GÜNCEL
Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde son 10 yılın dibinde
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2022 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 180 ülke arasında 101. sırada yer alan Türkiye, 2013’ten bu yana 48 basamak gerileyerek son 10 yılın en düşük puanını aldı.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 Yolsuzluk Algı Endeksi açıklandı. Türkiye, 36 puanla endekste yer alan 180 ülke arasında 101. sırada yer aldı.
Türkiye geçen yıl açıklanan 2021 yılına ait endekste, 38 puanla 96. sırada yer almıştı. Buna göre Türkiye son bir yılda iki puan kaybederken ülke sıralamasında beş basamak daha geriledi. Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.
Açıklanan endeksle birlikte Türkiye, son 10 yılın en düşük puanını da almış oldu.
2013 yılına ait endekste 50 puanla dünya genelinde 53′üncü sırada yer alan Türkiye, 10 yılda önemli ölçüde gerileyerek 48 basamak birden düştü. Bu aynı zamanda endeks açıklandığından bu yana Türkiye’nin aldığı en düşük puan oldu. Türkiye, endeksin ilk açıklandığı 2012’de 49 puanla 54. sırada yer alıyordu.
Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’nu DW Türkçe’ye değerlendiren Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.
Lesoto Krallığı Türkiye’yi geçti
Geçen yıl Türkiye ile aynı puanı paylaşan Sahra-Altı Afrika’da küçük bir krallık olan Lesoto, son bir yılda Türkiye’nin bir basamak üzerine çıkarken Arjantin ve Brezilya Türkiye’den iki basamak yükseldi. Türkiye sahip olduğu 36 puanla ayrıca Kosova, Kolombiya, Etiyopya, Tanzanya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.
Türkiye 2020 Endeksi’nde ise yolsuzluk algısında 40 puanla 180 ülke arasında 86’ncı sırada yer alıyordu.
Yolsuzluk Algı Endeksi uzmanlar ve iş insanlarının görüşlerine dayanarak 180 ülkeyi kamu sektöründe algılanan yolsuzluk düzeylerine göre sıralıyor. Toplamda 13 bağımsız veri kaynağına dayanan endekste yolsuzluk, 0 ila 100 arasında derecelendiriliyor. Buna göre, 0 yolsuzluğun çok yoğun olduğu, 100 ise tamamıyla yolsuzluktan arınmış ülkelere işaret ediyor.
Endekste yer alan 180 ülkenin ortalaması ise 43. Türkiye, elde ettiği puanla genel ortalamanın altında kalırken yolsuzluğun çok yoğun olduğu ülkelere iki adım daha yaklaştı.
Yolsuzluk otoriterlikle bağlantılı
Geçen yıl Türkiye’nin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki ülkelerin ortalama puanı ise 35 oldu. Bölge, Sahra Altı Afrika’dan sonra en düşük ortalama puana sahip. Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’na göre bu durum yüksek düzeyde yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, zayıflamış kurumlar ve -en uç durumlarda- şiddetli çatışmalarla yakından bağlantılı. Bölgede yer alan birçok hükümet demokratik süreçleri baltaladığı, sivil alanı daralttığı ve medya özgürlüklerini kısıtladığı için yolsuzluk ve otoriterlik arasında kısır bir döngü var.
Rapora göre Türkiye’nin de demokrasisini ve hukukun üstünlüğünü ilerletmek için kuvvetler ayrılığındaki zayıflamayı ortadan kaldırması ve yolsuzluğun kovuşturulmasında nüfuzun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla daha güçlü bir yasal ve kurumsal yolsuzlukla mücadele çerçevesi oluşturması gerekiyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü Temsilcisi Oya Özarslan, Türkiye’nin OECD Mali Eylem Görev Gücü FATF tarafından gri listeye alındığını ve Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO) tarafından yerine getirmesi gereken hususlar açısından sürekli uyarıldığını söyleyerek “Taraf olduğumuz bütün sözleşmelere uyum konusunda problemlerimiz var. Yani sürekli uluslararası kurumlardan uyarılar geliyor. Düşüşler bundan kaynaklanıyor. Birincisi bu. İkinci olarak herhalde medyanın durumunu söyleyebiliriz. Türkiye medya özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada” diyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 Yolsuzluk Algı Endeksi açıklandı. Türkiye, 36 puanla endekste yer alan 180 ülke arasında 101. sırada yer aldı.
Türkiye geçen yıl açıklanan 2021 yılına ait endekste, 38 puanla 96. sırada yer almıştı. Buna göre Türkiye son bir yılda iki puan kaybederken ülke sıralamasında beş basamak daha geriledi. Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.
Açıklanan endeksle birlikte Türkiye, son 10 yılın en düşük puanını da almış oldu.
2013 yılına ait endekste 50 puanla dünya genelinde 53′üncü sırada yer alan Türkiye, 10 yılda önemli ölçüde gerileyerek 48 basamak birden düştü. Bu aynı zamanda endeks açıklandığından bu yana Türkiye’nin aldığı en düşük puan oldu. Türkiye, endeksin ilk açıklandığı 2012’de 49 puanla 54. sırada yer alıyordu.
Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’nu DW Türkçe’ye değerlendiren Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.
Lesoto Krallığı Türkiye’yi geçti
Geçen yıl Türkiye ile aynı puanı paylaşan Sahra-Altı Afrika’da küçük bir krallık olan Lesoto, son bir yılda Türkiye’nin bir basamak üzerine çıkarken Arjantin ve Brezilya Türkiye’den iki basamak yükseldi. Türkiye sahip olduğu 36 puanla ayrıca Kosova, Kolombiya, Etiyopya, Tanzanya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.
Türkiye 2020 Endeksi’nde ise yolsuzluk algısında 40 puanla 180 ülke arasında 86’ncı sırada yer alıyordu.
Yolsuzluk Algı Endeksi uzmanlar ve iş insanlarının görüşlerine dayanarak 180 ülkeyi kamu sektöründe algılanan yolsuzluk düzeylerine göre sıralıyor. Toplamda 13 bağımsız veri kaynağına dayanan endekste yolsuzluk, 0 ila 100 arasında derecelendiriliyor. Buna göre, 0 yolsuzluğun çok yoğun olduğu, 100 ise tamamıyla yolsuzluktan arınmış ülkelere işaret ediyor.
Endekste yer alan 180 ülkenin ortalaması ise 43. Türkiye, elde ettiği puanla genel ortalamanın altında kalırken yolsuzluğun çok yoğun olduğu ülkelere iki adım daha yaklaştı.
Yolsuzluk otoriterlikle bağlantılı
Geçen yıl Türkiye’nin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki ülkelerin ortalama puanı ise 35 oldu. Bölge, Sahra Altı Afrika’dan sonra en düşük ortalama puana sahip. Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’na göre bu durum yüksek düzeyde yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, zayıflamış kurumlar ve -en uç durumlarda- şiddetli çatışmalarla yakından bağlantılı. Bölgede yer alan birçok hükümet demokratik süreçleri baltaladığı, sivil alanı daralttığı ve medya özgürlüklerini kısıtladığı için yolsuzluk ve otoriterlik arasında kısır bir döngü var.
Rapora göre Türkiye’nin de demokrasisini ve hukukun üstünlüğünü ilerletmek için kuvvetler ayrılığındaki zayıflamayı ortadan kaldırması ve yolsuzluğun kovuşturulmasında nüfuzun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla daha güçlü bir yasal ve kurumsal yolsuzlukla mücadele çerçevesi oluşturması gerekiyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü Temsilcisi Oya Özarslan, Türkiye’nin OECD Mali Eylem Görev Gücü FATF tarafından gri listeye alındığını ve Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO) tarafından yerine getirmesi gereken hususlar açısından sürekli uyarıldığını söyleyerek “Taraf olduğumuz bütün sözleşmelere uyum konusunda problemlerimiz var. Yani sürekli uluslararası kurumlardan uyarılar geliyor. Düşüşler bundan kaynaklanıyor. Birincisi bu. İkinci olarak herhalde medyanın durumunu söyleyebiliriz. Türkiye medya özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada” diyor.
“Yargının siyasallaşması etkili”
Türkiye’de yolsuzlukla ilintili herhangi bir konuyu yazan herhangi bir gazetecinin tazminat, ceza gibi hususlarla karşılaşmasının çok olağan hale geldiğini vurgulayan Özarslan, yolsuzluk haberlerinin ayrıca yolsuzluğa karıştığı iddia edilen kişinin kişilik hakları dolayısıyla engellendiğine dikkat çekiyor.
Yargının siyasallaşmasının yanı sıra Kamu İhale Kanunu’ndaki açık ihale sayılarının gittikçe düşmesinin de Türkiye’nin puanının düşmesinde etkili olduğunu belirten Özarslan, “Ayrıca kamu özel iş birliğinde verilen yükümlülüklerin çok yüksek olması ve bunların kamuoyuna açık olmaması, iktidara çok yakın şirketlere verilmesi gibi süregelen, neredeyse kırık plak gibi söylediğimiz şeyler var. Bunların hepsi zaman içinde uluslararası endekslere yansıyor” ifadelerini kullanıyor.
“Mücadele vaatte kalmamalı”
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yolsuzlukları engelleme savıyla iktidara geldiğine, ancak bu dönemde yolsuzluklarla ilgili çalışan meclis komisyonunun bile feshedildiğine dikkat çeken Özarslan, Millet İttifakı’nın dün açıkladığı mutabakat metninde yer alan yolsuzluk ve şeffaflıkla ilgili mücadele planını ise olumlu bulduğunu söylüyor.
Siyasi etik yasasının çıkarılması, Kamu İhale Kanunu’nun uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, vergi cennetlerine giden paranın denetlenmesi, varlık barışı çıkarılmasına son verilmesi gibi vaatlerin yerine gelmesinin Türkiye’nin önünü açacağını ifade eden Özarslan, “Ancak şunu da bilmeleri gerekir ki sivil toplum iktidara gelen her partiyi, her grubu denetlemeye ve hesap verebilirliğini sağlamaya, bunu talep etmeye devam edecektir. Bunlar vaatte kalmamalı” ifadelerini kullanıyor.
Yolsuzluk devasa boyutta
2022 Yolsuzluk Algı Endeksi, yoğun çaba ve zorluklarla elde edilen pek çok kazanıma rağmen, dünyada yolsuzluğun boyutunun devasa olduğunu gösteriyor.
On birinci yılını geride bırakan endekste ülkelerin üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 50’nin altında puan aldı. Geçen beş yıl içinde sadece sekiz ülke önemli ölçüde puanlarını iyileştirirken, Avusturya, Lüksemburg ve Birleşik Krallık gibi üst sıralarda yer alan ülkeler de dahil olmak üzere 10 ülkenin puanı önemli ölçüde düştü.
En düşük puan Somali’ye
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre güçlü kurumlara ve iyi işleyen demokrasilere sahip ülkeler genellikle endeksin en üst sıralarında kendilerine yer buluyor. Çatışmaların yaşandığı ya da temel kişisel ve siyasi özgürlüklerin son derece kısıtlı olduğu ülkeler ise en düşük notları alma eğilimini gösteriyor.
2022 yılına ait endekste Danimarka 90 puanla sıralamada başı çekerken, Finlandiya ve Yeni Zelanda 87 puanla onu takip ediyor. Norveç, Singapur, İsveç, İsviçre, Hollanda, Almanya, İrlanda ve Lüksemburg bu yılın ilk 10’unu tamamlıyor.
Somali 12 puanla endeksin en alt sırasında yer alırken Suriye ve Güney Sudan 13 puanla onu izliyor. Venezuela, Yemen, Libya, Kuzey Kore, Haiti, Ekvator Ginesi ve Burundi de son 10’da yer alıyor.
“Dünya daha tehlikeli bir yer oldu”
COVID-19 salgını, iklim krizi ve dünya genelinde artan güvenlik tehditlerinin yeni bir belirsizlik dalgasını körüklediğine işaret edilen raporda, yolsuzluk sorunlarını ele almayan ülkelerin bu etkileri daha da kötüleştirdiği, yolsuzluk ve çatışmanın birbirini besleyerek kalıcı barışı tehdit ettiği dile getiriliyor. Yolsuzluk Algı Endeksi’nin en alt sıralarında yer alan ülkelerin çoğunda ya şu anda ya da yakın zamanda silahlı çatışmaların yaşandığına dikkat çekilen raporda yolsuzluk seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde örgütlü suçların ve güvenlik tehditlerinin de yüksek olmasının daha muhtemel olduğunun altı çiziliyor.
Raporda ifadelerine yer verilen Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Delia Ferreira Rubio, yolsuzluğun dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini, hükümetler bu konuda ilerleme kaydetmediği için şiddet ve çatışmalardaki yükselişin körüklendiğini vurguluyor. Bu nedenle dünyanın her yerinde insan hayatının tehlike altında olduğuna vurgu yapan Rubio, “Bundan kurtulmanın tek yolu, her düzeydeki yolsuzluğun kökünün kazınması ve hükümetlerin sadece elit bir azınlık için değil tüm insanlar için çalışmasını sağlamaktır” diyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü İcra Kurulu Başkanı Daniel Eriksson ise “Hükümetler, iş insanları ve aktivistlerden marjinal topluluklar ve gençlere kadar halkı karar alma süreçlerine dahil etmek için alan açmalı. Demokratik toplumlarda insanlar seslerini yükselterek yolsuzluğun kökünün kazınmasına yardımcı olabilir ve hepimiz için daha güvenli bir dünya talep edebilirler” ifadelerini kullanıyor.
Türkiye’de yolsuzlukla ilintili herhangi bir konuyu yazan herhangi bir gazetecinin tazminat, ceza gibi hususlarla karşılaşmasının çok olağan hale geldiğini vurgulayan Özarslan, yolsuzluk haberlerinin ayrıca yolsuzluğa karıştığı iddia edilen kişinin kişilik hakları dolayısıyla engellendiğine dikkat çekiyor.
Yargının siyasallaşmasının yanı sıra Kamu İhale Kanunu’ndaki açık ihale sayılarının gittikçe düşmesinin de Türkiye’nin puanının düşmesinde etkili olduğunu belirten Özarslan, “Ayrıca kamu özel iş birliğinde verilen yükümlülüklerin çok yüksek olması ve bunların kamuoyuna açık olmaması, iktidara çok yakın şirketlere verilmesi gibi süregelen, neredeyse kırık plak gibi söylediğimiz şeyler var. Bunların hepsi zaman içinde uluslararası endekslere yansıyor” ifadelerini kullanıyor.
“Mücadele vaatte kalmamalı”
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yolsuzlukları engelleme savıyla iktidara geldiğine, ancak bu dönemde yolsuzluklarla ilgili çalışan meclis komisyonunun bile feshedildiğine dikkat çeken Özarslan, Millet İttifakı’nın dün açıkladığı mutabakat metninde yer alan yolsuzluk ve şeffaflıkla ilgili mücadele planını ise olumlu bulduğunu söylüyor.
Siyasi etik yasasının çıkarılması, Kamu İhale Kanunu’nun uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, vergi cennetlerine giden paranın denetlenmesi, varlık barışı çıkarılmasına son verilmesi gibi vaatlerin yerine gelmesinin Türkiye’nin önünü açacağını ifade eden Özarslan, “Ancak şunu da bilmeleri gerekir ki sivil toplum iktidara gelen her partiyi, her grubu denetlemeye ve hesap verebilirliğini sağlamaya, bunu talep etmeye devam edecektir. Bunlar vaatte kalmamalı” ifadelerini kullanıyor.
Yolsuzluk devasa boyutta
2022 Yolsuzluk Algı Endeksi, yoğun çaba ve zorluklarla elde edilen pek çok kazanıma rağmen, dünyada yolsuzluğun boyutunun devasa olduğunu gösteriyor.
On birinci yılını geride bırakan endekste ülkelerin üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 50’nin altında puan aldı. Geçen beş yıl içinde sadece sekiz ülke önemli ölçüde puanlarını iyileştirirken, Avusturya, Lüksemburg ve Birleşik Krallık gibi üst sıralarda yer alan ülkeler de dahil olmak üzere 10 ülkenin puanı önemli ölçüde düştü.
En düşük puan Somali’ye
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre güçlü kurumlara ve iyi işleyen demokrasilere sahip ülkeler genellikle endeksin en üst sıralarında kendilerine yer buluyor. Çatışmaların yaşandığı ya da temel kişisel ve siyasi özgürlüklerin son derece kısıtlı olduğu ülkeler ise en düşük notları alma eğilimini gösteriyor.
2022 yılına ait endekste Danimarka 90 puanla sıralamada başı çekerken, Finlandiya ve Yeni Zelanda 87 puanla onu takip ediyor. Norveç, Singapur, İsveç, İsviçre, Hollanda, Almanya, İrlanda ve Lüksemburg bu yılın ilk 10’unu tamamlıyor.
Somali 12 puanla endeksin en alt sırasında yer alırken Suriye ve Güney Sudan 13 puanla onu izliyor. Venezuela, Yemen, Libya, Kuzey Kore, Haiti, Ekvator Ginesi ve Burundi de son 10’da yer alıyor.
“Dünya daha tehlikeli bir yer oldu”
COVID-19 salgını, iklim krizi ve dünya genelinde artan güvenlik tehditlerinin yeni bir belirsizlik dalgasını körüklediğine işaret edilen raporda, yolsuzluk sorunlarını ele almayan ülkelerin bu etkileri daha da kötüleştirdiği, yolsuzluk ve çatışmanın birbirini besleyerek kalıcı barışı tehdit ettiği dile getiriliyor. Yolsuzluk Algı Endeksi’nin en alt sıralarında yer alan ülkelerin çoğunda ya şu anda ya da yakın zamanda silahlı çatışmaların yaşandığına dikkat çekilen raporda yolsuzluk seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde örgütlü suçların ve güvenlik tehditlerinin de yüksek olmasının daha muhtemel olduğunun altı çiziliyor.
Raporda ifadelerine yer verilen Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Delia Ferreira Rubio, yolsuzluğun dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini, hükümetler bu konuda ilerleme kaydetmediği için şiddet ve çatışmalardaki yükselişin körüklendiğini vurguluyor. Bu nedenle dünyanın her yerinde insan hayatının tehlike altında olduğuna vurgu yapan Rubio, “Bundan kurtulmanın tek yolu, her düzeydeki yolsuzluğun kökünün kazınması ve hükümetlerin sadece elit bir azınlık için değil tüm insanlar için çalışmasını sağlamaktır” diyor.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü İcra Kurulu Başkanı Daniel Eriksson ise “Hükümetler, iş insanları ve aktivistlerden marjinal topluluklar ve gençlere kadar halkı karar alma süreçlerine dahil etmek için alan açmalı. Demokratik toplumlarda insanlar seslerini yükselterek yolsuzluğun kökünün kazınmasına yardımcı olabilir ve hepimiz için daha güvenli bir dünya talep edebilirler” ifadelerini kullanıyor.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor
Yayınlanma:
11 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.
Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme
Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.
Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.
Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı
Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.
Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.
Bankacılık sektörünü ne bekliyor?
Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.
Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.
Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.
BANKA HABERLERİ
AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL
FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”
Yayınlanma:
11 saat önce|
21/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.
Bankavitrini.com | Gündem
Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.
Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı
Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.
Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.
DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil
DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.
DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.
Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”
DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.
Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?
Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.
Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.
Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.
Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu
Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.
Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.
Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Gülbeyaz Gergün
Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda
VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI
Yayınlanma:
1 gün önce|
20/10/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.
Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri
Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.
20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.
Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657
İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?
Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.
1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak
İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.
Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:
- Anapara kesintisi: Yok.
- Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
- Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
- Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.
Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.
Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.
2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil
İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.
Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:
- Anapara kesintisi: Yüzde 45.
- Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
- Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
- Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
- Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.
Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.
İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011
100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?
Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.
| Karşılaştırma | 1. seçenek | 2. seçenek |
|---|---|---|
| Mevcut nominal anapara | 100.000 $ | 100.000 $ |
| Anapara kesintisi | Yok | 45.000 $ |
| Yeni tahvil nominali | 100.000 $ | 55.000 $ |
| Yıllık faiz oranı | %4 | %6 |
| İlk yıl için basit nominal faiz hesabı | 4.000 $ | 3.300 $ |
| Vade | 2035 | 2032 |
Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.
İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.
Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.
Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?
Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.
Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.
Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.
Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.
Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma
Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.
Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.
Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.
Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013
Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor
Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.
Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.
Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2
Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?
Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.
Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.
Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?
Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.
Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.
Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.
Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Meta'nın üçüncü çeyrek net kârı yıllık bazda yüzde 264 arttı 21/10/2026
- "İran'la savaşa girmek yaptığımız en iyi işlerden biri" 21/10/2026
- Tesla'nın üçüncü çeyrek net kârı yüzde 43 azaldı 21/10/2026
- Resmi Gazete'de bugün (22.10.2026) 21/10/2026
- Türkiye'de PHP güvenlik açığına karşı harekete geçildi 21/10/2026
- Trump: Rusya-Ukrayna savaşında çözüme hiç olmadığı kadar yakınız 21/10/2026
- Tasfiye edilecek fonlarda bekleyen talimatlara ilişkin önerge kabul edildi 21/10/2026
- Meta'ya kullanıcı gizliliği ihlali nedeniyle 25 milyar dolar ceza 21/10/2026
- JP Morgan: Aracı kurum lisans iptali Türkiye'den çekilme anlamına gelmiyor 21/10/2026
- ABD'den İran'ın gölge filosuna yönelik yeni yaptırımlar 21/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
