Connect with us

GÜNCEL

Bir kötülük daha: Ahbap sitesine siber saldır

Yayınlanma:

|

Ahbap’a gelen saldırıları anlamak için servis veren “Domain Hizmetleri” şirketinin kurucusu Murat Tahtacı ile konuştuk

Bu süreçte, muhalif belediyelerin yardımlarının engellendiğini ya da yardım kamyonlarının üzerindeki flama ve bayrakların kaldırılıp iktidarın kurumlarına yönelik bayrakların ve logoların konulmaya çalışıldığını, Wifi hizmeti vermek isteyen deprem bölgesi ISS’lerinin engellendiğini, yandaş medyanın olayı farklı göstermeye çalıştığını, AFAD’ın çadır yetiştiremediğini ve pek çok saçmalığı gördük.

Saçmalığın bir tanesi de, yardım yapmak isteyen herkesin ve her kurumun, koordinasyon yapmayı bile beceremediği, ortada kalan yardım malzemeleri ve enkaz altında günlerce kurtarılmayı bekleyen afetzedelerle ortaya çıkan AFAD’dan izin alma zorunluluğu oldu.

AKP kurumlarını adeta tıkaç gibi kullanıyor.

Yardım gönüllülerine saldırılar: Siber saldırı, isim benzerliği, iftiralar, hakaretler

Saçmalıkların bence en kötülerinden birisi de yardım için çırpınan iki kişi yani Oğuzhan Uğur ve Haluk Levent için ileri geri konuşan, saçmalayan insanlar. Son dönemde artan endişeler nedeniyle insanlar yardımlarını iletmesi için Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’a yönelince de, önce bu iki gönüllü adamı karalamaya çalışanlar ortaya çıktı. İşin içine mafyalı saçma sapan iddiaları içeren söylentiler girdi. Bu söylentileri soranlara cevabım şuydu: “Neden daha önce dile gelmemiş de şimdi depremde yardım toplarken birden dile geliyor? Size söyleyenlere bunu sorun.”

Bu iftiralar tutmayınca da yandaş medyadan ulu orta eleştiriler başladı. Sosyal medyaya bakın AKP taraftarları koro halinde, Levent ve Uğur için “Kim bunlar?” diyor ve bu yardımların AFAD’a aktarılması vs. vs. laflar ediyorlar.

Ha bu arada ahbap.org sitesini AHBAB diye kopyalayıp, yardımlar için kendi IBAN’larını veren SAF KÖTÜLÜĞÜ de gördük.

Ama yetmedi. Bir yandan da ahbap sitesine siber saldırılar gerçekleştirmeye başlandı. Aşağıda siteye servis veren hosting firmasının raporunu görüyorsunuz. Toplamda 400 bin saldırıdan bahsediliyor.

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?© T24

Siber saldırılar tüm ISS’lerin işbirliği ile aza indirilir

Bu saldırıları görmek üzücü. İnsanlar yardımlarla ve enkaz altındaki ya da çıkarılan ve yemek-korunma ihtiyacı eksik insanlara yardımcı olmaya çalışmakla meşgulken, hangi tür kötülük bu saldırıları gerçekleştirir ki?

Ama daha önemlisi, bunların engellenmesi için bir şemsiye sağlanamaması. Siber güvenlik en önemlisi makro düzeyde, yani ISP’ler düzeyinde çözümlenmek zorunda. Yerli servis sağlayıcılardan güçlü ve ekonomik çözümlere ihtiyaç var. Tabii ki her ISP’nin kendince çözümleri var. Fakat domain erişimleri güçlü cihazlarla denetlenebiliyor. Bunların da maliyetlerinin ulaşılabilir olması için ortak kullanım gibi bir çözüm lazım.

Ülkenin tek şebekesi olması için devamlı diğer firmaların engellendiği bir ortamda, Türk Telekom bu hizmet için çok yüksek paralar istiyor. Tüm ISP’lerin birbirleriyle şeffaf iletişim kurmasını sağlayarak bu denetleme kolaylaştırılabilir. Yani siber güvenlik ulusal bir olaydır. BTK neden sadece para kazanılmasına bakar da, ülke için önemli bu konuya eğilmez?

Biz Ahbap’a gelen saldırıları anlamak için servis veren “Domain Hizmetleri” şirketinin kurucusu Murat Tahtacı‘yı aradık ve aşağıdaki sorular kendisine sorduk.

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?© T24

– Merhabalar Ahbap web sitesine destek verdiğiniz görülüyor. Neden destek veriyorsunuz ve ne zaman başladı desteğiniz? Bu sorumu lütfen “övünmek istemiyorum” gibi bir cevapla karşılamayın. Lütfen başka firmalar da sosyal sorumluluklarını hatırlasın. O nedenle sordum.

Murat Tahtacı: 2018’de, bir dostum vasıtasıyla Ahbap yönetiminden bir kişi bana ulaştı. O dönemde Ahbap hem yazılım hem de sistem yönetimi konusunda ekip kurma çabasındaydı. Hiç düşünmeden dahil oldum. Nedeni çok basit; küçüklüğümden bu yana, ailevi ve çevresel örneklerden olsa gerek iyiliğe katkı sağlamanın hem kişinin kendisini hem de çevresini güzelleştirdiğini öğrendim. Kötülük kısa vadede başarıya ulaşsa da -bu ihtimal-, iyilik uzun vadede mutlak başarıya ulaşıyor.

Dünyaya bu açıdan bakarsanız, firmalar da neticede insanlardan oluşuyor. Her firmanın da kendi uzmanlık alanında gönüllü projelere destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu organize etmek başta zor gelebilir ama düzenli hale getirilirse faydasını göreceklerine eminim. Bu hiçbir firmaya maddi bir zarar getirmez aksine motivasyonu çok daha değerli.

– Firmanızı tanıtır mısınız? Siz hangi işlerle meşgulsunuz?

domainhizmetleri.com‘un kurucusuyum. Domain tescili, bulut/sanal sunucu, kurumsal email, web hosting, sunucu kiralama gibi hizmetler veriyoruz. Uğraş alanım genelde tüm bu hizmetlerin AR-GE tarafında. İşin mutfağındayım yani. Güvenliğinden hizmet kalitesine kadar daima iyi işler için çalışıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarım da aynı değerlere sahip kişilerden oluşuyor.

– Sizi arama nedenim, Ahbab sitesine gelen siber saldırılar. Bunu bize tanımlar mısınız? Nasıl bir saldırı düzeni var ve ne kadar zamandır?

Siz bunu sorunca Ahbap’taki arkadaşlarımla yazışmalarımıza baktım, ilk 2018’de bu konuda konuşma geçmiş aramızda. Sonra kademeli olarak ara ara devam etmiş. Şuna da bir açıklık getirmek isterim. Saldırı olarak adlandırdığımız durum, literatürde de bir saldırı aslında. En bilineni DDOS’tur. UDP veya TCP protokollere, katmanlara ayrılarak türleri devam eder.

Çok yöntemleri var teknik detayına girmeyeceğim. Her web sitesinin, sunucunun, veri merkezinin bir uplink (internet çıkış) kapasitesi bulunur. Sınırsız değildir. Saldırılardaki amaç, türüne göre bu internet çıkış trafiğini meşgul ederek web sitelerinin, uygulamaların internet ağıyla bağlantısını yavaşlatmak ve hatta tamamen kesmek.

Havuz problemleri gibi düşünün. Böylece “web sitesi açılmıyor” mesajlarını okumaya başlarsınız. 2019 yılı ortasında bu konunun üzerine düşüldü ve Ahbap yönetiminin de desteğiyle ihtiyaçları sırasıyla giderdik. Arka plandaki her bir Ahbap gönüllüsü kendi alanında uzman kişilerden oluşuyor ve egolar değil bilgiler yarışıyor. Bunu açık gönüllülükle söyleyebilirim.

– Saldırıların yeni olmadığını söylediniz. Ahbab bir yardım kuruluşu. Herkesin gönüllü hizmet verdiği bir yapı. Bu yapıya kim, neden saldırır allah aşkına? Fikriniz var mı?

İlk sorunuzda da belirttiğim bir durum var aslında. İyi olmakla kötü olmak amacı tamamen kişinin büyüme şartlarıyla oluşan ama sonradan da yönetilebilen bir durum. Hem bireysel hem de ülkeler düzeyinde. Saldıranların amaçlarının küçük amaçlar olduğunu düşünüyorum. Örneğin, Google’a reklam vererek Ahbap’a ulaşmaya çalışan kişileri sahte web sitelerine yönlendirmeye çalışmak gibi.

Tabii farklı sebepler de beslemiş olabilirler. Amaçları net kestirmek mümkün değil ama yöntemlerine hakimiz. Çünkü dikkat çeken ve sahada aktif oluşumlarda mutlaka birileri küçük çıkarlara başvurabilir, bu olağan bir durum ve network güvenliğinde sıfır-güven politikasıyla hareket edilmeli.

– Bu saldırılara karşı vatandaşlardan beklentiniz var mıdır? Mesela sosyal medyada hep birlikte saldıranların lanetlenmesi gibi.

Tabii ki toplum varsa algı da var. Etkilenme de var. Mutlaka denk geliyoruz, tepki gören tweetlerini silen insanlar oluyor ya da beğenilen tweetleri görüp daha çok yaymaya çalışanlar. Lanetlemek işe yarar elbette ama hedefteki kişi belli değilse saldırgan kişiyi daha da cesaretlendirebilirsiniz. Çünkü fark edilmek onun için doğru yaptığını düşündüğü şeye itici kuvvet uygular. Bu yüzden bana sorarsanız en önemlisi alanında uzman kişilerin taşın altına ellerini koymaları.

Önlem almak her şeyden daha değerli. Ahbap, benim için iyilik hareketlerinden sadece biri. Türkiye’de bu konuda küçük büyük tüm derneklerin ve hayır kuruluşlarının desteklenmesi gerekli. Basit bir örnekle sadece bir Firewall alıp onu kurup bırakmak çözüm olmaz. Ya da bir proxy servisini kullanırken alıp kurup bırakmak çözüm olmaz. Uzman desteği ihtiyacın yüzde 50’si demek.

Füsun Sarp Nebil – T24

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.