Connect with us

BANKA HABERLERİ

Bana verim eğrini göster sana ekonominin ne durumda olduğunu anlatayım…

Merkez Bankasınca belirlenen ve fiyat istikrarını sağlaması beklenen para politikası uygulanmamaya, yukarıdan gelen emirle faiz kararı alınmaya başlanınca TL cinsi tahvil faizlerinde 1 yıllık süre içinde büyük değişimler söz konusu olmuştur.

Yayınlanma:

|

1990’lı yıllar ve bankalarda hazine bölümleri yeni yeni kurulmaya başlıyor. Çiçeği burnunda, üniversitlerden yeni mezun olan pırıl pırıl insanlar başlarına geleceklerden, sinir sistemlerinin nasıl zorlanacağından habersiz göreve başlıyorlar. Adına “Dealing Room” denilen yer, hazinecilerin işlem yaptığı, daha henüz teknoloji ile de tam anlamıyla tanışmamış, sistemlerin yeni yeni kurulduğu bir oda.

Odanın tam ortasında adına Reuters denilen, çocukluğumuzda haber ajansı olarak bildiğimiz, rengi yeşil bir ekran. Ekrandan geçen birtakım rakamlar, odada belirli bir süre tecrübesi olan “Dealer”’ın bu ekrana girdiği bazı veriler, çalan telefonlar, aldım, sattım, deal seslerinin yükseldiği bir ortam.

Böyle başladı kariyerim. Çok zevkli çok hareketliydi. Ama birtakım verileri, girilen rakamları, neden o rakam da bu rakam değili anlamam gerekiyordu. X kuşağının soru sormama ve verilen görevi kendi çabasıyla yapma baskısı içinde elimden gelen tüm gayreti gösteriyordum ama içim içimi yiyordu. Çok şanslıydım bir taraftan da. Benden kıdemli olan dealerlar, ellerinden geldiğince anlatmaya, öğretmeye neden sonuç ilişkileri konusunda piyasa dinamiklerini göstermeye büyük gayret ediyorlardı.

Aklıma takılan en büyük soru faiz oranına kim nasıl karar veriyordu? O günlerin meşhur enstrümanı REPO’nun faizi nasıl belirleniyordu? Daha da ötesi yapılan Hazine İhalelerinde faiz oranı belirlenirken ne gibi faktörleri dikkate alıyor ve ihalelere giriyorduk? Farklı vadelerde farklı faiz oranları nasıl belirleniyor ve piyasa nasıl oluşuyordu? Kafamdaki bu soruların yanıtlarını üniversitede aldığım derslerle bağdaştırarak yanıtlamaya çalışıyor ipuçları bulmak için uğraşıyordum.

Sorduğum sorulara yanıt bulmam için benden yıl olarak çok daha fazla tecrübeli bir yöneticiden bir tanışma toplantısında bir tavsiye geldi. Bana birkaç kitap önerisinde bulundu. Tahvil ve Sabit getirili enstrümanlar konusunda dünyaca ünlü ekonomist Frank J. Fabozzi’nin 1987 yılında ilk basımı yapılan “The Handbook of Fixed Income Securities” kitabı zorlukla bulduğum ve hemen alıp heyecanla incelemeye başladığım kitap oldu.

Handbook denildiğine bakmayın tam 1139 sayfalık bir kitap. İçinde Tahvil ve Bonolarla ilgili engin bir bilgi hazinesi var. Çok basit gibi görünen ama detaya indiğinizde neredeyse bir okyanus derinliğinde olan bu konu hakkında hem literatür hem de pratikle geniş bir bilgi dağarcığına sahip oldum.

Merak etmek insanın en önemli özelliği. Bu merakı giderirken de soru sormak ve cevaplar aramak da en keyifli süreç. Tahvillerle ilgili kitabı okurken üzerinde çok durulan “Yield Curve – Verim Eğrisi” kavramı da kafamı kurcalayan diğer bir konu oldu. Kendimi 622 sayfalık Livingston G. Douglas tarafından yazılmış “Yield Curve Analysis – The Fundementals of Risk and Return” (“Getiri Eğrisi Analizi – Risk ve Getirinin Temelleri”) kitabını almış ve okumaya başlamış buldum.

Aklıma ilk şu soru gelmişti. Alt tarafı X ekseninde vadelerin Y ekseninde de faiz oranlarının bulunduğu bir çizgi için nasıl 622 sayfalık kitap yazılır.  Fakat içine girdikçe, konu derinleştikçe bunu etkileyen unsurların ne kadar çok olduğunu anladıkça bu konuda yazılacak ve deneyimleyecek çok şey olduğunu da bizzat tecrübe ederek yaşadım.

Türkiye’de özellikle Eylül 2021’den sonra bağımsız bir Merkez Bankası ve buna bağlı olarak yürütülen bir Para Politikasından bahsetmek mümkün değildir.

Bu konunun daha iyi anlaşılması için aşağıdaki Tablo1’de 22 Ekim 2022 ve 31 Aralık 2021 günlerinde ABD Tahvil faizlerinden oluşan verim eğirsine ilişkin verileri ve grafiği paylaşıyorum. Örneğin cazip ve çarpıcı olması bakımından 1 yıllık tahvili ele alalım. 1 yıllık tahvil 31 Aralık 2021 tarihinde %0.39 faizle işlem görürken bugün faizi 424 baz puan (%4.24) artış göstererek %4.63 seviyesine çıkmış. Her vadede farklı artışlar söz konusu olmuş. Verim eğrisinin şekli değişmiş. Tabii şekil derken bu şekillerden de bahsetmek gerekiyor. Verim eğrisinin şekli

1) Dik

2) Yatay

3) Ters olabilir.

Bu üç şeklin de ekonominin geleceğine ilişkin ne yönde bir beklenti içinde olacağını göstermesi bakımından ayrı bir önemi söz konusu.

Tablo1.

Kaynak: Bloomberg

Grafik 1

Kaynak: Bloomberg

31 Aralık 2021 tarihinde ABD’de enflasyon görünümünde ve ekonominin ısınmasına dair önemli bir bozulma söz konusu değilken 1 aydan 30 yıla kadar vadeli tahvil faizleri %0’a yakın bir oranla başlayıp %1.91’e kadar artan bir oran göstermiş. Aradan geçen sürede ABD’de enflasyonun artışı, ABD Merkez Bankasının enflasyonla mücadelesi için ortaya koyduğu para politikası ile kısa vadeli faizleri artırması ve ekonominin genel durumuna ilişkin iletişimi, verim eğrisini değiştirmiş, faizlerin artışına yol açmış ve enflasyon beklentilerinde düşüşü beraberinde getirmiştir.

Sonuç olarak verim eğrisi, serbest piyasa koşullarında oluşan uzun vadeli faizlerle ve uygulanan para politikası ile enflasyon, büyüme, istihdam, gelir dağılımı gibi önemli ekonomik parametrelerin nasıl şekilleneceğini göstermesi bakımından çok önemli mesajlar içerir.

Peki Türkiye’de durum nasıldır?

Türkiye’de özellikle Eylül 2021’den sonra bağımsız bir Merkez Bankası ve buna bağlı olarak yürütülen bir Para Politikasından bahsetmek mümkün değildir.

Merkez Bankasınca belirlenen ve fiyat istikrarını sağlaması beklenen para politikası uygulanmamaya, yukarıdan gelen emirle faiz kararı alınmaya başlanınca TL cinsi tahvil faizlerinde 1 yıllık süre içinde büyük değişimler söz konusu olmuştur.

Grafik 2

Tahvil faizleri Grafik2’de sarı çizgi ile belirtilen düzeydeyken (bu sırada enflasyon %19’lar civarındaydı) sonrasında kademeli olarak indirilen faizlerle %26 düzeylerine kadar çıkan ve kısa vade ile uzun vade arasındaki faiz farklarının pozitif olduğu oldukça dik bir verim eğrisi söz konusu. Bunun işaret ettiği en önemli ekonomik sonuç enflasyondaki bozulma olmuştur. Bu bozulma neticesinde de resmi rakamlarda %83.5 ama gerçekte yaşanan ve üç haneli rakamlara dayanan enflasyondur.

Grafik3’de TL cinsi faiz (verim) eğrisi haziran ayından itibaren özellikle uzun vadelerde faizlerin düşüşü ile önemli ölçüde aşağı doğru hareket etmişti. Aslında faizlerin düşüşü özellikle de uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi çok pozitif olarak karşılanmalıdır değil mi? Kalıcı olarak uzun bir süre düşük kalacaksa, bu düşük faizden özellikle sanayici, yatırımcı yararlanacak ve yatırım yapacaksa kesinlikle evet. Bundan daha iyi bir gelişme tabi ki olmaz.

Ama faizlerin düşüşü sadece kamu kağıtlarında ve zorlama ile ortaya çıkan bir durumdur. Ticari kredi faizleri TCMB düzenlemesi ile görüntüde düşmüş gibi görünse de bankaların yaptığı küçük finansal mühendisliklerle gerçekte yüksektir.

Bankalara yapılan zorlamanın adıysa çıkartılan bir takım yönetmelik ve tebliğlerle (ki Anayasanın mülkiyet hakkı maddesine alenen aykırıdır) bankaların zorunlu tutulması nedeniyle devlet tahvili almasıdır. Detayına girmeden sadece şunu söylemek gerekir, düzenleme ve tebliğlerle bankalar 5-10 yıl vade arasında Devlet Tahvili almak zorunda bırakılmaktadırlar.  Bu zorlamanın sonucu aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi faizlerin suni olarak ve problemleri ileriye doğru öteleyerek düşmesi olmuştur.

Grafik 3

Kaynak: Bloomberg

Bunun neden suni bir düşüş olduğunu şu grafiklerle göstermek mümkündür. Aşağıda Grafik 4’te  Türkiye Hazinesinin çıkartmış olduğu TL cinsi ve ABD Doları cinsi 1 yıldan 10 yıla kadar vadedeki Devlet Tahvillerinin Verim Eğrilerine bir bakalım. En çarpıcı nokta şu ki; 5 yıl ve üzerindeki vadelerde Dolar cinsi Türk Devlet Tahvili faiz oranlarının, TL cinsi Türk Devlet Tahvili faiz oranlarının üzerinde olduğu görülmektedir.

Faizlerin düşüşü sadece kamu kağıtlarında ve zorlama ile ortaya çıkan bir durumdur. Ticari kredi faizleri TCMB düzenlemesi ile görüntüde düşmüş gibi görünse de bankaların yaptığı küçük finansal mühendisliklerle gerçekte yüksektir.

Bu fiyatlamanın tutarsızlığı piyasadaki kredi temerrüt takas oranları, yani CDS primleri ile ortaya çıkmaktadır. 5 yıl vadede TL tahvil faizleri ile dolar faizleri arasındaki fark 25 Baz puan olarak görülürken 5 yıllık CDS’in 730 baz puan olması TL faizlerde büyük bir garipliğin olduğuna en önemli işarettir.

Türkiye Hazinesinin her fırsatta yurtdışından borçlanmak için Londra, New York seyahati yaptığı fakat bakan Nebati’nin elinin boş döndüğü, yani Dolar cinsi 5 yıl ve 10 yıl vadede borçlanmanın da neredeyse %11 gibi dolar faizleri ile son derece zor olduğu bir ortamda, üstelik kredi temerrüt takas oranlarının 730 baz puan (%7.30) olduğu piyasa koşullarında, TL cinsi tahvil faizlerinin %9.7 gibi bir seviyede olması piyasa koşulları ile açıklanabilir bir durum değildir.

Buraya kadar anlatılan koşulların ileriye dönük büyük riskleri barındırdığını söylemek de hatalı olmayacaktır.

Peki bu riskler neler midir? Kısaca bakalım;

  • Finansal baskılama ile banka portföylerine düşük faizlerle dahil edilen bonoların ileride ortaya çıkması son derece büyük olasılık dahilinde olan faiz artışlarında bankaların faiz riskine maruz kalmasını ve bu yolla zarar etmesini beraberinde getirebilir.
  • Sermayeleri negatif etkilenen bankaların kredi vermeleri kısıtlanabilir ve kredi piyasalarının daralması, şirketlerin krediye erişim olanaklarını daraltabilir.
  • Bu gelişmeler üretim, istihdam ve nihai olarak büyüme ve refah artışı üzerinde büyük riskler ortaya çıkarabilir.
  • Bu gelişmelerin tetiklenmesi hâlihazırda yatırım yapılabilir seviyesinin beş basamak altında bulunan kredi derecelendirmesinin daha da aşağılara gitmesine ve kaynak erişimine çok daha büyük bir darbe vurabilir.

Bir verim eğrisi çizgisinin anlattığı bu kadar çok şey varken ve geleceğe dair riskleri tüm açıklığıyla ortaya koyuyorken, ekonomi yönetiminin garip uygulamalarla meşgul olmasının ancak şu açıklamaları olabilir.

  1. Bu konu hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan kadrolar iş başındadır
  2. Halkın ekonomik durumu ve geleceğe dair dengeli, sürdürülebilir ekonomi tesisi iktidarın hiç umurunda değildir ve tercih bugünü kurtararak mevcut iktidarın korunmasını sağlamak için çaba sarf etmektir.

İleriye dönük bu kadar büyük risklerin her geçen gün arttığı düşünülürse herkesin kendi risk yönetimini azami düzeyde yapmasında fayda olacaktır.

Ömer R. Gencal – Politikyol

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.