Connect with us

GÜNCEL

İHRACATTA YENİ NESİL MÜŞTERİ BULMA YÖNTEMLERİ

Yayınlanma:

|

Yeni nesil dış ticaret uygulamalarına odaklanmış bir eğitim ve danışmanlık markası olan HİT Global’in Kurucusu İbrahim Çevikoğlu, ihracatçıların son dönemde en çok rağbet gösterdiği alan olan ihracatta yeni nesil müşteri bulma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

YENİ NESİL MÜŞTERİ BULMA YÖNTEMLERİNDE KİLİT NOKTA: VERİ

İhracatta müşteri bulma tekniklerinin geleneksel ve yeni nesil olarak ayrılmasındaki temel faktörün “veri” olduğunu söyleyen Çevikoğlu, geleneksel yöntemlerin daha çok ilişki bazlı, yeni nesil yöntemlerin ise daha çok veri bazlı olduğuna dikkat çekti. Her ne kadar büyük hacimli ihracat anlaşmalarının yüz yüze gelmeden yapılması mümkün değil ise de, özellikle vakitten, nakitten ve ekipten tasarruf ederek ihracat araştırmaları yapmanın yolunun yeni nesil yöntemlerden geçtiğini ekledi.

Türkiye’nin 2022 yılında 254 milyar dolara ulaşan ihracat hacminin, Türkiye’nin gerçek ihracat potansiyelinin çok altında bir rakam olduğunu dile getiren İbrahim Çevikoğlu, Türkiye’nin bu zamana kadar geldiği noktada, fuardan müşteri bulmak, ticaret müşavirliklerinden liste almak, yerel bağlantılarla iş yapmak gibi yöntemler kullandığını ancak bu yöntemlerin rekabetçiliğini kaybettiği için yetersiz kaldığını söyleyerek, şirketlerin ihracat rakamlarını artırmak için kullanabileceği yeni nesil yöntemleri şu şekilde sıraladı:

1: GÜMRÜK BELGELERİNE ERİŞMEK

Ülkelerin gümrüklerinde gerçekleşen ithalat ve ihracat işlemlerine ait konşimento-beyanname gibi belgelere erişerek ilgili üründe doğrudan ithalat veya ihracat yapan şirketlerin nitelikli verilerine ulaşılabileceğini söyleyen Çevikoğlu, “Yeni nesil ihracat yöntemlerini araştırırken öncelikle karşımıza ihracatta pazar araştırması konusu çıkıyor. İhracat yapılacak doğru ülke bulunduktan sonra müşteri araştırması başlıyor. İhracatta yeni nesil müşteri bulma yöntemleri ile nokta atışı müşterilere ulaşmak mümkün oluyor. Ülkelerin gümrük belgelerine erişmek ihracatta yeni nesil müşteri bulma yöntemlerinin başında geliyor. Artık ülkelerin gümrüklerinde gerçekleşen operasyonların detaylarına ulaşabildiğimiz sistemler söz konusu. Örneğin İtalyan bir firma Rusya’ya satış gerçekleştirdiğinde Rusya’nın gümrük belgelerine erişerek, müşterin kim olduğunu, ne kadar fiyattan mal aldığını, ürünün detayını, ticaret hacmin büyüklüğünün öğrenilebildiği altyapılar mevcut. Şirketlerin yıllar süren saha çalışmalarına ve yüksek maliyetlere katlanarak elde ettikleri bilgileri artık yeni nesil yöntemler kullanarak masa başından belli bedellerle satın almaları mümkün. Ülkelerin bu gümrük belgelerini paylaşmalarının nedeni ise kendi ithalatlarını daha makul şartlar altında gerçekleştirmek ve rekabeti kızıştırmak.” dedi.

2: TİCARET ODASI KAYITLARINA ULAŞMAK

Yeni nesil müşteri bulma yöntemlerinden bir diğerinin ticaret odaları kayıtlarına ulaşmak olduğunu söyleyen Çevikoğlu, konuya ilişkin şöyle konuştu: “İstihbaratta ticaret sicil kayıtları olarak geçen ticaret odaları kayıtları bir diğer yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Bir ülkede 1 ürün için 100 tane ithalatçı varsa, bu 100 tane ithalatçının mal vermiş olduğu 300-400 adet küçük veya orta ölçekli perakendeci veya toptancı firma bulunur. O firmaların bilgilerine de ticaret odası kayıtları üzerinden erişilebiliyor. Bu noktada ithalatçıların mal verdiği firmalara ulaşılması özellikle kârlılık açısından önemli bir konu. Diğer taraftan, ürün üzerinden değil, müşteri tipini konumlandırarak hareket edilmesi gereken iş modellerinde yine sicil kayıtları önemli. Örneğin matkap üreten bir firmanın matkap ürünü üzerinden ithalatçı firma araştırmasından ziyade, yapı market veya hırdavatçıların listesi üzerinden hareket etmesi çok daha doğru bir yöntem. Yapı marketlerin faaliyet kodu tespit edilerek hedef ülkede bu kod üzerinden faaliyet gösteren firmaları filtrelemek yeterli olacaktır. Bu verilere ulaşılmasının yolu ise ticaret sicil kayıtlarına ulaşmaktan geçiyor. Bu kayıtlar sayesinde firmaların finansal kayıtlarına, bilançolarına, çalışan sayılarına, ortaklık yapılarına, yönetici isimlerine de ayrıca erişilebiliyor.”

3: PROJE BAZLI VERİ TABANLARINA ERİŞMEK

Bir diğer yöntemin ise proje bazlı çalışan firmalar için değerli olduğunu söyleyen Çevikoğlu, şunları ifade etti:

“Bir diğer yeni nesil yöntem ise, özellikle proje bazlı çalışan firmaları ilgilendiriyor. Proje firmaları sıcak satış yapmadıkları için ilk iki yöntemi kullanarak müşteri bulması olanaklı olmuyor. Örneğin tünel sızdırmazlık ekipmanı üreten bir firmanın bu ürünü sıcak satış olarak toptancılara satmasından ziyade, dünyadaki tünel projelerine ulaşarak ve bu projeyi yüklenen firmayla veya ilgili firmaya tedarik sağlayan firmalarla iletişim kurabilmesi esastır. Dolayısıyla proje bazlı ticari istihbarat altyapılarına erişmek bu noktada önem kazanıyor.”

4: FİRMALARIN YÖNETİCİ İLETİŞİM BİLGİLERİNE ERİŞMEK

Firmaları bulmak kadar, firma yöneticilerinin iletişim bilgilerine ulaşmanın da en az firmayı tespit etmek kadar önemli olduğunu söyleyen İbrahim Çevikoğlu, “Firma yöneticilerinin iletişim bilgilerine ulaşmak da yine yeni nesil müşteri bulma yöntemlerinin konusu. Facebook, LinkedIn gibi platformlara kayıt olunurken çerezler(cookies) kabul edildiği anda kişilerin iletişim bilgileri, mail adresleri big data olarak satışa çıkıyor. Çerezler kabul edildiği için KVKK kapsamında kullanıcıdan da onay alınmış oluyor. Örneğin LinkedIn’den bu veriler belirli portallara satılıyor. İhracatta müşteri araştırması için bu portallar sayesinde ulaşılmak istenen şirket yöneticileri ve karar alıcılarının e-mail ve telefon gibi iletişim bilgileri ulaşabiliyoruz.” dedi.

5: FİRMALARIN FİNSANSAL BİLGİLERİNE ERİŞMEK

Son madde olarak tespit edilen firmaların finansal durumlarına erişmenin, kurulacak işbirliği açısından önem arz ettiğini söyleyen Çevikoğlu, “Örneğin yurt dışında bayilik verilme ihtimali olan bir firmanın finansal durumu, bayilik verecek firma açısından oldukça önemlidir. Bunun için firmaların finansal durumlarının kontrol edilebileceği ticari istihbarat kaynakları mevcuttur.” açıklamasında bulundu.

İHRACATTA GELENEKSEL MÜŞTERİ BULMA YÖNTEMLERİ NEDEN YETERSİZ KALIYOR?

Son olarak geleneksel müşteri bulma yöntemlerinin neden yetersiz kaldığını ve yeni nesil müşteri bulma yöntemlerine neden ihtiyaç duyulduğunu da aktaran Çevikoğlu, yeni nesil müşteri bulma yöntemlerinin veriye dayalı olduğunu, geleneksel yöntemlerin ilişki bazlı olduğunu söyleyerek, geleneksel yöntemlerle ihracatta gelinen noktanın yetersiz olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Örneğin ilk olarak fuarları ele alacak olursak fuarlar artık daha çok gelen ziyaretçilere avantaj sağlıyor. Benzer işleri yapan yüzlerce firma kendisini piyasaya sunarken, ortaya çıkan rekabet çok farklı düzeylere gelmiş durumda. Fuarlara itibar için katılım sağlanması gerektiğini ve hatta niş sektörlerde faaliyet gösterenler için bir zorunluluk olduğunu düşünmekle birlikte fuarların yeni müşteri bulma konusunda eski cazibesini kaybettiğini söyleyebilirim. Ticaret müşavirliklerine bakıldığında, Türkiye’nin dünya genelinde birçok noktada resmi ticari temsilciliği var ancak birkaç ülke istisnası dışında ticaret müşavirliklerinin elindeki müşteri listelerinin yeterince güncel ve sağlıklı olduğunu söylemek zor. Yeni nesil müşteri bulma yöntemlerine ihtiyaç duyulmasının veya şirketlere tavsiye etmemizin nedeni şirketlerin geleneksel yöntemlerle yapılacakların çok büyük bir kısmını yapmış olması ancak yeni nesil ihracatta neredeyse hiç varlık göstermiyor olmaları. Bu alanda varlık göstererek, şirketlerin çok hızlı ve etkili sonuçlar alabilmesi mümkün. Bu yöntemler masa başında oturarak nitelikli veri elde etmek, ekipten tasarruf etmek, nakitten tasarruf etmek ve zamandan tasarruf etmek için oldukça önemli. Geleneksel ihracat yöntemleri ana damardır, olmazsa olmazdır ama günümüzün yüksek rekabet ortamında artık verinin önemi daha fazla ortaya çıktı.”

Okumaya devam et

GÜNCEL

TL Kredide %32,2 Kritik Eşik: 2027’de Dolar Kredisi Avantajlı mı?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yeni açıklanan OVP’ ye göre dolar (USD) kur artışı 2027 yılında % 19,60 olacak!

Yani mevcut varsayımlara göre;

* TL’nin USD karşısında yıllık değer kaybı: % 19,60
* USD kredi faiz maliyeti: %8,5
* Vade: 1 yıl
* Ek olarak % 1 KKDF ve% 1 komisyon maliyeti ekleyelim USD krediye.

Sonuç olarak;

Kur gerçekten %19,6 artacaksa, USD kredinin %8,5 faizi + KKDF ve Komisyon maliyetleriyle TL kredi karşısındaki başa baş noktası yaklaşık %32,2. Yani finansman maliyeti açısından TL kredi maliyeti % 32,2’ nin üzerindeyse dolar kredi daha ucuzdur, aksi takdirde TL kredi ucuzdur.

TL kredi faizinin % 32 olabilmesi için ise politika faizinin % 28, enflasyonunda % 23 civarı olması lazım ki, bu en iyi ihtimal 2027 yıl sonunda olur.

Ez cümle, matematik 2027 yılı için yine DOLAR KREDİ daha RASYONEL diyor.

Sonuç oldukça çarpıcı

Bu varsayımlar altında:

TL kredi maliyeti Daha rasyonel seçenek
%25 🟢 TL
%27 🟢 TL
%29 🟢 TL
%30 🟢 TL
%31 🟢 TL
%32,2 ⚖️ Başa baş
%33 🔵 USD
%35 🔵 USD
%38 🔵 USD
%40 🔵 USD
%45 🔵 USD
%50 🔵 USD

Dolayısıyla %32,2 kritik eşik.

TL ticari kredi maliyeti bunun altında kaldığı sürece TL kredi avantajlı; %32,2’nin üzerine çıktığında ise verilen varsayımlar altında USD kredi avantajlı hale geliyor.

Fakat burada önemli bir teknik ayrıntı var

2025’te yapılan düzenlemeyle bankalar ve finansman şirketlerinin kullandırdığı döviz ve altın kredilerinde %1 KKDF uygulanmaya başladı. İhracat finansmanı gibi bazı kredilerde ise istisna bulunuyor.

Dolayısıyla sizin %32,2 hesabımız, %1 KKDF ve %1 komisyonun kredi anaparası üzerinden maliyete eklendiği varsayımına dayanıyor. Kredi sözleşmesindeki ücret ve komisyon hesaplanma biçimine göre gerçek efektif maliyet birkaç puan/ondalık farklılaşabilir.

Reel sektör açısından daha büyük problem

TCMB verilerine göre finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı Haziran 2026’da 205,76 milyar dolara yükseldi. Aylık artış yaklaşık 2,34 milyar dolar oldu.

Üstelik kısa vadede şirketlerin 6,59 milyar dolarlık net döviz pozisyon fazlası bulunuyor. Dolayısıyla toplam açık büyük olsa da vade yapısı da ayrıca incelenmeli.

Yeni makroihtiyati tedbirlerle döviz kredi talebi sınırlandırılmaz ve TL kredi maliyeti yüksek kalmaya devam ederse, reel sektörün döviz borçlanma iştahının artması sürpriz olmayacaktır. Bu durumda 205,8 milyar dolarlık mevcut net döviz açık pozisyonunun 2027 sonunda 220-230 milyar dolar bandına doğru genişlemesi ciddi bir risk olarak karşımıza çıkabilir.

Onur ÇELİK – CFO

Okumaya devam et

BORSA

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga

Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.

Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.

Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.

Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor

Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.

Şirketin;

  • TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
  • TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası

ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.

Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.

Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.

Haziran: İki kupon daha ödenemedi

Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.

5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.

Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.

Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi

Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.

Ve şimdi Eylül…

4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka

4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.

Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.

Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.

Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.

Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?

Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.

Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.

Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.

Kredi notu da alarm veriyor

Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.

Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.

Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.