Connect with us

GÜNCEL

Winston Churchill: Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir

Yayınlanma:

|

Ortadoğu bölgesi petrolün kullanılmasının yaygınlaşması ile bir türlü huzur yüzü görmedi. Bu husus bizzat İngiltere’de başbakanlık da yapmış Winston Churchill’in 1936 yılında Avam Kamarasında söylediği “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.” sözü ile daha da tehlikeli bir hâl alarak günümüze kadar ulaştı. Ortadoğu’da petrol nedeniyle milyonlarca insan hayatını bugüne kadar yaşanan savaşlarda kaybederken, milyonlarcası yaralanıp ömür boyu sakat kalırken, bir o kadar da çocuk maalesef yetim kaldı. Hâlâ da bu ölümler hız kesmeden devam ediyor!

İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaş ardından özellikle salı günü Gazze’deki El Ehli hastanesine yönelik saldırıyla ilgili taraflar hâlen daha birbirlerini suçlarken, yüzlerce insanın hayatını kaybetmesi sonrasında küresel mali piyasalarda artan jeopolitik tansiyonun etkilerini dün gün boyu izledik. Bu bağlamda, güvenli liman arayışının da etkisi ile Brent cinsi ham petrol, altın ve dolar yeniden yatırımcıların akınına uğrarken, hisse senetleri ve amiral gemi ABD 10 yıllık devlet tahvilleri ise satışlara sahne oldu.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün 93 dolara kadar yükselerek son 8 günde %11’den fazla değer kazandı. İran Enerji Bakanı’nın İsrail’e ambargo çağrısının etkili olduğunu gözlemliyoruz. Benzer bir şekilde, altının ons fiyatı 1,963 dolar seviyesine kadar yükselerek son 8 günde yaklaşık %9 değer kazandı. ABD’de salı günü açıklanan güçlü perakende satışlar verisi faiz patikası ile ilgili kafaların yeniden karışmasına neden olurken, 10 yıllık ABD tahvil getirisi son 7 günde %9’dan fazla yükselerek %5 seviyesine dayanmak suretiyle son 16 yılın zirvesine yükseldi.

ABD’de piyasa faizlerinin artması, zaten güçlü bir eğilim kaydeden ABD dolarının daha da değerlenmesine neden oldu: doların piyasa kuru olan sepet bazında DXY yeniden gözünü önem verdiğimiz teknik bir seviye olan 107,2’ye dikerken, EUR, GBP ve JPY gibi para birimlerinin zayıf seyri devam ediyor. Güçlü dolar teması ve güvenli liman arayışının yeniden artmasına paralel risk iştahının arttığını dönemlerin yatırım aracı olan hisse senetleri de küresel çapta değer kaybına maruz kaldı.

ABD’de önde gelen eneksler, gerek artan jeopolitik riskler gerekse de ABD 10 yıllık tahvil getirisinin ‘amansız’ yükselişine paralel geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %1,6 geriledi. Çeyrek dönem sonuçlarını açıklamaya devam eden ABD bankaları arasında Morgan Stanley’nin üçüncü çeyrek kârının hayal kırıklığı yaratması ile %6,5 oranında değer kaybetti.

ABD’de konut sektöründe de keskin bir durgunluk yaşandığını da not edelim. Dün açıklanan mortgage başvuruları 28 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşirken, 30 yıl vadeli mortgage faizi de %8’e yaklaştı. Konut başlangıçlarına dair açıklanan veri de beklentileri karşılayamadı. Not edelim ki, yüksek piyasa faizlerinin FED’in yapması gereken ‘işi’ de ikâme ettiği inanışı her geçen gün daha da artıyor.

Türkiye cephesinde ise gerek jeopolitik riskler, gerekse de son günlerde sıklıkla dile getirdiğimiz üzere taze kaynak girişinin eksikliğinde (yabancı yatırımcı hâlen daha istenildiği boyutta ortalıkta yok) halka arzların da piyasadan para çıkışının neden olması ile hisse senetleri ‘can sıkan’ bir seyir izliyor.  Dün talep toplaması başlayan Tab Gıda’nın yaklaşık 7 milyar TL büyüklüğünde devasa halka arzının da endeks üzerinde baskı kurduğunu söyleyebiliriz. Bir önceki günü %2,2 soluklanan hisse senetleri, toplam yatırımcı sayısının 8 milyona ulaştığının açıklandığı dünkü günde yeniden satış baskısına maruz kalarak günü %3,4 kayıpla tamamladı. Hûlasa, teknik mânâda, 4,310 seviyesinden başlayan ve 8,560 seviyesine kadar uzanan serüvenin geri dönüşünün başladığı yönünde içimizde devam eden kuşkuya paralel aşağıda ilk etapta 7,560 seviyesini takip edeceğiz. Söz konusu hareketi %50 düzeltme seviyesinin de 6,440 puan civarında olduğunu not edelim.

USDTRY kuru ise kademeli bir şekilde ve tahminlerimizle uyumlu her gün daha da yukarı sloganı ile kamunun da kontrolünde psikolojik 28 seviyesini aşarak tüm zamanların yeni rekorunu bir adım daha yukarıya taşıdı. Ons altının güvenli liman edası ile son 2 ayın zirvesine çıktığı bugünlerde, USDTRY kurunun da rekorlara imza atmasına paralel, Türk insanın ana saik güvenlik olmak kaydı ile her daim değişmez yatırım aracı olan gram altın 1,752 TL seviyesine yükselerek yeni bir rekor kırdı.

Piyasa katılımcıları açısından cereyan eden gelişmeleri -hem içeride hem de dışarıda- ‘tatsız’ olarak yorumluyoruz. Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında da hâkim renk koyu kırmızı. Gösterge endeks Tokyo borsası %2’ye yakın gerilerken, Hong Kong borsasında kayıplar %2’yi de aştı. ABD, bölgede mahsur kalan 2,3 milyon insan için insani krizin kötüleşmesi ve Ortadoğu’da İsrail karşıtı protestoların alevlenmesi nedeniyle Mısır’ın, yardımların Filistinlilere ulaşmasına izin vermek için Gazze Şeridi ile olan sınır kapısını yeniden açmayı kabul ettiğini söyledi.

Her hafta perşembe günü olduğu üzere bugün de TCMB ve BDDK’nın açıklayacağı haftalık bültenleri yakından takip edeceğiz. Özellikle KKM hacminde yaşanan gelişmeleri merakla inceleyeceğiz. Akşam saatlerinde ise, FED Başkanı Powell’ın konuşmasını takip edeceğiz. Son günlerde FED cephesinden gelen yorum ve açıklamaların sözlü bir yönlendirme olarak görüldüğünü paylaşmıştık. Reuters anketine katılan ekonomistlere göre FED’in 1 Kasım tarihinde düzenlenecek olağan FOMC toplantısında faiz oranını sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, faizi düşürmeden önce düşünülenden daha uzun süre bekleneceği inancı da hız kazanıyor. Bu sabah itibari ile piyasa tahmincilerinin (vadeli faiz kontratları) 2024 yılına dair faiz indirim beklentisi 50 baz puana geriledi. Bakalım Powell bu akşam tüm bu gelişmeleri teyit edecek mi?

İktisatbank

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.