Connect with us

Erol Taşdelen

BANKALARA ‘DÖVİZDEN UZAK DURUN’ BASKISI ARTIYOR

Yayınlanma:

|

Üst üste gelen düzenlemeler ile ekonomi yönetiminin bankalara olan mesaj açık, “Mevduatta dolarizasyonun önüne geçmek için sen de çaba göster, yoksa bunun için seni cezalandırırım“. Bankalara müşterilerini dövizden uzat tutmaları için açık ve üstü kapalı baskılar yapılan düzenlemeler ile artmış durumda. Aslına bakılırsa; piyasanın dolarize olması mevduat yapısının ağırlıklı dövizde olması bankaların da işine gelmiyor ve aktif – pasif dengesini tutturmakta zorlanıyorlar.

BDDK verilerine göre 29 Nisan 2022 itibarıyla bankalarda bulunan toplam 6,1 trilyon TL toplam mevduatın 3,7 trilyon TL’lik kısmı %60,69’u Yabancı parada mevduatlardan oluşuyor. Kur Korumalı Hesaplarda biriken para 810,3 milyar TL oldu. Bu paranın da dövize endeksli olduğunu düşündüğümüzde Toplam Yabancı para mevduat 4 Trilyon 531 milyar TL’yi buluyor ki bu durumda dolarizasyon % 73,90 seviyesine çıkıyor.

Takipte zorlananlar için son yıllarda dövize yönelik talebi baskılamak ve dolarizasyonu engellemek için bankalar üzerinden yapılan düzenlemeleri özetleyelim.

Kur Korumalı Hesap : Ekonomi Kurmaylar dövizi TL’ye çevirenler için buldukları bir üründü. İlk haftadan başlayarak asıl kaynağın dövizin TL’ye dönüştürülmesinden olmadığı mevcut TL hesapların KKH’lara dönüştüğü ortaya çıkınca söylem “TL mevduatın dövize dönüşünü engelledik” şeklinde değişti. Merkez Bankası’nın Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ile ilgili yaptığı düzenlemesine göre 15 Nisan 2022’ye kadar banka özelinde döviz mevduatlarının yüzde 10’unu; 8 Temmuz 2022’ye kadar %20’lik kısmı KKM’ye dönüştürmemesi halinde yıllık %1,50 komisyon cezası uygulayacağını açıklamıştı. KKH’larda Dövizden dönenlerin kur farkını Merkez Bankası öderken; TL’den KKH açanların kur farkının vergi gelirleri ile Hazineden ödenmesi tartışmaları devam ediyor. Zira, bu durumda alınan vergiler KKH’lara para transferi ile zengine gitmiş oluyor ve açıklanması çok zor bir durum. Yetmedi yabancılara da bu hesaplar açılmaya başlandı.

Bankalar müşterilerine KKH’larda devam etmesi için büyük çaba gösteriyor. Diğer taraftan da halen dövizde olan müşterilerin TL’ye dönmesi için çaba içine girecek. “Döviz mevduatı vadeli yapılmama” gibi banka içi kararlar olabileceği gibi bazı bankaların önümüzdeki dönemde Yabancı Para Mevduata eksi faiz uygulamasına şahit olursak şaşırmayalım.

İhracat Bedellerinin Merkez Bankası üzerinden işlem yapılması : İhracat bedellerinin TCMB kurları ile işlem yapılarak karşılığı dövizin de gün içinde Merkez Bankasına gönderilmeye başlaması ihracat bedellerinin Merkez Bankasında birikmesi hedeflendi. Önce %25’lik ihracat bedeli karşılığı kısa sürede %40 olarak değişti. İhracat bedeli TL’ye dönüştükten sonra ihracatçı tekrar dövizi banka satış kuru üzerinden piyasadan aldığı için aradaki makas kadar zarar ediyor, üzerine kurların yükselmesi ile geçen zamanda da zarar büyüyünce İhracatçılarda huzursuzluk artmış olmasına rağmen Ekonomi kurmayları taviz vermeden uygulamayı sürdürdü. Uygulama o kadar ani yapıldı ki hiçbir bankanın sistemleri buna uyumlu olmadığından ilk haftalarda işlemler günlerce sürdü.

Dövizli çek ödemelerin yasaklanması : TL’nin aşırı değer kaybı piyasalarda işlemleri dövize dönüştürüp piyasaları da dolarize edince ekonomi kurmayları 19 Nisan 2022 itibarıyla dövizli sözleşme yapmayı yasaklamadı ama ödenecek döviz çeklerin TL olarak ödeme zorunluluğu getirdi. Aksini yapanlara sözleşmenin her bir tarafı için ayrı ayrı olmak üzere 2022 yılı için 14.200 TL’den 118.500 TL’ye kadar idari para cezası kesilebilecektir eylemin tekerrür halinde, bu cezalar iki katı olarak kesilecektir ifadesi düzenlemede yer aldı.19 Nisan sonraki yazılan çekler için hangi kur uygulayacağı hala netleşmiş değil ve buradaki kaos devam ediyor. Zira bazı bankalar kendi kurunu uygularken, firmaların çoğu merkez bakası kuru üzerinden işlem kaydı yapıyor; firmalar arasında muhasebe olarak sorunlar oluşmaya başladı; ileriye yönelik borç / alacak davaları artacak gibi.

Ticari Kredi karşılıkları arttı : Firmaların döviz mevduat tutarları artmaya başlayınca ekonomi kurmaylar bunu “firmalar kredi kullanıp, döviz alıyor” olarak yorumladılar ve Merkez bankası Ticari Kredilere “zorunlu karşılık” oranlarını artırdı. Yeni karşılıklar duyurusuna göre Ticari Kredilerde bankalara dolayısı ile kredili Ticari Müşterilere yıllık en az %2 ile %3 ek artış maliyeti getirir. Zira, piyasada Rotatif/BCH krediler %20‘ler üzerinde iken çok az bankada olan yıllık Spot krediler de %30‘lara yükselmiş durumda. Çoğu banka 3 ay üzeri orta uzun vadede kredi vermiyor ve durmuş durumda.

Müşterilere FX ekranları kapatıldı : Ticari müşterilere açık olan ve döviz alım satım kolaylığı sağlayan FX ekranları bayram öncesi kapandı. Döviz alım satım yapacak firma şubesini arıyor; şube belirlenen limitler içinde ise işlemi kendisi yapıyor yüksek olan işlemlerde Banka Hazinesi aranıyor. Banka hazinesinde bu işi yapan da 2-3 personel olduğu düşünüldüğünde yüzlerce şubesi binlerce müşterisi olan bankalar 2-3 personel ile kur işlemi yapıyor. Kaosu tahmin etmek zor değil bir işlem saatlerce sürüyor ve kur oynaklığında firmaların ciddi zararı oluyor. Zira, FX ekranı banka hazinesine en yakın kuru vererek firmalara büyük kolaylık ve kar sağlıyordu. İthalatın %80’e yakını hammadde olan piyasada sanayicinin döviz almama şansı yok. FX ekranını kapamakla sadece işler yavaşlamış oldu ve sanayici zararına oldu biline.

Döviz işlemleri 10:00 – 16:00 arası olsun uyarısı

BDDK Bankalara döviz işlemlerinin 10:00-16:00 arası yapılması için uyarıda bulundu. Bu sayede sabah erken, akşam geç saatlerde spekülatif işlemlerin önünü kesmek olarak yorumlansa da o zaman bankaların mesai saatlerini de bu aralığa çekmek gerekmez miydi?

Döviz Kredilerde İhracat Bedel oranı artırıldı

TCMB Döviz Reeskont kredilerde daha önce kredi kadar ihracat şartı vardı. 2021’de bu ihracat taahhüttü kredinin iki katına çıkarıldı. Örneğin 1 milyon USD TCMB Reeskont kredisi kullanan firma 2 milyon USD ihracat yapması gerekiyor. Piyasadan tepkiler gelince bu sefer tamam 1/1 ihracat yapın ama kredi süresini 6 aya çektik dediler. Yoruma gerek yok, yıllık bazda aynı şey zaten.

Döviz alanlara vergi kondu

Sanayici ya da İhracatçı değilseniz, döviz alımlarında binde 2 vergi ödüyorsunuz. Kısaca, kamu otoritesi döviz almak isteyene ek maliyet yükledi. Kibarca “döviz alma” diyor.

CDS ORANLARI NEDEN ARTTI

Kredi Risk Primi olarak bilinen CDS ( Credit Default Swap ) oranları artması bir ülke için iyi bir şey değil. Bu oranların artması bankaların yurt dışı borçlanma şartlarını artırdığı gibi maliyetlerini de artırmakta. Bankalar dışında büyük firmaların da yurt dışı kaynaklı kredi kullandığı düşünüldüğünde Mayıs başında bu oranın Türkiye için 700’ü aşması durumu daha da zorlaştırıyor. Enflasyon, TL değer kaybı, Faiz oranlarının aynı anda artması düşünüldüğünde ki bu ancak bir ülke için kriz ortamında olur CDS oranının niçin arttığını sorgulamak yanlış olur. Yurt dışından da ülkenin görünümü iyi olmadığı anlamına gelir. Bankaların sendikasyon kredilerine dikkat edin 20-30 ülkenin 30-40 bankasından zor denkleştiriliyor. Bankalar bunu “talep çoktu” diye sunsalar da gerçek CDS oranında saklı. CDS oranını sadece ekonomi olarak değil siyasi ve toplumsal görünüm de direkt etkiliyor.

DCL KREDİLER NİYE VAR?

Dövize talep azalsın diye uğraşan TCMB ve BDDK işin ilginç tarafı ısrarla yazmama rağmen hala “DCL Kredilere” müdahale etmedi. “Ufak işlerle uğraşılacağınıza milyarlarca doları hacmine ulaşan CDL kredileri engelleyin” derim. Müşteriler üzerinden döviz pozisyon kapatılıp swap yapılıyor resmen. İçinde büyük yerli bir bankanın da bulunduğu bazı bankalar son bir yılda işi gücü bırakıp “TL DCL Hazine Kaynaklı Kredi (DCL (Dual Currency Loan)” pazarlıyor. Bu krediler müşteri ile anlaşılan kur üzerine çıkması halinde müşteri döviz olarak ödeme yapıyor. Kağıt üzerinde kredi TL ama ödemede çoğu Döviz ödendi üstelik döviz kredilerinde ihracat yapma zorunluluğu varken bu krediler o yasağı da delmiş oldu, başka bir ifade ile işi kılıfına uydurdular. Bu sayede döviz mevduatı da TL kredide karşılık olarak göstermiş midir(!) banka Hazinesi muhasebe olarak, onu da BDDK murakıpları araştırsın, TCMB önlem alsın artık. Mücadele ise buyurun kaçağı yazıyorum. Kurumların ağaca bakmaktan ormanı görememe durumu var burada. Döviz kredilerindeki düzenlemeler DCL krediler sayesinde delindiği için bu bankalara da ceza vermek gerekir bence.

Yaptırımları üst üste koyunca bankaların yükü artmış durumda. 2021’de yıllık 92 milyar TL kar yapan bankaların 2022 ilk çeyreğinde 63,2 milyar TL Net Kar açıklamalarına rağmen niçin huzursuz olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak?

Yayınlanma:

|

Bankacılıkta Don Kişot Olmak: İmkânsızı Zorlayanlar mı Kazanır, Gerçekçiler mi?

Miguel de Cervantes’in ölümsüz kahramanı Don Kişot, yel değirmenlerini dev sanarak onlarla savaşan hayalperest bir şövalye olarak bilinir. Ancak modern yönetim biliminde ve iş dünyasında Don Kişot sadece bir roman karakteri değildir; vizyon, cesaret, değişim ve statükoya meydan okumanın sembolüdür. Peki Don Kişot yaklaşımı bankacılık sektöründe ne işe yarar? Ne zaman avantaj, ne zaman risk yaratır?

Don Kişot Teorisi Nedir?

İş dünyasında “Don Kişot Etkisi” veya “Don Kişot Yaklaşımı”, çoğunluğun imkânsız gördüğü hedeflerin peşinden gitmeyi ifade eder.

Bu yaklaşımın temelinde:

  • Büyük hayaller kurmak
  • Mevcut düzeni sorgulamak
  • Risk almaktan korkmamak
  • Yenilik peşinde koşmak
  • Toplumun kabul ettiği sınırları zorlamak vardır.

Ancak teori aynı zamanda şu soruyu da sorar: “Hayal kurmak ile gerçeklerden kopmak arasındaki çizgi nerede başlıyor?”

Bankacılıkta Don Kişotlar Kimlerdir?

Bankacılık tarihi incelendiğinde sektörde büyük dönüşümleri başlatanların çoğu aslında dönemin “Don Kişotları” olmuştur.

1. Dijital Bankacılığı İlk Savunanlar

1990’larda birçok yönetici: “Müşteri şubeden vazgeçmez” diyordu.

Bugün ise mobil bankacılık milyonlarca müşterinin temel işlem kanalı haline geldi. O dönemde dijitalleşmeyi savunan yöneticiler sektörde “hayalci” olarak görülüyordu.

2. Şubesiz Banka Fikrini Savunanlar

Bir dönem:

  • Şubesiz banka olmaz
  • Müşteri yüz yüze görüşmek ister
  • Krediler uzaktan verilemez

deniliyordu.

Bugün dijital bankalar birçok ülkede milyarlarca dolarlık değerlemelere ulaştı.

3. Yapay Zekâ ve Açık Bankacılık Savunucuları

Bugün halen bazı kurumlarda:

  • Yapay zekâ risklidir
  • Açık bankacılık müşteri kaybettirir
  • Veri paylaşımı tehlikelidir

görüşleri hakim.

Ancak geleceğin bankaları bu alanlarda şekilleniyor. Yani bugünün Don Kişotları yarının sektör liderleri olabilir.

Bankacılıkta Don Kişot Yaklaşımının Faydaları

1. Yenilikçilik Kültürü Oluşturur

Sektörün en büyük düşmanı bazen rakipler değil, alışkanlıklardır.

Don Kişot bakış açısı:

  • Yeni ürünler
  • Yeni gelir modelleri
  • Yeni müşteri deneyimleri oluşturur.

2. Kriz Dönemlerinde Çıkış Yolu Bulur

Kriz zamanlarında çoğu kurum savunmaya geçer.

Don Kişot yaklaşımına sahip liderler ise:

  • Yeni pazarlar arar
  • Yeni teknolojilere yatırım yapar
  • Rakiplerin görmediği fırsatları görür

3. Kurum İçinde Motivasyonu Artırır

İnsanlar sadece maaş için değil, anlamlı hedefler için de çalışır.

Büyük vizyonlar:

  • Yetenekli çalışanları çeker
  • Kurumsal bağlılığı artırır
  • Yenilikçi ekiplerin oluşmasını sağlar

Don Kişot Olmanın Tehlikeleri

Her Don Kişot hikâyesi başarıyla bitmez. Bankacılıkta aşırı hayalcilik ciddi riskler yaratabilir.

1. Risk Yönetimini Zayıflatabilir

Bankacılık sektörünün temeli:

  • Sermaye yeterliliği
  • Likidite
  • Risk kontrolü

üzerine kuruludur.

Gerçeklerden kopuk büyüme stratejileri bankaları krizlere sürükleyebilir.

2. Teknoloji Fetişizmi Oluşturabilir

Her yeni teknoloji yatırım yapılacak alan değildir.

Birçok banka:

  • Metaverse
  • NFT
  • Kripto projeleri

konusunda büyük yatırımlar yaptı ancak beklediği sonucu alamadı.

3. Kurumsal Körlüğe Yol Açabilir

Liderler bazen kendi vizyonlarına o kadar inanırlar ki:

  • Piyasa sinyallerini
  • Müşteri geri bildirimlerini
  • Finansal göstergeleri

görmez hale gelirler.

Bu durum “Don Kişot Sendromu” olarak da tanımlanır.

Türk Bankacılık Sektörü İçin Dersler

Türk bankacılığı bugün iki uç arasında denge kurmak zorunda:

Aşırı Muhafazakârlık

  • Yeni ürün geliştirmemek
  • Risk almamak
  • Teknoloji yatırımlarını ertelemek

Aşırı Don Kişotluk

  • Kontrolsüz büyüme
  • Yetersiz risk analizi
  • Gerçeklerden kopuk projeler

Doğru model ise: “Veriyle desteklenen Don Kişotluk

Yani:

  • Hayal kurmak
  • Yenilik yapmak
  • Büyük hedef koymak

ama aynı zamanda:

  • Risk ölçmek
  • Veriye dayanmak
  • Senaryo analizi yapmak zorundasınız.

Bankaların Don Kişotlara İhtiyacı Var mı?

Evet.

Çünkü sektör sadece muhasebecilerle büyümez. Ama sadece hayalperestlerle de ayakta kalamaz. Bankacılık tarihine bakıldığında en başarılı kurumlar, Don Kişot’un cesaretini Sancho Panza’nın gerçekçiliğiyle birleştirenler olmuştur. Bugün yapay zekâ, açık bankacılık, dijital para ve fintech rekabeti çağında Türk bankalarının ihtiyacı olan şey de tam olarak budur:

Yel değirmenlerine saldıran değil, hangi değirmenin gerçekten dev olduğunu anlayabilen Don Kişotlar…

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras

Yayınlanma:

|

Carl Friedrich Gauss, matematik tarihinin en büyük dahilerinden biri olarak kabul edilir. Hatta birçok bilim insanı onu “Matematiğin Prensi” (Princeps Mathematicorum) olarak anmıştır. 1777-1855 yılları arasında yaşamış olmasına rağmen, bugün kullandığımız birçok matematiksel yöntem, teknoloji ve mühendislik uygulaması onun çalışmalarına dayanır.

Gauss’un Matematiğe En Büyük Katkıları

1. Normal Dağılım (Gauss Eğrisi)

Bugün istatistikte, yapay zekâda, bankacılıkta, sigortacılıkta ve ekonomide kullanılan çan eğrisi onun adıyla anılır.

Bu eğri;
  • Kredi risk analizlerinde
  • Sigorta prim hesaplamalarında
  • Kalite kontrol süreçlerinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında
  • Borsa ve finansal modellemelerde

temel araçlardan biridir.

2. En Küçük Kareler Yöntemi

Gauss, gözlem hatalarını azaltmak için “En Küçük Kareler Yöntemi”ni geliştirdi.

Bugün:

  • Ekonomik tahminlerde
  • Finansal modellemelerde
  • Makine öğrenmesinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında

kullanılan regresyon analizlerinin temelini oluşturur.

3. Sayılar Teorisi

1801 yılında yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae adlı eser, modern sayı teorisinin temel kitabı kabul edilir.

Bugün:

  • Kriptografi
  • Dijital imza sistemleri
  • Blockchain teknolojileri
  • İnternet güvenliği

bu çalışmalar üzerine kuruludur.

4. Modüler Aritmetik

Gauss’un geliştirdiği modüler aritmetik sistemi günümüzde:

  • Şifreleme sistemleri
  • Bankacılık güvenliği
  • ATM işlemleri
  • Kredi kartı doğrulama sistemleri

için kritik öneme sahiptir.

Aslında internet bankacılığının matematiksel temellerinden biri Gauss’a dayanır.

5. Jeodezi ve Haritacılık

Gauss, Dünya’nın ölçülmesi ve haritalanması konusunda devrim yarattı.

Bugün:

  • GPS sistemleri
  • Uydu navigasyonu
  • Coğrafi bilgi sistemleri

onun geliştirdiği yöntemlerden yararlanır.

6. Karmaşık Sayılar

Gauss, karmaşık sayıların matematikteki kullanımını sistematik hale getirdi.

Bugün:

  • Elektrik mühendisliği
  • Telekomünikasyon
  • Radar sistemleri
  • 5G haberleşme teknolojileri

bu çalışmaların üzerine inşa edilmiştir.

7. Gauss Yasası

Elektromanyetizmanın temel yasalarından biridir.

Bu yasa olmadan:

  • Elektrik şebekeleri
  • Mikroçipler
  • Bilgisayarlar
  • Cep telefonları

geliştirilemezdi.

8. Astronomi ve Uzay Çalışmaları

1801 yılında keşfedilen Ceres kaybolduğunda, Gauss kendi geliştirdiği yöntemlerle yeniden yerini hesapladı.

Bu çalışma modern:

  • Uydu takip sistemlerinin
  • Yörünge hesaplamalarının
  • Uzay görevlerinin

başlangıcı kabul edilir.

Bankacılık ve Finans Açısından Gauss

Sizin ilgi alanınıza daha yakın bir örnek vermek gerekirse;

Bugün bankaların kullandığı:

  • Kredi skorlama modelleri
  • Risk ölçümleri
  • VAR (Value at Risk) hesaplamaları
  • Portföy optimizasyonu
  • Sigorta aktüeryası
  • Yapay zekâ destekli kredi değerlendirmeleri

doğrudan veya dolaylı olarak Gauss’un istatistik ve olasılık çalışmalarına dayanır.

Bir anlamda, modern bankacılıkta kullanılan risk yönetimi matematiğinin temel taşlarından biri Gauss’tur.

İlginç Bir Hikâye

Gauss henüz 7 yaşındayken öğretmeni sınıfa ceza olsun diye 1’den 100’e kadar sayıların toplamını vermişti.

Diğer öğrenciler hesap yaparken Gauss birkaç saniyede sonucu buldu:

1+2+3+⋯+100=(100×101)/2=5050

Çünkü sayıları şu şekilde eşleştirmişti:

  • 1 + 100 = 101
  • 2 + 99 = 101
  • 3 + 98 = 101

Toplam 50 adet 101 vardı.

Bu olay onun dehasını dünyaya duyuran ilk hikâyelerden biri olarak anlatılır.

Teorileri halen kullanılıyor

Gauss yalnızca matematiğe katkı yapmadı; bugün kullandığımız internet bankacılığından GPS’e, yapay zekâdan kriptografiye, uydu sistemlerinden finansal risk yönetimine kadar uzanan dijital dünyanın matematiksel altyapısını şekillendiren isimlerden biri oldu. Eğer bugün bir banka kredi riski hesaplayabiliyor, bir telefon konumunuzu bulabiliyor veya bir internet işlemi güvenli şekilde yapılabiliyorsa, bunun arkasında bir yerde Gauss’un matematiği vardır.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Yayınlanma:

|

Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.

Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.

Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor

Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.

Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”

Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor

Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.

Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.

Sorun teknik elemandan düz işçiye indi

Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.

Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.

Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu

Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.

Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.

Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.

İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil

Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.

Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.

Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart

Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.

Öncelikli adımlar şunlar olmalı:

  1. Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
  2. Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
  3. Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
  4. Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
  5. Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
  6. Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
  7. Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.

Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı

Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.

Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.

Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?

Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.

*************

Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.