GÜNCEL
KKM’den, kriptodan çıkan borsaya hücum etti
Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı tarihte ilk kez 3 milyonu geçti ve neredeyse her gün binlerce yeni hesap açılıyor. Yüksek enflasyon ve yatay seyreden kurda KKM’den ve kayıp yaşatan kripto dünyasından çıkan yatırımcının da yeni adresi borsa oldu.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yüksek enflasyon ve düşük faiz politikası yatırımcıların tasarrufları için bir getiri arayışına itti ve bu arayışta Borsa İstanbul alternatifsiz olarak öne çıktı. Son 5 ayda yüzde 90 yükselen BİST100 endeksi yılbaşından bu yana ise yüzde 143,6 getiri sağladı. Yüzde 85,5 tüketici enflasyonuna karşı reel getiri sağlayan yatırım aracı olarak öne çıkan Borsa İstanbul son dönemde kur korumalı mevduattan ve kripto paradan aradığını bulamayan yatırımcıların da yeni adresi oldu. Borsa İstanbul’da her ne kadar geçen hafta yatırımcıların sürekli uyarı yaptığı kar realizasyonlarının eşliğinde düşüşlere şahit olunsa da borsanın mevcut politikalar karşısında rakipsiz olması seçime kadar yükselişin sürebileceği izlenimini yaratıyor. Yatırımcıya kulaktan dolma, sosyal medya yorumlarıyla yatırım yapmamasını ve yüksek boyutlu dalgalanmalara karşı hazırlıklı olunmasını öneren analistler mutlaka bir çıkış stratejisinin de olması gerektiğine dikkat çekti.
Merkezi Kayıt Kuruluşu verileri pay piyasalarında yatırımcı sayısının tarihte ilk kez 3 milyonu geçtiğini ortaya koyuyor. Toplam toplam bakiyeli hesap sayısı da 17 Kasım 2022 tarihi itibarıyla 7.66 milyon oldu bu 2021 sonunda 6.33 milyon seviyesindeydi. Toplam yatırımcı sayısı 29.42 milyona, toplam hesap sayısı ise 57.75 milyona yükseldi. Pay piyasalarında hesap ve yatırımcı sayısı hızla artarken KKM’de ise yeni girişler durma noktasına geldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 11 Kasım itibariyle KKM’de haftalık artış yüzde 0,06 ile neredeyse sabit kalırken kurdaki değişimlerin yatay seyri ve bankaların KKM mevduatlarına politika faizinin en fazla 3 puan üstü faiz uygulayabiliyor olması yatırımcının KKM tercihinin azalmasına neden oldu.
Kripto piyasalarında ise son aylarda sert düşüşler yaşanıyor. Özellikle geçen yıl kasımda 67 bin dolar seviyelerinde olan Bitcoin’in şimdi 16 bin dolarlara kadar gerilemesi bazı kripto paralarda yatırımcıların büyük zararlar etmesi bu piyasadan da çıkışı hızlandırdı. MKK verileri de yılbaşından bu yana Borsa İstanbul’da portföy büyüklüğü artışında 45-54 yaş aralığı öne çıkarken, rekorların üst üste yaşandığı ağustos-ekim döneminde 25-39 yaş aralığı portföy artışında ilk sırayı alan yaş dilimi olduğunu göstermesi de kriptodan çıkan paranın da borsaya girdiğini gösteriyor.
UZMANLAR BORSA İSTANBUL’DA BUGÜNÜ VE GELECEĞİ DEĞERLENDİRDİ
■ KKM DÖNÜŞLERİ TAZE LİKİDİTENİN KAYNAĞI
DenizYatırım Strateji ve Araştırma Bölüm Müdürü Orkun Gödek: Yakın zamanda geride bıraktığımız üçüncü çeyrek finansallarının araştırma bölümleri açısından en dikkat çekici detayı, uzun bir aradan sonra sektör ve şirketler nezdinde uzlaşının bu denli yüksek olmasıydı. Dönemsel olarak öne çıkan turizm, havacılık gibi sektörlerin yanında, bankaların da regülasyonların ilk etkilerini yansıtmaları açısından yakından izlendiği bir dönem oldu. 2022 başlangıcındaki “yüksek enflasyonist ortam” ve “getiri arayışı” temalarının yılın geneline yayılır şekilde devam ettiği bir süreçten geçiyoruz. Merkez Bankası’nın yeniden başladığı faiz indirim süreci ve muhtemelen tek hane politika faizine gidiyor olmamız da yerel varlıklarda hisse senetlerinin öne çıkışını destekliyor. Burada dikkat etmemiz gereken kısım şu; eylülde yaşanan yüksek volatilite ve sert değer kayıplarının ardından BİST’in moral tazeleyerek güçlü şekilde geri dönüş yapmış olmasını önemsemek gerekiyor. Bu tarz enflasyonist ve getiri arayışının arttığı ortamlarda hedef seviyelerden ziyade varlıklar arası geçişin sürdürülebilirliğine odaklanmak daha doğru bir yaklaşım oluyor. 2023’te mayıs ya da haziran aylarında gerçekleştirilecek olan seçimlerin de artık yavaş yavaş fiyatlamalar içerisine girmeye başladığını düşünebiliriz. Meşhur “seçim rallisi” kavramının hangi kısmında olduğumuz şu an için tartışmalı olabilir. Ancak, kuşkusuz daha ağır şekilde fiyatlamalarda hissedilecek. Emsallerimiz olan gelişmekte olan ülke piyasalarında seçim süreci fiyatlamaları genellikle 5-6 ay öncesinde başlar ve zaman aralığı daraldığında konsolide olma düşüncesi öne çıkar. Yine KKM dönüşlerindeki lira likiditesinin de nispeten yatay seyreden kur karşısında BİST’e yönelmesi yabancı yatırımcı oranının yüzde 29’lara gerilediği tarihi düşük seviyeler ortamında yerli kanalından taze likiditenin kaynağı olduğunu görüyoruz. Eylül sonundaki dip seviyelerden TL bazında endeksin yüzde 50’ye yakın hızlı toparlanışı kuşkusuz kar realizasyonu beklentilerini de destekliyor. Ancak, gerek VİOP cephesinde teminat tamamlama çağrılarının düşük seviyelerdeki seyri gerekse günlük bazda toplam işlem hacmine oranla yüzde 20’lere yaklaşan açığa satış oranlarına rağmen endeksin güçlü kalmaya devam etmesi ağırlıklı beklentinin tek yönlü, yükseliş tarafında şekillendiğini gösteriyor. Bu, aynı zamanda risk. Bir miktar realizasyonun hareketin devamı açısından da sağlıklı olduğunu düşünerek hisse senetlerinin yerel varlıklarda ön planda kalmaya seçim sürecinde en az 4-5 ay daha devam edeceğini değerlendiriyoruz. Sonrası sürece yönelik konuşmak için henüz erken olabilir. Yakın dönem içerisinde bankacılık sektörü hisselerinin ralliye katılımda tam olarak rol üstlenememeleri nedeniyle biraz daha öne çıkmaları beklenebilir. Henüz dış varlık fiyatlamalarını konuşmamız içerisine dahil etmemiş olmamız da olası her pozitif gelişmenin ek katkı sağlayacağı anlamına geldiğini eklemek isterim.
■ KULAKTAN DOLMA BİLGİ YERİNE FON YATIRIMI
Fortuna Capital CEO’su Dr. Altuğ Özaslan: Borsada yükselişin seviye olarak nereye gideceğini kestirmek zor ama en azından şubat sonuna kadar hatırı sayılır ölçüde bir yükseliş hareketinin devam etmesini bekliyorum. Arada sert düzeltme hareketleri olacaktır, bu hem yükseliş trendinin doğasında var hem de endeksteki yükselişinin önemli bir kısmının birkaç tane büyüme hissesi ile gerçekleşmesi sebebiyle bu düzeltmenin olmasını daha sağlıklı buluyorum. Yeni gelen 250 bin yatırımcının da Türkiye’nin ortalama finansal okuryazarlık seviyesinde ve ortalama yatırım bilinci seviyesinde olduğunu varsayarsak, hareketten ziyade hisse senedi seçimlerinin ve belli başlı hisse fiyatlamalarının sağlıklı olup olmadığı tartışılmalıdır. Ülkemizde, çok takdir ettiğim ve çok başarılı bulduğum hisse yoğun fonlar var, ben yatırımcıların kulaktan dolma bilgiler yerine bu fonlar aracılığıyla yatırım yapmalarını tavsiye ederim. TEFAS üzerinden bu tip fonları rahatlıkla bularak yatırım yapabilirler. Böylece de fonların hisse dağılımı dahilinde Borsa İstanbul’a yeni girişler de tabana yayılır ve bu yükseliş trendi daha sağlıklı hale gelir. Aksi takdirde üzücü sonun bir gün bazılarımız için kaçınılmaz olacağı aşikardır.
■ ÇIKIŞ STRATEJİSİNİ OLUŞTURARAK GİRİŞ YAPILMALI
İnfo Yatırım Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası Genel Müdür Yardımcısı Ergün Tekgül: Piyasanın yükselişi sağlıklı mı göreceli bir soru. Piyasada getiri arayışı rallisi var, enflasyon rallisi değil. Eksi reel faiz olduğu için yatırımcılar getiri arayışında. Yabancı oranı yüzde 30’un altına geldi ve yüzde 70’in üzerinde yerlinin hakimiyeti var. Yurtdışından tamamen kopuk borsa. Her şey borsanın arkasından esiyor, karşısında koşmamak gerekiyor bu rüzgarın. Bu trendin içinde olmak gerekiyor. Borsanın güç endeksi tek başına yeten koşul değil tabii ki ama 1 sene içinde üç defa bu bölgeden aşırı alım bölgesine geldik. Şimdi yine o bölgedeyiz. Bu sefer olur mu neresinden olur bilemiyorum. Risk algısı düşük olan yatırımcılar için ne olursa olsun belli oranlarda trendin içine kalıp ancak çıkışı belirleyerek pozisyonlarını sürdürmeleri gerekiyor. Bu önemli ralli kopmamak içinde olmak gerekiyor ama oluşabilecek sorunlara karşı da tedbirli olmak gerekiyor.
■ SOSYAL MEDYADAN YORUMLARLA İŞLEM YAPILIYOR
ÜNLÜ & Co Araştırma Bölümü Direktörü Tolga Kudaloğlu: Yüksek enflasyon ortamında alternatif yatırım araçlarının olası getirilerinin sınırlı görünmesi nedeniyle BİST’in yatırımcılar için cazibesini koruyacağını ve ön planda kalacağını tahmin ediyoruz. Bu doğrultuda yılsonuna kadar olan dönemde endeksin 5 binli seviyeleri görmesini, seçim öncesi dönemde ise 6 binli seviyelere doğru hareket edebileceğini tahmin ediyoruz. BİST’te yabancı payı tarihi dip seviyelerde. Dolayısıyla 2022 yılında getirisi %150’ye yaklaşan BİST’teki yükseliş, yerli yatırımcıların artan katılımıyla sağlanıyor görünüyor. BİST’e yeni katılan yatırımcıların piyasa ve şirketlerle ilgili bilgisinin nispeten sınırlı olduğu göz önüne alındığında, özellikle sosyal medyada yapılan yorumların dikkate alınması ve buna göre işlem yapılması, belirli hisselere olan ilginin yüksek kalmasına neden oluyor; ancak bunun sağlıklı bir yatırım kararı olmadığını düşünüyoruz. Gelecek dönemlerdeki beklentileri güçlü olan hisselere daha fazla ilgi olması normaldir ancak burada temel analize göre hesaplanan şirket değerlemelerinin de mutlaka göz önüne alınması gerektiğini düşünüyoruz. Borsanın mevcut politikalar doğrultusunda seçim öncesi dönemde rakipsiz görünmesi nedeniyle yeni yatırımcıların borsaya geliyor olması şaşırtıcı değil. Burada önemli olan yatırımcıların bir şirketin hisse senedini yatırım yaparken, o şirkete ortak olduklarını ve şirketin gelecek dönemlerdeki yatırım, büyüme, kar vs. beklentilerini satın aldıklarını mutlaka göz önünde bulundurarak, kısa süreli kazançlar yerine uzun vadeli yatırım mantığıyla hareket etmeleridir. Borsada volatilitenin arttığı dönemlerde kısa vadeli düşünen yatırımcılar zararlarla karşılaşabilir, ancak yatırım stratejisini uzun vadeli olarak belirleyen yatırımcılar daha düzenli bir gelir edebileceklerdir. Ayrıca bu noktada, finansal okuryazarlığın artması ve yatırımcıların yatırım yaptıkları şirketlerin raporlarını ve şirketlerle ilgili haber akışını takip etmeleri de sağlıklı bir yatırım stratejisi açısından önem taşımaktadır.
■ YATIRIM KARARLARI OLUŞTURULURKEN TEMKİNLİ OLUNMALI
Global Menkul Değerler Kıdemli Stratejist Muammer Demir: BİST100 endeksine teknik olarak bakıldığında, kısa vadede 4500 seviyesini önemsemeye devam ediyoruz. Bu seviye üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda, risk iştahının seyrine bağlı olarak, koşulların değişmemesi halinde, kısa vadede 4660- 4780 bölgesine doğru hareketlerin hız kazanabileceğini öngörüyoruz. Olası kar realizasyonları ya da düzeltmelerin gündeme gelmesi durumunda ise kısa vadede 4380-4300 destek bölgesi olarak izlenebilir. Son dönemde orta vadeli teknik göstergelerde güçlü görünüm devam etse de bazı kısa vadeli teknik göstergelerin aşırı alım bölgesinde seyretmesi kar realizasyonu ya da düzeltme riskinin yükseldiğini işaret etmeye devam ediyor. Özellikle, enflasyonist koşullarda yatırımcıların alternatif getiri arayışı söz konusu olabiliyor. Finansal enstrümanlar içerisinde bakıldığında, BİST100 endeksinin yıllık bazda enflasyon üzerinde getiri performansı sergilemesi yatırımcı/yatırımcı adayları arasında ilginin kısa vadede hisse senedi piyasasına yoğunlaşmasını destekliyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve Veri Analiz Platformu (VAP) tarafından derlenen verilere göre toplam bakiyeli hesap sayısı 17 Kasım 2022 tarihi itibarıyla 7,66 milyon oldu (2021 sonu: 6,33 milyon). Aynı tarih itibarıyla toplam yatırımcı sayısı 29,42 milyona, toplam hesap sayısı ise 57,75 milyona yükseldi. Pay senedi piyasasındaki yatırımcı sayısındaki artışın ilerleyen dönemde sermaye piyasasının gelişimi açısından önemli olabileceği kanaatindeyiz. Bununla birlikte, son dönemde fiyatlama davranışlarında yaşanan geniş dalgalanma ve yüksek volatilitede dikkate alındığında, yeni katılan yatırımcı/yatırımcı adaylarının yatırım kararlarını oluştururken daha temkinli/ihtiyatlı davranmaları gerektiğini öngörüyoruz. Bu bağlamda, yatırımcı/yatırımcı adaylarının çalıştıkları aracı kurumdan profesyonel destek alabileceklerini belirtmekte fayda var.
■ FONLARIN GETİRİSİ BİST100’Ü AŞTI
FonTurkey Kurucusu Onur Duygu: Yatırım tecrübeleri ve piyasa konusundaki uzmanlıklarıyla fon portföy yöneticilerinin BİST100 üzeri performans sağlayabildiğini geçmiş getirilerden görmek mümkün. Yılbaşından itibaren bakıldığında, BİST100 %134 getiri sağlarken aynı dönemde aktif olan 67 hisse senedi fonunun 42’si BİST100 üzerinde getiri sağladı ve tüm hisse senedi fonlarının getiri ortalaması %141 olarak gerçekleşti. Bu fonlar içinde aktif yönetilen fonların yanı sıra belirli bir endekse yatırım yapan (örn. BİST100, BİST30, Temettü25, Katılım) fonlar da mevcut. Yani yatırımcılar fonlar vasıtasıyla, farklı alternatiflerde hisse senedi yatırımı yapıp, çeşitlendirmeye gidebilir. Fonlar tarafında yatırımcılar için en büyük avantaj, sürekli ekran başında piyasa izleyip alım/satım kararının bilişsel yükünü çekmemek diyebiliriz. Fonlar günlük fiyat açıklayarak sürekli piyasa takibine ihtiyaç duymadan ve piyasa zamanlaması (hisse senedini yüksekten satıp düşükten almak) için strese katlanmadan hisse senedinden getiri elde etmenizi sağlıyor. Bir diğer önemli husus ise, fonlar içeriğinde birden fazla hisse senedi bulundurdukları için hangi hisse senedine yatırım yapılacağı ve riski dağıtma konusunda da yatırımcının işini kolaylaştırıyor. Son olarak hisse senedi alım/ satımında olduğu gibi hisse senedi fonlarında da elde edilen kazançlar için stopaj %0.
■ İLGİNİN TEMELİNDE YÜKSEK ENFLASYON YATIYOR
Marbaş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru: Geçen sene kasımda günlük ortalama 40 milyar TL olan BİST Tüm endeksi işlem hacmi bu sene kasım ayının ilk yarısı itibariyle günlük ortalama 118 milyar TL olarak gerçekleşti. Yatırımcı sayılarına baktığımızda MKK tarafından yayınlanan verilere göre 290.000 adet olan 100.000 TL üzeri bakiyeli pay senedi yatırımcı sayısı bu sene ekim itibariyle 610.000 kişiyi aştı. Önümüzdeki dönem için hızlanmasını beklediğimiz halka arz takviminin de yatırımcı sayısı bakımında piyasa ilgisini arttırmasını bekliyoruz. Bu ilginin temelinde ise 1 yıldır içinde olduğumuz hiper enflasyon ve tasarrufların değerlendirilmesi noktasında meydana çıkan alternatifsizliğin olduğunu düşünüyoruz. Borsanın alternatiflerine bakınca gayrimenkul piyasasına krediye erişim noktasında yaşanan sorunlar ve fiyat seviyelerinin geldiği nokta itibariyle erişim sorunu var. Döviz bir süredir sabit, KKM veya mevduat mevcut enflasyonda yatırımcıyı tatmin etmiyor, geriye bir süredir yatırımcısına enflasyon üzerinde kazandırabilmiş bir pay piyasası kalıyor, son dönemde erişim de kolaylaştı, insanlar akıllı telefonlarından hesap oluşturup dakikalar içerisinde işleme başlayabiliyorlar. Son 1 yıllık yükselişte sadece borsa konusunda tecrübeli olan yatırımcıların değil, piyasa yeni gelmiş finansal okuryazarlığı sınırlı olan yatırımcıların da para kazanabildiğini düşünüyoruz. Bu konuda daha önce regülatör kurumların yatırımcıların korunması kapsamında aldığı önlemlerin katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bu da yeni hesap sayıları noktasında kartopu etkisi oluşturuyor. Son 10 -15 yıl ortalama enflasyon %10 – %15 seviyesinde yaşandığı için piyasaların bu seviyede yükselmesine alışık değiliz ve bu yükseliş nereye kadar devam eder sorusunu çok alıyoruz. Cevabı için ise 90’lı yıllarda bakmak gerekiyor. 89 – 99 döneminde yıllık ortalama enflasyon %77 iken bu 10 yılda İMKB endeksi 1.300 kat yükselmiş. Yani hareketlere nominal değil reel bakmak gerekir. Mevcut makro kompozisyon içinde piyasadaki yukarı hareketin devamını ön görüyoruz.
■ MODA DİYE RASTGELE YAPILAN YATIRIM HÜSRANLA SONUÇLANIR
FODER YK Başkanı Attila Köksal: Geçmiş yıllarda mali sistem içindeki Türk hanehalkı yatırımlarının yaklaşık 1/3’ü Türk Lirası mevduatta, 1/3’ü döviz mevduatta, kalanı da altın, nakit, repo, bireysel emeklilik hesapları ve yatırım fonlarındaydı. 2021 yılı içinde başlayan düşük faiz-yüksek enflasyon süreci yatırımcıların Türk Lirası mevduat hesaplarındaki birikimlerinin büyük bir bölümünü önce döviz ve altına, daha sonra da kur korumalı mevduata ve bir miktar da hisse senetlerine yönlendirdi. Son dönemde kurların yatay seyretmesi kur korumalı mevduatın cazibesini azaltınca hisse senetlerine ilgi daha da arttı. MKK verilerine göre Borsa İstanbul’daki hisse senedi yatırımcısı sayısı 2022 yılı içinde 600 bin kişinin üzerinde artış göstererek yaklaşık üç milyon seviyesine geldi. Sermaye piyasasında yatırımcı sayısının artması memnuniyet vericidir ama bu artışın doğal yollardan değil de, yatırım alternatifi olmayışından kaynaklanıyor olması düşündürücüdür. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da yabancı yatırımcıların borsamızdaki paylarının tarihi düşük seviyelere gerilemiş olmasıdır. Yurtdışında faizlerin yükselmesi Nasdaq, S&P gibi endeksleri %30’lara yakın oranlarda düşürmüş iken ve birçok gelişmekte olan ülke piyasaları faiz yükselişinden olumsuz etkilenirken bizim piyasamızdaki bu yükseliş, özellikle bazı hisse senetlerinde gözlenen aşırı değerlenmeler uzmanları endişelendirmektedir. Seçim süreci içinde borsa “alternatifsizlikten dolayı” yükselmeye devam edebilir. Ancak bu sağlıklı bir yükseliş değildir. Sosyal medyada “temettü yatırımcılığı” ve “uzun vadeli yatırımcılık” çerçeveleri altında vatandaşları bir veya birkaç hisseden oluşan yatırımlara yönlendiren gruplar gözlemliyoruz. Uzun vadeli bir perspektifle sermaye piyasalarına yapılan yatırımlar olumlu sonuçlar doğurur ancak bunların belli bir plan çerçevesinde, sağlıklı bir varlık dağılımı ile yapılmaları gerekir. Günün modası olan hisse senetlerine, rastgele yapılan yatırımların genelde hüsranla sonuçlandığını tarih bize defalarca göstermiştir.
Şebnem TURHAN- ekonomim.com
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
1 gün önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
GÜNCEL
Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor
İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.
Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.
2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.
Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.
Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.
Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Verilerin Verdiği Mesaj
İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.
Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;
- işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
- nakit dönüş süresinin kısaltılması,
- borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
- özkaynak finansmanının artırılması,
- verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,
her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







