli bir yönetim dersi var: Krizden çıkmak yetmez. Krizden çıktıktan sonra disiplininizi korumanız gerekir.

Çünkü şirketler çoğu zaman krizde değil, krizden çıktıklarını zannettikleri anda hata yapar.

“En iyi çalışanım kurtarsın” anlayışı şirketleri kurtarmaz

Vargas olağanüstü bir oyuncu.

Ama Vargas tek başına şampiyon olmadı.

Takım oldu.

Herkes üzerine düşeni yaptı.

Birisi hücum etti.

Birisi blok yaptı.

Birisi savunma yaptı.

Birisi topu çıkardı.

Birisi moral verdi.

Birisi kenardan destek oldu.

İşte şirket de böyle çalışır.

CEO tek başına şirketi kurtaramaz.

Genel müdür tek başına şirketi büyütemez.

Finans direktörü tek başına nakit akışını düzeltemez.

Satış ekibi tek başına kâr yaratamaz.

Operasyon tek başına müşteri memnuniyeti sağlayamaz.

Şampiyonluğu yıldızlar değil, takım kazanır.

Kurumsal şirketlerin en büyük problemi: Krizde birbirini suçlamak

Türkiye’de şirketler kriz dönemlerinde bazen çok yanlış bir refleks gösteriyor:

Suçlu aramak.

Satış suçlanır.

Finans suçlanır.

Muhasebe suçlanır.

Banka suçlanır.

Ekonomi suçlanır.

Müşteri suçlanır.

Rakip suçlanır.

Çalışan suçlanır.

Herkes suçludur ama kimse çözüm üretmez.

Oysa kriz masasında sorulması gereken soru: “Kim suçlu?” değil.

“Bir sonraki sayıyı nasıl alacağız?” olmalı.

Filenin Sultanları bunu yaptı.

25-12’yi tartışmadılar.

25-21’i aldılar.

Sonra beşinci seti kazandılar.

Ve kupayı kaldırdılar.

Çocuklara bu maçı izletin

Çünkü çocuklara hayatı anlatırken sadece: “Başarılı ol” demek yetmez.

Onlara başarısızlıkla ne yapacaklarını da öğretmek gerekir.

Bu maç çocuğa şunu öğretiyor:

Kaybedebilirsin.

Üzülebilirsin.

Ağlayabilirsin.

Korkabilirsin.

Moralin bozulabilir.

Ama…

Bırakmak zorunda değilsin.

İnsan hayatında bundan daha önemli kaç ders vardır?

Şirketler çalışanlarına da izletmeli

Ben özellikle kurumsal şirketlerin bu tür maçları eğitimlerde kullanması gerektiğini düşünüyorum.

Maçı izlettikten sonra çalışanlara şu sorular sorulabilir:

1. Bizim şirketimiz 25-12 geriye düşse ne yapar?

2. Krizde ilk refleksimiz suçlamak mı, çözüm üretmek mi?

3. Takım arkadaşımız çöktüğünde yanında oluyor muyuz?

4. Yöneticilerimiz kötü haber geldiğinde paniğe mi kapılıyor?

5. Çalışanlarımız şirketin hedefini kendi hedefi gibi görüyor mu?

6. Rakip öne geçtiğinde mücadele gücümüz azalıyor mu?

7. Son ana kadar disiplinimizi koruyabiliyor muyuz?

Bu soruların cevapları, şirketinizin gerçek kültürünü ortaya çıkarır.

10 iş kitabı okuyacağınıza bazen bir maç izleyin

Kişisel gelişim sektöründe milyarlarca liralık kitap, seminer ve eğitim satılıyor.

“Liderlik.”

“Takım çalışması.”

“Motivasyon.”

“Başarı.”

“Mindset.”

“Resilience.”

“Change management.”

Hepsini okuyabilirsiniz.

Ama bazen iyi bir final maçı, bunların tamamını bir arada gösterebilir.

Çünkü kitap size teoriyi anlatır.

Bu maç ise: Teorinin sahadaki uygulamasını gösterdi.

Vargas’ın gözyaşı duygusal dayanıklılığı gösterdi.

Takım arkadaşlarının desteği takım ruhunu gösterdi.

25-12 sonrası geri dönüş kriz yönetimini gösterdi.

  1. setteki mücadele stratejik dönüşü gösterdi.
  2. setteki disiplin liderliği ve odaklanmayı gösterdi.

10-15’teki son sayı ise: Vazgeçmemenin sonucunu gösterdi.

İş dünyasında da maç 25-12’de bitmez

Bence bu finalden çıkarılacak en önemli cümle şu: “Skor kötü olabilir ama maç bitmediyse hikâye bitmemiştir.”

Bir şirketin bilançosu kötü olabilir.

Borcu fazla olabilir.

Kredileri pahalı olabilir.

Nakit akışı bozulmuş olabilir.

Satışları düşmüş olabilir.

Rakibi pazar payını almış olabilir.

Ama bunların hiçbiri tek başına: “Bitti” demek değildir.

Çünkü şirketlerde de son düdük çalmadan sonuç belli olmaz.

Önemli olan 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.

Avrupa’nın zirvesinden Los Angeles’a

Filenin Sultanları bu olağanüstü mücadeleyi Avrupa şampiyonluğuyla tamamladı.

Türkiye üst üste ikinci kez Avrupa’nın zirvesine çıktı.

Üstelik finalde karşısındaki rakip sıradan bir takım değildi.

Dünya voleybolunun en güçlü ekiplerinden İtalya’ydı.

Bu şampiyonlukla birlikte Türkiye, Los Angeles 2028 Olimpiyatları’na katılma hakkını elde eden ilk takım olmanın da gururunu yaşadı.

Ama benim için kupadan daha önemli olan başka bir şey var.

Bu takım bize “yeniden ayağa kalkmayı” gösterdi.

İş dünyasının da buna çok ihtiyacı var.

Son söz

Çocuklarınıza bu maçı izletin.

Gençlere izletin.

Çalışanlarınıza izletin.

Yöneticilerinize izletin.

Ve özellikle kriz yaşayan şirket sahiplerine izletin.

Sonra şu soruyu sorun: “Biz 25-12 geriye düştüğümüzde ne yapıyoruz?”

Eğer cevabınız: “Dağılıyoruz” ise şirket kültürünüzü yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.

Eğer cevabınız: “Suçlu arıyoruz” ise daha büyük bir probleminiz vardır.

Ama cevabınız: “Birbirimize sahip çıkar, oyunu yeniden kurar ve bir sonraki sayıya odaklanırız”

ise…

O şirketin hâlâ şansı vardır.

Çünkü bazen Avrupa Şampiyonluğu ile iflas arasındaki fark; 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.

Filenin Sultanları’na helal olsun.

Bize sadece bir kupa değil, krizden çıkmanın canlı dersini verdiler.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist 

Okumaya devam et

GÜNCEL

Filenin Sultanları Avrupa’nın zirvesinde: Türkiye üst üste ikinci kez şampiyon

Yayınlanma:

|

Yazan:

Filenin Sultanları yine tarih yazdı! A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.

İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan dev final, nefesleri kesti. İtalya karşısında mücadeleye 1-0 geride başlayan milliler, pes etmeyerek karşılaşmayı karar setine taşıdı ve 3-2’lik zaferle Avrupa’nın zirvesindeki yerini korudu.

İlk set İtalya’nın

Karşılaşmanın ilk setinde İtalya, özellikle Egonu ve Antropova’nın hücumdaki etkili oyunuyla üstünlük sağladı. İtalya seti 25-16 kazanarak mücadelede 1-0 öne geçti.

İkinci sette toparlanan Filenin Sultanları, oyunun kontrolünü eline aldı. Milliler seti 25-22 kazanarak skoru 1-1’e getirdi.

Üçüncü sette İtalya yeniden üstünlüğü ele geçirdi ve 25-12 ile 2-1 öne geçti.

Ancak Türkiye dördüncü sette müthiş bir geri dönüşe imza attı. Milliler, seti 25-21 kazanarak maçı karar setine taşıdı.

Karar setinde büyük zafer

Şampiyonu belirleyen beşinci sette büyük bir mücadele yaşandı. Filenin Sultanları kritik anlarda daha az hata yaparak seti 15-10, maçı da 3-2 kazandı.

Böylece Türkiye, Avrupa Şampiyonası’nda üst üste ikinci kez altın madalyanın sahibi oldu.

2023’ten sonra ikinci Avrupa şampiyonluğu

Daniele Santarelli yönetimindeki Türkiye, 2023 yılında Sırbistan’ı finalde 3-2 mağlup ederek tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu olmuştu.

2026’da ise finalde bu kez İtalya’yı aynı skorla geçen milliler, Avrupa şampiyonluğunu ikinci kez Türkiye’ye getirdi.

Türkiye turnuva boyunca yalnızca bir maç kaybetti. Grup aşamasında Polonya’ya mağlup olan milliler; son 16 turunda Azerbaycan’ı, çeyrek finalde Almanya’yı, yarı finalde ise Sırbistan’ı geçerek finale yükseldi.

Olimpiyat yolunda da tarihi başarı

Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonluğu yalnızca bir kupa anlamına gelmiyor.

Türkiye, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası’nı kazanarak 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na katılma hakkı elde etti.

A Milli Kadın Voleybol Takımı, kadın voleybolunda Avrupa kıtasından olimpiyat kotası alan ilk ülke oldu.

Türk voleybolu zirvede

A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa şampiyonluğunun yanı sıra 2026 yılında Türk kadın voleybolunun kulüpler düzeyindeki başarısı da dikkat çekti. VakıfBank, 2026 CEV Şampiyonlar Ligi finalinde Eczacıbaşı Dynavit’i 3-1 yenerek Avrupa’nın en büyük kulüp kupasını yedinci kez kazandı.

Milli takımın Avrupa’da üst üste gelen başarısı ve Türk kulüplerinin uluslararası arenadaki üstünlüğü, Türkiye’nin kadın voleybolunda Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biri haline geldiğini bir kez daha gösterdi.

Filenin Sultanları bir kez daha Avrupa’nın zirvesinde.

Şampiyon Türkiye! 🇹🇷🏆🏐

Okumaya devam et

GÜNCEL

Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te

Yayınlanma:

|

Yazan:

Jeopolitik riskler, savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı kırılmalar ve petrol ile doğalgaz sevkiyatına ilişkin endişelerin körüklediği enflasyon korkusu, risk iştahını baskılarken tahvil faizlerini de yukarı taşımaya devam ediyor. Buna rağmen dün piyasaların bir nebze olsun soluklandığını gördük. Haber akışında Trump yönetiminin 3 Kasım’daki ara seçimler öncesinde savaşın daha fazla büyümesini istemediği dikkat çekerken, makro cephede ise gözler yarın açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.

Dün açıklanan ve öncü gösterge olarak yakından izlenen özel sektör istihdamı Ocak ayından bu yana en düşük seviyede sonuçlandı. Bu veri, yarın açıklanacak tarım dışı istihdamın da zayıf gelebileceği beklentisini güçlendirdi. Takdir edeceğiniz üzere, hem tam istihdam hem de fiyat istikrarını gözetmekle yükümlü Fed’in, istihdam tarafında belirgin bir zayıflama varken faiz artırımına gitmesi kolay bir tercih olmayacaktır. Piyasaların dün bir miktar rahatlamasının arkasında da büyük ölçüde bu düşüncenin yattığını düşünüyoruz.

Öte yandan, oy hakkına sahip New York Fed Başkanı Williams, enflasyonla ilgili ılımlı açıklamalarda bulundu. Yükselen uzun vadeli faizlerin güçlü ekonomiyi yansıttığını ve faiz kararı öncesinde verileri izlemeye devam edeceğini söylerken, iyimser bir tonda konuştu. Williams, enflasyon üzerindeki başlıca baskıların gümrük vergileri ve Orta Doğu’daki gerilimin yükselttiği enerji fiyatlarından kaynaklandığını belirtti. Buna karşılık, tarifelerin fiyatlar üzerindeki ilk etkilerinin zayıflamasıyla temel enflasyon eğiliminin kademeli olarak aşağı geldiğini, enerji fiyatlarındaki artışın ise şimdilik ekonominin geneline yayılan ikincil bir enflasyon baskısına dönüşmediğini ifade etti.

Williams’ın açıklamaları, zayıf özel sektör istihdam verisi ile birleşince, piyasalardaki faiz artırım korkularını hâliyle bir nebze de olsun törpüledi. Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önceki %37 seviyelerinde salınırken, Fed Başkanı Warsh’un Jackson Hole toplantısında şahin bir üslûp takınmasıyla hafta başı %65 seviyesine kadar yükselmişti. Williams’ın dünkü ılımlı açıklamaları ardından Eylül ayına yönelik beklenti %60 seviyesine gerilerken, yıl sonuna kadar olan artırım beklentisi ise 37 baz puanda önemli bir değişim kaydetmedi.

ABD borsaları dün geceyi %0,5 civarında yükselişle tamamlarken, teknoloji cephesinin ağır toplarından Broadcom’un bilançosu büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarının hız kesmediğini gösterdi. Şirketin üçüncü çeyrekte yapay zekâ çipi gelirleri üç kattan fazla artarak 16,7 milyar dolara ulaşırken, 2027 mali yılı için yapay zekâ çipi gelir tahmini 115 milyar dolara yükseltildi. 2028 yılında ise bu rakamın yaklaşık 230 milyar dolara çıkması bekleniyor. Geçen çeyrekte 30 milyar doları aşan siparişler güçlü talebe işaret ederken, dördüncü çeyrek gelir tahmininin beklentinin hafif altında kalmasıyla Broadcom hisseleri kapanış sonrası işlemlerde yaklaşık %1 geriledi.

Yeni güne başlarken, Asya piyasalarında, son günlerde tarihî seviyelere yükselen tahvil faizlerinin bir miktar geri çekilmesiyle hisse senetleri ve kıymetli metallerde tepki alımları görüldü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa artılar göze çarparken, Asya borsalarında ise alımların hız kazandığını görüyoruz. Güney Kore borsası KOSPI %1,5 yükselirken, diğer bölge borsalarında bu kadar kuvvetli olmasa da genele yayılan yeşil renk dikkat çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık beş baz puan kadar gerileyerek %4,77 seviyesine çekildi. Hatırlanacağı üzere dün sabah piyasaların kılavuz kargası konumunda 10 yıllık faiz son üç yılın zirvesini test etmişti. Gözlerin üzerine çevrili olduğu Japonya’nın 30 yıllık tahvil faiz bugünkü tahvil ihalesi öncesinde zirveden 10 baz puan kadar geriledi. Dolar endeksi 99,5 civarında seyrederken para birimleri liginde ise EURUSD paritesi 1,16 seviyesinin etrafında salınırken, GBPUSD paritesi ise 1,35 seviyesine toparladı. Japon Yeni ise dolar karşısında son iki günde %1,5 değer kazarak 157,50 seviyelerine geri çekildi.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, Hürmüz endişelerine paralel 95,50 dolar seviyelerinde salınmak suretiyle son altı haftanın zirvesine yakın seyretmeye devam ederken, rafineri ürünlerindeki sert artış dikkat çekmeye devam ediyor. Kış ayları öncesinde stok seviyelerine ilişkin soru işaretlerine paralel Avrupa gösterge doğalgaz fiyatları neredeyse son 4 yılın en yüksek seviyesine yaklaşırken, son iki ayda ise %50’den fazla artış kaydetti.

Kıymetli metaller cephesinde ise özellikle hafta başı raporumuzda belirttiğimiz kısa vadeli gümüş grafiğinin hayat bulmaya başladığını görüyoruz. Teknik mânâda Ters Omuz Baş Omuz (TOBO) formasyonunun çalışması için 71 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmemiz gerekiyor. Böyle bir durumda 92 dolar seviyelerini hedefleyeceğiz. Henüz pozisyonu olmayan yatırımcıların mevcut seviyelerden (66 dolar) giriş yaparak 63 dolar altında zarar kes çalıştırması ya da bizim gibi mevcut uzun pozisyonlarını artırmak isteyen yatırımcıların ise 71 dolar seviyesinin geçilmesini (teyit) beklemesinin daha doğru bir karar olacağını düşünüyoruz. TOBO’nun hedef seviyesi 92 dolar olarak görülüyor (bakınız grafik). Önümüzdeki seneyi de kapsayacak şekilde uzun vadeli beklentimiz ise 220 dolar ile değişmedi.

Uzun bir süredir altını çizdiğimiz üzere, Fed’in enflasyonla mücadelede yeteri kadar cesur olamayacağını düşünüyoruz. Doların ABD tarafından âdeta bir ‘silah’ olarak kullanılmasıyla birlikte merkez bankalarının yaktığı işaret fişeğinin ardından, ABD doları ve ABD tahvillerinden uzaklaşma eğiliminin devam etmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Değişen bu düzende altının da doların karşısında alternatif olma hikâyesini koruduğunu düşünüyoruz. Dünyada her bir birim gelire karşı yaklaşık üç birim borcun bulunması da kâğıt ve mürekkep para sistemine (fiat) yönelik sorgulamanın devam edeceğine işaret ediyor. Bu nedenle kıymetli metallerde yüksek volatilite ‘yeni normal’ olmaya aday olsa da, temel hikâyenin çok fazla değişmediği kanaatindeyiz.

Altının ons fiyatı dün 4,282 dolar seviyesine kadar gevşemesinin ardından bu sabah 4,440 dolar seviyesine yükseldi. Teknik bir bakış açısıyla, altında tıpkı gümüşte olduğu üzere daha da yukarı seviyeleri hedeflemek adına 4,640 dolar seviyelerinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 78 bin dolar sınırında kalarak Cuma günü açıklanacak ABD istihdam verisini beklemeye başladı. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere, dün açıklanan özel sektör istihdamının beklentiyi karşılayamaması, işgücü piyasasında bir miktar yavaşlama olabileceği düşüncesini güçlendirdi.

Türk mali piyasalarında ise SPK düzenlemesinin ardından hisse senetlerinde hareketli seyrin devam ettiğini görüyoruz. Özellikle isim vermek istemesek de bahse konu portföy yönetim şirketlerinde üst düzey istifalar göze çarparken, fonlarda ve yoğunlaştıkları hisselerde ise ilginç gelişmeler yaşanıyor. Fonlardan yaşanan güçlü çıkışlar likidite baskısı yaratırken, gelişmeleri dikkatli bir şekilde takip ediyoruz. Bu bağlamda Borsa İstanbul 100 endeksi haftanın ilk üç gününde %4 gerilerken, en büyük 30 şirketin işlem gördüğü BIST30 ise %2,7 geriledi. Alternatif piyasalarda ise sakin seyir korunmaya devam ediyor. Şöyle ki, USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,30 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40 seviyesinin hemen altında salınmaya devam ediyor. CDS risk primi 221 baz puanla uzun bir süredir olduğu üzere yatay.

Bugün sabah saatlerinde TÜİK tarafından açıklanacak Ağustos ayı enflasyon verilerini takip edeceğiz. Anketlere göre aylık TÜFE artışının %2,0 civarında gelmesi beklense de, İTO verisi ardından gerçekleşmenin %2 seviyesinin altında kalması ihtimali kuvvet kazandı. Enflasyon verisinin ardından yarın TCMB’nin değerlendirme raporunu takip edeceğiz. Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz, hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini, 2027-2029 dönemi OVP detaylarını 6 Eylül Pazar günü paylaşmayı planladıklarını belirtti. İç talepteki ivme kaybı dün açıklanan otomobil ve hafif ticari araç verileriyle de teyit edildi. ODMD verilerine göre, otomobil ve hafif ticari araç satışları Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre %20,3 daralarak 81,031 adet olarak gerçekleşti. Enflasyondaki iç talep etkisi her geçen gün daha da azalırken, TCMB’nin 10 Eylül toplantısını pas geçmesini beklerken, ilk faiz hamlesinin Ekim toplantısında geleceğini düşünüyoruz.

Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık verilerini inceleyeceğiz. Yurt dışında ise ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları, hizmet PMI ve ISM verileri takip edilebilir.

Gümüş

17884110871a60829c0387aeb0c69bd8a7b3a07fab_1_1200.jpg

Altın

17884110872cf1c9f6e7b803244fcf7f49d93f6872_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.