Connect with us

GÜNCEL

Winston Churchill: Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir

Yayınlanma:

|

Ortadoğu bölgesi petrolün kullanılmasının yaygınlaşması ile bir türlü huzur yüzü görmedi. Bu husus bizzat İngiltere’de başbakanlık da yapmış Winston Churchill’in 1936 yılında Avam Kamarasında söylediği “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.” sözü ile daha da tehlikeli bir hâl alarak günümüze kadar ulaştı. Ortadoğu’da petrol nedeniyle milyonlarca insan hayatını bugüne kadar yaşanan savaşlarda kaybederken, milyonlarcası yaralanıp ömür boyu sakat kalırken, bir o kadar da çocuk maalesef yetim kaldı. Hâlâ da bu ölümler hız kesmeden devam ediyor!

İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaş ardından özellikle salı günü Gazze’deki El Ehli hastanesine yönelik saldırıyla ilgili taraflar hâlen daha birbirlerini suçlarken, yüzlerce insanın hayatını kaybetmesi sonrasında küresel mali piyasalarda artan jeopolitik tansiyonun etkilerini dün gün boyu izledik. Bu bağlamda, güvenli liman arayışının da etkisi ile Brent cinsi ham petrol, altın ve dolar yeniden yatırımcıların akınına uğrarken, hisse senetleri ve amiral gemi ABD 10 yıllık devlet tahvilleri ise satışlara sahne oldu.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün 93 dolara kadar yükselerek son 8 günde %11’den fazla değer kazandı. İran Enerji Bakanı’nın İsrail’e ambargo çağrısının etkili olduğunu gözlemliyoruz. Benzer bir şekilde, altının ons fiyatı 1,963 dolar seviyesine kadar yükselerek son 8 günde yaklaşık %9 değer kazandı. ABD’de salı günü açıklanan güçlü perakende satışlar verisi faiz patikası ile ilgili kafaların yeniden karışmasına neden olurken, 10 yıllık ABD tahvil getirisi son 7 günde %9’dan fazla yükselerek %5 seviyesine dayanmak suretiyle son 16 yılın zirvesine yükseldi.

ABD’de piyasa faizlerinin artması, zaten güçlü bir eğilim kaydeden ABD dolarının daha da değerlenmesine neden oldu: doların piyasa kuru olan sepet bazında DXY yeniden gözünü önem verdiğimiz teknik bir seviye olan 107,2’ye dikerken, EUR, GBP ve JPY gibi para birimlerinin zayıf seyri devam ediyor. Güçlü dolar teması ve güvenli liman arayışının yeniden artmasına paralel risk iştahının arttığını dönemlerin yatırım aracı olan hisse senetleri de küresel çapta değer kaybına maruz kaldı.

ABD’de önde gelen eneksler, gerek artan jeopolitik riskler gerekse de ABD 10 yıllık tahvil getirisinin ‘amansız’ yükselişine paralel geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %1,6 geriledi. Çeyrek dönem sonuçlarını açıklamaya devam eden ABD bankaları arasında Morgan Stanley’nin üçüncü çeyrek kârının hayal kırıklığı yaratması ile %6,5 oranında değer kaybetti.

ABD’de konut sektöründe de keskin bir durgunluk yaşandığını da not edelim. Dün açıklanan mortgage başvuruları 28 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşirken, 30 yıl vadeli mortgage faizi de %8’e yaklaştı. Konut başlangıçlarına dair açıklanan veri de beklentileri karşılayamadı. Not edelim ki, yüksek piyasa faizlerinin FED’in yapması gereken ‘işi’ de ikâme ettiği inanışı her geçen gün daha da artıyor.

Türkiye cephesinde ise gerek jeopolitik riskler, gerekse de son günlerde sıklıkla dile getirdiğimiz üzere taze kaynak girişinin eksikliğinde (yabancı yatırımcı hâlen daha istenildiği boyutta ortalıkta yok) halka arzların da piyasadan para çıkışının neden olması ile hisse senetleri ‘can sıkan’ bir seyir izliyor.  Dün talep toplaması başlayan Tab Gıda’nın yaklaşık 7 milyar TL büyüklüğünde devasa halka arzının da endeks üzerinde baskı kurduğunu söyleyebiliriz. Bir önceki günü %2,2 soluklanan hisse senetleri, toplam yatırımcı sayısının 8 milyona ulaştığının açıklandığı dünkü günde yeniden satış baskısına maruz kalarak günü %3,4 kayıpla tamamladı. Hûlasa, teknik mânâda, 4,310 seviyesinden başlayan ve 8,560 seviyesine kadar uzanan serüvenin geri dönüşünün başladığı yönünde içimizde devam eden kuşkuya paralel aşağıda ilk etapta 7,560 seviyesini takip edeceğiz. Söz konusu hareketi %50 düzeltme seviyesinin de 6,440 puan civarında olduğunu not edelim.

USDTRY kuru ise kademeli bir şekilde ve tahminlerimizle uyumlu her gün daha da yukarı sloganı ile kamunun da kontrolünde psikolojik 28 seviyesini aşarak tüm zamanların yeni rekorunu bir adım daha yukarıya taşıdı. Ons altının güvenli liman edası ile son 2 ayın zirvesine çıktığı bugünlerde, USDTRY kurunun da rekorlara imza atmasına paralel, Türk insanın ana saik güvenlik olmak kaydı ile her daim değişmez yatırım aracı olan gram altın 1,752 TL seviyesine yükselerek yeni bir rekor kırdı.

Piyasa katılımcıları açısından cereyan eden gelişmeleri -hem içeride hem de dışarıda- ‘tatsız’ olarak yorumluyoruz. Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında da hâkim renk koyu kırmızı. Gösterge endeks Tokyo borsası %2’ye yakın gerilerken, Hong Kong borsasında kayıplar %2’yi de aştı. ABD, bölgede mahsur kalan 2,3 milyon insan için insani krizin kötüleşmesi ve Ortadoğu’da İsrail karşıtı protestoların alevlenmesi nedeniyle Mısır’ın, yardımların Filistinlilere ulaşmasına izin vermek için Gazze Şeridi ile olan sınır kapısını yeniden açmayı kabul ettiğini söyledi.

Her hafta perşembe günü olduğu üzere bugün de TCMB ve BDDK’nın açıklayacağı haftalık bültenleri yakından takip edeceğiz. Özellikle KKM hacminde yaşanan gelişmeleri merakla inceleyeceğiz. Akşam saatlerinde ise, FED Başkanı Powell’ın konuşmasını takip edeceğiz. Son günlerde FED cephesinden gelen yorum ve açıklamaların sözlü bir yönlendirme olarak görüldüğünü paylaşmıştık. Reuters anketine katılan ekonomistlere göre FED’in 1 Kasım tarihinde düzenlenecek olağan FOMC toplantısında faiz oranını sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, faizi düşürmeden önce düşünülenden daha uzun süre bekleneceği inancı da hız kazanıyor. Bu sabah itibari ile piyasa tahmincilerinin (vadeli faiz kontratları) 2024 yılına dair faiz indirim beklentisi 50 baz puana geriledi. Bakalım Powell bu akşam tüm bu gelişmeleri teyit edecek mi?

İktisatbank

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türk Ekonomi Bankası (TEB) 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı 841 milyar TL olurken, net kârı 8 milyar 860 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri toplam aktiflerinin yüzde 61,63’ünü oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar TL oldu. 2026 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in öz kaynakları 67,3 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleşti.

Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdü. Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkânı sunan TEB, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor.

Banka aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. İGE iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon TL’ye varan kredi imkânı tanıyan TEB, EBRD ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon Euro’luk fonun ilk 25 milyon Euro’luk diliminin yüzde 75’i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi. Banka, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı’nı da başlattı. TEB yeni programıyla önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacak.

Kurulduğu 2012 yılından bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve online eğitimler verildi.

Girişim Bankacılığı çalışmaları kapsamında yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye devam eden TEB; ODTÜ Teknokent ve La French Tech İstanbul iş birliğiyle girişimcileri Paris’te düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük Teknoloji fuarlarından biri olan VivaTech’te ağırlayarak, küresel pazarlarda görünürlük kazanmalarına destek oldu. Diğer yandan, uygulayıcı kuruluşlarından biri olduğu TÜBİTAK BiGG’de, dört kurum ortaklığında gerçekleştirilen U4Venture programının jüri ve Investor Day süreçlerini üstlenerek girişimcileri yatırımcılarla buluşturdu. Banka, TİM TEB Girişim Evi 2026 yılı programları kapsamında yeni girişimcileri hızlandırma programlarına dahil ederek girişimcilerin yeteneklerini ve potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için de çalışmalarına devam ediyor.

Kurumsal bankacılık alanında işletmelere sağladığı finansman desteğini küresel iş birlikleriyle güçlendiren TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Türkiye’de ilk kez TEB aracılığıyla kullandırdığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) kapsamında toplam 25 milyon Euro tutarındaki iki dilimli kredi anlaşmasının 15 milyon Euro’luk ikinci dilimini temin ederek, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanıma sundu.

Öte yandan, uluslararası fonlama kapasitesini artırmaya devam eden TEB, Mart 2026’da kurulumunu tamamladığı 2 milyar ABD doları tutarına kadar olan Euro Medium Term Note (EMTN) programı kapsamında, Haziran 2026 sonu itibarıyla yurt dışı piyasalarda 11 tahvil ihraç işlemini başarıyla gerçekleştirerek 333,5 milyon ABD doları karşılığı finansman sağladı. Farklı vade ve para birimlerinde esnek ihraç imkânı sunan bu program, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi.

TEB’e uluslararası kuruluşlardan 3 ödül birden

Müşteri odaklı hizmet anlayışı ve yenilikçi çözümleriyle TEB, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de küresel çapta saygın finans yayınları tarafından ödüllerle taçlandırıldı.

Bu kapsamda TEB, KOBİ Bankacılığı’na yönelik çalışmalarına istinaden uluslararası finans dünyasının önde gelen yayınlarından Euromoney’nin düzenlediği Mükemmellik Ödülleri’nde “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” seçildi.

Varlık yönetimi alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan TEB Özel Bankacılık, World Finance Dergisi tarafından üst üste sekizinci kez “Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık” ödülünü kazanarak sektördeki istikrarlı başarısını ve öncü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu.

Banka Sermaye Piyasası ve TL Muhabir Hesap Hizmetleri kapsamında ise, Global Finance Dergisi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede “Dünyanın En İyi Alt-Saklama Bankası 2026” kapsamında Türkiye’nin en iyisi unvanına layık görüldü.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.