EKONOMİ
E-ticarete yönelik kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi
Bir takvim yılındaki net işlem hacmi 10 milyar liranın, iptal ve iadeler hariç işlem sayısı 100 bin adedin üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, faaliyetine devam edebilmek için Ticaret Bakanlığından lisans almak ve yenilemek zorunda olacak
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Ticaret Bakanlığı, e-ticaretin gelişimini sağlamaya, etkin ve adil rekabet ortamını korumaya, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcının faaliyetlerine yönelik düzenleme yapmaya yetkili olacak.
Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.
Kanunla, elektronik ticarette (e-ticaret) haksız rekabetin ve tekelleşmenin önüne geçilerek pazara yeni aktörlerin girişinin kolaylaştırılması, pazarın dengeli ve sağlıklı büyümesinin sağlanması amacıyla, ölçekler de dikkate alınarak e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı ve e-ticaret hizmet sağlayıcılara yönelik düzenleme yapılıyor.
Seyahat acenteliği, sivil havacılık, bireysel emeklilik, bankacılık, sigortacılık, finansman, sermaye piyasası, ödeme hizmetleri, bahis ve şans oyunları ile elektronik haberleşme alanlarında faaliyet gösteren işletmeler, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı veya e-ticaret hizmet sağlayıcı kabul edilmeyecek.
Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a yeni terim ve kavramlar ekleniyor.
E-ticaret pazaryerinde kendisinin satış yapıp yapmadığına bakılmaksızın diğer elektronik ticaret hizmet sağlayıcıların mal veya hizmetlerinin teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkan sağlayan aracı hizmet sağlayıcılar “elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı” olarak; ister e-ticaret pazaryerinde isterse kendine ait e-ticaret ortamında, kendi mal veya hizmetlerinin teminine yönelik sözleşme yapan ya da sipariş alan hizmet sağlayıcılar ise “elektronik ticaret hizmet sağlayıcı” olarak tanımlanacak.
Kanuna, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcının aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret ortamına ilişkin belirliliğin sağlanması için “e-ticaret pazaryeri” ve “e-ticaret ortamı” tanımları da eklenecek.
Net işlem hacmi, nihai fatura veya fatura yerine geçen belge değerlerinin tüm vergi, fon, harç ve benzeri dahil toplamını içerecek.
Hukuka aykırı içerik
Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı konulardan sorumlu olmayacak.
E-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, e-ticaret hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin hukuka aykırı olduğundan haberdar olması halinde, bu içeriği gecikmeksizin yayımdan kaldırarak hukuka aykırı hususu ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirecek.
E-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan şikayeti üzerine, e-ticaret hizmet sağlayıcının şikayete konu ürününü yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak sahibine bildirecek.
E-ticaret hizmet sağlayıcı, şikayetin aksini gösteren bilgi ve belgeye dayanan itirazını aracı hizmet sağlayıcıya sunması üzerine, şikayete konu ürünü yeniden yayımlayacak.
Şikayet ve itirazda; ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki bilgiler, ürünün yayımdan kaldırılması veya yayımlanmasının gerekliliğine dair gerekçeler ile yönetmelikle belirlenen diğer hususlar yer alacak. İlgililerin genel hükümlere göre adli ve idari mercilere başvurma hakları saklı olacak.
Ticaret Bakanlığına “etkin ve adil rekabet ortamını koruma” yetkisi
Ticaret Bakanlığı, e-ticaretin gelişimini sağlamaya, etkin ve adil rekabet ortamını korumaya, hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcının faaliyetlerine yönelik düzenleme yapmaya yetkili olacak.
Bakanlık, kanunun uygulanmasını sağlamak için denetim yapmaya ve denetim sonuçlarını açıklamaya, denetim sırasında özel uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren durumlarda bilirkişi görevlendirmeye, bilirkişinin hak ve yükümlülükleri ile görevlendirilmesine ilişkin usul ve esasları yönetmelikle belirlemeye yetkili kılınacak.
Aracı hizmet sağlayıcı ve hizmet sağlayıcı, düzenleme kapsamındaki iş ve işlemlerine ilişkin bilgi, belge, defter ve elektronik kayıtlarını, iş veya işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklamakla yükümlü olacak.
Ticaret Bakanlığı, sesli arama ve kısa mesaj yoluyla ticari elektronik ileti gönderen gerçek veya tüzel kişi abone bilgilerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan almaya yetkili olacak.
İdari para cezaları
Kanunla, e-ticarette haksız ticari uygulamada bulunan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıya, haksız uygulamada bulunulan her bir e-ticaret hizmet sağlayıcı için 10 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.
E-ticaret aracı hizmet sağlayıcı tarafından satış fiyatında tek taraflı değişiklik yapılması dahil e-ticaret hizmet sağlayıcıyı kampanyalı mal veya hizmet satışına zorlayan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıya, her bir e-ticaret hizmet sağlayıcı için 500 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Net işlem hacmine dahil edilen elektronik ticaret ortamları hariç olmak üzere kendine ait e-ticaret ortamları arasında erişim imkanı sunan ve bu ortamlarda birbirinin tanıtımını yapan sağlayıcıya ve e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıya 10 milyon lira, mal veya hizmet ilanlarının yayımlanmasına elektronik ortam sağlaması halinde, aynı ortamda mal veya hizmet teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine olanak tanıyan sağlayıcıya ve e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıya ise 20 milyon lira idari para cezası verilecek.
Ticaret Bakanlığınca yapılan son bildirim ve bilgilendirmenin ardından e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı ve e-ticaret hizmet sağlayıcı, tüketiciler ve pazaryerinde bulunan e-ticaret hizmet sağlayıcıları mağdur etmemek adına yalnızca geçmiş siparişlere ilişkin iş ve işlemler yürütebilecek. Verilen süre içinde aykırılığın ortadan kaldırılmaması halinde bakanlık tarafından e-ticaret aracı hizmet sağlayıcının veya e-ticaret hizmet sağlayıcının ilgili internet adreslerine içeriğin çıkarılması ya da erişimin engellenmesi kararı verilebilecek.
İdari para cezalarının uygulanmasına rağmen Ticaret Bakanlığınca verilen süre içinde aykırılığın sonlandırılmaması veya aynı aykırılığın ceza tebligatının yapıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde tekrarı halinde bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
İdari para cezalarına ilişkin fiillerin, Ticaret Bakanlığını yanıltmaya yönelik iş ve işlemlerle gerçekleştirilmesi halinde söz konusu cezalar 10 katı uygulanacak.
İdari para cezalarının bir takvim yılına ilişkin toplam tutarı, net işlem hacmi 60 milyar liranın, iptal ve iadeler hariç işlem sayısı 100 bin adedin üzerinde olan aracı hizmet sağlayıcı veya hizmet sağlayıcı için 500 milyon lirayı geçemeyecek.
Kanunla, e-ticarette haksız ticari uygulamaların belirlenmesi ve bunların önlenmesi amaçlanıyor.
E-ticaret aracı hizmet sağlayıcının, aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret hizmet sağlayıcının ticari faaliyetlerini önemli ölçüde bozan, makul karar verme yeteneğini azaltan veya belirli bir kararı almaya zorlayarak normal şartlarda taraf olmayacağı bir ticari ilişkinin tarafı olmasına neden olan uygulamalarının haksız olduğu kabul edilecek. E-ticarette haksız ticari uygulamada bulunulamayacak.
Haksız ticari uygulama sayılacak durumlar şöyle:
– Mal veya hizmet satışı karşılığında e-ticaret hizmet sağlayıcıya yapılması gereken ödemenin, en geç satış bedelinin e-ticaret aracı hizmet sağlayıcının tasarrufuna girdiği ve siparişin alıcıya ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içinde eksiksiz yapılmaması,
– E-ticaret aracı hizmet sağlayıcı tarafından satış fiyatında tek taraflı değişiklik yapılması dahil olmak üzere, e-ticaret hizmet sağlayıcının kampanyalı mal veya hizmet satışına zorlanması,
– E-ticaret hizmet sağlayıcıyla olan ticari ilişkinin koşullarının, yazılı şekilde veya elektronik ortamda yapılan aracılık sözleşmesiyle belirlenmemesi ya da bu sözleşmenin açık, anlaşılır ve e-ticaret hizmet sağlayıcı tarafından kolay erişilebilir olmasının sağlanmaması,
– E-ticaret hizmet sağlayıcının aleyhine olacak şekilde aracılık sözleşmesi hükümlerinde geçmişe yönelik veya tek taraflı değişiklik yapılması ya da buna imkan sağlayan herhangi bir hükme aracılık sözleşmesinde yer verilmesi,
– Herhangi bir hizmet verilmediği veya verilen hizmetin türü ve hizmet bedelinin tutar ya da oranı aracılık sözleşmesinde belirtilmediği halde e-ticaret hizmet sağlayıcıdan bedel alınması,
– Aracılık sözleşmesinde herhangi bir nesnel ölçüte yer verilmediği halde ya da kamu kurumlarına veya adli mercilere başvuruda bulunulduğu gerekçesiyle e-ticaret hizmet sağlayıcının sıralama ya da tavsiye sisteminde geriye düşürülmesi, e-ticaret hizmet sağlayıcıya sunulan hizmetin kısıtlanması, askıya alınması veya sonlandırılması.
E-ticaret aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri
Kanuna göre, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcının ekonomik bütünlük içinde bulunduğu ödeme hizmeti sağlayıcısına yapılan ödemeler, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıya yapılmış kabul edilecek.
Düzenlemeyle e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılara bazı yükümlülükler getiriliyor.
Buna göre, aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerlerinde kendisinin veya ekonomik bütünlük içinde bulunduğu kişilerin markasını taşıyan ya da marka kullanım hakkını haiz olduğu malları satışa sunamayacak veya bu malların satışına aracılık edemeyecek. Bu malların, farklı e-ticaret ortamında satışa sunulması halinde bu ortamlar arasında erişim imkanı sunamayacak ve birbirinin tanıtımını yapamayacak.
10 milyar liranın üzerinde işlem hacmi olanların yükümlülükleri
Kanunla bir takvim yılındaki net işlem hacmi 10 milyar liranın üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılara ilave yükümlülükler de getiriliyor.
Buna göre, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, e-ticaret hizmet sağlayıcı ve alıcıdan elde ettiği verileri, yalnızca aracılık hizmetlerinin sunulması amacıyla kullanacak ve aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerleri veya diğer e-ticaret ortamlarında e-ticaret hizmet sağlayıcılarla rekabet ederken kullanamayacak.
Net işlem hacmi 10 milyar liranın üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, e-ticaret hizmet sağlayıcının satışları dolayısıyla elde ettiği verileri bedelsiz taşımasına ve bu veriler ile bunlardan elde ettiği işlenmiş verilere bedelsiz ve etkin şekilde erişim sağlamasına teknik imkan sunacak.
Birden fazla e-ticaret ortamında faaliyet gösterilmesi halinde bu ortamlar arasında erişim imkanı sunulmayacak.
Bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanan denetim raporu, Ticaret Bakanlığına sunulacak.
Net işlem hacmi 30 milyar liranın üzerindekilere ilave yükümlülük
Düzenleme ile bir takvim yılındaki net işlem hacmi 30 milyar liranın, iptal ve iadeler hariç işlem sayısı 100 bin adedin üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılara ilave yükümlülükler getirilecek.
Buna göre, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, pazaryerlerinin piyasadaki rakipleri dışlayıcı şekilde reklam ve indirim faaliyetlerinde bulunmayacak.
Net işlem hacmi 30 milyar liranın üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, e-ticaret hizmet sağlayıcının ticari ilişkilerini, alternatif kanallardan aynı ya da farklı fiyattan mal veya hizmet sunmasını ya da reklam yapmasını kısıtlayamayacak; herhangi bir kişiden mal veya hizmet teminine zorlayamayacak. Ayrıca buna imkan sağlayan herhangi bir hükme aracılık sözleşmesinde yer veremeyecek.
Net işlem hacmi 60 milyar liranın üzerinde olanlara ilave yükümlülükler
Kanunla bir takvim yılındaki net işlem hacmi 60 milyar liranın, iptal ve iadeler hariç işlem sayısı 100 bin adedin üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılara da ilave yükümlülükler getiriliyor.
Bu kapsamda e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerlerinde, kredi kartıyla yapılan kredili ödeme işlemleri ile diğer ödeme işlemleri hariç ekonomik bütünlük içinde bulunduğu bankaların ya da şirketlerin, kredi verme işlemleri dahil sundukları her türlü hizmetin gerçekleştirilmesine ilişkin faaliyette bulunmasına imkan sağlayamayacak.
Ayrıca aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerlerinde, ekonomik bütünlük içinde bulunduğu elektronik para kuruluşlarınca ihraç edilen elektronik paraların kabulüne ilişkin faaliyette bulunulmasına imkan sağlayamayacak.
Kargo ve lojistik hizmetlerinde söz sahibi olmasının diğer işletmelerin rekabet edebilirliğini sekteye uğratması nedeniyle e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar; aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerlerindeki satışlar, kendisinin veya ekonomik bütünlük içinde bulunduğu kişilerin e-ticaret hizmet sağlayıcı olarak yaptığı satışlar ve e-ticaret dışındaki satışları hariç eşya taşımacılığı, taşıma işleri organizatörlüğü ve posta hizmet sağlayıcılığı faaliyetlerinde bulunamayacak.
Mal veya hizmet ilanlarının yayımlanmasına elektronik ortam sağlaması halinde, aynı ortamda mal veya hizmet teminine yönelik sözleşme yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkan sağlayamayacak. Bu hizmetlerin kendisi veya ekonomik bütünlük içinde bulunduğu kişiler tarafından farklı elektronik ortamlarda verilmesi halinde bu ortamlar arasında erişim imkanı sunamayacak ve birbirinin tanıtımını yapamayacak.
Dergi ve gazete gibi süreli yayınlar ile kitap ve elektronik kitap okuyucularının, kısıtlamaya tabi olmadan e-ticaret pazar yerlerinde satışa sunulmasına imkan sağlanacak.
E-ticaret lisansı
Bir takvim yılındaki net işlem hacmi 10 milyar liranın, iptal ve iadeler hariç işlem sayısı 100 bin adedin üzerinde olan e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı, faaliyetine devam edebilmek için Ticaret Bakanlığından lisans almak ve lisansını yenilemek zorunda olacak.
Lisans ücreti, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılardan, bunların e-ticaret pazaryerlerinde bir önceki takvim yılında gerçekleşen net işlem hacimleri oranında tahsil edilecek.
Lisans ücreti, Ticaret Bakanlığınca peşin olarak tahsil edilecek. Tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilecek. Bu parasal eşikler, her yıl ETBİS verileri kullanılarak hesaplanan e-ticaret hacminin yıllık değişim oranına göre artırılacak.
Lisans ücretinin hesaplanmasında, e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı ve ekonomik bütünlük içinde bulunduğu e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıların e-ticaret pazar yerleri üzerinden yurt dışına yapılan satışlar hesaba dahil edilmeyecek.
1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek
Aracılık hizmeti sunduğu e-ticaret pazaryerlerinde kendisinin veya ekonomik bütünlük içinde bulunduğu kişilerin markasını taşıyan veya kullanım hakkını haiz olduğu malları satışa sunan veya satışına aracılık eden e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, elektronik para kuruluşu olarak yetkilendirilen işletmelerin ekonomik bütünlük içinde bulunduğu e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, eşya taşımacılığı faaliyetinde bulunan işletmeler, taşıma işleri organizatörü veya posta hizmet sağlayıcı olarak yetkilendirilen işletmelerin ekonomik bütünlük içinde bulunduğu e-ticaret aracı hizmet sağlayıcılar, yükümlülüklere 1 Ocak 2024’e kadar uyum sağlayacak.
Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ve aynı tarihten itibaren 6 ay içinde bu düzenlemeye uygun hale getirilmeyen aracılık sözleşmelerinin ilgili hükümleri geçersiz sayılacak.
Lisans alma yükümlülüğü 1 Ocak 2025’te itibaren yerine getirilecek.
Düzenleme, 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek.
İlginizi Çekebilir
EKONOMİ
2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi
“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir
Yayınlanma:
2 saat önce|
04/06/2026Yazan:
Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.
Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.
Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.
Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.
İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.
Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.
Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.
Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;
Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.
Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.
Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.
İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.
Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.
Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24
EKONOMİ
Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor
Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine yaz aylarında yoğun borçlanma trafiğine giriyor
Yayınlanma:
5 gün önce|
30/05/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Haziran–Ağustos 2026 iç borçlanma stratejisi, yaz döneminde kamu finansmanı açısından oldukça yoğun bir takvime girildiğini gösteriyor. Üç aylık dönemde toplam borç ödemesi 2,013 trilyon TL olacak. Bunun 1,767 trilyon TL’si iç borç servisi, 245,7 milyar TL’si dış borç servisi niteliğinde. Buna karşılık Hazine’nin aynı dönemde planladığı iç borçlanma tutarı 1,848 trilyon TL seviyesinde bulunuyor.
Haziran ayı özelinde toplam borç ödemesi 686,6 milyar TL. Bunun 554,9 milyar TL’si iç borç servisi; iç borç servisinin 373,5 milyar TL’si anapara, 181,4 milyar TL’si faiz ödemesinden oluşuyor. Hazine, Haziran’da 543,8 milyar TL iç borçlanma planlıyor.
Üç aylık tablo
| Ay | Toplam ödeme | İç borç servisi | İç borçlanma planı |
|---|---|---|---|
| Haziran 2026 | 686,6 milyar TL | 554,9 milyar TL | 543,8 milyar TL |
| Temmuz 2026 | 681,8 milyar TL | 616,3 milyar TL | 708,7 milyar TL |
| Ağustos 2026 | 644,3 milyar TL | 595,8 milyar TL | 595,8 milyar TL |
| Toplam | 2,013 trilyon TL | 1,767 trilyon TL | 1,848 trilyon TL |
Hazine’nin Haziran ayında 8–16 Haziran arasında toplam 11 ihraç planladığı görülüyor. Takvimde ABD doları cinsi devlet tahvili ve kira sertifikası, TÜFE’ye endeksli tahvil, TLREF’e endeksli tahvil, değişken faizli tahvil, altın tahvili, altına dayalı kira sertifikası, Hazine bonosu ve sabit kuponlu devlet tahvilleri yer alıyor.
Bu tablo, Hazine’nin yalnızca klasik TL tahvil piyasasına yaslanmadığını; döviz, altın, kira sertifikası, değişken faizli ve endeksli ürünlerle yatırımcı tabanını genişletmeye çalıştığını gösteriyor. Bu tercih, yüksek borç çevirme ihtiyacının tek bir enstrümana yüklenmeden karşılanmak istendiğine işaret ediyor.
Kritik risk: Faiz yükü büyüyor
Haziran’da iç borç servisinin 181,4 milyar TL’si faiz ödemesi. Temmuz’da faiz yükü 246,8 milyar TL’ye yükseliyor. Bu durum, borçlanma maliyetlerinin bütçe üzerinde giderek daha belirgin baskı oluşturduğunu gösteriyor.
Yani sorun yalnızca anapara çevrimi değil; yüksek faiz ortamında çevrilen borcun gelecekte bütçeye daha yüksek faiz yükü olarak dönme ihtimali de güçleniyor.
Piyasalar açısından anlamı
Bu büyüklükte bir borçlanma programı, bankaların bilanço yönetimini, mevduat faizlerini, tahvil faizlerini ve kredi iştahını doğrudan etkileyebilir. Hazine’nin yüksek montanlı borçlanma ihtiyacı, piyasa faizlerinin aşağı gelmesini zorlaştırabilir. Bankalar açısından devlet iç borçlanma senetleri cazip kaldıkça, reel sektöre kredi verme iştahı sınırlı kalabilir.
Haziran ayının ayrıca enflasyon ve merkez bankaları takvimi açısından da kritik olduğu görülüyor. TCMB’nin Para Politikası Kurulu toplantısı 11 Haziran 2026 tarihinde yapılacak. Mayıs ayı enflasyon verisinin ise TÜİK takvimine göre 3 Haziran’da açıklanması bekleniyor.
Haziran–Ağustos dönemi, Hazine için yalnızca rutin borç çevirme dönemi değil; aynı zamanda faiz, likidite, kur, enflasyon ve banka bilançoları açısından kritik bir stres testi olacak.
Hazine’nin 3 ayda 2 trilyon TL’yi aşan borç servisi ve 1,85 trilyon TL’ye yaklaşan iç borçlanma planı, Türkiye ekonomisinde kamu finansmanının piyasa dengeleri üzerindeki etkisinin yaz aylarında daha fazla hissedileceğini gösteriyor. Bankalar, yatırımcılar ve reel sektör açısından Haziran ayı, yalnızca ihale takvimi değil; faizin, likiditenin ve kredi kanallarının yeniden fiyatlanacağı bir dönem olabilir.
Bu kadar yoğun borçlanma TL’nin sulandırılması anlamına mı geliyor?
TL neden sulanabilir?
Hazine’nin Haziran-Ağustos döneminde yaklaşık 1,85 trilyon TL yeni iç borçlanma yapacak olması piyasadaki TL miktarını doğrudan ve dolaylı etkileyebilir.
Bunun birkaç kanalı var:
1. Borç ödemeleri piyasaya likidite bırakır
- Hazine vadesi gelen tahvil ve bonoları öder.
- Bankalar ve yatırımcılar hesaplarına yüklü miktarda TL alır.
- Bu para tekrar tahvillere gitmezse dövize, altına veya mevduata kayabilir.
2. Faiz ödemeleri yeni para etkisi yaratır
- Haziran ayında sadece faiz ödemesi 181 milyar TL.
- Temmuz ve Ağustos ile birlikte yüz milyarlarca lira yatırımcıların hesaplarına geçecek.
- Bu gelirler harcamaya veya farklı yatırım araçlarına yönelirse TL dolaşımı artar.
3. Merkez Bankası dolaylı olarak likiditeyi yönetmek zorunda kalır
- Hazine’nin hesabından piyasaya çıkan para bankacılık sisteminde fazla likidite oluşturabilir.
- TCMB bunu depo ihaleleri, zorunlu karşılıklar veya likidite senetleriyle çekmeye çalışır.
Ama neden tam anlamıyla para basmak değildir?
Burada kritik ayrım şudur:
Hazine piyasadan borçlanıyor.
Yani:
- Bir taraftan 554 milyar TL ödeme yapıyor.
- Diğer taraftan 543 milyar TL yeni borçlanıyor.
Dolayısıyla net bazda sistemde sınırsız yeni para oluşmuyor.
Eğer TCMB doğrudan Hazine’ye para basıp verseydi bu gerçek anlamda parasal genişleme olurdu.
Türkiye’de mevcut sistemde Hazine ağırlıklı olarak:
- Bankalardan,
- Fonlardan,
- Sigorta şirketlerinden,
- Bireysel yatırımcılardan
borçlanıyor.
Asıl risk nerede?
Sorun TL’nin miktarından çok borcun sürekli çevrilmesi.
Bugün:
- 2 trilyon TL borç ödeniyor.
- Yeni 1,85 trilyon TL borç alınıyor.
Yarın:
- Bu 1,85 trilyon TL’nin de vadesi gelecek.
- Daha yüksek faizle yeniden çevrilmesi gerekecek.
Bu durum zamanla:
- Faiz giderlerini büyütür
- Bütçe açığını artırır
- Vergi ihtiyacını artırır
- Enflasyon baskısını yükseltir
- TL üzerindeki güven baskısını artırabilir
“Hazine borç mu ödüyor, yoksa borcu yeni borçla mı çeviriyor?”
Bugünkü tabloya bakıldığında Türkiye’nin yaptığı şey büyük ölçüde: “Borç ödeyerek borçlanmak değil, borçlanarak borç çevirmek.”
Bu sürdürülebilir olduğu sürece sorun oluşturmaz. Ancak büyüme yavaşlar, faizler yüksek kalır ve bütçe açığı büyürse, piyasa bir noktadan sonra daha yüksek faiz talep etmeye başlar. İşte TL üzerindeki asıl baskı da o zaman ortaya çıkar.
Bu nedenle Haziran-Ağustos dönemindeki 2 trilyon TL’lik borç servisi, yalnızca bir finansman operasyonu değil; aynı zamanda Türkiye’nin faiz, enflasyon ve kur dengesinin de önemli bir sınavı niteliğindedir.
EKONOMİ
Kredi Kısarak Enflasyon Düşer mi? Bedeli Reel Sektöre, Faturası Kime?
Yayınlanma:
2 hafta önce|
24/05/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye’de enflasyonla mücadelede kredi büyümesine getirilen sınırlar, para politikasının ana araçlarından biri haline geldi. Ancak soru kritik: Sadece kredi musluklarını kısarak enflasyon kalıcı biçimde düşer mi? Yanıt kısa: Talebi soğutur, ama tek başına yapısal enflasyonu çözmez; üstelik reel sektörde üretim, istihdam, nakit akışı ve yatırım tarafında kalıcı hasar bırakabilir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 para politikası metninde kredi büyümesinin ve kredi kompozisyonunun “dezenflasyon sürecini ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyici” çerçevede tutulacağı açıkça belirtiliyor. TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın, 2025 Şubat ayında Uşak ve Denizli sunumlarında da benzer görüşler vardı. Yani kredi kısıtları, tesadüfi değil; mevcut ekonomi programının bilinçli bir parçası. TCMB ayrıca kredi büyüme sınırlarının ve istisnaların yıl içinde gözden geçirileceğini de ilan etmiş durumda.
Kredi kısıtlaması dışında hangi para politikası araçları var?
Enflasyonu düşürmek için ekonomi yönetiminin elindeki araç sadece kredi kısıtlaması değildir. Başlıca araçlar şunlardır:
Politika faizi: Merkez Bankası faizi artırarak tüketimi, kredi talebini ve döviz talebini yavaşlatır. Reuters’ın Mayıs 2026 haberlerinde TCMB politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olduğu, enflasyon baskıları nedeniyle faiz artışı beklentilerinin yeniden gündeme geldiği aktarılıyor.
Zorunlu karşılıklar: Bankaların topladıkları mevduatın bir kısmını krediye dönüştürmesini sınırlayan veya yönlendiren araçtır. TCMB, Mayıs 2026’da bazı krediler için zorunlu karşılık uygulamalarında değişiklik yaparak kredi dinamiklerini etkilemeye devam etti.
Likidite yönetimi: Merkez Bankası piyasaya verdiği TL miktarını sıkılaştırarak bankaların fonlama maliyetini yükseltebilir.
Makroihtiyati tedbirler: Kredi büyüme sınırı, kredi kartı taksit sınırlamaları, ihtiyaç kredisi vade kısıtları, ticari kredi büyüme limitleri gibi düzenlemeler bu gruptadır.
Kur ve beklenti yönetimi: Enflasyon sadece bugünkü talep değil, gelecekteki fiyat beklentileriyle de ilgilidir. TCMB, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci için risk oluşturduğunu vurguluyor.
Maliye politikası desteği: Kamu harcamalarının, vergi politikasının ve bütçe disiplininin para politikasıyla uyumlu olması gerekir. IMF, Türkiye’de sıkı para politikası, ılımlı ücret artışı ve genel olarak nötr maliye politikasının kademeli dezenflasyonu destekleyeceğini belirtiyor.
Sadece kredi kısarak enflasyon düşürülebilir mi?
Kısa vadede evet, kalıcı olarak hayır.
Kredi kısıldığında tüketici daha az borçlanır, şirket daha az stok yapar, yatırım ertelenir, iç talep soğur. Talep yavaşlayınca bazı fiyat artışları frenlenir. Ancak Türkiye’de enflasyonun önemli bölümü sadece talep kaynaklı değildir.
Türkiye’de enflasyonun arkasında kur geçişkenliği, enerji maliyetleri, gıda arz sorunları, kira baskısı, vergi artışları, ücret-fiyat sarmalı, ithal girdi bağımlılığı ve beklenti bozulması da vardır. Nitekim Nisan 2026’da aylık enflasyonun yüzde 4,18’e, yıllık enflasyonun yüzde 32,37’ye yükselmesinde enerji, gıda, konut, ulaşım ve dış jeopolitik baskıların etkili olduğu bildirildi.
Bu nedenle sadece kredi kısılması, hastalığın tamamını değil, belirtilerinden birini baskılar. Talep düşer ama maliyet enflasyonu devam ederse reel sektör iki taraftan sıkışır: satış yavaşlar, maliyet düşmez.
Reel sektöre telafisi zor zararlar
Kredi kısıtlaması en çok nakit akışı kırılgan, özkaynağı zayıf, vadeli çalışan, stokla üretim yapan ve ihracat/ithalat dengesine bağımlı firmaları vurur.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran Nisan ayında Programın sanayiciye, iş insanına ve KOBİ’lere iyi gelmediğini, mevcut yaklaşımın reel sektör ve bankalar üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirtti.
Uygulanan Politikanın başlıca zararlarına geline:
1. İşletme sermayesi krizi: Firma mal alacak, üretim yapacak, maaş ödeyecek; ama krediye ulaşamıyorsa çark yavaşlar.
2. Vadeli satış zinciri bozulur: Reel sektörde birçok firma peşin alıp vadeli satar. Kredi olmayınca bu zincir kopar.
3. Konkordato ve batık kredi riski artar: Kredi kısıtı, borcu olan firmaya “nefes alma” imkânı vermezse, geçici likidite sorunu kalıcı iflas riskine dönüşür.
4. Yatırımlar ertelenir: Makine, kapasite artışı, ihracat yatırımı ve enerji yatırımı askıya alınır.
5. İstihdam kaybı doğar: Önce fazla mesai biter, sonra vardiya düşer, ardından işten çıkarma başlar.
6. Bankaların aktif kalitesi bozulur: Kredi verilmeyince risk azalıyor gibi görünür; ancak mevcut kredilerin tahsil kabiliyeti zayıflarsa bankaların takipteki alacakları artabilir. Ziraat Bankası CEO’su Alpaslan Çakar da 2025 Aralık sonunda, uzun süren sıkı para politikasının finansman maliyetlerini artırabileceği, işgücü piyasasını zayıflatabileceği, büyümeyi yavaşlatabileceği ve bankaların aktif kalitesini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunmuştu.
Buna rağmen neden devam ediliyor?
Çünkü ekonomi yönetimi açısından enflasyonu düşürmek için önce iç talebin kontrol altına alınması gerekiyor. Türkiye’de kredi büyümesi yüksek kaldığında, talep canlı kalıyor; talep canlı kaldığında fiyatlama davranışı bozuluyor; fiyatlama bozulduğunda da enflasyon beklentisi düşmüyor.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, 2026 Enflasyon Raporu sunumunda ticari kredi büyümesinin dezenflasyon patikasıyla uyumlu seyretmesi için yabancı para kredi büyüme sınırının düşürüldüğünü ve TL ticari kredilerde istisnaların daraltıldığını belirtti. Bu adımların ardından ticari kredilerde büyümenin hız kestiğini ifade etti.
Yani kredi kısıtlamasının arkasındaki ana mantık şu:
Talebi yavaşlat → fiyat artış hızını düşür → beklentileri kır → enflasyonu aşağı çek.
Ancak bu zincirin çalışması için maliye politikası, kur politikası, gıda arzı, enerji maliyeti ve kamu fiyat ayarlamaları da aynı yönde çalışmalıdır. Aksi halde kredi kısıtlaması reel sektörü boğar ama enflasyon beklenen hızda düşmeyebilir.
Fatura kime çıkar?
Bu politikanın faturası eşit dağılmaz.
En ağır fatura KOBİ’lere çıkar. Büyük şirketler tahvil, halka arz, yurtdışı kredi veya grup içi finansmana erişebilir. KOBİ’nin tek kapısı bankadır.
İkinci fatura çalışanlara çıkar. Satış düşer, üretim azalır, işten çıkarma ve ücret baskısı başlar.
Üçüncü fatura tüketiciye çıkar. Kredi kartı, ihtiyaç kredisi, konut kredisi pahalanır; alım gücü düşer.
Dördüncü fatura bankalara çıkar. Yeni kredi riski sınırlansa bile eski kredilerin tahsil riski büyür.
Beşinci fatura devlete çıkar. Büyüme yavaşladığında vergi tahsilatı zayıflar, sosyal destek ihtiyacı artar.
Alternatif ne olmalı?
Kredi kısıtlaması tamamen kaldırılmalı demek gerçekçi değildir. Ancak seçici, üretimi koruyan, tüketim ve spekülasyonu hedef alan bir model gerekir.
Öneriler:
Üretim, ihracat, istihdam ve enerji verimliliği kredileri kısıt dışında tutulmalı.
KOBİ’ler için işletme sermayesi kredilerinde ayrı kota açılmalı.
Kredi kısıtı sektör ayrımı yapmalı: Lüks tüketim, ithal tüketim ve spekülatif işlemler ayrı; üretim ve ihracat ayrı değerlendirilmelidir.
Vergi ve kamu zamları para politikasıyla uyumlu olmalı.
Gıda, kira ve enerji tarafında arz artırıcı reformlar yapılmalı.
Bankalar yalnızca kredi kısmaya değil, doğru firmayı seçerek finansmanı sürdürmeye yönlendirilmeli.
Üretim Enflasyon mücadelerine feda edilmemeli
Kredi kısıtlaması enflasyonla mücadelede kullanılan güçlü ama yan etkisi yüksek bir ilaçtır. Doz iyi ayarlanmazsa enflasyonu düşürürken üretim kapasitesini, istihdamı ve firma sermayesini tahrip edebilir.
Türkiye’nin ihtiyacı sadece “kredi musluğunu kısmak” değil; enflasyonu düşürürken üretimi yaşatacak akıllı kredi mimarisi kurmaktır.
Aksi halde enflasyon düşse bile geriye daha zayıf şirketler, daha kırılgan bankalar, daha yüksek işsizlik ve daha yorgun bir reel sektör kalabilir.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.023)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (560)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.974)
- GÜNCEL (4.407)
- GÜNDEM (3.550)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.671)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.416)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı 04/06/2026
- 2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi 04/06/2026
- Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor 04/06/2026
- Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak 04/06/2026
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
