Connect with us

GÜNCEL

Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor

Yayınlanma:

|

Dün akşam sonuçlanan Fed’in olağan Haziran ayı FOMC toplantısında, politika faizi beklentilere paralel tüm üyelerin ortak kararıyla %3,50-%3,75 aralığında sabit bırakıldı. Ancak güncellenen projeksiyonlar, Mart ayında ağırlık kazanan faiz indirimi beklentilerinin aksine, yıl sonuna kadar bir faiz artırımının yeniden masaya geldiğini gösterdi. Karar metninden gelecekteki faiz adımlarına ilişkin tüm yönlendirmelerin çıkarılması dikkat çekerken, önceki dönemlere kıyasla oldukça sade bir metinle karşılaştık. Enflasyon tahminleri yukarı yönlü revize edilirken, büyüme beklentilerinde ise sınırlı da olsa aşağı yönlü güncelleme yapıldı. Meşhur nokta grafikte (dot plot), 19 politika yapıcıdan yalnızca 18’i faiz projeksiyonu paylaşırken, eksik kalan tahminin yaklaşık üç hafta önce göreve başlayan ve uzun süredir dot plot uygulamasını eleştiren Warsh’a ait olduğunu da not edelim.

Bu nedenle gözler karar metninin ardından mikrofon karşısına geçen Warsh’a çevrildi. Faiz kararının sürpriz yaratmadığı toplantıda asıl dikkat çeken unsur, Fed’in iletişim stratejisinde başlayan değişim oldu. Piyasalara net bir yön vermekten kaçınan Warsh, bir sonraki adımın ne olacağına dair yönlendirme yapamayacağını söylerken, Fed’in karar alma süreçleri, veri kullanımı, bilanço yönetimi ve iletişim politikalarını kapsayan kapsamlı bir gözden geçirme süreci başlattığını açıkladı. Uzun süredir Fed’in aşırı yönlendirme yaptığı görüşünü savunan Warsh’ın bu yaklaşımını, piyasalara daha az sinyal veren ve Fed’in eski Başkanı Alan Greenspan dönemini hatırlatan bir merkez bankacılığı anlayışına dönüş olarak yorumladık.

Her ne kadar projeksiyonlar faiz artırım ihtimalinin güçlendiğine işaret etse de, Warsh kendi faiz beklentisini paylaşmaktan özellikle kaçındı. Bu nedenle piyasalarda oluşan ilk izlenim, yeni başkanın para politikasının yönünü değiştirmekten çok Fed’in çalışma biçimini değiştirmeye odaklandığı yönünde oldu. Sadece manşet enflasyona bakmanın hatalı olduğunu belirten Warsh, kredibilite konusunda siyasî baskılara boyun eğmeyeceklerini ve veriler nereye işaret ediyorsa oraya gideceklerini söyledi. Warsh, üyelerin projeksiyonlarına da temkinli yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak, tüm tahminlerin “büyük silgili kurşun kalemlerle yazıldığını” ifade etti. Bu metaforu, Fed üyelerinin altı hafta sonra bambaşka bir ekonomik tablo ile karşılaşabilecekleri ve sıklıkla değişebileceği yönünde yorumladık.

Powell döneminde Fed piyasalara ne yapacağını anlatmaya çalışırken, Warsh’ın ilk mesajı Fed’in önce kendisini sorgulayacağı yönünde oldu. Bu kapsamda enflasyon hedeflemesi, iletişim politikası, kullanılan ekonomik veriler, verimlilik, istihdam dinamikleri ve bilanço yönetimini inceleyecek beş ayrı çalışma grubu kuruldu. Warsh, söz konusu çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanmasını beklediğini belirtirken, Fed’in önümüzdeki dönemde yalnızca para politikasını değil, karar alma süreçlerini de yeniden şekillendirebileceğinin sinyalini verdi.

Fed kararı öncesinde oldukça iyimser bir seyir izleyen küresel mali piyasalar, kararın ardından kazanımlarını koruyamadı. Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının faiz artırdığı bir ortamda Fed’in de tonunu bir miktar şahinleştirmesi ve dokuz politika yapıcının yıl sonu gelmeden 25 baz puanlık bir faiz artırımını öngörmesi, risk iştahını törpüledi. ABD borsaları dün geceyi %1’in üzerinde kayıpla tamamlarken, karar öncesinde yükseliş serisini beşinci güne taşımaya hazırlanan kıymetli metaller de yönünü aşağı çevirdi. ABD doları değer kazanırken, tahvil faizleri yükseldi.

Öte yandan bu sabah küresel mali piyasalarda dün akşam Fed toplantısı ardından egemen olan karamsar havanın dağıldığını görüyoruz. ABD ile İran arasında haftalardır beklenen geçici anlaşma iki ülke liderlerinin imzasıyla yürürlüğe girerken, piyasalarda risk iştahını destekleyen haber akışı güç kazandı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, İran’a yönelik bazı yaptırımların gevşetilmesini, dondurulmuş varlıklara erişimin kolaylaştırılmasını ve önümüzdeki 60 gün boyunca kalıcı bir anlaşma için müzakerelerin sürdürülmesini öngörüyor.

Bununla birlikte anlaşmanın nihai bir barış anlaşması olarak değerlendirilmesini erken olarak yorumluyoruz. Trump, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda askerî operasyonların yeniden başlayabileceğini açık şekilde ifade ederken, İsrail’in Lübnan’da sürdürdüğü operasyonlar ve Hizbullah’ın saldırıları bölgesel tansiyonun tamamen düşmediğini gösteriyor. Üstelik İran’ın füze kapasitesi, uranyum stoklarının nihai akıbeti ve yaptırımların kaldırılma takvimi gibi en kritik başlıklar da önümüzdeki 60 günlük müzakere sürecine bırakılmış durumda.

Şubat ayında İran’ın füze sanayisini yerle bir edeceğiz diyen Trump’ın bugün başkalarında varsa onların da belli ölçüde sahip olması haksızlık sayılmaz çizgisine gelmesi oldukça önemli bir değişime işaret ediyor. Savaşın başında öne sürülen hedeflerin önemli bölümünün masada revize edildiğini anlıyoruz. İran yönetimi ve rejimi yerinde kalırken, balistik füze kapasitesi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin en zorlu başlıklar nihai müzakerelere bırakıldı. Bu durumu, anlaşmanın İran açısından beklenenden daha olumlu şartlar içerdiği şeklinde yorumluyoruz.

Brent petrolün varil fiyatı, savaş öncesinde yaklaşık 65 dolar seviyelerinde işlem görürken, arz endişeleriyle 126 dolara kadar yükselmişti. Ancak ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın ardından fiyatların, teknik açıdan kritik öneme sahip 200 günlük ortalamanın geçtiği 78 dolar seviyelerine kadar geri çekildiğini görüyoruz. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağı ve İran petrolünün kademeli olarak yeniden piyasaya döneceği beklentisi, savaş döneminde oluşan risk priminin önemli ölçüde geri verilmesini sağladı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2027 yılı için belirgin bir arz fazlası öngörmesi de petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artıran bir diğer unsur oldu.

Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde son günlerde hâkim olan iyimser hava, dün akşamki Fed toplantısının ardından yerini satış baskısına bıraktı. Toplantı öncesinde 4,380 dolar seviyesini test eden altının ons fiyatı, Warsh’ın basın toplantısıyla birlikte yaklaşık 160 dolar gerileyerek 4,220 dolar seviyesine kadar çekildi. Benzer şekilde gümüş de 71,50 dolar seviyelerine kadar yükselmesinin ardından 66,75 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Bu sabah işlemlerinde gümüş yeniden 69 dolar seviyelerine toparlanırken, altın ise 4,315 dolar seviyesinde işlem görüyor. Teknik açıdan bakıldığında, gümüşte 200 günlük hareketli ortalama 69 dolar seviyesinden geçerken, altında aynı ortalamanın yaklaşık 4,460 dolar seviyesinde bulunduğunu not edelim.

Yeni güne başlangıcında küresel mali piyasalarda iki farklı hikâyenin aynı anda fiyatlandığını görüyoruz. Bir tarafta Fed’in yeni Başkanı Warsh’ın ilk toplantısında ortaya koyduğu görece şahin duruş ve yıl sonuna kadar faiz artırım ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi yer alırken, diğer tarafta ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın yarattığı iyimserlik risk iştahını desteklemeye devam ediyor.

Asya piyasalarında bu sabah alıcılı bir seyir hâkim olurken, Japonya’nın Nikkei endeksi tarihinde ilk kez 71 bin puan seviyesinin üzerine yükseldi. Nikkei %1,6 artış kaydederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası %1,5 yükseldi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %1 civarında yükseliş görüyoruz. Bununla birlikte piyasalardaki iyimserliğin temelinde kalıcı bir barış anlaşmasından ziyade, taraflara 60 günlük müzakere süresi tanıyan geçici bir uzlaşı bulunduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Trump’ın anlaşmayı imzalamasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde askerî operasyonların yeniden başlayabileceğini söylemesi, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının 25 baz puan faiz artırımına gitmeleri ardından bugün gözler İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz kararında olacaktır. Piyasalar politika faizinin %3,75 seviyesinde sabit bırakılmasını beklerken, karar metninin satır aralarını dikkatle okuyacağız. Özellikle ABD ile İran arasında imzalanan geçici anlaşmanın ardından petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, son haftalarda enflasyon görünümünü bozan en önemli risklerden birinin şimdilik zayıflamasına olanak sağladı. Öte yandan, İngiltere’de dün açıklanan enflasyon verisinin Mayıs ayında %2,8 seviyesinde sabit kalması ve beklentilerden daha olumlu bir tablo ortaya koyması da Merkez Bankası’nın elini rahatlatmış görünüyor. Hatırlanacağı üzere piyasa savaş öncesinde yıl içinde iki faiz indirimi beklerken, çatışmaların başlamasıyla birlikte dört faiz artırımını fiyatlamaya başlamıştı. Gelinen noktada ise beklentiler yeniden tek bir faiz artırımına kadar gerilemiş durumda.

Fed kararı ardından GBPUSD paritesi 1,33 seviyelerinin altını test ederek son 10 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, faiz artırım kararına rağmen Yen’in dolar karşısında Japon otoritelerinin kritik bir eşik olarak gördüğü 160 seviyesinin altına gerilemekte zorlandığını görüyoruz. G7 Zirvesinde Ukrayna’ya hava savunma ve uzun menzilli silah desteğinin artırılması kararı alınırken, Rusya’nın petrol gelirlerini hedef alan yeni yaptırımların da devreye sokulacağı açıklandı. Son dönemde sahada daha dirençli bir görüntü çizen Ukrayna’nın, olası müzakerelerde elini biraz daha güçlendirdiğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise ABD piyasalarının yarın tatil nedeniyle kapalı olacak olmasının da etkisiyle, dört günlük fonlama maliyetini fiyatlayan USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde 46,45 seviyesine yükseldi. CDS risk primi 220 baz puan seviyesine gerileyerek savaş öncesi döneme dönerken, petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesine destek sağlayacağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de %41,50 seviyesine kadar geriledi.

Hatırlanacağı üzere TCMB son Enflasyon Raporu’nda 2026 yılı için ortalama petrol fiyatını 89,4 dolar olarak varsaymıştı. Brent petrolün bu sabah 78 dolar seviyelerine kadar geri çekilmesi, mevcut tablonun korunması hâlinde enflasyon görünümüne yönelik riskleri azaltabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, devam eden dezenflasyon sürecinin de desteğiyle, TCMB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha erken başlayabileceği ihtimalini tamamen göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyoruz.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturması ve Manas Enerji hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle gündeme gelen deneyimli bankacı Tayfun Bayazıt, Hacı Ömer Sabancı Holding Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Bayazıt’ın istifasının ardından boşalan Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına Mehmet Kahya atandı.

Hacı Ömer Sabancı Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Bayazıt’ın kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını duyurdu.

Şirket açıklamasında, boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sürecin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri doğrultusunda yürütüleceği belirtildi.

İstifayla birlikte Sabancı Holding bünyesindeki iki önemli komitede de görev değişikliği gerçekleşti. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Mehmet Kahya, Bayazıt’ın boşalttığı Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına atandı.

SPK’nın iki yıllık işlem yasağı kararı istifaların öncesinde geldi

Tayfun Bayazıt’ın istifası, SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülteninde yer alan yaptırım kararının ardından geldi.

SPK, Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret AŞ (MANAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin inceleme sonucunda, aralarında Tayfun Bayazıt’ın da bulunduğu kişi ve kuruluşlara Borsa İstanbul ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.

Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101’inci maddesi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği kapsamında alındı.

SPK bülteninde ayrıca MANAS pay piyasasındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği açıklandı. Ancak Tayfun Bayazıt’ın isminin işlem yasağı listesinde yer alması, tek başına hakkında kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Adel Kalemcilik’ten de ayrıldı

Bayazıt’ın görevden ayrıldığı şirket yalnızca Sabancı Holding olmadı. 30 Ekim 2026 tarihinde Adel Kalemcilik de KAP’a yaptığı açıklamada Bayazıt’ın bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Adel Kalemcilik, boşalan üyelik için SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında yeni bağımsız yönetim kurulu adayı belirleme çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.

Bankacılık sektörünün tanınmış isimlerinden biriydi

Tayfun Bayazıt, Türkiye bankacılık sektöründe uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler arasında yer alıyor. Citibank ile başlayan kariyerinde İnterbank, Dışbank, Fortis Türkiye ve Yapı Kredi gibi kurumlarda önemli görevler üstlendi. Yapı Kredi’de genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı da yaptı.

Önemli ayrıntı: Sabancı Holding’in KAP açıklamasında Bayazıt’ın istifa gerekçesi olarak yalnızca kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı belirtiliyor. İstifanın SPK’nın işlem yasağı kararıyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme

Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de ticari hayatın köklü finansal paydaşlarından Vakıf Faktoring, 2026 yılının ilk 9 ayında aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine göre %78 artırarak 53,6 milyar TL’ye, net kârını ise %25 artışla 1,76 milyar TL seviyesine yükseltti.

VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor.

Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran VakıfFaktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı.

Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz
2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün KOÇ, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi:

“53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.

Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.

Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.

Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.

Fon zararlarından kim sorumlu olacak?

Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.

Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.

Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.

Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.

Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek

Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.

Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.

Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.

Kanuna göre:

  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
  • Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
  • Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.

Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.

Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?

Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.

Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.

Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.

Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.

Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.

Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı

Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.

Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.

Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.

Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.

Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak

Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.

Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.

Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.

Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.

Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak

Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.

SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.

Gözler SPK’nın uygulama esaslarında

7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.

Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.

Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.