GÜNDEM
Özüpak’tan iktidara EYT tepkisi: ‘Çözmek için neyi bekliyorsunuz!’
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Emeklilikte Yaşa Takılanlar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Boran Özüpak, Maltepe mitinginde yaptığı konuşmada iktidara seslenerek “İktidar elinizde değil mi? EYT meselesini çözmek için neyi bekliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Özüpak, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Selam olsun Güzel Türkiye’min doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, ülkenin dört bir yanından gelerek; işine ekmeğine onuruna sahip çıkan, bu güzel ülkeyi bir o kadar da yaşanır kılan vefakar, cefakar kaderdaşlarım sizleri sevgiyle ve büyük bir saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz…
VARIZ dedik, BİRİZ dedik, BİRLİKTEYİZ ve İşte bugün BURADAYIZ Diyerek bugün Maltepe’den sesimizi yükseltiyoruz.
BİZ KİM MİYİZ? Her zaman ÖNCE VATAN, ÖNCE DEVLET diyen, yaşamı boyunca sayısız ekonomik krize göğüs geren, emeklilik hakları ellerinden alınmışlarız. En uzun çalışma hayatıyla da devletine en çok katkı sağlayanlarız…
BİZ KİM MİYİZ? Devletiyle çalışma hayatının başında bir sözleşme yapan, çalışan, üreten ve karşılığında asgari ücrete mahkum edilen emekçileriz. Sen kazandığın gelirden devletine vergi vereceksin dediklerinde hayy hayy diyenler, her ay maaşından tıkır tıkır, daha cebine girmeden gelir vergisini ödeyenleriz. İleride devletin güvencesinde bir gelire sahip olmak istiyorsan bana şu kadar sene boyunca prim ödeyeceksin dendiğinde de hay hay diyerek yine tıkır tıkır primlerimizi ödeyenleriz. Ama gel gör ki bizden istenen vergileri hiçbir af’tan faydalanmadan kuruşu kuruşuna ödememize rağmen hakları devlet eliyle ötelenenleriz.
BİZ KİM MİYİZ? İlerlemiş yaşı nedeniyle işsiz kalan ve yine aynı sebeple yeni bir iş bulamayınca devletin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için; hiçbir geliri olmadığı halde GSS diye tabir edilen Genel Sağlık Sigortası primi ödemeye zorunlu tutulanlarız…
BİZ KİM MİYİZ? Muhalefet ağzıyla hak aranmaz diyenlere; biz hiçbir düşünceye hiçbir görüşe muhalif değiliz. Siyaset yapmıyoruz. Siyaset bizim sadece mücadele ettiğimiz zemindir diyenleriz. Ama herkes şunu çok iyi bilsin ki; haklarımızın gasp ediliyor olmasıyla sonuç alana kadar mücadele edeceğiz. Emekliliğin hakkımız olmadığını söyleyenlere de kim olursa olsunlar; hangi görüşte olursa olsunlar sonuç alıncaya kadar muhalif olacağız.
BİZ KİM MİYİZ? Atanmışlarla seçilmişlerin EYT konusundaki tutarsız açıklamaları karşısında; bizlere yapılan hakaretleri unutmadık, unutmayacağız diyenleriz. Vaat vermek iktidara talip olan muhaliflerin işidir; iktidar olana ise vaat vermek değil çözmek yaraşır diyenleriz
BİZ KİM MİYİZ Staj Mağdurlarıyız, BİZ KİM MİYİZ intibak bekleyen emeklileriz,
BİZ KİMMİYİZ Bağlanan üç kuruş Emekli maaşları ile GEÇİNEMİYORUZ diyen emeklileriz.”

İKTİDARIN AYIBI DEĞİL Mİ?
“Herkes biliyor ama hadi gelin beraber bir durum tespiti yapalım tekrar. EYT olarak 23. yıldönümümüze girmek üzereyiz. Bu toplumsal problemin bu kadar uzun süre çözülmemesi bir sosyal devlet anlayışı ile iktidarın ayıbı değildir de nedir? Neredeyse 23 yıl önce çıkan bir yasanın; dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan şekilde geçmişe yönelik uygulaması ile bizatihi siyaset eliyle doğmuştur EYT mağduriyeti. Söylerken 2 kelimede EYT mağduriyeti diye söyleniyor ama içinde birçok başka mağduriyetler barındırmaktadır. Beraberinde getirdiği genç işsizlik, staj sürelerinin sayılmaması, reform adı altında farklı sigorta kollarının birleştirilmesi sırasında yaşanan hak kayıpları, EYT’ nin icadından bir süre sonra Aylık Bağlama Oranlarının düşürülmesi, bir dönem göz dikilen kıdem tazminatları…. Daha sayalım mı? Saymakla bitmiyor SGK mağduriyetleri… Siyaset mekanizması emeğin hakkını görmezden geldiği sürece de bitmeyecek, yenileri eklenecek besbelli…
Yıllarca çalışıp üretip devlete olan yükümlülüklerini harfiyen yerine getireceksin ve sonra da siyasi yönetim politikaları sebebiyle sürekli yoklukla sınanacaksın. Sürekli veren el olacaksın. Sürekli emekleri ve hakları sömürülenler olacaksın. İşte bu BİZ DEĞİLİZ. Buna asla razı değiliz. Siz buna razı mısınız kaderdaşlarım?
Karşımıza sürekli Avrupa’dan örneklerle çıktılar. Yok Almanya’ da emeklilik yaşı 67 yok Fransa emeklilik yaşını 67′ ye çıkardı vs. Pekiiii soru 1 – Avrupa ülkelerindeki işsizlik oranı nedir? Haberiniz var mı? Soru 2- Avrupa ülkelerinde işsiz kalanlara verilen işsizlik maaşı ve sürelerini biliyor musunuz? Ve üçüncü ve son olarak ve aslında en önemli soru – Bu ülkelerin hangisinde emeklilik yaşını 67′ ye çıkarırken bu yasalar geçmişe yönelik olarak uygulandı? Bizim bedelini peşinen ödediğimiz emeklilik haklarımızı bize çok görenler bu soruların cevaplarından köşe bucak kaçmaktadırlar. Bir ülkede işsizlik sorununu çözmeden, yeterli istihdamı sağlamadan mevcut emeklilik şartlarına üçüncü bir şart olarak YAŞ şartını getirmek işe sondan başlamak değil midir? Bu tam anlamıyla siyasi bir başarısızlık değil midir? Sonuçlarını bilmeden hareket etmek değil midir?”
Sorunu çözmek yerine doğrudan sondan başlamayı tercih eden siyaset mekanizması, nihayet EYT probleminin acil çözülmesi gereken bir toplumsal problem olduğunu fark edince de türlü türlü modellerle çıktılar karşımıza. Finlandiya Modeli, İsveç modeli, Almanya modeli. Değerli EYT’ liler, dünyanın hiçbir yerinde EYT diye bir problem yok. EYT problemi bize, Türkiye’ ye has bir problemdir. Nedenleri ile nasılları ile tamamen yerli ve milli bir toplumsal problemdir. Hal böyleyken neden problemin kendi bilinmeyenlerine odaklanmıyorsunuz da ithal modellerle çözüm getirilmeye çalışıyor.
İlla Avrupa ülkelerinden bir model alacaksanız işsizliği nasıl çözüyorlar; işsizlere nasıl destek oluyorlar, kayıtsız çalışma önüne nasıl geçiliyor onlara bakın o modelleri çalışın asıl…

İLLA AVRUPA’DAN BİR MODEL ALINACAKSA…
Değerli kaderdaşlarım, her seçim arifesinde o tozlu raflardan alınıp tekrar gündeme oturtuluyoruz. Her seçim öncesinde türlü türlü vaatlerle umutları sömürülenler olduk. Her seçim döneminde, anayasal bir hak olduğu için siyasi partilerin vaatlerinin arasında temel hak ve özgürlüklerin korunması meselesi başta gelen vaatlerin arasında yer almaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin tanınması ve teminat altına alınması; özgürlük, adalet ve barışın temelidir denmektedir. Ancak tüm seçim beyannamelerinde bu vaatlerin ortak olmasına rağmen bu konuda verilen taahhütlerin yerine getirilemediğini hep birlikte yaşadık, hep birlikte şahit olduk.
Bu arada, yeni bir seçim dönemine girilmişken bu vaatler tutulsa , emeklilik haklarımıza bir parmak bal sürerek çözüm ürettik denilse dahi mağduriyetlerimiz maalesef mağduriyetimiz giderilmiş olmuyor. EYT’ liler olarak haklarımız için mücadele ediyor olsak da emeklilerimizi ve yaşadıkları sorunları da yakından takip ediyoruz. Çünkü, 2008 yılında, şu anki iktidar partisi tarafından; sosyal güvenlik reformu olarak sunulan 5510 sayılı kanunla Aylık Bağlama Oranları o kadar düşürüldü ki; yıllarca çalışıp ürettikten sonra bugün emekli olan kaderdaşlarımıza bağlanan emekli maaşları kabul edilemez, SOSYAL YARDIM NİTELĞİNDE MAAŞLARDIR. düşüktür. Hatta hükümetimiz de bunun çok düşük olduğunu görüyor ki Hazine yardımı eliyle en düşük emekli maaşları günümüzde 2.500 TL’ ye tamamlanıyor. Amaaaaaa dikkat edin burada da büyük bir siyaseten bir yanıltma ile karşı karşıyayız. Öyle kelimelerle ifade ettikleri gibi en düşük emekli maaşı 2.500 TL değil. Bu koskoca bir yanıltma arkadaşlar. Emekli maaşları 1.500 TL – 2.000 TL gibi rakamlar olarak bağlanıyor. Üstü devlet yardımı ile 2.500 TL tamamlanıyor. Zam dönemi gelip de; SGK sisteminden 1.500 TL olarak görünen maaş artıyor ve 1.800-2.000 TL oluyor ve yine hükümet sistemdeki düşük emekli maaşı 2.500 TL’ ye tamamlıyor. Burada verilen bir hak yok. Burada emeklilerin, emekçilerin ağzına bir parmak bal sürme politikasının ön plana çıktığını görüyoruz. Aynı EYT sorunun da olduğu gibi burada da problemin kaynağına inmektense, emekçilerin hakların gaspına ve haklar üzerinden siyaset yapılmasına tanık oluyoruz. Bu işin çözümü en düşük emekli maaşını hazine yardımı ile şu rakama tamamlıyorum demek değildir. Yapılması gereken; adaletli olmak için kaynakların eşit paylaşımı için, ABO oranlarının iyileştirilmesidir. Adaletli olmak için tek çözüm yolu budur.

HER SEÇİM DÖNEMİNDE GÜNDEM OLUYORUZ
Değerli Kaderdaşlarım
Değinmek istediğim bir başka SGK mağduriyeti de Staj Mağduriyeti konusudur. Ben de bir Meslek lisesi mezunu olarak iş hayatıma stajyer olarak başladım. Ben de bir staj mağduruyum. Hepimizin ellerinde SSK kartlarında başlangıç tarihi olarak staja başladığımız tarihler yazmaktadır. Burada da kandırıldık. Burada da haklarımız gasp edildi. Staj konusunda da günümüzde büyük adaletsizlikler yapıldı. Bazı meslek gruplarında stajda geçen süreler emeklilik hesabı yapılırken bir çok meslek grubunda ise bunun tam aksi söz konusudur.
Neden SSK kartlarındaki tarihlerimiz SSK başlangıç tarihi yazarken kabul edilmiyor. Hadi başlangıç tarihi saymadınız Çözüm için bir borçlanma getirilerek çözüme kavuşması sağlanabilirken bu sorunumuz yıllarca süre geliyor.
HAKLARIMIZIN GASP EDİLMESİNE MUHALİFİZ
Değerli Arkadaşlarım;
Gelelim mağduriyetimiz ve verdiğimiz mücadelemizle kimler neler dedi kimler neler söylediler, ne vaatler dediler
Hadi biraz da onlara bakalım. Zaten şu anda iktidarda olup da bizlere çeşitli çözüm vaatleri verenleri anlamak gerçekten zor. Değerli kaderdaşlarım size soruyorum. İktidarda olanlara vaat vermek mi yakışır? Yoksa doğrudan çözmek mi? Kıymetli EYT’liler vaat vermek kimin işidir? İktidara talip olan muhalefet vermez mi vaatler? İktidar neden vaat veriyor? Neden biz EYT’ yi çözeceğiz diye gelecek zaman ekiyle konuşuyor? İktidar elinizde!.. Çözmek için neyi bekliyorsunuz? Hepimizin işsizlikten, aşsızlıktan telef olup bitmemizi mi bekliyorsunuz? Ama bakalım kimler neler demiş?
“İşe girdiği tarihte tabii olduğu mevzuata göre emeklilik için gereken sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayan ancak yaş düzenlemesi nedeniyle emekli olamayanların mağduriyetleri giderilecektir” bunu kimler ne zaman söylemiş biliyor musunuz? Bundan taaaaa 7 yıl önce evet 7 yıl önce 2015 seçimlerinde MHP seçim beyannamesinde ifade etmiş. Eeee? Hani nerede? Aradan geçen 7 yıl içinde ne yaptınız bu vaadinizle ilgili olarak? Tek bir arpa boyu kadar yol alabildiniz mi? Bu vaadi verdikten tam 3 yıl sonra 2018 seçimlerinde; aynı MHP “Emekli aylıklarındaki eşitsizliklerin giderilmesi, refah payının artırılması ve emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetlerinin giderilmesi” vaatleri ile meydanlara çıkmış tekrar. Bu vaatlerinin üzerinden de gün itibarıyla 4 yıl geçmiştir. Peki bu vaatlerin karşılığında ne yapıldı? Onlara da bir bakalım mı? Seçimler bitip de vaatler raflara kaldırılınca; meclisteki koltuklarına oturan MHP önce hepimizin aklıyla oynarmışçasına “49 milletvekili ile bizim bir yasa çıkarmamız mümkün değil” söylemiyle cevap verdiler. Bu cevaptan ötürü çok tepki alınca da “Karşılığının ve kaynağının bulunmasında zorluk çekilen bir ortamda bu vaadin yerine getirilmesi belki muhalefet açısından uygun olabilir; ama bizim cumhur ittifakının yaklaşımı ve anlayışı açısından doğru değildir” şeklinde bir söylem geliştiren MHP Genel Başkanı ; bir süre sonra da meydanlarda verdiği sözleri artık tamamen inkâr edecek şekilde “Bu konunun çözümünde ısrarcı değiliz” ifadelerini de kullanmıştır.
Bizi muhalefet ağzıyla hak aramakla eleştirenlere sesleniyorum. Bu ifadeler bizim ifadelerimiz değil. EYT’lilere verilen vaatler ve o vaatleri verenlerin daha sonra EYT için söyledikleridir. Bizim tek ortak paydamız EYT’dir. Tek meselemiz de EYT’dir. Ve Haklı mücadelemizle, Bizler herhangi bir siyasi partiye değil haklarımızın gasp edilmesine muhalifiz. Bunu kim yaparsa yapsın; haklarımızın gasp edilmesine muhalif olmaya da devam edeceğiz…
‘SEÇİMİ KAYBETSEM DE YOKUM’ SÖZÜNÜ UNUTMADIK
Şimdi gelelim iktidar partisinin EYT konusundaki söylemlerine… Tarih 17 Nisan 2012. Şu anda da genel başkan olan iktidar partisinin genel başkanı “IMF’ nin talepleri doğrultusunda mağdur edilen vatandaşlarımızın, iktidarımızda bu mağduriyetini gidereceğiz” ifadesini kullanmıştır. Bu cümledeki mağdur vatandaşlar biz yani Emeklilikte Yaşa Takılanlardır. Peki öyle mi oldu? Mağduriyetlerimiz giderildi mi? Elbette hayır. En başından beri bizi bizden dinleyin dememize ve türlü kanallardan randevu talep etmemize rağmen talebimiz kabul görmedi. İktidarın Bizim sorunlarımızı bizden değil de siyaset yapmaya çalışan EYT’nin ‘E’ sini bilmeyen yakın çevresinden dinlemeyi tercih edince yukarıdaki cümlelerde ifade ettiği gibi mağduriyetin giderilmesi bir yana türlü türlü hakaretlere uğradık. İktidar partisi genel başkanı, 10 sene önce İMF’nin mağdur ettiği vatandaşlarımız diye ifade ettiği emeklilikte yaşa takılanlar için bu defa “Bir de bunlar türedi. Ne olacak? Emekli olacak sonra gidip başka bir iş de daha çalışacak. Yani çift dikiş. Olmaaaaz öyle şey” ifadelerini kullanmıştır. En düşük emekli maaşının hazine eliyle bile desteklenerek ancak ve ancak 2.500 TL’ ye tamamlandığı bir ülkede bir emeklinin ilerlemiş yaşına rağmen gidip ikinci bir iş de çalışmaktan yani çift dikiş atmaktan başka bir çaresi var mıdır? Çoluğunun çocuğunun rızkını bu hayat pahalılığında 2.500 TL ile nasıl idare etsin? Üstelik iktidar partisinin genel başkanının bu çift dikiş çıkışının ardından; 5-6 yerden bol sıfırlı maaşlarla 5-6 dikiş atan bürokratların ortaya çıkması da biz emeklilikte yaşa takılanlar için ayrıca bir hakaret anlamına gelmektedir. Yine aynı iktidar partisi liderinin; hak mücadelesi veren EYT’lilere karşı “Seçim kaybetsem bile YOKUM” kısaca hakkınızı vermiyorum anlamına gelen sözlerini de unutmuş değiliz.
Şimdi tekrar size sormak istiyorum. Elinizi vicdanınıza koyarak bu soruma cevap vermeye çalışın. Tüm bu söylemler karşısında kim kime muhalif? EYT federasyonumuzun bu miting dahil olmak üzere bugüne kadar düzenlediği pek çok etkinlik, miting ve organizasyon sayesinde bugün EYT probleminin finansal bir problem olmadığı toplumsal bir problem olduğu; iktidarından muhalefetine tüm kesimler tarafından kabul edilmiş durumdadır. Şu çok açık ve nettir ki; EYT probleminin çözümü konusunda finansal bir sıkıntıdan ziyade finansal tercih problemi vardır. Kaynakların yerinde ve adil paylaşımı durumunda; örnek olarak sadece kayıt dışı istihdamın bile önüne geçildiğinde EYT çözümü için ihtiyaç duyulan finansal kaynağın kat ve kat fazlası elde edilebilmektedir.
Bedeli zaten ödenmiş EYT hakları için kaynak arayışları aslında izlenen yanlış ekonomi politikalarının bir sonucudur. Ama yine de bu kaynak var ki farklı yerlere harcanmak istenmektedir. Suriyeliler başta olmak üzere İktidarın izlediği sığınmacı politikası milyarlarca doların başka milletlere harcanmasına yol açarken kendi milletinden olan EYT’lilere bu denli sırtını çeviren bir anlayış kabul edilemez. Yine kendi milletinden olan EYT’liler işsizlik çıkmazında ve ülkenin içinde bulunduğu hayat pahalılığında yaşam mücadelesi verirken 137 farklı millete sosyal yardım yapılıyor açıklamalarının olmasının anlamı ve mantıklı bir izahı bulunmamaktadır.

KABUL EDİLEMEZ BİR POLİTİKA
Bu durumda, siz çalışın üretin verginizi verin ama ben sizin haklarınıza el koyarak ve o haklar ile dünya üzerinde siyaset yapayım anlayışı kabul edilemez bir politikadır.
Tüm bunları yaşarken ve tüm bu söylemler yapılmış olmasına rağmen, seçim takvimi sürecinde olduğumuz için EYT problemi ile ilgili olarak iktidar partisi yetkililerinden çelişkili sesler yükselmektedir. Seçilmiş olanlar EYT problemini çözeceğiz; şu tarihe kadar çözeceğiz, bunu ancak biz çözeceğiz ifadelerini kullanırken; atanmış ve yetkili bakanlar ise EYT gündemimizde yoktur demektedirler. Bu çelişkili ifadeler de göstermektedir ki seçim tarihi gelene kadar bir oyalama stratejisi uygulanmaktadır. Bu strateji yanlış bir stratejidir. İktidar partisini çok daha fazla geç olmadan uyarıyoruz. Şimdiye kadar sütten ağzımız yandı bundan sonra yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. Yani artık iktidarda olana vaat verme şansı tanımıyoruz. Zaten vaat vermek; iktidar olmak isteyen muhalefete yakışan bir davranıştır. İktidar olan vaat vermez. İktidar olana icraat yakışır.
Peki muhalefette olanlar neler söylüyor? Elbette vaat veriyorlar. Yani bizi seçerseniz; biz iktidar olursak EYT problemini şu şekilde çözeceğiz. Kaynakları bu şekilde yaratacağız. Sizi 1999 öncesindeki haklarınızla, yani işe girdiğiniz zamanki koşullar neyse o koşullara göre emekli edeceğiz diye vaatlerde bulunuyorlar. Hepsiyle görüştük. Hepsi bizi bizden dinlendi. Dolayısı ile EYT problemini şu anda iktidar partisi ve ortağından daha iyi biliyorlar. Çünkü problemin kaynağına indiler ve EYT federasyonumuzu dikkate aldılar. EYT ‘nin bir kul hakkı olduğunu, Anayasal kazanılmış bir hak olduğunu hepsi kabul ettiler.Bu çerçevede çözüm önerilerini sunmuşlardır. Gelinen süreçte görünen o dur ki; YANIMIZDA OLANIN YANINDAYIZ DİYEREK, EYT nin haklı mücadelesinin gücü bütün siyasi partilerin buluştuğu ortak bir mesele, birleştirici bir güç olmuştur. EYT Federasyonumuz da bu birleştirici gücü arkasına alarak bugün Türkiye’nin en büyük Sivil Toplum Kuruluşu konumuna gelmiştir.
BU GÜÇ SİZİN
Lütuf istemeyen, bağış istemeyen SADECE VE SADECE KAZANILMIŞ HAKLARINI insanca yaşanır bir maaşla haklarını isteyen bugün burada toplanan arkadaşlarım, kaderdaşlarım Bu güç sizin eseriniz. Bu güç SİZİN GÜCÜNÜZDÜR.
VARIZ dedik değil mi!… Dön bak yanındakine arkandakine… Bak Türkiye’nin dört bir köşesinden gelmişiz. Bak nasıl VARIZ hem de var ya. Öyle bir VARIZ ki görmezden gelemez kimse bizi.
BİRİZ dedik değil mi? Evet bakın birbirinize değerli kaderdaşlarım hepimiz birimiz. EYT’li olmak hepimizin ortak paydası. Hepimizin derdi aynı… Yanımız, yöremiz, töremiz farklı olabilir ama bizi BİR yapan bir değerimiz var. O da EYT’li oluşumuzdur.
BİRLİKTEYİZ dedik değil mi? Evet en başından beri birlikte mücadele ediyoruz. EYT Federasyonu çatısı altında her yerde, her platformda, sosyal medyada, görsel ve yazılı basında, mitinglerde, çeşitli özel günlerde hep birlikte olmadık mı? Yalan mı? Bu güçlü ve onurlu mücadeleyi, bu azmi, bu kararlılığı BİRLİKTE olmamıza borcu değil miyiz?
BURADAYIZ dedik değil mi? Eveeeeet buradayız. Bugün 15 Mayıs 2022 Maltepe Miting Alanındayız ve bugün Türkiye tarihinde yerini alacak bir gün. Bizleri görmezden gelmekte, Yok saymakla yok olmuyoruz. Bakın işte kapı gibi BURADAYIZ. Vallahi de billahi de BURADAYIZ…
YASAL OLMAYAN ŞEYLERDE ISRARCI DEĞİLİZ
“Değerli kaderdaşlarım; yaklaşan genel seçimle birlikte en güzel tepkimiz demokratik hakkımızı kullanırken, sandıkta tercihimizi bizi anlayan, bizi dinleyen ve yanımızda olanlardan yana kullanmamız olacaktır.
Yasal olmayan hiçbir şey için ısrarcı değiliz. Biz sadece yasaların geriye doğru işlemeyeceğini söylerken ısrarcıyız ve olmaya da devam edeceğiz.
İşe başlangıç tarihimizde bize sunulan şartlar neyse o şartların yerine getirilmesinde ve insanca yaşanır bir emekli maaşında ısrarcıyız.
Beklemiş olduğumuz bunca sene boyunca zaten büyük bir bedel ödedik başka bir bedel daha ödemenin de adaletsiz olacağını açıkça ifade ediyoruz ve asla kabul etmiyoruz…
Güzel Türkiye’mizin 4 bir köşesinden kalkıp geldiniz. Bugün Varlığımızla, Birliğimizle, Kardeşliğimizle Haklılığımızı haykırdık. Haklarımızı haykırdık.
Reva görülen mağduriyetin sürecini, maruz kaldığımız hakaretleri unutmayacak, bir parmak bala razı gelmeyerek, Yanımızda olanın yanında olacağız sözümüzle, HAKLILIĞIMIZI Sonuna sonuç alıncaya kadar da haykırmaya devam edeceğiz. Var olun. Sağ olun… Hepinizi çok seviyorum. Hepinizi kucak dolusu selamlıyorum. Allaha emanet olun….”
Normhaber.com
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor
Yayınlanma:
2 gün önce|
18/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün akşam sonuçlanan Fed’in olağan Haziran ayı FOMC toplantısında, politika faizi beklentilere paralel tüm üyelerin ortak kararıyla %3,50-%3,75 aralığında sabit bırakıldı. Ancak güncellenen projeksiyonlar, Mart ayında ağırlık kazanan faiz indirimi beklentilerinin aksine, yıl sonuna kadar bir faiz artırımının yeniden masaya geldiğini gösterdi. Karar metninden gelecekteki faiz adımlarına ilişkin tüm yönlendirmelerin çıkarılması dikkat çekerken, önceki dönemlere kıyasla oldukça sade bir metinle karşılaştık. Enflasyon tahminleri yukarı yönlü revize edilirken, büyüme beklentilerinde ise sınırlı da olsa aşağı yönlü güncelleme yapıldı. Meşhur nokta grafikte (dot plot), 19 politika yapıcıdan yalnızca 18’i faiz projeksiyonu paylaşırken, eksik kalan tahminin yaklaşık üç hafta önce göreve başlayan ve uzun süredir dot plot uygulamasını eleştiren Warsh’a ait olduğunu da not edelim.
Bu nedenle gözler karar metninin ardından mikrofon karşısına geçen Warsh’a çevrildi. Faiz kararının sürpriz yaratmadığı toplantıda asıl dikkat çeken unsur, Fed’in iletişim stratejisinde başlayan değişim oldu. Piyasalara net bir yön vermekten kaçınan Warsh, bir sonraki adımın ne olacağına dair yönlendirme yapamayacağını söylerken, Fed’in karar alma süreçleri, veri kullanımı, bilanço yönetimi ve iletişim politikalarını kapsayan kapsamlı bir gözden geçirme süreci başlattığını açıkladı. Uzun süredir Fed’in aşırı yönlendirme yaptığı görüşünü savunan Warsh’ın bu yaklaşımını, piyasalara daha az sinyal veren ve Fed’in eski Başkanı Alan Greenspan dönemini hatırlatan bir merkez bankacılığı anlayışına dönüş olarak yorumladık.
Her ne kadar projeksiyonlar faiz artırım ihtimalinin güçlendiğine işaret etse de, Warsh kendi faiz beklentisini paylaşmaktan özellikle kaçındı. Bu nedenle piyasalarda oluşan ilk izlenim, yeni başkanın para politikasının yönünü değiştirmekten çok Fed’in çalışma biçimini değiştirmeye odaklandığı yönünde oldu. Sadece manşet enflasyona bakmanın hatalı olduğunu belirten Warsh, kredibilite konusunda siyasî baskılara boyun eğmeyeceklerini ve veriler nereye işaret ediyorsa oraya gideceklerini söyledi. Warsh, üyelerin projeksiyonlarına da temkinli yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak, tüm tahminlerin “büyük silgili kurşun kalemlerle yazıldığını” ifade etti. Bu metaforu, Fed üyelerinin altı hafta sonra bambaşka bir ekonomik tablo ile karşılaşabilecekleri ve sıklıkla değişebileceği yönünde yorumladık.
Powell döneminde Fed piyasalara ne yapacağını anlatmaya çalışırken, Warsh’ın ilk mesajı Fed’in önce kendisini sorgulayacağı yönünde oldu. Bu kapsamda enflasyon hedeflemesi, iletişim politikası, kullanılan ekonomik veriler, verimlilik, istihdam dinamikleri ve bilanço yönetimini inceleyecek beş ayrı çalışma grubu kuruldu. Warsh, söz konusu çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanmasını beklediğini belirtirken, Fed’in önümüzdeki dönemde yalnızca para politikasını değil, karar alma süreçlerini de yeniden şekillendirebileceğinin sinyalini verdi.
Fed kararı öncesinde oldukça iyimser bir seyir izleyen küresel mali piyasalar, kararın ardından kazanımlarını koruyamadı. Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının faiz artırdığı bir ortamda Fed’in de tonunu bir miktar şahinleştirmesi ve dokuz politika yapıcının yıl sonu gelmeden 25 baz puanlık bir faiz artırımını öngörmesi, risk iştahını törpüledi. ABD borsaları dün geceyi %1’in üzerinde kayıpla tamamlarken, karar öncesinde yükseliş serisini beşinci güne taşımaya hazırlanan kıymetli metaller de yönünü aşağı çevirdi. ABD doları değer kazanırken, tahvil faizleri yükseldi.
Öte yandan bu sabah küresel mali piyasalarda dün akşam Fed toplantısı ardından egemen olan karamsar havanın dağıldığını görüyoruz. ABD ile İran arasında haftalardır beklenen geçici anlaşma iki ülke liderlerinin imzasıyla yürürlüğe girerken, piyasalarda risk iştahını destekleyen haber akışı güç kazandı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, İran’a yönelik bazı yaptırımların gevşetilmesini, dondurulmuş varlıklara erişimin kolaylaştırılmasını ve önümüzdeki 60 gün boyunca kalıcı bir anlaşma için müzakerelerin sürdürülmesini öngörüyor.
Bununla birlikte anlaşmanın nihai bir barış anlaşması olarak değerlendirilmesini erken olarak yorumluyoruz. Trump, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda askerî operasyonların yeniden başlayabileceğini açık şekilde ifade ederken, İsrail’in Lübnan’da sürdürdüğü operasyonlar ve Hizbullah’ın saldırıları bölgesel tansiyonun tamamen düşmediğini gösteriyor. Üstelik İran’ın füze kapasitesi, uranyum stoklarının nihai akıbeti ve yaptırımların kaldırılma takvimi gibi en kritik başlıklar da önümüzdeki 60 günlük müzakere sürecine bırakılmış durumda.
Şubat ayında İran’ın füze sanayisini yerle bir edeceğiz diyen Trump’ın bugün başkalarında varsa onların da belli ölçüde sahip olması haksızlık sayılmaz çizgisine gelmesi oldukça önemli bir değişime işaret ediyor. Savaşın başında öne sürülen hedeflerin önemli bölümünün masada revize edildiğini anlıyoruz. İran yönetimi ve rejimi yerinde kalırken, balistik füze kapasitesi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin en zorlu başlıklar nihai müzakerelere bırakıldı. Bu durumu, anlaşmanın İran açısından beklenenden daha olumlu şartlar içerdiği şeklinde yorumluyoruz.
Brent petrolün varil fiyatı, savaş öncesinde yaklaşık 65 dolar seviyelerinde işlem görürken, arz endişeleriyle 126 dolara kadar yükselmişti. Ancak ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın ardından fiyatların, teknik açıdan kritik öneme sahip 200 günlük ortalamanın geçtiği 78 dolar seviyelerine kadar geri çekildiğini görüyoruz. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı ve İran petrolünün kademeli olarak yeniden piyasaya döneceği beklentisi, savaş döneminde oluşan risk priminin önemli ölçüde geri verilmesini sağladı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2027 yılı için belirgin bir arz fazlası öngörmesi de petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artıran bir diğer unsur oldu.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde son günlerde hâkim olan iyimser hava, dün akşamki Fed toplantısının ardından yerini satış baskısına bıraktı. Toplantı öncesinde 4,380 dolar seviyesini test eden altının ons fiyatı, Warsh’ın basın toplantısıyla birlikte yaklaşık 160 dolar gerileyerek 4,220 dolar seviyesine kadar çekildi. Benzer şekilde gümüş de 71,50 dolar seviyelerine kadar yükselmesinin ardından 66,75 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Bu sabah işlemlerinde gümüş yeniden 69 dolar seviyelerine toparlanırken, altın ise 4,315 dolar seviyesinde işlem görüyor. Teknik açıdan bakıldığında, gümüşte 200 günlük hareketli ortalama 69 dolar seviyesinden geçerken, altında aynı ortalamanın yaklaşık 4,460 dolar seviyesinde bulunduğunu not edelim.
Yeni güne başlangıcında küresel mali piyasalarda iki farklı hikâyenin aynı anda fiyatlandığını görüyoruz. Bir tarafta Fed’in yeni Başkanı Warsh’ın ilk toplantısında ortaya koyduğu görece şahin duruş ve yıl sonuna kadar faiz artırım ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi yer alırken, diğer tarafta ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın yarattığı iyimserlik risk iştahını desteklemeye devam ediyor.
Asya piyasalarında bu sabah alıcılı bir seyir hâkim olurken, Japonya’nın Nikkei endeksi tarihinde ilk kez 71 bin puan seviyesinin üzerine yükseldi. Nikkei %1,6 artış kaydederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası %1,5 yükseldi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %1 civarında yükseliş görüyoruz. Bununla birlikte piyasalardaki iyimserliğin temelinde kalıcı bir barış anlaşmasından ziyade, taraflara 60 günlük müzakere süresi tanıyan geçici bir uzlaşı bulunduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Trump’ın anlaşmayı imzalamasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde askerî operasyonların yeniden başlayabileceğini söylemesi, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının 25 baz puan faiz artırımına gitmeleri ardından bugün gözler İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz kararında olacaktır. Piyasalar politika faizinin %3,75 seviyesinde sabit bırakılmasını beklerken, karar metninin satır aralarını dikkatle okuyacağız. Özellikle ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın ardından petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, son haftalarda enflasyon görünümünü bozan en önemli risklerden birinin şimdilik zayıflamasına olanak sağladı. Öte yandan, İngiltere’de dün açıklanan enflasyon verisinin Mayıs ayında %2,8 seviyesinde sabit kalması ve beklentilerden daha olumlu bir tablo ortaya koyması da Merkez Bankası’nın elini rahatlatmış görünüyor. Hatırlanacağı üzere piyasa savaş öncesinde yıl içinde iki faiz indirimi beklerken, çatışmaların başlamasıyla birlikte dört faiz artırımını fiyatlamaya başlamıştı. Gelinen noktada ise beklentiler yeniden tek bir faiz artırımına kadar gerilemiş durumda.
Fed kararı ardından GBPUSD paritesi 1,33 seviyelerinin altını test ederek son 10 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, faiz artırım kararına rağmen Yen’in dolar karşısında Japon otoritelerinin kritik bir eşik olarak gördüğü 160 seviyesinin altına gerilemekte zorlandığını görüyoruz. G7 Zirvesinde Ukrayna’ya hava savunma ve uzun menzilli silah desteğinin artırılması kararı alınırken, Rusya’nın petrol gelirlerini hedef alan yeni yaptırımların da devreye sokulacağı açıklandı. Son dönemde sahada daha dirençli bir görüntü çizen Ukrayna’nın, olası müzakerelerde elini biraz daha güçlendirdiğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise ABD piyasalarının yarın tatil nedeniyle kapalı olacak olmasının da etkisiyle, dört günlük fonlama maliyetini fiyatlayan USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde 46,45 seviyesine yükseldi. CDS risk primi 220 baz puan seviyesine gerileyerek savaş öncesi döneme dönerken, petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de %41,50 seviyesine kadar geriledi.
Hatırlanacağı üzere TCMB son Enflasyon Raporu’nda 2026 yılı için ortalama petrol fiyatını 89,4 dolar olarak varsaymıştı. Brent petrolün bu sabah 78 dolar seviyelerine kadar geri çekilmesi, mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik riskleri azaltabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, devam eden dezenflasyon sürecinin de desteğiyle, TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini tamamen göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyoruz.
Emre Değirmencioğlu
16 Haziran 2026 Salı
Güne Başlarken: Piyasaların Gündemi
Küresel piyasalar yeni güne jeopolitik risklerin kısmen azalması, petrol fiyatlarındaki geri çekilme ve yarın açıklanacak Fed faiz kararı beklentileriyle başlıyor. ABD-İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik ilerleme haberleri risk iştahını artırırken, yatırımcıların odağı artık tamamen Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ilk faiz toplantısına çevrilmiş durumda.
Yurt İçi Ekonomi ve Finans
TCMB ve Faiz Beklentileri
Piyasalarda gözler bu hafta yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası toplantısında olacak. Enflasyondaki yavaşlama eğilimine rağmen Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını koruması bekleniyor.
Büyüme Sonrası Yeni Dönem
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde %2,5 büyüme gösterdi. Ancak sanayi üretimi, kredi büyümesi ve iç talepteki yavaşlama sinyalleri ekonomi yönetiminin “denge arayışını” sürdürdüğünü gösteriyor.
Borsa İstanbul’da Kritik Başlıklar
- 15 Haziran itibarıyla fiili dolaşım oranı hesaplamasında yeni dönem başladı.
- Düşük fiili dolaşımlı hisselerde oynaklık artabilir.
- Özellikle SASA, HEKTS, KONTR gibi hisselerde yeni hesaplama yönteminin etkileri yakından izleniyor.
Bankacılık Sektörü
Yüksek faiz ortamı nedeniyle kredi büyümesi kontrollü ilerlerken, bankaların net faiz marjlarında kademeli toparlanma beklentisi korunuyor.
Küresel Ekonomi ve Finans
Fed Kararı Öncesi Bekleyiş
Piyasalar 16-17 Haziran toplantısında Fed’in faizleri sabit bırakmasını bekliyor. Ancak yeni Başkan Kevin Warsh tarafından verilecek mesajlar yılın geri kalanına ilişkin beklentileri belirleyecek. Piyasalar yıl sonuna kadar faiz artırımı ihtimalini yeniden fiyatlamaya başladı.
Petrol Sert Geriledi
ABD-İran arasında anlaşma beklentilerinin güçlenmesiyle petrol fiyatlarında %5’in üzerinde düşüş yaşandı. Hürmüz Boğazı’nın açılması yönündeki beklentiler arz endişelerini azaltıyor.
Altın Cephesi
Petroldeki düşüşe rağmen yatırımcılar Fed öncesi güvenli liman arayışını sürdürüyor. Altın fiyatlarında dalgalı ancak yukarı yönlü eğilim dikkat çekiyor.
ABD Borsaları
- Yapay zeka hisselerindeki değerlemeler sorgulanmaya devam ediyor.
- VIX endeksi yeniden yükseliş göstererek risk algısının tamamen ortadan kalkmadığını işaret ediyor.
- Teknoloji hisselerinde kar satışları izleniyor.
Döviz ve Emtia
| Varlık | Görünüm |
|---|---|
| Dolar Endeksi (DXY) | Fed öncesi yatay |
| Euro/Dolar | Dalgalı |
| Altın | Fed odaklı yükseliş eğilimi |
| Gümüş | Altını takip ediyor |
| Brent Petrol | Jeopolitik risk azalmasıyla geri çekiliyor |
| Doğalgaz | Orta Doğu gelişmelerine duyarlı |
Bugün Takip Edilecek Başlıklar
- Fed toplantısı öncesi ABD verileri
- Petrol piyasasında Hürmüz Boğazı gelişmeleri
- TCMB faiz beklentileri
- Borsa İstanbul’da yeni fiili dolaşım düzenlemesinin etkileri
- Jeopolitik risklerde diplomatik temaslar
Bankavitrini Yorumu
Piyasalar bu hafta iki ana başlık arasında sıkışmış durumda:
Bir tarafta Fed’in vereceği faiz mesajları, diğer tarafta Orta Doğu kaynaklı enerji ve jeopolitik riskler.
Eğer ABD-İran görüşmeleri somut bir anlaşmaya dönüşür ve Fed beklenenden daha yumuşak bir ton kullanırsa; küresel risk iştahında güçlü toparlanma görülebilir. Ancak Fed’in şahinleşmesi durumunda özellikle gelişmekte olan ülke piyasalarında yeniden satış baskısı oluşabilir.
Bugünün ana sorusu: “Petrol düşerken Fed piyasalara nefes aldıracak mı?”
Hazırlayan: Erol TAŞDELEN
Bankacılık, Finans ve Ekonomi Haber Portalı
bankavitrini.com
Gülbeyaz Gergün
Bir fotoğrafın anlattığı tarım gerçeği
Yayınlanma:
5 gün önce|
14/06/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Toprağın sessiz çığlığı: Tarım aletleri tezgâhta, üretici çıkmazda
Fotoğraftaki manzara aslında sadece bir köylünün eski tarım aletlerini satması değil; Türkiye tarımının son yıllarda yaşadığı dönüşümün ve sıkışmışlığın sembolü niteliğinde.
Bir çiftçi için yıllarca kullandığı tırmık, yaba, kürek veya çapa sadece bir ekipman değildir. O aletler; üretimin, emeğin, alın terinin ve toprağa bağlı yaşamın hafızasıdır. Çiftçinin bu aletleri satışa çıkarması çoğu zaman “artık kullanmıyorum” demekten çok daha derin bir anlam taşır: “Üretemiyorum.”
Çiftçi bu hale neden düştü?
1. Girdi maliyetleri kontrolden çıktı
Son yıllarda mazot, gübre, tohum, ilaç, sulama ve enerji maliyetlerinde çok yüksek artışlar yaşandı. Gübre hammaddelerinde dışa bağımlılığın yüksek olması nedeniyle küresel enerji ve jeopolitik gelişmeler doğrudan üretim maliyetlerine yansıyor. 2026 yılında gübre fiyatlarında sert yükselişler yaşanırken mazot fiyatları da çiftçinin en büyük yüklerinden biri haline geldi.
Birçok üretici artık şu soruyu soruyor: “Ektiğim ürün bana para kazandıracak mı, zarar mı ettirecek?”
2. Ürün fiyatı maliyet kadar artmadı
Çiftçi mazotu, gübreyi ve ilacı pahalı alırken ürününü aynı oranda değerlenmiş fiyatlarla satamıyor. Bu nedenle üretimden elde edilen gelir, maliyetleri karşılamakta zorlanıyor.
3. Tarım nüfusu yaşlanıyor
Köylerde genç nüfus giderek azalıyor. Gençler tarımdan uzaklaşıyor, şehirlerde iş arıyor. Tarlada kalanların yaş ortalaması yükseliyor. Sonuçta üretim kapasitesi düşerken birçok arazi ya boş kalıyor ya da kiraya veriliyor.
4. Küçük aile işletmeleri ayakta kalamıyor
Artan maliyetler karşısında küçük ölçekli üreticiler ölçek ekonomisi oluşturamıyor. Büyük işletmeler teknoloji ve finansman avantajına sahipken küçük çiftçi her yıl biraz daha zorlanıyor.
5. İklim riski büyüyor
Kuraklık, düzensiz yağışlar, don olayları ve aşırı sıcaklıklar tarımsal üretimi her geçen yıl daha fazla etkiliyor. Özellikle suya bağımlı bölgelerde verim kayıpları ciddi boyutlara ulaşıyor.
Tarım neden ihmal edildi?
Türkiye uzun yıllar boyunca sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerine odaklanırken tarım sektörünün yapısal sorunları yeterince çözülemedi.
Bunların başında:
- Parçalı arazi yapısı
- Sulama yatırımlarındaki eksiklikler
- Üretim planlamasının yetersizliği
- Kooperatifleşmenin zayıf olması
- Tarımsal finansmana erişim sorunları
- Girdi maliyetlerinin dışa bağımlılığı
geliyor.
Devlet destekleri verilse de üreticiler destek miktarlarının maliyet artışlarının gerisinde kaldığını savunuyor.
Tarım ihmal edilirse ne olur?
Gıda fiyatları yükselir
Üretim azalınca arz düşer. Arz düştüğünde tüketici daha pahalı gıda ile karşılaşır.
İthalat bağımlılığı artar
Buğdaydan mısıra, yem hammaddelerinden yağlı tohumlara kadar birçok üründe dışa bağımlılık büyüyebilir. Gıda güvenliği açısından risk oluşur.
Köyler boşalır
Üretici toprağını terk ettikçe kırsal nüfus azalır. Bu da hem sosyal hem ekonomik sorunlar yaratır.
Enflasyon kalıcı hale gelir
Tarımsal üretimdeki daralma, gıda enflasyonunu sürekli yukarı iter. Gıda enflasyonu ise tüm ekonomiyi etkiler.
Stratejik risk oluşur
Tarım sadece ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Bir ülke kendi halkını besleyemediği noktada dışa bağımlı hale gelir.
Satılan sadece bir tırmık değil
Fotoğraftaki yaşlı çiftçinin sattığı şey birkaç eski tarım aleti değil.
Satışa çıkan;
- Bir üretim kültürü,
- Bir köy ekonomisi,
- Bir yaşam biçimi,
- Ve yılların birikimidir.
Bugün tarım aletlerini satan çiftçi, yarın tarlasını satabilir. Tarlasını satan çiftçinin ardından ise ülke daha fazla ithalat, daha pahalı gıda ve daha kırılgan bir ekonomik yapı ile karşı karşıya kalabilir.
Türkiye’nin önündeki temel soru artık şudur: “Çiftçiyi nasıl destekleriz?” değil, “Çiftçi üretimden tamamen çekilmeden ne kadar hızlı harekete geçebiliriz?”
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.027)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.585)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (567)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.446)
- GÜNDEM (3.542)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.689)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.433)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (804)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (50)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Ziraat Bankası’ndan KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne finansman desteği 19/06/2026
- AMB başekonomistinden faiz artışına gelen eleştirilere yanıt 19/06/2026
- UEA Başkanı Birol: Hürmüz Boğazı artık güvenilirliğini yitirdi 19/06/2026
- Bakan Şimşek, Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Reiche ile bir araya geldi 19/06/2026
- Brezilya'da tarımsal icra ve haciz satışları son yılların en yüksek seviyesinde 19/06/2026
- BOJ Başkanı Ueda hastaneden taburcu oldu 19/06/2026
- Net uluslararası yatırım pozisyonu açığı 2018'den beri ilk kez 400 milyar doları aştı 19/06/2026
- Tarımda girdi enflasyonu Nisan'da sert yükseldi 19/06/2026
- Reel sektör güveni Haziran'da arttı 19/06/2026
- Güney Kore, yumurta ithalatı için düğmeye bastı 19/06/2026
SON YAZILAR
- Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor? 18/06/2026
- Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo 18/06/2026
- Sabancı Akçansa’yı sattı 18/06/2026
- Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor 18/06/2026
- Bankalara kripto saklama izni 18/06/2026
- İSO500 Açıklandı: Sanayinin kârını faiz yuttu 18/06/2026
- HALKBANK ABD DAVASI KESİN OLARAK KAPANDI 17/06/2026
- Yapı Kredi’den 700 Milyon Dolarlık Dev Finansman Hamlesi 17/06/2026
- Doğru Finans Müdürü Şirketin Sigortasıdır 17/06/2026
- Sanayide Tavuk Sendromu: Sıradaki Sektör Hangisi? 17/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
