Connect with us

BANKA HABERLERİ

Ziraat Bankası tarım ekosistemine yönelik yeni kredilerini uygulamaya aldı

Ziraat Bankası’nın, “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” kapsamındaki yeni Genç Çiftçi Kredileri, Kadın Çiftçi Kredileri, Altın Kovan Kredisi, Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi, Üreten Kooperatif Kredisi, Tarım Transfer Kredisi tanıtıldı

Yayınlanma:

|

 Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, yeni tarım bankacılığı stratejilerini sürdürülebilir finansman, ulaşılabilir finansman, çözüm odaklılık ve güçlü iletişim temeline dayandırdıklarını belirterek, ‘Gençleri ve kadınları da tarımsal ekosisteme dahil ederek, bu temelin üzerine katma değerli üretimi ön plana çıkaran, tarım ürünleri fiyat oluşumuna ve istikrarına katkı sağlayacak, tarımsal okuryazarlığı ve tarım girişimciliğini, kooperatifçiliği, tarım ve sanayi entegrasyonunu, dijital tarım bankacılığını geliştirecek ürünler inşa edeceğiz.’ dedi.

Çakar, Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığı alanındaki yeni stratejisi “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” kapsamında sunduğu yeni kredilerinin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Ziraat Bankası’nın kuruluşundan bugüne kadar tarımın çehresinin her yönüyle değiştiğini, ihtiyaçların arttığını, yeni gereksinimlerin ortaya çıktığını ama Ziraat Bankası’nda ülke tarımının verimliliğine, karlılığına, üretimin sürdürülebilirliğine ve geleceğine gereken finansal desteğin verilmesi misyonunun hiç değişmediğini belirtti.

Kovid-19 salgınının, tarımın ülkelerin geleceğinde ne kadar önemli olduğunu, gıdaya yeterli erişimi olmayan ülkelerin nelerle karşı karşıya kalabileceğini herkese çok net olarak gösterdiğini ifade eden Çakar, ‘Şu açık ki güvenilir ve sürdürülebilir gıdaya, kullanılabilir su kaynaklarına ve enerjiye sahip olan ülkeler, dünyanın geleceğinde söz sahibi olacaklar. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri üzere tarım, ülkeler için en az savunma sanayisi kadar önemli bir sektördür.’ diye konuştu.

Çakar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz daha çok üretmek zorundayız. Bizim bir karış tarım arazisini boş bırakacak lüksümüz yoktur. Daha çok çalışmak, üretmek ve ülke tarımını ileriye taşımak zorundayız. Mekanizasyona ve teknolojiye erişimi, ham madde üreten yapıdan katma değerli ürünlere geçişi hızlandırarak, verimlilik, karlılık ve sürdürülebilirlik için işletmelerimizi ölçek ekonomisine uygun boyuta taşımalı, birlikte iş yapma kültürünü yaygınlaştırmalıyız. Biz tarım sektörünün üretim potansiyelini biliyor, finansmanın ana bankası olarak ülke tarımının geleceğine inanıyoruz. Bu inanç ve güven doğrultusunda tarımsal üreticilerimize kullandırdığımız kredileri 120 milyar TL’nin üzerine taşıdık. Kredi kullanan üretici sayımızı 732 binin üzerine çıkardık. Tarım sektörü, kurumsal nakit kredi portföyümüzde yüzde 20 ile en yüksek paya sahiptir. Diğer bir deyişle tarım, Ziraat Bankası’nda her zaman birinci sıradadır.’

– Faiz destekli tarım kredilerinin yüzde 32’sinde üreticiye yansıyan faiz sıfır

Alpaslan Çakar, faiz destekli tarım kredilerine ayrı bir başlık açılması gerektiğini belirterek, kullandırdıkları tarım kredilerinin yaklaşık 100 milyar TL’lik kısmının Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın faiz desteği verdiği kredilerden oluştuğunu, bu kredilerin 32 milyar TL’lik kısmında faizin tamamının üretici adına Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılandığını, yani üreticinin faiz giderinin sıfır olduğunu söyledi.

Çakar, yaklaşık 23 milyar TL’lik kısmında üreticiye yansıyan faiz oranını yıllık yüzde 0,1-5 arasında, 43 milyar TL’lik kısmında ise yıllık yüzde 5-10 arasında olduğunu kaydetti.

Ziraat Bankası’nın tarım kredilerinde takip (NPL) oranının yüzde 0,82’ye gerilediğini aktaran Çakar, kredi borçları bir şekilde takip hesaplarına intikal etmiş olan üreticilere sundukları faizsiz olarak defaten ödeme ve faizsiz olarak taksitlendirme çözümlerinin üreticiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü, bu uygulamalarla takipteki tarım kredilerinin hem tutar hem de oran olarak azaldığını, amaçlarının tarım kredilerini takibe düşmeden yönetmek olduğunu vurguladı.

– Yeni tarım bankacılığı stratejisi ‘Tarım Ekosisteminin Finansmanı’

Alpaslan Çakar, tarım bankacılığı alanındaki yeni stratejilerinin “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” olduğunu bildirerek, çiftçilerin, tarımsal üretime yönelik girdi üreten ve tedarik edenlerin, üretici örgütlerinin, tarım ürünlerini depolayan, satan, işleyen, satışına aracılık eden tüccarların, sanayicilerin, esnafın, ürünleri nihai tüketicilere ulaştıran toptan ve perakende satıcıların, enerji üretenlerin, veri, yazılım, teknoloji geliştiren ve sunan şirketlerin ve strateji yapıcılarının, tarım ekosistemini oluşturduğunu belirtti.

Bu ekosistemdeki tüm oyuncuların karşılıklı olarak ve birbirinden ayrılmaz bir bütün halinde etkileşim içinde olduklarını ifade eden Çakar, Ziraat Bankası’nın tüm tarafları kapsayan ve finansal ihtiyaçlarına cevap verecek bir stratejiyle tarım ekosisteminin ayrılmaz bir parçası ve bu ekosistemin finansmanının ana bankası olmayı sürdüreceğini kaydetti.

Çakar, yeni tarım bankacılığı stratejilerini sürdürülebilir finansman, ulaşılabilir finansman, çözüm odaklılık ve güçlü iletişim temeline dayandırdıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

‘Gençleri ve kadınları da tarımsal ekosisteme dahil ederek, bu temelin üzerine katma değerli üretimi ön plana çıkaran, tarım ürünleri fiyat oluşumuna ve istikrarına katkı sağlayacak, tarımsal okuryazarlığı ve tarım girişimciliğini, kooperatifçiliği, tarım ve sanayi entegrasyonunu, dijital tarım bankacılığını geliştirecek ürünler inşa edeceğiz. Tarımın tüm taraflarıyla iş birliği fırsatlarını kollayacağız ve geliştireceğiz.

Bizim temel hedefimiz tarımda üretimi, verimliliği, karlılığı ve sürdürülebilirliği artırmaya yönelik finansal enstrümanlarla üreticilerimizi desteklemektir. Bugün gerek yeni kredi ürünleri gerekse yenilenen tarım ürünlerimizle yeni stratejimizi uygulamaya alıyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde de yeniliklerimizle üreticilerimize daha iyi hizmet vermeye ve onları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda hazırladığımız yeni tarım stratejimizin ve yeni kredi ürünlerimizin tarım sektörüne hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.”

– Ziraat Bankası’nın yeni kredi ürünleri

Ziraat Bankası’nın, yeni tarım bankacılığı stratejisinin açıkladığı toplantıda, uygulamaya yeni konulan Genç Çiftçi Kredileri, Kadın Çiftçi Kredileri, Altın Kovan Kredisi, Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi, Üreten Kooperatif Kredisi, Tarım Transfer Kredisi tanıtıldı.

Genç Çiftçi Kredisi kapsamında, tarım alanındaki genç girişimci sayısının artırılması, gençlerin tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla 500 bin TL’ye kadar yatırım ve /veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Söz konusu kredi, süt hayvancılığı, besicilik, et tavukçuluğu, arıcılık, serada sebze üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında yatırım yapacak gençlere verilecek.

Kredi,18-41 yaş arasında olanların ve hisselerinin asgari yüzde 51’i belirlenen şartları sağlayan ortaklara ait olan şirketlerin kullanımına sunuluyor. Ziraat/veterinerlik fakültesi, tarımla ilgili yüksekokul/lise mezunu olmak veya asgari lise mezunu olmak kaydıyla üretim/yatırım konusuyla ilgili mesleki eğitim kurs seminere katılıp başarı ile tamamlamış olmak da aranan kriterlerin başında geliyor. Yatırım kredilerinde 2 yıla kadar anapara ödemesiz, toplam 10 yıla kadar, işletme kredilerinde ise hayvancılıkta 18 ay, bitkisel üretimde 12 ay azami vade bulunuyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında konu ve yatırım bazında yüzde 100 faiz desteği oluyor.

Kadın Çiftçi Kredisi kapsamında tarım alanındaki kadın girişimci sayısının artırılması, kadınların tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla 500 bin TL’ye kadar yatırım ve /veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Söz konusu kredi, süt hayvancılığı, besicilik, et tavukçuluğu, arıcılık, serada sebze üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında yatırım yapacak kadınlara verilecek. 18 yaşını tamamlamış olmak, asgari 8 yıllık ilköğretim mezunu olmak, üniversite/belediye/özel sektör tarafından verilen yatırım/kredi konusu ile ilgili eğitimleri başarıyla tamamlamış olma koşulu aranıyor. Bu kredide de yüzde 100 faiz desteği bulunuyor.

Altın Kovan Kredisi’nde çiftçilere 150 bin TL’ye kadar yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Kredi kullanacaklarda ise arıcılık yapması veya daha önce bu faaliyette bulunması, kredi kapsamında alacağı arılı kovanlarla birlikte arı kovanı varlığının asgari 50 adet ve üzerine çıkarmak ve tarımsal faaliyetin bulunduğu yerde ikamet etmek özellikleri aranıyor.

Yatırım kredilerinde 12 aya kadar anapara ödemesiz, toplam 60 aya kadar, işletme kredilerinde ise 18 aya kadar azami vade bulunuyor. Söz konusu bu kredide Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yüzde 70’e varan faiz desteği bulunuyor.

Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi kapsamında 7 milyon 500 bin TL azami kredi limiti ve 84 ay azami vade bulunuyor. Bu kapsamda kullandırılan kredilerde öz kaynak katkısı aranmayacak. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yurt içinde üretilen makineler için yüzde 100, bunun dışındaki makinelerde yüzde 75 faiz desteği sağlanıyor.

Üreten Kooperatif Kredisi’nde ise tarım ürünlerinden katma değerli ürünlere geçişe destek verilmesi, tarladaki ürününü veya işlenmiş tarımsal ürününü doğrudan tüketiciye sunmak isteyen üreticilerin desteklenmesi amacıyla kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatiflere 15 milyon TL’ye kadar yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor.

Krediden yararlanacaklarda asgari 30 ortağı bulunan, 1163 sayılı kanun kapsamında kurulmuş Tarım Bakanlığına bağlı kooperatifler, kendisi adına üretim yapması ve/veya ortaklarının/üyelerinin ürettiği ürünlerin işlenmesi, pazarlanması konusunda faaliyetinin bulunması gibi özellikler aranıyor. Yatırım kredileri 2 yıla kadar anapara ödemesiz, toplam 10 yıla kadar, işletme kredilerinde 36 aya kadar azami vade bulunuyor. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yüzde 50 faiz desteği sunuluyor.

Söz konusu 5 kredinin uygulama süresi 31 Aralık 2023 olarak belirlendi.

Uygulama süresi 31 Aralık 2022 olarak belirlenen Tarım Transfer Kredisi kapsamında ise gerçek/tüzel kişilere ait tarımsal işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve geri ödeme güçlerini artırmalarına imkan verilmesini teminen, diğer bankalar nezdinde kullandıkları tarım kredilerinin Ziraat Bankasına transfer edilmesine yönelik 500 bin TL’ye kadar 60 ay azami vadeli yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Kredi sabit faizli olarak kullandırılacak.

Bu krediden yararlanacaklarda tarımsal faaliyetlerini tam kapasite ile sürdürmek, kendisinin ve içinde yer aldığı risk grubunun diğer bankalarda tarımsal faaliyetlerinin finansmanı için 31 Mart 2022 tarihine kadar kullandığı canlı kredi riski bulunmak başta olmak üzere bazı özelliklere bakılıyor.

Ziraat Bankası bazı kredi ürünlerinde de yenilemeye gitti. Buna göre, Küçük Ekipman Kredisi’nin limiti 50 bin TL’den 100 bin TL’ye yükseltildi. Azami vade ise 48 aydan 60 aya uzatıldı. Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var projesi kapsamında kredi limiti 150 bin TL’den 250 bin TL’ye yükseltildi ve uygulama süresi de 31 Aralık 2023’e kadar uzatıldı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.