Connect with us

GÜNDEM

BÜLTEN : Yarın olsa da beklenen gün olmaz

Yayınlanma:

|

  • Bültenlerimizde, son dönemlerde, Türk mali piyasalarına yönelik bir ‘beklentinin’ hâkim olduğunu yazıp çiziyoruz. Bunun ne olduğunun altını tam olarak dolduramasak da, S&P Global’in Türkiye ekonomisine yönelik, “IMF programına başvurmasından ziyade, Sermaye Kontrollerini getirmesi daha olası gözüküyor” yönünde değerlendirmesi sonrası, dün akşam üzeri, Hazine ve Maliye Bakanlığı iki sayfalık bir metin yayınlayarak Türk mali piyasalarına büyük bir volatiliteninin yaşanmasına neden oldu. 
  • Saat 19:00 sularında servis edilen metin ilk etapta karmaşık cümleler içermesinin yanı sıra, atılacak yeni adımların ‘birazdan’ kamuoyu ile paylaşılacağı belirtilidi. Metinde, liberal piyasa koşullarından asla geri adım atılmayacağı hususu ön plana çıkarılırken, açık bir şekilde ilk paragrafta yazdığımız S&P açıklamasının da eleştirildiğini gördük. Metnin açıklanması ardından ortaya çıkan ilk ‘beklentiye’ paralel, USDTRY kuru bir miktar gevşeme kaydederek gün içinde kaydettiği 17,30 zirvesinden 16,80 seviyesine varan bir geri çekilme kaydetti.  
  • Gece 23:00 sularında, beklenen ikinci açıklama da gelirken, metni okuyan herkes tereddütsüz bir şekilde bu açıklamanın ne anlama geldiğinin cevabını aradı. Gelire endeksli (GES) devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ne demek? Gelire endeksli derken acaba neyin gelirinden söz ediliyor? DİBS olduğuna göre acaba otoyol, köprü gibi gelirden mi söz ediliyor? Öte yandan, ürünün vadesi veya faiz oran hakkında bir şey de belirtilmemiş. Yani, en basit bir şekilde konuya yaklaşırsak, bir tahvil iki tane ana başlıktan oluşur: Biri vadesi, diğeri ise getiri oranı. Yapılan açıklamada bunlara da yer verilmemiş! 15 Haziran’da talep toplama işlemlerinin (gerçek kişilere yönelik) başlayacağı belirtilmiş. Piyasaları ilk tepkisinin olumlu olmadığını ve USDTRY kurunun güneşli saatlerde görmüş olduğu 17,22’li seviyelere hızla geri döndüğünü not etmek gerekiyor. Tahvilin getirisinin yeteri kadar yüksek olmaması durumunda, tercih edilmek istenmeyeceğini de düşünüyoruz. 
  • Dün günün belki de en önemli gelişmesi Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) olağan para politikası kurulu toplantısı idi. ECB, beklentilere paralel hem politika faizini hem de mevduat faizi değiştirmeden sırası ile %0 ve %-0,5 seviyesinde sabit tutarken, varlık alım programını, 8,8 trilyon dolara ulaşan devasa bilançosunu ve beliren enflasyon tehdidine paralel 1 Temmuz’da sonlandıracağını açıkladı. Yüksek enflasyonla mücadele kapsamında Temmuz toplantısında faizi 25 baz puan artıracağını ve Eylül’de ise daha büyük bir faiz artırımına gidebileceğinin altı çizildi. ECB, “Eğer orta vadeli enflasyon görünümü böyle devam eder ya da kötüleşirse, Eylül’de daha büyük bir adım atmak uygun olacak” ifadelerini kullandı.  
  • 11 yıldır faiz artırmayan ve mevduat faizi 2014’ten beri eksi seviyede olan ECB’den yıl sonuna kadar toplamda 135 baz puan faiz artırım beklentisi fiyatlanmaya başladı. Öte yandan, 2022 ve 2023 yılları için büyüme tahminini düşüren ECB, enflasyon tahminlerini ise yukarı yönlü güncelledi. Karar sonrasında 1,0770 seviyesine kadar yükselen EURUSD paritesi, kazanımlarını koruyamayarak 1,0650 seviyelerine kadar geriledi. Bültenimizde sıklıkla belirttiğimiz üzere, teknik mânâda yükselişin kapısı 1,0840 seviyesi üzerinde haftalık bir kapanış ile açılacağını düşünüyoruz.  
  • TCMB her hafta Perşembe günü olduğu üzere para ve banka, ve menkul kıymet istatistiklerini yayımladı. Grafiksel olarak aşağıda verileri detaylı bir şekilde inceledik. Ön plana çıkan satırlar arasında, yabancı yatırımcıların 6 haftadır kesintisiz bir şekilde devam eden hisse ve tahvil satışlarının geçen hafta durduğunu gördük. TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri önemli bir değişim kaydetmezken, net rezervler (swap hariç) son 13 haftanın en büyük açığını vererek eksi 63 milyar dolar seviyesine açılmış. KKM enstrümanı koşar adım 1 trilyon TL seviyesine ilerlerken, KKM dâhil yabancı paranın toplam mevduat içindeki payı %71,8 seviyesine yükselerek tüm zamanların rekorunu bir adım daha yukarıya taşımış.  
  • TCMB ve BDDK kredi genişlemesini yavaşlatmak adına son dönemde adımlar atıyor olsalar da, enflasyonun üç haneli seviyelere koşar adım gittiği bir ortamda, TL krediler haftalık %1,3 oranında artış kaydederken, sene başına göre değişim oranı %25,3 oldu. Taşıt kredilerindeki büyüme ise sene başına göre %72,8 ie oldukça dikkat çekici. Enflasyondan korunmak isteyen yatırımcılar, konut piyasası pahalı olunca taşıt sektörünü âdeta coşturmuşlar! 
  • “Türkiye Ekonomi Modeli” çerçevesinde uygulanan politikaların, enflasyon yerine nasıl da büyümeye odaklı olduğunu açıklanan verilerden çok rahatlıkla görebiliyoruz. Dünyada yalan söylemesi tek mümkün olmayan şey matematiktir! Hazır kredi genişlemesinden söz etmişken, dün gece geç saatlerde BDDK’nın da bazı önlemler açıkladığını söylememiz gerekiyor. Buna göre Tüketici kredilerinde vade 50-100bin TL arası 24 ay, 100bin TL üzeri kredilerde ise vade sınırı 24 aydan 12 aya düşürüldü; kredilerin yatırım ve ihracat gibi üretken alanlara yönlendirilmesinin altı çizildi. 
  • Altın ve gümüş, son haftalarda sırası ile 22 ve 1,850 dolar ile her gün dile getirdiğimiz önemli teknik seviyelerin etrafında salınıp, Cuma günü, yani haftanın kapanışını grafiklere işleneceği gün ise teknik seviyelerinin altında kapanma alışkanlığına bu Cuma günü de devam ediyor. Sabah saatlerinde gümüşün ons fiyatı 21,65 dolar seviyesine kadar gevşedi. Altının ons fiyatı ise, 1,860 dolar civarında olan yükseliş trend çizgisinin hemen altında 1,840-1,850 bandına işlem görmeye devam ediyor. Her iki emtiada da haftalık kapanış önem arz edecektir.  
  • Dün ECB toplantısı arından Avrupa borsalarının günü düşüşle tamamladığını gördük. Olumsuz hava gece ABD seansında da sirayet etti: Nasdaq geceyi %2,75 düşüşle tamamlarken bu sabah Asya borsalarında da limoni bir hava görülüyor. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,4 aşağıda işlem gördüğünü not edelim. Çin, milyarder Jack Ma’nın Ant Group’a ilk halka arzını (IPO) canlandırmak için geçici bir yeşil ışık yaktığını ve Pekin’in teknoloji sektöründeki baskısını hafiflediğini görüyoruz. Her yer kırmızı renkte ama Çin borsasının bu haberler %0,6 yükseldiğini not edelim. 
  • Günün en önemli verisi ABD’de 15:30’da açıklanacak enflasyon verisi olacaktır. Yüksek bir enflasyon piyasaların olumsuz havasını kamçılayabileceği gibi, enflasyonun hız kestiğine veya tepe yaptığına yönelik bir veri ise iyimserliğe neden olacaktır. Aylık enflasyonun %0,7 ; yıllık olarak ise %8,3 seviyesinde açıklanması bekleniyor.  
  • Haftaiçi bültenimizde de belirttiğimiz üzere, küresel mali piyasaların maalesef pek de tadı tuzu yok. Bu olumsuz havanın önümüzdeki haftalarda yerini yavaşça iyimserliğe terk edeceğini düşünüyoruz. Mevcut ekosistemde olumsuzlukların fazlası ile fiyatlandığını düşünmeye devam ediyoruz. 

>Gümüş

Halen daha 22 dolar seviyesinin üzerinde keskin bir yükseliş isteği göremedik ve kenarda beklemeye devam ediyoruz. Gümüş ETF büyüklüğünde de benzer bir şekilde heyecan verici bir durum görünmüyor. 22 dolar altında kapanışların devam etmesi, gümüşte riskin aşağı yönlü olduğunu bize söylüyor.

1654834933a87812fb00f9e82d5aee3edc05cbc7bf_1_1200.jpg
16548349339981e9cf89f9b67282896c7bd126e12f_2_1200.jpg

>Altın

Altının ons fiyatı yatay seyrini korumaya devam ediyor. Yükselişten söz edebilmek adına 1,860 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi gerekiyor. Son 5 haftadır teknik seviyenin (yeşil çizgi) altına işlem görürken, ETF tarafında da ciddi bir pozisyon değişiminden söz etmek mümkün değil. Olası aşağı yönlü bir harekette, 1,685 dolar seviyesi grafikte görülüyor.

16548349349c937c0560c689561180525823f923e2_3_1200.jpg
1654834934e91eebd2830b4da4c45c8d2b90995d83_4_1200.jpg

>DTH

Parite/fiyat etkisinden arındırılmış rakamlara göre, gerçek kişilerin Döviz Tevdiat Hesapları (DTH) önceki haftaya göre 0,32 milyar dolar, tüzel kişilerin ise 0,36 milyar dolar arttı. Toplam stok rakamı 214,9 milyar dolar. 

1654834934da5c0f50b0b99764b12ec96b3da095e8_5_1200.jpg

>Menkul Kıymet İstatistikleri

Yurt dışındaki yerleşikler net anlamda 129,4 milyon dolar değerinde hisse senedi alırken, tahvil rakamı ile anlamlı bir değişim göstermedi. Son 6 haftada yaşanan 2,4 milyar dolar çıkış ardından geçen hafta rüzgâr durmuşa benziyor.

1654834935990fbbb95f9ba0cc47bc0b8a7b78ce6e_6_1200.jpg
16548349353b566df6d90445e3c562e1fed6484a34_7_1200.jpg

>TCMB brüt döviz ve altın rezervleri

TCMB’nin brüt döviz rezervleri yaklaşık 0,2 milyar dolar artışla 61,5 milyar dolar oldu. Altın rezervleri ise fiyat hareketi kaynaklı olarak 0,3 milyar dolar düşüşle 41,3 milyar dolar seviyesinde geriledi. Toplam rezervler ise 102,74 milyar dolar ile anlamlı bir değişim kaydetmedi. 

1654834935f0780e08796f24bc5af83433e20d58f2_8_1200.jpg

>TCMB net rezervleri

Swap hariç net rezervler yaklaşık olarak (eksi) 63 milyar dolar seviyesine açılarak son 13 haftanın en yüksek seviyesinine geldiğini not edelim.

1654834936937ce456f76b90a17250689ddef7d23b_9_1200.jpg

>Dolarizasyon

BDDK verilerine göre Kur Korumalı Mevduat hesapları 931 milyar TL ile bir önceki haftaya göre 26,8 milyar TL artış kaydetti. KKM’nin de bir YP enstrümanı olduğu düşünülürse, YP mevduatın toplam mevduat içindeki payı %71,75 ile rekor seviyeye yükseldi.

1654834936a86b15c8058caca46c64c2cdb0be8a52_10_1200.jpg
16548349364c88d2b2bf127941cb3d977f9884698b_11_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.