Connect with us

ŞİRKETLER

Yurt Dışında İş Bulma Garantili 10 Yöntem

Yayınlanma:

|

Kariyerinizin her aşamasında yurt dışından hayalinizdeki teklifi alabilmeniz için, denenmiş ve başarılı olmuş 10 yöntemin neler olduğunu bilmek ister misiniz? Experis’in anketine göre  Birleşik Krallık’taki her 4 firmadan 1’i, özellikle bilişim alanında, ülke dışındaki adaylarla ilgileniyor. Silikon Vadisi Bölgesel Çalışmalar Enstitüsü’nün hazırladığı rapora göre ise  Silikon Vadisi’ndeki bilişim, matematik, mühendislik ve mimarlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 60’ı yurt dışı doğumlu. Uluslar arası ve kültürler arası kapsayıcılığın entegre olduğu  işe alım süreçleri global bir trend halini aldı bile. Bu trend bir yandan ülke içerisinde yurt dışı deneyimini zorunlu kılarken diğer yandan da yurt dışında iş bulmayı kolaylaştırıyor.

Türkiye’deki Firmaların Bakış Açısı

Mercer Türkiye İnsan Kaynakları Danışmanlığı ve Araştırmaları Direktörü Işın Mengenli Türkiye’den yurt dışına giden expat sayısının son 10 yılda arttığını vurguluyor ve “Kariyer yolunda tepe pozisyonlara çıkmak isteyen çalışanlar bu yoldan geçmek zorunda.” diyerek bunu destekliyor.

Global 50 Türk Lider Anketine (2018) katılanların profili de bunu doğrular nitelikte. Üniversite eğitimini yurt dışında tamamlayan global liderlerin mezun oldukları okullar arasında Columbia, Princeton, Cornell, Harvard Business School, California Berkeley ile Almanya, Fransa, Avusturya ve İsviçre’deki okullar ilk sıralarda yer alıyor. Liderlerin yüzde 31’i 7-10 yıllık global deneyime sahip. Yüzde 28,6’sı 15 ve daha fazla süredir yurt dışında kariyerlerini sürdürüyor. Yüzde 19’u ise 5-7 yıldır yurt dışı kariyeri deneyimliyor.

Yurt Dışındaki Firmaların Bakış Açısı

McKinsey Global Institute raporunda, 2030 yılında global işgücünün 3.5 milyara çıkacağı öngörülüyor. Yetenek havuzlarını genişletmek isteyen firmalar global çalışanları istihdam etmede oldukça istekli.

Linkedin’in hazırladığı 2015 Global Recruiting Trends raporundaysa firmaların organizasyonel öncelikleri incelendiğinde hem büyük hem küçük çaplı firmalarda hâlâ en önemli konunun kaynak bulmak olduğu göze çarpıyor. Ancak büyük firmalar işe alımlarda çeşitliliği artırma hedefleri noktasında farklılaşıyor. Bu firmalar özellikle, 0-3 yıl deneyime sahip genç profesyonelleri istihdam etmeyi hedefliyor.

Michael Page’in İngiltere, Kuzey Amerika ve Orta Doğu Yönetim Müdürü Oliver Watson’ın “Pek çok ülkede faaliyet gösteren global firmalar için; çalışan, firmaya ne kadar çok dil ve kültür tecrübesi getirirse firmanın global erişimini genişletmesine o kadar yardımcı olur.” sözleri de bu araştırmayı destekler nitelikte.

Çalışanların Bakış Açışı

2014 yılında Amerika’da yapılan bir araştırma uluslar arası tecrübeye sahip yeni mezunların yıllık ortalama maaşlarının 7.000 dolar daha fazla olduğunu ortaya çıkardı. Bu farkın nedeni işe alımcıların yüzde 80’inin yurt dışı tecrübesine sahip adayların farklılıklara saygı gösterme, belirsizlikle başa çıkma, iletişim becerileri ve adaptasyon konularında daha tecrübeli olduklarına dair ortak inancı. Fakat yabancı çalışan açısından tek fark ücret değil. Sosyal bilim çalışmaları gösteriyor ki uluslarası deneyimler yaratıcılığı zenginleştiriyor, gruplar arası ön yargıları azaltıyor ve kariyer başarısını destekliyor; dahası kişinin benliğine dair olan farkındalığını artırıyor.

Yurt Dışında İş Bulmak İçin 10 Sihirli İpucu

Türkiye’den yapılan başvurularda en önemli zorluk olarak çalışma vizesi öne çıkıyor. Ancak bu ve buna benzer tüm engelleri aşağıdaki yöntemler sayesinde adım adım aşabilir, firmaları size sponsor olmaya ikna edebilirsiniz.

1. İdeal adayın siz olduğunuzu söylemeyin, gösterin

HR Dive’dan Tess Taylor yurt dışından işe alım yapılacak ideal adaylarda olması gerekenleri şöyle sıralıyor:

  • Zihinsel ve duygusal olarak stabil olmak, değişime istekli ve farklı kültürlere karşı hassas olmak.
  • Güçlü sosyal becerilere sahip ve farklı fikirlere saygılı olmak.
  • İyi bir espri anlayışına sahip olmak.

Bu beklentiler aslında hemen hemen tüm firmaların ortak beklentileri. Bunların hepsi sizde olabilir. Ancak, görüşmeye davet edilebilmeniz için işe alımcının bunlara sahip olduğunuzu anlaması gerekior. Bunun için, sizin hakkınızda bir fikir sahibi olabileceği özgeçmişinizi, ön yazınızı ve sosyal medya profilinizi somut örneklerle bu doğrultuda düzenlemelisiniz.

2. Özgeçmişinizi ve ön yazınızı firmaya göre özelleştirin.

Özgeçmişinizi ve ön yazınızı hazırlarken en temelde dikkat etmeniz gereken iki kriter; başvuracağınız pozisyon için aranan özellikler ve firmanın sahip olduğu vizyon. Bu ikisini bir araya getirerek elinizdekileri yeniden yazmalısınız.

İşe alımcılar, toplamda birkaç sayfa olan özgeçmişinizde ve ön yazınızda gramer ya da yazım hatası görmeyi hoş karşılamayacaktır. Bunun yanı sıra, daha sofistike kelimeler seçmeli ve aynı kelimeleri çok kez tekrarlamak yerine başvurunuza göre anahtar kelimeler kullanmalısınız. Çünkü iş verenlerin yüzde 40’ı ATS (Applicant Tracking System) denen ve iş ilanındaki anahtar kelimelerle sizin özgeçmişinizi eşleştiren bir yazılım kullanıyorlar ve özgeçmişlerin yüzde 75’i hiçbir zaman gerçek bir insan tarafından görülmüyor.

Eğer daha önce hiç bu şekilde bir özgeçmiş ve ön yazı hazırlamadıysanız ya da kontrol ettirmediyseniz profesyonel bir destek almanızı öneririm. Çünkü, görüşmeye davet edilebilmeniz için elinizdeki en sağlam araçlar bunlar olacak.

3. Bağlantılarınızı harekete geçirin.

Yapılan yeni bir araştırma pozisyonların yüzde 85’inin bağlantılar yoluyla kapandığını gösteriyor. Fakat şunu anlamak gerekiyor: Bağlantı kurmak çok insanla tanışmak anlamına gelmez. Bağlantı kurmak, çok iyi bağlantıları olan ve sizi çok iyi bağlantıları olan diğer kişilere referans göstermeye istekli kişilerle tanışık olmak demektir.

Şu an firmaların yüzde 63’ü Çalışan Referans Sistemi kullanıyor. İşe alımcılar bu sistem üzerinden gelen başvurular sayesinde işe alım süresini yüzde 50 oranında azaltıyor. Ayrıca, çalışmalar referans sistemi üzerinden işe alınan adayların istifa etme oranının yüzde 23 daha az olduğunu gösteriyor (“4 Reasons Why an Employee Referral Program May be Your Best Recruiting Tool”). Bu sebeplerle firmalar çalışanlarını bu sistemi kullanmaları için teşvik ediyor hatta ödüllendirmeye bile gidiyor. Tüm bunlardan ötürü, eğer özgeçmişiniz referans yoluyla firmaya ulaşırsa dikkat çekme ihtimaliniz çok daha yüksek.

Şu an dünya üzerindeki işlerin yüzde 77’si Linkedin üzerinden ilan ediliyor. İş başvurusu yaptıktan sonra işe alımcıya mesaj göndererek başvurunuz hakkında kısaca bilgi vermek de sizin başvurunuzu daha görünür kılacaktır.

4. Firmaların Global Yeni Mezun Programlarına katılın.

Pek çok global firma, çalışanlarını lider olarak yetiştirmek ve onlara daha geniş bir bakış açısı sunmak için birkaç yıllık yeni mezun programları oluşturmuş durumda. Bu program dahilinde çalışanlar, çalışmanın bir kısmını Türkiye’de bir kısmını firmanın başka bir ülkedeki ofisinde tamamlıyorlar. Şu an Daikin’in Belçika ofisinde Ürün Sorumlusu olarak çalışmakta olan Ömer Adışen kariyer yolculuğuna bu tür bir programla başlamış:

“Daikin Türkiye, Daikin Avrupa genel merkezine gönderip yetiştirmek üzere management trainee programı başlatmıştı. 4 ay süren sürecin son aşamasında Daikin Avrupa, Daikin Türkiye ve bazı diğer şirketlerin üst düzey yöneticilerinin oluşturduğu jüri karşısında sunum ve mülakattan sonra yurt dışına gönderilecek 2 kişiden biri olarak seçildim.”

Adışen, programı tamamladıktan sonra da oradaki pozisyonları değerlendirmiş ve Belçika’da çalışmaya devam etmiş.

5. İngilizceniz akıcı olmazsa olmaz.

Adışen  “Çok iyi derecede İngilizce olmazsa olmaz, çoğu zaman yerel dili bilmek işe alınmanızda avantaj sağlayabilir, bazen de bu zorunlu olabilir. Brüksel’de 2 resmi dil konuşulduğu için, AB kurumları ile çalışan şirketler veya Avrupa genel merkezi olan şirketler dışında, İngilizce’nin yanında Fransızca ve Felemenkçe’den en az birini bilmeden işe girebilmek çok zor.” diyor.

“Programın ilk etabında Belçika’nın küçük bir şehri olan Ostend’deki fabrikada çalışırken Felemenkçe bilmediğim için biraz sıkıntı çektiğimi söyleyebilirim. Çünkü çalışanların yüzde 90’ı yerel halktandı. Şu an Brüksel ofisinde 30’dan fazla milletten insanın çalıştığı bir ortamda bulunduğumdan problem yaşamıyorum. Farklı kültürlerden insanlarla çalışmak eğlenceli ve ufuk açıcı.”

Eğer farklı diller biliyorsanız iş arayışınızı bu diller üzerinden özelleştirerek yaparak şansınızı artırabilirsiniz. Linkedin’e alternatif olarak https://www.toplanguagejobs.co.uk/  özellikle farklı diller arayışında olan firmaların ilanlarının yayınlandığı bir web sitesi. Buradan arama tercihleri oluşturup uygun ilanlar çıktığında mail üzerinden bildirim alabilirsiniz.

6. Yurt dışında eğitim alın.

QS Global Employer Survey Report’a göre, dünyada her 10 işverenden 6’sı uluslarası öğrencilik deneyimine ekstra önem veriyor ve yüzde 80’i özellikle yurt dışında okumuş olan aday aradıklarını söylüyor.

H&M’in İsveç ofisinde Proje Kontrolörü olarak çalışan Fahri Burak Aydın öğrenciyken Uppsala Üniversitesi’nde Erasmus programına katılmış. Lisanstan sonra ise Uppsala Üniversitesi’nde İş ve Yönetim yüksek lisansına kabul almış. “Mezun olduktan sonra iş bulmak için yüksek lisans yeterli oldu.” diyor. “Okul bittikten hemen sonra iş buldum. Fakat iş aramaya okul bitmeden önce başladım. 4 ay boyunca belki 100 şirkete başvurdum.”

Google’ın New York ofisinde Kıdemli Yazılım Mühendisi olarak çalışmakta olan Alper Güngörmüşler, Trinity College’da Bilgisayar Bilimi üzerine yüksek lisans yapmış. Tezini yazarken danışmanı aracılığıyla küçük bir start-up firmasında çalışmaya başlamış. Güngörmüşler “Bu işte çalışmamı sağlayan, yüksek lisans sayesinde hak kazandığım bir yıllık ekstra vize oldu.” diyor. Kısa bir süre sonra Google bu start-up firmasını satın almış ve o da Amerika ofisinde çalışmak üzere Google’da işe alınmış.

“İş bulmanın en sıkıntılı kısmı çalışma vizesi mevzusu. Transfer vizesi alana kadar 1 yıl İrlanda’daki Google ofisinden çalışmaya devam ettim.” diyor.

7. Nokta atışı: Niş alanlarda uzmanlaşın.

Güngörmüşler, 3D ses üzerine çalışıyor ve firmaların vize ve çalışma izni konusunda sponsor olmaları için adaylara niş bir alanda uzmanlaşmayı öneriyor:

“Google’da işe alınmamda yeterince niş bir markette olmamın etkisi olmuş olabilir. 3D ses yapan sayılı yer vardı o zamanlar, hâlâ öyle. Spesifik skillset olduğu için çok fazla ilgilenen kişi de yok bu alanla. Klasik işlerle uğraşanların hepsi özellikle başlangıçta aynı oluyor. Öyle olunca, yurt dışından bir firmanın seni getirmesi için özel bir nedeni olmuyor.”

Groupon’un İrlanda ofisinde Veri Analisti olarak çalışan Eda Emeklioğlu adaylara benzer bir tavsiyede bulunuyor: “Birkaç farklı sektörde iş deneyimindense tek bir şey üzerinde uzmanlaşın. Hatta mümkün olduğunca niş bir alan seçin. İnternet sektöründe veri analizi, ilaç sektöründe pazarlama gibi.”

“İrlanda’da yaşayan birini değil de beni tercih etmelerini başvurduğum alanla ilgili olan deneyimime ve yüksek lisansıma bağlıyorum. Başvurduğunuz ülkede kolay bulamadıkları bir yeteneğin olmalı. Örneğin Türkçe isteyen ilanlar yurt dışında niş bir alana giriyor. Adaylara Türkçe bilgilerini kullanacakları, Türk pazarında çalışılan işlere başvurmalarını tavsiye ediyorum.”diye ekliyor.

8. Reddedilmeye alışın.

Mümkün olduğunca çok ilana başvuru yapmanız gerekeceği için çok sayıda “We regret to inform you that…” ile başlayan mail alacaksınız. Bu moralinizi bozmasın çünkü kesinlikle yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Belki o pozisyon için o ülkede yaşayan ya da şirket içinden birini düşünüyorlardır. Emeklioğlu “Mezun olduğumdan beri düzenli olarak yurt dışı iş imkânlarına bakıyordum fakat ilk birkaç sene başarılı olamadım çünkü yeni mezun olarak beni almaları için yeterince ikna edici olamıyordum.” diyor. “Benzer sektörde 3-4 senelik deneyim ve yine aynı alanda yüksek lisanstan sonra buldum. Başlardaki reddedilmeler can sıkıcı olabiliyor ancak onlar da mülakat deneyimi sağladı.”

Groupon’dan önce Almanya’dan da bir teklif almış ve teklifi kabul etmesine rağmen firma çalışma izni çıkarmayı başaramadığı için iptal olmuş. Sabırlı olmak ve motivasyonunuzu yitirmemek bu süreçte çok önemli. Emeklioğlu adaylara şunu tavsiye ediyor: “İlanlara başvurmaktan ve mülakatlardan korkmayın. Birçok insan yetersizim diye başvurmuyor, çok seçici oluyorlar. O ilana başvuran insanların çoğunun yetenekleri sizden eksik olabilir, mümkün oldukça çok başvuru yapmaktan çekinirseniz iş bulamazsınız, bırakın onlar sizi elesin, siz kendinizi elemeyin.”

9. Global firmalarda çalışın.

PwC’nin “Global Mobility 2020” raporuna göre, yıllık uluslarası görevlendirmeler 2020’ye dek yüzde 50 artacak. Son 10 yıldaysa yüzde 25 artmış durumda.

SONY firmasının EMEA Ücret ve Ödüllendirme Müdürü olarak eş zamanlı İsveç ve İspanya ofislerinde çalışan Hakan Şahin, Türkiye ofisinden 2015’te transfer olmuş. Transfer olmayı düşünenler için öncelikle global bir firmada ve mümkünse direkt yöneticilerinin yabancı olduğu bir organizasyonda çalışmalarını öneriyor ve “Sonrası network.” diyor:

“Daha önce Kanada’da Exchange programına katılmıştım. Türkiye’deki aşırı stresli iş hayatı ve İstanbul trafiği zamanla tekrar yurt dışını düşünmeye yönlendirdi. Karar verdikten sonra tavsiyelere uyup global bir firmada iş aramaya başladım ve Sony İstanbul ofisinde iş buldum. Herkesin dediği şey aslında çok doğru, yurt dışında çalışmak istiyorsanız en kısa yol aynı şirket içinde yurt dışına transfer.”

Transfer için beklemeniz gerekebilir. Bu süreçte uygun pozisyonun açılmasını beklemek yetmiyor. İletişim ağınızı genişletmeli, yurt dışı süreçlerinde de aktif rol oynamalı ve görünür olmalısınız. Şahin, yaklaşık 2,5 yılın sonunda transfer olmuş:“ Benim pozisyonumun neredeyse aynısı yurt dışında açıldı. Transfer olurken aynı zamanda yurt dışında bir ekip de kurdum. Bu sebeple henüz çalışma iznim tam çıkmamışken bile İspanya’ya gidip ekip için adayları mülakata aldım.”

Şahin, transfer konusunda yaşadığı zorluklardan bahsederken, en zor olanın eşyaları taşıma konusundaki bürokratik işlemler olduğunu söylüyor. Ayrıca İspanyolca bilmemekten kaynaklı vergi dairesinde vücut dili ile bazı doküman işlerini halletmesi gerekmiş.

10. Mülakata çok iyi hazırlanın.

Adışen “Türk vatandaşı olarak yurt dışında çalışmak için çalışma izini almamız gerektiğinden CV’nizin ve mülakat performansınızın üst düzey olması gerekiyor ki sizi işe almak isteyen şirket çalışma izni sürecini göze alıp sizi diğer adayların arasından seçsin.” diyor.

Mülakat teklifi aldığınızda öncelikle yapmanız gereken şirket kültürüne dair sosyal medya üzerinden iyi bir araştırma yapmanız ve buna hazırlıklı olmanız.

Call to Carrer’ın kurucusu ve kariyer koçu Cherly Palmer, asıl mülakattan önce arkadaşınızla pratik yapmanızı ve bunu kayda almanızı öneriyor (“7 Tips To Nail A Skype Interview” son güncelleme 9 Nisan, 2013). Ben bu mülakat simülasyonunu bir kariyer danışmanı ya da İK profesyoneliyle yapmanızı öneriyorum, en azından bir kez.

Teknik aksaklık yaşamamak için ekipmanlarınızı birkaç saat önceden kontrol edin ve görüşme esnasında bir sorun olursa bunu hemen belirtin. Özgeçmişiniz, sormak ve söylemek istedikleriniz önünüzde açık olsun. Tabii olduğu gibi kağıttan okumayın.

Arka planınızın sade olmasına dikkat edin. Giyim konusundaysa tıpkı yüz yüze bir mülakata hazırlanır gibi hazırlanın.

Mülakat sonrası 24 saat içinde işe alımcıya kendinizi hatırlatmak için mail atın ve görüşmede söz ettiği hangi noktalarda kendinizi pozisyona uygun gördüğünüzü yazın ve teşekkür edin.

BONUS: Yurt Dışından Gelen Bir Teklifi Kabul Etmeden Önce İşverene Sormanız Gerekenler:

  1. Maaş beklentiniz sorulduğunda öncelikle yaşam giderlerini gösteren bir tablo isteyin.
  2. Brüt maaş üzerinden teklif alıyorsanız vergi oranını sorun.
  3. Taşınma yan hakkı olup olmadığını sorun. Yoksa bu süreçte destek rica edin.
  4. Çalışma vizesi sponsorluğu konusunda bilmeniz gerekenlerin neler olduğunu sorun.
  5. Sağlık sigortanızın kapsamını ve ne zaman aktif olacağını öğrenin.

Hayatınızın bir noktasında yurt dışı tecrübesi edinip geri dönmek istiyorsanız bu tavsiyerin işinize yarayacağına inanıyorum. İyi Şanslar!

HBR – Fatma Kahraman

Okumaya devam et

GÜNCEL

İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?

Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.

1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı

6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.

Vatandaş ve firmaya etkisi

  • Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
  • Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
  • Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.

2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.

Kimleri ilgilendiriyor?

  • Yurt dışında çalışan profesyoneller
  • Yazılımcılar
  • Fon yöneticileri
  • Girişimciler
  • Uluslararası danışmanlar

Etkisi

Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.

3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor

Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.

Şirketlere sağlanan avantajlar

  • Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
  • Kurumlar vergisinde büyük indirimler
  • İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler

Beklenen sonuç

Türkiye’nin;

  • bölgesel finans merkezi,
  • bölgesel muhasebe merkezi,
  • teknoloji ve veri merkezi

olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.

4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.

Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Kim kazanıyor?

  • İmalat sanayi
  • Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
  • Tarımsal üretim şirketleri

Etkisi

Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.

Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:

  • üretim yatırımlarını artırabilir,
  • kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
  • sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.

Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.

5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı

Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.

Sonuç

Türkiye’nin:

  • ticaret merkezi,
  • tedarik zinciri merkezi,
  • bölgesel lojistik üs

olma hedefi destekleniyor.

6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor

31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.

Dikkat çeken nokta

Normal vergi oranı %5.

Ancak;

  • 5 yıl tutulursa %0
  • 4 yıl tutulursa %1
  • 3 yıl tutulursa %2
  • 2 yıl tutulursa %3
  • 1 yıl tutulursa %4

olarak uygulanabilecek.

Ekonomiye etkisi

Hazine’nin amacı:

  • Döviz girişini artırmak,
  • Finansal sisteme kaynak çekmek,
  • Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.

Bankavitrini yorumu

Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:

1. Üretimi teşvik etmek

%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.

2. Yabancı sermayeyi çekmek

Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.

3. Döviz girişini artırmak

Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.

Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;

  • hukuk güvenliğine,
  • finansmana erişime,
  • kur istikrarına,
  • yatırım ortamına

bağlı olacak.

Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.

Önerilen başlıklar:

  1. Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
  2. Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
  3. Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
  4. Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
  5. İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.