Connect with us

BANKA HABERLERİ

Ziraat Bankası tarım ekosistemine yönelik yeni kredilerini uygulamaya aldı

Ziraat Bankası’nın, “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” kapsamındaki yeni Genç Çiftçi Kredileri, Kadın Çiftçi Kredileri, Altın Kovan Kredisi, Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi, Üreten Kooperatif Kredisi, Tarım Transfer Kredisi tanıtıldı

Yayınlanma:

|

 Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, yeni tarım bankacılığı stratejilerini sürdürülebilir finansman, ulaşılabilir finansman, çözüm odaklılık ve güçlü iletişim temeline dayandırdıklarını belirterek, ‘Gençleri ve kadınları da tarımsal ekosisteme dahil ederek, bu temelin üzerine katma değerli üretimi ön plana çıkaran, tarım ürünleri fiyat oluşumuna ve istikrarına katkı sağlayacak, tarımsal okuryazarlığı ve tarım girişimciliğini, kooperatifçiliği, tarım ve sanayi entegrasyonunu, dijital tarım bankacılığını geliştirecek ürünler inşa edeceğiz.’ dedi.

Çakar, Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığı alanındaki yeni stratejisi “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” kapsamında sunduğu yeni kredilerinin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Ziraat Bankası’nın kuruluşundan bugüne kadar tarımın çehresinin her yönüyle değiştiğini, ihtiyaçların arttığını, yeni gereksinimlerin ortaya çıktığını ama Ziraat Bankası’nda ülke tarımının verimliliğine, karlılığına, üretimin sürdürülebilirliğine ve geleceğine gereken finansal desteğin verilmesi misyonunun hiç değişmediğini belirtti.

Kovid-19 salgınının, tarımın ülkelerin geleceğinde ne kadar önemli olduğunu, gıdaya yeterli erişimi olmayan ülkelerin nelerle karşı karşıya kalabileceğini herkese çok net olarak gösterdiğini ifade eden Çakar, ‘Şu açık ki güvenilir ve sürdürülebilir gıdaya, kullanılabilir su kaynaklarına ve enerjiye sahip olan ülkeler, dünyanın geleceğinde söz sahibi olacaklar. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri üzere tarım, ülkeler için en az savunma sanayisi kadar önemli bir sektördür.’ diye konuştu.

Çakar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz daha çok üretmek zorundayız. Bizim bir karış tarım arazisini boş bırakacak lüksümüz yoktur. Daha çok çalışmak, üretmek ve ülke tarımını ileriye taşımak zorundayız. Mekanizasyona ve teknolojiye erişimi, ham madde üreten yapıdan katma değerli ürünlere geçişi hızlandırarak, verimlilik, karlılık ve sürdürülebilirlik için işletmelerimizi ölçek ekonomisine uygun boyuta taşımalı, birlikte iş yapma kültürünü yaygınlaştırmalıyız. Biz tarım sektörünün üretim potansiyelini biliyor, finansmanın ana bankası olarak ülke tarımının geleceğine inanıyoruz. Bu inanç ve güven doğrultusunda tarımsal üreticilerimize kullandırdığımız kredileri 120 milyar TL’nin üzerine taşıdık. Kredi kullanan üretici sayımızı 732 binin üzerine çıkardık. Tarım sektörü, kurumsal nakit kredi portföyümüzde yüzde 20 ile en yüksek paya sahiptir. Diğer bir deyişle tarım, Ziraat Bankası’nda her zaman birinci sıradadır.’

– Faiz destekli tarım kredilerinin yüzde 32’sinde üreticiye yansıyan faiz sıfır

Alpaslan Çakar, faiz destekli tarım kredilerine ayrı bir başlık açılması gerektiğini belirterek, kullandırdıkları tarım kredilerinin yaklaşık 100 milyar TL’lik kısmının Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın faiz desteği verdiği kredilerden oluştuğunu, bu kredilerin 32 milyar TL’lik kısmında faizin tamamının üretici adına Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılandığını, yani üreticinin faiz giderinin sıfır olduğunu söyledi.

Çakar, yaklaşık 23 milyar TL’lik kısmında üreticiye yansıyan faiz oranını yıllık yüzde 0,1-5 arasında, 43 milyar TL’lik kısmında ise yıllık yüzde 5-10 arasında olduğunu kaydetti.

Ziraat Bankası’nın tarım kredilerinde takip (NPL) oranının yüzde 0,82’ye gerilediğini aktaran Çakar, kredi borçları bir şekilde takip hesaplarına intikal etmiş olan üreticilere sundukları faizsiz olarak defaten ödeme ve faizsiz olarak taksitlendirme çözümlerinin üreticiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü, bu uygulamalarla takipteki tarım kredilerinin hem tutar hem de oran olarak azaldığını, amaçlarının tarım kredilerini takibe düşmeden yönetmek olduğunu vurguladı.

– Yeni tarım bankacılığı stratejisi ‘Tarım Ekosisteminin Finansmanı’

Alpaslan Çakar, tarım bankacılığı alanındaki yeni stratejilerinin “Tarım Ekosisteminin Finansmanı” olduğunu bildirerek, çiftçilerin, tarımsal üretime yönelik girdi üreten ve tedarik edenlerin, üretici örgütlerinin, tarım ürünlerini depolayan, satan, işleyen, satışına aracılık eden tüccarların, sanayicilerin, esnafın, ürünleri nihai tüketicilere ulaştıran toptan ve perakende satıcıların, enerji üretenlerin, veri, yazılım, teknoloji geliştiren ve sunan şirketlerin ve strateji yapıcılarının, tarım ekosistemini oluşturduğunu belirtti.

Bu ekosistemdeki tüm oyuncuların karşılıklı olarak ve birbirinden ayrılmaz bir bütün halinde etkileşim içinde olduklarını ifade eden Çakar, Ziraat Bankası’nın tüm tarafları kapsayan ve finansal ihtiyaçlarına cevap verecek bir stratejiyle tarım ekosisteminin ayrılmaz bir parçası ve bu ekosistemin finansmanının ana bankası olmayı sürdüreceğini kaydetti.

Çakar, yeni tarım bankacılığı stratejilerini sürdürülebilir finansman, ulaşılabilir finansman, çözüm odaklılık ve güçlü iletişim temeline dayandırdıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

‘Gençleri ve kadınları da tarımsal ekosisteme dahil ederek, bu temelin üzerine katma değerli üretimi ön plana çıkaran, tarım ürünleri fiyat oluşumuna ve istikrarına katkı sağlayacak, tarımsal okuryazarlığı ve tarım girişimciliğini, kooperatifçiliği, tarım ve sanayi entegrasyonunu, dijital tarım bankacılığını geliştirecek ürünler inşa edeceğiz. Tarımın tüm taraflarıyla iş birliği fırsatlarını kollayacağız ve geliştireceğiz.

Bizim temel hedefimiz tarımda üretimi, verimliliği, karlılığı ve sürdürülebilirliği artırmaya yönelik finansal enstrümanlarla üreticilerimizi desteklemektir. Bugün gerek yeni kredi ürünleri gerekse yenilenen tarım ürünlerimizle yeni stratejimizi uygulamaya alıyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde de yeniliklerimizle üreticilerimize daha iyi hizmet vermeye ve onları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda hazırladığımız yeni tarım stratejimizin ve yeni kredi ürünlerimizin tarım sektörüne hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.”

– Ziraat Bankası’nın yeni kredi ürünleri

Ziraat Bankası’nın, yeni tarım bankacılığı stratejisinin açıkladığı toplantıda, uygulamaya yeni konulan Genç Çiftçi Kredileri, Kadın Çiftçi Kredileri, Altın Kovan Kredisi, Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi, Üreten Kooperatif Kredisi, Tarım Transfer Kredisi tanıtıldı.

Genç Çiftçi Kredisi kapsamında, tarım alanındaki genç girişimci sayısının artırılması, gençlerin tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla 500 bin TL’ye kadar yatırım ve /veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Söz konusu kredi, süt hayvancılığı, besicilik, et tavukçuluğu, arıcılık, serada sebze üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında yatırım yapacak gençlere verilecek.

Kredi,18-41 yaş arasında olanların ve hisselerinin asgari yüzde 51’i belirlenen şartları sağlayan ortaklara ait olan şirketlerin kullanımına sunuluyor. Ziraat/veterinerlik fakültesi, tarımla ilgili yüksekokul/lise mezunu olmak veya asgari lise mezunu olmak kaydıyla üretim/yatırım konusuyla ilgili mesleki eğitim kurs seminere katılıp başarı ile tamamlamış olmak da aranan kriterlerin başında geliyor. Yatırım kredilerinde 2 yıla kadar anapara ödemesiz, toplam 10 yıla kadar, işletme kredilerinde ise hayvancılıkta 18 ay, bitkisel üretimde 12 ay azami vade bulunuyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında konu ve yatırım bazında yüzde 100 faiz desteği oluyor.

Kadın Çiftçi Kredisi kapsamında tarım alanındaki kadın girişimci sayısının artırılması, kadınların tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla 500 bin TL’ye kadar yatırım ve /veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Söz konusu kredi, süt hayvancılığı, besicilik, et tavukçuluğu, arıcılık, serada sebze üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında yatırım yapacak kadınlara verilecek. 18 yaşını tamamlamış olmak, asgari 8 yıllık ilköğretim mezunu olmak, üniversite/belediye/özel sektör tarafından verilen yatırım/kredi konusu ile ilgili eğitimleri başarıyla tamamlamış olma koşulu aranıyor. Bu kredide de yüzde 100 faiz desteği bulunuyor.

Altın Kovan Kredisi’nde çiftçilere 150 bin TL’ye kadar yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Kredi kullanacaklarda ise arıcılık yapması veya daha önce bu faaliyette bulunması, kredi kapsamında alacağı arılı kovanlarla birlikte arı kovanı varlığının asgari 50 adet ve üzerine çıkarmak ve tarımsal faaliyetin bulunduğu yerde ikamet etmek özellikleri aranıyor.

Yatırım kredilerinde 12 aya kadar anapara ödemesiz, toplam 60 aya kadar, işletme kredilerinde ise 18 aya kadar azami vade bulunuyor. Söz konusu bu kredide Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yüzde 70’e varan faiz desteği bulunuyor.

Güneş Enerjili Tarımsal Sulama Kredisi kapsamında 7 milyon 500 bin TL azami kredi limiti ve 84 ay azami vade bulunuyor. Bu kapsamda kullandırılan kredilerde öz kaynak katkısı aranmayacak. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yurt içinde üretilen makineler için yüzde 100, bunun dışındaki makinelerde yüzde 75 faiz desteği sağlanıyor.

Üreten Kooperatif Kredisi’nde ise tarım ürünlerinden katma değerli ürünlere geçişe destek verilmesi, tarladaki ürününü veya işlenmiş tarımsal ürününü doğrudan tüketiciye sunmak isteyen üreticilerin desteklenmesi amacıyla kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatiflere 15 milyon TL’ye kadar yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor.

Krediden yararlanacaklarda asgari 30 ortağı bulunan, 1163 sayılı kanun kapsamında kurulmuş Tarım Bakanlığına bağlı kooperatifler, kendisi adına üretim yapması ve/veya ortaklarının/üyelerinin ürettiği ürünlerin işlenmesi, pazarlanması konusunda faaliyetinin bulunması gibi özellikler aranıyor. Yatırım kredileri 2 yıla kadar anapara ödemesiz, toplam 10 yıla kadar, işletme kredilerinde 36 aya kadar azami vade bulunuyor. Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yüzde 50 faiz desteği sunuluyor.

Söz konusu 5 kredinin uygulama süresi 31 Aralık 2023 olarak belirlendi.

Uygulama süresi 31 Aralık 2022 olarak belirlenen Tarım Transfer Kredisi kapsamında ise gerçek/tüzel kişilere ait tarımsal işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve geri ödeme güçlerini artırmalarına imkan verilmesini teminen, diğer bankalar nezdinde kullandıkları tarım kredilerinin Ziraat Bankasına transfer edilmesine yönelik 500 bin TL’ye kadar 60 ay azami vadeli yatırım ve/veya işletme kredisi kullandırılması öngörülüyor. Kredi sabit faizli olarak kullandırılacak.

Bu krediden yararlanacaklarda tarımsal faaliyetlerini tam kapasite ile sürdürmek, kendisinin ve içinde yer aldığı risk grubunun diğer bankalarda tarımsal faaliyetlerinin finansmanı için 31 Mart 2022 tarihine kadar kullandığı canlı kredi riski bulunmak başta olmak üzere bazı özelliklere bakılıyor.

Ziraat Bankası bazı kredi ürünlerinde de yenilemeye gitti. Buna göre, Küçük Ekipman Kredisi’nin limiti 50 bin TL’den 100 bin TL’ye yükseltildi. Azami vade ise 48 aydan 60 aya uzatıldı. Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var projesi kapsamında kredi limiti 150 bin TL’den 250 bin TL’ye yükseltildi ve uygulama süresi de 31 Aralık 2023’e kadar uzatıldı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.