Connect with us

GÜNCEL

Bir kötülük daha: Ahbap sitesine siber saldır

Yayınlanma:

|

Ahbap’a gelen saldırıları anlamak için servis veren “Domain Hizmetleri” şirketinin kurucusu Murat Tahtacı ile konuştuk

Bu süreçte, muhalif belediyelerin yardımlarının engellendiğini ya da yardım kamyonlarının üzerindeki flama ve bayrakların kaldırılıp iktidarın kurumlarına yönelik bayrakların ve logoların konulmaya çalışıldığını, Wifi hizmeti vermek isteyen deprem bölgesi ISS’lerinin engellendiğini, yandaş medyanın olayı farklı göstermeye çalıştığını, AFAD’ın çadır yetiştiremediğini ve pek çok saçmalığı gördük.

Saçmalığın bir tanesi de, yardım yapmak isteyen herkesin ve her kurumun, koordinasyon yapmayı bile beceremediği, ortada kalan yardım malzemeleri ve enkaz altında günlerce kurtarılmayı bekleyen afetzedelerle ortaya çıkan AFAD’dan izin alma zorunluluğu oldu.

AKP kurumlarını adeta tıkaç gibi kullanıyor.

Yardım gönüllülerine saldırılar: Siber saldırı, isim benzerliği, iftiralar, hakaretler

Saçmalıkların bence en kötülerinden birisi de yardım için çırpınan iki kişi yani Oğuzhan Uğur ve Haluk Levent için ileri geri konuşan, saçmalayan insanlar. Son dönemde artan endişeler nedeniyle insanlar yardımlarını iletmesi için Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’a yönelince de, önce bu iki gönüllü adamı karalamaya çalışanlar ortaya çıktı. İşin içine mafyalı saçma sapan iddiaları içeren söylentiler girdi. Bu söylentileri soranlara cevabım şuydu: “Neden daha önce dile gelmemiş de şimdi depremde yardım toplarken birden dile geliyor? Size söyleyenlere bunu sorun.”

Bu iftiralar tutmayınca da yandaş medyadan ulu orta eleştiriler başladı. Sosyal medyaya bakın AKP taraftarları koro halinde, Levent ve Uğur için “Kim bunlar?” diyor ve bu yardımların AFAD’a aktarılması vs. vs. laflar ediyorlar.

Ha bu arada ahbap.org sitesini AHBAB diye kopyalayıp, yardımlar için kendi IBAN’larını veren SAF KÖTÜLÜĞÜ de gördük.

Ama yetmedi. Bir yandan da ahbap sitesine siber saldırılar gerçekleştirmeye başlandı. Aşağıda siteye servis veren hosting firmasının raporunu görüyorsunuz. Toplamda 400 bin saldırıdan bahsediliyor.

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?© T24

Siber saldırılar tüm ISS’lerin işbirliği ile aza indirilir

Bu saldırıları görmek üzücü. İnsanlar yardımlarla ve enkaz altındaki ya da çıkarılan ve yemek-korunma ihtiyacı eksik insanlara yardımcı olmaya çalışmakla meşgulken, hangi tür kötülük bu saldırıları gerçekleştirir ki?

Ama daha önemlisi, bunların engellenmesi için bir şemsiye sağlanamaması. Siber güvenlik en önemlisi makro düzeyde, yani ISP’ler düzeyinde çözümlenmek zorunda. Yerli servis sağlayıcılardan güçlü ve ekonomik çözümlere ihtiyaç var. Tabii ki her ISP’nin kendince çözümleri var. Fakat domain erişimleri güçlü cihazlarla denetlenebiliyor. Bunların da maliyetlerinin ulaşılabilir olması için ortak kullanım gibi bir çözüm lazım.

Ülkenin tek şebekesi olması için devamlı diğer firmaların engellendiği bir ortamda, Türk Telekom bu hizmet için çok yüksek paralar istiyor. Tüm ISP’lerin birbirleriyle şeffaf iletişim kurmasını sağlayarak bu denetleme kolaylaştırılabilir. Yani siber güvenlik ulusal bir olaydır. BTK neden sadece para kazanılmasına bakar da, ülke için önemli bu konuya eğilmez?

Biz Ahbap’a gelen saldırıları anlamak için servis veren “Domain Hizmetleri” şirketinin kurucusu Murat Tahtacı‘yı aradık ve aşağıdaki sorular kendisine sorduk.

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?

Ahbap sitesine siber saldırı düzenleyecek kadar kötü olanlar kim?© T24

– Merhabalar Ahbap web sitesine destek verdiğiniz görülüyor. Neden destek veriyorsunuz ve ne zaman başladı desteğiniz? Bu sorumu lütfen “övünmek istemiyorum” gibi bir cevapla karşılamayın. Lütfen başka firmalar da sosyal sorumluluklarını hatırlasın. O nedenle sordum.

Murat Tahtacı: 2018’de, bir dostum vasıtasıyla Ahbap yönetiminden bir kişi bana ulaştı. O dönemde Ahbap hem yazılım hem de sistem yönetimi konusunda ekip kurma çabasındaydı. Hiç düşünmeden dahil oldum. Nedeni çok basit; küçüklüğümden bu yana, ailevi ve çevresel örneklerden olsa gerek iyiliğe katkı sağlamanın hem kişinin kendisini hem de çevresini güzelleştirdiğini öğrendim. Kötülük kısa vadede başarıya ulaşsa da -bu ihtimal-, iyilik uzun vadede mutlak başarıya ulaşıyor.

Dünyaya bu açıdan bakarsanız, firmalar da neticede insanlardan oluşuyor. Her firmanın da kendi uzmanlık alanında gönüllü projelere destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu organize etmek başta zor gelebilir ama düzenli hale getirilirse faydasını göreceklerine eminim. Bu hiçbir firmaya maddi bir zarar getirmez aksine motivasyonu çok daha değerli.

– Firmanızı tanıtır mısınız? Siz hangi işlerle meşgulsunuz?

domainhizmetleri.com‘un kurucusuyum. Domain tescili, bulut/sanal sunucu, kurumsal email, web hosting, sunucu kiralama gibi hizmetler veriyoruz. Uğraş alanım genelde tüm bu hizmetlerin AR-GE tarafında. İşin mutfağındayım yani. Güvenliğinden hizmet kalitesine kadar daima iyi işler için çalışıyoruz. Tüm ekip arkadaşlarım da aynı değerlere sahip kişilerden oluşuyor.

– Sizi arama nedenim, Ahbab sitesine gelen siber saldırılar. Bunu bize tanımlar mısınız? Nasıl bir saldırı düzeni var ve ne kadar zamandır?

Siz bunu sorunca Ahbap’taki arkadaşlarımla yazışmalarımıza baktım, ilk 2018’de bu konuda konuşma geçmiş aramızda. Sonra kademeli olarak ara ara devam etmiş. Şuna da bir açıklık getirmek isterim. Saldırı olarak adlandırdığımız durum, literatürde de bir saldırı aslında. En bilineni DDOS’tur. UDP veya TCP protokollere, katmanlara ayrılarak türleri devam eder.

Çok yöntemleri var teknik detayına girmeyeceğim. Her web sitesinin, sunucunun, veri merkezinin bir uplink (internet çıkış) kapasitesi bulunur. Sınırsız değildir. Saldırılardaki amaç, türüne göre bu internet çıkış trafiğini meşgul ederek web sitelerinin, uygulamaların internet ağıyla bağlantısını yavaşlatmak ve hatta tamamen kesmek.

Havuz problemleri gibi düşünün. Böylece “web sitesi açılmıyor” mesajlarını okumaya başlarsınız. 2019 yılı ortasında bu konunun üzerine düşüldü ve Ahbap yönetiminin de desteğiyle ihtiyaçları sırasıyla giderdik. Arka plandaki her bir Ahbap gönüllüsü kendi alanında uzman kişilerden oluşuyor ve egolar değil bilgiler yarışıyor. Bunu açık gönüllülükle söyleyebilirim.

– Saldırıların yeni olmadığını söylediniz. Ahbab bir yardım kuruluşu. Herkesin gönüllü hizmet verdiği bir yapı. Bu yapıya kim, neden saldırır allah aşkına? Fikriniz var mı?

İlk sorunuzda da belirttiğim bir durum var aslında. İyi olmakla kötü olmak amacı tamamen kişinin büyüme şartlarıyla oluşan ama sonradan da yönetilebilen bir durum. Hem bireysel hem de ülkeler düzeyinde. Saldıranların amaçlarının küçük amaçlar olduğunu düşünüyorum. Örneğin, Google’a reklam vererek Ahbap’a ulaşmaya çalışan kişileri sahte web sitelerine yönlendirmeye çalışmak gibi.

Tabii farklı sebepler de beslemiş olabilirler. Amaçları net kestirmek mümkün değil ama yöntemlerine hakimiz. Çünkü dikkat çeken ve sahada aktif oluşumlarda mutlaka birileri küçük çıkarlara başvurabilir, bu olağan bir durum ve network güvenliğinde sıfır-güven politikasıyla hareket edilmeli.

– Bu saldırılara karşı vatandaşlardan beklentiniz var mıdır? Mesela sosyal medyada hep birlikte saldıranların lanetlenmesi gibi.

Tabii ki toplum varsa algı da var. Etkilenme de var. Mutlaka denk geliyoruz, tepki gören tweetlerini silen insanlar oluyor ya da beğenilen tweetleri görüp daha çok yaymaya çalışanlar. Lanetlemek işe yarar elbette ama hedefteki kişi belli değilse saldırgan kişiyi daha da cesaretlendirebilirsiniz. Çünkü fark edilmek onun için doğru yaptığını düşündüğü şeye itici kuvvet uygular. Bu yüzden bana sorarsanız en önemlisi alanında uzman kişilerin taşın altına ellerini koymaları.

Önlem almak her şeyden daha değerli. Ahbap, benim için iyilik hareketlerinden sadece biri. Türkiye’de bu konuda küçük büyük tüm derneklerin ve hayır kuruluşlarının desteklenmesi gerekli. Basit bir örnekle sadece bir Firewall alıp onu kurup bırakmak çözüm olmaz. Ya da bir proxy servisini kullanırken alıp kurup bırakmak çözüm olmaz. Uzman desteği ihtiyacın yüzde 50’si demek.

Füsun Sarp Nebil – T24

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.